Blog

  • ÜLKEMİZDEN ŞEHİR MANZARALARI

    ÜLKEMİZDEN ŞEHİR MANZARALARI

    Bazı şehirler şiir, bazıları roman, bazıları kısa bir öykü gibidir. Türü ne olursa olsun hepsinin anlatacak bir hikâyesi vardır illa ki… O hikâyeleri anlamak için ya okumak ya da gidip caddelerinde, sokaklarında dolaşmak gerekir… Bazen de sadece fotoğraflarına bakmak yeterlidir. Siz de bakar mısınız, bu şehir manzaraları hangi hikâyeleri anlatıyor?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bazı şehirler insana benzer… Sever ve küser. Güler ve ağlar. Coşarak eğlenir… Yeri gelir yas bile tutar. Her şeyin yakıştığı şehirlerdir onlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    “Aşklarının tarihi bir şehrin tarihidir diyorum / Gün gelir aşklarıyla anılır şehirler anılırsa / Niyetim sevdalı sözler etmek de olmasa / İzmir için ne yazarsam sana adıyorum!”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Destan anlatıcısı bir şehri dinlemek gibisi yoktur. Bu işte o kadar hünerlidir ki o şehirler, tüm hikâyeyi gözlerinizin önüne seriverir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Huzur uzaklarda değil senin içindedir derler. Belki de çok yakın ama keşfedilmeyi bekleyen bir yerlerdedir huzur…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Caddelerinde de yürüsen aynı sahillerinde de, sözü geçen bir tek yazdır buralarda… Ne mavisi biter ne yeşili, ne gecesi dert olur ne güneşi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Birbirinin güneşini kesmemek üzere sıralanmış evler, birbirine hikâyelerini anlatır Mardin’de… O hikâyeler birikir birikir ve Mezopotamya’ya akar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kışları sert geçen şehirlerin, dili az söylese de gözleri konuşur. Gözleriyle anlatır o şehirler sakladıklarını, sevdiklerini, özlemlerini…

  • Sağlıklı Beslenmek İsteyenler İçin Ekim Ayının En Taze 9 Sebze Ve Meyvesi

    Sağlıklı Beslenmek İsteyenler İçin Ekim Ayının En Taze 9 Sebze Ve Meyvesi

    Ülkemizin iklim koşulları ve tarıma uygun, verimli toprakları sayesinde birçok sebze ve meyveyi taze taze tüketme fırsatı buluruz. Gelişen seracılık yöntemleri sayesinde bu sebze ve meyveleri her mevsim tezgâhlarda görüyor olsak da onları yeni hasat edildikleri zaman tüketmek daha sağlıklı bir tercih olacaktır. Karşınızda, içinde bulunduğumuz ekim ayında taze taze tüketebileceğiniz, içerdiği vitamin ve mineraller ile hayatınıza sağlık katacak 9 sebze ve meyve…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Lezzet Bombası İncir” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Salataların, Zeytinyağlıların Potasyum Kaynağı Yer Elması” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sonbaharın Vitamin Deposu Nar” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En Vitaminli Mor: Mürdüm Eriği ” title_font_size=”13″]
    mürdüm eriği
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Lif Kaynağı Lezzetli Yeşil Pırasa” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sonbahar Yağmurlarıyla Gelen Protein: Mantar ” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En Güzel Reçellerin Meyvesi Kızılcık” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Güçlü Bir Antioksidan: Hünnap” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dolmaların, Çorbaların Gizli Kahramanı Pazı ” title_font_size=”13″]
  • Anadolu’nun Minnet Duyulası 6 Köpek Türü

    Anadolu’nun Minnet Duyulası 6 Köpek Türü

    Büyükşehirlerde de öyle ama Anadolu’da, özellikle hayvancılıkla uğraşan bölgelerde köpekler ailenin en sevilen, en çok ilgi gösterilen fertlerinden biridir. Onlar, sadece emektar hâlleriyle değil var oluşlarıyla Türkiye’nin en özel değerleridir. Topraklarımıza ait köpek türleri, koruma altına alınarak, üretim çiftlikleri kurularak, uluslararası kuruluşlara katılım sağlanarak yaşatılmaya ve tanıtılmaya çalışılıyor. Bu gösterişli arkadaşlarla karşılaşmak her zaman mümkün olmayabilir, içlerinden 6 tanesini sizin için listemize konuk ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    anadolu köpekleri

    Burun biçiminden dolayı çatalburun adı verilen köpek, sakinliği ve keskin koku alma yetisi sayesinde av, arama kurtama ve narkotik polis köpeği olabilirken, sevecen yapısı nedeniyle de çocuklarla en iyi anlaşan köpektir. Memleketi ise Mersin-Tarsus’tur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    anadolu köpekleri

    Geçmişi 4000 yıl önceye ve Orta Asya’ya kadar uzanan alabay, sadık ve korumacı yapısının yanı sıra korkusuz ve geri adım atmayan tarafıyla da sürülerin lider nitelikli çobanıdır. Fakat alabayın yabancılarla arası pek de iyi değildir ve karşılaşıldığında gözlerinin içine bakılması çok tavsiye edilmez.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    anadolu köpekleri

    Akbaş, Batı ve Orta Anadolu’nun, özellikle de Eskişehir’in en zeki ve sadık sürü köpeği olarak ün yapmıştır. Sahibini, misafiri, dost ve düşmanı ayırt edebilen bir canlı olarak, sahibi herhangi bir talimatta bulunmadığı sürece saygılı ve sakin kalabilir. En belirgin özelliklerinden biri bağımsızlığına düşkün olmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    anadolu köpekleri

    Güçlü, hızlı, cesur… Bunlar bir karabaşın en belirgin özellikleridir. Burun, göz çevresi ve kulaklarındaki siyahlık nedeniyle bu ismi alan köpek bir kangal türüdür ve zorlu iklim şartlarına dayanıklıdır. Anadolu çoban köpeği karabaş, insanlara karşı şefkatlidir fakat dünyada kurtlara kafa tutan nadir köpeklerdendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    anadolu köpekleri

    İnsanda görür görmez sarılma isteği uyandıran Kars çoban köpeği, yabancılara şüpheyle yaklaşan, son derece zeki, kuvvetli ve pençelerini kullanmaktan çekinmeyen bir köpektir. Sığır sürülerinin bekçisi olan bu karizmatik canlı dağlık alanların koşullarıyla uyumludur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    anadolu köpekleri

    Türklerin Orta Asya’dan göçüne eşlik eden kangallar o gün bugündür insanımızla kadim dostluklar kurmaya devam etmiştir. Dünyanın tanıdığı bir ırk olan köpek hakkında efsaneler, hikâyeler bile üretilmiştir. Gücü, hâkimiyeti, cesareti, hızı dillere destandır ama bunlar kadar önemli bir niteliği de insanlarla kurduğu sevgi bağıdır.

  • İŞİNİ EVE TAŞIYANLAR İÇİN ALTIN KURALLAR

    İŞİNİ EVE TAŞIYANLAR İÇİN ALTIN KURALLAR

    “Home office” şeklinde de ifade edilen evden çalışmanın avantajları da dezavantajları da bulunmakta. Örneğin trafikte geçirdiğiniz süreden kazanıp verimliliğinizi artırmak, çalışmalarınızı stresten uzak biçimde sürdürmek avantajlarından bazıları… Buna karşılık kendi rutininizi oluşturma konusunda sıkıntı yaşamak, hareketsiz kalmak ya da çalışmalarınızı günün 24 saatine yayarak kendi zamanınızdan çalmak gibi dezavantajları da yok değil. Fakat kendinizin koyup uygulayacağı bazı altın kurallar sayesinde bir denge kurup evden çalışmayı daha verimli ve keyifli hâle getirmek de sizin elinizde. Hemen başlayalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İhtiyacınız olan teknoloji elinizin altında olmalı” title_font_size=”13″]

    Sürekli sorun çıkaran ya da iş ihtiyaçlarınızı karşılamayan bir bilgisayar evden çalışmayı zorlaştıracak durumların başında gelir. Aynı şekilde iş yaptığınız kişilerle iletişiminizi aksatacak güçsüz bir internet de sizi zorlayacaktır. Özetle, gereksinimlerinizi karşılayacak bir bilgisayar, sürekli ve güçlü bir kablosuz internet ağı ve hatta olası elektrik kesintilerinde kullanabileceğiniz telefon ve bilgisayarınız için kesintisiz güç kaynakları edinmek güven içinde çalışmanızı mümkün kılacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çalışma alanı ve dekorasyonu neden önemli?” title_font_size=”13″]

    İkinci önemli adım, iş araçlarınızı alarak evde kendinize bir çalışma alanı belirlemek olacaktır. Konsantre olabildiğiniz, kendinizi iyi ve dinamik hissettiğiniz, size nefes alanı tanıyan bölgeyi evinizdeki çalışma alanınız olarak belirleyebilirsiniz. Burada dikkat edeceğiniz hususlar şunlar olmalı: Çalıştığınız alanınızın ışığını doğru ayarlayarak üretkenliğinizi artırmak, kabloların karmaşa yaratmasını engellemek, dikkat dağıtıcı detayları ortadan kaldırmak ve konsantrasyonunuz açısından renklerin diline önem vermek.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çalışma saatlerinizi belirleyin” title_font_size=”13″]

    Çalışma saatlerinizi belirleme aşamasında iki konu önem arz eder. Birincisi iş yaptığınız kişi ve kurumların çalışma saatleri ile senkronize olmak, ikincisi böyle bir zorunluluğunuz yok ise sizin için en verimli saatleri belirlemektir. Her iki durumda da mutlaka bir uyku düzeniniz olmalı ve iyi alınmış bir uykunun verimliliğinizi artıracağını unutmamalısınız. Evden çalışmanın avantajlarından biri de ara ara yapabileceğiniz şekerlemelerdir. İhtiyaç hissettiğinizde kısa süreli gözlerinizi kapamak güç toplamanıza destek olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Öz disiplin olmazsa olmaz” title_font_size=”13″]

    Bu sayfadan çıkarılacak sonuç nedir diye sorsanız, cevabımız şöyle olur: “Evden çalışırken üretken ve sonucunda mutlu olabilmek öz disipline sahip olmayı gerektirir.” Bu öz disiplin sayesinde işlerinizi sorunsuz bir şekilde ilerletebilirsiniz. Planlı olmak, önceden hazırladığınız bir program dâhilinde hareket etmek de evden çalışmayı kolaylaştıran adımlardır. Yapılacaklar listesi hazırlamak ve özellikle zorundan başlamak, işleri tamamladıkça listenizin üzerine bir çizgi çekmek emin olun motivasyonunuzu artıracak hareketlerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”“Çok” salaş bir kıyafet verimi düşürebilir” title_font_size=”13″]

    Evet evdesiniz, giydiklerinize yiyip içtiğinize kimse karışamaz. Fakat unutmayın ki pijamalarla masa başına geçmek bir süre sonra sizi rehavete düşürüp uykunuzu getirecektir. Sizi dinamik tutacak tavır ise dışarıda çalışıyormuşçasına masa başına geçmeseniz bile –ki bu harika olurdu, evden çalışırken hiç değilse bir pantolon ve kazakla çalışmanızı sürdürmeniz olacaktır. Diğer taraftan mutfağınızın birkaç adım ötede olmasının kilo almanızı hızlandırabileceğini aklınızda tutmalı ve bu konuda da iradeli davranmalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bol oksijenin sizi motive etmesine izin verin” title_font_size=”13″]

    Beynimiz vücudumuzun en fazla enerji tüketen organı olarak bol miktarda oksijene ihtiyaç duyar. Bu oksijeni yediğimiz besinlerle, yaptığımız egzersizlere sağlamaya çalışırız. Stres ise beyne oksijen gitmesini bloke eden durumların başında gelir. Evde çalışacağınız yeri belirlerken sizi enerjik tutacak bir alan olmasına özen göstermelisiniz demiştik. Çalışma alanınızı pencereye yakın tutmak da enerjinizi artıracak bir seçimdir. Ortamı sık sık havalandırmak, derin nefesler eşliğinde temiz hava almak stresle baş etmenize yardımcı olacak ve vücudunuzun ihtiyaç duyduğu oksijeni sağlayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Odaklanmanızı engelleyebilecek durumlara dikkat” title_font_size=”13″]

    İşte evde çalışmanın dezavantajlarından biri de budur, yani evde ve dolayısıyla özgür olduğunuzu düşünerek sık sık gelen arkadaş telefonları… Bunun için en iyi çözüm evde olduğunuzu fakat çalışmaya devam ettiğinizi dostlarınıza net bir şekilde izah etmek olabilir. Dışarıdan gelen sesler, sizden ilgi bekleyen kedi ya da köpeğiniz, sesi açık telefonunuzdan gelen sosyal medya bildirileri de ayrı ayrı önemler almanızı gerektirebilir. Kulaklık takmak, belli süreler içinde telefonunuzun sesini kısmak, çocuğunuz ya da evcil hayvanınız konusunda evdeki bireylerden destek almak ise birer çözüm olabilir.

  • HER DAMAK ZEVKİNE UYGUN 10 FARKLI EKMEK ÇEŞİDİ

    HER DAMAK ZEVKİNE UYGUN 10 FARKLI EKMEK ÇEŞİDİ

    Her öğünümüzde yer alan ekmek, en çok tükettiğimiz, damak tadımıza en uygun yiyeceklerden biri ve hatta ülkemizin temel besin maddesidir. Sadece Türkiye’de de değil, tüm dünyada en sevilen yiyeceklerden biri olan ekmeğin 8 bin yıllık bir tarihi olduğu düşünülür. Tüm insanlık için bu kadar büyük önemi olan besin maddesinin birçok çeşidi vardır. Fırından sıcak sıcak alıp, eve gidene kadar dayanamayıp köşesinden bir parça kopardığımız ekmeğin yeri ayrı olsa da ekmek çeşitlerini 10 maddelik listemizde bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karışık Tahıllı Ekmek” title_font_size=”13″]
    ekmek çeşitleri

    Beslenmesine özen gösterenlerin en çok tercih ettiği ekmeklerden biri olan karışık tahıllı ekmeğin içinde genelde çavdar ve buğday unu, arpa, yulaf, mısır gibi tahıllar bulunur. Tahıl çeşitliliği arttıkça ekmeğin vitamin ve mineral değerleri de artar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tam Buğday Ekmeği” title_font_size=”13″]
    ekmek çeşitleri

    Tam buğday ekmeğinin yine buğdaydan yapılan beyaz ekmekten farkı, bu ekmeğin hamurunda işlenmemiş buğday kullanılmasıdır. İşlenmemiş buğday daha fazla lif içerir, vitamin ve mineral açısından beyaz ekmeğe kıyasla daha zengindir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çavdar Ekmeği” title_font_size=”13″]
    ekmek çeşitleri

    Hem çok sağlıklı hem çok doyurucu hem de çok lezzetli olan çavdar ekmeği, tarihi en eskiye dayanan ekmek çeşitlerinden biri. Çavdar ekmeğinin bu kadar çok kişi tarafından tercih edilmesinin sebeplerinden biri ise ekmeğin antioksidan açısından zengin olması.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bazlama” title_font_size=”13″]
    ekmek çeşitleri

    Bazlama yapmak için hamur önce beze hâline getirilir, sonra oklavayla açılır ve sac üzerinde pişirilir. Orta Anadolu’da yaygın olan bu ekmek çeşidindeki un karışımı bölgeye göre değişir. Bazı yerlerde darı ve buğday karışımı bir un kullanılırken, bazı yörelerde mısır unu da karışıma eklenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ekşi Mayalı Ekmek” title_font_size=”13″]
    ekmek çeşitleri

    Ekşi mayalı ekmeğin en büyük artısı, mayası sayesinde probiyotik özelliği bulunmasıdır. Sindirim sistemi açısından faydalı olduğu düşünülen ekşi mayalı ekmek, tok tutan bir besindir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kepek Ekmeği” title_font_size=”13″]
    ekmek çeşitleri

    Formuna dikkat edenlerin, diyet yapanların vazgeçemediği kepek ekmeği tok tutan ekmek çeşitlerinden biridir. Sindirim sistemi için faydalı olduğu ve beyaz ekmeğe kıyasla daha fazla vitamin ve lif içerdiği kabul edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mısır Ekmeği” title_font_size=”13″]
    ekmek çeşitleri

    Karadeniz’in sevilen lezzeti mısır ekmeği hem çok doyurucu hem de çok lezzetlidir. Karadeniz’de balığın yanında yense de tek başına da oldukça lezzetlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tandır Ekmeği” title_font_size=”13″]
    ekmek çeşitleri

    Yufka gibi oklavayla açılan tandır ekmeği, çamurdan yapılan ocaklarda pişirilir. Bu ekmeğin kökeni Orta Asya’dır, evde doğal malzemelerle yapıldığı için katkısızdır, buna rağmen uzun süre bozulmadan dayanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karabuğday Ekmeği” title_font_size=”13″]
    ekmek çeşitleri

    Son zamanların en gözde ekmek çeşidi olan karabuğday, aslında kuzukulağı familyasında yer alan bir bitkidir. Bu sebeple protein oranı yüksektir, kan şekerini kontrol etmede olumlu etkisi olduğu düşünülmektedir. Ülkemizde greçka ismiyle de bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çekirdekli Ekmek” title_font_size=”13″]
    ekmek çeşitleri

    İçi kabak çekirdeği ve ay çekirdeği çeşitleriyle dolu olan bu ekmeğimiz çok lezzetli ve doyurucudur, özellikle sandviçlerde tercih edilir.

  • DEDE EFENDİ: KLASİK TÜRK MÜZİĞİNİN BÜYÜK İSMİ

    DEDE EFENDİ: KLASİK TÜRK MÜZİĞİNİN BÜYÜK İSMİ

    İnsanlığı ilgilendiren her konuda mihenk taşı olmuş bazı isimler vardır ki onları geleceğe taşımak kültürel görevlerimiz arasındadır. Türk musiki tarihinde de akla ilk gelen isimlerden biri, yüzyıl sonraya ulaşan besteleri, peşi sıra yetiştirdiği öğrencileri, müzik konusundaki üretimleri ile Dede Efendi’dir. Sesini dinleme şansı olmayan kuşaklarız ama gelin en azından hikâyesinin küçük bir kısmına vâkıf olalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Dede Efendi’nin hayat hikâyesi 1778 ile 1846 yılları arasını kapsar. İstanbul’da dünyaya gelmiş, Hac vazifesi için gittiği Mekke’de hayatını kaybetmiştir. İsmindeki “Hammâmîzâde” unvanı babasının hamam işletmecisi oluşundan, “Dede” unvanı ise bağlı olduğu Yenikapı Mevlevihanesinden gelmektedir. Sesinin güzelliği henüz çocuk iken fark edilmiş ve küçük yaşlardan itibaren musiki dersleri almaya başlamıştır. Mevlevihane’nin müzik üstadı şeyhi Ali Nutki Dede’nin kardeşi olan şair Abdülbâki Nâsır Dede’den ney üflemeyi öğrenmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Mevleviliğin gerekliliklerinden olan inziva sürecine girdiğinde Keçecizade İzzet Molla’ya ait sözleri bestelemiş ve seslendirmiştir: “Zülfündedir benim baht-ı siyahım/ Sende kaldı gece, gündüz nigâhım/ İncitirmiş seni meğerki ahım/ Seni sevdim odur benim günahım.” Bu ilk bestesi Osmanlı sarayına kadar ulaşmış, kendi de bestekâr olan III. Selim’in büyük beğenisini kazanmış, Padişah şarkıyı bir de genç bestekârın kendisinden dinlemek istemiştir. Bundan sonraki uzun soluklu süreçte Dede Efendi sarayda büyük ilgi görmüş, saray fasıllarına hem besteleri hem sesiyle katılmış, müezzinbaşı olarak görevlendirilmiş, Mevlevihane’de musiki dersleri verirken Enderun’da da hocalık yapmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Art arda yaptığı bestelerle sadece dönemini değil kendinden sonrasını da etkileyecek bir üretimde bulunmuştur. Hicazbuselik, sababuselik, arabankürdi, sultanıyegâh, neveser makamlarını bulmuş ve ilk kez seslendirmiştir. Bestelediği 500’den fazla eserden günümüze 300 kadarı ulaşabilmiştir. Hepimizin bildiği “Yine bir gül-nihâl aldı bu gönlümü” diye devam şarkı da Dede Efendi’ye aittir. Büyük müzik adamının son bestesi ise sözleri Yunus Emre’ye ait olan ve Hac sırasında bestelediği “Yürük değirmenler gibi dönerler” dizesiyle başlayan ilahi olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Tasavvuf müziğinin ve Türk musikisinin mihenk taşlarından olan Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi, evliliğini saraydan Nazlıfer Hanım’la yaptıktan sonra Fatih’de Ahırkapı semtinde bir eve taşınmıştı. Günümüzde o ev Dede Efendi Müze Evi olarak ziyaretçilere açık bulunmaktadır. Büyük oranda ahşap olan iki katlı yapıda çeşitli sanatsal ve kültürel aktiviteler düzenlenmekte, etkinlik takvimi internet sitesi üzerinden düzenli olarak duyurulmaktadır.

  • BAĞIŞIKLIĞINIZI KUVVETLENDİRMEK İÇİN ALTIN TAVSİYELER

    Hayatımızdaki önem sıralamasında sağlık, her yaş aralığı ve her cinsiyet için ilk sırada gelir. Yeni bir yıla, yeni bir yaşa girerken “önce sağlık” dileriz. Biliriz ki, diğer her şey sağlığımız yerinde ise anlamlıdır. Ailemiz ve çevremiz, biz sağlıklı isek mutludur. Bağışıklık sistemi ise sağlıklı kalmanın en büyük kalkanlarından biridir. O kalkanı güçlü tutmak da büyük oranda elimizdedir. Biz de, bu yönde hepimizin bildiği ama sık sık unuttuğu tavsiyeler listesiyle karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İçinden geçmekte olduğumuz pandemi dönemi, bağışıklığı güçlendirmede uykunun önemini daha da artırmaktadır. Yapılan araştırmalara göre uyku, bağışıklık sisteminde yer alan lökositler, sitokin ve antikor oluşumu üzerinde etki göstererek enfeksiyonların gelişmesini engellemekte veya enfeksiyonlar sırasında iyileşmeyi hızlandırmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Stresi hayatımızdan tamamen çıkarmak mümkün değil ama kronikleşmesini engellemek son derece önemli. Uzun süreli aşırı stresin bağışıklık direncini düşürdüğü, uykudan yeme problemlerine, motivasyon kaybından fiziksel sorunlara kadar pek çok olumsuzluğa neden olduğu biliniyor. Stres kaynaklarından kaçınmak kendimizi aşırı stresten korumanın en etkili yolu. Eğer bu mümkün değilse, bizi strese sokan durumlarla karşılaştığımızda nefes teknikleri gibi uygulamalara başvurarak o andan uzaklaşmaya, stresin etkisini azaltmaya çalışabiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bu uygulama, tıpkı vücudumuzdaki enfeksiyonlarla başa çıkabilmek için aldığımız takviyelere benzer. Hayatımızın bir tarafında stres durumları oluşurken, bizi mutlu eden aktiviteleri yoğunlaştırmak, bağışıklık sistemimizin elini güçlendirecektir. Bu aktiviteler sinemaya gitmek, açık havada yürüyüş yapmak gibi pek çok şey olabilir…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Egzersiz yapmak sadece fiziksel gücümüzü yükseltmekle kalmaz, bizleri moral ve motivasyon olarak da yükseltir. Egzersiz yaparken harcadığımız enerji, kendimizi dinamik hissetmemize ve sorunları gülümseyerek karşılamamıza neden olur. Egzersizin bu fiziksel ve ruhsal etkisi, bağışıklığımızı uzun vadede koruma altına alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Halk arasında bir deyim vardır: Ne yersen o’sun! Bir tarafta, mevsiminde yetişen sebze ve meyveleri tüketen, yağlı, kızarmış, katkı maddesi içeren besinlerden uzak duran, şekeri hayatından çıkarmış bir insan düşünün… Diğer tarafta ise sebze ve meyveyi hayatında arkalara atmış, işlenmiş gıdalar ve fast food’la beslenen, asitli içecek olmadan yapamayan başka bir kişi… Bağışıklık sistemi güçlü bulunan kişinin ilki olacağını anlamak hiç zor olmayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Elbette günde içeceğiniz bir fincan Türk kahvesinden söz etmiyoruz. Fakat aşırı kahve ve hatta çay tüketiminin, yemeklerden aldığımız vitamin ve minerallerin emilimini olumsuz yönde etkilediği bilinmekte. Her ikisinin de içinde bulunan kafein maddesinin, vücudun susuz kalmasına neden olması da cabası. Çay ve kahveyi içmemek değil ama kararında tüketmeye dikkat etmek, bağışıklık sistemi için önemli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bağışıklık sisteminin güçlü olabilmesi için stresten uzak durmaktan, mutlu olmaktan söz ettik, buna bir de gülümsemeyi ekleyelim. Sevdiğimiz insanlarla vakit geçirmenin üstümüzde bu tür etkiler yarattığını düşünürsek, belki de en önemli tavsiye olacaktır: Sizi sıkı sıkı kucaklayan, paylaşmaktan keyif aldığınız, üretimlerinizi eleştiri değil takdirle karşılayan insanlara bol bol zaman ayırın.

  • BİRBİRİNDEN GÜZEL AŞK ŞARKILARI

    14 Şubat Sevgililer Günü kutlu olsun. “Bize yılın her günü sevgililer günü” diyenlerden olsanız bile, bu özel güne has jestimiz hoşunuza gidecek. Sayfamız unutulmaz aşk şarkılarıyla dolu ve sizin için seçtiğimiz bu şarkılar da yılın her günü, hatta her saati dinlenebilecek kadar güzel ve derin. Tabii seçim yaparken yalnızları da unutmadık… Ne de olsa aşk bazen de iki kişilik yaşanmayabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sevemez Kimse Seni, Zeki Müren” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Neredesin Sen, Neşet Ertaş” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aşk Yeniden, Yeni Türkü” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sevdim Seni Bir Kere, Özdemir Erdoğan” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aşk Beklemez, Nazan Öncel” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mazhar Alanson, Yandım” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Seninle Her Şeye Varım Ben, Kayahan” title_font_size=”13″]
  • X, Y, Z, ALFA KUŞAKLARI NE ANLAMA GELİYOR? HANGİ YILLARI KAPSIYOR?

    Tarih boyunca her kuşak döneminin toplumsal, ekonomik ve teknolojik değişimleriyle şekillenmiş; kendine özgü değerler ve alışkanlıklar geliştirmiştir. Kuşakları anlamak, geçmişi kavramak ve geleceğe dair öngörülerde bulunmak için önemlidir. Kesin sınırları olmasa da kuşak kavramı, toplumsal değişimleri ve insan davranışlarını anlamada değerli bir araçtır. Bu yazıda, kuşakların nasıl şekillendiğini ve özelliklerini okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sessiz Kuşak” title_font_size=”13″]

    Sessiz kuşak, 1928 ile 1945 yılları arasında doğan nesli ifade eder. Bu kuşak, II. Dünya Savaşı ve Büyük Buhran gibi zorlu dönemlerin etkisi altında büyümüştür. Ekonomik sıkıntılar ve savaş atmosferi, onları genellikle daha tutumlu, çalışkan ve sabırlı bireyler hâline getirmiştir. Teknolojik yeniliklerin henüz yavaş geliştiği bir dönemde doğan sessiz kuşak için radyo ve televizyon, yaşamlarında önemli bir yer tutmuştur. Günümüzde bu kuşak yaşça ilerlemiş olup, büyük ölçüde emeklilik dönemini yaşayan bireylerden oluşmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Baby Boomer Kuşağı” title_font_size=”13″]

    Baby boomer kuşağı 1946-1964 yılları arasında, II. Dünya Savaşı sonrası doğum oranlarının hızla arttığı dönemde dünyaya gelen nesildir. Ekonomik büyüme ve sanayileşme döneminde yetişmiş, 1960’ların sosyal değişimlerine öncülük etmiş ve orta sınıfın genişlemesine katkı sağlamıştır. Dijital çağ kadar teknolojiye hâkim olmasalar da birçok yeniliğe tanıklık etmiş ve uyum göstermişlerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”X Kuşağı” title_font_size=”13″]

    X kuşağı 1965-1980 yılları arasında doğan ve geleneksel değerler ile modern dünyanın hızlı değişimi arasında büyüyen “köprü nesil”dir. Çalışkan, bağımsız ve kariyer odaklıdırlar. Dijitalleşmenin yeni yayıldığı bir dönemde büyüdükleri için hem analog hem dijital dünyaya uyum sağlayabilmişlerdir. Ekonomik krizler ve siyasi değişimlerin etkisiyle istikrar arayışını ön planda tutan bu kuşak, günümüzde aile hayatında ve iş dünyasında kilit roller üstlenen, köklü deneyimlere dayalı kararlar veren bir nesil olarak tanımlanmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Y Kuşağı” title_font_size=”13″]

    Y kuşağı, 1981-1996 yılları arasında doğan ve “milenyum kuşağı” olarak da bilinen nesildir. Teknolojinin hızla yaygınlaştığı, internetin ve sosyal medyanın hayatın vazgeçilmez bir parçası hâline geldiği dönemde büyümüşlerdir. Globalleşme, ekonomik krizler ve hızlı teknolojik değişimler, bu kuşağın dünya görüşünü şekillendiren en önemli faktörler arasında yer alır. Geleneksel çalışma modellerine karşı daha esnek, yenilikçi ve girişimci bir tutum benimseyen bu nesil, anlamlı işler yapmak ve topluma katkı sağlamak gibi değerlere büyük önem verir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Z Kuşağı” title_font_size=”13″]

    Z kuşağı, 1997-2010 yılları arasında, dijital çağın içine doğmuş ilk nesil olarak bilinir. Teknolojiyle iç içe büyümeleri onların internet, sosyal medya ve akıllı cihazları aktif olarak kullanan bir nesil olmasını sağlamıştır. Bu kuşağın temel özellikleri arasında özgünlük ve bireysellik ön plandadır. Z kuşağı, hızla değişen dünyaya kolayca uyum sağlarken teknolojik dönüşümlerde öncü bir nesil olarak dikkat çekmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Alfa Kuşağı” title_font_size=”13″]

    Alfa kuşağı, 2010 yılından sonra doğan ve günümüzde büyümekte olan çocukları kapsayan nesildir. Teknolojiyle tamamen bütünleşmiş bir şekilde yetişen bu kuşak, yapay zekâ, sanal gerçeklik ve akıllı cihazların hayatın ayrılmaz bir parçası olduğu bir dünyaya doğmuştur. Eğitimden eğlenceye kadar birçok alanda kişiselleştirilmiş deneyimlere alışkın olan bu nesil, dijital dünyanın sunduğu imkânları maksimum düzeyde kullanmaya yönelmiştir. Alfa kuşağı, küresel sorunlarla yüzleşecekleri bir gelecekte, teknoloji ile şekillenen dünyanın yeni liderleri olarak görülmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Beta Kuşağı” title_font_size=”13″]

    Beta kuşağı, alfa kuşağından sonra, 2025 yılından itibaren dünyaya gelen ve gelecek olan kuşağı temsil eder. Bu kuşak tamamen dijitalleşmiş bir dünyada büyüyecek; yapay zekâ, artırılmış gerçeklik, biyoteknoloji ve nesnelerin interneti gibi ileri teknolojilerle şekillenen bir çevrede yetişecektir. Ancak bu nesil hakkında yapılan öngörüler, zamanla şekillenecek sosyal ve teknolojik gelişmeler doğrultusunda daha da netleşecektir.

  • Kalplerde Yer Eden 10 Aile Dizisi

    Kalplerde Yer Eden 10 Aile Dizisi

    Yüzünüzü güldürmek, sizi yakın geçmişe götürmek istedik ve vaktinde ailecek izlediğimiz, her andığımızda sıcak bir nostalji hissi yaratan aile dizilerini listeledik. Farklı dönemlerde bizi ekran başına toplayan bu diziler, hayat karşılarına ne çıkarırsa çıkarsın ailelerinden vazgeçmeyen, aile sevgisini her şeyin önüne koyan karakterleri ile özdeşleşmiştir. Bu karakterlerin başından kimi zaman eğlenceli kimi zaman hüzünlü olaylar geçer. Buyurun, her biri bir televizyon klasiği olan 10 aile dizisini bir de bizim listemiz ile hatırlayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Süper Baba” title_font_size=”13″]

    Şevket Altuğ’un canlandırdığı Fiko üç çocuklu boşanmış bir babadır ve aşk hayatı konusunda yaşadığı üzüntülere rağmen iyi ve yardımsever bir insan olmaktan asla vazgeçmez. Çocuklarıyla olan yakın ilişkisiyle de izleyicisinin sevgisini kazanan Fiko, 90’lı yıllarda ekranın gördüğü en süper babadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İkinci Bahar” title_font_size=”13″]
    türkan şoray, şener şen

    Zamanında tüm Türkiye’yi ekran başına toplayan dizide Gaziantepli kebap ustası Haydar Usta (Şener Şen) ve Hanım’ın (Türkan Şoray) hayatlarının ikinci baharında yaşadıkları aşka şahit oluruz. Aşkları her zaman bahar havasında geçmez, hayatın zorluklarından kaynaklanan fırtınalara da şahit olur, ama ne olursa olsun ne ailelerine ne de birbirlerine olan sevgilerinden vazgeçmezler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Avrupa Yakası” title_font_size=”13″]
    gülse birsel, ata demirer

    2000’li yılların fenomen komedi dizilerinden Avrupa Yakası, her biri birbirinden çılgın aile karakterlerinin maceraları ile yediden yetmişe herkesi güldürürdü. Gazanfer Özcan, Hümeyra, Müşfik Kenter, Rutkay Aziz gibi büyük oyuncuların yanında Gülse Birsel, Ata Demirer gibi daha genç yeteneklerin de yer aldığı dizi, olay örgüsüyle olduğu gibi kadrosuyla da unutulmaz bir televizyon klasiği olmuştu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Canım Ailem ” title_font_size=”13″]
    uğur yücel, türk dizileri

    Uğur Yücel’in hayat verdiği Samim karakteri yıllarca sorumsuz bir hayat sürdükten sonra öksüz ve yetim kalan üç yeğeninin sorumluluğunu almak zorunda kalır. Üstelik terk edip gittiği nişanlısı, hayatının kadını Meliha (Şebnem Bozoklu) ile aynı mahalleye yerleşir. Hareketli bir aile komedisinin, büyük aşkların acılarıyla harmanlandığı Canım Ailem en sıcak aile dizilerinden biri olarak büyük ilgi toplamıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çocuklar Duymasın” title_font_size=”13″]
    havuç, pınar altuğ

    Modern aile hayatını konu alan bu dizide diğer örneklere kıyasla daha küçük bir ailenin maceralarına şahit oluruz. Haluk (Tamer Karadağlı) ve Meltem (Pınar Altuğ) bir yandan çocuklarını yetiştirmeye çalışırken bir yandan da evliliğin sorunları ile başa çıkmaya çalışırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bizimkiler” title_font_size=”13″]
    bizimkiler cemil

    Bir apartmanda yaşayan ailelerin kendi içlerindeki ve komşularıyla aralarındaki ilişkileri konu edinen Bizimkiler, renkli karakteriyle 90’lı yıllar boyunca tüm ülkeyi ekranların başına toplamıştı. Ana oyuncularının yanı sıra Kapıcı Cafer, Benim Adım Cemil gibi yan karakterlerle de akıllara kazınmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kuruntu Ailesi” title_font_size=”13″]
    türk dizileri, gönül ülkü

    TRT’de 1983’ten 2002’ye dek yayınlanan Kuruntu Ailesi, Türkiye’nin ilk aile komedisiydi. Gazanfer Özcan, Gönül Ülkü gibi büyük oyuncuların canlandırdığı Kuruntu Ailesi kuruntularıyla güldürmüş, bir izleyenin bir daha vazgeçemediği bir klasik olmuştu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Baba Evi” title_font_size=”13″]

    Yine 90’lı yılları hatırlatan yapımlardan biri olan Baba Evi, dört çocuklu bir ailenin yaşadıklarını ekranlara taşımıştı. Özellikle kuşak farkı sebebiyle aile içinde çıkan tartışmalara odaklanan Baba Evi, herkesin kendine yakın hissettiği bir yuvaydı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ferhunde Hanımlar” title_font_size=”13″]
    türk dizileri

    Her gün yayınlanan bir aile dizisi olan Ferhunde Hanımlar, Ferhunde Hanım’ın kızları, damatları ve torunlarından oluşan büyük bir ailenin gündelik yaşamı üzerine kuruludur. Her ailede yaşanabilecek terslikler ve komik durumlar Ferhunde Hanım ve kızlarının başından eksik olmaz, izleyiciyi kahkahaya boğar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En Son Babalar Duyar” title_font_size=”13″]
    türk dizileri

    Dört çocuklu bir ailenin hayatını gözler önüne seren En Son Babalar Duyar televizyonumuzdaki en sevilen komedi dizilerinden biriydi. Baba figürünün aile içindeki yerini, hem sayılan hem sevilen hem de biraz korkulan konumunu sıcak bir dille anlatırdı.