Blog

  • 5 MADDE İLE ANSİKLOPEDİNİN TARİHİ

    Yazının icadından sonra insanoğlunun edindiği bilgileri bir sonraki kuşağa aktarma becerisi, inşa ettiğimiz medeniyetin ve kültürün altın anahtarı oldu. Bilinen en eski yazı biçimi olan çivi yazısının üzerinden üç bin yıldan uzun bir zaman geçti ve yazı da tıpkı gezegenimizdeki diğer her şey gibi değişti ve gelişti. Bilginin depolanması ile toplumların ve bireylerin yeni bilgi arayışı ansiklopedilerin doğmasını sağladı. Ansiklopedi, diğer bir ismi ile “bilgilik” olarak anıldı. Birçok kavramın sistematik ve çoğunlukla alfabetik sıra ile düzenlenmesiyle elde edilen tarafsız bilgi kaynakları olarak hayatımızda yerini aldı. Yazımızda bu değerli hazinelerin yani ansiklopedinin tarihsel gelişimini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tarih boyunca bilgi erişiminde en önemli araçların başında olan ansiklopediler, Yunanca “enkyklios paideia”dan gelir ve “bilgi dairesi, bilgi çemberi” anlamı taşır. Bilinen ilk ansiklopedi girişimi, M.Ö. 338’de ölen Platon’un yeğeni Speusippus tarafından dönemin popüler görüşü haline gelen Platon ve Aristoteles’in çalışmalarını felsefe, matematik ve tarih başlıkları altında kategorize ederek hazırladığı serilerden hareketle oluşturulmuştur. Ansiklopedi kelimesini ise ilk kullanan M.S. 1. yüzyılda Romalı ünlü hatip Marcus Fabius Quantilianus olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Roma döneminde bilgileri belirli ölçülerde sınıflandıran ve okunabilir hâle getiren kaynak kitaplar, mevcut bilgilerin o güne nasıl ulaşabildiğinden ziyade, bilgiyi genel olarak ele alıp bilginin doğası ve doğruluğunu inceleyen yapılarda olmuştur. M.S. 3. yüzyılda Çin’de imparatorluk emriyle hazırlanan “Huang lan” isimli bir ansiklopedi, çeşitli kaynaklarda geçse de günümüze ulaşamamıştır. Yine M.S. 5. yüzyılda Bizans İmparatoru VIII. Constantin zamanın önde gelen isimlerine “Excerpta Peiresciana” ve “Excerpta Historia” isimli el yazması eserler hazırlatmış ve bu eserler Roma tarihindeki göçleri ve savaşları detaylı şekilde arşivleyen eserler olarak ansiklopedileri öncülemiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    10. yüzyıldan itibaren İslam dünyasında da önemli ansiklopedi çalışmaları başlamıştır. El- Bîrûnî, İbnü’n-Nedim, Hârizmî ve Fârâbî tarafından hazırlanan eserler, ileride Batı dünyasının da kaynak eserleri olmuş, Fahreddin er-Râzî’nin Hint, Yunan ve Süryani tabiplerinden derlediği tıp ansiklopedileri 17. yüzyıla kadar tüm dünyada tıbbın otoritesi kabul edilmiştir. Dünyadaki ilk ansiklopedi Hırvat Paul Skalich tarafından 1559’da yayımlanmıştır. Rönesans hümanisti olan Skalich, “Encyclopaedia Seu Orbis Disciplinarum” isimli ansiklopedisinde belirli bilgiler konu başlıklarına göre sınıflandırılsa da ilk alfabetik sıralamaya sahip ansiklopedi “Dictionnaire Universel” 1690’da Fransız bilim insanı ve yazar Antoine Furetière tarafından Paris’te yayımlanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İngiliz dilindeki ilk ansiklopedi 1704’te Londra’da John Harris tarafından basılan “Lexicon Technicum” olmuştur. Bölümler halinde, fasikül olarak yayımlanan ilk ansiklopedi ise Leipzig’de 1731-1750 yılları arasında Johann Zelder yönetiminde hazırlanan 64 ciltlik “Universal Lexicon” olmuştur. Bu tarihten sonra ansiklopedi konusunda Amerika, İngiltere, Fransa, Avustralya ve İtalya gibi ülkeler konuyu oldukça ciddiye almış, herkesçe bilinir hâle gelen ansiklopediler derlenmiştir. İlk Türkçe ansiklopedi, Ahmet Rıfat Efendi’nin derlediği “Lugât-ı Tarihiyye ve Coğrafiyye”dir. Bu eserde dönemin ünlü insanları ve hayatları, önemli olayları, tarih boyunca kurulmuş devletler ile belli başlı şehirlerin tarihi ve coğrafyaları hakkında alfabetik sıraya alınan bilgiler hazırlanmıştır. Fen bilimleri ve diğer bilim dalları ile ilgili pek fazla bilgi içermemesinden ötürü, Şemseddin Sâmi tarafından 1899’da altı cilt olarak yayımlanan ansiklopedi, eksiksiz ilk Türk ansiklopedisi olarak tarihe geçmiştir. Osmanlı hükümeti de bu ansiklopediden övgüyle bahsetmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde hemen hemen her evin kütüphanesinde bulunan “Meydan Larousse: Büyük Lugat ve Ansiklopedisi” 1969-1973 yılları arasında 12 cilt halinde yayımlanmış, sonraki yıllarda iki cilt daha eklenmiştir. Hakkı Devrim, Sefa Kılıçlıoğlu ve Nezihe Araz’ın yayıncı olduğu bu ansiklopedi için 200’e yakın yazar görev almıştır. Fransız “Grand Larousse Encyclopedique”un esas alındığı Meydan Larousse’u, 90’lı yıllarda gazeteler kupon karşılığında dağıtmış ve ülkemizde hemen hemen herkesin başvurduğu kaynak eser olmuştur. Artık internet erişimine sahip olan insanlar bilgiye çok daha kolay erişebilmektedir. 2000’li yıllarda hayatımıza giren internetten sonra bilgiler ve ansiklopediler dijital ortamlarda arşivlenerek halka sunulmuştur. Çocukluğu 90’lı yıllara denk gelen kuşak çok iyi hatırlayacaktır, ekonomik geliri ya da eğitim seviyesi ne olursa olsun eskiden tüm evlerde bu ansiklopediler evlerin vitrininde ya da kitaplığında yer almaktaydı. Günümüzde “Wikipedia” ve “Britannica” gibi önemli web ansiklopedileri olmakla beraber, birçok kıymetli üniversitenin de arşivleri dijitalleşmiş ve internet kullanan herkesin erişebildiği kaynaklar haline dönüşmüştür.

  • KIŞ İLE İLGİLİ YEDİ ŞİİR

    Kış mevsimi her ne kadar hüznün mevsimi olarak anılsa da aslında yenilenmenin, yeniden doğuşun mevsimidir. Eski seneyi geride bırakıp yeni hayallere yelken açtığımız mevsimdir kış. Yeryüzünün temizlendiği, toprak ananın tohumlarını dört bir yana saçtığı mevsimdir. Kış mevsimi ile ilgili pek çok şair de duygularını kaleme almış, hislerini ifade etmiştir. Gelin yedi şairimizin dizelerinden kış mevsiminin oluşturduğu hisleri beraber okuyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Neden bu kadar kar, bu kadar yıl, bu kadar yağış?

    Bu kadar uzaklardan nedir bu kadar gelen?

    Bir uzun çan kulesi bembeyaz Samatya’da

    Bir oğlan bir martıyla upuzun seviştiğinden

    Yaslı bir kadın gibi gözleri kendine bakan,

    Kendine baktıkça da çocukları olan hüzünden.

     

    Belki bir söz yığını, yıllar var konuşulmamış,

    Çıkarlar kar yangını her biri duyduğu yerden,

    Yüzleri, saçlarıyla, bir de gözbebekleri,

    Asılırlar boşluğa çocuksu seslerinden,

    Birtakım dünyalarla önce ve güzel

    Kış güneşi, sarmaşık, kim ne anlıyor sanki ölümden?

     

    O yanık ikindiler, sonrasız loş gecelerden,

    Üstlerinde bir sürü çocuk gözleri.

    Tutuşurlar ne zaman karların ateşinden

    Bir ölüm kadar şaştığımız onlar ve kendileri

    Yani bu dünyanın en yılgın havarileri

    Orada çan kulesi bembeyaz öldüğünden…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ne güzeldi o kış bahçesinde

    Güllerin çok derinlerde çalışan uykusu

    Sana bir bahar hazırlamak için.

     

    Dallar, filizler, eski masal dilberleri gibi

    Hüzne ve hülyaya gömülmüş

    Doğmamış çocuklara

    Ninni söylüyorlardı sanki…

    Ana rahmi gibi sıcak ve yüklü idi hava

    İyi mayalanmış hamur gibi

    Gizli nabızlarla atıyordu toprak

     

    Belli ki çok derinlerde

    Oluşun ışık sızmaz mahzenlerinde

    Bir şeyler oluyordu, bir şeyler karanlık

    Gecede yıldızlar arasında

    Olup biten şeylere benzer;

    Şimşekler çakıyordu mavi, berrak

    Kandan daha kırmızı, beyazdan daha sessiz

    Mordan daha hiddetli,

    Üst üste fecirler gibi hazırlanıyordu,

    Gülün sevinci, menekşenin kederi.

    Bu sevinçle yüklüydü hava,

    Geleceğin kapısında el ele vermiş

    Gülümsüyordu her şey.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dinmiş denizin şarkısı, rüzgâr uyumakta,

    Rıhtım boyu sonsuz bir üzüntüyle karaltı

    Körfez düşünür, Kanlıca mahzundur uzakta,

    Mazi gibi sislenmiş Emirgân Çınaraltı.

     

    Can verdi kışın sunduğu taslarla zehirden

    Her gonca kızıl bir gül açarken yolumuzda,

    Üstündeki son dallar ağarmış diye birden

    Pas tuttu bu akşam suların rengi havuzda.

     

    Yerlerde gezen hatıralar var korulukta;

    Yapraklar, atılmış nice mektuplara eştir.

    Mehtaba çalan sapsarı benziyle, ufukta,

    Binlerce dalın verdiği tek meyve güneştir.

     

    İçlenme tabiattaki yekpare kederden,

    Yas tutma, dağılmış diye kuşlarla çiçekler.

    Onlar dönecektir yine gittikleri yerden,

    Onlarla giden günlerimiz dönmeyecekler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bir kış göğü gibi o saat alçalır ölüm,
    Yalnız işitme duyusu kalır ortada.
    Asya kentleri yürür dururlar,
    Höyükler burnumda hızma.

    Uzakta dev bir damla:Pırıl pırıl Pencap!
    Tabanlarından kayıp duran sütunlar
    Yitmiş bir geleceğin işaret parmakları:
    Horasan uykusuna havlayan köpekler, Buhara.

    Uzaklara bir bakışın vardı kafeteryada
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Prenses Zinia’ya

     

    Uzun rüzgârlar karanlığın dalgın sansarları

    Atlayıp dağıtırlar telaşlarıyla ürperen karları

    Sihirli bir lambadır bardaktaki güller gecede

     

    Yıldızlar donmuş göllere düşen buz billurları

    Düşten geyikler kudurtur kızıl buğulu kurtları

    Bir ulumadır kanlı/açlıkları uzar gecede

     

    Dum

    ……….

    ……….

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Beyaz, ipek gibi yağdı kar
    Bir kız kardan hafif adımlarıyla yürüyüp geçti hayal içinde
    Arkadaşlarımı düşündüm, sevgili şeyleri
    Sanki her şey bizimle var ve bizimle olacak
    Şarkılar çaldı odalarda
    Bütün insanları sevmek gerektiğini düşündüm
    Düşmanlarımız dışında
    Düşmanlarımız çünkü
    Sevgiyi yok ettikleri için
    Düşmanımız oldular
    Beyaz ipek gibi yağdı kar
    Bir kız kardan hafif yüreğiyle
    Geçip gitti güvercinleri anımsatarak.
    Uzaktaki şehir
    Uykuya dalmıştır şimdi.

    ……………

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Karın yağdığını görünce
    Kar tutan toprağı anlayacaksın
    Toprakta bir karış karı görünce
    Kar içinde yanan karı anlayacaksın
    Allah kar gibi gökten yağınca
    Karlar sıcak sıcak saçlarına değince
    Başını önüne eğince
    Benim bu şiirimi anlayacaksın
    Bu adam o adam gelip gider
    Senin ellerinde rüyam gelip gider
    Her affın içinde bir intikam gelip gider
    Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın
    Ben bu şiiri yazdım aşık çeşidi
    Öyle kar yağdı ki elim üşüdü
    Ruhum seni düşününce ışıdı
    Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın

  • Ara Tatili En Verimli ve Eğlenceli Şekilde Geçirmek İçin Yapabileceğiniz 8 Aktivite

    Ara Tatili En Verimli ve Eğlenceli Şekilde Geçirmek İçin Yapabileceğiniz 8 Aktivite

    Sonbaharda okulların açıldığı günden itibaren dört gözle beklenen yarıyıl tatili gelip çattığında çocuklar bir an yerlerinde durmak istemez, tatillerini doludizgin geçirmek isterler. Biz de çocuklarının hem eğlenceli hem de verimli bir tatil geçirmesini isteyen anne babaların yardımına koşuyor ve ara tatili şenlendirecek 8 aktivite önerimizi sıralıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    sömestir tatili

    Ara tatilinin her gününü dışarıda geçirmek mümkün olmayabilir ama bu demek değil ki evde geçen günler sıkıcı olacak… Patates baskıdan renkli el işi kâğıtlarıyla yapılan etkinliklere, Origami’den boyamaya birçok eğlenceli ve eğitici aktivite ile tatili renklendirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    yarıyıl tatili, sömestir tatili

    Çocuklara özel atölyeler verimli bir tatil için en uygun etkinliklerden biri. Küçük şefler için yemek atölyeleri, çocuğunuzun yeteneklerini keşfedebileceği sanat atölyeleri, yaratıcı drama atölyeleri gibi sınırsız seçenek arasından dilediğinizi seçebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    yarıyıl tatili, sömestir tatili

    Ara tatilde gezmek, evin dışında vakit geçirmek isteyen çocuğunuzu şehrinizdeki müzelere götürmek hem ona kültürümüzü tanıtmak hem de hayatı boyunca devam ettirebileceği bir alışkanlık kazandırmak adına harika bir fırsat olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    yarıyıl tatili, sömestir tatili

    Enerji dolu çocuklarınızı evinizin yakınındaki bir parka götürerek bile onların bol bol hareket etmelerini, temiz hava almalarını sağlayabilirsiniz. Emin olun ki bu fikir çocuklarınızın da çok hoşuna gidecek…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    el hamuru, yarıyıl tatili

    Çocukları hayata hazırlamanın en etkili yollarından birinin nasihat değil de görev vermek olduğu aşikârken, tatili onlara basit sorumluluklar vererek değerlendirebilirsiniz. Örneğin, çocuğunuzdan evinizin alışveriş listesini yapmasını, sofrayı kurmasını ya da çiçekleri sulamasını isteyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    3d sinema, sömestir tatili

    Tatilde çocuğunuzu yeni dünyalarla tanıştırmak için onu sinemaya ve tiyatroya götürmek harika bir yol olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    yarıyıl tatili

    Çocuklarınız okul dönemi boyunca kendi seçtikleri kitapları okumaya vakit bulamıyor olabilir. Ara tatili ilgilerini çeken kitapları okumaları için değerlendirebilir, böylece onlara bu güzel alışkanlığı genç yaşta kazandırabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Çocuğunuzun yaşadığınız şehri, kültürümüzü, hayatı daha iyi tanıması için onu şehrinizde gezmeye çıkarabilirsiniz. Şehrin daha önce görmediği semtlerinde gezmek, önemli meydanları, binaları görmek, şehrin değerleriyle tanışmak onun için ilgi çekici bir deneyim olabilir.

  • BÜYÜK İSKENDER’İN HAYATI

    Büyük İskender, asıl adıyla III. Aleksandros gelmiş geçmiş en büyük tarihi karakterlerden… Hiçbir kralın düşleyemediği toprakları fetheden, imparatorluğunun sınırlarını genişletmek amacıyla ömrü seferlerde geçen zeki ve cesur İskender, tarihin en ilham veren isimlerinden biri olarak popüler kültürde de sıkça karşımıza çıkıyor. Hükümdarlığı süresince girdiği hiçbir muharebede yenilmeyen, kendisinden sonra gelen birçok komutana ve lidere ilham vermiş Makedon kralın hayatı ve başarıları yazımızda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Elde ettiği başarılardan sonra adı Büyük İskender olarak anılan Antik Makedonya Krallığının en başarılı lideri, M.Ö. 356’da günümüzde Makedonya ve Yunanistan sınırları arasında kalan Pella kentinde dünyaya gelir. Babası Kral II. Filip’in birçok eşi olsa da belki de İskender’in annesi Epir kralının kızı Olympias’ı çok sevdiğinden çocukları arasında göz bebeği İskender olur. Çocukluğu lir çalarak, ata binerek, dövüş ve kılıç eğitimi alarak ve belki de en önemlisi dönemin en ünlü filozof ile tarihçilerinden dersler görerek geçer. Tam manasıyla Makedon bir soylu olarak yetiştirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    16 yaşına kadar ünlü filozof Aristoteles tarafından eğitilen İskender’in bu eğitimi için babası II. Filip, Aristoteles ile bir anlaşma yapar. Oğlunun eğitimi karşılığında, daha önceden yağmaladığı ve köleleştirdiği; Aristoteles’in memleketi olan Stagira’yı tekrar özgürleştirir ve sürgüne gönderdiği esirleri azat eder. Aristoteles bu anlaşmaya karşılık İskender’i din, ahlak, felsefe, mantık, tıp ve sanat dallarında sıkı bir eğitimden geçirir. Ayrıca Yunan mitolojileri konusunda da oldukça bilgi sahibi olacak bir şekilde eğitilen İskender, aldığı bu din eğitimi ile ilerleyen yıllarda kendisinde var olduğuna inandığı tanrısal gücü de hissetmeye başlayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Babasının bir suikaste uğrayıp ölmesiyle Antik Makedonya Krallığının tahtını 20 yaşında devralan İskender, “Yunanistan Lideri” unvanı ile ödüllendirilir. Bu unvan, ileride Pers topraklarını fethetmek için bir araya getireceği Yunanlılar ve orduları için oldukça önemlidir. Daha tahta çıkar çıkmaz çok geniş alana yayılan Makedonya Krallığının bazı bölgelerinde isyan çıkar ancak İskender bu isyanları bastırır ve ordusundan tam bir bağlılık sözü alarak, askerlerini doğu topraklarına koşulsuz bir şekilde peşinden sürükler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sefere çıkarken güçlü ordusunun kadrosuna mimarlar, mühendisler, bilim insanları, tarihçiler, saray bürokratları ve medyumlar da eşlik eder. Anadolu’nun fethinin ardından Hazar kıyılarını, Afganistan’ı, Mısır’ı ve Hindistan’ı fetheden İskender’i özellikle Mısır’da coşkuyla karşılarlar ve kendisine firavunların geleneksel çifte tacı hediye edilir. Kendisini Yunan tanrıları ile bir tutan hatta bazı söylentilerde Zeus’un oğlu olarak geçen İskender, hayatı boyunca “Dünyanın sonu”na ve ”Büyük Dış Deniz”e ulaşmak için uğraşır. Seferleri boyunca kendi ismini taşıyan 20’ye yakın şehir ve bölge inşa eden İskender’in şehirleri arasında günümüze ulaşanlardan en ünlüsü Mısır’daki İskenderiye ve Hatay’daki İskenderun’dur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Babil’de sulama kanalları, Basra Körfezi’nde yeni kentler kurmayı planladığı içkili bir gecenin sonunda kimi kaynaklara göre hastalıktan kimi kaynaklara göre de zehirlenerek M.Ö. 323’te 32 yaşında hayata veda eder. Cenazesi altın bir tabut ile İskenderiye’ye götürülür. Ölmeden önce kendisine sorulan imparatorluğu sizden sonra kim devralsın sorusuna “En güçlünüz!” diye cevap verecek kadar kendine güvenen Büyük İskender’in mezarının yeri hâlen bilinmemektedir. İskender’in vefatının ardından Antik Makedonya Krallığı dört parçaya bölünür ve her birini farklı bir kral yönetir. Yunanistan’ı yöneten Cassander, Büyük İskender’in annesini, eşini ve tahtta hak iddia etmesinin önüne geçmek için çocuğunu katlederek, İskender’in soyunu tamamen ortadan kaldırır. Önemli bir Fenike kralı olanı Abdalonymos’a ait olduğu düşünülen kral lahdinin uzun cephesinde Makedonya Kralı Büyük İskender’in Perslerle yaptığı savaşlara ilişkin rölyefler bulunduğu için “İskender Lahdi” olarak anılır. Bu ünlü lahdi Osman Hamdi Bey, 1887’deki Lübnan’ın Sayda kentinde yapılan arkeolojik kazılarda bulur ve İstanbul’a getirilir. Lahidin kapağında İskender, Pers kıyafetleri içinde betimlenir ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndeki en önemli eserlerin başında gelir.

  • Yavru Köpekler Hakkında Bildikleriniz ve Bilmedikleriniz

    Yavru Köpekler Hakkında Bildikleriniz ve Bilmedikleriniz

    Almanya’da bir arkeolojik kazıda bulunan 14.000 yıl önceye ait köpek çene kemiği üzerinde birçok araştırma yapılmış ve bu köpeğin sahipleri tarafından çok iyi bakıldığı ortaya çıkmış. Belli ki köpeklere olan sevgimiz kendi tarihimiz kadar eski… Can dostlarımızın yavrularını da kendi yavrumuz gibi sevdiğimiz bir gerçek. Ve işte bu sevimli yaratıklara dair diğer önemli gerçekler!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ne kadar çok yavru o kadar çok mutluluk” title_font_size=”13″]

    Bir köpeğin kaç kardeşi olacağı biraz da annesinin ne kadar büyük bir cins olduğuna bağlı. Çünkü iri köpek cinsleri bir seferde daha fazla yavru doğuruyor. Yani eğer büyük bir köpeğiniz varsa bir anda birçok sevimli yavrunuz olabilir. Örneğin İngiltere’de Mastiff cinsi bir köpek bir seferde tam 24 yavru doğurmuş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sizi duyamasa da sizinle konuşabilir!” title_font_size=”13″]

    Yavru köpekler doğduğunda sağır ve kör olurlar. Köpeklerin hamilelik süreci kısa olduğundan bu sevimli ufaklıklar gözleri ve kulakları tam olarak gelişmeden dünyaya geliyorlar. Ama daha önce bir yavru köpek ile yaşamış herkesin pek iyi bileceği gibi bu durum ses çıkarmalarına engel olmuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Onların da süt dişleri var!” title_font_size=”13″]

    Köpekler de aynı insan yavruları gibi dişsiz doğuyorlar. Ama onların süt dişleri 2 ile 4 hafta arasında çıkmaya başlıyor ve 3-4 aylıkken dökülüp yerine kalıcı dişler çıkıyor. Bu yüzden bir şeyler çiğnemek istemelerinin çok normal olduğunu unutmamakta fayda var.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uykucu bebekler” title_font_size=”13″]

    Köpek yavrularının günde 15-20 saat uyumaları gerekiyor. O anda ne kadar sevimli görünürlerse görünsünler onları uyandırmamalısınız çünkü gelişimlerinin tamamlanması için bol bol uykuya ihtiyaçları var.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Esneyen bir köpek yavrusundan daha sevimli ne olabilir?” title_font_size=”13″]

    Hepimiz biliriz ki esnemek bulaşıcıdır. İşin şaşırtıcı yanı insanlar arasındaki bu garip durum maymunlar ve köpekler söz konusu olduğunda da geçerli… Fakat henüz empati yetenekleri gelişmemiş olan 7 aylığa kadar yavru köpekler hariç! Eğer ufaklık esniyorsa bilin ki kimseden bulaştığı için değil kendiliğindendir. 🙂

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”O masum bakışlara kanmayın!” title_font_size=”13″]

    İçimizi eriten o masum köpek bakışlarının bilinçli olduğunu biliyor muydunuz? Bir araştırmaya göre köpekler, kaşlarını kaldırıp kocaman gözleriyle masum masum bakmayı zamanla öğreniyorlar ve bu numaraya insanlar onlara baktığı zaman başvuruyorlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir yavru köpek edebiyat tarihini değiştirebilir!” title_font_size=”13″]

    Köpek yavruları aynı insan yavruları gibi belli bir yaşa dek biraz fazla yaramaz olabilirler. Mesela dünyanın en ünlü köpeklerinden biri olan Lassie henüz bir yavruyken davranış sorunları varmış ve durmaksızın havlayarak sahibine zorlu anlar yaşatıyormuş. John Steinbeck “Fareler ve İnsanlar” romanını yazarken ilk müsveddeleri yiyen de sevgili yavru köpeğinden başkası değilmiş. Steinbeck iki aylık çalışmasını tekrar yazmak durumunda kalmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Başarının sırrı yavru köpekler!” title_font_size=”13″]

    Herkes yavru kedilerin, köpeklerin fotoğraflarına bakmayı sever ve internette en çok ilgi gören görsellerin onlara ait olması da bunun kanıtı. Bu konuda bir araştırma yapılmış ve çalışırken yavru köpek fotoğrafları gösterilen kişilerin daha verimli çalıştığı gözlenmiş.

  • Bunları Artık Evdeki İmkanlarla Yapmıyor Dışarıdan Temin Ediyoruz

    Bunları Artık Evdeki İmkanlarla Yapmıyor Dışarıdan Temin Ediyoruz

    Büyük marketlerin, mağazaların, online alışveriş sitelerinin olmadığı zamanlarda pek çok ihtiyacımızı evlerimizde çoğunlukla da annelerimizin müşfikliği sayesinde karşılardık. Bunların bir kısmı özellikle Anadolu’da hala evlerde yapılıyorsa da büyük şehirlerdeki koşuşturma pek çoğuna izin vermiyor. Bu listemizin 7 maddesinde eskiden evde yaparken artık dışarıdan temin ettiklerimize yer veriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Eskiden evlerde kışa hazırlanan karıncalar misali bir koşuşturmaca yaşanır, tarhanalar serilir, turşular kurulur, salçalar kaynatılırdı. Aile bütçesine katkı amacıyla yapılan bu işlemler alabildiğine doğaldı. Tabii bir o kadar da zahmetli. Şimdi bir kavanoz turşu, bir kilo tarhana için elimizi sadece marketin rafına doğru uzatmamız yeterli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Pantolon alındı paçası mı kıvrılacak, pijamanın beline lastik mi geçirilecek, giysilerde sökük gedik mi var, annelerimiz ellerinde iğne iplik işe koyulurdu. Hatta evinde bir dikiş makinası olan, pedalını tıngır mıngır çalıştırarak çocuklarına bayramlık elbiseler dikerdi. Şimdiyse en ufak bir tadilatı terzide yaptırıyor, oturduğumuz yerde internet üzerinden verdiğimiz siparişlerle giysilerimizi kapıdan alıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    biber

    Evlerin iki üç katlı ve bahçeli olduğu zamanlarda hemen kapının önünden toplanan maydanoz, biber, salatalıkların kokusu neredeyse bütün mahalleyi sarardı. Şimdi dışarıdan temin ettiğimiz sebzeler hakkında en büyük tartışma konusu ne kadar doğal oldukları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    lif

    Yumuşacık, rengârenk, model model tığ işi sabun bezleri banyoların olmazsa olmazıydı. Bugün çoğumuz dışarıdan aldığımız farklı çeşitlerdeki banyo liflerini kullanıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Eskiden soğuk aldığımızı hissettiğimizde ilk işimiz eczaneye gidip grip ilacı istemek olmazdı. Önce bir ballı zencefil yapılır, nane-limon kaynatılır, hastalığın gidişatına göre bilumum doğal takviyelere iltifat edilirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Neredeyse akla gelebilecek her şeyin oyuncağının yapıldığı günümüzde bir çocuk kalkar da telden yapılmış bir arabaya, tahtadan yapılmış bir ata, bezden yapılmış bir bebeğe ilgi gösterir mi bilmiyoruz ama bugün amca-teyze dediğimiz insanların çoğu bu oyuncaklarla büyüdüler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    mantı

    Bugün sadece mantı yapan restoranlar var. Evde pişirmek istiyorsanız da hemen her markette bulmanız mümkün. Oysa eskiden mantıyı, erişteyi annelerimiz evde yapardı. Eşit büyüklükte erişteler kesebilmek, minik minik mantıları tek tek kapatmak sabır ve marifet istiyordu tabii…

  • TOLSTOY’DAN ÜNLÜ YAŞAM TAVSİYELERİ

    “Olağanüstü bir insan olduğum fikrine er ya da geç alışmam gerekiyor. Ahlaken benim kadar iyi, idealleri için her şeyi feda etmeye benim kadar hazır olan başka kimseyle tanışmadım.” Evet ünlü Rus yazar Lev Nikolayeviç Tolstoy’un kendisi hakkındaki görüşleri pek mütevazı olmasa da haksız sayılmayacak denli başarılara imza atmış bir yazar… Kendisi hakkında dürüst bir şekilde “Savaşlarda adam öldürdüm ve daha başkalarını da öldürmek için düellolarla meydan okudum”, “Kumarda kaybettim, köylülerin emeğini tükettim, onları cezalandırdım, başıboş yaşadım ve insanları aldattım… on yıl böyle yaşadım” diyen yazar, bu yaşam tarzından uzaklaşarak ahlaki değerleri ön planda tutan bir yaşam felsefesi geliştirdi. Tolstoy’un macera romanlarını aratmayacak türde yaşam hikâyesini linke tıklayarak okuyabilirsiniz. Bu yazımızda Tolstoy’un zorlu bir yaşamdan başarılı bir yazara dönüşen hayat hikâyesinde kendisine ilke edindiği hayat felsefesi ile mutlu ve başarılı olmak için belirlediği kuralları listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • Türk Mimarisi’nin En Narin Yapıları: Kuş Sarayları

    Türk Mimarisi’nin En Narin Yapıları: Kuş Sarayları

    Kuşlar için yapılmış küçük evler, Türk mimarisinin en nadide özelliklerinden biridir. İstanbul başta olmak üzere tüm ülkede bu sevimli ve narin yapılara rastlamak mümkündür. Kuş saraylarının, artan taş blokları ziyan etmek istemeyen Osmanlı ustaları tarafından yapılmaya başlandığı ile ilgili rivayetler bulunur. Aynı bir ev gibi içinde odaları, koridoru, balkonları bulunan bu yapılara ayrıntılı planları nedeniyle kuş sarayı denir. Birbirinden güzel 7 kuş sarayını aradık bulduk, sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    kuş evleri
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    kuş sarayları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    kuş sarayı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    kuş evi
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    kuş evi
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    kuş sarayı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    kuş sarayı
  • BARIŞ MANÇO’NUN ANILARINI YAŞATAN EV

    Sizi bu kez, şarkıları ve televizyon programlarıyla gönüllere taht kurmuş büyük sanatçımız Barış Manço’nun bir zamanlar yaşam alanı olan ve artık bir nevi müze halini almış evine götürüyoruz. Gelin, sanatçının arabası ve şarkı sözlerinden esinlenerek yapılmış domates, biber, patlıcan heykellerinin yer aldığı bahçeden köşke doğru ilerleyelim…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Barış Manço’nun sesinden ezberlediğimiz adres” title_font_size=”13″]

    “Sizler bana yazmaya ama her konuda yazmaya devam ediyorsunuz. Adresimi biliyorsunuz. Barış Manço Moda 81300 İstanbul.” Sanatçının, her hafta 7’den 77’ye programında mütemadiyen yaptığı bu anons, o dönemi yaşayanlar için bir adresten çok daha fazlasıydı. Öyle ki yıllar boyu eğlendiren, öğreten, arkadaşlık eden bir dostun yürekleri ısıtan seslenişiydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”O tarihi köşk şimdi bir müze ev” title_font_size=”13″]

    1895-1900 yılları arasında viktoryen tarzda inşa edilen köşk, 1999 yılında vefat edene kadar Barış Manço’nun ikamet ettiği ev oldu. Halkbank’ın desteği ile 2010 yılında müze ev hâlini alan mekân, kısa bir süre için bakım onarım çalışması içindeydi. Kadıköy Belediyesinin Halkbank iş birliğiyle, danışmanlığını Sunay Akın’ın yaptığı ve Manço ailesinin desteğiyle Kadıköy’e armağan ettiği Barış Manço Müzesi yeniden ziyarete açıldı. Halkbank tarafından eylül ayında başlayan ve orijinal hâline sadık kalınarak 3 ayda tamamlanan ev, Barış Manço denilince akla gelebilecek birçok şeyi içinde barındırıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tarzıyla özdeşleşen nostaljik objeler” title_font_size=”13″]

    Evin giriş katında, ziyaretçileri Barış Manço’nun balmumu heykeli karşılıyor.  Bestelerini yaptığı ve özenle kullandığı piyanosu da aynı katta… Sanatçının ilgi ve hayranlık uyandıran tarzını yansıtmak üzere tercih ettiği yüzükleri ve kıyafetleri de burada görülebilir… Japon kültürüyle Türk kültürü arasında adeta bir köprü görevi üstlenen Manço’nun kimonoları da kendisiyle özdeşleşen ve sergilenmekte olan eşyalar arasında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sanatçının müzikal dünyasından ince bir detay” title_font_size=”13″]

    Evin üst katına çıkan merdivenler, yukarıdan bakıldığında bir piyanonun tuşlarını andırıyor. Ziyaretçilere, adımlarıyla tek tek tuşlara basarak ve adeta piyano çalarak üst katlara çıktığı hissiyatı veren bu merdivenler mekâna bambaşka bir ruh katıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Adam olan ve olacak çocuklar için bir hatıra” title_font_size=”13″]

    Müze evin ikinci katında yatak odası, misafir odası ve banyo yer alıyor. Üst katta ise bir neslin mutlu bir çocukluk geçirmesine destek veren o unutulmaz programı, yani “Adam Olacak Çocuk” programını tekrar yaşatmak için tasarlanmış özel bir oda bulunuyor. Tüm ziyaretçiler buradan gülümseten bir hatıra ile ayrılıyor…

  • 2022 YILINDA “KÜLTÜR VE YAŞAM”IN DİKKAT ÇEKEN İÇERİKLERİ

    Bir senenin daha sonuna geldik. Birlikte öğrendiğimiz, neşelendiğimiz, geliştiğimiz, bazen de yeni bilgiler ışığında şaşkınlığımızı gizleyemediğimiz bir seneyi daha geride bıraktık. Birbirinden farklı içerikleri siz okuyucularımız için üretirken umuyoruz ki siz de bizim kadar yazdıklarımızdan keyif aldınız. Yeni senede, yeni içerikleri hazırlayacak olmanın heyecanı bizi şimdiden sardı. Gelin, geçmiş senenin en dikkat çeken içeriklerini birlikte hatırlayalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    “Kadın eli”, “kadın emeği” diye kalıplar vardır; yapılan işin güzelliğini, titizliğini dile getirir. Kimi kadınlar vardır ki yaptıkları ve ürettikleriyle medeniyetimizin ilerlemesinde mihenk taşı olmuştur. Bugün kullandığımız bilgisayardan hayatımızı kolaylaştıran bulaşık makinesine, güneş enerjisinin icadından savaşların kazanılmasını sağlayan keşiflere kadar kadın eli değmiş tüm icatları buradan okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kültür ve Yaşam’ı takip eden okuyucularımız için hazırladığımız geziden spora, sanattan bilime birçok içeriğimiz arasında yer alan sağlık ve sağlıklı beslenme bilgileri önem verdiğimiz konuların başında geliyor. Sağlıklı olmanın içeriden başladığı gerçeğiyle yola çıktığımız serüvenimizde kışın en besleyici ve sağlıklı meyvelerinden olan greyfurtu ve greyfurtla hazırlayabileceğiniz tarifleri tekrar okumak için tıklayınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dünyamız 4.5 milyar yaşında. Yaşamın başladığı günden itibaren gezegenimizi milyonlarca tür ile paylaştık. Kimi canlılar var ki bugün soyları çeşitli nedenlerle tükenmiş olsa bile geriye kalan fosil kalıntıları ile geçmişten bizlere selam vermeyi âdeta görev edinmişler. İşte o canlılar

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Dilimizde var olduğunu sandığımız, genellikle arkadaş ortamlarında şaka olsun diye kullandığımız bazı kelimelerin aslında hiç var olmadığını öğrendiğimiz bir içerikle karşınızdayız. Türk dilini kurumsallaştırma ve yaygınlaştırma amacıyla kurulan Türk Dil Kurumunun hayatımıza giren yabancı kelimeleri Türkçeleştirdiği sanılan ancak aslında birileri tarafından belki de şaka olsun diye üretilen kelimelerin listesi burada.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Binlerce yıllık geçmişi, özgün enstrümanları, günümüze kadar ulaşan ve sayısı on binleri aşan repertuvarı ile Türk musikisi duygu dünyamızı zenginleştiren temel değerlerimizden… Musikimizde üretilmiş makamlar ise ruhlarımıza kâh sevinç kâh hüzün veren yüzlerce biçime sahip. Gönlünüzü okşayıp duygularınızı coşturmasını dileyerek hazırladığımız Türk musikisinin sekiz makamı burada.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İçinde hızla yol aldığımız bu büyük boşluk; kimini çözdüğümüz kimini hâlâ çözmeye çalıştığımız, kiminin farkında bile olmadığımız sırlarla dolu. Uzayın derinliklerinden gelen bu milyonlarca karizmatik bilgiden sizler için seçtiğimiz 8 tanesini buradan hatırlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Hayatımıza giren son teknolojileri okuyucularımızla paylaşırken; hem kendi ufkumuzun sınırlarını genişletmenin keyfi hem de siz değerli okuyucularımızın zihninde belirecek yeni bir bilginin önemini dolu dolu hissettiğimiz içeriklerden biri de metaverse oldu. Hayatımıza girdiği andan itibaren kafamızı oldukça karıştıran metaverse, her geçen gün daha sık karşımıza çıkar hâle gelirken metaverse hakkında temel bilgileri tekrar hatırlamak için tıklayınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    İnsanlık tarihi birçok mucide ve icada tanıklık etti. Kimi icatlar hayatımızı değiştirirken kimi icatlar ülkeleri, toplumları ve birlikte ürettiğimiz medeniyeti köklü bir şekilde değiştirdi. Kimi icatların mucitleri tüm hayatını bu keşfe adarken kimi icatlar ise kolektif bir bilincin ürünü olarak yıllar içerisinde şekillendi ve ortak bir çaba neticesinde icat edildi. Birçok mucidin hayalini kurduğu dikiş makinesinin icadını okumak için tıklayınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Sağlıklı beslenme popüler kültürün bir parçası…Yediğimiz ve içtiğimiz her besinin içerisindeki mineral ve vitaminleri, gelişen bilimsel veriler ışığında daha da net bir şekilde biliyor hâle geldik. İçtiğimiz sulardan duymaya alışık olduğumuz pH ise, tüm besinlerde olan ve bedenimizin işleyişine önemli etkilere sahip değerlerden bir tanesi. Sıkça tükettiğimiz besinlerin pH değerlerini paylaştığımız yazımızı tekrar okumak isteyenler için link burada.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]

    Kavuşmalar hep güzeldir… Bazen çıkılan yolların amacı belki sadece geri dönebilmek, belki de başlanılan noktaya kavuşulduğunda katedilen tüm o yol boyunca geçen zamanın değişim izlerini net bir şekilde görebilmektir. İnsanoğlu hangi motivasyonla yola çıkar bilinmez ancak nehirlerin yolu yaşamdır, yaşamın yolu ise bu sulardaki hayattır. Birçok ülkeyi gezdikten sonra denizlerine kavuşan işte o nehirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”11#” title_font_size=”13″]

    Spor artık hayatımızın her alanında. Sağlıklı bir bedenin ve zihnin altın anahtarlarından biri olan spor kimi insanlar için gündelik hayatın bir rutini hâline gelirken kimi insanlar rutin hayatlarının dışına çıkabilmek ve eş dost ile paylaşılacak güzel anılar biriktirmek için spor yapıyor. Hangi amaçla olursa olsun keyif ve adrenalin veren kış sporlarını hazır mevsimi gelmişken tekrar hatırlatmak istedik. İşte kış sporları listesi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”12#” title_font_size=”13″]

    Bu sene Birleşik Krallık’ın lideri Kraliçe II. Elizabeth’in ölüm haberi, gündemi en çok meşgul eden konulardan biri oldu. Birleşik Krallık’ın en uzun süre tahtta kalan hükümdarı, popüler kültürün en ikonik karakterlerinden biri hâline dönüşürken, birçok kez sinema filmi çekildi, dizileri yapıldı ve defalarca belgeselleri kayıt altına alındı. Kraliyet ailesinin liderine veda ettiğimiz 2022’de kraliçeyi canlandıran oyuncuları ve performanslarını okumak isteyenler için link burada.