Blog

  • HAYVANLAR ÂLEMİNE DAİR İLGİNÇ BİLGİLER

    Hayvanların renkli ve eğlenceli dünyası, dipsiz kuyu gibi; içinde pek çok gizemi ve şaşırtıcı bilgiyi barındırıyor. Bu yazımızda hayvanlar âlemiyle ilgili birbirinden ilginç bilgileri sizlerle paylaşıyoruz. Hatta en ilginç olanlarından bir tanesini hemen yazımızın başında verelim. Deve kuşlarının attan bile daha hızlı koşabildiğini ve tıpkı bir aslan gibi kükreyebildiğini biliyor muydunuz? Daha pek çok şaşırtıcı bilgi yazımızda sizi bekliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    En büyük kara hayvanı olan filler, zıplayamayan tek canlıdır. Bacakları, iri cüsselerini kaldırmakta zorlandığı için zıplama hareketini yapamazlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kelebeklerin tat alma duyuları ayaklarında bulunur. Ayaklarıyla çiçeğin suyunu kontrol ederler ve beğenirlerse hortumlarıyla suyu emerler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kunduzlar, koca bir ağacı devirebilecek kadar güçlü dişlere sahiptirler. İlginç olan şu ki ön dişleri sürekli olarak uzar; kısaltmak için ağacı törpü gibi kullanırlar ve düzenli olarak dişlerini törpülerler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Eşlerine sadık olmalarıyla bilinen ve hayatları boyunca tek bir eşi kabul eden erkek denizatları, yeryüzünün tek doğum yapabilen “erkek” canlısıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Etçil memeli su samurlarının uyurken birbirlerinden ayrılmamak için el ele tutuştuğunu ve sarıldığını biliyor muydunuz? Hatta bir an bile ayrı kalmamak için yavrularını sırtüstü yüzerken emzirirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    3 hafta süreyle buzdolabı kalıbında dondurulan akrep, bir süre sonra üzerindeki buzlar eridiğinde hayatına devam edebilir. Ayrıca bazı akrep türlerinin 1 yıl boyunca bir şey yiyip içmeden hayatta kalabilmeleri de oldukça dikkat çekici.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bir ahtapot, 3 kalbe sahiptir; kalplerden ikisi solungaçlara kan pompalamaya yararken diğeri vücudun geri kalanının kan akışından sorumludur. Bu arada ahtapotların kan renginin maviye dönük olduğunu biliyor muydunuz?

  • MİLYON YILLIK LAV İZLERİ: BOYABAT BAZALT KAYALIKLARI

    Sinop’un Boyabat ilçesine 17 kilometre uzaklıkta, vadiler boyunca uzanan sıra dışı bir doğa harikası yükseliyor: Boyabat Bazalt Kayalıkları. Yaklaşık 10 hektarlık bir alana yayılan bu oluşumlar, 30-40 metreye varan altıgen prizma sütunlardan meydana geliyor. Yukarıdan bakıldığında arı peteğini andıran taş bloklar, farklı açılardan incelendiğinde bambaşka şekillere dönüşüyor. Gelin, bu benzersiz doğal yapıya birlikte göz atalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Milyonlarca yıl önce yerin derinliklerinden yükselen magma, yani lav, yüzeye çıktığında hızla soğuyarak katılaştı. Bu süreç sırasında mineral tanecikleri sıkıca birleşerek sert bazalt kayalarına dönüştü. Soğuma farklılıkları bazı bölgelerde çatlaklar oluşturdu; bu çatlaklar genellikle beşgen veya altıgen geometrilerle kendini gösterdi. Yüzeyle hızlı temas, sütunların üst katmanlarına ayrıcalıklı bir doku kazandırdı ve bugünkü görkemli şekilleri meydana getirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bu jeolojik süreçlerin sonucunda ortaya çıkan Boyabat Bazalt Kayalıkları su, rüzgâr ve buzun etkisiyle yüzeylerini aşındırarak bugünkü etkileyici görünümünü kazandı ve Türkiye’de, hatta dünyada, nadir bulunan bir volkanik oluşum hâline geldi. 1996’da 1. derece doğal sit alanı, 2011’de ise tabiat anıtı ilan edilerek koruma altına alındı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bazalt Kayalıkları Tabiat Anıtı, ortalama 600 metre yükseklikteki engebeli bir arazide konumlanıyor. Burada gürgen ve meşe ağaçlarının oluşturduğu karışık ormanlar, çalılıklar ve kayalık alanlar bir arada bulunuyor. Sütunların çoğu 30 ila 40 metreye ulaşırken bazı bölgelerde 20 metreye kadar alçalan dikine çatlaklar da gözlemleniyor. Bu doğal ortam, kirpi, yarasa, kaplumbağa, sincap ve çeşitli memeli türler gibi birçok hayvana ev sahipliği yapıyor. Böylesine zengin bir çevre, bölgeyi yalnızca bir ekosistem olarak değil, aynı zamanda keşfedilmeye değer bir turistik alan hâline getiriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kayalıklara gelen ziyaretçiler; yürüyüş yolları, ahşap köprüler, merdivenler, seyir terasları ve yağmur barınakları sayesinde hem konforlu hem de güvenli bir gezi deneyimi yaşıyor. Ahşap köprülerden geçerken kayalıkların arı peteğini andıran düzenini yakından gözlemlemek mümkün. Rota sonunda ise yaklaşık 75 metre yükseklikte, vadilere hâkim, nefes kesici manzaralarla karşılaşmak unutulmaz bir doğa deneyimi kazandırıyor.

  • SADECE UZAKTAN SEVEBİLECEĞİMİZ MUHTEŞEM GÜZELLİKTEKİ BÜYÜK KEDİLER

    SADECE UZAKTAN SEVEBİLECEĞİMİZ MUHTEŞEM GÜZELLİKTEKİ BÜYÜK KEDİLER

    Güçlü yapıları ve olağanüstü görüntüleriyle hepimizde hayranlık uyandıran büyük kedi ailesini, yine neredeyse hepimiz -tabii yerinde görme şansına sahip olanları saymazsak- sadece fotoğraflardan ve çekilen videolardan tanıyoruz. İnsanda şiddetli bir yakınlaşma ve sarılma hissi uyandırsalar da, eğer söz konusu olan bu muhteşem büyük kediler ise belki de en güzeli uzaktan sevmektir ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kaplan, büyük kedi ailesinin dört üyesinden biridir. Yetişkin bir erkek kaplanın ağırlığı 350 kilogramı, boyu ise 2-3 metreyi bulabilir. Turuncu-kahverengi renge sahip kürkünün üzerindeki koyu çizgiler parmak izi misali bütün kaplanlarda farklılık gösterir ve doğada kendilerini kamufle etmelerine yardımcı olur. Bir kaplan kükrediğinde sesi açık alanda 5 kilometre öteden duyulabilir, eğer o sırada yanında olmak mümkün olsa 10 santimetre uzunluğundaki köpek dişleri de rahatlıkla görülebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Büyük kedigillerin yani Panthera cinsinin bir diğer üyesi de aslandır. Güç ve cesareti temsil eden aslan için kullanılan en ünlü tabir “ormanın kralı”dır. Erkek aslanlar başının etrafında kızdığı zaman kabaran tüyleriyle meşhurdur. Bir sıçrayışta 4-5 metre uzağa atlayabilen aslanların erkek yetişkinleri 500 kilogramı bulabilir. Yaşamı boyunca rakipleriyle savaşarak hırpalanan bir aslanın ömrü yaklaşık 15 yıldır. Avlanmaya genellikle gece çıkan bu canlılar gündüz vakitlerinde uyumayı tercih ederler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Panthera cinsinin üçüncü üyesi, leopar adıyla da bilinen parslardır. Koyu sarı ya da kahverengi olabilen ve parlaklığı ile göz kamaştıran kürkünün üstünde siyah benekler bulunur. Bazı parslar ise simsiyahtır, aslında onların da benekleri vardır fakat bu benekler de siyah olduğundan seçilmeleri zordur. Kuyruk uzunluğu hariç boyları yaklaşık 70-80 santimetre olan parslar kedigiller içinde ağaca en kolay tırmanan türdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Büyük kediler ailesinin bir üyesi de, boyut açısından aslan ve kaplandan sonra gelen jaguardır. Parsa çok benzetilmekle birlikte kürkünün üstündeki benekler farklıdır ve her biri güle benzetilen desenlere sahiptir. Bununla birlikte kürkü ve benekleri tamamen siyah olan jaguarlar da bulunmaktadır. Parsa göre daha kısa ama daha kalın bacaklara sahip jaguarlar yalnız yaşamayı ve yalnız avlanmayı severler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Panthera cinsi yani büyük kedigillerin dışında kalan ama yine de bizlerin algısına göre büyük kedi olarak nitelendirilebilen canlılara geldi sıra. Bunlardan biri küçük yuvarlak kafası, koyu sarı üstüne siyah benekli kürkü, dar ve uzun bacaklarıyla öne çıkan çitadır. Hızlı koşmasıyla ünlü olan çita, sıfırdan 108 kilometre hıza 3,1 saniyede erişir ve bu hızla aldığı mesafe 450 metrenin üstüne çıktığında vücut ısısı 46 derecenin üstüne çıkarak beyni için risk oluşturur. Bu nedenle çitanın av peşindeki hızlı koşusu bir dakikanın üzerine çıkmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Amerika’ya özgü olan ve Guinness Rekorlar Kitabı’na en fazla isme sahip hayvan olarak giren pumalara ülkemizde genellikle dağ aslanı denir. Pumalar, Panthera cinsi büyük kedigiller gibi kükreyemezler ama çıkardıkları insan çığlığına benzeyen bir ses aracılığı ile iletişim kurarlar. Kürklerinin düz olan rengi kahverengi, kırmızımsı kahverengi veya gümüş gri olarak değişkenlik gösterebilir. Ağırlıkları 80 kilograma kadar çıkabilen ve saatteki hızları da 80 kilometreyi bulabilen pumaların avlanma yetenekleri oldukça gelişmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Vaşakları aşina olduğumuz kedilere benzetip de kafasını okşayabileceğinizi düşünmeyin. Normal kedilerden 5-6 kat daha ağır, hızlı ve tehlikeli canlılardır. Hafif uzunca ve uçları tüylü bir kulak yapısına sahiptirler. Kış aylarında daha da uzayan vücut tüyleri soğuklardan korunmalarını sağlar. Çoğunlukla yalnız avlanan vaşaklar bazı canlıları avlamak için birlikte hareket ederler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Orta Asya, Ortadoğu, Afrika’da yaşayan ve ülkemizde de varlığı bilinen karakulakların Latince ismi “caracal caracal”dır. Kulak çevresindeki siyahlıktan ötürü Orta Asya Türkleri’nin kediye karakulak ismini verdiği ve Latince isminin de Türkçe’den türediği biliniyor. Muhteşem bir güzelliğe sahip bu kedilerin vücut uzunlukları kuyruk hariç 75-90 santimetre arasındadır ve av peşinde iken kendilerini kamufle etmekte uzmandırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Atın sarısı kürkünün üstündeki siyah benekler yüzünden onu bir pars ya da jaguar yavrusuna benzetebilirsiniz fakat uzun bacakları sayesinde özgün bir tür olduğunu birkaç saniye içinde de fark edersiniz. Kedi ailesinde boyutlarına göre en uzun bacaklı tür servaldir. Bu canlı, 8-9 kilogram arasında değişen ağırlığı ile ortalama bir kedi büyüklüğündedir ve 2 metreye kadar sıçrayarak avını rahatlıkla yakalayabilir. İnce yapılı vücudu küçük yuvarlak kafa yapısı ve kısa kuyruğu ile birleşince oldukça narin bir görüntü verir.

  • Güneş Sistemi ve Gezegenler Hakkında Bilgiler

    Güneş Sistemi ve Gezegenler Hakkında Bilgiler

    İçinde yaşadığımız ev, sokak, cadde, mahalle, ilçe, il, ülke, kıta, Dünya derken lafın sonu akıl sınırlarını zorlayan bir sonsuzluğa uzanıyor. Dünya’mıza da ev sahipliği yapan Güneş Sistemi derlemesiyle bu sonsuzluğa ilk adımımızı atıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    dünya, mars, jüpiter, uranüs

    Güneş Sistemi, en kısa ve öz anlatımla Güneş ve onun çekim gücünün etkisiyle etrafında biriken gök cisimleri topluluğudur. Gezegenler ve uyduları, gök taşları, kuyruklu yıldızlar, asteroitler bu topluluğun birer parçasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    sun

    Sisteme adını veren Güneş ana yıldız olmakla birlikte orta büyüklükte bir yıldızdır. Buna karşılık Güneş Sistemi’nin toplam kütlesinin %99,8’i Güneş’e aittir. Katı bir yüzeye sahip olmayan, Dünya’mıza ısı ve ışık yayan bu gaz topunun yaşının 4,5 milyar yıl olduğu tahmin ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    dünya, mars, jüpiter, uranüs

    Gezegen ise bir yıldızın etrafında hareket eden gök cismine deniyor. Güneş’e olan uzaklıklarına göre sıralarsak bunlar Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün’dür. Dünya hariç bütün gezegenler adlarını Roma ya da Yunan mitolojilerinden almışlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    güneş sistemi, samanyolu, gezegen

    Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeni Jüpiter’dir. Satürn kadar belirgin olmasa da Jüpiter’in ve hatta Neptün ile Uranüs’ün de etrafında halkalar bulunur. Bunlara gazlardan oluştuğu için dış gezegenler, Dünya benzeri bir yapıya sahip olan Merkür, Venüs, Dünya ve Mars’a da iç gezegenler denir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    en küçük gezegen

    Plüton ismiyle bildiğimiz bir gezegen vardı ve Güneş Sistemi’nde gezegen sayısı sorulduğunda 9 derdik. Güneş’e en yakın gezegen Merkür iken en uzak gezegen Plüton’du. Ama 2005 yılında Plüton bir gezegen değil “cüce gezegen” olarak kabul edildi! Ve dolayısıyla Güneş’e en uzak gezegen de artık Neptün oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    dünya, mars, jüpiter, uranüs

    Hem kendi ekseni etrafında hem de Güneş etrafında dönen gezegenlerin yörüngeleri elips şeklindedir ve dönüş hızları Güneş’e uzaklıkları ile ters orantılıdır. Batıdan doğuya doğru dönen gezegenlerden bazılarının yörüngeleri birbiriyle kesişir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Güneş Sistemi’ni kapsayan Samanyolu ise içinde 200 milyar kadar yıldız barındıran bir gök adadır. Güneş Sistemi bu gök adanın merkezinde değildir, merkeze uzaklığı 30.000 ışık yılıdır. Çok daha etkileyici olanı ise evrende Samanyolu gibi milyarlarca gök ada bulunuyor olması…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Bugün tüm bu bilgilerden bilim insanları sayesinde haberdarız. Tarihe uzay hakkındaki keşifleriyle adını yazdırmış pek çok insan var ve bunların başında Galileo Galilei geliyor. Astronom, matematikçi, fizikçi, mühendis ve filozof Galileo Güneş Sistemi’ni fiziksel bulgularla açıklayan, Ay yüzeyindeki kraterlerden, Güneş yüzeyindeki lekelerden ilk kez söz eden kişi olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    uzay roketi

    Teknolojinin gelişmesiyle Dünya’dan fırlattığımız uzay araçları da bu bilgileri edinmede büyük önemi olan diğer unsurlar… Mavi güzel Dünya’mızın uzaydan nasıl göründüğünü çoktandır biliyoruz. Oysa ilk kez 1959 yılında uzaya gönderilen ABD sondası Explorer 6 ile fotoğrafı çekilmişti. Uzaya ilk gönderilen insan yapımı araç ise “Sputnik 1” isimli Sovyet uydusuydu.

  • DOMATESE TARİHTE AŞK ELMASI DENDİĞİNİ BİLİYOR MUYDUNUZ?

    DOMATESE TARİHTE AŞK ELMASI DENDİĞİNİ BİLİYOR MUYDUNUZ?

    Domatesi taze taze doğrayıp yemenin keyfi ve faydaları tartışılmaz elbette… Fakat mevsiminde aldığınız domatesleri saklayarak bütün bir sene tüketmeniz de mümkün! Mesela püresini yaparak dondurucuya atabilir ya da salçasını yaparak bütün yemeklerinizde kullanabilirsiniz. Veya kendi ketçabınızı yaparak gönül rahatlığıyla tüketebilir, domates sosu konservesi yaparak dilediğiniz yemeğe katabilirsiniz. Ama bunları zaten hepiniz biliyorsunuz… Peki mutfaklarda bu kadar yer kaplayan, tadını da çok iyi bildiğimiz domates hakkında şunları biliyor muydunuz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • İKİ DAKİKALIK TUR İLE KIRKLARELİ’NE GİDİYORUZ!

    İKİ DAKİKALIK TUR İLE KIRKLARELİ’NE GİDİYORUZ!

    Neolitik Dönem’den izler taşıyan, Roma, Bizans ve Osmanlı’ya tanıklık eden, Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı gibi yıkımlardan geçip Cumhuriyet’in kuruluşuyla yeniden dirilen ve tarihiyle, doğasıyla, kültürüyle adından bolca söz ettiren Kırklareli’ni hakkıyla gezebilmek için en az birkaç gününüzü ayırmanız gerekir. Seyahat etmeyi düşündüğünüzde planlarınızı buna göre yapabilirsiniz. Ama şimdilik bu güzel şehri iki dakikanızı alacak ve aklınızda iz bırakacak fotoğraflarla sayfamızda görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kırklareli, Marmara Bölgesi’nin Trakya kesiminde yer alır ama doğusuyla da Karadeniz sularına komşu bir şehirdir. Demirköy ilçesine bağlı İğneada ise bölgenin en güzel yerlerinden biri olarak öne çıkar. İğneada’da genişliği 40-50 metreyi uzunluğu 10 kilometreyi bulan Karadeniz Sahili hem doğallığı hem de çevresindeki tesisler ile dikkat çekerken, longoz ormanlarıyla kaplı Millî Park birçok aktivite için imkân sağlamaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Şehrin Karadeniz’le komşu iki ilçesinden biri de Vize’dir. Ülkemizde cittaslow, yani Sakin Şehir unvanı verilmiş yerlerden olan Vize’nin özellikle Kıyıköy beldesi gerçekten de doğanın kucağına kurulmuş sakin mi sakin bir yerleşimdir. Sırtını karaçam ormanlarına yaslamış Kıyıköy’de, tarihî evlerin arasından geçip sahile inerek günü batırmanın keyfi yazın ayrı kışın ayrı güzeldir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Vize ilçesinin Kızılağaç köyünde yer alan Cehennem Şelaleleri ise doğa yürüyüşünü tutku hâline getirenlerin ülkemizde tercih ettiği ilk rotalardan biri olmakta. Doğanın içindeki uzun yürüyüş yolunu takip etmek işin en keyifli tarafı… Istranca Dağları üzerindeki ormanların ve dik kayalıkların geçilerek ulaşıldığı şelaleleri görmek de yarışın sonunda sunulan bir ödül gibi diyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kırklareli ziyarete gelen tarih meraklılarını da eli boş göndermez ve Roma, Bizans, Osmanlı Dönemi’nden kalan eserlerle cezbeder. Vize ilçesindeki 14. yüzyılda camiye dönüştürülen Küçük Ayasofya, Lüleburgaz’da Mimar Sinan tarafından inşa edilen Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi ve Babaeski’deki 1633 yılında inşa edilmiş olup günümüzde D-100 uluslararası kara yolu üzerinde trafiğe açık bulunan Babaeski Köprüsü bunlardan bazılarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Mağara keşiflerini sevenler için ülkemizdeki en etkileyici doğal oluşumlardan biri de Dupnisa Mağarası’dır. İçinde dört milyon yıldır gelişimini sürdüren devasa sarkıt ve dikitler olağanüstü görüntülere sebep olurken, mağaradaki nehir ve göletlerin varlığı başlı başına adrenalin sebebidir. Trakya’nın en uzun ikinci mağarası olan Dupnisa, 2003 yılında turizme açılan bölgedeki ilk ve tek mağaradır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kırklareli denince akıllara ilk gelen tarım ürünüyse dünyada güneş çiçeği olarak bilinen ayçiçekleridir. Hatta, gün batımına kadar yüzünü Güneş’ten çevirmeyen ayçiçeği tarlaları şehrin simgesi gibidir. Kırklareli mutfağına girecek olursanız, yapılan balıkçılık ve hayvancılık sayesinde balık, et ve süt ürünlerinin bolca bulunduğunu görebilirsiniz. Trakya’nın genelinde ün yapan köfte bu şehirde de özgün bir karışım ve sunumla servis edilir. Mutfak, Isırgan otuyla yapılan kupriva, labada otuyla yapılan borani, sütlü biber turşusu gibi bölgeye özgü tatlar barındırır.

  • KUŞ KADAR DİYEMEYECEĞİNİZ BÜYÜKLÜKTEKİ KUŞLAR

    KUŞ KADAR DİYEMEYECEĞİNİZ BÜYÜKLÜKTEKİ KUŞLAR

    Kuş denince aklımıza hemen boyları santimlerle ifade edilen minik canlılar gelir ama kanatlarını açtığında karşısında duramayacağımız kuşlar da var yeryüzünde. Kuş dünyası o kadar büyük bir dünya ki içinde 10.000 kadar farklı tür bulunuyor, hatta bazı bilim insanları bu sayının 18.000’i bulabileceğini bile açıkladı. Her gün yakınımızdan onlarca küçük kuş uçar gider ama büyük kuşlarla hayatımız boyunca hiç karşılaşmayabiliriz de…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Güçlü gagaları ve büyük kursakları olan akbabaların kanat genişliği türlerine göre 1,5 ile 2,5 metre arasında değişebilir. Kanatları kapalı olduğunda oldukça fantastik bir görüntü veren yırtıcı kuşlar genellikle açık alanlarda iniş-kalkış yaparlar ve istisnaları saymazsak avlanmadan, ölen veya ölmek üzere olan hayvanları yiyerek beslenirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Boyu 1,5 metreye yaklaşabilen Japon turnaları Sibirya’da üreyen ve kış dönemlerinde Uzakdoğu ülkelerine giden göçmen kuşlardır. Japon kültüründe şansı, uzun ömrü ve sadakati temsil eden kuşların türüne göre renk detayları değişebilmektedir. Hayvanlar âlemi içinde en güzel dans eden canlılar olmaları da fazlasıyla mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Açık denizlerde yaşayan, su üstünde uyuyan, gıdasını deniz canlıları yiyerek karşılayan albatrosların kanat uzunluğu 4 metreye yaklaşmaktadır. Kanatlar dışında kalan tüylerinin tamamı beyazdır. Su üstünde saatlerce uçabilen kuşlar, kanat yapıları sayesinde neredeyse kas enerjisi harcamadan uzun süre havada süzülebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İri su kuşlarından olan pelikanların en belirgin özelliği uzun gagasının altında yer alan geniş keseleridir. Avlarını bu kesede toplar ve kese sayesinde suyunu süzerler. Kanat genişlikleri 1,8 ila 3,5 metre arasında değişebilen kuşlar kış aylarını sıcak yerlerde geçirmeyi tercih eden göçmen kuşlardır. Fosil kayıtlarına bakılırsa mavi gezegenin 30 milyon yıllık sakinleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İşte beyaz yaka tüyleri, omuzlarına tüylü bir pelerin atmış gibi duran halleriyle masallardan çıkıp gelmiş gibi görünen bir tür daha, And kondoru. Genellikle And Dağları ve Büyük Okyanus kıyılarında görülen kuşlar yuvalarını binlerce metre yükseğe yaparlar. Şili, Peru, Arjantin, Kolombiya gibi ülkelerin arma, posta pulu veya paralarında görebileceğiniz kuş da And kondorudur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İnce yapıları, kanat ve boyun hareketlerindeki incelik, su üstünde sakince süzülen hâlleri kuğuları zarafetin simgesi hâline getirmiştir. Başlarını öne doğru uzatarak uçan bu zarif kuşların, uçarken kanatlarının aldığı şekil nedeniyle müzikal bir ses çıkardığı da söylenir. Kanat genişliği 2,8 metreyi bulabilen kuğular oldukça iri yapılı kuş türleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kori bustard en büyük kuş türlerinden biridir. Kanat genişliği yaklaşık 3 metreyi bulabilen kuşlar yaşamlarının büyük bir kısmını uçmadan, geniş savanlarda yürüyerek geçirirler. Afrika’da yaşayan ve avlanmalar nedeniyle soyları tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan kori bustardlar küçük sürüngen, böcek, küçük kemirgen ya da tohum ve ot yiyerek beslenirler.

  • VE İKİ DENİZE KIYISI OLAN BİR ŞEHİR DAHA: TEKİRDAĞ

    VE İKİ DENİZE KIYISI OLAN BİR ŞEHİR DAHA: TEKİRDAĞ

    Kültür ve Yaşam’da il il gezdiğimiz ülkemizin bazı şehirleri için bu başlığı kullanmıştık: İki Denize Kıyısı Olan Şehir. O şehirlerimiz İstanbul (Karadeniz- Marmara), Kocaeli (Karadeniz-Marmara), Balıkesir (Marmara-Ege), Çanakkale (Marmara-Ege), Muğla (Ege-Akdeniz). Ve bir tarafı küçük de olsa, işte iki denize kıyısı olan bir şehrimizle daha karşınızdayız: Tekirdağ (Karadeniz-Marmara).

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Karadeniz ve Marmara Denizi dışındaki komşuları İstanbul, Çanakkale, Edirne ve Kırklareli olan Tekirdağ ülkemizin büyükşehirlerinden biridir. 11 ilçesinden Çerkezköy, Marmaraereğlisi, Süleymanpaşa ve Şarköy yazlık yerleşimlerin çok bulunduğu, çevre illerin sayfiye bölgesi olarak ilgi gösterdiği yerlerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Tekirdağ’ın kıyı şeritleri yerli-yabancı turistler tarafından en çok rağbet edilen yerler iken, dağlık bölgelerde yamaç paraşütü sevenler ve off-road tutkunları yaz-kış keşfe çıkar. En yüksek noktası 945 m. rakımlı Ganos Dağları’dır fakat bu alanı saymazsak fotoğrafta gördüğünüz gibi şehir oldukça düz bir yapıya sahiptir. Şehrin düz ve dağlık bölgeleri birbirine alternatif doğa yürüyüşlerine de olanak sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    60 kilometre uzunluğunda bir sahil şeridine sahip olan Şarköy ilçesi mavi bayraklı deniziyle ülkemizin medarıiftiharları arasındadır. İlçe sınırları içinde bulunan Hoşköy de sunduğu sakin atmosfer ve eşsiz doğa manzaralarıyla ünlüdür. Eğer yolunuz buralara düşerse fotoğraf makinanızı mutlaka yanınıza almanızı öneririz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kumbağ, özellikle İstanbulluların günü birlik tatiller için tercih ettiği, Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesine bağlı beldesidir. Deniz turizminin çok hareketli olduğu bölgede orman içindeki tesisler de yaz aylarında ve hafta sonları dolup taşmaktadır. Bölge su sporları için elverişlidir, bu arada şehrin genelinde yelken sporunun son derece popüler olduğunu da bilgi olarak ekleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Şarköy ilçesine bağlı olmakla birlikte ilçe merkezine 35 kilometre mesafede bulunan Uçmakdere aslında eski bir Rum köyüdür. Rumların “Avdimo” yani “hoş yer” dediği yere Yörükler ise “Avdin” der. Köy yaşamının, doğal ürünlerin peşinde olanlar için güzel bir alternatif olan Uçmakdere, yamaç paraşütüyle uçmak isteyenler için de harika bir lokasyon.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Tarih meraklıları için önereceğimiz mekân ise özellikle Macar turistler için oldukça ilgi çekici olan Rakoczi Müzesi olacak. Burası, Macaristan’ın Avusturya’ya karşı mücadele etmiş bağımsızlık kahramanı Ferenc Rakoczi’nin Osmanlı’ya sığındığı dönemde kaldığı ve günümüzde müze olarak ziyaret edilebilen ev 17. yüzyıla ait bir Türk evi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kirazı, üzümü, zeytini, peyniri, zeytinyağı, manda yoğurdu, peynir helvası ile öne çıkan Tekirdağ’ın en ünlü lezzeti hiç şüphe yok ki köftesidir. Hatta sadece şehir sınırları içinde değil İstanbul başta olmak üzere diğer illerde de vazgeçilmez bir köfte çeşididir. Tekirdağ köftenin özelliği etin sinirlerinden iyice arındırılmış olması ve odun ateşinde pişmesidir. Servis sırasındaki eşlikçileri ise piyaz, acı sos ve ızgara edilmiş sivri biberdir.

  • Bizim Aile’nin En Yakışıklısı Tarık Akan

    Bizim Aile’nin En Yakışıklısı Tarık Akan

    1949 yılında dünyaya gelen sanatçının çocukluk yıllarında taşıdığı isim Tahsin Tarık Üregül’dü. Sinema dünyası ona Tarık Akan adını verdi. Bu isimle tanındı, sevildi. O kadar çok sevildi ki 2016 yılında hayatını kaybettiğinde binlerce insan cenazesine akın etti. Kültür ve Yaşam’ın şimdiki konuğu ünlü aktör Tarık Akan…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#1″ title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#3″ title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • 9 Madde İle Ankara’nın Yeşil Altını Çubuk Turşusu

    9 Madde İle Ankara’nın Yeşil Altını Çubuk Turşusu

    Turşu, neredeyse tüm dünya mutfaklarında vazgeçilmez bir yer tutar. Avrupa’dan, Amerika’ya, Uzak Doğu’ya her kültürün kendi lezzetleriyle şekillenmiş kendine özgü turşu tarifleri vardır. Ülkemizin zengin yemek kültüründe de turşunun ayrı bir yeri bulunur, hemen hemen her sebzenin ve meyvenin turşusuna rastlamak mümkündür. Pazarların, mahalle çarşılarının renkli vitrinleriyle ağız sulandıran turşucuları da kültürümüzün lezzetli bir parçasıdır. Ama Türk mutfağının öyle bir turşusu vardır ki tek bir ilçeyle özdeşleşmiş ama ünüyle tüm ülkede tanınmıştır, işte karşınızda 9 madde ile turşunun Türk mutfağındaki yeri ve meşhur mu meşhur Ankara Çubuk turşusu…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Turşunun MÖ 2000’li yıllardan beri yapıldığı bilinmektedir, yiyecekleri saklamanın en verimli yollarından biri olan turşunun Türk mutfağındaki yeri Osmanlı Devleti’nden bile önceye dayanmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Türkler Anadolu’ya geldikten sonra, klasik öğünleri olan et yahnisi, pilav ve ekmek gibi yemeklerin yanına turşuyu da eklemiş, özellikle davet sofralarında bu lezzete yer vermişlerdir. Osmanlı Sarayı’nda ise mutfakta çalışan özel turşuculara yer verilmiş, birçok sebze ve meyveden turşu yapılmıştır. En çok da hardal tohumu kullanarak yapılan üzüm turşusu Osmanlı’nın klasik lezzetleri arasına girmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Osmanlı’dan sonra çeşitler biraz değişse de turşunun Türk mutfağındaki önemi değişmemiş ve turşu sofraların değişmez lezzetleri arasında kalmıştır. Birçok Türk yemeği için mükemmel bir eşlikçi olması ve soğuk algınlığı, grip gibi hastalıklara iyi gelip, bağışıklığı güçlendirmesi turşuyu vazgeçilmez kılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Türk mutfağının en lezzetli, en meşhur turşu çeşitlerinden biri Çubuk turşusudur. Çubuk turşusu adını şeklinden değil yapıldığı yerden alır, bu leziz turşunun adresi Ankara’nın Çubuk ilçesidir. Çubuk turşusunun doğum yeri gerekli patent ile resmileştirilmiştir yani sadece Çubuk ilçesinde üretilen turşulara Çubuk turşusu denilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Şanına yakışır bir Çubuk turşusunu yapmak için dikkat edilmesi gereken birçok püf nokta bulunsa da, bu özel tarife has malzemeler arasında sarımsak, dereotu ve defne yaprağı bulunur. Bu malzemeler Çubuk turşusuna başka turşularda bulamayacağınız o eşsiz aromayı verir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Çubuk turşusunun yapımında maden suyu kullanımının da büyük önemi olduğu söylenir. Bunun sebebi Ankara Çubuk bölgesinin sularının sert ve mineralli olmasıdır. Çubuk turşusunun bir başka değişmez malzemesi ise sirkedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Aslında ülkemizde her ustanın turşu yaparken kullandığı malzemeler farklıdır, turşucuların ürünleri arasındaki farkı sağlayan, turşu kültürüne lezzet zenginliği katan da işte bu tercihlerdir. Türk sinemasının sevilen eserlerinden Neşeli Günler filminde de bu duruma mizahi bir açıdan bakılır ve turşunun limonla mı yoksa sirkeyle mi yapılması gerektiğine dair durmaksızın tartışan bir ailenin hikâyesi izleyiciye sunulur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Çubuk turşusu sanıldığının aksine sadece salatalıktan yapılmaz. En bilinen ve en çok sevilen Çubuk turşusu türü salatalık olsa da; fasulye, lahana, biber, kelek, pancar, armut, koruk, karnabahar gibi meyve sebzelerden de Çubuk turşusu kurulur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    2004 yılından beri her sene genellikle Eylül ayında ve dört gün süreyle Çubuk Turşusu Festivali yapılır. Her sene festival komitesi festival için bir ana tema belirler ve festival boyunca açılan stantlarda çeşit çeşit Çubuk turşuları ziyaretçilere sunulur, bu lezzet ile tanışmaları sağlanır.