Blog

  • Karda Kışta Yapabileceğiniz Spor Türleri

    Karda Kışta Yapabileceğiniz Spor Türleri

    Kar tatilini ve aktivitelerini sevenler için ülkemizin dört bir tarafında gidebilecekleri mükemmel adresler bulunuyor: Bursa-Uludağ, Erzurum-Palandöken, Bolu-Kartalkaya, Kocaeli-Kartepe, Kayseri-Erciyes gibi. Peki buralarda yapılabilecek kış sporları hangileri? Kimi birkaç dersle hepimizin yapacağı türden kimi de belli bir profesyonellik gerektiren kış sporlarını bu sorunun cevabı olarak listeledik. Biliyorsunuz buz hokeyi ya da körling gibi buz üstünde yapılan sporlar da kış sporları arasında geçer ama sayfamızda çoğunlukla kar ve açık havaya ihtiyaç duyan türleri göreceksiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kayak / Ski” title_font_size=”13″]

    Kış sporlarının en güzel taraflarından biri de eldiveninden montuna, gözlüğünden kaskına giymeniz gereken özel kıyafetleri olsa gerek. Ve kış sporu denince akla ilk gelen kayakta da bu kıyafetlerle birlikte ihtiyacınız olan şey çoğunlukla tahtadan yapılan bir çift “kayak” ve hızlanırken ya da dönüşlerinizde güç almanıza yarayacak bir çift kayak batonu olacaktır. Beş yaşından itibaren isteyen herkesin yapabileceği bu sporun elbette başlangıç ile profesyonel seviye arasında birçok çeşidi bulunmakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Atışlı Kayak Koşusu / Biathlon” title_font_size=”13″]

    Kayaklarıyla koşu parkurunu tamamlayan sporcuların atış poligonunda hedefe doğru tüfekle atış yaptıkları olimpik kış sporu biathlon ya da biatlona “atışlı kayak koşusu” da diyebiliriz. Bireysel veya takım olarak yapılabilen sporun çeşitlerine göre de parkur uzunluğu ve atış sayısı değişmekte. Çoğumuzun belki ilk kez duyduğu bu spor türünün geçmişi ise 1767 yılına ve Norveç ile İsveç kökenli iki şirketin yarışına kadar uzanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kar Kaykayı / Snowboard” title_font_size=”13″]

    Biz adına “kar kaykayı” dedik ama snowboard’un bildiğimiz kaykaydan iki farkı bulunuyor; birincisi tekerleklerinin olmayışı, ikincisi ayakların kayak tahtasına sabitlenmesi. Seçeceğiniz snowboard’un geniş mi dar mı, malzemesinin sert mi yumuşak mı olacağı gibi detaylar ise yapmak istediğiniz snowboard stiline göre değişiyor. Belli oranda kendi kendinize de öğrenebileceğiniz snowboard’u bir spor haline getirebilmek için teknik bilgi ve pratik konusunda yardım almanız gerekebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kar Motoru / Snowmobile” title_font_size=”13″]

    Öndeki takımları kayağa benzeyen ve palet üstünde ilerleyen snowmobile yani kar motoru ile ister ağır ağır yol alarak bembeyaz doğanın tadını çıkarabilir isterseniz adrenalin yükselten atlayışlar yapabilirsiniz. Spor tutkunlarını bir araya getiren kar motoru yarışları ise uzun parkurlarda eğlenceli ve heyecanlı dakikalar geçirmenizi sağlayacak en havalı kış sporlarından biri.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uçurtma Kayağı / Snowkite ” title_font_size=”13″]

    İsviçre’den Polonya’ya, Finlandiya’dan Almanya’ya tutkunları olan ve nispeten riskli kış sporlarından sayılan snowkite için macera severlerin gözdesi bir kış sporu diyebiliriz. Ellerin ve kolların uçurtmayı kontrol ederken iki ayağın snowboard’a ya da tek tek birer kayağa bağlı olduğu bu spor, eğimi yüksek yerlerde yapılabileceği gibi eğimi değilse de rüzgârı bol olan yerlerde de yapılabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kar Raftingi / Snow Rafting” title_font_size=”13″]

    Süratle akan nehirlerde yapılan raftingi çoğumuz biliriz, işte bu da karda yapılan rafting. Karda botla kaymak anlamına gelmeyen, dört veya sekiz kişilik botlarda küreklerle yapılan bir kış sporu. Yüksekten aşağıya doğru botla kayarken savrulmadan dengeyi korumak için bu kürekleri kullanmanız gerekiyor. Ve artık ülkemizdeki birçok kayak merkezinde özel olarak hazırlanan kar raftingi pistleri görmek mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yüzüstü Kızak / Skeleton” title_font_size=”13″]

    Bireysel olarak yapılan kış sporlarından skeleton, olimpiyatlarda kadın ve erkek kategorileri olan bir dal ve sporcular kar ya da buzda bir kızak üstünde yüzüstü biçimde aşağı doğru hızla kayıyorlar. Eğlencesine de yapılabilecek bu spor bir yarışma haline geldiğindeyse bazı kurallar içeriyor. Örneğin; atletlerin daha hızlı kayması için kızakların demirlerini ısıtmaları yasaklanıyor. Bu arada küçük bir bilgi olarak ilk skeleton yarışmasının 1905 yılında Avusturya’da düzenlendiğini de belirtmeden geçmeyelim.

  • ALMAN LAHANA TURŞUSU: SAUERKRAUT

    Türk mutfağının olmazsa olmazı turşunun çok farklı tarifleri ve doğal ürünlerle yapılmışsa saymakla bitmeyen faydaları bulunuyor. Yazımızda bildiğimiz lahana turşusunun Alman versiyonu olan sauerkraut tarifini okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sauerkraut, kolay hazırlanan ve fermantasyon sürecinde ortaya çıkan iyi bakteriler sayesinde probiyotik zengini bir besin. Probiyotikler sindirim sistemini düzenlemesi, bağışıklık sistemini güçlendirmesiyle sağlığa olumlu etkileri olan mikroorganizmalar. Kış aylarının vazgeçilmez lezzeti sauerkraut’un sırrı da sirkesiz hazırlanması.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sauerkraut için ihtiyacımız olan ana malzemeler: Orta boyutta taze mor veya beyaz lahana ve bir yemek kaşığı rafine olmayan tuz. Ancak çeşnili lezzetler elde etmek için dilerseniz içerisine sarımsak, zencefil, kimyon, acı biber ya da kişniş gibi ağız tadınıza uygun ürünler ekleyebilirsiniz. Tuz tercihinizi de kaya tuzu, deniz tuzu ya da Himalaya tuzundan yana kullanabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İlk olarak seçtiğiniz lahanayı iyice yıkayın. Lahananın dış kabuğunu ayırın ve kuruması için ayrı bir yerde bekletin. Ardından lahananın içini alın ve çok ince olacak şekilde doğrayın. Derin bir kapta tuz ekleyerek lahananın suyu çıkana kadar kuvvetli bir şekilde ovalayın. Eğer suyunu salmıyorsa biraz daha beklettikten sonra tekrar bu işlemi uygulayın. Lahana tüm suyunu saldığında bir kavanoza elinizle iyice baskı uygulayarak yerleştirin. Kavanozun üst kısmında en az bir parmak boyunda boşluk bırakın. Bu aşamada tuz oranını anlamak için lahananın tadına bakın. Çünkü fermantasyon aşamasında yararlı bakteriler lahanadaki şekerle birlikte tuzu tüketeceği için alışageldiğimiz tuz oranından biraz daha fazla tuzlu olması gerekmektedir. Merak etmeyin, turşunuz yemeye hazır hâle geldiğinde bu kadar tuzlu olmayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Son aşamada turşunun kapağı için ayırdığınız lahananın dış yaprağını birkaç parçaya bölün ve üzerini kaplayacak şekilde yerleştirin. Eğer turşunun suyu malzemeyi geçmiyorsa kavanoza aldığı kadar içme suyu ekleyebilirsiniz. Buradaki önemli nokta, lahananın tuzlu suyun altında kalmasını sağlamak. Ardından kavanozun kapağını kapatarak turşunuzu güneş almayan bir alanda bekletin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Fermantasyon sürecinin başlayıp başlamadığını turşudan ufak gaz çıkışları gerçekleştiğinde anlayabilirsiniz. Gaz çıkışları olmaya başlayacak ve suyu yükselecektir. Turşu suyunun yükselmesi sonucunda taşma ihtimali olabilir, altına bir tabak yerleştirerek bu riski ortadan kaldırabilirsiniz. Beşinci günden sonra turşunun mevcut suyu artık yükselmeyecek hatta azalmaya başlayacaktır. Bu noktada tadını kontrol edebilirsiniz. Rengi veya kokusu rahatsız edici geldiyse kötü bakteriler üremiş olabilir, bu durumda tüketmeyin ancak tüm süreçleri tarifteki gibi yaptıysanız ve kokusu da davetkârsa sauerkraut tüketilmeye hazır demektir. Afiyet olsun.

  • GEZEGENİMİZDEKİ AKTİF YANARDAĞLAR HANGİLERİ?

    Yanardağ ya da bir diğer adıyla volkanik dağlar gezegenimizin yer şekillerinin oluşmasında önemli görevler üstleniyor. Yeryüzünden çekirdeğe doğru gidildikçe artan sıcaklık ve basıncın volkanik dağlarda bulunan kraterlerden püskürmesiyle oluşan yanardağların en dikkat çekici olanlarını yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tanzanya ile Kenya sınırındaki Afrika’nın en yüksek dağı olan Kilimanjaro, 5895 metre yüksekliği ile sadece gezegenimizin değil Afrika’nın en büyük yanardağları arasında yer alıyor. Afrika’nın çatısı olarak anılan Kilimanjaro, üç tepeden oluşuyor. İkisi artık aktif olmasa da Kibo olarak adlandırılan bir tepesi arada bir gaz ve buhar püskürtüyor. Uzmanlar yanardağın son patlamasının yaklaşık 100.000 yıl önce gerçekleşmiş olabileceğini belirtirken son büyük volkanik aktivite yaklaşık 200 yıl önce kayıtlara geçmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Filipinler’deki Luzon Adası’nda yer alan Mayon Yanardağı, son 400 yılda 50’den fazla lav püskürerek listemizdeki en tehlikeli yanardağlar arasında. Son patlama 2018’de gerçekleşirken, patlamadan önce binlerce kişi bölgeden tahliye edilmiş. 1814’te civar bölgelerde yaşayan 1200 kişinin ölümüne neden olan bu tehlikeli volkanik dağ, sırasıyla 1987 ve 1993’te benzer trajedilere sebep olmuş. 2500 metre yüksekliğindeki Mayon’un etekleri verimli topraklara sahip olması nedeniyle günümüzde yerleşim ve tarım alanı olarak kullanılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Listemizin belki de en ünlü volkanik dağı olan Etna Yanardağı, İtalya’daki Sicilya Adası’nda yer alıyor. Yakın tarihte yaşadığı volkanik hareketlenme nedeniyle de bilinir hale gelen Avrupa’nın en büyük yanardağı Etna, 3357 metre yüksekliğe sahip. 1662’deki patlamada 1500’den fazla kişinin ölümüne neden olan yanardağın son büyük patlaması 1992’de yaşanmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Adını Japonya’nın ünlü sakura çiçeğinden alan yanardağ, 1914’te tarihinin en büyük patlamasını yaşamış. Bu patlamanın şiddeti o derece büyük olmuş ki bulunduğu Sakura Adası’nı Osumi Yarımadası’na bağlamış. Hâlâ aktif olan yanardağda son patlama 2022’de gerçekleşmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    2010’da 200 yıllık sessizliğine son veren Eyjafjallajökull, gerçekleşen patlama sonrası yaydığı kül tabakası ile Kuzey Avrupa’daki hava trafiğini sekteye uğratır. Bu patlama sonucunda Avrupa’da tam 17 bin uçak seferi iptal edilir. 1651 metre yüksekliğe sahip Eyjafjallajökull Yanardağı’nın tepesinden 120 metre derinliğe inilerek gerçekleştirilen özel tur ile volkan kraterini yakından görmek mümkün. Günümüzde İzlandalılar “lav bolluğundan” enerji alanında yararlanmak için çalışmalara başladı. Proje başarıya ulaşırsa volkanın lavları sıcak su boruları aracılığıyla Avrupa’daki birçok şehri ısıtabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Hawaii’de bulunan beş volkandan en aktif yanardağ olan Kilauea, 1247 metre yüksekliğe sahip. 2018’de iki haftayı geçen süreyle volkanik hareketlerin yaşandığı Kilauea, turistlerin ve yerli halkın tahliyesiyle sadece binaların hasar gördüğü bir patlama yaşar. 300.000 ile 600.000 yaş aralığında olduğu tahmin edilen bu volkanik dağın kayıtlara geçen ilk püskürmesi ise 1823’te gerçekleşmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Endonezya’da bulunan Java Adası’nın en yüksek dağı konumundaki Semeru Yanardağı, 3676 metre yüksekliğe sahip. 1800’den bu yana patlamaların gerçekleştiği yanardağda 50’den fazla patlama yaşanırken, bunların 10’unda tehlikeli kabul edilen püskürmeler olur. En son 2022’de gerçekleşen volkanik aktivite nedeniyle 2 binden fazla kişi bölgeden tahliye edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Meksika’daki Popocatépetl Yanardağı, 5462 metre yüksekliğe sahip. 50 yıllık uykusundan sonra 1994’te patlayan volkanik dağ, 2000’den beri daha da hareketli. 2022’te 113 patlama kayıtlara geçerken 2023’te sadece 24 saat içinde üç patlama ve 27 kez gaz ve kül çıkışı yaşanır. 16 km uzaklıkta İztaccíhuatl isimli bir kardeş yanardağı da olan bu volkanik dağın ikizinin yüksekliği ise 5286 metre.

  • 7 Maddede Pestil ve Pestil Çeşitleri

    7 Maddede Pestil ve Pestil Çeşitleri

    Eskiden Anadolu insanları özellikle soğuk kış günlerinde tatlı ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla üretirmiş pestili… Günümüzdeyse insan sağlığına katkıları ve lezzeti sayesinde yaz-kış demeden adından söz ettiriyor. Adı İtalyancadaki “pastillo”dan dilimize geçmiş; “pastillo” da meyve şekerlemesi demek… Bu özgün lezzete dair diğer bilgiler için sizi listemize davet ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Pestil, meyvelerden yapılan pekmezin ince bir bez üzerine serilmesi ve önlü-arkalı güneşte kurutulmasıyla elde ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Pestil bütün meyvelerden yapılabilir, tek şart posası çıkan bir meyve olması! Erik, kızılcık, nar gibi meyvelerden yapılırsa ekşi; kayısı, şeftali, incir gibi meyvelerden yapılırsa tatlı pestil elde edilir. En bilinen ve en çok tüketilen pestil ise dut ve üzüm pestilleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kurutulmadan önce içine ceviz, fındık, badem ezmesi hatta kaymak da ilave edilerek çeşitlendirilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İçeriği aynı olan pestillerin sunumları farklı olabilir. Yaprak pestil en geleneksel olanı iken, muska pestil genellikle içine fıstık, fındık gibi çerezler konularak sarılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sarma pestil de denilen rulo pestil, tercih edilen yemişin bal ile harmanlanması, bu karışımın pestil katmanları arasına serilip katlanmasıyla hazırlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Hücre yenilenmesini kolaylaştıran, bağışıklık sistemini güçlendiren, vitamin ve mineral değeri yüksek olan bu besin tam bir enerji deposu… Bu haliyle özellikle sporculara önerilen pestil aynı zamanda doğal bir ilaç…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizin pek çok yöresinde geleneksel yöntemlerle pestil üretilmektedir ama adının birlikte anıldığı ilimiz Gümüşhane’dir.

  • PSİKOLOJİNİN ÖNCÜSÜNDEN YAŞAMA DAİR SÖZLER

    Analitik psikoloji kuramının öncüsü olan Carl Gustav Jung, psikoloji alanında önemli düşünürlerden biri. Çocukluğunu yalnız ve kişiliğini içe dönük olarak tanımlayan Jung, 1875’te İsviçre’de dünyaya gelir. Arkeolog olmak isterken maddi yetersizlikten dolayı tıp fakültesine gider. Alman Richard Von Krafft-Ebing’ın ‘Psikiyatri’ adlı kitabını okuması ile psikiyatri alanına yönelen Carl Gustav’ın Sigmund Freud ile tanışması hayatında bir dönüm noktası oluşturur. Akademik kariyeri boyunca çeşitli alanlarda derinlemesine çalışmalar yapan düşünür; psikoloji alanına kazandırmış olduğu kavramları, kuramları ve eserleriyle aynı zamanda teoloji, etnografi, edebiyat ve güzel sanatları da etkiler. 36 yaşında Uluslararası Psikanaliz Birliğinin ilk başkanı olan ve birçok kitabı yayımlanan Carl Gustav Jung’un kendimizi daha iyi tanımamıza yardımcı olabilecek sözlerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • İç Anadolu Bölgesi’nde Gezi Listenize Almanız Gereken 8 Müze

    İç Anadolu Bölgesi’nde Gezi Listenize Almanız Gereken 8 Müze

    Türkiye genelindeki müzelerde 2017 yılı itibariyle 3 milyon 331 bin 359 eser sergileniyor. Bizimle aynı coğrafyada yaşamış yüzlerce farklı kültürün birbirinden farklı alanlardaki izlerini günümüze taşıyan eserler bunlar… Hepsini ülkemizin dört bir yanına dağılmış müzelere giderek görmek mümkün. Biz şimdi İç Anadolu’ya götüreceğiz sizi… Bu bölgeye yolunuz düşerse aklınızda olması gerektiğini düşündüğümüz 8 müze ile, buyurun…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yüzlerce yıl Mevlana Dergâhı olarak kullanılan mekân, 1926 yılından bu yana müze olarak işlev görüyor. Mevlana ve aile efradı ile diğer ünlü âlimlerin türbelerinin bulunduğu külliyede Mevleviliğe ait pek çok ayrıntıyı görebilirsiniz. Anadolu Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalma el yazması kitaplar, levhalar, kandiller, musiki âletleri, derviş kıyafetleri… Mevlana Müzesi, Konya’ya gittiğinizde uğrayacağınız ilk yer olmalı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1968 yılında restorasyonu tamamlanarak açılan müze, 1997’de Lozan’da 68 müze arasından birinci seçilerek Avrupa’da “Yılın Müzesi” oldu. Kuruluşuna Atatürk’ün öncülük ettiği müzedeki koleksiyonlar şöyle sınıflandırılıyor: Paleolitik Çağ, Neolitik Çağ, Kalkolitik Çağ, Eski Tunç Çağı, Asur Ticaret Kolonileri Çağı, Eski Hitit ve Hitit İmparatorluk Çağı, Frig Krallığı, Geç Hitit Krallığı, Urartu Krallığı, Lidya Dönemi, M.Ö. 1200’lerden Günümüze Anadolu Uygarlıkları, Çağlar Boyu Ankara… Birkaç saat de olsa çağlar ötesine gidip dönmek isteyenlerin mutlaka uğraması gereken yerdir Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’de özel sektörün desteği ile hayata geçirilen ilk müze, Eskişehir’deki Eti Arkeoloji Müzesidir. Müzede İlk Çağ eserleri de olmak üzere Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı dönemlerine ait 22.500 eser bulunuyor, fakat içlerinden 2000 eser sergilenmekte… Ayrıca interaktif uygulamalar, sergi, konferans gibi etkinlikler açısından ülkemizin modern müzeleri arasında yer almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sanat müzesi ve kültür müzesi olan mekânda; Osman Hamdi Bey, Fikret Mualla, İbrahim Çallı, Abidin Dino, Şeker Ahmet Paşa ve daha birçok büyük sanatçının orijinal eserlerini görebilirsiniz. Sanatseverlerin görmesi gereken müzelerden olan yapı, mimari açıdan da büyük beğeni topluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    nevşehir, ürgüp

    Her şeyden önce doğal yapısıyla ilgi çeken Kapadokya’daki Göreme Açıkhava Müzesi, 1985 yılından bu yana doğal ve kültürel varlık olarak UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Kayaların oyulmasıyla oluşturulmuş mekânda 6. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar manastır hayatı yaşanmış. Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Basileus Kilisesi, Elmalı Kilise, Aziz Barbara Kilisesi, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilisesi, İncil ve Hz. İsa’nın hayatından sahneleri yansıtan geometrik süslemeler, freskler burada göreceğiniz yerlerden bazıları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İç Anadolu Bölgesi’nin Hititler’e uzanan ilk çağlarına doğru yolculuğa çıkmak istiyorsanız Kayseri’deki Arkeoloji Müzesine gitmeniz gerekir. 1930’da kurulan müzede Roma ve Bizans İmparatorluğu dönemine ait eserleri de görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizdeki en ilginç ve etkileyici müzelerden biri, tropikal bahçesinde canlı kelebeklerin uçuştuğu, kelebeklerin ve böceklerin yaşamına ait pek çok ayrıntının sergilendiği Konya’daki Tropikal Kelebek Bahçesi ve Böcek Müzesidir. Bu mekâna yolunuz düşmese bile gidip görmeniz gereken yerlerden…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    Haji Bektash Veli

    Hümanist düşünür Hacı Bektaş-ı Veli’nin 13. yüzyılda Nevşehir sınırlarında kurduğu dergâh bugün müze… Hacı Bektaş-ı Veli Türbesi’nin de bulunduğu müzede, Taç Kapı, Üçler Çeşmesi, Aş Evi, Bektaşi dergâhına ait günlük kullanım eşyaları, el yazmaları, hat örnekleri ve daha fazlası için bu mistik mekânı mutlaka görmeniz gereken yerler arasına almalısınız.

  • ROBOTLARIN YAPAMAYACAĞI MESLEKLER

    Gelecek geldi! Bir zamanlar bilim kurgu filmlerinde izlediğimiz birçok teknoloji hayatımızın bir parçası haline gelmiş durumda. Gelişen bu teknolojiler hayatımızı kolaylaştırdığı gibi birçok mesleği de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor. Örneğin, Japonya’da artık birçok otelde resepsiyon departmanı robotlara bırakılmış durumda. Ancak bazı meslekler var ki teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin insana özgü olan duygu ve düşünceler olmadan bu işleri yapmak imkânsız. Gelecekte hangi mesleklerin varlığını sürdürmeye devam edeceğini yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Psikologluk, psikoterapi, özellikle de psikanaliz, yapay zekânın ele geçiremeyeceği mesleklerin başında geliyor. Meslek kriterlerinin başında güçlü iletişim, empati, güven kazanabilme becerisi ve iyi bir gözlem yeteneği gelirken; bu özellikler yapay zekâda değil, duygusal zekâda bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bir iş için en uygun adayı bulmak, işe alım ve işten çıkarma süreçlerinde de inisiyatif kullanmak gibi görevleri olan insan kaynakları uzmanlığında en önemli unsur duygusal zekâ. Yapay zekânın yardımıyla insan kaynakları süreci kolay ve hızlı hâle gelse de yüz yüze yürütülen bu departmanda en önemli süreç, birbirini anlayabilen ve empati kurabilen insanların sorun çözme kabiliyeti…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Her ne kadar günümüzde resim yapan veya kitap yazan bilgisayar programları geliştirilmiş olsa da insana ait duyguların samimi bir şekilde okuyucuya geçmesi usta kalemlerin hayal gücü ve kelimeleri kullanma yeteneği ile oluyor. İnternetteki bilgilerden beslenen yapay zekânın ortaya özgün bir eser çıkarması şimdilik imkânsız gözüküyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Siber güvenlik uzmanlığı her ne kadar yapay zekânın yapabileceği işlerden olsa da bilişimciler yapay zekâ karşısında kontrolü elinde tutmak istiyor. Ayrıca uzmanlara göre önümüzdeki on yıl içerisinde öne çıkacak mesleklerin başında siber güvenlik uzmanlığı geliyor. Çalıştığı şirket ya da kurumun bilgi teknolojilerine karşı düzenlenebilecek herhangi olası bir saldırı veya müdahalenin engellenmesini sağlayan siber güvenlik uzmanlarının görevi hacklenmeye oldukça müsait yapay zekâya bırakılamayacak kadar önemli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Uzun süreli antrenmanlardan sonra profesyonelliğe adım atan sporcuların yapay zekâdan korkmalarına gerek yok. Kas ve beyin gücüne dayalı olan spor dallarında mücadelelerini keyifli hâle getiren şeylerin başında birilerinin kazanırken birilerinin kaybetmesi geliyor. Eşit güce sahip robotların voleybol maçı yaptığını düşünsenize! Ayrıca spor karşılaşmalarını anlamlı kılan unsurların başında insani duygular geliyor. Özellikle millî maçlarda kazanma hırsı bu duygulardan çokça besleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yemek yapmak reçetede yazan tarifi uygulamak gibi gözükse de her yemek pişirme süreci aslında yeni bir deneyim. Belki robotlar sayesinde yemek pişirmek mümkün olabilir ancak tat alma duyusundan yoksun bir yapay zekânın usta şeflerin yaratıcılığına ve el becerisine sahip olması imkânsız.

  • Dev hizmet: 9 madde ile ütü gerektirmeyen giysiler ve püf noktaları

    Dev hizmet: 9 madde ile ütü gerektirmeyen giysiler ve püf noktaları

    Ütü yapmak en zor, en sevilmeyen ev işlerinden biridir. Özellikle yaz aylarında sıcaklar bastırdığında ütü yapmak bir eziyete dönüşebilir. Siz okuyucularımızı sıcaklarda ütü derdinden kurtarmak istedik ve dev hizmet serimizin bu bölümünde, ütü gerektirmeyen giysileri ve ütü yapmadan ütülü etkisi yaratacak püf noktaları listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kot” title_font_size=”13″]

    Pantolondan gömleğe, cekete, eteğe her türlü kıyafette kullanılan kot kumaşı ne yaparsanız yapın buruşmaz, sizi ütü derdiyle uğraştırmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Giysileri Askıda Kurutmak” title_font_size=”13″]
    ütü gerektirmeyen giysiler

    Ütülenmeye ihtiyacı olan kıyafetlerinizi zahmetsiz bir şekilde kırışıklardan kurtarmak için henüz ıslakken askıya asıp bu şekilde kurutabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şile Bezi” title_font_size=”13″]
    ütü gerektirmeyen giysiler

    Doğal buruşuk görüntüsü sayesinde buruşsa da belli etmeyen şile bezi, bir yandan da serin tutan bir kumaş olarak yaz aylarının favorisidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Düşük Devirde Sıkmak” title_font_size=”13″]

    Çamaşırlarınızın daha az buruşması için, çamaşır makinenizi düşük devirde sıkma moduna ayarlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Poplin” title_font_size=”13″]
    ütü gerektirmeyen giysiler

    Bir pamuklu kumaş cinsi olan poplin, genelde incecik yazlık gömlekler için tercih edilir. Yazın tadını incecik ve kolay buruşmayan poplinlerle çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kurutma Makinesi Kullanmak” title_font_size=”13″]

    Çamaşırlarınızın daha az kırışmasını sağlamak için uygulayabileceğiniz bir diğer yöntem de kurutma makinesi kullanmaktır. Kurutma makinesinde kuruttuğunuz çamaşırların daha az buruştuğunu göreceksiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şifon” title_font_size=”13″]
    ütü gerektirmeyen giysiler

    Şifon, en şık yazlık elbiselerde, hareketli renkli eteklerde kendini gösteren incecik, hafif uçuşan bir kumaştır. Adeta ütü yapmadan da şık olunabileceğinin kanıtıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Viskon” title_font_size=”13″]
    ütü gerektirmeyen giysiler

    Görüntüsü pamuklu kumaşlara benzese de viskon kayın ağacından yapılır ve ütü gerektirmemek gibi büyük bir avantajı vardır; üstelik bluzdan elbiseye her tür kıyafette tercih edilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Merserize” title_font_size=”13″]
    ütü gerektirmeyen giysiler

    Merserize, çoğu yazlık hırka ve kazağın ana malzemesidir. Kolay kolay buruşmayan merserize, esintili yaz akşamlarının kurtarıcısıdır.

  • YAŞAYAN EN BÜYÜK CANLI TÜRLERİ

    Gezegenimizi paylaştığımız canlılar arasında öyle türler var ki, ulaştıkları fiziksel boyutları ile en büyük, en ağır ya da en uzun canlı olarak anılıyor. Yaşayan en büyük canlı türlerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Listemizin ilk sırasında 1998’de tesadüf sonucu keşfedilen en büyük organizma yer alıyor. Araştırmacılar, ABD Oregon’daki Malheur Ulusal Ormanı’ndaki 112 ağacın ölümünü araştırırken “Armillaria Ostoyae” yani bal mantarı türünün inanılmaz boyutlara ulaştığını tespit etti. Yaklaşık 9.6 kilometrekare uzunluğundaki bir alana yayılan bu mantar, yer üstünde bir mantar kolonisi gibi gözükse de yer altında tek bir organizmadan oluşuyor. Yaşayan en büyük organizma olan bal mantarı, gezegenimizin devi olurken; büyüklüğünün yanı sıra yaşı ile de şaşırtıyor. Armillaria Ostoyae mantarının 2.400 yaşında olduğu tahmin ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Güneydoğu Asya’ya özgü, Rafflesia Arnoldii olarak da adlandırılan ceset çiçeğinin çapı 1,5 metre ve çiçeğinin ağırlığı 7 kiloya kadar ulaşıyor. Çürüyen ete benzeyen, güçlü bir nahoş koku yayan ceset çiçeği, bitki olmasına rağmen fotosentez yapmıyor. Köksüz ve yapraksız bu çiçek, soyunu devam ettirebilmek için yaydığı koku ile böcekleri polenlerine çekiyor. Endonezya’da ay orkidesi ve beyaz yasemin ile üç ulusal nadir çiçek olarak kabul edilen ceset çiçeği, bildiğimiz tüm çiçeklerden çok farklı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Timsahgiller familyasından olan su timsahları, ortalama 2 ton ağırlığa ve 6,5 metre uzunluğa erişebiliyor ve bu ölçüler onları yaşayan en büyük sürüngen yapıyor. Hem en büyük sürüngen hem de en büyük karasal ve nehir kenarında yaşayan avcı olan su timsahı, kuyruklarından aldıkları güç ile suda uzun sıçrayışlar yapabiliyor; güçlü çene yapısı sayesinde bufalo, maymun, ayı, hatta bazen dev köpek balığı bile avlayabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    General Sherman adıyla da bilinen dünyanın en büyük ağacı sekoya, Kaliforniya’daki Sequoia Ulusal Parkı’nda bulunuyor. Hem çok yaşlı hem de çok büyük olan ağacın yanında insanlar âdeta sincap gibi kalıyor. Boyu 85 metre, gövde çapı ise 25 metre olan “General Sherman”, 2000 yaşında olmasına rağmen yaşayan en yaşlı ağaç değil! Sekoyalar arasında 3220 yaşında olan ağaçlar olduğu bilinmekte…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yaklaşık 150 kilo ağırlığa ve 2,5 metre uzunluğa ulaşan deve kuşu, listedeki diğer canlılar ile kıyaslandığında küçük kalsa da kuş türleri arasındaki en büyük tür olma özelliğine sahip… Bir kuş olmasına rağmen uçamayan deve kuşu, kısa mesafelerde saatte 70 km hıza erişerek hızıyla ve iri cüssesi ile listenin üst sıralarında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    “Mesonychoteuthis hamiltoni” yani dev kalamar, boyutlarıyla diğer omurgasız türler arasındaki en büyük canlı oluyor. 450 kilo ağırlığa ve 19 metreye ulaşan boyu ile korkutucu bir büyüklükte olsa da aslında son derece zararsız, kendi halinde bir canlı… Antarktika’nın soğuk sularının 2000 metre derinliğinde yaşayan bu türü gözlemlemek ise oldukça zor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    “Balaenoptera musculus” yani mavi balinanın yeni doğan bir yavrusu bile 7,5 metre boyunda ve 3 ton ağırlığında oluyor. Yetişkin balinaların boyları 30 metreye yaklaşırken, ağırlıkları 200 ton çekiyor ve bu rakamlar mavi balinayı yaşayan en büyük canlı yapıyor. Hem memelilerde hem su dünyasında hem de kara canlılarında bu boyutlara ulaşan başka bir tür bulunmuyor. Bu dev canlıların dili bile bir fille aynı ağırlıkta olurken, kalpleri ise bir arabanın ağırlığına ulaşabiliyor.

  • 40 kat yufkadan 40 diyara yayılan lezzet: baklavanın 10 farklı hali

    40 kat yufkadan 40 diyara yayılan lezzet: baklavanın 10 farklı hali

    En sevilen tatlılarımızdan biri baklavadır, en güzel davet sofralarında, önemli günlerde menüden eksik olmayan baklavayı evde hazırlamak pek de kolay değildir. Zar gibi incecik yufkalar özenle açılır, şerbetler kaynatılır ve uzun çabaların sonunda mis gibi baklava gururla sofraya getirilir. Eskiden genellikle evde yapılan baklavanın hazırlığı oldukça maharet istediğinden, günümüzde daha çok tatlıcılardan satın alınır. En klasik çeşidi fıstıklı ya da cevizli kare baklava olsa da mutfağımızda baklavanın birbirinden lezzetli birçok çeşidi bulunur. Baklavanın 10 farklı halini sizin için bulduk, listemizde bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sütlü Nuriye” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı, türk tatlıları

    İçi süt kreması ve fındık ile dolu Sütlü Nuriye en hafif baklava çeşitlerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şöbiyet” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı, türk tatlıları

    Şöbiyetin içinde süt ve irmikten yapılan bir muhallebi bulunur, fıstıklı ve cevizli çeşitleri pek sevilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bülbül Yuvası” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı, türk tatlıları

    Yuvarlak baklava hamurunun ortasında yer alan ceviz veya fıstık parçalarıyla baş döndüren bu lezzet sofraya geldiği gibi kapışılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fıstıklı Katmer” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı, türk tatlıları

    Baklavalık yufkanın arasındaki fıstık ve kaymakla beraber tereyağında pişirilmesiyle hazırlanan fıstıklı katmerin üzerine pudra şekeri serpilir, ister ılıkken ister soğuyunca afiyetle tüketilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cevizli Burma” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı, türk tatlıları

    İnce baklava yufkası ile cevizin mükemmel uyumu bu sevilen tatlıya hayat verir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çikolatalı Baklava” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı, türk tatlıları

    Klasik baklava tarifinin bu modern yorumunda çikolata baklavaya yeni bir lezzet katar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kuru Baklava” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı, türk tatlıları

    Şerbeti normal baklavadan daha farklı olan ve kaymak içermeyen kuru baklava daha uzun süre tazeliğini muhafaza eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fıstıklı Gelin Bohçası” title_font_size=”13″]

    İncecik baklavalık yufkadan yapılan bohçaların içindeki kaymak ve fıstık bu zahmetli tatlının muhteşem lezzetinin sırrıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fıstıklı Dürüm” title_font_size=”13″]
    türk mutfağı, türk tatlıları

    Çok ince açılan baklava hamurunun içine fıstık ezmesi koyularak sarılır, tadına da görüntüsüne de doyulmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fıstıklı Havuç Dilim Baklava” title_font_size=”13″]

    Bir havuç dilimini andıran bu baklava çeşidi içindeki iri fıstık parçalarıyla her yiyenin aklını başından alır.