Blog

  • İLK KADIN GÖK BİLİMCİMİZ NÜZHET GÖKDOĞAN

    Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın gök bilimcisi ve ilk üniversite senatör ve dekanı olan Nüzhet Gökdoğan, 92 yıllık ömrüne gurur duyduğumuz başarılar sığdırmış bir isim. Ülkemizde uzay biliminin gelişmesinde büyük katkıları olan; akademik olarak verdiği hizmet ile gelecek nesillere çevirilerini, ders kitaplarını ve makalelerini miras bırakan Nüzhet Gökdoğan’ın hayat hikâyesini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    14 Ağustos 1910’da İstanbul’da dünyaya gelen Hatice Nüzhet Gökdoğan’ın babası Atatürk’ün tümgeneral olan silah arkadaşı Mehmet Zihni Toydemir, annesi Nebihe Hanım’dır. Erenköy Kız Lisesinde yatılı okuyan Gökdoğan, 1928’de mezun olduktan sonra devlet bursuyla Fransa’ya gider. Lyon Kız Lisesinde eğitimine devam eden Gökdoğan, Fransızca öğrendikten sonra Lyon Erkek Lisesinde matematik ağırlıklı öğrenim görür. 1932’de Lyon Üniversitesinde matematik lisansını tamamlar ve bir yıl sonra Paris Üniversitesinde fizik dersleri alır, Paris Gözlemevinde staj yapar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Stajını tamamladıktan sonra yurda dönen genç bilim insanı, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi Enstitüsünde doçentlik görevine başlar. Böylelikle Türkiye’nin “üniversitede görev alan ilk bilim kadını” ünvanını alır. Doçentliği esnasında üniversite bahçesinde gözlemevi kurulması için çalışan ekipte yer alan Gökdoğan, 1936’da ismi “Yüksek Mühendis Mektebi” olarak geçen İstanbul Teknik Üniversitesine “müderris muavini” olarak atanır. Müderris muavini o dönem akademide ders veren eğitimcilere verilen bir ünvandır. Bu ünvan, İstanbul Teknik Üniversitesinin de ilk kadın çalışanı olmasını sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1937’de İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesinde doktora tezini tamamlayan Gökdoğan, 1946’ya kadar aynı kurumda matematik dersleri verir. Doktora tezi, fakültenin ilk tezidir ve arşivlere “bir numaralı tez” olarak geçer. İstanbul Teknik Üniversitesinde çalışırken tanıştığı Mukbil Gökdoğan ile 1938’de dünya evine girer. Kızı Gönül 1940’da, oğlu Ömer Can 1946’da dünyaya gelir. Henüz 36 yaşındayken hem akademik kariyerinde birçok başarıya imza atan hem de aile kurup iki çocuğunu yetiştiren Gökdoğan; oğlu Ömer Can doğmadan bir sene evvel doçent ünvanını da alır. Aynı yıl William Marshall Smart’ın “Spherical Astronomy” adlı eserini “Kürevî Astronomi” adıyla Türkçeye kazandırır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1948’de profesör olan Gökdoğan, aynı yıl Türk Matematik Derneğinin; 1949’da da Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) kurucu isimleri arasında yer alır. 1950’li yılların ortasından 1970’li yıllara kadar belirli dönemlerde Türk Kadınlar Derneğine de başkanlık yapar. 1954’te birkaç astronom ile birlikte kurduğu Türk Astronomi Derneğinin başkanlığını 20 sene boyunca sürdürür. 1951 ila 1952 yıllarında ABD’de Ann Arbor Gözlemevi, McMath-Hulbert Gözlemevi, Wilson ile Palomar Dağı Gözlemevi merkezinin bulunduğu Kaliforniya’da çalışır. Bu gözlemevlerinde dönemin önemli bilim insanları ile birlikte çalışma fırsatı bulan Gökdoğan, 1954’te İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi dekanlığına seçilerek ülkemizin ilk kadın dekanı olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1958’den 1980’e kadar astronomi kürsüsü başkanlığı yapan Nüzhet Gökdoğan, yurt dışından önemli bilim insanlarının katılımıyla gerçekleşen sempozyumlar organize eder, ülkemizin uzay bilimindeki çalışmalarını bir adım öteye taşır. 1978’de Silivri’de II. Ulusal Astronomi Kongresi’ni düzenleyen Gökdoğan, 1997’de kurulacak olan “Ulusal Gözlemevi” fikrinin ortaya çıkmasına vesile olur. Böylelikle TÜBİTAK Ulusal Gözlemevinin temellerinin atılmasını sağlayan Gökdoğan, 1980 yılında ikinci kez dekan seçilir ve taşıdığı bayrağı yeni nesillere devrederek emekli olur. Akademik kariyeri boyunca üç ders kitabı yazar, altı eseri Türkçeye çevirir ve 13 bilimsel makale yayımlar. 24 Nisan 2003’te kalp yetmezliğinden dolayı hayata veda eden Nüzhet Gökdoğan, Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilir.

  • Akdeniz Havasının Doya Doya Yaşandığı Sahil Yerleşimleri

    Akdeniz Havasının Doya Doya Yaşandığı Sahil Yerleşimleri

    Suriye sınırından Marmaris’e kadar uzanan Akdeniz kıyılarının uzunluğu 1542 km. ve bu kıyıya kurulmuş şehirler belki de dünyanın en şanslı şehirleri… Yazların sıcak, kışların ılık ve yağışlı geçtiği bu coğrafyada doğal güzellikleri yaşamakla tüketemezsiniz çünkü… Listemizde Akdeniz’e kıyı yerleşimleri bulacaksınız…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Hatay’ın batısında Akdeniz’in kıyısında Amanos Dağları’nın yamacında yeşil ve maviyi buluşturan bir yerleşim yeri Arsuz… İncecik kumunda Güneş’le kucaklaşmak, dağlardan doğan akarsularında denize akmak, Selevkoslara kadar uzanan tarihi kalıntılarıyla tanışmak için yaz/kış tercih edebileceğiniz bir Akdeniz ilçesi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    “Rüzgârlı burun” anlamına gelen Anamur, Mersin’in turistik ilçelerinden biri… “Caretta caretta”ların yumurtlama alanı uzun kumsallara ve herkesten önce Akdeniz foklarının sığınağı olan kıyılara sahip… Bu güney ilçesi sadece denizden esen rüzgârın değil yaylalardan, ormanlardan gelen havanın da insanı kuşattığı bir yer…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bir Mersin ilçesi daha… Narlıkuyu ilin en çok rağbet edilen koylarından biri… Akdeniz’in yaptığı girintiyle şekillenen bu koyun suyu yeraltı kaynaklarından dolayı oldukça serindir. Sahilinde güneşlenen, denize  tekneyle açılan turistlerin görmeden geçmedikleri yer ise iki km. mesafedeki Cennet ve Cehennem Obrukları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Adana’nın güney ilçesi Karataş Akdeniz’e yüzünü dönmüş ama Seyhan ve Ceyhan Nehirlerine yaslanmadan da durmamış. Kıyılarında oluşan lagünlerde en keyifli kuş gözlemi ve foto safari yapabileceğiniz Karataş’ta kamp kurabileceğiniz birçok alan bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yine Adana ilçelerinden olan Yumurtalık deyince akıllara her şeyden önce incecik kum gelir ve tertemiz su, pırıl pırıl güneş, düzenli plajlarıyla sonbahara kadar turist ağırlamaktan yorulmaz… Ayas Kalesi’nden Süleyman Kulesi’ne, antik kentinden iskelesine gezip görebileceğiniz keyifli ve zengin bir kültüre sahip olan Yumurtalık şehir merkezine 80 km. uzaklıkta…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Tekirova, Antalya’nın en turistik ilçelerinden Kemer’e bağlı bir kıyı mahallesi… Deniz-kum-güneş üçlüsünden söz etmemiz hiçbirinizi şaşırtmaz ama Olympos, Yanartaş gibi tatil yerlerinin de bu mahallenin sınırları içinde yer alması ilginizi çekebilir. Tekirova’yı daha da cazip kılansa kış sporu yapılabilen Tahtalı Dağı sayesinde kış aylarında bile aktiviteler bulabilmek…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Birbirinden farklı özelliklerde konaklama yerleri bulunsa da özellikle tercihini beş yıldızlı otellerden değil de bungalovlardan yana yapmak isteyenlerin bir numaralı adreslerinden biri Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı Adrasan’dır. Sualtı ve üstünde yapılabilecek sporlarla Akdeniz’i yaşamak için de Adrasan birebir…

  • Bilimsel Gelişmelere Yenileri Eklenirken…

    Bilimsel Gelişmelere Yenileri Eklenirken…

    Bilimsel gelişmeler, yenilikler ya da buluşlar tüm insanlığın katkılarıyla ilerlemeye devam ederken Kültür ve Yaşam sayfası son bir yılda gerçekleşen bilimsel gelişmelerden 6 tanesine yer veriyor…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ağır işler yapan robot…” title_font_size=”13″]

    2018’de Tokyo’daki Dünya Robot Fuarı’nda tanıtılan robot, 12 kg ağırlığındaki panelleri depodan alarak inşa edilmek istenen duvara götürüp vidaladı. Japonya’daki Ulusal İleri Bilim ve Teknoloji Kurumu, malzemenin ağırlığına göre kol ve bacaklarının açısını ayarlayabilen “HRP-5P” insansı robotun etrafındaki eşyalara çarpmadan hareket edebildiğini açıkladı ve ekledi: Sırada gemi ve uçak montajı yapacak insansı robot var!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Teknoloji aracılığıyla telepati denemesi…” title_font_size=”13″]

    İnternet bağlantılı “EEG/ Elektroensefalografi” ve “TMS/ Transcranial Magnetic Stimulation”, yani beyin dalgaları aktivitesinin elektriksel yöntemle izlenmesini ölçen teknolojiler kullanılarak dünyada ilk kez birbirinden uzakta iki insan arasında zihinsel aktarım sağlandı. Araştırma ekibi, biri Hindistan’da diğeri Fransa’da bulunan iki kişi arasında “hola” ve “ciao” kelimelerinin teknoloji desteği ile zihinsel geçişlerini başardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sadece hastalıklı hücrelere ilaç taşıyan hidrojel…” title_font_size=”13″]

    Cole DeForest, George Washington Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümünde bir akademisyen… İlaçların sağlıklı hücrelere zarar vermeden sadece hastalıklı hücrelere ulaşmasını sağlayan programlanabilir biyomalzeme üretti. İlaç, yüzde 90’ı su, kalan kısmı biyopolimer olan ve hidrojel denilen malzemenin içine yerleştiriliyor ve tümör hücrelerine ulaşınca parçalanıp ilacı serbest bırakması sağlanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çekirdek ile manto arasında madde aktarımı olabilir mi?” title_font_size=”13″]

    Gezegenimizin 5000 km. derinliğindeki çekirdeğini, yani merkezini incelemek yapısından dolayı çok güç. Son on yıldır bu konuda önemli çalışmalar yapıldı. 2019 yılı başlarında ise bilim insanları çekirdekte nedeni belirlenemeyen erime ile açığa çıkan tungsten elementinin Dünya yüzeyine kadar ulaştığını açıkladı. Bu durum bilim dünyası tarafından oldukça merak edilen çekirdek ile manto arasında madde aktarımı var mı sorusu için önemli bir gelişme olarak kabul ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Buzullardaki etkileşimi ölçecek uydu…” title_font_size=”13″]
    buzullar

    Bilim insanlarının kutup bölgesi ve buz tabakaları hakkındaki görüşlerimizde devrim yaratacak dediği Ice, Cloud and land Elevation Satellite-2, kısaca ICESat-2, 2018’in Eylül ayında NASA tarafından uzaya gönderildi. Sahip olduğu lazer ve sensörler sayesinde buz kütleler üzerinde çok hassas hesaplamalar yapabilen bu uydu sayesinde buzulların küresel ısınmadan nasıl etkilendiğini öğrenebileceğiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uzay istasyonunda ekosistem çalışması…” title_font_size=”13″]
    bilim

    Dünya dışı yaşam mümkün mü araştırmaları devam ederken, NASA, hemen 2019 öncesi Uzay İstasyonu dışına monte edilen bir cihazla küresel ekosistem araştırmasını başlattı. Dünyamızdaki ormanlarla ilgili en ince ayrıntısına kadar yapılabilecek üç boyutlu gözlemler sayesinde ağaçlarda ne kadar karbon depolanıyor ya da ormansızlaşma iklim değişikliğini nasıl etkiliyor gibi önemli soruların cevapları bulunabilecek.

  • DÜNYA SİNEMA TARİHİNDEN ÖNEMLİ İSİMLER

    Yaş aralığı fark etmeksizin, kültür, sanat ve eğlenceye yönelik ilgi alanlarımızın başında sinema geliyor.  Peki, siz her yıl 14 Kasım tarihinin Dünya Sinema Günü olarak kutlandığını biliyor muydunuz? Bu özel günün hatırına biz de sinema tarihinin önemli yüzlerini sayfamızda konuk ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tabii ki sinema tarihinden söz edilecek ise, Edison’un şirketinin geliştirdiği kinesteskoptan yola çıkarak sinematograf cihazını üreten ve patentini alan Lumiere Kardeşler’den bahsetmeden geçilemez. Auguste ve Louis Lumiere’in 1895 yılında çektiği “L’arrivée d’un train en gare de La Ciotat” sinema tarihinin ilk filmi olmuş ve ikiliyi de sinemanın ilk yapımcıları olarak kayıtlara geçirmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Lumiere Kardeşler’in ilk filminin ardından, 1902’de Aya Yolculuk isimli ilk bilimkurgu filmi çekildi. Sonrasında ilk renkli sinema filmi, Edward Raymond Turner tarafından tarihe kaydedildi. Hatta 1914’de ilk Hollywood yapımı da (The Squaw Man) dünyamıza girdi. Bunların hepsi sessiz sinemaya dâhildi. 1927’de çekilen ilk sesli filme kadar sessiz sinemanın dönemiydi ve şüphesiz ki bu dönemin en büyük ve ünlü ismi Charlie Chaplin’di.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bildiğiniz gibi film yapımcısı demek her şeyden önce o projenin gerçekleşebilmesi için gerekli finansmanı sağlayan kimse demektir. Filmi çekecek prodüksiyon ekibini ve ekipmanını oluşturmaktan kimi zaman yapımda rol alacak oyuncuların seçimine kadar birtakım önemli işler yapımcının kontrol alanındadır. Hal böyle olunca karşımıza çıkan yüzlerce filme yapımcılık yapan isimler de sinema tarihinde önemli yer tutar. Warner Bros‘un kurucusu, Hollywood’un büyük patronlarından ve en büyük yapımcılardan Jack Warner da onlardan biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bir filmi anlatırken adından sonra yönetmeninden söz ederiz. Kamera arkasında dünyanın hayran olduğu yıldızlar oynasa da her birinin tek işaretine baktığı, kameranın arkasındaki kahraman ve hatta setteki otorite odur. Sinema tarihinden çok sayıda önemli yönetmen gelip geçmiştir ve 19. yüzyılda yaşamış olan, gerilim filmlerinin usta yönetmeni Alfred Hitchcock da onların başında gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Her şey ve herkes bir tarafa, sinemayı onların yüzü, onların sesi, onların yetenekleriyle görür, biliriz. Sinema tarihinde Clark Gable’dan Henry Bogart’a, Henry Fonda‘dan Al Pacino’ya sayısız büyük isim gelip geçmekte ve beyaz perdeden yansıttıklarıyla hayal dünyamızı beslemekteler. Yaşayan en iyi oyunculardan biri olarak kabul edilen Anthony Hopkins de sinemanın önemli aktörlerinden biri olarak başı çekmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kimi aktrisler oyunculuk yeteneklerinin yanı sıra güzellik ve zarafetleriyle de sinema tarihinde boy göstermişlerdir. Ingrid Bergman’dan Elizabeth Taylor’a, Sophia Loren’den Meryl Streep’e kadar sinema tarihi ikonik oyuncularla doludur. Tabii “en zarif aktris” denince Audrey Hepburn için bir parantez açmak gerekir. 1923 doğumlu oyuncu, özellikle siyah-beyaz filmlerin unutulmaz yüzlerinden biri olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Film izlenip bittiğinde aklımızda sahneler ve müzik kalır. İyi bir film müziği, kötü bir senaryonun önüne geçip yapımı yukarıya taşıyabilir. İyi bir film müziği, iyi bir filmi efsaneler arasına katar. Dünya sinemasında çok iyi müzik yapan isimler vardır ve onların ürettiği soundtrack’ler, filmden bağımsız olarak dinleyebildiğimiz eserlere dönüşmüşlerdir. Sinema tarihindeki en iyi film müziği bestecilerinden biri de John Williams’tır.

  • 8 Madde İle Romantik Komedilerin Mağrur Güzeli Gülşen Bubikoğlu

    8 Madde İle Romantik Komedilerin Mağrur Güzeli Gülşen Bubikoğlu

    Gülşen Bubikoğlu Türk Sineması’ndaki tahtını 1970’li ve 80’li yıllarda rol aldığı filmlerle kurmuştu. Güzelliği, belki de oyunculuğundan daha fazla göze batan bir özelliğiydi. Genellikle gururlu, tatlı sert ve daima iyi kalpli rollerin sahibi oldu. Ünlü aktriste ait bilgilerin daha fazlasını listemizde bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    SES dergisinin 1973 yılında düzenlediği yarışma Gülşen Bubikoğlu’nu Türk Sineması’na kazandıran etkinlik oldu. Yarışma öncesinde dans, mankenlik dersleri de alan sanatçı film dünyasına girmek için hazırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İlk filmi, romantik komedi tadındaki 1973 yapımlı “Yaban” oldu ve başrolü Kadir İnanır’la paylaştı. Aradan bir yıl geçmişti ki Türker İnanoğlu ile evlendi. İnanoğlu, Türk Sineması’nın önemli duraklarından Erler Film’in sahibi, yapımcı ve yönetmendi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İlki 1981’de çevrilen ve uzun yıllar ses getiren Gırgıriye serisinde “Güllü” karakterine hayat verdi. Perran Kutman, Münir Özkul, Ayşen Gruda ve Müjdat Gezen gibi usta komedyenlerin arasında oyunculuğuyla göz doldurdu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1970 ve 80’lerde 40’a yakın filmde rol aldı. Filmografisinde komedi de vardı dram da, polisiye de vardı macera da… 1979 yapımlı Mücevher Hırsızları’nda bir soygun çetesi üyesini, 1986 yapımlı Savunma’da zengin bir iş kadınını canlandırdı. En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü ise 1987 tarihli Kurtar Beni filmindeki rolüyle aldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    adile naşit

    Farklı türlerdeki filmlerine ve başarılı oyunculuğuna rağmen Türk halkının gönlünde romantik komedilerle yer edindi. Özellikle şarkısı dillere pelesenk olmuş “Ah Nerede” bunların başını çekti. Buradaki rol arkadaşı Tarık Akan’dı ve ünlü aktörle daha birçok filmde oynadı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Büyük aşk efsanesi Leyla ile Mecnun’un sinema versiyonunda Orhan Gencebay’la aynı seti paylaştı. Bu film Gencebay’ın seslendirdiği arabesk tarzdaki müzikleriyle büyük ilgi gördü.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Gülşen Bubikoğlu, Cannes gibi festivallere katılarak, İtalyanlar ile ortak yapım işlerine girerek Türk Sineması’ndaki kariyerini yurt dışına taşımak için çalışmalarda da bulundu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ünlü sanatçı 1990 yılından sonra bir daha sinema filmi çevirmedi ama 90’lı yıllarda Zirvedekiler ve Affet Bizi Hocam gibi televizyon dizilerinde rol aldı. 2000’lerle birlikte ise sinema ve televizyon kariyerini sonlandırdı.

  • Cildinizi Sonbahara Hazırlamanız İçin 8 Öneri

    Cildinizi Sonbahara Hazırlamanız İçin 8 Öneri

    Güneş ışınları yaz aylarında cildimizde hoş bir bronzluk yaratsa da nem kaybına, güneş lekelerinin belirmesine ve sonbahara girdiğimiz günlerde cildimizin cansız gözükmesine sebep oluyor. Bu listemizde, cildinizi yazın yoran etkilerinden kurtulup sonbahara taze bir başlangıç yapmanızı sağlayacak önerileri derliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Güneşten korunma ürünlerinin sadece yaz ayları için olduğunu düşünerek sonbaharda rafa kaldırmayın, UVA ve UVB ışınları sonbahar ve kış aylarında da cildinize zarar vermeye devam ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yaz boyunca güneş, deniz ve havuz cildinizi kurutur. Cildinizin ihtiyacı olan neme tekrar kavuşması için cilt tipinize uygun nemlendirici ürünler kullanmalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Cildinizi yatıştırmak için papatya ve lavanta gibi doğal malzemelerden yardım alabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Cildinizi canlandırmak için yapmanız gerekenlerden biri de ölü deri hücrelerinden arınmaktır. Bunun için cildinize uygun peeling uygulamaları yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ölü derilerden arınan cilde besleyici ve onarıcı maskeler, serumlar uygulayabilirsiniz… Özellikle A, C ve E vitaminleri içeren ürünler cildinize tekrar canlılık kazandırmak için bire bir…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Eğer cildinizde güneş lekeleri oluştuysa lazer gibi uygulamalarla bunlardan kurtulabilirsiniz fakat bunu doktorunuza danışmadan yapmamalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yaz aylarında cildinizin kaybettiği nemi geri kazanmak ve cildinizin elastikiyetini korumak için bol su içmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Cildinizin ihtiyacı olan tüm vitamin ve mineralleri aldığından emin olmak için antioksidan yönünden zengin balık, sebze ve meyve ağırlıklı bir beslenme programı izleyebilirsiniz.

  • 8 Fotoğrafta Yaz Yağmuru Güzelliği

    8 Fotoğrafta Yaz Yağmuru Güzelliği

    Size bir soru! Güneşle ısındığımız, hafif giysilerle rahatladığımız yaz günlerinde savunmasız yakalandığımız, hatta ne yöne gideceğimizi şaşırdığımız ama bırakın bundan şikâyetçi olmayı varlığına şükran duyduğumuz doğa olayı hangisidir?

    Tabii ki aniden bastıran, hızla yağan ve aynı hızla sonlanan yaz yağmuru!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • PERİSKOP, KULLANIM ALANLARI VE İCAT SERÜVENİ

    Periskop, askerî deniz ve kara araçlarının belirli mesafelerden hedefi görmesini ve yön bulmasını sağlayan optik bir alettir. Özellikle nükleer araştırmalar gibi tehlikeli olan bölgelerde güvenli alan oluşturarak gözlem yapılmasını sağlayan periskopun en yaygın kullanıldığı alan denizaltı gemileridir. Denizaltıların derin denizlerde gözü olan periskop, bir denizaltının sualtındayken su üstü gemisi gibi seyir yapmasını sağlar. Periskopun icat tarihi ve çalışma prensibi yazımızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    1854’te Fransız kimyager Hippolyte Marié-Davy, dikey bir tüpün her iki ucunda 45 derece açıyla sabitlenmiş iki küçük ayna takarak periskopu icat eder. Amerikalı makine mühendisi Simon Lake tarafından 1902’de daha da geliştirilen periskoplar ilk kez denizaltı gemilerinde kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Periskoplar bugünkü modern haline İrlandalı optik tasarımcısı Sir Howard Grubb’un çalışmalarıyla ulaşır. Denizaltı gemilerinin suyun altında seyir halindeyken yaşadığı görüş sorunları mürettebatın dışarıda ne olduğunu görmesine engel olduğu için denizaltının su yüzeyinde seyretmesi gerekir. Bu sorun periskoplar sayesinde çözüme kavuşur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Periskoplar, bir tüpün zıt uçlarına yerleştirilen iki yansıtıcı ayna veya prizma sayesinde çalışır. Birinci ayna, hedeften gelen ışıkları doksan derece kırarak aşağı doğru yansıtır. Bu gelen ışıklar ikinci aynaya çarpar ve tekrar doksan derece kırılarak yatay yönde göze iletilir. Periskopun bu özelliği teleskoplarda bulunan mercek ile daha da güçlendirilir ve bu sayede hedefi yakınlaştırma ve büyütme özelliği kazanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İlk kullanımı I. Dünya Savaşı’nda olan periskopların çalışma prensibi için özetle ters ve doğru yerleştirilmiş iki dürbünün bir tüp içine doğru açıyla yerleştirilmesi diyebiliriz. Önceleri siperlerden gözükmeden hedefin incelenmesi için tasarlanan periskoplar; daha sonra denizaltılara, tanklara, büyük kara ve gemi toplarına monte edilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Optik lif boyunca ışık sinyalleri göndererek bilginin bir yerden başka bir yere iletilmesini sağlayan fiber optik teknolojisinin gelişmesiyle daha da işlevsel olan ince çaplı ve uzun periskoplar yapılmıştır. Tanklarda da yaygın olarak kullanılan periskop sayesinde tankları kullanan kişiler koltuğu hareket ettirmeden 360 derecelik görüş alanı elde eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Periskop imalatında en önemli konu, periskop borusunun su ve hava sızdırmamasıdır. Periskop borusu içindeki nemli hava boşaltılarak yerine kuru hava, yani azot gazı doldurulur. Bu şekilde suyun yoğunlaşması önlenerek merceklerde ve prizmalarda buğulanmanın önüne geçilmiş olur.

  • İstanbul’un Yerlisi Kız Kulesi ve Efsaneleri

    İstanbul’un Yerlisi Kız Kulesi ve Efsaneleri

    Sulara tutunarak İstanbul’u izleyen sessiz bir tanık gibidir Kız Kulesi… Adresi, Salacak açıklarında adeta geçmişin bugünle buluştuğu yerdedir. Varlığıyla her karşılaşmanızda tutar sizi Boğaz’a, İstanbul’a yeniden ve yeniden bağlar… Onun için söylenenleri düşünürsünüz… Efsaneleri, şiirleri, başından geçenleri… Biz de Kız Kulesi’ne dair dilden dile geçenleri 8 maddelik bir listede sizler için bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    kız kulesi illüstrasyon

    Milattan önceye uzanan tarihinde Arkla yani küçük kale, Damialis yani dana yavrusu, Tour de Leandros yani Leandros’un kulesi isimlerini taşımış… Bizans döneminde gümrük binası, Osmanlı döneminde savunma kalesi, sürgün istasyonu, karantina odası, gösteri platformu ve tabii ki fener olarak kullanılmış, yani, Kız Kulesi için İstanbul’un tanığı dememiz elbette boşuna değil…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    kız kulesi illüstrasyon

    Kız Kulesi demek biraz da gerçeklerden önce efsaneler demektir. Bunların en bilineni ise tapınak olan kulede rahibe olarak yaşayan Hero ile ona ilk görüşte âşık olan Leandros’un sonu hazin biten aşk hikâyesidir. Meşalenin ışığını takip ederek kuleye yüzen Leandros’un, ateşin rüzgârda zamansız sönmesi yüzünden sulara karıştığı ve Hero’nun da buna dayanamayarak kendini sulara bıraktığı efsaneyi hepimiz hayatımızda en az bir kere duymuşuzdur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    kız kulesi illüstrasyon

    Kız Kulesi ile bütünleşen başka bir efsane de bir kehanet üzerine kızını yılanlardan korumak için kuleye kapatan ama üzüm sepetinden çıkan bir yılanın çok sevdiği kızını zehirlemesine engel olamayan imparatorun hikâyesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    kız kulesi illüstrasyon

    İçinde Battal Gazi’nin olduğu hikâyede ise hepimizin bildiği “Atı alan Üsküdar’ı geçti” özlü sözünün nedeni gizlidir. Battal Gazi Kız Kulesi’nin önünde 7 yıl kalacağı bir karargâh kurar, işin aslı şudur ki Üsküdar tekfurunun kızına âşık olmuştur. Tekfur, Battal Gazi Şam seferine gidince korkuyla kızını hazineleri ile birlikte kuleye kapatır. Fakat Battal Gazi döndüğünde hem sevdiği kızı hem de hazineleri kuleden çıkarır ve atını alarak Üsküdar’ı geçer!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    c

    Kız Kulesi’ne dair bir efsanede de aslanlı kapı öne çıkar. İmparator Konstantin’in hazinesinden para çalan hırsızın, kızını korumak için kuleye kapatıp kapısının önüne aslanlar koyan imparatorun ve aslanlara yem olan hırsızın hikâyesidir bu…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    kız kulesi illüstrasyon

    Boğaz’ın eşsiz manzarası ve efsanelerle beraber anılan Kız Kulesi, Orhan Veli’den Cemal Süreya’ya pek çok şair için ilham kaynağı olagelmiş. Ve bakın Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun dizelerinde Kız Kulesi nasıl geçmiş:

    İstanbul deyince aklıma kuleler gelir
    Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır
    Ama şu Kız Kulesi’nin aklı olsa
    Galata Kulesi’ne varır
    Bir sürü çocukları olur…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    kız kulesi illüstrasyon

    Kız Kulesi bugün sadece efsanelerle anlatılmıyor, Boğaz’ın ortasındaki olağanüstü haliyle Türkiye’de ve Batı’da onlarca tabloda farklı hikâyeler içinde resmediliyor da… Özellikle Osmanlı saray ressamlarından Fausto Zonaro’nun en yalın haliyle yaptığı Kız Kulesi tablosunu görmenizi şiddetle tavsiye ederiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    kız kulesi illüstrasyon

    İstanbul’da Bizans döneminden kalan tek eser olan Kız Kulesi bugün insanları turistik bir tesis olarak ağırlıyor. Dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerini hikâyeleri ve eşsiz manzarasıyla büyülüyor.

  • CUMHURİYETİMİZİN İLKLERİ

    Millî Mücadele’nin zaferle sonuçlanmasının ardından 29 Ekim 1923’te cumhuriyet ilan edildi. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!” anlayışıyla kurduğu genç Türkiye’de, çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmamızı sağlayan karar ve mücadeleler de peşi sıra geldi. Cumhuriyetin ilanından sonra ülkemizde heyecan ve gurur yaşatan ilkleri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla kökeni Osmanlı dönemine uzanan Darülfünun-u Osmani adlı kurum, 1933’te İstanbul Üniversitesi ismini alarak ilk modern üniversite eğitimine başlasa da Türkiye Cumhuriyeti’nin kökleri Osmanlı’ya dayanmayan, ilk kurulan üniversitesi Karadeniz Teknik Üniversitesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Cumhuriyetin ilanından sonra Meclis’in ilk kadın milletvekilleri, aynı zamanda kadınların ilk kez oy kullandığı 1935’te seçilir. Bu seçimlerde 17 kadın milletvekili Meclis’e girerken, Türk kadınları birçok Batı ülkesinden çok daha önce seçme ve seçilme hakkı kazanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Cumhuriyetin ilk olimpiyat madalyasını millî güreşçimiz Yaşar Erkan 24 yaşında, 1936 Yaz Olimpiyatları’nda kazandırır. Ülkemize büyük bir gurur yaşatan Yaşar Erkan’a daha o dakikalarda ulaşan telgrafta “Kendin küçüksün; ama memleket için önemli bir iş yaptın. Artık adın Türk spor tarihine geçti. Çok yaşa!” yazan Mustafa Kemal, tüm ülkenin duygularına da tercüman olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Muhsin Ertuğrul’un çektiği “İstanbul Sokaklarında” filmi cumhuriyet tarihinin ilk sesli filmidir. Semiha Berksoy, Hazım Körmükçü ve Talat Artemel’in başrollerini paylaştığı filmin ilk gösterimi İstanbul, Beyoğlu’ndaki Melek ve Elhamra Sinemalarında 2 Aralık 1931’de gerçekleşir. Renkli olarak gösterime giren ilk film ise 1953’te, yine bir Muhsin Ertuğrul filmi olan “Halıcı Kız”dır. Filmde Sadri Alışık, Münir Özkul gibi unutulmaz sanatçılarımız da yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Feriha Tevfik, 1929’da gerçekleşen güzellik yarışmasında yeni kurulan Türkiye’nin ilk güzellik kraliçesidir. Keriman Halis Ece ise 1932’de Dünya Güzellik Kraliçesi seçilerek Türkiye’nin ilk dünya güzeli ünvanını kazanır. Yarışmadan iki yıl sonra “Soyadı Kanunu” çıktığında, kendisine Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından “güzel kadın, güzellik kraliçesi” anlamına gelen Ece soyadı verilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İlk yolcu uçağı seferi sadece beş yolcu taşıyabilen bir uçakla 1933’te İstanbul’dan Eskişehir aktarmalı Ankara uçuşudur. İlk Türk yolcu uçağı seferi ise iş adamı Nuri Demirbağ’ın teşebbüsleri ile 1944’te gerçekleşir. Çift motorlu uçak, İstanbul Yeşilköy’den havalandıktan yaklaşık 1,5 saat süren uçuştan sonra Ankara’ya iniş yapmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Cumhuriyetin ilk derbi maçı, 1923-24 sezonunda ilk kez düzenlenen İstanbul Futbol Ligi’nde oynanır. Fenerbahçe ve Galatasaray arasında 2 Kasım 1923’te oynanan maçı, Fenerbahçe 4-0 kazanır. 1909’dan beri her iki takım maç yapsa da yeni kurulan cumhuriyetten sonra oynanan ilk derbi karşılaşması bu maç ile olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Cumhuriyet tarihimizin ilk banknotu 1927’de basılır. 5 Aralık’ta dolaşıma çıkartılan banknotların ön yüzünde Mustafa Kemal Atatürk’ün portresi bulunur. Harf Devrimi 1928’de gerçekleşeceği için ilk basılan banknotlarda Latin alfabesi değil, Osmanlıca ve Fransızca kullanılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Cumhuriyet döneminde devlet tarafından kurulan ilk sanayi kuruluşu, Kayseri’deki Sümerbank Bez Fabrikasıdır. Hammaddesi tamamen yurt içinde üretilen pamukları işleyen fabrikanın temelleri 1934’te atılmış, 1935’te tesis üretim için kapılarını açmıştır.