Blog

  • Sık Sık Kullandığımız 7 Deyimin Çıkış Hikâyesi

    Sık Sık Kullandığımız 7 Deyimin Çıkış Hikâyesi

    Deyimler, bazen onlarca cümle ile ifade etmekte zorlandığımız derdimizi bir çırpıda anlatmamızı sağlayan söz topluluklarıdır. Türkçemiz de deyimler konusunda oldukça yaratıcı ve zengin bir dil… Biz de bunlardan 7 tanesini seçtik ve ortaya çıkış hikâyelerini derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Balık kavağa çıkınca, “hiçbir zaman” anlamında kullanılıyor. Deyimin hikâyesinde geçen balık bildiğimiz balık ama kavak bildiğimiz kavak ağacı değil; hikâyedeki kavak Boğaz’ın karşılıklı kıyılarına kurulmuş Anadolu ve Rumeli Kavakları’na karşılık geliyor. Hikâyenin tamamı ise şöyle: Karadeniz’e açılan bu bölgede bir zamanlar balık avlamak o kadar zormuş ki ucuza balık alıp yemek ancak şehirde balık bollaştığında ve balıklar Kavaklar’a getirildiğinde mümkün olurmuş. O dönemler dışında pahalı satılan balığa müşteri itiraz edince de satıcılar “Sizin dediğiniz fiyat balık kavağa çıkınca!” dermiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Rivayet o ki ateş yakmak için araç bulmakta zorlanılan zamanlarda komşular birbirinden kürekle ateş alırmış, kürekteki ateş sönmesin diye de hızlıca evine gidip kendi ateşini yakarmış. Kapıdan içeri girmeyen misafirlere “Ne acelen var, ateş almaya mı geldin?” denmesi işte tam da bundan.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Deyimin hikâyesinde bahsedilen Dingo aslında oldukça iyi biri… Yine deyimde geçen ahır da Dingo Bey’in sahibi olduğu Taksim’deki ahırı… Atlı tramvayların İstanbul’daki Şişhane yokuşunu çıkmakta zorlanması, yorulan, hatta Azapkapı’dan desteğe getirilen atların Dingo Bey’in ahırında sık sık dinlenmeye çekilmesi, daha doğrusu atların Dingo’nun ahırına istediği gibi girip çıkması bu deyimi doğurmuş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Fazla meraklandırmadan hemen açıklayalım: Dirhem ve çekirdek tartılarda kullanılan çok hassas birer ağırlık birimi imiş. İki dirhem bir çekirdek ise dönemin en kıymetli para birimlerinden Osmanlı altınının tartıdaki karşılığına denk gelirmiş. Baştan aşağı şık ve zarif giyinmiş insanlara “İki dirhem bir çekirdeksin…” denilerek kıymetine ve güzelliğine iltifat edilirmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1. Mahmut döneminde resmi başlık kabul edilen fesin farklı modelleri içinde püsküllü olanlar rüzgârlı havalarda sahibini epey uğraştırırmış. Ya kalıbı bozulur ya püsküller birbirine karışırmış. İşte, “büyük sıkıntı veren şey” anlamında kullanılan “püsküllü bela” deyimini ortaya çıkaran hikâye de böyle gelişmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Pabucu dama atılmak, Osmanlı döneminden yadigâr bir söz… Günümüzde “gözden düşmek” anlamında kullandığımız deyimin kökü gerçek anlamda pabuçların dama atılmasına dayanıyor! Şöyle ki; ilkeleri ve bu ilkelere bağlılıklarıyla nam salmış Ahilik teşkilatında, bir kunduracının tamir ettiği pabuçtan müşteri şikâyet ederse teşkilat her iki tarafı da dinler, eğer kunduracı haksız bulunursa pabuçlar kunduracının damına atılırmış… Böylece yeni müşteriler en fazla pabucun dama atıldığı kunduracıları görüp tercihini yaparmış. Unutmadan ekleyelim, ayakkabıların sahibine de ayakkabılarının bedeli ne ise illa ki ödenirmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    “Üsküdar’da sabah oldu” deyiminin hikâyesi Osmanlı döneminde bu semtteki müezzinlerin sabah ezanlarını Beşiktaş’taki camilerin müezzinlerinden erken okumasına dayanıyor. Öyle ki o dönemde Beşiktaş halkı Üsküdar’daki Valide Sultan Cami ve Mihrimah Sultan Camisi’nden okunan ezanla uyanırlarmış. Bu nedenledir ki deyimi bugün “geç kaldın” ya da “fırsatı kaçırdın” anlamında kullanıyoruz.

  • Türkiye’de Balayı Yapılacak 9 Harika Yer

    Türkiye’de Balayı Yapılacak 9 Harika Yer

    Doğasıyla dünyanın dört bir yanından turist çeken ülkemizde, balayı tatili için de birçok uygun belde bulunuyor. Birçok çift daha ekonomik olduğu için ya da doğanın tadını çıkarmak için Türkiye’de balayı yapmayı tercih ediyor. Biz de yeni evlilere rehber olsun diye hazırladığımız listemizle karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Hem denizin tadını çıkarabileceğiniz hem de tarihi bir dokusu bulunan Çanakkale’nin sakin tatil beldesi Assos…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Likya Yolu’nun gözde durağı Olimpos, balayında doğanın tadını çıkarmak isteyenler için ideal…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yemyeşil Tabiat Parkı’nın içinde yer alan, göl kenarında konaklayabileceğiniz Abant…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Hem kış hem de yaz aylarında balayı için tercih edilebilecek Uludağ…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Plajıyla, yel değirmenleriyle, sevimli sokaklarıyla Bozcaada…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kaz Dağı’nın mavi ve yeşil doğasının içinde Adatepe Köyü…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ege ve Akdeniz’in birbirinden güzel koylarını, tertemiz denizini keşfetmek için Mavi Tur…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Palamutbükü, Ovabükü gibi ünlü plajları, Eski Datça’nın güzelim sokaklarını keşfetmek için Datça…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Denizi ve güneşi sevdiği kadar eğlenmeyi de sevenlerin tercihi Çeşme…

  • MİNİK TOHUMLARDAN DEVASA CÜSSELERE DÜNYANIN EN BÜYÜK BİTKİ TÜRLERİ

    Doğa, sınırları zorlayan ve hayranlık uyandıran canlılarla doludur. Gözle görülemeyecek kadar küçük organizmalardan göğe yükselen görkemli ağaçlara kadar uzanan bu çeşitlilik, bitkiler dünyasında da en çarpıcı örneklerini sergiler. Peki, okyanusları kaplayan su bitkilerinden metrelerce uzunluğa ulaşan çiçeklere kadar dünyanın en büyük bitkileri hangileridir? Gelin, dünyanın en etkileyici yeşil devlerini birlikte keşfedelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Victoria amazonica ” title_font_size=”13″]

    Victoria amazonica, dünyanın en büyük nilüfer türlerinden biridir ve Güney Amerika’nın Amazon Nehri Havzası’na özgüdür. Görkemli, dairesel yaprakları 3 metreye kadar genişleyebilir ve bir çocuğun ağırlığını dahi taşıyabilir. Bu etkileyici bitkinin çiçekleri yalnızca iki gece açar: İlk gece beyaz renkte ve hoş kokuluyken, ikinci gece mor-kırmızıya dönüşür. Victoria amazonica, estetik güzelliği ve olağanüstü yaprak yapısıyla botanik meraklılarının ilgisini çekerken, su ekosistemlerinde gölge ve yaşam alanı sağlayarak da önemli bir rol üstlenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Titan arum” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en büyük çiçeklerinden biri olan Titan arum, Endonezya’nın Sumatra Adaları’nda ve bazı özel botanik bahçelerinde yetişir. “Ceset çiçeği” olarak bilinir; çünkü açtığında, çürümüş eti andıran yoğun kokusuyla böcekleri kendine çeker. Tüm enerjisini tek ve devasa bir yaprak ya da çiçek oluşturmaya harcar. Küçük bir ağacı andıran yaprağı ise 6 metreye kadar yükselebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Rafflesia arnoldii ” title_font_size=”13″]

    Rafflesia arnoldii, dünyanın en büyük tekil çiçeğine sahip parazitik bir bitkidir. Güneydoğu Asya’nın yağmur ormanlarında, özellikle Endonezya ve Malezya’da yetişir. Yaklaşık 1 metre çapına ve 10 kilogram ağırlığa ulaşabilen bu dev çiçek, kötü kokusu nedeniyle Titan arum gibi “ceset çiçeği” olarak anılır. Kökü, sapı ve yaprakları olmayan Rafflesia arnoldii, tamamen konakçı bitkisine bağımlı yaşar ve besinini ondan alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Musa ingens ” title_font_size=”13″]

    Musa ingens, dünyanın en büyük muz türü olarak bilinen dev bir bitkidir ve Papua Yeni Gine’nin dağlık yağmur ormanlarında yetişir. Boyu 15 metreye, yaprakları ise 5 metreye kadar ulaşabilir. Devasa salkımlarda yetişen meyveleri yenebilir ancak diğer muz türlerine göre daha lifli bir yapıya sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Talipot Palmiyesi” title_font_size=”13″]

    Talipot palmiyesi, dünyanın en büyük çiçek salkımına sahip heybetli bir palmiye türüdür. 25 metreye kadar uzayabilen bu ağaç, ömrü boyunca yalnızca bir kez çiçek açar ve tohumlarını yaydıktan sonra yaşamını tamamlar. Çiçeklenme süreci, 30 ila 80 yıl süren uzun bir büyüme döneminin sonunda gerçekleşir. Güney Hindistan ve Sri Lanka gibi tropikal bölgelerde yetişen Talipot palmiyesi, geniş yapraklarıyla dikkat çeker; bu yapraklar aynı zamanda barınak yapımında da kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Puya Raimondii ” title_font_size=”13″]

    Puya raimondii, dünyanın en büyük çiçek salkımına sahip bromeliad (ananasgiller) türüdür. Peru ve Bolivya’nın yüksek And Dağları’nda, 3.000 ila 4.800 metre yüksekliklerde yetişir ve bu nedenle ‘And Dağları Kraliçesi’ olarak anılır. Yaklaşık 100 yıl boyunca büyüyen bu bitki, dev çiçek salkımını oluşturduktan sonra çiçek açar ve ömrünü tamamlar. Uzunluğu 10 metreye kadar ulaşabilen Puya raimondii, yüzlerce hatta binlerce çiçeğiyle ekosistemde polen taşıyıcıları için önemli bir besin kaynağı sağlar.

  • 10 Madde ile Özgürlüğe Koşan Yılkı Atları

    10 Madde ile Özgürlüğe Koşan Yılkı Atları

    Tarihteki yolculuğumuza şöyle bir bakacak olursanız insan dostu hayvanların başında atların geldiğini görebilirsiniz. Ama bazen bakımını sağlayamadığı ya da yaşlanmış atları doğaya salar insanoğlu… Ve artık doğada özgür ama bir başına olan bu atlara yılkı atları denir. Şimdi sizi yılkı atlarıyla buluşturacak birbirinden etkileyici görsellerle baş başa bırakıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    “Yılkı” kelimesi, Orhun Abideleri, Dede Korkut Hikâyeleri gibi metinlerde de geçer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Anadolu’da özellikle dağ eteklerinde gruplar halinde dolaşan yılkılara rastlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Doğaya salınan yılkı atları sahipsiz ve özgür canlılar olarak başına buyruk yol alırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Yılkılar bazen başka insanlar tarafından yakalanıp sahiplenilebilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Yılkı olmanın belki de tek güzel yanı özgürlüğün tadını doyasıya çıkarabilmeleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    İnsanlarla kurdukları yakınlık sonrası doğada sahipsiz kalmanın zorluklarını yaşarlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Doğada yaşam mücadelesi veren yılkılar zamanla ürkek, yabani bir doğaya bürünürler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Tek başına yaşamaktansa gruplar haline dolaşmak yılkılar için daha güvenlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Kış mevsiminin zorlayıcı şartları yiyecek bulmalarını güçleştirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Yılkıların sığınağı genellikle ormanlık alanlar ve dağ etekleridir.

  • TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SU ALTI GÖLÜ MAĞARASI: ALTINBEŞİK

    Ülkemizin en büyük, Avrupa’nın ise üçüncü en büyük su altı gölü mağaralarından olan Altınbeşik Mağarası, Antalya’nın İbradı ilçesinde yer alıyor. Toros Dağları’nın kalbinde yükselen, muazzam karstik yapıların oluşturduğu sarkıt ve dikitleriyle göz alıcı bir manzaraya sahip Altınbeşik Mağarası hakkındaki bilgileri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Altınbeşik Mağarası, yaklaşık 2.500 metre uzunluğa sahiptir ve üç kattan oluşur. Büyük bölümü sularla kaplı olan bu devasa yapının içinde, geniş galerileri birbirine bağlayan dar geçitler yer alır. Deniz seviyesinden 450 metre yükseklikte bulunan mağara, ilk olarak bölge halkı tarafından keşfedilmiş; günümüzde keşfi tamamlanmış bölümü ise 5.500 metreye ulaşmıştır. 1994 yılında millî park ilan edilen Altınbeşik Mağarası hem doğal güzelliği hem de gizemli yapısıyla dikkat çekmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Türk, İngiliz, Fransız ve Çek uzmanların ilk çalışmaları sonrasında mağaranın karmaşık iç yapısı büyük ölçüde ortaya çıkarılmıştır. Üç kattan oluşan mağarada, milyonlarca yıl boyunca biriken kireç taşlarının şekillendirdiği devasa sarkıtlar, dikitler ve doğal taş oluşumları bulunmaktadır. Havası oldukça nemli olup sıcaklığı 16-18 °C arasında değişmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Mağaranın ilk katına, 200 metre uzunluğundaki yer altı gölü üzerinden botla girilmektedir ve bu bölüm ziyaretçilere açıktır. Bölümün sonunda, 44 metreyi bulan görkemli dikey traverten oluşumları yer alır. Buradan mağaranın ikinci katına geçilmektedir; ancak bu kısma yalnızca özel ekipman kullanan profesyonel mağaracılar çıkabilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Altınbeşik Mağarası’nın ikinci katı 130 metre uzunluğundadır ve tabanı dere yatağını andırır. İnce, uzun ve sığ bir göl ile onu takip eden küçük gölcüklerin yer aldığı bu bölüm, geçmişte su akışıyla şekillenmiş olsa da günümüzde oluşum süreci yavaşlamış ya da tamamen durmuştur. Üçüncü kat ise ilk iki kattan farklı olarak sürekli kurudur; ancak burada bulunan devasa kaya blokları son derece dikkat çekicidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çok geniş ve uzun bir yer altı sisteminin çıkış noktasında bulunan Altınbeşik Mağarası, kuzeydeki düzlüklerden yer altına sızan suların toplanıp tahliye edildiği ana yer altı deresi işlevini görmektedir. Beyaz renkli kalın traverten oluşumları görsel bir şölen sunarken, içindeki göletler mağaraya gizemli ve etkileyici bir atmosfer katmaktadır. Mağaranın adı ise, minerallerin etkisiyle sarı renge bürünen ve köprü biçiminde yükselen kaya bloğunun beşiğe benzetilmesinden gelmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İlkbahar ve kış aylarında su seviyesinin yükselmesi nedeniyle kapalı olan Altınbeşik Mağarası, yaz mevsiminden sonbaharın başlarına kadar ziyarete açıktır. Su derinliğinin bazı noktalarda 40 metreyi bulduğu mağara, güvenlik nedeniyle yalnızca belediye gözetiminde düzenlenen turlarla gezilebilmektedir.

  • Beyoğlu’nun Kitap Gibi Pasajları

    Beyoğlu’nun Kitap Gibi Pasajları

    Yüzyıldan uzun bir zaman önce Beyoğlu denince akla İstiklal Caddesi gelirmiş ve Tünel ile Taksim arasında uzanan yolun o zamanlarki adı Cadde-i Kebir imiş. Bu listemizde, günümüze kadar ulaşan Cadde-i Kebir pasajlarına yer veriyoruz. Yüz yıl önce inşa edilmiş, insan hikâyeleriyle büyümüş, günümüze kadar ulaşmış, kitap gibi okuyabileceğiniz Beyoğlu pasajlarından…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#1″ title_font_size=”13″]

    Biliyor musunuz; on yıllar boyunca içinden sayısız insanın ve hikâyenin gelip geçtiği Rumeli Han 1960’lardan önce pul koleksiyoncularının ilk adreslerinden biriymiş… 1900’ün başlarında inşa edildiğinde İstiklal Caddesi’nin en yüksek binası olan yapı, 9 kat 56 daire 30 dükkân ve üç ayrı kapıdan müteşekkil. Günümüzde en çok barok, neoklasik, ampir süslemeleri ve tam ortasındaki Medusa başıyla ana girişi dikkat çekiyor. Hanı yaptıran kişi ise Sultan II. Abdülhamit’in mabeyincisi Ragıp Sarıca Paşa.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#2″ title_font_size=”13″]

    Halep Pasajı’nın tarihteki sahiplerinden biri Osmanlı Hava Kuvvetleri’nin kurucularından olan Süreyya İlmen Paşa’ymış ve kendisi Süreyya Sineması ile Süreyya Plajı’nın da sahibiymiş. İstiklal Caddesi’nin en ünlü pasajlarından Halep’in Türk tiyatro tarihinde de önemli bir yeri bulunuyor. Çünkü kuruluşu 1885’lere uzanan SES Tiyatrosu bu pasajın içinde ve varlığını aktif olarak sürdürmekte… Tiyatronun bulunduğu mekânın, ilk yıllarda, Cirque de Pera adında yabancı akrobatların gösteriler yaptığı bir sirk olduğu bilgisini de hemen not edelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#3″ title_font_size=”13″]

    İstiklal Caddesi’nin en büyük pasajlarından biri de Abut Ailesi tarafından 1908 yılında Rum mimar Dimitri Basiliadis’e yaptırılan Suriye Pasajı’dır. Yaşı 100’ü deviren pasajda pek çok ilk yaşandığı da söylenenler arasında… Örneğin, saraydan sonra elektriğin ve hava gazının bağlandığı ilk bina burasıymış. İlk defa çift asansör sistemi yine Suriye Pasajı’nda uygulanmış. Üst katında dairelerin, alt katında dükkânların bulunduğu pasaj günümüzde sanatsal çalışmalara da ev sahipliği yapıyor. Fotoğrafta gördüğünüz uçurtmalar da bu sanatsal çalışmalardan biri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Çiçek Pasajı’nın yüz yıl önceki adının Hristaki Pasajı olduğunu biliyor muydunuz? Çünkü 19. yüzyılda pasajı yaptıran kişinin adı Hristaki Zografos’muş. Mütareke yıllarında çiçekçilerin yerleştiği dükkânlar nedeniyle sık sık “çiçek” adıyla anılmış ve sonunda adı Çiçek Pasajı’na dönüşmüş. Öykülerle dolu bu tarihi yapının bir kısmı 1978’de yıkılmış ve 1988 yılına kadar işlevsiz kalmış. Neyse ki şimdilerde giriş katındaki dükkânlar ve üst katındaki konutlarla yaşamaya, anıları yaşatmaya devam ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#5″ title_font_size=”13″]

    1877 yılında inşa edilen Atlas Pasajı en çok da içindeki Atlas Sineması ile anılır. Sinemanın açılış tarihi 1948 iken, içindeki 295 koltuklu Küçük Sahne 1950’de açılmıştır. Oysa bu yapı Sultan Abdülaziz zamanında Ermeni işadamı Agop Köçeyan tarafından kışlık ev olarak inşa edilmiş. Sonraki yıllarda da pasajın giriş katı at ahırı hatta at cambazhanesi olarak işlev görmüş… Günümüzdeyse Atlas, Beyoğlu’nun en hareketli, renkli, canlı pasajı olarak varlığını sürdürüyor.

  • Doğru Güneş Gözlüğünü Seçmeniz İçin 8 Öneri

    Doğru Güneş Gözlüğünü Seçmeniz İçin 8 Öneri

    Güneş gözlüğü özellikle de yaz aylarında en sık kullanılan aksesuarlardan biri… Hem kıyafetlerinizi tamamlayan hem de gözlerinizin sağlığını koruyan gözlükler arasından en uygun olanı seçmek ise bazı püf noktalardan haberdar olmayı gerektiriyor. Kendinize en uygun gözlüğü seçmek için yararlanabileceğiniz öneriler listemizde.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Gözlük seçiminde en önemli noktalardan biri gözlük çerçevesinin şekli ile yüz şekliniz arasında yakalamanız gereken uyum. Uygulamanız gereken formül aslında çok basit; gözlüğün şekli yüz şeklinizin tersi olmalı, örneğin yüzünüz yuvarlaksa kare gözlükleri, yüzünüz üçgen şeklinde ise dikdörtgen formunda gözlükleri tercih etmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İyi bir güneş gözlüğünün pek de ucuz bir aksesuar olmadığını göz önünde bulundurursak, sadece moda olduğu için iddialı tasarımları ya da fazla parlak renkleri seçmek yerine klasik ve yıllarca kullanabileceğiniz modelleri satın almanız daha akıllıca olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Güneş gözlüğü camlarında bulunan UV filtreleri gözünüzü güneşin zararlı etkilerinden koruyor. Fakat daha etkin bir koruma için en az %99 UVB ve %95 UVA filtreleri bulunan bir gözlük kullanmalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Gözlüğün büyüklüğünün yüzünüze uygun olduğundan emin olun. İdeal büyüklükte bir gözlük taktığınızda gözlüğün ağırlığı kulaklarınız ve burnunuz arasında eşit olarak dağılacak ve kaşlarınız gözlük camına ya da çerçevesine değmeyecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Gözlüğü hangi amaçla kullanacaksanız ona uygun renkte gözlük camı seçmelisiniz. Örneğin, kar sporları yapacaksanız kahverengi tonları, ışığın gücünü azaltmak istiyorsanız koyu gri camları tercih edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    damla gözlük

    Biraz daha pahalı olsalar da çizilmeye karşı korumalı camları tercih ederek gözlüğünüzü daha uzun süre kullanabilirsiniz. Tabii çizilmeye karşı korumalı olsa bile gözlüğünüzü nereye bıraktığınıza dikkat etmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Seçeceğiniz gözlük çerçevesinin teninizle uyumlu olması da büyük önem taşıyor. Cilt renginiz açıksa koyu renk çerçeveleri tercih edebilirsiniz. Koyu kahverengi ve siyah saçlıların tercihi de koyu renk çerçevelerden yana olmalı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Gözlüğünüzün boyutu gözlerinizin güneş ışığından ne kadar iyi korunacağını da belirliyor. Daha ufak çerçeveler gözünüzün yanlardan ışık almasına sebep olurken büyük çerçeveler daha etkili bir koruma sağlıyor. Seçiminizi ışığa hassasiyetinize göre yapabilirsiniz.

  • Balkon Bahçeciliği ve Bir Saksıda Yetiştirebileceğiniz 10 Bitki

    Balkon Bahçeciliği ve Bir Saksıda Yetiştirebileceğiniz 10 Bitki

    Bilinçli beslenme ve permakültür gibi kavramlar her geçen gün daha da yükselen trendler haline gelirken birçok kişi sebze, meyve ve taze baharatları kendi balkonlarında yetiştirmeyi tercih ediyor. Yiyeceklerinizin böcek ilacı gibi maddelerle temas etmediğinden emin olmanın en etkili yollarından biri onları kendi ellerinizle yetiştirmenizdir. Üstelik yiyeceklerinizi kendiniz yetiştirdiğinizde en taze besinleri tüketiyor olduğunuzdan da emin olabilirsiniz. Yemeklerinize sağlık ve lezzet katacak taze baharatları küçük saksılarda, sebze ve meyveleri ise daha büyük saksılarda yetiştirebilirsiniz. Balkonda en kolay ve en verimli şekilde büyütebileceğiniz, sevdiklerinize güvenle sunabileceğiniz bitkileri sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
  • ÇOCUKLARIN OKULDA BAŞARI SAĞLAMALARI İÇİN ÖNERİLER

    Okullar açıldı… Tüm velilerin ortak dileği aynı: Çocuklarının hem okulda hem de yaşamın içinde başarılı, mutlu ve öz güvenli bireyler olmaları. Bu yazımızda, çocuğunuzun potansiyelini ortaya çıkarmasına destek olabilecek önerileri sizler için bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çocuğunuzu Gerçekten Tanıyın” title_font_size=”13″]

    Her çocuk biriciktir. Onu gerçekten tanımak; güçlü yönlerini, ilgi alanlarını, öğrenme stilini ve hayallerini fark etmekle başlar. Bu durum, aynı zamanda gerçekçi beklentiler oluşturmanın da temelini oluşturur. Aşırı ya da çocuğa uygun olmayan beklentiler ise kaygı duymasına ve kendini yalnızca başarılarıyla değerli görmesine neden olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İletişimi Yargıdan Uzak Tutun” title_font_size=”13″]

    Çocuklar, konuşurken çoğu zaman bir çözümden çok sadece duyulmak ister. Sürekli öneriler sunmak yerine, gerçekten dinlendiğini hissettirmek çok daha değerlidir. Sakin bir ortamda, yargılanmayacağını bildiği güvenli bir çember içinde kendini ifade etmesine fırsat verin. Bazen yalnızca bir “anlıyorum” demek, uzun bir öğütten çok daha faydalı olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dengeli Beslenme ve Düzenli Uykuya Dikkat Edin” title_font_size=”13″]

    Zihinsel başarı, fiziksel destekle başlar. Güne sağlıklı bir kahvaltıyla başlamak, düzenli ve dengeli beslenmek çocuğun dikkat süresini, öğrenme hızını ve ruh hâlini olumlu yönde etkiler. Aynı şekilde yaşına uygun uyku düzeni de hem fiziksel gelişim hem de öğrenme süreçleri için vazgeçilmezdir. Unutmayın, yorgun bir beden öğrenmeye kapalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çalışma Ortamını Düzenleyin” title_font_size=”13″]

    Dikkatin dağılmadığı, sade ve düzenli bir ortam çocuğun derse odaklanmasını kolaylaştırır. Mümkünse ona özel bir masa ya da köşe ayırın. Ortak alanlarda çalışıyorsa, sessizlik ve dikkat süresine sizin de özen göstermeniz önemlidir. Küçük bir masa lambası ya da sevdiği bir kalemlik bile motivasyonunu artırabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Motive Edin, Yön Verin” title_font_size=”13″]

    Çocuğunuz neden çalışması gerektiğini anladığında ve hedeflerini içselleştirdiğinde motivasyonu artar. Ona başarı yolunda sabrın ve emeğin değerini anlatın. Küçük başarılarını mutlaka takdir edin, güçlü yönlerini fark etmesine yardımcı olun. Yalnızca sonuca değil, sürece de odaklanın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Takip Edin Ama Baskı Kurmayın” title_font_size=”13″]

    Ne çok serbest bırakın ne de sürekli kontrol edin; onun gelişimini destekleyen bir yol arkadaşı olun. Zaman yönetimi, görev bilinci ve planlı çalışma alışkanlığı kazanmasına yardımcı olun. Büyük işleri küçük adımlara bölerek birlikte planlama yapın. Karşılaşılan aksaklıklara birlikte çözüm aramak çocuğunuzun güvenini güçlendirecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kıyaslamadan Değerlendirin” title_font_size=”13″]

    Çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslamak, özgüvenini zedeleyebilir. Unutmayın, her çocuğun gelişim hızı farklıdır. Onu kendi dünüyle kıyaslayın, bugünkü ilerlemesini fark edin ve bu gelişimin bir parçası olmasını sağlayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sorumluluk Vermekten Çekinmeyin” title_font_size=”13″]

    Çocuğunuza yaşına ve becerilerine uygun küçük sorumluluklar vermek, özgüvenini ve özdenetimini güçlendirir. “Yardımcı olmak” yerine “yapabileceğine inanmak” çok daha değerlidir. Kendi sorumluluğunu üstlenmeyi öğrenen çocuk, okul yaşamında da daha özgür ve düzenli olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Okul ile Sürekli İletişimde Kalın” title_font_size=”13″]

    Öğretmenlerle ve okul yönetimiyle düzenli, açık ve yapıcı bir iletişim kurun. Çocuğunuzun özel durumlarını paylaşmak ve öğretmeniyle iş birliği içinde olmak, gelişimini desteklemede önemli bir avantaj sağlar. Unutmayın, aynı hedef için farklı cephelerden çalışan güçlü bir ekip olmak çocuğunuzun en büyük şansı olabilir.

  • YEŞİLÇAM’IN KÖTÜ KARAKTERLERİNİ CANLANDIRAN JÖNLERİ

    Ülkemizin film endüstrisini ifade etmek için kullanılan Yeşilçam, 1950’lerden 1980’lere kadar altın çağını yaşadı. Zengin kız-fakir oğlan hikâyelerinden komik ve hüzünlü aşk hikâyelerine binlerce filmin çekildiği bu dönemde başrol oyuncuları kadar yan rollerdeki karakter oyuncuları hâlâ hatırımızda. Yazımızda, çeşitli entrikalar ile masum roldeki başrol oyuncularına hayatı zindan eden ama sonunda hep kaybetmek zorunda kalan Yeşilçam’ın vazgeçilmez “kötü adamları”nı listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yakışıklı jönlerin amansız düşmanı Hüseyin Peyda, felsefe eğitimi almasına rağmen tüm hayatını sinemaya adamış bir isim. Filmlerde sıklıkla zengin ve kötü kalpli para babası karakterleri canlandıran Peyda, sinemadan kazandıklarıyla yapım şirketi açmış, senaryolar yazmıştır. Yüzlerce filmde oynayan Hüseyin Peyda, Yeşilçam’ın karizmatik ve gizemli kötü adamlarından biriydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yeşilçam’ın iyi yürekli kötü adamı Erol Taş, rol aldığı 800’den fazla filmin en az 750’sinde kötü adam rolündeydi. Susuz Yaz, Yılanların Öcü, Dokuz Dağın Efsanesi gibi Türk sinemasının başyapıtları arasında yer alan filmlerde izlediğimiz ürkütücü kahkahasıyla ünlü Erol Taş, Türk sinemasındaki en ünlü kötü karakterlerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    400’e yakın filmde oynayarak Yeşilçam’da en çok rol alan 8. oyuncu ünvanına sahip Süheyl Ali Eğriboz, kötü adam karakterlerini başarıyla oynamış bir oyuncudur. Hazreti Ömer’in Adaleti filminde rol gereği Ömer bin Hattab’ı öldürdüğü için sopalı saldırıya uğrayan Eğriboz, zor rollerin üstesinden başarıyla gelmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yeşilçam’da kavga sahnelerinin yıldız ismi Kudret Karadağ, Yüz Numaralı Adam, Gırgıriye ve Hanzo gibi efsaneleşmiş filmlerde rol aldı. Karadağ, 350 Türk filminde oynayarak Yeşilçam’da en çok yer alan 10. oyuncu ünvanını almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kartal Tibet’in başrolde olduğu Tarkan serisinde Tarkan’ın ezeli düşmanı Viking kumandanı Toro rolüyle hafızalarımıza kazınan Bilal İnci, hemen her filminde kötü adam olarak karşımıza çıktı. 1964’te başladığı oyunculuk kariyerinde zalim adam rollerini başarıyla gerçekleştiren oyuncu, yüzlerce filmde oynadı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yadigar Ejder, kötü adamların korkulu rüyası olsa da aslında Yeşilçam’da yufka yüreği ile nam salmış bir isim. Kemal Sunal ile çektiği filmlerdeki kötü adam rolüyle gönüllerimizde taht kuran Yadigar Ejder’in yüze yakın filmi var. Gerzek Şaban filmindeki Hamza rolü ise unutulmazlar arasında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yeşilçam başrollerinin korkulu rüyası Hayati Hamzaoğlu’nu Köroğlu ve Ağrı Dağı Efsanesi’ndeki kötü adam karakteriyle özellikle Kadir İnanır ile oynadığı Tatar Ramazan’daki ağa rolüyle tanındı. Hamzaoğlu’nun iki yüze yakın filmi ve birçok ödülü var.