Blog

  • MİLYONLARCA YILIN TANIKLARI: FOSİLLER

    Bir dinozor fosilinin önünde durduğunuzda ondan neler öğrenebileceğinizi hiç düşündünüz mü? Dahası, fosillerin karadan çok sulak alanlarda oluştuğunu ve bu yüzden çoğunun eski göl, nehir ya da deniz yataklarında bulunduğunu biliyor muydunuz? Milyonlarca yıl öncesinden bize yaşamın sırlarını taşıyan fosillerle ilgili en ilgi çekici detayları yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    “Fosil” kelimesi, Latincede “kazılmış” anlamına gelen “fossus” sözcüğünden türemiştir. Bu ad, fosillerin kaya, toprak ya da kehribar içinde korunmuş geçmiş yaşam kalıntıları olduğunu ifade eder. Çoğu zaman bu kalıntılar, bir organizmanın kemik veya kabuk gibi sert kısımlarından oluşur. Ancak nadir durumlarda yumuşak dokuların da fosilleştiği görülmüştür. Korunma biçimleri çeşitlilik gösterdiği için bilim insanları farklı fosil türleri tanımlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Çoğu fosil, bir bitki veya hayvanın yaşamını yitirdikten sonra hızla çamur, kum veya volkanik kül gibi tortularla kaplanıp gömülmesiyle oluşur. Yumuşak dokular genellikle ayrışır, sert kemikler veya kabuklar ise korunur; nadir durumlarda yumuşak dokular da taşlaşabilir. Zamanla üzerine biriken tortular kayaya dönüşür ve erozyonla açığa çıktığında milyonlarca yıl öncesinin canlıları taşların içinden bize görünür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Fosiller, oluşum ve korunma biçimlerine göre çeşitlenir: Taşlaşmış fosiller minerallerin sert dokuları doldurmasıyla, baskı fosilleri kalıntı boşluklarını doldurmasıyla, kehribar fosilleri reçineye hapsolan canlılarla, iz fosilleri ayak izi veya dışkılarla, yumuşak doku fosilleri ise özel koşullarda deri ve organların korunmasıyla oluşur. Örneğin, 40.000 yıllık bebek mamut “Lyuba” buzda mükemmel korunmuş bir yumuşak doku fosilidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Peki, bir dinozor nasıl fosil olur? Dinozor öldüğünde etli kısımları çürür ama sert kemikleri gölün dibinde kalır. Üzerine tortu birikir ve bu tortular kemikleri korur. Zamanla yer altı suyundaki mineraller kemiklerin boşluklarını doldurur ve kemikler taşa dönüşür; buna permineralizasyon denir. Üstteki tortular sıkışıp kaya hâline gelir ve kemikler, erozyonla ortaya çıkana veya paleontologlar tarafından bulunana kadar kaya içinde saklanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Paleontologlar, geçmişte yaşamış hayvan, bitki, mantar, bakteri ve tek hücreli canlıların fosil ve kalıntılarını inceleyen bilim insanlarıdır. Fosillerin yaşını belirleyerek, geçmiş ekosistemler ve yaşamın dönüşümü hakkında bilgi edinirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Fosil bulmak; sıkı çalışma, şans ve doğru yerleri bilmenin birleşimidir! Çoğu fosil kısmen açığa çıkar ve laboratuvara götürülmeden önce tek tek veya blok hâlinde özenle çıkarılır. Arka plan araştırmaları, bilim insanlarının hangi tortul kayaçları kazacağını belirlemesine yardımcı olur; ancak birçok fosil, doğa yürüyüşçüleri, inşaat işçileri, madenciler veya çiftçiler tarafından tesadüfen de keşfedilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Çoğu fosil sahada yalnızca kısmen açığa çıkar. Tek tek veya blok hâlinde çıkarılır ve laboratuvara taşınmadan önce genellikle alçı kılıflarla korunur. Saha çalışması, fosillerin bulunduğu bağlamı korumak için haritalama, fotoğraflama, kayıt altına alma ve kaya örnekleri toplama gibi adımları içerir. Böylece kalıntıların nasıl ve ne zaman gömüldüğü, hangi ekosistemlerde yaşadığı ve aynı dönemde hangi bitki ve hayvanlarla bir arada bulunduğu anlaşılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Bir dinozorun ne zaman yaşadığını bilmek, onu biyolojik soyağacına yerleştirmemizi sağlar ve türlerin ne zaman ortaya çıkıp tükendiğini anlamamıza yardımcı olur. Fosillerin, mutlak tarihleme yöntemleriyle gerçek yaşları yıl olarak belirlenir; göreceli tarihleme yöntemleri ise hangi fosilin diğerinden daha eski veya genç olduğunu gösterir. Genellikle birkaç yöntem bir arada kullanılır ve sonuçlar titizlikle doğrulanır.

  • İLK TELESKOPTAN GÜNÜMÜZE KATKI SAĞLAYAN İSİMLER

    İnsanlık, tarih boyunca her zaman gökyüzünü izledi. Yıldızları takip ederek ekinlerinin hasat zamanını hesapladı, yönünü tespit etti, mevsim tahmininde bulundu. İnsanlığın gökyüzüne duyduğu bu ilgi gelişen teknolojilerle beraber artık sadece galaksimizdeki yakın gezegenleri değil, öte gezegenleri, gök adaları ve daha birçok göksel cisimleri tespit etmemizi sağladı. Şu an ileri teknolojilere sahip teleskoplarla evrenin yaşını ve sınırlarını öğrenmiş durumdayız. Teleskobun çağlar boyu gelişimi hakkında yazdığımız yazımızda bilimsel çalışmalarıyla önemli katkılar sağlayan isimleri de hatırlamak istedik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Teleskop, cisimlerden gelen ışınları toplayıp bu ışınları odaklayarak çok uzaktaki cisimleri görüntülemeyi sağlayan cihazdır. Radyo dalgaları, morötesi ışınlar, kızılötesi ışınlar, X ışınları gibi farklı görüntüleme teknolojisine sahip olan teleskobun ilk ortaya çıkışı 17. yüzyıldır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Teleskobun icadıyla ilgili farklı hikâyeler olsa da ilk patent başvurusunu 1608 yılında Hollandalı optik uzmanı Hans Lippershey yapmıştır. İçbükey ve dışbükey iki merceği uzun bir tüpün içine yerleştirerek ilk teleskobu yapan Lippershey’in teleskobu, nesneleri yalnızca üç kat büyütebiliyordu. Teleskobun icadıyla ciddi bir servet sahibi olan Lippershey’in çalışmalarına altın çağını yaşayan Hollanda hükümeti büyük destek vermiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İtalyan bilim insanı Galileo Galilei, 1609 yılında Lippershey’in basit teleskobunu geliştirerek görüntüleri 30 kat büyüten daha gelişmiş bir teleskopla gökyüzünü izlemeye başladı. Bu teleskop sayesinde Galilei; Ay’ın yüzeyindeki kriterleri, Satürn’ün halkalarını ve Jüpiter’in dört uydusunu gözlemleyerek gök bilimi için önemli keşiflere imza atmıştır. 1610 senesinde Dünya’nın Güneş etrafında bir yörüngede döndüğünü de tespit etmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1630’da Alman gök bilimci Johannes Kepler, mevcut teleskoba çift dışbükey mercek yerleştirerek daha net görüntüler elde etmeyi başarmıştır. Ancak teleskopla ilgili en büyük ivmeyi yansıtmalı teleskobu icat eden İsaac Newton gerçekleştirmiştir. 1700’lerde mevcut teleskoplardaki bulanık renkli şeritlerin oluşturduğu ışık kırılmaları ile ilgili sorunu çözmek adına mercek yerine ayna kullanma fikrini ilk ortaya atan Newton’dur. Bugün uzayın derinliklerini gözlemlemek adına kullanılan teleskopların çoğu yansıtmalı teleskoplardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Astronomiye gönül veren bir diğer bilim insanı William Herschel, 1781 senesinde Uranüs’ü keşfettiği teleskobunu geliştirerek 1789 yılında ayna çapı 1,2 metre olan en büyük teleskobu yapmıştır. Newton’un geliştirdiği aynalı teleskobu geliştiren Kepler, ayna çapı büyüdükçe daha net görüntüler elde edilebileceğini ortaya koymuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bilime sağladıkları katkılarla bugün uzayın en derin noktalarını keşfetmemizi sağlayan bu bilim insanları, bugünkü en ileri teknolojiye sahip teleskopların üretilmesinde mihenk taşı olmuşlardır. Günümüzde en büyük teleskop 10,4 metre ayna çapıyla Kanarya Adalarında bulunan Gran Telescopio Canarias’tır. Roket bilimci Hermann Oberth 1923 yılında uzaya konumlanmış teleskop fikrini ortaya atmıştır. Bu fikir 1990 senesinde Hubble Uzay Teleskobu’nun uzaya fırlatılması ile haklılığını kanıtlamıştır. Dünya’nın yörüngesine yerleşen Hubble Uzay Teleskobu, Büyük Patlama’dan sonraki evrenin görüntüsünü, yıldız ve gezegenlerin oluşumunu anlamamızı sağlayan önemli keşiflere imza atmıştır. 2009 yılında Hubble’dan sonra uzaya fırlatılan Kepler Uzay Teleskobu, Güneş Sistemi’nin ötesindeki gök olaylarının keşfinde önemli veriler elde ederken, 2.600 öte gezegeni de görüntülemeyi başarmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Tespit edilmesi çok güç olan karadelikleri görüntülemeyi sağlayan Olay Ufku Teleskobu, dünyanın dört farklı kıtasına yerleştirilmiş birçok farklı teleskoptan oluşur. Tek bir teleskop değil de farklı teleskopların eş zamanlı olarak gönderdiği verilerle kara delikler hakkında önemli bilgiler ve görüntüler elde edilmiştir. Uzaya gönderilen son teleskop 2021’de James Webb Uzay Teleskobu olmuştur. Hubble’dan üç kat büyük olan bu teleskop, evrenin genişlemesinin hızıyla ilgili önemli veriler elde etmemizi sağlayacak. Bir zamanlar insanlık için gizemli olan gökyüzü, artık keşfedilmeyi bekleyen arka bahçemize dönüşmüş durumda. Evren hakkında şaşırtıcı bilgilerle yolculuğuna devam eden teleskopların gelişen teknolojilerle daha ne gibi bilinmezlikleri ortaya çıkaracağını ilerleyen günlerde hep birlikte göreceğiz.

  • İçindekilerle Sizi Şaşırtacak 8 Makarna

    İçindekilerle Sizi Şaşırtacak 8 Makarna

    Makarna gencinden yaşlısına herkesin sevdiği bir yemektir ve bu durum ilginç bir şekilde tüm dünya mutfakları için geçerlidir. Hemen hemen herkesin severek tükettiği klasik makarna çeşitlerinin dışında, bir makarna tarifinde karşınıza çıkacağını düşünmediğiniz malzemeler kullanılarak yapılmış makarnaları aradık bulduk ve bu tariflerden Türk damak tadına uyabilecek olanları, sofrasında yeni lezzetler denemek isteyenler için listemizde bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kaju Fıstıklı Tavuklu Makarna” title_font_size=”13″]
    makarna çeşitleri

    Bu tarifte normalde televizyon başında çerez olarak tükettiğimiz kaju fıstığı, tavuk parçacıklarıyla beraber kavruluyor ve sonra beşamel sosun içinde makarnayla birleşiyor. Bu tarifin olmazsa olmazı ise rendelenmiş peynir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Avokadolu Makarna” title_font_size=”13″]
    makarna çeşitleri

    Bu fikir ilk başta kulağınıza garip gelebilir ama bir mutfak robotunda püre hâline getireceğiniz avokado, arpacık soğanı, limon suyu ve baharatları haşlanmış makarnaya karıştırın ve kremamsı kıvamı sağlamak için makarnanın pişme suyundan yarım bardak kadar ekleyin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Balkabaklı Makarna Salatası” title_font_size=”13″]
    makarna çeşitleri

    Genelde tatlısını yemeğe alışık olduğumuz balkabağını kullanarak lezzetli bir makarna salatası yapmanız mümkün. Balkabaklarının üzerine biraz zeytinyağı sürüp fırında kızarmaya bırakın. Bu sırada, bir kâsede zeytinyağı, hardal, sirke ve tarçınla bir sos hazırlayın. Kızarmış balkabaklarını, tavada şöyle bir çevirdiğiniz çam fıstıklarını, peynir parçalarını, sos ve haşlanmış makarnayla karıştırıp salatanızın tadına varın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Isırgan Otlu ve Peynirli Makarna” title_font_size=”13″]
    makarna çeşitleri

    Türk Mutfağında genelde mezelerde ve salatalarda kullanılan ısırgan otu da makarnaya eşlik edecek bir lezzet olarak kullanılabilir. Ayıklanmış ve 20 dakika haşlanmış ısırgan otlarını doğrayın. Bir tencerede zeytinyağı ve 1 diş sarımsağı kızdırıp, haşlanmış makarnaları ve ısırgan otlarını yarım bardak makarna suyu ile beraber karıştırın, makarnayı beyaz peynirle beraber servis edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Humuslu ve Domatesli Makarna” title_font_size=”13″]
    makarna çeşitleri

    Ülkemizde en sevilen mezelerden biri olan humusu, aynı bir sos gibi haşlanmış makarna ile karıştırın, bu karışıma makarnayı haşlarken ayırmış olduğunuz yarım bardak suyu ekleyerek humusu inceltebilirsiniz. Bir tavada zeytinyağında çevirerek pişirmiş olduğunuz çeri domatesleri ve renkli biberleri de makarnanıza karıştırarak tarifi tamamlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ispanaklı ve Enginarlı Lazanya” title_font_size=”13″]
    makarna çeşitleri

    Lazanyayı bir de ıspanak ve enginar gibi yararlı sebzelerle denemek isterseniz, yapmanız gerekenler çok kolay. 2 enginarı çatal batacak kadar haşlayın ve küp şeklinde doğrayıp, 1 demet doğranmış ıspanak ve 1 kırmızı soğanla beraber zeytinyağında kavurun. Lazanyanızın iç malzemesi olarak kıyma sosu yerine peynirle lezzetlendireceğiniz bu sosu kullanın, böylece misafirlerinizi şaşırtacak bir lazanya servis edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karnabaharlı ve Domates Soslu Makarna” title_font_size=”13″]
    makarna çeşitleri

    Bütün hâlindeki karnabahardan parmak kalınlığında dilimler keserek büyük karnabahar parçaları elde edin. Bu dilimleri tuz, karabiber ve zeytinyağı ile tatlandırın, üzerlerine parmesan peyniri rendesi serpiştirin ve fırında 20 dakika kızarmasını sağlayın. Bir yandan domates soslu bir makarna hazırlayın, bunun için hazır bir sos kullanabilir ya da domates rendesi, zeytinyağı ve ezilmiş bir diş sarımsak ile kendi sosunuzu pişirebilirsiniz. Domatesli makarnanın üzerine peynirli karnabaharları ekledikten sonra yemeğinizi servis edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Brokoli ve Kurutulmuş Domatesli Makarna” title_font_size=”13″]
    makarna çeşitleri

    Zeytinyağı koyduğunuz bir tavada küçük parçalara ayırdığınız brokolileri ve ince doğranmış bir diş sarımsağı pişene dek çevirin. Kuru domatesleri yumuşamaları için sıcak suda bekletin. Tüm malzemeleri haşlanmış makarna ile karıştırın ve sevdiğiniz bir çeşit peynirle süsleyerek servise hazırlayın.

  • DÜNYADAN EN İLGİNÇ DÜĞÜN RİTÜELLERİ

    Dünyanın dört bir yanında düğünler, yalnızca iki insanın evliliğini kutlamakla kalmaz; aynı zamanda her kültürün tarihini, inançlarını ve toplumsal değerlerini yansıtan ritüelleri içerir. Çin’den Polonya’ya, Hindistan’dan Endonezya’ya kadar her ülkede gelin ve damadın katıldığı gelenekler, bazen dramatik, bazen eğlenceli, bazen de sıra dışı bir şekilde evlilik yolculuğunu simgeler. Yazımızda, dünyanın farklı ülkelerinden hem tanıdık gelen hem de ilginç bulduğumuz gelenekleri sizler için bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çin / Ağlayan Gelinler” title_font_size=”13″]

    Çin’in kuzeybatısında hâlâ yaşatılan en ilginç düğün geleneklerinden biri: Ağlayan gelinler. Bu ritüelde gelin, evlenmeden haftalar önce her gün bir saat boyunca ağlıyor. Üstelik bu ağlama yalnızca onun işi değil; annesi, arkadaşları, akrabaları da ona katılıyor. Aslında bu gözyaşları bir hüzün değil, daha çok bir veda. Gelin, ailesinden ayrılıp yeni bir hayata adım atarken hem bağlılığını hem de heyecanını bu ritüelle gösteriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kenya / Saç Kazımak” title_font_size=”13″]

    Çoban Maasai halkı, Kenya ve Tanzanya’nın otlaklarında yaşayan ve yaşamını geçiş ritüelleriyle anlamlandıran bir topluluk. Onlar için düğün, sade görünen ama sembollerle dolu bir tören: Gelin ve damat sütle arınarak kutsanıyor, kıyafetlerine ot bağlanıyor, ailelerse bal içeceğini paylaşarak bereket diliyor. En özel an ise gelinin annesinin kızının saçlarını kazıyıp başına kuzu yağı sürmesi; bu ritüel, gelinin yeni hayatına saf ve arınarak başlamasını, yağ ise bereketi ve ruhsal korumayı simgeliyor. Ardından kadın akrabaları gelini boncuklarla süsleyerek köyün dualarıyla yeni yaşamına uğurluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hindistan / Yedi Adım” title_font_size=”13″]

    Hindistan’daki Hindu düğünlerinin en etkileyici ritüeli saptapadi, “birlikte yedi adım atmak” anlamına geliyor. Bu ritüel, kutsal ateş agni etrafında yapılırken, yedi küçük pirinç yığını bulunuyor ve gelin-damat, gelinin sağ ayağıyla batıdan başlayarak her birine basıyor. Çift, yedi tur atarken birbirlerine yedi temel ilkeyi yerine getireceklerine dair söz veriyor. Her adım; sağlıklı bir yaşamı, ruhsal gücü, refahı, sevgiyi ve saygıyı, mutlu bir aileyi, uzun ömrü ve birbirine sadakati simgeliyor. Ellerini dupatta (gelinin omuzlarına sarılan uzun, renkli şal) veya chuni (ince, uzun bir örtü) ile bağlı tutarak adımlarını atarlarken, aile üyeleri de gül yaprakları ve pirinçle onları kutsuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Polonya / R Harfi” title_font_size=”13″]

    Polonya’da düğünler için ay seçerken ay adında “r” harfi bulunmasının müstakbel eşlere şans ve refah getireceğine inanılıyor. Gelenek Orta Çağ’a kadar uzanıyor; o dönemde aylar Latincede Ianuarius, februarius, martius, aprilis şeklindeydi ve özellikle yaz aylarının adlarında “r” harfi bulunmadığı için düğünler genellikle aralık ve nisan aylarında yapılırdı. Ayrıca numerolojide “r” harfine 9 sayısı atanıyor ve bu sayı mutluluk ile refahı simgeliyor. Bazı yorumlara göre ise “r” harfi aileyi temsil ediyor. Bu nedenle “r” harfini içeren aylarda düğün yapmak hem çiftin bağlılığını hem de sosyal etkinliğin önemini vurguluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Almanya / Tabak Kırıp Kütük Kesmek” title_font_size=”13″]

    Almanya’da düğün öncesi konuklar genellikle gelinin evinin önünde porselen tabakları kırıyor ve çift kırıkları temizleyerek kötü ruhları kovuyor. Düğün günü ise yeni evliler, şans ve bereketi simgeleyen köknar dallarından oluşan bir yolda yürüyor ve birlikte bir kütüğü testereyle keserek evliliklerinde hem birbirine güveni hem de birlikte zorlukların üstesinden gelebileceklerini gösteriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Endonezya / Arınma ve Uyum” title_font_size=”13″]

    Endonezya’da düğünler, göz alıcı ve sıra dışı ritüellerle dikkat çekiyor. Gelin ve damat, siraman töreninde çiçek, bitki ve baharat karışımıyla yıkanarak arınıyor ve yeni bir hayata hazırlanıyor. Solo şehrinde gelin, batik elbisesiyle dört erkek görevli tarafından taşınıyor, bu sayede düğüne gizemli ve heyecanlı bir giriş yapıyor. Batak topluluğunda nedimeler geleneksel kıyafetlerle dans ederek yeni evlilere iyi şans diliyor. Cava’da ise uzmanlar çiftin doğum tarihlerinin uyumunu hesaplayarak evliliğe şans ve mutluluk getirdiğine inanıyor.

  • BU EKOLOJİK TERİMLER HANGİ ANLAMLARA GELİYOR?

    Ekoloji, canlıların birbirileriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen doğa bilimidir. Bu alanda kullanılan terimler, her şeyden önce çevremizi koruyabilmek, sağlıklı ve devamlılığı olan bir çevre oluşturabilmek için hepimizi ilgilendiriyor. Sürdürülebilir çevre konusunda yer verdiğimiz diğer sayfalara da göz gezdirmeniz tavsiyesiyle, tadımlık ekoloji sözlüğünü ilginize sunuyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fosil Yakıtlar” title_font_size=”13″]

    Kömür, doğalgaz, petrol gibi organik yakıtların tümüne fosil yakıtlar denir ve ekolojik sistemde hava kirliliğine neden oldukları düşünülmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Güneş Enerjisi” title_font_size=”13″]

    Güneş ışınlarından yararlanmak için geliştirilen, tükenmeyen ve çevreye zararlı gazlar vermeyen enerji türüdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Biyokütle Enerjisi” title_font_size=”13″]

    Organik atıklar, bitki, ağaç gibi organik maddelerden, yani biyokütleden üretilen, sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kaynağıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sera Gazı” title_font_size=”13″]

    Atmosferdeki sera etkisini ve sürekliliğini sağlayan, fakat oranı fazla yükseldiğinde ısıyı tutarak küresel ısınmaya neden olabilen karbondioksit, azot oksit, ozon ve metan gibi gazlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Asit Yağmuru” title_font_size=”13″]

    Atmosferde biriken azot oksit, kükürt gibi zararlı gazların su buharı etkileşimi ile yeryüzüne yağmasıdır. Yağdıkları ortamın pH seviyesini düşüren asidik yağmurlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pestisit” title_font_size=”13″]

    Pestisitler böcek, mantar gibi zararlı organizmaları engellemek amacıyla kullanılan, aşırı ve bilinçsiz kullanımları ekolojik dengenin bozulmasına sebep olabilen maddelerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ekolojik Denge” title_font_size=”13″]

    Yeryüzündeki tüm canlıların, varlık ve gelişmelerini doğal yapılarına uygun bir şekilde sürdürebilmeleri için gerekli olan şartların bütünüdür.

  • Başka Devrin Çocukları 9 Eski İsim Ve Anlamları

    Başka Devrin Çocukları 9 Eski İsim Ve Anlamları

    Hani bazen bir film izler, bir kitap okursunuz ve hikâyede geçen isimler size hiç tanıdık gelmez… İşte o hayatınızda ilk kez duyduğunuz isimler bir zamanların en popüler isimleri olabilir. Yaşam her gün değişirken, hayatın her alanı modernleşip yeni teknolojilere ayak uydururken, doğal olarak dil ve isimler de büyük değişim gösteriyor. Bir dönem moda olan isimler bugün unutulmuş, tarihin sayfaları arasında kalmış olabiliyor. Bu eski ama güzel isimlerin bir kısmını sizlere hatırlatmak istedik ve eski isimler listemizde bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    eski isimler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    eski isimler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    eski isimler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    eski isimler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    eski isimler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    eski isimler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    eski isimler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    eski isimler
  • 8 Madde İle Ülkemizin En Küçük Şehri Yalova

    8 Madde İle Ülkemizin En Küçük Şehri Yalova

    Türkiye’nin en küçük ili Yalova kuzeyinden güneybatısına kadar Marmara Denizi ile çevrilmiş ve bu hâliyle ülkemizin en uzun sahil şeritlerinden birine sahip… Doğası ile yaz ayları kadar sonbahar ve kış aylarında da turist çeken bölge 1995 yılında il olmuştu. En yoğun renkleri mavi ve yeşil olan şehrimizi 8 özelliği ile gelin birlikte tanıyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bir köşk 1930 yılında iki gün içinde temel seviyesine kadar kazılıp altına ray döşenerek 4.80 metre kaydırıldı. Yalova’daki çiftlikte köşkün hemen yanı başındaki çınar ağacının dalları çok uzadığı için kesmek isteyen bahçıvana Atatürk’ün sunduğu formül neticesinde yaşanmıştı bu durum… Günümüzde müzeye dönüştürülen Yürüyen Köşk, pazartesi günleri dışında her gün ziyaret edilebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yalova’nın turistik ilçelerinin başında Çınarcık geliyor. Çevre illerden günü birlik de turist çeken ilçede özellikle Dipsiz Göl çevresinde kurulan kamp sakinlerine muhteşem bir manzara sunuyor. Teşvikiye Beldesi Erikli Yaylası’nda bulunan göl kâşif ruhlu insanların çok iyi bildiği ama pek çok kişi tarafından henüz keşfedilmemiş sakin bir doğa parçası…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yalova’nın en büyük ilçesi Çınarcık’ta Erikli Yaylası içinde bulunan ve Dipsiz Göl’ün tersine hemen herkes tarafından varlığı bilinen başka bir güzellik de Erikli Şelalesi… Şelaleden yansıyan su sesi eşliğinde trekking yapmaya gelen doğa tutkunlarına hafta sonları piknik yapmaya gelen insanlar da eşlik ediyor ve doğa içinde canlı, renkli görüntüler oluşuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1995’te ilçeye dönüşen Altınova, huzurlu ve sakin sokaklarda yürüyüş yapmak, dönüşte çantasında doğal ürünlere yer vermek isteyenler için oldukça uygun bir yer… Altınova’da, özellikle İzmir Körfezi’nin en dar yerindeki Hersek Köyü ve buradaki 15. yüzyıldan kalan Hersekzade Ahmet Paşa Camii de görmek isteyebileceğiniz yerler arasında bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Şehrin özellikle yaz aylarında nüfusunu birkaç kez katlayan ilçelerinden biri de Armutlu… Merkeze 55 km uzaklıkta olan ilçeye Mudanya ve İstanbul’dan deniz ulaşımı bulunuyor. Burası uzun yürüyüşler yapılabilen sahilleri, kum plajları ile deniz ve deniz sporuna meraklı olanların bilhassa tercih ettiği bir bölge…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yalova, sadece ülke içinde değil uluslararası düzeyde rağbet gören kaplıcalara sahip. Kentin farklı yerlerine dağılmış kaplıcalar merkeze 12 kilometre mesafede bulunan Termal ilçesinde yoğunluk gösteriyor ve bu bölge 19. yüzyıl sonlarından itibaren sağlık merkezi olarak ilgi görüyor. Büyük otellerin imkânlarıyla ya da Kurşunlu Hamam gibi tarihi yapılarda şifalı sularla buluşmak mümkün…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yalova, kendine özgü geleneklerin yaşayabilmesi için gayret gösteren bir şehir. Farklı mevsimlerde farklı ilçelerde düzenlediği festivaller ise bu amacın en güzel araçları oluyor. Örneğin, Geleneksel Delmece Yaylası Şenlikleri’nde yayla ve üretim kültürü paylaşılırken, Uluslararası Kafkas Halk Dansları ve Müzik Festivali’nde sergilenen yöresel danslarla bütün sokaklar renkleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Göç alan bir şehir olarak Yalova mutfağında farklı toplulukların mutfak kültürü harmanlanmış… Genel olarak sebzenin, çeşitli otların yoğun olarak kullanıldığı, köftenin farklı sunumlarının öne çıktığı bir mutfağa sahip. İçinde elma marmelatı ve üzerinde vişne reçeli olan krep hamurundan mamul termal tatlısı ise mutlaka denemenizi önerdiğimiz lezzet.

  • Evlilik Yoluyla Oluşan 10 Akrabalık Bağı

    Evlilik Yoluyla Oluşan 10 Akrabalık Bağı

    Eskiden iki gönül bir araya geldiği zaman, aileler de birleşir hep beraber kocaman büyük bir aile oluştururlardı. Günümüzde, değişen koşullar, şehir hayatı ve gündelik hayatın koşuşturması içinde geniş aileler eskisi kadar bir araya gelememeye başladı. Geniş ailelerin yerini çekirdek aileler alırken, akrabalık bağları da kafa karıştıran bir ayrıntıya dönüştü. İnternette “Eşimin kardeşinin eşi neyim olur?” diye arama yapanlara dev hizmet, sizin için akrabalık terimlerini sıraladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bacanak” title_font_size=”13″]
    akrabalık terimleri

    İki kız kardeş ile evli olan erkekler birbirlerinin bacanağıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Baldız” title_font_size=”13″]
    akrabalık terimleri

    Bir erkeğin eşinin kız kardeşi, erkeğin baldızıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kayınvalide” title_font_size=”13″]
    akrabalık terimleri

    Evli çiftler eşlerinin annesine kayınvalide der.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kayınpeder” title_font_size=”13″]
    akrabalık terimleri

    Bir kadının ya da erkeğin eşinin babası onun kayınpederidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kayınbirader ” title_font_size=”13″]
    akrabalık terimleri

    Evli çiftlerin eşlerinin erkek kardeşleri için kullandıkları kelimedir. İyelik eki aldığında, “Kaynım” şeklinde kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dünür ” title_font_size=”13″]
    akrabalık terimleri

    Evli bir çiftin ebeveynleri birbirlerinin dünürleri olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Görümce ” title_font_size=”13″]

    Bir kadının eşinin kız kardeşi onun görümcesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Elti” title_font_size=”13″]
    akrabalık bağları

    İki erkek kardeşin eşleri birbirlerinin eltisi olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Enişte” title_font_size=”13″]
    akrabalık terimleri

    Bir kişinin halası, teyzesi ya da kız kardeşinin eşi o kişinin eniştesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yenge” title_font_size=”13″]
    akrabalık terimleri

    Bir kişinin dayısının veya amcasının eşi, yengesi olur. Ayrıca erkek kardeşler de birbirlerinin eşlerine yenge derler.

  • GREYFURT VE GREYFURTLU TARİFLER

    Ekşi ve biraz da buruk tadı sebebiyle pek çok kişinin mesafeli durduğu yarı tropikal meyvelerden biri olan greyfurt, Amerika kökenli bir narenciyedir. Dünyada yetiştirilen 20 çeşit greyfurt olduğu bilinir. Greyfurtun beyaz etli, acı ve ekşi çeşitleri çoğunlukla Amerika’da yetişirken, tatlı olan pembe renklileri ise Akdeniz iklim kuşağında yetiştirilmeye daha uygun olduğundan Avrupa’da yaygındır.. Bu yazımızda greyfurtla yapılabilen yemek tariflerinden birkaçını listeleyeceğiz ancak öncesinde greyfurt hakkında kısa bilgiler hazırladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    A vitamini, kalsiyum ve demir bakımından zengin greyfurtu beslenme rutininize almak için birçok neden bulunuyor. Aynı zamanda yüksek oranda C vitamini içeren greyfurt, cildin kolajen üretimine destek olurken; güneşin verdiği zararı minimuma indirerek, cildi yaşlanmanın etkilerine karşı korumaya yardımcı oluyor. “Süper besin” olarak adlandırılan greyfurtun kalorisi oldukça düşük; 100 gramında 40 kalori bulunuyor. Yağ oranının sıfır olması, bol lifli yapısı ve zengin antioksidanlara sahip olması bu meyveyi sağlıklı besin zinciri piramidinde en tepeye taşıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Greyfurtun kan şekerini dengelediği, kilo korumaya yardımcı olduğu ve sindirim sistemini düzenlediği bilinmektedir. Ancak özellikle tansiyon ve kanser ilaçları gibi ilaçlarla etkileşimde bulunduğunda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilme ihtimali olduğu için greyfurtu tüketirken dikkatli olmalı hatta doktorunuza danışmalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Greyfurtun yakıştığı lezzetlerin başında yeşillikler gelir. Özellikle salataya oldukça yakışan greyfurt, diyet listelerinde de kendine yer bulur. Greyfurtlu salata için ihtiyacınız olan malzemeler; pancar turşusu, havuç, elma, nar, roka, göbek ya da kıvırcık salata ve damak tadınıza hoş gelen yeşil yapraklı sebzeler. Önce salatayı bu kadar leziz kılan sosunu hazırlayarak işe başlayın. Bunun için greyfurtun suyu, zeytinyağı, sirke ve balı bir kapta karıştırın. Ardından salata malzemelerinizi bir kaba doğrayın ve üzerine hazırladığınız sosu gezdirin. İsterseniz üzerine tuz ya da farklı baharatlar da ilave edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Greyfurtu acılığından ve ekşiliğinden dolayı yiyemiyorsanız işe biraz tatlılık katmaya ne dersiniz? O zaman greyfurtlu reçel tarifini not edin… Önce malzemeleri hazırlayın: Greyfurt, şeker, tereyağı, limon tuzu ya da limon suyu. Greyfurtların kabuklarını soyun, kabuğun iç kısmında yer alan beyaz zarı güzelce ayıklayın. Meyve kısmını ince ince doğrayın ve toz şekerle beraber su ilave ederek blenderdan geçirin. Doğranmış kabukları derin bir tencereye alın ve üzerine su ilave ederek kaynamaya bırakın. Kaynadıktan sonra süzün ve içinde soğuk su olan bir kaba alın. Blenderdan geçirdiğiniz greyfurtların üzerine doğranmış kabukları ve tereyağını ilave ederek orta ateşte kaynamaya bırakın. Yaklaşık 30 dakika sonra limon tuzunu ya da limon suyunu ilave edin ve 5 dakika kadar daha kaynatıp özdeşleşmesini sağlayın. Ocağın altını kapatın ve reçel ılıdıktan sonra cam kavanozlara dökün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Greyfurtun yalnızca meyvesini değil, kabuğunu da değerlendirebilir ve şahane bir şekerleme yapabilirsiniz. Bunun için önce greyfurtun kabuklarını soyun ve beyaz zar kısmını iyice ayıklayın. Tencerede su kaynatın ve içine greyfurt kabuklarını atıp 10 dakika kadar haşlayın. Haşlanan kabukları süzün ve bir kenarda soğumaya bırakın. Bir kaba şeker, glikoz, su ilave edin ve karıştırın. Karışım şerbet kıvamına geldiğinde kabukları tencereye atın. Aralıklı olarak karıştırarak yaklaşık 40 dakika kaynatın. Sonra kabukları tekrar süzün ve kurumaya bırakın. Şekerleme kıvamına gelen kabukları pastalarda ve tatlılarda kullanabileceğiniz gibi doğrudan şekerleme olarak da tüketebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Sağlıklı tatlıların olmazsa olmazı chia tohumu ve greyfurt ile yapabileceğiniz oldukça pratik bir tarif için ihtiyacınız olan malzemeler: Badem sütü, chia tohumu, bal, greyfurt, yulaf ezmesi, kakao ve kinoa. Önce badem sütü, chia tohumu ve balı karıştırın, ardından 30 dakika kadar buzdolabında bekletin. Üzerine dilimlenmiş greyfurtu, yulaf ezmesini, kakaoyu ve kinoayı ilave edin. Pratik, lezzetli ve kilo dostu hafif tatlınız hazır!

  • 8 Maddede Ünlüler Dünyasındaki Kardeşler

    8 Maddede Ünlüler Dünyasındaki Kardeşler

    Başarılarına tanıklık ettiğimiz, beraber büyüdüğümüzü hissettiğimiz hatta kimilerini aileden biri gibi gördüğümüz ünlülerin baba-oğul, anne-kız ya da kardeş olduğunu öğrendiğimizde nedendir bilinmez genellikle ilk tepkimiz şaşkınlık olur. Biz de bu listemizde kardeş ünlülere yer veriyoruz, muhtemelen bazılarını biliyorsunuz ama bakalım sizi şaşırtmayı başaracak mıyız?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    kardeş ünlüler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    kardeş ünlüler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    kardeş ünlüler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    kardeş ünlüler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    kardeş ünlüler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    kardeş ünlüler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    kardeş ünlüler
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    kardeş ünlüler