Blog

  • Evvel Zaman İçinde Saatin Kısa Tarihi

    Evvel Zaman İçinde Saatin Kısa Tarihi

    Saatin tarihçesi elbette uzun mu uzun bir süreci kapsıyor ama takdir edersiniz burada konuya kısa bir bakış atabileceğiz. İnsanın saat olarak kullandığı ilk araç, yaşam kaynağımız Güneş oldu ve uzun süre onunla takip etti zamanı… Ne zaman ki nüfus çoğaldı, hayat karmaşıklaştı, toplumsal sistemler değişti zamanı ölçmek de zorlaştı. Ve bakın onsuz yapamadığımız “saat” bugünlere nasıl geldi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    90 derecelik açı ile yere dikilen sopanın gölgesi, yerdeki yarım daire üzerinde Güneş ışığına göre hareket eder ve buna göre zaman eşit dilimlere ayrılırdı. İcadı MÖ 3500’e kadar giden araç Güneş’in görünmediği vakitlerde tamamen işlevsizdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Üst hazneden alttaki hazneye akan kum ile sadece belli zaman aralıkları ölçülürdü. 16. yüzyılda kullanılmaya başlanan saatle sürekli zamanı ölçmek mümkün değildi ve dezavantajlarından biri de uzun zaman aralıkları için başında birisinin beklemesi gerekliliğiydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kısa zaman aralıklarını ölçmek için ateş saati ya da su saati gibi alternatif ölçüm araçları icat edilmişti. Örneğin Mısır’da ortaya çıkan ve 10. yüzyıla kadar kullanılan su saati, dibi delik bir kovadaki suyun boşalması ve dolmasıyla zamanı gösteriyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ortaçağ’da insanlar gün içindeki zaman ayarlarını kısa aralıkları ölçen araçlara göre yaparken, kadran ve dişli çark sistemiyle işleyen mekanik saat 14. yüzyılda Avrupa’daki dinî mabetlerde görülmeye başlandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1524’te Alman kilit ustası Peter Henlein, kolye gibi takılarda taşınabilen ilk küçük kurmalı saati yaptı. 1656’da ise sarkaçlı saatler üretildi. Bu dönemlerde saat sahibi olmak tam bir statü göstergesiydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İnsanların evlerinde mekanik saat bulundurmasının lüks ve pahalı olduğu dönemlerde meydanlara dikilen saat kuleleri zaman konusundaki toplumsal ihtiyacı gideriyordu. Anadolu’daki ilk kule 1797’de dikilen Safranbolu Saat Kulesi olmuştu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İlk kez 1970’lerde görülen ve halen kullandığımız elektronik saatler pille çalışır ve hata yapma payları bulunur. Günümüzdeki kol saatleri elektronik saatler sınıfına girdiği gibi, saat kulelerinin büyük bir kısmı da elektroniğe dönüşmüştür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    21. yüzyıl insanları içinse zaman artık akıllı saatlerden takip ediliyor. Kolumuza taktığımız ve bilgisayar sistemi ile entegre edilmiş bu saatler bilgisayara ya da telefona dönüşebilirken bu tasarıma “giyilebilen teknoloji” de deniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Bir de büyük fizik laboratuvarlarında kullanılan atom saatleri var ki geçmişteki güneş ya da kum saatlerini düşününce insanın yüzüne bir gülümseme yerleşiyor. İlk kez 1949’da yapılan bu saatin, 3 milyon yılda 1 saniye hata yapma oranı ise % 22,522!

  • 8 Madde İle Evrenden İlginç Bilgiler II

    8 Madde İle Evrenden İlginç Bilgiler II

    Atomaltı parçacıklardan tutun milyarlarca yıldızdan oluşan galaksilere, -bildiğimiz kadarıyla- canlıların evi olan dünyamızdan, canlıların her biri ayrı bir dünya olan bedenlerine kadar milyarlarca bilgi! Şimdilik 8 tanesini listemize taşıyoruz, okuyup şaşırmaya ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • SÜRDÜRÜLEBİLİR KOCA BİR DÜNYA İÇİN MİNİK DETAYLAR

    SÜRDÜRÜLEBİLİR KOCA BİR DÜNYA İÇİN MİNİK DETAYLAR

    1972 yılındaki Stockholm Konferansı’nda, dünya kaynakları konusunda önlem alınmadığı takdirde büyük problemler yaşanacağı ilk kez dile getirilmişti. 1987 yılındaki Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Komisyonunda ilk kez “sürdürülebilirlik” kavramı kullanıldı ve günümüze kadar bu kavramın birçok tanımı yapıldı. Onlardan biri de Amerikalı çevreci Paul Hawken’e aitti… Ona göre sürdürülebilirlik, insan ve yaşayan dünya arasındaki yıkıcı ilişkiyi dengelemeye dayanıyordu. Tam burada şu soru sorulabilir: İyi de dünya ile yaşam kültürümüz arasındaki bu ilişkiyi biz nasıl dengeleyeceğiz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
  • 7 Madde İle Klasik Müziğin Romantik Dönemini Başlatan Ludwig Van Beethoven

    7 Madde İle Klasik Müziğin Romantik Dönemini Başlatan Ludwig Van Beethoven

    Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük müzisyenlerinden biri olan Beethoven’ın kaleminden çıkan notalar çığır açmış, klasik müziği derinlemesine etkilemiştir. Yaşadığı dönemden günümüze müzik dünyasının gelmiş geçmiş en büyük ustalarından sayılan Ludwig Van Beethoven’ı 7 maddede listemize taşıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çocukluktan Müzisyen” title_font_size=”13″]

    1770’de Almanya’nın Bonn şehrinde doğan Beethoven’ın kendisi gibi müzisyen olan babası onu küçük yaşlardan itibaren yetiştirmeye başladı. Bir saray müzisyeni olan baba Beethoven, oğlu henüz 4-5 yaşlarındayken ona müzik eğitimi vermeye başlamıştı bile.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Viyana Günleri” title_font_size=”13″]

    Beethoven’ın bir sonraki ünlü hocası ise Avusturyalı Joseph Haydn olacaktır. Bonn’a yaptığı bir ziyaret sırasında Beethoven’ın yeteneğine hayran kalan Haydn onu Viyana’ya davet eder ve böylece Beethoven tüm hayatını geçireceği Viyana’ya taşınmış olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Genç Bir Dâhi Yetişiyor” title_font_size=”13″]

    Beethoven’ın büyük yeteneğini besleyen müzisyenler arasında Mozart’ın da arkadaşı olan Johann Schenk ve kontrpuan dersleri aldığı Johann Albrechtsberger de bulunur. Başta dönemin en büyük müzisyeni Mozart olmak üzere, Viyana’daki seçkin müzik çevresinin Beethoven’ın altyapısına önemli bir katkısı olduğu aşikârdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Müziğin Sağır Ustası” title_font_size=”13″]

    Ne yazık ki bu genç yetenek işitme sorunları yaşamaya başladı. Hatta Beethoven’ın Viyana’nın ünlü katedrali St. Stephen’s ziyareti sırasında yaşadığı bir olay sonucunda işitme kaybı yaşadığından emin olduğu söylenir. Katedralin çanları çalmaya başlar ve çanların çalmasıyla kuşlar havalanır, Beethoven havalanan kuşları görür ama çanları duyamaz işte o sırada işitemediğinden emin olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sağırlığın Getirdiği Yalnızlık” title_font_size=”13″]

    Her geçen gün işitme yetisini daha da kaybeden Beethoven kendini derin bir yalnızlığa hapseder. Özellikle sağırlığının ilk zamanlarında kimseyle iletişim kurmaz ve çalışmalarına yoğun bir şekilde devam eder. Bir süre sonra, insanlarla yazışarak iletişim kurmaya başladığı söylenmektedir. 9. senfoninin bestesi tamamlandığında Beethoven’ın işitme yeteneğini tamamen kaybetmiş olduğu ve eserin son hâlini asla dinleyemediği bilinmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dünyanın En Büyük Müzisyenlerinden Biri” title_font_size=”13″]

    Beethoven 1856’da sirozdan hayatını kaybedene dek 9 senfoni, 32 piyano sonatı ve Fidelio isminde bir opera yazdı. Eserleri, 18. yüzyıl klasisizminden 19. yüzyıl romantizmine geçişte kilometre taşı oldu ve kendinden sonra gelen müzisyenleri derinden etkiledi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ve Dünyanın En Güzel Müzikleri” title_font_size=”13″]

    Beethoven’ın 5. ve 9. senfonileri, klasik müziğin en iyi bilinen eserleri arasında yer alır. 9. senfoniden “Ode To Joy” yani Neşeye Övgü’nün sözleri dünyaca ünlü Alman ozan ve tarihçi Friedrich Schiller’e aittir, bu eser Avrupa Birliği’nin resmî marşı olarak seçilmiştir. 5. senfoninin ise özellikle dört notadan oluşan açılış melodisi dünya müzik tarihini değiştirmiş; televizyon ve film prodüksiyonlarında, rock’tan pop’a birçok müzik parçasında bu melodiden ilham alınmıştır.

  • NEVŞEHİR’İN KEŞFEDİLECEK NE ÇOK YERİ VAR!

    NEVŞEHİR’İN KEŞFEDİLECEK NE ÇOK YERİ VAR!

    Aksaray, Niğde, Kayseri, Yozgat ve Kırşehir’in komşuluk ettiği Nevşehir oldukça eski bir yerleşim… Günümüzde de Merkez, Acıgöl, Derinkuyu, Ürgüp, Avanos, Gülşehir, Hacıbektaş ve Kozaklı ilçelerinin eşsiz doğasında trekkingden dağ bisikletine, atlı safariden balon seyahatine yapılacak çok sayıda aktivite bulunuyor. Kentin öne çıkan değerlerinden birkaç tanesini bu sayfada bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Nevşehir denince akla ilk gelen yer şüphesiz ki Kapadokya’dır. Yanardağların püskürttüğü lav ve küllerin milyonlarca yıl içinde yaşadığı dönüşüm sonucunda ortaya çıkan manzara tüm dünyanın gözbebeği. UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınan Göreme Açıkhava Müzesi yaz-kış turistik ilgi görmekte.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Nevşehir’in alametifarikalarından bir diğeri de hiçbir teknolojinin olmadığı dönemlerde kayaların aşağı doğru delinmesiyle oluşturulan yer altı şehirleridir. Kentin farklı bölgelerinde bulunan ve erzak deposundan havalandırma sistemine, yaşam alanlarından su kuyularına ince ince dizayn edilen bu mekânların nasıl yapıldığı hala bir muamma.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sivas’ta doğarak Karadeniz’e dökülen Kızılırmak’ın kıvrıla kıvrıla kat ettiği 10 şehrimizden biri de Nevşehir. Şehri ortadan ikiye bölen nehir Gülşehir, Avanos ve Ürgüp ilçelerinden geçerken geride doyum olmayan manzaralar bırakıyor. Özellikle Avanos’ta nehir kıyısına sıralanmış kafelere oturup Türk kahvesi eşliğinde Kızılırmak’ı ve üstüne kurulmuş tarihî Asma Köprü’yü seyretmek çoktan gelenek halini almış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Adını, 1209-1271 yılları arasında yaşamış mutasavvıf ve filozof Hacı Bektâş-ı Veli’den alan Hacıbektaş ilçesinde büyük âlimin izlerini görebileceğiniz birçok mekân bulunuyor. Özellikle Hacı Bektâş-ı Veli tarafından 13. yüzyılda temelleri atılan, UNESCO tarafından 2012’de Dünya Mirası Listesi’ne alınan ve 1964’ten bu yana müze olarak ziyaret edilebilen Hacı Bektâş-ı Veli Türbesi şehrin en çok ilgi gören merkezlerinden biri.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Adını doğu tarafında bulunan güvercinliklerden alan Güvercinlik Vadisi 4100 metre uzunluğu ile Kapadokya’nın da en uzun vadilerinden biri. Merkeze bağlı Uçhisar beldesindeki vadide bir de ağaç var ki yerli-yabancı turistlerin nazar boncuğu bağlayarak dilek dilediği ve fotoğraf çektirmeden dönmediği turistik bir noktaya dönüşmüş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Avanos ilçesi aynı zamanda Hititlerden bu yana süre gelen seramik yapımıyla da ünlü. Avanos’taki dağlardan ve Kızılırmak’ın eski yataklarından elde edilen kil topraklar, önce çamura, sonra ayakla döndürülen ve çark adı verilen tezgâhlarda elle şekillendirilerek çanak, çömlek, testi gibi objelere dönüştürülüyor. Güneş ve gölgede kurutulup fırında pişirilen bu ürünler Avanos’taki atölye ve dükkânlarda satışa sunuluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Çanak-çömlek demişken, Nevşehir mutfağının en güzel ve ünlü yemeklerinden biri olan testi kebabı da adı üstünde şehirde üretilen bu testilerde pişiyor. Kuşbaşı etin soğan, sarımsak, domates, biber ve karabiberle buluştuğu kebap, testiye doldurularak tereyağı ekleniyor; ağzı ekmek hamuruyla kapatılarak odun ateşinde iki saat boyunca pişiriliyor ve bir süre dinlendirilen yemek testi kırılarak servis ediliyor.

  • Çocuğunuzu İnternet’in Tehlikelerinden Korumanın 8 Etkili Yöntemi

    Çocuğunuzu İnternet’in Tehlikelerinden Korumanın 8 Etkili Yöntemi

    Yaz tatili çocukların bilgisayar ve internet başında en çok zaman geçirdiği günler oluyor. Çocukların eğitimi için bilgisayar ve internet şart olsa da monitör başında oldukları sırada birçok tehlikeye maruz kalabiliyorlar. Artık bireylerin tüm haberleri internet üzerinden aldığı, tüm sosyal aktivitelerin sosyal medya üzerinden yaşandığı çağımızda çocuğunuzun bilgisayardan uzak durmasını istemek mantıklı gözükmüyor ama bir yandan da her ebeveynin aklı çocuğunun internette nelerle karşılaşacağında kalıyor. Bu sebeple ebeveynler çocuklarının internet trafiğini kontrol etmeyi, bilgisayar başında geçirdiği saatleri denetlemeyi tercih ediyorlar. Bu zorlu ve önemli konuda size yardımcı olmak adına kapsamlı bir araştırma yaptık ve çocuğunuzu internetin tehlikelerinden korumanın 8 yöntemini sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çocuklarınızın Monitör Başında Ne kadar Zaman Geçireceğini Programlayın” title_font_size=”13″]

    Çocuklar internet ve bilgisayar başında saatler geçirmeye istekli olsalar bile fiziksel ve ruhsal gelişimlerinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için açık havada, yaşıtlarıyla sosyalleşerek de zaman geçirmeleri gerekiyor. Çocuğunuzun internette ne kadar zaman geçirmesi gerektiğini net bir şekilde belirleyin ve bu kurala uymasını sağlayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çocuklarınızla İletişim Kurun” title_font_size=”13″]

    Çocuklarınıza fiziksel hayatta olduğu gibi sanal hayatta da kötü niyetli kişiler olabileceğini ve kendilerini korumak için almaları gereken önlemler olduğunu net bir dille anlatın. Aynı şekilde nasıl sokakta tanımadıkları kişilerle konuşmuyorlarsa, internette de tanımadıkları kişilerle konuşmamaları gerektiğini anladıklarından emin olun.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Neyi Paylaştıklarına Dikkat Edin” title_font_size=”13″]

    Sosyal medya; bireyleri, her türlü fotoğraflarını, videolarını ve kişisel bilgilerini paylaşmaya teşvik ediyor. Bu durum yetişkinler için bile rahatsız edici olurken çocuklar için büyük bir tehlike oluşturuyor. Çocuklarınızın paylaştığı fotoğraflara, yazılara dikkat edin ve onlara neyin paylaşılıp neyin paylaşılmayacağını öğretin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çocuklarınıza Yardımcı Olun” title_font_size=”13″]

    Çocuklarınızın, kullandıkları sosyal medya kanallarının güvenlik seçeneklerini ayarlamalarına yardım edin. Bu şekilde hesaplarının ve fotoğraflarının kötü niyetli üçüncü kişiler tarafından izlenmesini engelleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Virüs Koruma Programları Kullanın” title_font_size=”13″]

    Hem kendinizin hem de çocuklarınızın kullandığı bilgisayarlara ve mobil cihazlara virüslere karşı koruyucu programlar yükleyin. Bu programların çoğunun hem ebeveyn kontrolü modu hem de ücretsiz sürümleri bulunuyor. Bu şekilde onları kişisel bilgilerini ele geçirebilecek zararlı yazılımlardan koruyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Oyun Konsollarını Unutmayın” title_font_size=”13″]

    Unutmayın ki sadece bilgisayarların ve mobil cihazların değil, oyun konsollarının da internet bağlantısı bulunuyor. Oyun konsolları üzerinden internete girilebildiği, üçüncü kişilerle sohbet edilebildiği gibi alışveriş de yapılabiliyor, bu sebeple çocuğunuzun kullandığı oyun konsollarını da denetlemeniz, gerekirse internet erişimlerini kısıtlamanız büyük önem taşıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”YouTube Ayarlarını Değiştirin” title_font_size=”13″]

    Çocukların en sık ziyaret ettiği sitelerden biri YouTube oluyor fakat ne yazık ki bu sitede onlar için zararlı olabilecek videolar da bulunuyor. Onları bu zararlı içeriklerden korumak için YouTube anasayfasının en altında bulunan Restricted Mode/Kısıtlı Mod özelliğini etkinleştirebilir, kendilerine uygun olmayan videoları izlemesini engelleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Teknolojiden Faydalanın” title_font_size=”13″]

    İnternet bir yandan tehlikeler oluşturduğu gibi bir yandan da yararlı uygulamaları hizmetinize sunuyor. Çocuklarınızın güvenliğini sağlamak için kullanabileceğiniz birçok ürün bulunuyor. Sadece çocuklara uygun sonuçları gösteren arama motorlarını, çocuklarınızın internette geçirdiği zamanı size bildiren uygulamaları kullanarak teknolojinin nimetlerinden faydalanabilirsiniz.

  • ZAMANIN SAATSİZ AKTIĞI YER: SOMMARØY

    Güneş 22 Eylül’de ekvatorun tam üzerinden geçecek. Gece ve gündüz eşitlenecek. Doğa, kusursuz dengesini bir kez daha hatırlatacak, bizse hâlâ saatlerin peşinde koşturacağız. Peki, zamanın baskısından arınmış bir yaşam bulmak gerçekten mümkün mü? Norveç’in kuzeyindeki Sommarøy Adası bu soruya “Evet!” diyor. Burada yaz aylarında haftalarca güneş batmazken, kışın gökyüzü uzun süre karanlığa bürünüyor. Işığa göre zamanı ayarlayan bu adada insanlar saate ihtiyaç duymadan yaşıyor. Çünkü burada zaman, gökyüzünün ritmine göre akıyor. Şimdi, zamanı unutan bu kuzey adasına biraz daha yakından bakalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Norveççede “sommarøy”, kelime anlamıyla “yaz adası” demektir. Kuzey Kutup Dairesi’nin üzerindeki konumuna rağmen Sommarøy, ılıman bir iklime sahiptir. Bunun nedeni, Atlantik’ten gelen Körfez Akıntısı’nın etkisidir. Bu sıcak su akıntısı, adanın yaz aylarını bölgedeki diğer kutup yerleşimlerine kıyasla daha ılıman ve yaşanabilir kılar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kuzey Kutup Dairesi’nin hemen kuzeyinde bulunan, yaklaşık 300 kişilik nüfusa sahip Sommarøy, Norveç’in Tromsø şehrine bağlı en işlek balıkçı köylerinden biridir. Her yıl 18 Mayıs’tan 26 Temmuz’a kadar, tam 69 gün boyunca güneş hiç batmaz; sabah mı, akşam mı yoksa gece mi olduğu belirsizdir. Kasım ayından ocak ayına kadar ise “kutup gecesi” dönemi yaşanır ve günler büyük ölçüde karanlıktır. Ancak bu karanlık tamamen sürekli değildir; özellikle öğle saatlerinde hafif alacakaranlık yaşanır. Hem uzun karanlık dönemi hem uzun aydınlık dönemi yaşayan adalılar, saat kullanımının gereksiz olduğuna karar verir ve yaşamlarını ihtiyaçlarına göre düzenler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Gündelik yaşamda ışığın sürekliliği ya da yokluğu, 2019 yılında, ada halkını harekete geçirdi ve Norveç hükûmetine başvurarak dünyada bir ilke imza attılar. Amaçları netti: Saatin hayatı sınırlayan yapay bir çerçeve olduğunu savunarak, dünyanın ilk “zamansız” yeri olma isteğini resmî olarak dile getirdiler. Taleplerini şu sözlerle açıkladılar: “Zaman baskısı stresi artırıyor. Biz, hayatı gerçekten yaşamak istiyoruz. Zamanla yarışmak değil, yaşamı hissetmek istiyoruz.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın farklı köşelerinde “slow living” (yavaş yaşam) bir yaşam felsefesi olarak öne çıkar ancak Sommarøy’de bu, bir pazarlama terimi değil, günlük yaşamın kendisidir. Bu adada bir çocuğun top oynaması, kano ya da tekneye binmesi ya da birinin denize girmesi için saate bakmasına gerek yoktur. Ticaret bile saate göre işlemez; dükkânlar sabah 9’da değil, işletmecinin hazır olduğu anda açılır. Bir bakkal gece boyunca açık kalabilir, bir kafe ise ancak öğleden sonra hizmet vermeye başlayabilir. Tatil günleri, hafta sonları gibi zaman dilimleri burada silinmiştir. Ada, modern dünyanın ritmine değil, kendi doğal döngüsüne kulak verir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Henüz resmî bir karar çıkmamış olsa da ada halkı saatsiz yaşamı çoktan benimsemiştir. Sommarøy’de nesillerdir bu şekilde yaşayanlar için mesele sadece bir formalitedir. Bu düzenleme, adadaki işletme sahiplerine dükkânlarını istedikleri saatte açıp kapama özgürlüğü tanıyacak; okul ve çalışma saatleri de esnetilebilecektir. Adada yaşayanlar bu anlayışı simgelemek için kol saatlerini adanın girişindeki köprüye asarlar. Bu uygulamayla ün kazanan ada, her yıl birçok turisti kendine çeker.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Sommarøy’un doğal güzelliği, yaşam felsefesi kadar etkileyicidir. Güneşin 69 gün boyunca batmadığı yaz mevsiminde ada, altın tonlarına bürünerek ziyaretçilere arktik manzarayı kesintisiz keşfetme imkânı sunar. Eylülden nisana kadar ise bölge kış mevsimine girer; bu dönemde güneş uzun süre ufkun altında kalır ve bu soğuk havada gökyüzünü büyüleyici kuzey ışıkları (aurora borealis) aydınlatır. Yeşil, mor ve kırmızının dansı, fotoğrafçılar, doğaseverler ve macera tutkunları için unutulmaz bir deneyim oluşturur. Yalnızca bu iki doğa olayı bile, zamansız Sommarøy’u uluslararası turizm haritasında özel bir yere taşımaya yeterlidir.

  • KARADENİZ’İN GÜMÜŞ GİBİ PARLAYAN ŞEHRİ

    KARADENİZ’İN GÜMÜŞ GİBİ PARLAYAN ŞEHRİ

    Adını gümüş madenlerinden alan Gümüşhane, Karadeniz’in saklı kalmış hazinelerinden biri. Karadenizli olmanın gerektirdiği gibi engebeli olan toprakları dağlarla çevrili ve bunların başında Zigana geliyor. Denize kıyısı yok ama dağlarını kayınların, meşelerin, ladinlerin, köknarların kapladığı yemyeşil bir örtüye sahip. Ve bakın daha neler neler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Merkez, Köse, Şiran, Tortul, Kürtün ve Kelkit, dağlarla çevrili bir vadiye kurulan Gümüşhane’nin ilçeleri. Şehrin içinden geçen ve fotoğrafta da gördüğünüz nehir ise Yeşilırmak’ın kollarından olan Kelkit Çayı. Bu gümüş kentin en yakın komşuları ise Trabzon, Giresun, Bayburt ve Erzincan.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Şehir merkezinde en çok dikkat çeken yapılar arasında geniş bahçeler içinde taş, kerpiç, ahşap kullanılarak yapılmış eski konaklar bulunuyor. Ayrıca, merkezdeki Sarıçiçek köyünde bulunan 150 yıllık iki mekân var ki turistik olarak epey rağbet görüyor. Birbirine 50 metre mesafede bulunan ve bir usta ile çırağının yaptığı bu iki mekân Sarıçiçek Köy Odaları adıyla biliniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Gümüşhane, tarihî İpek Yolu güzergâhında bulunduğu için gözde ticaret merkezlerinden ve önemli kesişim noktalarından biri olmuş. Bu önemli kentin sınırları içine stratejik amaçlı veya yaşam alanı olarak kullanılan birçok da kale inşa edilmiş. Kov Kalesi, Akçakale Kalesi, Kalecik Kalesi, Krom Kalesi, Kürtün Kalesi, Keçi Kalesi, Canca Kalesi bunlardan bazıları.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Oldukça eski bir yapı olan ve tarihte iki kez onarım gördüğü bilinen Hagios Georgios Kilisesi şehrin merkezindeki Süleymaniye Mahallesi’nde yer alıyor. Bu mahalle Eski Gümüşhane olarak da bilinmekte ve barındırdığı cami, köprü, kilise gibi 37 tescilli tarihî yapı nedeniyle şehir gezisi rotalarının başında geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Gümüşhane tıpkı dağları gibi yaylaları da bol bir şehir. Kazıkbeli Yaylası, Erikbeli Yaylası, Güvende Yaylası, Kadırga Yaylası derken liste uzayıp gidiyor. Torul ilçesindeki Zigana köyünde yer alan Saronay Yaylası ise sahip olduğu Limni Gölü’yle bir adım daha öne çıkıyor. 1700 rakımlı yayladaki göl, ilham veren güzelliği ile şehrin alametifarikalarından biri.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Şehirdeki başka bir doğa harikası da Torul ilçesi Cebeli köyündeki Karaca Mağarası… Uzunluğu 150 metre, ortalama tavan yüksekliği 18 metre olan mağaranın 1500 metrekareyi kaplayan alanında milyonlarca yıl içinde oluşmuş sarkıtlar, dikitler, sütunlar, damlataşlar, traverten basamaklar gibi doğal oluşumlar görenleri büyülüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Sayfanın en başında Gümüşhane için saklı kalmış kent demiştik, bu tanımı özgün ve bol çeşitli Gümüşhane mutfağı için de kullanmamız şart. Gümüşhaneliler un herlesi çorbasından mantı çorbasına, gendime pilavından evelik dolmasına, erişte tatlısından fışkıl tatlısına uzun bir yemek listesine sahipler. Şehrin en çok bilinen ve fark yaratan lezzeti ise köme pestil olarak da bilinen cevizli sucuk.

  • Ermiş, Gezgin, Deli… Kitaplarından alıntılarla Halil Cibran

    Ermiş, Gezgin, Deli… Kitaplarından alıntılarla Halil Cibran

    Kültür ve Yaşam’ı takip edenler bilir ki yazarların, şairlerin, düşünce ve bilim insanlarının sözlerine ya da kitaplarından alıntılara sık sık yer veriyoruz. Bu seferki konuğumuz 1883 yılında Lübnan’da doğmuş, 1931’de ABD’de hayatını kaybetmiş ve en güzel eserlerini 20. yüzyılın başlarında vermiş şair, ressam ve filozof Halil Cibran…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
  • UÇAK YOLCULUĞUNDAN KEYİF ALABİLMENİZ İÇİN TAVSİYELER

    İlk kez uçağa binecek olmak genellikle büyük bir heyecan sebebidir. Kimileri bu heyecanı mutlulukla birleştirir, kimi stresle… Ama bir kere uçtuktan sonra o eşik aşılır ve tıpkı kara araçlarına binmek kadar sıradan bir hal alır. Ne var ki canımız istediği an, “durdurun uçağı inecek var” diyemeyeceğimiz bu yolculuk türünde bazı ufak detayları bilmek ve yerine getirmek, bizi yolculuğumuz süresince sıkıntı yaşamaktan korur ve hatta keyif almamızı sağlar. Bu doğrultuda bizim de size birkaç önerimiz var.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]