Çamaşır makinesi, buzdolabı gibi kimi elektronik eşyalar hayatımızı kolaylaştıran araçlar iken televizyon, günlük yaşamımıza haber akışı sağlayan, keyif ve eğlence katan, hatta anlarımıza ortak olan çok daha duygusal bir statüye sahip. Bambaşka dünyalara götürme vaadiyle, onlarca platformu tek tuşla önümüze seren televizyonun hikâyesi 100 yıla yaklaşmak üzere…
Blog
-
TELEVİZYONUN KISA TARİHÇESİ
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″] -

MODA, HOBİ VE TERAPİYİ BİRLEŞTİREN EL İŞİ: NAKIŞ
Moda diyoruz çünkü insanlık tarihi kadar eski bir el sanatı olmasına rağmen hala gündemde. Hobi diyoruz, çünkü boş vakitlerin üreterek değerlendirilebileceği en keyifli uğraşlardan biri. Tabii bu özellikleriyle de tam bir terapi yöntemi. Nakışın Orta Asya Türklerinde çok gelişmiş olduğu ve motiflerin adeta kabilelerin simgesi haline geldiği biliniyor. Yakın geçmişte ise annelerimizin çeyiz sandıklarında koruduğu kıymetlileriydi… Ve nakış bu kez de modern dünyanın gündemini yakalamayı başardı! Artık birçok alanda nakış üretimi görmek mümkün. Aşağıda en çok kullanılan nakış çeşitlerini örnekleriyle birlikte görebilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
-

ROMANLARI BAŞLATAN GİRİŞ CÜMLELERİ
Öyle romanlar var ki adını yazarıyla birlikte tarihe büyük harflerle yazdırmıştır ama ilk cümlesi arkadan gelenleri okumadan bir anlam ifade etmez, zaten illaki anlam ifade etmesi de beklenmez. Oysa aşağıda okuyacağınız 8 giriş cümlesi tek başına da insanı düşüncelere daldırabilecek türden… Bu kitapları okumuş olabilirsiniz, bütün konusuna hâkim olabilirsiniz ama o ilk cümle muhtemelen şu an hafızanızda değildir. Kim bilir, belki de hafızanızdadır!
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
-
RÖNESANS DÖNEMİNİN ÜNLÜ RESSAMLARI VE RESİMLERİ
Orta Çağ sonrasında Avrupa’nın siyasi, kültürel ve sanatsal alanda yenilenmeye gittiği dönem olan ve “yeniden doğuş” anlamına gelen rönesans, 14 ile 17. yüzyıllar arasına denk gelmektedir. Kilisenin etkisinin azalmasına, reform hareketlerinin şekillenmesine, bilimsel yapılanmaya neden olan bir süreci kapsayan rönesans devrinde öne çıkan ve dönemin temsilciliğini yapan sanatçılar bulunmaktadır. Rönesans döneminin izlerini günümüze ulaştıran ressamları ve eserlerini aşağıda görebilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]Leonardo Da Vinci’nin en ünlü eserlerinden olan Son Akşam Yemeği, belki de tüm sanat tarihinin en bilinen resimlerinden biridir. Da Vinci, bu resmi bir tuvale değil Milano yakınlarındaki Santa Maria delle Grazie’nin duvarına yapmıştır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]Yaşamının ilk evresine dair çok az bilgi olsa da Hollanda doğumlu (1395-1441) olduğu bilinen Rönesans dönemi sanatçılarından Jan van Eyck, yağlı boya tekniğini geliştiren ressam olarak da bilinmektedir. Ünlü eserlerinden olan ve 1435 yılında ahşap üzeri yağlı boya tekniği ile yaptığı Üç Mary Mezar Başında isimli tablosu, günümüzde Rotterdam’daki Boijmans Van Beuningen Müzesi’nde sergilenmektedir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]Rönesans resim sanatının gelişmesini sağlayan ressamlardan Sandro Botticelli, Petit Palais Müzesi’nde sergilenen Madonna and Child, Uffizi’de sergilenen Venüs’ün Doğuşu eserleriyle ünlüdür. Cestello Duyurusu da önemli resimleri arasında yer almaktadır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]Geç Rönesans döneminin ünlü Venedikli ressamlarından Paolo Veronese’nin 1563 yılında tamamladığı Cana’da Düğün isimli tablosu günümüzde Louvre Müzesi’nde sergilenen en büyük tablo olma özelliğine sahiptir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]Bahçedeki Acı gibi pek çok Rönesans dönemi resminin sahibi olan Giovanni Bellini, Venedik’te Rönesans ekolünün oluşmasına öncülük eden ressam Jacopo Bellini’nin oğlu, ünlü Fatih Sultan Mehmet tablosunun ressamı Gentile Bellini’nin kardeşidir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]Rönesans döneminin İtalyan ressamlarından Raffaello Sanzio, Michelangelo ve Leonardo da Vinci ile bu dönemin büyük üstatları arasında yer almaktadır. Sanatçının 1509-1511 yılları arasında yaptığı Atina Okulu, Vatikan’da Stanza della Segnatura’da bulunan bir fresktir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]Pieter Bruegel’in Karda Avcılar isimli eseri de Rönesans hareketinin önemli eserlerinden biri olarak tarihte yerini almıştır. Bu tablo, yılın farklı zamanlarının resmedildiği altılı serinin günümüze ulaşan beş parçasından bir tanesidir ve resim sanatının ilk kış tasvirlerinden biri olarak kabul edilir.
-
RAMAZAN SOFRALARI İÇİN HAFİF VE LEZİZ ÖNERİLER
Hoş geldin Ya Şehr-i Ramazan… Müslüman âleminin en kutsal ayıdır Ramazan…. Bu ayın en güzel ve özel taraflarından biri de iftar menüleri ve iftar sofralarıdır. Dikkat edilmesi gereken nokta ise uzun süre aç kaldıktan sonra mümkün olduğunca hafif ve mideyi yormayan yemekleri seçmektir. Bu düşünceyle sizin için hafif ama çok lezzetli bir öneri listesi hazırladık.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Köfteli yoğurt çorbası” title_font_size=”13″]İster iftar ister sahur vaktinde, doyurucu, besleyici ve tek başına yetebilecek bir lezzet olarak köfteli yoğurt çorbası ilk önerimiz. Karbonhidrat ve proteini bir arada alabileceğiniz bu çorbayı sadece çorba değil ana yemek olarak da düşünebilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Izgara tavuklu salata” title_font_size=”13″]Salataların sadece garnitür olarak değer gördüğü zamanlar eskide kaldı. Artık büyük kâselerde protein ve karbonhidrat dengesi yoğunlaştırılmış salatalar revaçta. Bu salata kâseleri hem doyurucu hem de mideyi yormayan özelliği ile daha da cazip hale geliyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Kabak graten” title_font_size=”13″]Yüksek su ve lif oranıyla bağırsak sağlığını koruyan kabakla yapacağınız farklı yemekleri iftar menülerine dâhil etmeyi düşünebilirsiniz. İçinde kıyma, soğan, sarımsak, kaşar peyniri gibi farklı malzemeler barındıran, beşamel sosla zenginleştirilen kabak graten de bunlardan biri olabilir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Sebzeli ya da soğanlı tavuk ciğeri” title_font_size=”13″]Sakatat sevenler için de dana ciğerine oranla daha hafif olan tavuk ciğeri tarifleri önerebiliriz. Özellikle iftar vakti için önden sıcak bir mercimek çorbası ve ardından sebzeli ya da soğanlı tavuk ciğeri düşünülebilir. Fakat tavuk ciğerine karşı hassasiyeti olanların dikkat etmesi gerektiğini de eklemeliyiz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Fırında sebze” title_font_size=”13″]Fırında sebze tarifleri tüm zamanların en keyifli yemeklerindendir. Sebzelerin hangileri olacağını mevsimine göre seçmek ise en doğru olanıdır. Bol domates, soğan ve biberle renklendirebileceğiniz bu tarifleri sulu veya susuz yapabilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Hindistan cevizli toplar” title_font_size=”13″]Bisküvi, pudra şekeri, süt, kakao, damla çikolata, Türk kahvesi ve tereyağı ile ocakta hazırlayacağınız bir hamur ile oldukça hafif bir tatlı ortaya çıkarabilirsiniz. Hamurdan küçük toplar oluşturabilir ve Hindistan cevizine bulayarak son derece lezzetli bir hale getirebilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Karamelli muhallebi” title_font_size=”13″]Güzel bir iftar yemeğinin ardından tatlı yemek istendiğinde en doğrusu hafif ve sütlü tatlılara yönelmek olacaktır. Ocakta un, süt, toz şeker, nişasta, yumurta sarısı ve vanilya ile yapacağınız bir muhallebiyi kuplara dökerek buzdolabında bekletebilir, daha sonra üzerine şeker ve krema ile yaptığınız karameli sos olarak ilave edebilirsiniz.
-

8 Madde ile İstanbul’un Dillere Destan Tarihi Çarşıları
Boğaz’ı, kıyıları, adaları, yalıları, sarayları, sokakları, deha ürünü camileri… İstanbul’un harikalarını saymakla bitiremeyiz. Bu harikalar arasında yerini alan tarihi çarşılar ise dünyada dillere destan olmuş, özellikle Batılı gezginler yazılarında hayranlıklarını dile getirmekten kendilerini alamamışlardır. Sizleri bu köklü çarşıların tarihlerinde kısa bir gezintiye çıkarıyoruz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
Kapalıçarşı dünyanın en büyük ve en eski çarşılarından biri… Yaşı 500 yılı çoktan aştı ama günün her saatindeki kalabalığı, heyecanı, İstanbul’u yaşayan ve yaşatan hali hala aynı… Bu tarihi mekân 22 kapısı, 61 sokağı, 4000 civarında dükkânıyla 47.000 metrekarelik bir alanda İstanbul’un nabzını tutmaya devam ediyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
Fatih Sultan Mehmet tarafından inşası başlatılan Kapalıçarşı’da dükkânların tümü aynı genişlikte olacak şekilde inşa edilmişti. Loncalara ayrılmış sokaklarda satıcıların rekabet etmesi de yasaktı! Öyle ki içlerinden biri dükkânının önüne tezgâh taşıyıp öne çıkamazdı, çünkü kardeşlik anlayışıyla kurulan Ahilik geleneği hâkimdi. Bu büyük kültürel mirası var eden yorgancılar, fesçiler, terlikçiler gibi loncaların adı artık çarşı içindeki sokak isimlerinde yaşıyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
Yerli ve yabancı turistlerin İstanbul’a geldiğinde görmeden gitmedikleri bir harika da Mısır Çarşısı’dır. Rivayet o ki Mısır’dan gelen ürünler görece daha fazla olduğu için 18. yüzyılla birlikte Mısır Çarşısı ismiyle anılır olmuş. Osmanlı klasik üslubundaki yapımına başlanan yıl ise 1660.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
İnşası tamamlandığında aktar ve pamukçulara tahsis edilen dükkânların yerinde bugün hediyelik eşya, tekstil, gıda, kuyumcu dükkânları bulunuyor. Mısır Çarşısı’na ana rengi ve kokuyu ise eskiden olduğu gibi yine rengârenk haliyle baharat dükkânları veriyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
500 yıllık koca bir geçmişe sahip çarşılardan biri de Sahaflar Çarşısı… Sahaf, “artık basımı yapılmayan veya ikinci el kitapları alıp satan küçük işletmeler ile bu mesleği yapanlar” anlamına geliyor. Eskiden çarşı esnafı Sahaflar Loncası’na bağlıymış ve sahaf olabilmek için önce çırak sonra kalfa olmak gerekirmiş. Ve ancak ustalığa yükselenler bu işin sahibi olabilirmiş. İçinden bunlar gibi milyonlarca hikâyenin ve kitabın gelip geçtiği Sahaflar Çarşısı, 1950 yılında yaşadığı büyük yangının ardından tekrar dirilmeyi başardı ve bugün de atmosferiyle büyülemeye devam ediyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
Sultanahmet Camii’nin arka tarafında kalan Sipahi Çarşısı aslında Osmanlı zamanında sipahiler için yapılmış. Tarihi çarşı 1912’de çıkan yangın nedeniyle uzun süre kullanılamazken 1980 yılındaki restorasyon ile tekrar faaliyete başlamış. 1930’larda Bizans mozaiklerinin bulunduğu kazılar sonrasında daha da kıymetlendiği şüphesiz… Çarşı, el dokuması ürünlerin, İznik çinilerinin, yüzlerce çeşit hediyelik eşyanın bulunabildiği dar bir sokak boyunca devam eden bir zaman tünelini andırıyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
Fatih Sultan Mehmet döneminde sadrazamlık yapan Mahmud Paşa, cami, türbe, hamam, sebil, çeşme ve 265 dükkânlı çarşıdan oluşan, İstanbul’un fetih sonrası ilk dini yapılarından sayılan bir külliye yaptırır. Sonra zamanla bütün semtin adı Mahmutpaşa olur. Bugünkü çarşı ise yine Mahmutpaşa olarak bilinen yokuş üzerinde sağlı sollu kurulan dükkânlardan oluşur. Adeta “yok yok” dedirten çarşı, her daim rengârenk ve telaşlı haliyle İstanbul’un en uğrak pazarlarının başında geliyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
Bir zamanlar dinmeyen çekiç sesleriyle ziyaretçi ağırlayan Bakırcılar Çarşısı’nda eskisi kadar olmasa da bakır işleyen ustaların çıkardığı sesleri duymak hâlâ mümkün. Kurulduğu günden bu yana sayıları 200’den 20’ye düşmüşse de Beyazıt’taki tarihi çarşı İstanbul’un en orijinal mekânlarından biridir. Usta ellerden çıkan bakır testilerin, kazanların, sebiller, sahanlar, bakraçlar, ibrikler ve tepsilerin bakır rengiyle kuşattığı sokaklarda insanlar tarihi soluduğunu bilerek yürüyor.
-
GÜNE MUTLU BİR BAŞLANGIÇ İÇİN SICAK KAHVALTILIKLAR
Zeytin, peynir, reçel, domates, salatalıkla donatılmış bir kahvaltı sofrasında ortaya getirilen ve gözlerin üstünde olduğu yiyecek genellikle sıcak kahvaltılıklar olur. Onlar, kahvaltının keyfini ve doyuruculuğu artıran lezzetlerdir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]Kahvaltı sofralarının vazgeçilmez klasiklerden biridir omlet… Tarifi, yumurtaları önce bir kâsede iyice çırpmaktan, arzuya göre içine biber, domates, peynir gibi ürünler ve mutlaka tuz eklemekten, sonra bu karışımı hafif yağlı ve kızdırılmış tavaya dökmekten geçer.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]Kahvaltıda ekmek, tatlı ve tuzlu yerine geçecek nefis tariflerden biri kreptir. Malzemeleri yumurta, süt, su, sıvı yağ, tuz ve un olan, sıvı kıvamdaki karışımın özel bir tavada arkalı önlü pişirilmesiyle yapılan krep, içine koyacağınız tatlı veya tuzlu ürünlerle bambaşka tatlara bürünebilecek bir lezzettir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]Sıcak kahvaltılık dendiğinde akla ilk gelen lezzetlerden biridir börek çeşitleri. İster yufkayla ister milföy hamuruyla hazırlayın ister fırında ister kızartarak pişirin ister peynirli ister kıymalı yapın… Çıtır börek olan bir kahvaltı sofrasında başka ne aranır ki?
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]Önce sosisleri yağda hafifçe kızartın. Üzerine küp küp doğradığınız veya rendelediğiniz domatesleri ekleyin, biraz tuz biraz da karabiber ilave ederek tavanın kapağını kapatın. Domatesler suyunu çekince, sıcak kahvaltınız hazır demektir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]Sevilen sıcak kahvaltılıklardan biri olan peynir köftesinin pek çok tarifi bulunur. Köfte malzemeleri, beyaz peynirle birlikte maydanoz, dereotu, tuz, karabiber, ekmek içi ve isteğe göre biraz kaşar peynir olabilir. Karışımdan yuvarlak veya uzun köfteler yapılır, önce yumurta sarısına, sonra galeta ununa bulanarak kızartılır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]Çocuk veya yetişkin olsun, evde veya sokakta, masada veya ayaküstü olsun… Şüphesiz ki en sevdiğimiz, en pratik lezzetlerden biri olan tost, sıcak kahvaltılıklar arasındadır. Kaşarlı, beyaz peynirli, domatesli, mayonezli, acukalı bu kahvaltılığı zenginleştirmek tamamen tercihe bağlıdır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]Her ne kadar menemen tüm öğünlerde tüketilebilen bir lezzet olsa da, kahvaltı masalarının da gözde yiyeceklerinden biridir. Fakat akşam öğünlerinde soğanlı yapılan menemen, kahvaltı sofralarında daha çok soğansız olarak tercih edilir.
-
ÖZEL GÜNLERDE HANGİ YEMEKLER YAPILIR?
Bazı özel günlerde illa ki karşımıza çıkan lezzetler vardır. Bu yemeklerin o günlerde ikram ediliyor olması bazen gelenekten bazen gereklilikten kaynaklanır. Sebepli veya sebepsiz, bu lezzetleri özel gününde toplulukla birlikte yemenin hissettirdiği duygu da bir başkadır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]İnsanlığın en eski besin maddelerinden olan buğdayın düğün geleneklerinin vazgeçilmezlerinden olmasına şaşırmamak gerekir. Haşlanması, et ile pişirilmesi uzun zaman ve emek isteyen düğün keşkeğinin yapımı yöreden yöreye değişiklik gösterebilir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]Hayatını kaybeden kişinin cenazesinde helva kavurmak ve eş dost ile paylaşmak en köklü geleneklerimizden biridir. Helvayı dualar eşliğinde kavurmanın, ölen kişinin kabir azabını azaltacağına inanılır ve ikram edilen kişilerden merhumun ruhuna hayır duası göndermeleri beklenir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]Yaş gününde yaş pasta kesmenin hikâyesi ise Eski Yunan’a ve Ay Tanrıçası Artemis’e kadar uzanıyor. O dönemlerde Artemis’in doğuşunun her ay pasta kesme ritüeli ile kutlandığı ve hatta pasta üstündeki mumların ay ışığını simgelediği biliniyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]Kısır, doyumsuz sohbetlere imza atılan altın günlerinin ikramlıkları arasında olmaz olmazdır. İnce bulgurun yeşilliklerle buluştuğu bu pratik ve hafif tarif, hem doyurucu hem de lezzetli bir besin olması sebebiyle vazgeçilmezdir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]Yılbaşında hindi âdeti her ne kadar yabancı kültürlerden sirayet eden bir gelenek ise de yeni yıl sofralarında görüntüsüyle gözleri, lezzetiyle damakları şenlendirdiğini kimse inkâr edemez. Yılbaşı akşamlarında hindinin en güzel eşlikçisi şüphesiz ki iç pilav olacaktır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]Mevlit törenlerinin en doyurucu ve leziz ikramlığı ise tavuklu pilavdır. Hele de pilav büyük bir tencerede kavrulup pişirilir ve haşlanan tavuklar el birliği ile didilip pilava eklenirse, işlenen hayır ve edilen duaların kabul edileceğine duyulan inanç daha da büyür.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]İnce ince sarılıp, tencereye sıra sıra ve büyük bir özenle dizilen yaprak sarma, bilhassa özel günler için yapılan lezzetlerdendir. Evladının mürüvvetini görmenin mutluluğunu yaşayan aileler, sünnet düğünlerinde masaları donatırken başköşeye yaprak sarma yerleştirmeyi ihmal etmezler.
-
DÜNYA KEDİLER GÜNÜNE KEDİLERLE İLGİLİ SÖZLER YAKIŞIR
Siz daha önce kedilere özel bir gün olduğunu duymuş muydunuz? 17 Şubat Dünya Kediler Günü ama minik dostlarımız da bunun farkında değil. En iyisi bu günü, hayatımıza güzellikler katan sevimli canlıları mutlu etmek için kullanmak… Nasıl mı? Mesela evde kediniz varsa oyuncak veya ıslak mamayla ödüllendirebilir, sokak kedileri için uygun yerlere mama bırakabilir, karşınıza çıkan kedilere selam vererek başını okşayabilirsiniz. Kültür ve Yaşam olarak biz de can dostlarımızın gününü, ünlü kişilerin kediler hakkındaki sözleriyle kutluyoruz. İyi ki varlar…
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″] -
DÜNYANIN EN BÜYÜK HEYKELLERİ
Dünyanın dört bir yanında yer alan ve büyük bir kısmına dini ve manevi anlam yüklenen devasa heykelleri sayfamıza taşıyoruz. Bu heykeller o kadar büyük ki sadece fotoğraflarına bakmak bile görkemlerini anlamaya yetiyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]Hindistan’ın Gucerat eyaletinde bulunan Patel Heykeli, 182 metreye ulaşan boyuyla dünyanın en büyük heykelidir. Adını, Hindistan’ın bağımsızlık mücadelesinde önemli rol oynayan devlet adamı Sardar Vallabhbhai Patel’den alır. Ülke eyaletlerinin birleşmesine atfen Birlik Heykeli de denmektedir. Bronzdan oluşan eseri Hintli heykeltıraş Ram V. Sutar yapmıştır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]Myanmar’ın Monywa şehrinde bulunan Laykyun Setkyar Heykeli, 116 metre ile dünyanın en büyük ikinci heykelidir. 13 metre yüksekliğindeki bir kaidenin üzerine konumlandırılan ve yapımı 1996-2008 yılları arasında gerçekleşen heykel, halktan toplanan bağışlarla yapılmış ve Buda’ya ithaf edilmiştir. Laykyun Setkyar, 27 kattan oluşan ve içinde bir asansör ihtiva eden, heykel görünümünde ilginç bir yapıdır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]Cristo Redentor veya bilinen adıyla Kurtarıcı İsa Heykeli, Brezilya’nın Rio de Janeiro şehrinde yer almaktadır. 710 metre yükseklikteki Corcovado Dağı üzerinde, şehir manzarasına hâkim bir konumda olan heykel, Fransız heykeltıraş Paul Landowski tarafından yapılmıştır. 1931 yılında açılışı yapılan 30 metre boyundaki heykel, 8 metrelik bir kaidenin üstünde yükselmektedir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]1886 yılından bu yana ABD’nin New York şehrinde yer alan Özgürlük Heykeli, dünyanın en ünlü heykellerinden biridir. Sağ elinde meşale, sol elinde ABD’nin Bağımsızlık Bildirgesi’nin yazılı olduğu bir hitabe bulunmaktadır. 46 metre boyundaki heykelin başındaki 7 sivri uçlu taç ise 7 kıtayı ve 7 denizi simgelemektedir. Özgürlük Heykeli, kaidesiyle birlikte 93 metreyi bulmaktadır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]Rusya’nın Volgograd şehrinde yer alan Anavatan Volgograd Heykeli, Anavatan Çağırıyor ismiyle de bilinmektedir. Stalingrad Muharebesi’ni ölümsüzleştirmek için yapılan heykel, Kızıl Ordu askerlerinin gömülü olduğu Mamayev Kurgan tepesine konumlandırılmıştır. Sağ elinde bir kılıç tutan, sol eliyle çağırma hareketi yapan heykelin yüksekliği, kılıçla birlikte 85 metredir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]Japonya’nın Ushiku şehrinde yer alan Ushiku Daibutsu Heykeli, kaidesi ve lotus platformuyla birlikte 120 metre yüksekliğindedir. 1995 yılında tamamlanan heykel, Sonsuz Işık Buda’sı olarak bilinen Amitabha figürünü temsil etmektedir. Bronzdan yapılan ve 4000 ton ağırlığında olan heykel, 2002 yılına kadar dünyanın en büyük heykeliydi.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]Çin’in Sanya şehrindeki Guan Yin Heykeli, 108 metre yüksekliğine sahiptir. Uzakdoğu’da, Budistler tarafından kutsal kabul edilen Merhamet Tanrıçası Guan Yin’e ait birçok heykel bulunmaktadır. Halk için dini ve manevi önem taşıyan heykelin 2005 yılında gerçekleşen resmi açılışına 108 büyük keşiş katılmıştı.