Blog

  • EDEBİYAT DÜNYASINDAN SIRA DIŞI BİLGİLER

    EDEBİYAT DÜNYASINDAN SIRA DIŞI BİLGİLER

    Haydi itiraf edelim, okuduğumuz kitaplara ve yazarlarına ilişkin perde arkasında kalan bilgiler duymak öteden beri ilgimizi çekmiştir. Hatta bu bilgilerin her zaman edebiyatla ilgisi olması da gerekmez, edebiyat dünyasının içinde bir yerde yaşanıyor olması yeterlidir. Bu merakı giderecek ilginç bilgileri edebiyat müptelaları için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Rusların ulusal şairi ve büyük yazarı Puşkin’in yurt dışı yolculuğu yaptığı tek yer neresi biliyor musunuz? Erzurum. Evet, Rus ordusuna katılarak Osmanlı topraklarına giren yazarın ülkesi dışında gördüğü tek yabancı yer Erzurum olmuş ve buradaki gözlemlerini de Erzurum Yolculuğu ismi altında kitaplaştırmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Edebiyat dünyasının ilginç konularından biri roman yazılış süreleridir. En görkemli örneği ise Victor Hugo’nun yazdığı ünlü Sefiller romanıdır ki yazımı tam 17 yıl sürmüştür. Hugo, haftada iki sayfa yazdığı romanı 1815’te başlayıp 1832’de bitirmiştir. Ve roman ilk kez 1862 yılında yayınlanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İngiliz yazar Anthony Burgess’ı 12 ayda 5 tam roman ve bir romanın da yarısı kadar yazmaya iten olay kendisine konan kanser teşhisiydi. Bir yıl ömrü kaldığı söylenen yazar karısı kimseye muhtaç olmasın diye yazmaya hız vermişti. Ne var ki bir yıl sonra teşhisin yanlış olduğu anlaşıldı ve Burgess 33 yıl daha yaşadı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Oldukça tuhaf konulardan biri de Vadideki Zambak romanının Fransız yazarı Balzac’la ilgili. Yazarın kahve tiryakiliği su götürmez bir gerçek, hatta ölüm sebeplerinden biri olarak da bu tiryakiliği gösteriliyor. Kanıtlanmamış bir iddia olsa da Balzac’ın günde tam 50 fincan kahve içtiği söyleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Gulyabani romanının yazarı usta edebiyatçımız Hüseyin Rahmi Gürpınar hiç evlenmemişti. Yalnız yaşadığı için ev işlerini incelikle tertip eden Gürpınar, ileriki yaşlarında örgü ve dantel örmeyi hobi hâline getirmişti. Temizlik konusunda da çok hassastı ve kimseyle tokalaşmayacak hatta çoğu zaman eldiven takacak kadar titizdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Almanların en ünlü şair ve dram yazarlarından olan Friedrich Schiller’in yazma ritüeli oldukça ilginç…  Schiller, çürük elma kokusunu hissetmeden konsantre olamaz ve yazamazmış. Ve bu yüzden de çalıştığı masanın çekmecesinde mutlaka çürümüş elma bulundururmuş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ünlü edebiyatçıları masa başında yazarken hayal etmeniz normal ama bazıları da var ki konsantrasyonu ancak ayakta ya da yatarak sağlıyorlarmış. Örneğin Victor Hugo, Virginia Woolf yazılarını ayakta yazarken, Voltaire, Marcel Proust daha iyi ilham aldıklarını düşünerek yatarak çalışıyorlarmış.

  • KLEOPATRA ANTİK HAVUZU

    Dünyada eşi benzeri olmayan antik havuzun ülkemiz coğrafyasında olduğunu biliyor muydunuz? Özellikle Roma İmparatorluğu Dönemi’nde krallar ve kraliçelerin şifa bulmak için ziyaret ettiği termik sulara sahip hamamlar, dünyanın en eşsiz doğal havuzu olarak yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini Denizli’ye çekiyor. Bölgede yaşanan deprem sonucunda bugünkü eşsiz hâlini alan Kleopatra Antik Havuzu’nun nasıl şekillendiğini ve neden Antik Mısır’ın son Helenistik kraliçesi Kleopatra’nın ismine sahip olduğunu yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kleopatra Antik Havuzu’nun bulunduğu Hierapolis Antik Kenti, yüzyıllar öncesinden günümüze kadar bütün ihtişamını koruyarak ayakta kalmayı başaran Apollon Tapınağı’nın da bulunduğu bölgede yer almaktadır. Denizli’nin merkezinden 18 kilometre uzaklıkta Pamukkale Travertenlerinin hemen yukarısında bulunan havuz, UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Miras Listesi’nde koruma altına alınmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    MS 7. yüzyılda gerçekleşen bir depremle antik kentin ortasında büyük bir çukur meydana gelir ve bölgedeki şifalı sulara sahip termal hamamların suları, zamanla oluşan çukur içerisinde toplanmaya başlar. Böylelikle, bir zamanlar dönemin görkemli yapısını oluşturan antik sütunlar ile mimari yapılar bu havuzun zeminini oluşturan doğal bir havuza dönüşür. Havuza girdiğiniz an, su altındaki mistik bir kapıdan geçerek 2800 yıl öncesine gitmiş gibi hissedersiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Depremden önce de şifa merkezi olarak ün salan bölgede, birçok hamam bulunmaktaydı. O dönemde bile temizlenmek ve şifalanmak için bu hamamların ziyaret edildiği bilinmektedir. Öyle ki, Mısır Kraliçesi Kleopatra, kardeşi ile yaşadığı sorunlardan dolayı sürgün edildiği yıllarda, Roma İmparatorluğu topraklarına ulaşmak için yaptığı seyahatlerinde, havuzun methini duyarak burayı ziyaret eder ve böylelikle havuzun ismi Kleopatra’nın Havuzu olarak anılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Şifalı suların nimetinden tek faydalanan sadece Kleopatra değildi elbette. Bir rivayet göre, Hazreti İsa’nın annesi Meryem, rahatsız olan gözünün tedavisi için bu termal hamamları ziyaret eder ve gözündeki rahatsızlık iyileşir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yaz kış fark etmeksizin sıcaklığı ortalama 36 derece olan termal suların beslediği havuzun kışın da bolca ziyaretçisi olur ve karlar altında bile misafirlerine inanılmaz bir deneyim sunar. Termal suların yapısı sodalı olduğundan bölgedeki suyun kalp damar hastalıkları, romatizma, deri ve sinir hastalıklarına iyi geldiği belirtilir. Termal suların yanında antik havuz suyu da benzer şifalandırıcı özellik gösterir. Binlerce yıllık sütun ve mermerler arasında yüzme imkânı bulan ziyaretçiler hem şifalı suya girmenin hem de doğal güzelliklerin tadını çıkartma şansı yakalar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en etkileyici noktalarından biri olan Kleopatra Antik Havuzu’nun tüm dünyaya nam saldığı şifalı sularının sağladığı faydalar, yapılan su analizi sonuçlarıyla bilimsel olarak desteklenmektedir. Kaplıca suları; bikarbonatlı, sülfatlı, kalsiyumlu, karbondioksitli, kısmen demirli ve radyoaktif bir bileşime sahiptir ve aynı zamanda buradaki sular banyo ve içme kürlerine de elverişli durumdadır.

  • EVDE ÇOCUKLARINIZLA BİRLİKTE YAPABİLECEKLERİNİZ

    EVDE ÇOCUKLARINIZLA BİRLİKTE YAPABİLECEKLERİNİZ

    Çocuklarınızla paylaştığınız her saniyenin sizin için ne kadar özel olduğunu biliyoruz. Bütün o anların daha da keyifli bir hale bürünmesi için evde bulunduğunuz zamanlarda birlikte yapabileceklerinizin bir listesini çıkardık. Bir kısmı oldukça hareketli saatler geçirmenizi bir kısmı da bir şeylerle uğraşırken beraberce sakinleşmenizi sağlayacak. Ve ortaklaşa yapacağınız bütün bu aktivitelerle hem çok eğlenecek hem de çocuklarınızın anılarına sevgiyle hatırlayacakları kareler ekleyeceksiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Katladığınız kâğıtlarla minik sanat eserleri üretin” title_font_size=”13″]

    Kâğıtları katlayarak yapacağınız kuğular, kurbağalar, tavşanlar, çiçekler yani kâğıt katlama sanatı origami sayesinde çocuklarınızla kaliteli vakit geçirebilir, onların hayal gücünü ve yaratıcılığını geliştirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çarşaflarla çadır kurmak için salonun ortasında buluşun ” title_font_size=”13″]

    Masanın altı koltuğun arkası gibi kuytu köşelerde ev içinde ev yapmak çocuklar için en çekici oyunlardan biridir. Hep birlikte evinizdeki çarşafları kullanarak yapacağınız çadırdan bir evi ise asla unutmayacaklardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pratik tarifleri birlikte yaparak lezzetli dakikalar geçirin” title_font_size=”13″]

    Mutfağı dağıtmasından, yemek yapım süresinin uzamasından kaygılanmadan onlarla birlikte eğlenceli yemekler yapın. Pizza, meyve salatası, çikolatalı kek, renk renk kurabiye… Dikkat etmeniz gereken tek şey çocukları tehlikeli araçlardan uzak tutmak.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Renk renk ve çeşit çeşit makarnalarla nesneler üretin” title_font_size=”13″]

    Birlikte suluboya ya da guaj boya ile boyayarak elde ettiğiniz rengârenk makarnalardan ister kolye, toka, bileklik gibi takılar yapın isterseniz boyalı makarnaları bir kâğıda yapıştırarak ortak bir resim yapın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Toprakla uğraşmanın keyfini yaşayın ve yaşatın” title_font_size=”13″]

    Bahçeniz varsa bahçenize, yoksa saksılara veya küçük kasalara çiçek dikmeyi veya minik sebzeler ekmeyi deneyin. Hatta limon çekirdeklerini ekin ve aylar sonra çocuklarınızla birlikte yetişen limon ağacınıza bakarak gururlanın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Albümünüzdeki fotoğrafları birlikte tekrar hatırlayın” title_font_size=”13″]

    Fotoğraflara giren güzel zamanlarınızı ve ailenizin diğer bireylerini çocuklarınızla birlikte hatırlamak için albümünüzü ortaya çıkarın. Hep birlikte fotoğraflara bakarken onlara geçmişteki eğlenceli hikâyelerinizi anlatın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Salonunuzu tiyatro sahnesine çevirin” title_font_size=”13″]

    Bir çocuk hikâyesi seçin ve birlikte onu canlandırmaya çalışın. Tabii önce rollere girmek için evdeki eşyalarla kostümlerinizi hazırlamalısınız. Ve hem kostüm hazırlarken hem de oyunu sahnelerken bolca eğlenin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karton kutulardan oyuncaklar yapın” title_font_size=”13″]

    Oynamaları için onlara karton kutulardan oyuncaklar yapın ve bu sırada çocuklarınızın sizi seyredip yardım etmesine izin verin. Model konusunda internetten yardım alabilir ve en kolayından başlayıp zoruna doğru korkusuzca ilerleyebilirsiniz.

  • Yeşilçam’ın Küçük Yıldızları

    Yeşilçam’ın Küçük Yıldızları

    Her ülke sinemasının büyük yıldızları vardır. Ancak kimi zaman küçük yıldızlar büyüklerden daha ön planda olur. Türk sinemasında da yıldızı parlayan, aradan yıllar geçse de seyircinin zihninde hep çocukluk simalarıyla yer eden unutulmaz isimler vardır. Bakalım listemizdeki çocuk yıldızlardan kaçını görür görmez hatırlayacaksınız?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Zeynep Değirmencioğlu” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, çocuk

    Yeşilçam’ın önemli senaristlerinden Hamdi Değirmencioğlu’nun kızı olan Zeynep Değirmencioğlu, sinemayla tanıştığında henüz 2 yaşındaydı. 1956 yapımı “Papatya” filminde ilk rolünü alsa da asıl ününü “Ayşecik” serisiyle kazandı. Oynadığı “Ayşecik” karakteri Türk halkı tarafından çok sevildi, kendi adından çok Ayşecik adıyla anılmaya başladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ömer Dönmez” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, çocuk

    Güzel mavi gözlerinden akan ufak bir gözyaşıyla Ediz Hun’a bakışı ve “Size baba diyebilir miyim amca?” sorusuyla tanıdı sinema seyircisi Ömercik’i. Ömercik karakteriyle ünlenen Ömer Dönmez dönemin bir diğer çocuk yıldızı Zeynep Değirmencioğlu’nun kuzeniydi. İkilinin birlikte rol aldıkları “Ayşecik’le Ömercik” filmi dönemin çocuk yıldızlarının rol aldığı en önemli yapımlardan biriydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Menderes Utku” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, çocuk

    Sadri Alışık ile oynadığı “Afacan” filmiyle tanınan Menderes Utku da aileden sinemacıdır. Babası birçok Yeşilçam filminin yönetmenliğini ve yapımcılığı yapmış Ümit Utku’dur. Afacan karakterini Türk halkı çok sevmiş ve devam filmleri çekilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İlker İnanoğlu” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, çocuk

    Dostoyevski’nin ünlü romanı Karamazov Kardeşler’den uyarlanan bir aile draması olan Karadağlar, Çanakkale’nin doğal güzelliği ile büyüleyen dağ kasabası Adatepe’de çekilmişti. Erdal Özyağcılar Karadağ ailesinin babası rolünü başarıyla oynamıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kahraman Kıral” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, çocuk

    1972–76 yılları arasında çocuk oyuncu olarak on dört filmde rol aldı. Ancak Türk halkı onu en çok Tarık Akan’ın ve Halit Akçatepe’nin kardeşi rolünde oynadığı “Canım Kardeşim” filmiyle sevdi. Film, birçok sinema eleştirmeni tarafından Türk sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri olarak gösterilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gülşah Alkoçlar” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, çocuk

    İlk kez 1975 yılında kamera karşısına geçen Gülşah Alkoçlar, doğuştan sinemacıdır. Kendisi Türk sinemasının en önemli aktrislerinden Hülya Koçyiğit’in kızıdır. Ancak sinema seyircisi onu köyden gelmiş İbo’yla kurduğu saf dostlukla hatırlayacaktır. Kemal Sunal ile birlikte oynadığı “İbo ile Güllüşah” filminin en unutulmaz sahnelerinden biri de İbo karakterinin onu sırtındaki küfesinde taşıdığı sahnelerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tuncay Akça” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, çocuk

    Kendisini ceza almış Hababam Sınıfı öğrencilerinin karşısına geçip “Abi siz neden her sabah tek ayak üzerinde duruyorsunuz?” repliği eşliğinde attığı kahkahalarla hatırlarız. 🙂 İlk kez “Bizim Aile” filmiyle kamera karşısına geçen Tuncay Akça, dönemin aile ve komedi filmlerinde de rol almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Elif İnci” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, çocuk, atıf yılmaz

    “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmindeki unutulmaz sahnelerden biri küçük Samet’in Cemşit’e “Baba” diye seslenerek koştuğu sahnedir. Peki o Samet’i aslında bir kız çocuğunun canlandırdığını biliyor muydunuz? O oyuncu Yeşilçam’ın usta aktörlerinden Bilal İnci’nin kızı Elif İnci.

  • VİZESİZ SEYAHAT EDİLEBİLEN AMERİKA ÜLKELERİ

    Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin vizesiz olarak seyahat edebildiği ülkeler oldukça fazla. Türk vatandaşları bu ülkelere seyahatte; karadan, havadan veya deniz yolu ile ulaşımda umuma mahsus pasaport ile vizeden muaf oluyor. Konsolosluğa gitmeden ve evrak toplamadan gidebileceğiniz sekiz Amerika ülkesini ve bu ülkelerin görülmeye değer özelliklerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Arjantin ” title_font_size=”13″]

    Güney Amerika’nın en turistik ülkelerinden olan Arjantin, umuma mahsus pasaport sahiplerine 90 güne kadar vize muafiyeti veriyor. Arjantin’in ve kıtanın en güney ucundaki şehri Ushuaia en çok ziyaret edilen noktalardan olurken; rengârenk evleri ile ünlü başkent Buenos Aires, El Calafate Perito Moreno Buzulu ve Iguazú Şelalesi görülmeye değer başlıca yerler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bolivya ” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en geniş yağmur ormanları olan Amazon Yağmur Ormanları’nın bir kısmının bulunduğu Bolivya’ya, Türk vatandaşları 90 gün vizesiz seyahat edebiliyor. Titikaka Gölü, Bolivya’da gezilecek yerlerin başında gelirken dünyanın en büyük tuz gölü, Salar de Uyuni Gölü bu ülkede bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kosta Rika ” title_font_size=”13″]

    Görkemli dağları, eşsiz sahilleri ve egzotik yaban hayatının yanı sıra dünyanın en mutlu ülkelerinden biri olan Kosta Rika, turistik seyahatlerde ve transit geçişlerde 180 gün içinde 30 gün süreyle vizeden muaf ülkelerden bir tanesi. Yani 30 günlük vize muafiyeti, Kosta Rika’ya varışın ardından zamanında başvurulması hâlinde toplam 90 güne kadar uzatılabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Panama ” title_font_size=”13″]

    Okyanusları birbirine bağlayan ülke olarak bilinen Panama, 90 gün vizeden muaf olan ülkelerden bir diğeri. Kolombiya ile Kosta Rika arasında yer alan bu ülke; tropik iklimi, cenneti andıran plajları ile ön plana çıkıyor. Tarihî ve mimarisi ile görülmeye değer yerlerin başında gelen Panama, oldukça yüksek dağları ve 500’ü aşkın şelalesi ünlü. Panama Kanalı ve ülkenin başkenti Panama City’de bulunan “The Old Town” ise turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerin başında geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şili ” title_font_size=”13″]

    Yeryüzünün en kurak çölü olan Atacama Çölü’ne ev sahipliği yapan Şili, Aymara yerlilerinin diline göre “dünyanın son bulduğu diyar” anlamına gelen “chilli” kelimesine uygun olarak Amerika Kıtası’nın en ucunda yer alıyor. 90 gün vizesiz olarak ziyaret edilebilen Şili’de Rapa Nui Millî Parkı’nda yer alan beyaz mercan kumsalı, Anakena ve kıtanın güney ucundaki Horn Burnu ziyaret edilecek yerlerin başında geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uruguay ” title_font_size=”13″]

    Plajlarıyla ünlü Atlas Okyanusu kıyısındaki Uruguay, 90 gün vize muafiyeti veren bir diğer Güney Amerika ülkesi. Güney sahillerinde yer alan lüks tatil beldesi Punta del Este, birbirinden güzel kumsalları ile dikkat çekiyor. Mercado del Puerto (Liman Pazarı), ülkenin en popüler ve hareketli turistik noktalarından olurken; doğal güzelliklerini görmek isteyenler Santa Teresa Ulusal Parkı ve La Barra sahillerini tercih ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Brezilya ” title_font_size=”13″]

    Güney Amerika Kıtası’nın en büyük ülkesi Brezilya, Türk vatandaşlarını 90 gün boyunca vizesiz ağırlıyor. Resmî dili Portekizce olan ülke, bu özelliği ile diğer Güney Amerika ülkelerinden farklılaşıyor. Ekvador ve Şili dışında tüm Güney Amerika ülkeleri ile komşu olan Brezilya, Atlas Okyanusu’nda oldukça uzun kıyıya sahip. Rio De Janeiro’da gezilecek yerler arasında Kurtarıcı İsa Heykeli, Corcovado Tepesi, Copacabana Plajı, Leme Plajı, Barra Plajı gelirken; şehri bir uçtan diğer uca teleferikle görmek mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bahamalar ” title_font_size=”13″]

    90 gün vizesiz seyahat edilebilen Bahamalar, Atlas Okyanusu’nda yer alan bir takımada ülkesi. Bembeyaz kumsallara sahip bu ada ülkesi, 1492’de Kristof Kolomb tarafından keşfedildi. Bahamalar’ın en ünlü tatil noktası Cococay Adası olurken, 200’den fazla kuş ve sürüngen türüne ev sahipliği yapan Nassau Ardastra Bahçeleri ve turkuaz rengindeki Cable Plajı, adanın diğer gözde yerleri. Bahamalar’ın en çok ziyaret edilen şehri aynı zamanda başkenti de olan Nassau’da birçok kültürel ve sanatsal etkinlik düzenleniyor.

  • EVREN YERİNDE DURMUYOR!

    2022 yılı dünyamızda, her yıl olduğu gibi, birçok değişikliğin ve yeniliğin gerçekleştiği bir yıl oldu. Bireysel yaşamımızda, aldığımız kararları uygulayabildiğimiz zamanlar oldu, kararlarımızın dışında hareket ettiğimiz zamanlar da… Ancak evrenimiz bizden bağımsız olarak, kararlı bir şekilde, hareketine devam ediyor. Üzerinde yaşadığımız Dünya bizlere her gün aynı durağanlıkta gelse de aslında gezegenimiz Güneş’in etrafında 107.000 km/saat hızla dönmeye devam ederken, içinde bulunduğumuz galaksi sistemi 720.000 km/saat hızla hareketine devam etti. Evrendeki tüm cisimlerin hız kesmeden yol aldığı bu sonsuz uzayda 2022’de gerçekleşen rakamları listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
  • DÜNYADAN RENKLİ UYKU RİTÜELLERİ

    Öğle arasında iş yerinde gözlerinizi kapatıp kısa bir şekerlemeye daldığınızı hayal edin. Ve o an, çevrenizdekilerin bunu bir yorgunluk ya da işten kaytarma belirtisi değil, çalışkanlığın işareti olarak algıladığını… Kulağa şaşırtıcı geliyor, değil mi? Japonya’da yapılan kısa inemuri kestirmeleri, İspanya’da sıcağın doruğa çıktığı saatlerde yaşanan siestalar… Dünyanın birçok yerinde uyku, sadece dinlenmek için değil; günlük hayatın içinde yer etmiş kültürel bir alışkanlık. Her biri, uykuya dair bambaşka bir hikâye anlatıyor. Yazımızda, bu farklı ritüellerin ardındaki kültürel anlamları keşfedecek, hangi toplumlarda uykunun sadece bir ihtiyaç değil, bir gelenek hâline geldiğine yakından bakacağız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İspanya – Siesta” title_font_size=”13″]

    Siestanın kökeni Antik Roma’ya dayanır. Roma Dönemi’nde günün “altıncı saati” (hora sexta), öğle vakti, kısa bir dinlenme zamanıydı. Akdeniz’in sıcak ikliminde tarımla uğraşan halk için verilen bu mola, zamanla toplumsal bir gelenek hâline geldi ve özellikle iç savaş sonrası İspanya’da işçiler için vazgeçilmez oldu. Bugünkü siesta kültürü, sıcak havalarda dükkânların kapanmasıyla şekillendi. Kısa bir siesta; uyanıklığı, ruh hâlini ve hafızayı güçlendirirken stresi azaltır. Geleneksel olarak İspanya’da iş günü sabah 09.00’dan 14.00’e kadar sürer, ardından siesta için mola verilir ve çalışma 16.00–20.00 arasında devam eder. Günümüzde siesta, İspanya’nın sınırlarını aşmış ve birçok ülkede benimsenen bir uyku molası ritüeline dönüşmüştür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Japonya – İnemuri” title_font_size=”13″]

    Japonya’daki yoğun iş temposu ve uzun çalışma saatleri, insanlarda uyku eksikliğine yol açmıştır. Bu durumdan doğan inemuri” (uyurken bulunma) alışkanlığı, özellikle hızlı ekonomik büyüme döneminde yaygınlaşmıştır. İş yerinde, toplantıda veya toplu taşımada kısa süreli uyuklamak tuhaf karşılanmaz; aksine “çok çalıştım ve yoruldum” mesajı verdiği için genelde olumlu yorumlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Guatemala – Endişe Bebekleri” title_font_size=”13″]

    Worry dolls, yani endişe bebekleri, kökenini Maya mitolojisindeki güneş tanrısının kızı Prenses Ixmucane’nin hikâyesinden alır. Geleneksel olarak uyumadan önce sıkıntılar bu bebeklere anlatılır; bebeklerin gece boyunca endişeleri üstlenip kişiyi sabah hafiflemiş hissettirdiğine inanılır. Günümüzde evlerin yanı sıra çocuk hastaneleri ve okullarda da kullanılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Finlandiya – Sauna” title_font_size=”13″]

    Üst üste sekiz kez dünyanın en mutlu ülkesi seçilen Finlandiya’da sauna, öylesine köklüdür ki UNESCO tarafından İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne dâhil edilmiştir. Hemen her evde bir sauna bulunur. Dinlenmenin, arınmanın ve paylaşımın sembolü olan sauna, Fin kültüründe toplumsal bağları güçlendiren en önemli ritüellerden biridir. Saunanın sağlık açısından da birçok faydası vardır: Kuru saunada terleme kan basıncını düşürür, endorfin salgısını artırır. En iyi etki için 5-20 dakika saunada oturup ardından serin bir duş ya da yüzme önerilir. Vücudun ısınma ve soğuma döngüsü, vücuda dinlenme zamanı geldiğini bildiren doğal sıcaklık düşüşünü taklit ederek uyku düzeninin düzenlenmesine yardımcı olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hindistan – Yoga Nidra” title_font_size=”13″]

    Yoga nidra, Hindistan kökenli bir meditasyon tekniğidir ve özellikle geleneksel tıp ve yoga pratiğinde yaygın olarak uygulanır. Hintliler, uzun yıllardır uyku kalitesini artırmak ve zihinsel-duygusal dengeyi sağlamak için bu yöntemi yaşamlarının bir parçası hâline getirmiştir. Teknik; uyku döngüsünü düzenler, epifiz bezini ve melatonin üretimini destekler, kaygı ve depresyonu hafifleterek ruh hâlinizi iyileştirir ve duygusal direncinizi artırır. Kronik uykusuzluk çekenler için de etkili olan yoga nidra, gerginlik, sıkıntı ve ağrıyı azaltarak uykuya geçişi kolaylaştırır. Böylece hem zihinsel hem de fiziksel rahatlama sağlayarak daha derin ve dinlendirici bir uyku sunar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Danimarka – Bebek Uyutma ” title_font_size=”13″]

    Soğuk havaya rağmen Danimarka ve diğer İskandinav ülkelerinde bebeklerin dışarıda tek başına uyuması oldukça normaldir. Hava koşullarına göre bebeklere uyku tulumu giydiren veya bebek arabasına termometre koyan ebeveynler, bebeklerinin temiz havada daha iyi uyuduğuna inanır ve onları bebek arabalarında dışarıda bırakır; bu uyku ritüeli o kadar yaygındır ki dışarıda tek başına uyuyan bir bebeği gören kimse şaşırmaz. Üstelik ülkedeki birçok kreşte, öğle uykusu için dış mekâna ayrılmış özel alanlar bulunur.

  • TÜRKİYE’NİN GİZEMLİ YER ALTI ŞEHİRLERİ

    Tarih boyunca Anadolu, büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmış; ardında birbirinden ilginç, gizemli ve harika eserler bırakmıştır. Bu miras kimi zaman yeryüzünde tüm görkemiyle yükselirken kimi zamansa keşfedilmeyi bekleyen sırlar gibi yerin altına gizlenmiştir. Gelin, bu muhteşem yer altı şehirlerinden bazılarına birlikte göz atalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Derinkuyu Yer Altı Şehri” title_font_size=”13″]

    Derinkuyu, Kapadokya’da bulunan Türkiye’nin en büyük yer altı şehridir. Şimdiye kadar sadece sekiz katın keşfedilmiş olması Derinkuyu hakkındaki gizemi artırmaktadır. Yaklaşık 30 bin kişilik topluluğu barındırabilecek dev bir yapı olarak inşa edilmesinin yanı sıra, toplam büyüklüğünün 1100 futbol sahasına eş değer olduğu tahmin edilmektedir. Şehrin, çok daha eski dönemlerden beri kullanılmış olabileceği düşünülse de özellikle Roma İmparatorluğu Dönemi’nde baskı altında yaşayan Hristiyan topluluklar için bir sığınak olarak hizmet verdiği bilinmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kaymaklı Yer Altı Şehri” title_font_size=”13″]

    Tarihi MÖ 3000 yılına kadar uzanan Kaymaklı Yer Altı Şehri, Nevşehir’in Kaymaklı kasabasında yer alır. İlk katının Hititler tarafından kullanıldığı, Roma ve Bizanslıların ise genişlettikleri düşünülmektedir. Toprağın altında tam 8 kat derinliğe ulaşan bu yer altı şehrinin, günümüzde yalnızca 4 katı ziyaretçilere açıktır. Kaymaklı’yı diğer yer altı şehirlerinden ayıran en dikkat çekici özellikler arasında; bölümleri birbirine bağlayan dar ve alçak koridorlar, su mahzeni, mutfak, erzak deposu ve kilise gibi gündelik yaşama dair mekânlar yer alır. Ayrıca havalandırma bacaları, su kuyuları ve içeriden kapatılabilen dev sürgü taşları, bu yapının yalnızca bir yaşam alanı değil, aynı zamanda bir korunak olduğunu da gösterir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tatlarin Yer Altı Şehri” title_font_size=”13″]

    Nevşehir’in Acıgöl ilçesinde yer alan Tatlarin Yer Altı Şehri, âdeta bir labirenttir. Birden fazla kilisenin ve çok sayıda yiyecek deposunun bulunması buranın sadece bir yerleşim yeri değil, belki de askerî bir garnizon ya da manastır yerleşkesi olduğunu düşündürmektedir. Yer altı şehri oldukça geniş bir alana yayılmış olmakla birlikte sadece küçük bir kısmı temizlenebilmiştir. Hâlen iki katı gezilebilmektedir. Tatlarin’in en dikkat çekici özelliği, içinde “L” biçiminde koridorlarla ulaşılan tuvaletlere sahip olmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gizemli Yer Altı Şehirleri ” title_font_size=”13″]

    Türkiye’de özellikle Nevşehir çevresinde yoğunlaşan yer altı şehirleri, yer üstündeki antik yerleşimlerle eş değer tarihî değer ve ihtişama sahiptir. Binlerce yıllık bu yapılar, insanların dayanıklılık ve hayatta kalma öykülerini gözler önüne serer. Daha fazla bilgi ve keyifli bir seyir deneyimi için videoyu izleyebilirsiniz.

  • TOHUMDAN GELEN ŞİFA

    Akdeniz’den Hindistan’a her çeşit toprakta yetişebilen keten bitkisinin lifleri ve tohumları, ilaç sektöründen otomotiv sektörüne kadar çok geniş bir alanda kullanılıyor. Sağlığımıza olan faydaları ile giderek popüler bir besin hâline gelen keten tohumu hakkında detaylı bilgileri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sarı ve kahverengi tonlardaki keten tohumu, ipeksi dokuda mavi ve sarı çiçekleri olan keten bitkisinden elde edilir; öğütülerek veya yağı çıkarılarak tüketilir. Keten lifleri ise keten kumaşı ve ip yapmak için kullanılır. Keten bitkisinden üretilen ürünlere MÖ 3000’li yıllarda Mısır’da rastlanıldığı için ilk kez bu topraklarda yetiştirildiği düşünülmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Keten tohumu, kalp sağlığı için oldukça önemli olan Omega-3 yağ asidi ve %95 oranında lif içerir. Yüksek antioksidan özelliği ile kanser gibi hastalıkları engellemede işlevi bulunan lignan bakımından zengin keten tohumu, lifli yapısı sayesinde ani kan şekeri düşmesine de engel olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Keten tohumunun tüketim miktarı kişinin yaşına, cinsiyetine, sağlık durumuna göre değişebilir. İçeriğinde C ve B6 vitamini ile demir ve magnezyum gibi değerli mineralleri barındırır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sindirime yardımcı olan keten tohumu ayrıca kolesterolü düşürür, insülin direncini artırır; tokluk hissi vererek kilo sorunlarının giderilmesinde etkili olur. Ev yoğurdu ile keten tohumu beraber tüketildiğinde bağışıklık sistemini güçlendirir ve bağırsak sorunlarının giderilmesine etki eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Keten çekirdeklerini öğütmenin birçok farklı yolu vardır. Tohumlar havan ile dövülerek parçalanabilir. Daha hızlı ve kolay bir metot ise kahve öğütücü veya baharat değirmeni kullanmak olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Keten tohumu filizlendirilerek tüketildiğinde besin değeri en üst seviyeye çıkar. Bunun için keten tohumunu bir gece önceden buzdolabında içme suyunda bekletmek yeterli olacaktır. Şişen ve yumuşayan tohumları dilerseniz salata, süt, yoğurt ve kefirle veya damak tadınıza uygun diğer lezzetlerle beraber tüketebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Çorbalarda, salatalarda ya da çay-kahve molasında tüketebileceğiniz sağlıklı ve lezzetli granola tarifi için gerekli olan malzemeler: Bir su bardağı öğütülmemiş keten tohumu, bir çay bardağı yulaf, yarım çay bardağı temiz su ve kabak ya da çekirdek içi, bir tutam toz tarçın, bir yemek kaşığı zeytinyağı veya Hindistan cevizi yağı, bir avuç parçalanmış ceviz-badem gibi kuruyemiş ve dilediğiniz kuru meyveler. Bu tarif tamamen kişinin damak tadına göre zenginleştirilebilir. Keten tohumu katılan yarım çay bardağı suyu buzdolabında bir gece bekletin. Bu sayede keten tohumunun içesindeki öz maddeler ortaya çıkacak, bağırsak temizleyici etkisi artacaktır. Ertesi gün tüm malzemeler karıştırıldıktan sonra fırın kâğıdı serili tepsiye karışımı düz bir plaka olacak şekilde yayın ve 135 derecede yaklaşık 50 dakika pişirin. Kıtır haline gelen granolanız hazır. Sonrasında dilimleyerek bir saklama kabında muhafaza edebilirsiniz.

  • DÜNYANIN EN UZUN KELİMELERİ

    Şaşırmadan, bir nefeste en fazla kaç heceli bir kelime söyleyebilirsiniz? Kelimeler sadece iletişimin değil, aynı zamanda dilin ne kadar esnek olabileceğinin de kanıtıdır. Dünyanın farklı köşelerinde; kimi zaman resmî belgelerde kimi zaman edebî eserlerde ya da günlük hayatta kullanılan öyle uzun kelimeler vardır ki onları okumak bile başlı başına bir serüven olur. Almancadan Türkçeye, Finceden Ojibweye uzanan bu örnekler yalnızca uzunluklarıyla değil, içerdiği ilginç anlamlarla da dillerin sınır tanımaz yapısını gözler önüne seriyor. Okumaya hazırsak başlayabiliriz…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1# ” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]