Blog

  • OTEL TATİLİNE ALTERNATİF ÖNERİLER

    Sıcak hava kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı ve artık “Acilen tatile çıkmalıyım!” düşüncesi benliğimizi sarmak üzere! Özellikle çocuklu aileler için her şey dâhil sistemle tatil yapmak genellikle ilk tercih olsa da bu yaz bir değişiklik yapmak isteyenler için şahane tatil önerilerimiz var. Bu sene tercihini otel tatili yerine farklı alternatiflerden yana kullanmak isteyenlere 7 farklı tatil seçeneği sunuyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Son yılların popüler seçeneklerinden biri olan karavan tatili, tek bir yere bağlı kalmadan istenen her yerde tatil yapma olanağı sunar. Kimi zaman bir deniz kenarı, kimi zaman sakin bir sayfiye yeri… İçinde mutfak, yatak, koltuk gibi konforların da olduğu karavan tatili, otel tatiline iyi bir alternatif.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Tercih yapmadan önce kendinize sormanız gereken ilk soru: “Tatilde ne istiyorum?” Dinlenmek, eğlenmek, sakinleşmek, doğayla kavuşmak? Sadece bedenini değil ruhunu da tatile çıkarmak isteyenler için yoga kampı keyifli bir alternatif olacaktır. Konu yoga kampı olunca onlarca seçenek mevcut; bütçenize, isteklerinize ve bir yoga kampından ne beklediğinize bağlı olarak tercihinizi yapabilirsiniz. Gökova, Fethiye, Göcek, Antalya sevilen yoga kampı destinasyonlarından.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Çadır kampı, tatilini doğayla baş başa geçirmek isteyenler için ideal bir tatil seçeneği. Birkaç malzeme satın alarak ve biraz lokasyon araştırması yaparak hayallerinizi gerçeğe dönüştürebileceğiniz çadır kampında, bir yandan çocuklarınızın doğayla daha yakın bir ilişki kurmasını sağlarken bir yandan şehir hayatının stresini üzerinizden atabilirsiniz. Köyceğiz, Datça, Kazdağları, Burhaniye gibi rotalar popüler çadır kampı alternatiflerinden birkaçı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Özellikle pandemi döneminde karadan ve kalabalıktan uzak olmak isteyenlerin tercihi tekne kiralamaktan yana oldu. İstediğiniz özelliklere sahip bir tekneyi istediğiniz zaman dilimi için kiralayarak ya da mavi tur seçeneklerine dâhil olarak ülkemizin pırıl pırıl denizlerinin tadını doyasıya çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İçinde pek çok konaklama, yemek, eğlence seçenekleri bulunan harika bir tatil alternatifi… Denizin ortasında bile konforun üst düzeyde olduğu bir yolcu gemisi seyahati, otelde konaklamaktan sonra en sık tercih edilen tatil seçeneklerinin arasında yer alıyor. Bir yandan deniz yolculuğu yaparken bir yandan konforun tadını çıkarmak birçok seyahat severin tercihi oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Adı yabancı gelse de glamping de aslında bir nevi kamptır, “lüks kamp” olarak Türkçeleştirebileceğimiz glamping geleneksel kamplardan çok uzak bir anlayışı benimser ve genellikle açık hava etkinliklerinin yanında otel konaklaması lüksünü de yaşamak isteyenlerin tercihi olur. Fethiye, Bozcaada, Cunda Adası, Bozburun, Kabak Koyu, Gökova gibi destinasyonlar popüler lüks kamp yerlerinden birkaçı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Pandemiyle birlikte hayatımıza giren tatil seçeneklerinden bir diğeri de villa kiralama oldu. Sezonluk ya da belirli bir süre kiralanan villalar, tatili ev konforunda geçirmek isteyenlerin gözde tercihlerinden biri haline geldi. Genelde güneyler tercih edilse de ülkemizin her yerinde, her toprağında sayısız alternatif bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Klasik tatil anlayışının dışına çıkmak isteyenler için keyifli bir alternatif olan bungalov evler kalabalığın içinden sıyrılıp tamamen doğayla bütünleşmek isteyenler için heyecan verici bir alternatif sunuyor. İster deniz kenarı ister orman içi, ülkemizin pek çok yerinde bungalov tatili yapılabilecek tesisler bulunuyor. Sapanca, Ağva, Yalova, Bodrum, Fethiye gibi rotalar bungalov tatilinin gözde mekânları arasında.

  • ŞİMDİ TAM MEVSİMİ: 5 İLKBAHAR MEYVESİ

    Önce serin bir sonbahar mevsimi yaşadık sonra bol karlı bir kışı atlattık şimdi ise ilkbaharın tüm coşkusunu tam anlamıyla yaşadığımız bir döneme girdik. İlkbahar denince akla pek çok güzellik geliyor olsa da en çok özlenenler listesinin başında ilkbahar meyveleri gelir diyebiliriz! Manav tezgâhlarının rengârenk bir hal aldığı ilkbahar mevsiminin gelmesiyle birlikte, özlenen meyveler de sofralarda yerini aldı. İlkbahar aylarında ürün veren meyveleri aşağıda görebilir ve bu lezzetlerle şahane tariflere imza atabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yeşil erik için ilkbaharın müjdeleyicisi desek yeridir! En çok özlenen “ekşi” lezzetlerden biri olan yeşil erik tezgâhlarda yerini aldı. Eriği dalından koptuğu haliyle tüketmek yeterince lezzetli olsa da pek çok alternatif tarifte kullanmak da mümkün; erikli tart, erikli kek, yeşil erik kompostosu bu şahane lezzetlerden yalnızca birkaçı.  Tuzlamadığınız sürece masum sayılan yeşil erikle onlarca imza yemeği de yapabilirsiniz özellikle yeşil erikli kuzu eti yemeğini ilk fırsatta denemenizi öneririz!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Rengiyle resmen mutluluğa davet eden çileğin neredeyse %80’e yakını sudan oluşur bu nedenle diyet yapanlar için de masum seçenekler arasında yer alır. Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgesi’nde yetişen çilek, 20’den fazla türü ile hayatımıza kırmızı bir renk katmaya devam eder. Çilek reçeli en bilinen çilekli tariflerden biridir ancak bazı tarifler var ki işte onlar mutlaka denenmeye değer; çilek soslu kuzu kol ve çilek kebabını daha önce duymuş muydunuz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Çağla, ilkbaharın en nadide meyvelerinden biri çünkü bu ekşi lezzetin tadını sadece ilkbaharın kısa bir döneminde çıkarabiliyoruz. Ege ve Akdeniz Bölgesi’nin göz bebeği çağla, kayısının olgunlaşmamış, yeşil ve körpe hali… Öylesine sıra dışı bir meyve ki cacıktan kuzu etli yemeklere kadar onlarca tarifin içinde kendine yer bulabilir. Bu arada zeytinyağlı çağla da ilginç aromalardan biridir, denemediyseniz bir deneyin deriz!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sevilen ilkbahar meyvelerinden bir diğeri Uzak Doğu’dan gelen Malta eriğidir. Bu lezzetli meyvenin ilginç bir yanı ise iki farklı isme sahip olması zira yenidünya ismiyle de bilinir. Yenidünya kebabı, Malta eriği tatlısı derken onlarca tarife farklı lezzet katan Malta eriği, sadece meyvesi değil yaprakları da şifa kaynağı olan bir meyvedir; Malta eriği yaprağının suda kaynatılarak tüketilmesi şifalı olabilir ancak yine de doktorunuza danışmadan tüketmekten kaçının.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İlkbahar aylarında çiçeklenmeye başlayan ve yaz boyu meyve veren bir diğer lezzet duttur. Osmanlı’dan günümüze gelen lezzetlerden biri olan dut, özellikle hoşafı ile meşhurdur. Dut kurusu hoşafı, Osmanlı lezzetlerinin dikkat çeken tariflerinden biridir. “Dutla ne yapılır?” sorusunun onlarca yanıtından birkaçını paylaşalım; dut çullaması, dut pekmezi, ballı dut reçeli, dutlu sorbe, dut peltesi gibi lezzetler akla gelenlerden. Bu arada dutun, hazmı kolaylaştırdığı ve vücuda kuvvet kattığı bilgisini de satır aralarımıza iliştirelim.

  • NOSTALJİK KELİMELER BULMACASI

    NOSTALJİK KELİMELER BULMACASI

    Bazı Osmanlıca kelimeler var ki anlam ve kullanım biçimlerine hakim olmak için konunun ilgilisi olmak gerekiyor, hele de yaşı 20’lerde seyredenlerin o kelimeleri bulup çıkarması gerçekten zor. Biz de bulmacamızda nostaljik kelimeler sorduk ama büyük oranda kullanımda olan, hiç değilse edebi eserlerde sıkça yer verilen sözcüklerden seçmeye gayret ettik. Hatta her kelimenin harf sayısı ile birkaç harfini belirtip, siz zorlanmayın diye bulmanız gereken kelimenin anlamını bile söyledik. Şimdi sıra sizde! 🙂 Soru şu: Cümle içindeki boşluğa hangi nostaljik kelime gelmeli? Cevaplar her zamanki gibi sayfanın en altında.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cevaplar:” title_font_size=”13″]
    1. Müteessir
    2. Müstehzi
    3. Tahayyül
    4. Sakil
    5. Tevekkeli
    6. Mamafih
    7. Mütalaa
    8. Sergüzeşt
  • EGE BÖLGESİ’NDEN ZAMANA MEYDAN OKUYAN KALELER

    Kimi sosyal yaşamın göbeğinde kimi atıl durumda… Hangi durumda olurlarsa olsunlar… Asırlar geçmiş, devirler açılıp kapanmış ama bu kaleler ayakta kalmayı başarmışlar. Tıpkı inşa edildikleri dönemde olduğu gibi heybetleriyle göz kamaştırmayı, saygı uyandırmayı sürdürüyorlar. Tarihin güçlü bekçileri, günümüzün ise kültür abideleri olan kaleleri bölge bölge karşınıza getirmeye devam ediyoruz; şimdi sıra Ege Bölgemizde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    “Denizin kilidi” anlamına gelen Kilitbahir Kalesi, Çanakkale Boğazı’nın Avrupa Kıtası’ndaki kıyısına, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1452 yılında, yani İstanbul kuşatması sırasında inşa ettirilmiş kaledir. Tepeden bakıldığında üç yapraklı yoncaya benzeyen kalenin bazı kısımları Kilitbahir Kale Müzesi adı altında ziyarete açıktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bozcaada’da denizle burun buruna bir kale… Ne zaman, kim tarafından inşa ettirildiği bilinmiyor ama Fenikelilerin, Cenevizlilerin, Venediklilerin kaleyi kullandıkları, tarihindeki en önemli onarımların ise Osmanlılar devrinde yapıldığı biliniyor. İçinde yer alan etnografik temalı müze ziyaret edilerek, kalenin mimari yapısı da çok daha yakından incelenebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ne zaman inşa edildiği bilinmeyen Çandarlı Kalesi’nin bazı duvar taşları incelendiğinde farklı dönemlere ait olduğu görülmüş, hatta içlerinde MÖ 2. yüzyıla kadar gidenler bile bulunuyor. Bugünkü mimarisinin büyük bir bölümü ise 15. yüzyılda Osmanlı devlet adamı Çandarlı Halil Paşa tarafından yaptırılmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İzmir’de, dünyanın göz bebeği bölgelerinden biri olan Selçuk’ta, Ayasuluk Ören Yeri’nin tepesinde bir taç gibi yükselen bu tarihi kalenin iç duvarları, Selçuklu ve Osmanlı izleri taşımaktadır. Yapılan kazı çalışmalarıyla tarihe ışık tutması beklenen kalenin sınırları içinde bir cami, hamam ve sarnıçlar yer almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İzmir’in Seferihisar ilçesinde, Sığacık Limanı’na oldukça yakın bir konumda bulunan kalenin, Selçuklular tarafından yapıldığı tahmin ediliyor. Sığacık Kalesi, içinde yaşam bulunan ve kapısından girildiğinde rengârenk bir dünyayla karşılaşacağınız nadir kalelerden biridir. Hatta kale içi, daracık sokaklarında beyaz boyalı kutu gibi ev ve kafelerin sıralandığı en popüler turistik bölgelerimizdendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ege Bölgesi’nin en ünlü kalelerinden olan Bodrum Kalesi, St. Jean Şövalyeleri tarafından Osmanlılardan korunmak için 1402 yılında inşa edilmiş, 1523 yılında ise Osmanlıların egemenliği altına girmiştir. Kale; Fransız Kulesi, İtalyan Kulesi, Alman Kulesi ve İngiliz Kulesi gibi farklı ülke isimleri taşıyan öğeleriyle de dikkat çeken bir yapıdır. 1960 yılından beri ise Sualtı Arkeoloji Müzesi olarak kullanılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kalenin ilk temelleri MÖ 2000’li yıllara kadar uzanmaktadır. Büyük İskender tarafından Marmaris’in fethedilmesinin ardından inşa edildiği de günümüze ulaşan bilgiler arasındadır. Görüntüsü kadar tarihi de ihtişamlı olan Marmaris Kalesi, Kanuni Sultan Süleyman tarafından da yeniden inşa ettirilmiştir. Kale, içindeki Marmaris Arkeoloji Müzesi ile ziyarete açık durumdadır.

  • ANNELER GÜNÜ’NE ÖZEL SEVGİ DOLU MESAJLAR

    Önce onun kalbinin sesi, sonra gözlerinin aydınlığıydı hayat bizim için; kucağının konforu, varlığının sıcaklığı dünyalara bedeldi. Ne yapmaya çalışırsak çalışalım hep “annem gibi” cümlesi dökülürdü dudaklarımızdan.

     

    Büyüdük… Belki şimdi onun kadar olduk ama üzerinden yıllar geçse de annelerimiz için biz hep onun küçük çocuğu kaldık ve yaşımız kaç olursa olsun öyle de kalacağız. Bu Anneler Günü’nde çok uzaklardan evlatlarını izleyen anneleri saygıyla anıyor ve annesine sarılabilen şanslı evlatlara aşağıdaki sözleri armağan ediyoruz. Anneler Günü kutlu olsun!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title_font_size=”13″ title=”.” title_color=”#ffffff”]
    [eltd_section_title alignment=”left” title_font_size=”13″ title=”.” title_color=”#ffffff”][eltd_section_title alignment=”left” title_font_size=”13″ title=”.” title_color=”#ffffff”][eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • Farklı Yazarlar Farklı Kitaplar Farklı Aşk Kabulleri

    Farklı Yazarlar Farklı Kitaplar Farklı Aşk Kabulleri

    “Aşk nedir?” sorusu dünyanın en zor sorularından biri olsa gerek. Kimilerine göre tanımı mümkün olmayan ancak yaşanınca anlaşılabilecek bir olgu aşk. Kimilerine göre kısa süreli bir heyecan dalgası, kimilerine göre ancak uzun süre emek verilirse ayakta kalabilecek bir duygu fırtınası. Aşk kimine göre karna giren sancılar kimine göre içinde uçuşan kelebekler. Zaten sorunun zorluğu da burada. Hani neredeyse insan sayısı kadar aşk tarifi var. Ve bu sayfadaki alıntılarda da aşkın farklı kalemlerdeki farklı yansımalarını göreceksiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan, Oğuz Atay” title_font_size=”13″]

    “Zaten bu büyük âlemde kendimizi ayrı ayrı düşünecek olsak mutlak değerimiz sanki nedir. Eğer birimizin bir kıymeti varsa, o da diğerinin ona verdiği değerdir. Aşk muhakkak derin bir dostlukla başlar.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Korsan Çıkmazı, Nezihe Meriç” title_font_size=”13″]

    “…Bir de aşk var. Kadınla erkeğin birbirini tamamlayışı diyelim. Aşkı bu sevmeden ayırıyorum. Aşk! Peki! Bir kadın gerekli erkek için, kadın için de bir erkek. Bence bu, insanın doğmuş bulunması gibi doğal bir şey. Bütünlenmek dersek, uzun tanımlamalardan kurtuluruz. Çevremizde olup biten düzensizlikler önce buradan başlıyor.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir Delinin Anıları, Gustave Flaubert” title_font_size=”13″]

    “İnsan çocukken aşka dair o kadar fazla şey okumuş oluyor, aşk sözcüğü kulağına öylesine güzel geliyor, âşık olmayı öylesine çok düşlüyor, onca romanı, onca piyesi okurken yüreğini heyecanla titreten bu duyguya sahip olmayı öylesine fazla istiyor ki karşısına çıkan her kadının ardından aynı soruyu soruyor kendine: Aşk bu değilse nedir?”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şairin Romanı, Murathan Mungan” title_font_size=”13″]

    “Aşka hazır olmayanlar aşka tutulduklarında ne yapacaklarını tam olarak bilemezler. Onların aşkında kaçınılmaz sonu hazırlayan tuzaklar çok daha kolay barınır. Her ne kadar aşk genç̧ kalplerin işi olsa da, aşkı yaşamak tecrübeyle kazanılmış̧ donanım ister. Gençken kolay sahip olunamayacak bir donanım. Nasıl yaman bir çelişki değil mi?”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Jurnal, Cemil Meriç” title_font_size=”13″]

    “Aşkın bir oyun olduğunu kabul etmiyorum. Aşk bir teslimiyettir, bir eriyiştir. Yeniden doğmak için uyanıştır. Aşkın bütün sırrı iki kelimede: Varlığından soyunmak. Aşk için ya hep vardır, ya hiç. Sen hep misin, hiç misin? Bu iş ters başladı. Belki anlamadığın ve anlamayacağın bir dili konuşuyorum. Bu dili anlayan kaldı mı ki?”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Romantika, Turgut Özakman” title_font_size=”13″]

    “Sen de çok da iyi bilirsin ki aşk denilen şey biyolojik bir olay. Ama ozanlar bu basit olguyu süsleyip püslediler, insanlığa olağanüstü bir olaymış gibi yutturdular. Neyse ki aşk, yirminci yüzyılda bir makinenin altında kalıp öldü de bu büyük yutturmaca sona erdi. Her yeni aşk romanı, aşk için yazılmış bir mezar taşıdır. Mezar taşını kim okur dostum?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”On Üç Günün Mektupları, Cemal Süreya ” title_font_size=”13″]

    “Düşünüyorum da aşk sözcüğünü de biraz eksik buluyorum, şu senle ben arasındaki ilişkiye. Daha büyük, daha sağlam bizimki. Aşk onun içinde sadece bir kısım galiba. Ötesinde aşkla birlikte ama yer yer, zaman zaman onu aşan başka duygular, başka esriklikler, başka baş dönmeleri de var bizde. Seni seviyorum ve senin için her şeyim. Beni seviyorsun ve benim için her şeysin. Bir insan için şu kısa hayatta bundan daha büyük ne olabilir ki. Acaba Mecnun Leyla’yı elde edip onunla evlenseydi, Ferhat Şirin’e kavuşsaydı, aradan bu kadar yıl geçtikten sonra bizim birbirimize olduğumuz gibi tutkun olabilir miydi? Yangın olabilir miydi? Sen ne dersin buna?”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kolera Günlerinde Aşk, Gabriel Garcia Marquez” title_font_size=”13″]

    “Aşkın her şeyden önce bir doğa vergisi olduğunu söyleyerek savunuyordu kendini, ‘insan ya bunu bilerek doğar ya da hiçbir zaman öğrenemez,’ diyordu.”

  • TABİAT UYANIYOR: HIDIRELLEZ VAKTİ GELDİ!

    Gül fidanına dilek dilemekten, ateşten atlamaya onlarca ritüeli içinde barındıran baharın gelişi olarak da tanımlayabileceğimiz Hıdırellez vakti nihayet geldi! Hıdırellez ya da Hıdrellez, Orta Asya, Ortadoğu, Anadolu ve Balkanlar’da kutlanan mevsimlik bir bayramdır. Hızır günü olarak adlandırılır. Dünyada zorda kalanların yardımcısı olduğu düşünülen Hızır ile denizlerin hâkimi olduğu düşünülen İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olarak bilinir ve her yıl kutlanır. Miladi takvime göre 6 Mayıs, Rumi takvime göre 23 Nisan Hıdırellez günü olarak bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hıdırellez’in tarihi” title_font_size=”13″]

    Hızır ve Hıdırellez ile ilgili birkaç bilgiyle tarihe bir yolculuğa çıkalım. Aslında bu konuda pek çok rivayet bulunur. Bazı kaynaklara göre Hıdırellez Orta Asya, Ortadoğu ve Anadolu kültürüne aittir. Bazı kaynaklarda ise İslamiyet öncesi Orta Asya Türk kültürüne ait bir olgudur. Hıdırellez Bayramı ve Hızır, tek bir kültüre değil pek çok kültüre hitap eder, evrenseldir demek mümkündür. İlk çağlardan beri baharın gelişiyle birlikte pek çok kutlama yapılır; Hıdırellez de o kutlamalardan biridir. Rivayete göre Hızır, İlyas ve İskender-i Zülkarneyn, “Ab-ı Hayat” yani ölümsüzlük suyunu aramaya çıkmışlar. Bir müddet geçtikten sonra Hızır ve İlyas ölümsüzlük suyunun kaynağına ulaşıp bu suyu içmiş. Ölümsüzlük suyu içtikten sonra Hızır’ın karada, İlyas’ın ise denizde zorda kalanların yardımına koştuğuna inanılır. Her yıl 6 Mayıs’ta, yeşilliğin bol olduğu bir yerde yan yana gelirler. Hatta gül ağacına dilek dileme ritüeli de buradan gelir çünkü inanışa göre Hızır ve İlyas, gül dalının altında bir araya gelir ve sohbet edermiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hızır inancı nedir?” title_font_size=”13″]

    Hızır ya da diğer adıyla Hıdır; “Allah’ın sâlih kulu, büyük hikmete ve mistik bilgiye sahip olan kimse” olarak tasrif edilir ve kendisine ilahi bilgi ve hikmet öğretilmiş kişi olarak bilinir. Özellikle baharda insanların arasında dolaştığına ve zorda kalanlara yardım ettiğine inanılır. Hızır adının ise bir lakaptan ibaret olduğu düşünülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hıdırellez ritüelleri” title_font_size=”13″]

    Hıdırellez denildiğinde akla ilk gelenlerden biri şüphesiz ritüellerdir. Hıdırellez’in bilinen en yaygın ritüeli ateş üstünden atlamaktır. Nazardan ve hastalıktan korunmak için Hıdırellez günü ateşin üzerinden atlanılır. Hıdırellez ve baharın gelişi, insanı da doğaya sevk eder. Bundan hareketle Hıdırellez zamanı özellikle Anadolu’da doğanın içinde yürüyüş yapılır ve bolluk, bereket dilenir. Baharın tazeliğini taşıyan çiçekler ve otlar toplanır. Hatta inanışa göre bu otları kaynatıp suyu ile yıkanmak bile bir şifalanmadır; bu sayede çiçeklerin o tazeliğinin insan bedenine geçtiği düşünülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hıdırellez günü gül ağacına nasıl dilek dilenir?” title_font_size=”13″]

    Hıdırellez gecesi Hızır’ın, uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere bereket getirdiğine inanılır.  Yiyecek kaplarının ya da para keselerinin ağzı açık bırakılır. Gül ağacına dilek dilemenin de bir ritüeli vardır. Önce dilekler bir kâğıda resmedilir.  Ardından kırmızı kurdele ile gül ağacına bağlanır ve akşam ezanı vaktinde asılır. Ertesi gün dileklerin yazılı olduğu kâğıt alınır ve suya atılır. İnanışa göre kâğıt suya karışıp giderse, dilek gerçekleşir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yedi fasulye yedi nohut geleneği” title_font_size=”13″]

    Hıdırellez ritüellerinden bir diğeri de yedi fasulye ve yedi nohut ritüelidir. Özellikle Anadolu’da pek çok yerde uygulanan bir gelenektir. Hıdırellez akşamında evdeki her kişi için yedi fasulye ve yedi nohut dikilir. Kötülüklerden korunmak için yapılan bir ritüeldir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Baht açma geleneği” title_font_size=”13″]

    Baht açma geleneğinde devreye yüzük, kolye ve küpeler girer. Tüm bu kişisel eşyalar çömleğin içine konur. Ardından çömlek, gül ağacının altına yerleştirilir. Ertesi gün maniler eşliğinde çömlekten eşyalar çıkarılır. Bu geleneğe baht açma denir ve oldukça yaygındır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hıdırellez günü ne yapmamak gerekir?” title_font_size=”13″]

    Hıdırellez günü yapılmaması gerektiği düşünülen şeyler de vardır. Bazı batıl inançlara göre 5 Mayıs akşamı evlenme çağına gelmiş kızlara bulaşık yıkattırmamak gerekir. Bunun yanı sıra Hıdırellez günü çamaşır yıkanmamalı, ev temizliği yapılmamalıdır. Hıdırellez günü hiçbir bitkinin yerinden koparılmaması ve her yeşilin dalında kalması da bu güne özel batıl inançlardan birkaçıdır.

  • HOŞ GELDİN BAHAR!

    Özlemle beklenen ilkbahar nihayet geldi! Yaz mevsimine ılık bir geçiş yaptığımız şu günlerde, baharın güzelliklerini satır aralarımıza serpiyor ve birbirinden renkli manzaralar paylaşıyoruz. Amsterdam lalelerinden Tokyo’nun sakurasına, badem ağaçlarından çan çiçeklerine kadar onlarca güzellik sizleri bekliyor. İşte ilkbahar denince akla gelen doğal güzelliklerden birkaçı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Laleler açtıysa ilkbahar gelmiştir! Keukenhof Bahçeleri’ndeki görüntü bu mevsimde gerçekten büyüleyici oluyor. Lalelerin en güzel olduğu zaman nisan ayı. Devamında mayıs sonuna kadar tam bir görsel şölen sizleri bekliyor. Bu arada lalelerden bahsetmişken ülkemizin eşsiz güzelliklerine de değinmeden olmaz. Sokakları, parkları, bahçeleri süsleyen laleler ilkbaharda İstanbul ile buluşuyor. Gülhane Parkı, Gözdağı Korusu, Emirgan Korusu başta olmak üzere laleler, İstanbul’u adeta renkli bir festival alanına dönüştürüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Japon kültüründe pembe çiçekli ağaç oldukça önemli bir yere sahip. Kiraz çiçeği olarak da bilinen sakura, yeniden doğuşu simgeliyor. Sakuraların açtığı bu dönem tüm Japonya’da coşku ile kutlanıyor. Diğer bir deyişle Tokyo’da ilkbahar, kiraz çiçekleri ile resmi olarak başlıyor!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizin eşsiz güzellikleri, tüm dünya ile yarışabilecek düzeyde. Havaların ısınması ve badem ağaçlarının çiçek açmasıyla Akdamar Adası masalsı bir havaya bürünüyor. Van Gölü’nün mavi suları, badem ağaçlarının renkli çiçekleriyle adeta dans ediyor ve bize de seyrine doyulmaz bir manzara çıkıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Belçika’da bulunan Hallerbos Ormanı’nda çan çiçeklerinin büyüsüne kapılıyoruz bu sefer de. Mevsim ilkbahar oldu mu orman adeta dile geliyor. Çan çiçekleri, baharın müjdecisi olarak sayılır. Eşsiz kokuları ve mor rengi ile görenleri kendine hayran bırakıyor.

  • ÇOCUKLARA BAYRAM ARMAĞAN EDEN ATA’NIN UNUTULMAZ SÖZLERİ

    Atatürk’ün çocukları, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış tarihi olan 23 Nisan gününü armağan edecek kadar önemsediğini, gençlere ve çocuklara içtenlikle verdiği değeri, onları bir ulusun geleceği olarak gördüğünü ve büyük anlamlar yüklediğini, bilhassa Türk gençliğiyle gurur duyduğunu sadece bizler değil, yüzyıldır tüm dünya biliyor. Büyük liderin, konuyla ilgili farklı yerlerde farklı nedenlerle dile getirdiği düşüncelerini siz değerli okuyucularımız için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • TÜRK ERKEK VOLEYBOLU’NDA BİR BAŞARI HİKÂYESİ…

    Halkbank Erkek Voleybol Takımı, 2022’de hepimize gurur veren bir başarıya imza attı. Avrupa Voleybol Konfederasyonu (CEV) Challenge Kupası’nda yenilgi almadan finale kadar yükselen takımımız, Türk voleybol tarihinin gururu olmaya devam ediyor. Takımın uluslararası arenadaki bu başarısı, ülkemizin tanıtımı, temsili açısından da oldukça değerli ve anlamlı. Halk’ın Efeleri’nin bu heyecan ve gurur dolu yolculuğunu sizler için sayfamıza taşıdık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bu başarının arkasında, hayaller, idealler, başarılı bir geçmiş ve Halkbank ailesi bulunuyor. Bu başarının arkasında kendine ve ekibine güvenen, tek yürek, tek yumruk olan, bu enerjiyle çok çalışan, olumsuz koşullara karşı yılmadan hedefe yürüyen bir takım var. Bu sene Avrupa CEV Challenge Kupası’nda ikinciliği kazanan Halkbank Spor Kulübü, Türkiye Voleybol Ligleri’nde yarışan kulüpler arasında en fazla şampiyonluk yaşayan takım. Taraftarlarına şimdiye dek 9 lig şampiyonluğu, Türkiye Kupaları, iki Balkan Kupası ve sayısız final heyecanı yaşatan takım 2013 yılında da CEV Kupası finalinde İtalyan ekibi Andreoli Latina’yı yenerek bu kupayı kazanan ilk Türk takımı olmuştu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Halk’ın Efeleri’nin zorlu Challenge Kupası yolunda önce Balkan Kupası’nı kazanmaları gerekiyordu. Sezon başı olmasına rağmen zorlu rakiplerine üstünlük sağlayarak kupayı müzeye kaldırmayı başardılar ve Balkan Şampiyonluğu onlara CEV Challenge Kupası’na katılma hakkı kazandırdı. Balkan Kupası’na sahip olmanın verdiği özgüvenle takım, yaşadıkları talihsiz sakatlıklara rağmen rakiplerinin tümünü saf dışı bırakarak final maçlarında oynamaya hak kazandı. Bu başarı sayesinde Halk’ın Efeleri, Avrupa’da, Balkan Kupası’na sahip olarak CEV Challenge Kupası’na katılma hakkı kazanan tek takım oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    CEV Challenge Kupası’nda, takımı zorlu bir mücadele bekliyordu. İlk olarak 16’lı finaller turunda Bosna Hersek’in OK Bosna, son 16 turunda Avusturya’nın Union Raiffeisen, çeyrek finalde Estonya’nın Tallinn Technical University ve yarı finalde Yunanistan’ın Panathinaikos takımını set vermeden eleyerek finale çıkma hakkını kazandı. Başarı basamaklarını emin adımlarla çıkarken ülkemize gururlu bir heyecan yaşatan Halk’ın Efeleri, finalde karşılaştığı Fransa temsilcisi Narbonne Volley’i Ankara’da 3-0 yendi; maçın deplasmandaki rövanşında ise altın set sonucunda organizasyonu 64 takım arasından ikincilik elde ederek tamamladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Halk’ın Efeleri için başarıya giden yolun kilometre taşları büyük bir çalışmanın, emeğin, özverinin ürünü… Spor karşılaşmalarında tesadüf eseri kazanılmış başarılar olabilir; şans yaver gider, rakipler zayıftır, takım o gün çok formundadır vb. ancak Halkbank Erkek Voleybol Takımı’nın başarısı böyle bir tesadüfe değil, sürekli ve özverili çalışmaya dayanıyor. Elbette rakiplerine saygılı, fair-play ruhuna uygun mücadele etmek de takımın öz değerleri arasında vazgeçilmez bir yer tutuyor. Bu zorlu yolda kulüp yönetiminin, teknik ekibin, idari birimlerin desteğini hissetmek de onlara güç veriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Halk’ın Efeleri kıran kırana bir mücadelenin yaşandığı, herkesin çok çalıştığı ve elbette kazanmak istediği bu final yolculuğuna özel bir programla hazırlandı. Zorlu mücadelelere salt fiziksel ve taktiksel çalışmalarla değil, psikolojik açıdan da hazırlanılması gerektiğinin bilincinde olan yönetim, çalışma programını bu yönüyle de geliştirdi. Yetenekli, birbirini tamamlayan, sorumluluklarının bilicine sahip oyuncular da bu sürecin daha kolay akmasını sağladı. İnanç, birbirine güven, yardımlaşma duygusu ve art arda alınan galibiyetler takım ruhunu kuvvetlendirdi. Bütün bu etmenler başarıya giden yolun belli başlı mihenk taşlarıydı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kuşkusuz, taraftar bir takımın itici gücü, kimi zaman da lokomotifidir. Halkbank Voleybol Takımı coşkulu bir seyirci kitlesine, desteğine sahip. Tüm şehirlerde destekçileri bulunan takım, Ankara’da oynadığı maçlarında birkaç kez salon seyirci rekoru kırdı. Sporcuların sempatikliği ve centilmenliği de taraftarın gönlünü kazandı. Başarılı takım her yerde sevgi gösterileriyle karşılandı, her maçta moral verici tepkiler alarak bugünlere geldi. Mardin’de deplasmanda Yeni Kızıltepe Spor ile oynanan maçtan önce ve galibiyetten sonra alkışlarla uğurlanması bunun en güzel örneklerinden biri olarak akıllara kazındı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Halk’ın Efeleri CEV Challenge Kupası ikinciliği ile yetinmemeye ve yeni başarılara imza atmaya kararlı. Önümüzdeki sezonla ilgili hedefleri de bunu açıkça ortaya koyuyor. Takım, ligi ilk sırada bitirdiği için CEV Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkını elde etti ve önümüzdeki sezon burada şampiyonluk peşinde mücadeleye devam edecek. Diğer yandan, Türkiye Ligi ve Kupa Voley’de kupayı kaldırmak ise her zamanki gibi Halk’ın Efeleri’nin hedefleri arasında yer alıyor. Kısacası, Halkbank Erkek Voleybol Takımı destekçilerini ve bu ülkede spora gönül vermiş herkesi heyecanlı ve gururlu günler bekliyor.