Blog

  • CAZ DENİNCE AKLA GELEN DUAYEN İSİMLER

    CAZ DENİNCE AKLA GELEN DUAYEN İSİMLER

    Yirminci yüzyılın başlarında ortaya çıkan caz müziğini kelimelerle anlatmak gerekse; özgün, yaratıcı, doğaçlama, enstrüman, solo, orkestra, müzisyen gibi sözcükler ilk akla gelenler olacaktır. Ama bu müziği anlamanın en iyi yolu müzisyenlerini tanımaktan geçiyor. Biz, caz denince akla gelen duayen isimlerden birkaçını listeliyoruz, müziklerini ve seslerini dinlemekse size düşüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Müziğe kornet çalarak başlayan ve ilk mekânı sokaklar olan Louis Armstrong için, 1920’ler gelişme, 1930’lar ve 40’lar tanınma, 1950’ler ve sonrası ise cazın hit parçalarıyla anılma dönemi olmuştu. 1971 yılında 70 yaşında hayatını kaybeden caz vokalisti ve trompet üstadı, solo trompeti literatüre kazandıran kişi olarak da tarihe geçti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Caz vokalisti Billie Holiday, 1959 yılında hayatını kaybettiğinde 44 yaşındaydı fakat yaşam süresinin kısalığı cazın en büyük seslerinden biri olmasına ve kendinden sonrakilere ilham vermesine engel olmadı. Sanatçıyı ilk kez dinleyecek olanlar için önerimiz, klasik halini almış Summertime veya Strange Fruit şarkılarına öncelik vermeleri.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Duke Ellington caz dünyasının ünlü piyanistlerinden biriydi. Fakat bundan da öte 1920’ler ile 50’ler arasında büyük bir rüzgâr estiren Big Band döneminin en önemli figürlerindendi. Ondan fazla caz müzisyeninin bir arada müzik yaptığı gruplardan birini de Duke Ellington kurmuştu ve orkestrasına 50 yıldan fazla süreyle şeflik yapmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1926-1991 yılları arasında yaşayan Miles Davis caz dünyasının en popüler ismiydi. Bunun önemli nedenlerinden biri müziğini rock enstrümanlarıyla harmanlayacak kadar da yeniliklere açık olmasıydı. Onun müziklerine günümüzde bile Mad Man gibi bir dizinin veya Zodiac gibi bir filmin soundtrack’i olarak rastlamak mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Caz tarihinin en güçlü seslerinden biri şüphesiz ki Ella Fitzgerald’dı. 1971-1996 yılları arasında yaşayan sanatçı Louis Armstrong, Duke Ellington gibi ünlü isimlerle ortak çalışmalar yaptı. Birleşik Devletler tarafından iki kere ödüllendirilen, 13 Grammy Ödülü verilen Ella Fitzgerald ölümüne kadar müzik yapmayı sürdürmüştü.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yaşadığı dönemde Bird (Kuş) lakabıyla anılan Charlie Parker caz tarihinin en büyük saksafoncusu, en hızlı virtüözlerinden biriydi. 1920 yılında müzisyen bir babanın oğlu olarak doğmuş, 1955 yılında yani 34 yaşında hayatını kaybetmişti. Birçok caz müzisyenine ilham veren sanatçı, bebop ismiyle bilinen caz türünün de kurucuları arasındaydı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Blues, soul, R&B türünde de müzik yapan Nina Simone caz müziğin efsane isimleri arasındaydı. 1933-2003 yılları arasında yaşayan sanatçı hem vokalist hem söz yazarı hem de bir piyanistti. Simone, caz şarkıcılığının siyahi olmakla eş tutulmasını ırkçılık olarak niteleyerek eleştirmişti. Hayatını anlatan Nina isimli film ABD’de 2016 yılında vizyona girdi.

  • YENİ ZELANDA HAKKINDA KISA KISA

    Büyük Okyanus’taki ada ülkesi Yeni Zelanda, 17. yüzyılda Hollandalılar tarafından keşfedilir. 1840’lı yıllarda İngiltere’nin hakimiyetine geçen ülkenin ilk yerleşimcileri ise izlerine 13. yüzyılda rastlanılan Maori halkıdır. Günümüzde okyanusu kucaklayan sahilleri, sörfçüleri, heybetli dağları, iki büyük ve 700’den fazla küçük adasıyla ün salan ülke, antik dönemlerde uzak mesafesinden dolayı dünyanın ucundaki yer olarak anılıyordu. %94’ü suyun altında olduğu için “görünmez kıta” olarak da adlandırılan Yeni Zelanda hakkındaki ilginç bilgileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ülkenin üzerinde gezinen ama hiç gitmeyen uzun ve beyaz bulutların etkili olmasıyla Yeni Zelanda’nın yerli halkı olan Maoriler kendi dillerinde ülkelerine “Aotearoa” der ve Maorice bu kelime “uzun beyaz bulut” anlamına gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yeni Zelanda, kadınlara oy hakkı veren ilk ülkedir. 19 Eylül 1893’te Birleşik Krallık gibi birçok ülkeden çok daha önce kadınlara seçme hakkı vermiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Peter Jackson tarafından sinemaya uyarlanan “Yüzüklerin Efendisi” serisinin bir sahnesi hariç tüm sahneleri Yeni Zelanda’da çekilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yeni Zelanda 3 resmî dile sahiptir. Bu dillerden bir tanesi 2006’da ulusal dil ilan edilen işaret dilidir ve 20 binden fazla insan bu dile hâkimdir. Ülkede konuşulan diğer resmî diller İngilizce ve Maoricedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yeni Zelanda’daki 305 metre yükseklikteki bir tepe dünyanın en uzun ismini taşır. 85 harften ve 49 heceden oluşan “TaumatawhakatangihangakoauauotamateaturipukakapikimaungahoronukupokaiWhenuakitanatahu”, Maori dilinde “dağlara tırmanan, büyük dizli adam Tamatea’nın aşkına flüt çaldığı yer” anlamına gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Vahşi bir doğaya, çeşitli hayvan ve endemik bitki türlerine hatta sadece bu ülkede yaşayan kivi kuşuna ev sahipliği yapsa da Yeni Zelanda’da yılan bulunmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yeni Zelanda, 130 milyona yaklaşan nüfusa sahip Japonya ile neredeyse aynı büyüklükte olmasına rağmen 5 milyon nüfusu ile dünyanın en az nüfusuna sahip ülkelerinden biridir.

  • 9 Harika Canlının 9 İlginç Özelliği

    9 Harika Canlının 9 İlginç Özelliği

    Yaşadığımız evreni ve içindeki canlıları keşif sürecinde zaman zaman hayret verici bilgilerle karşılaşılmış. Sizin de o bilgileri öğrendiğinizde bir süre şaşkın şaşkın baktığınız, ince düşüncelere daldığınız olmuştur mutlaka. Hayvanlar hakkındaki bu ilginç bilgilerle yaşadığımız evren hakkında biraz daha hayrete düşmeye ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Koalalar… Çoğunlukla okaliptüs yaprakları yiyerek ağaçlarda yaşayan Avustralyalı canlılar… Bu sevimli hayvanların sarmal biçimindeki parmak izlerinin insanların parmak izlerine çok fazla benzediğini söylesek ne düşünürsünüz? Konuyu daha da ilginç hale getiren ise maymunlar dâhil çoğu hayvanın parmak izinin bulunmaması.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Genellikle böcek yiyerek beslenen ve böylece dünyanın dengesinin korunmasında büyük rolü olan yarasaların en sevdikleri konaklama yerleri biliyorsunuz ki mağaralar. İlginç olan, yarasaların süratli bir şekilde mağaradan çıkarken illa ki sola dönerek uçmaya devam etmeleri! Bunun nedeni ise bir muamma…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Büyük kedi ailesinin üyesi olan kaplanlar, üzerlerinde bir sanatçının çalıştığını düşündürecek kadar estetik canlılar. Onları ayrıcalıklı kılansa kürklerinin üstündeki çizgiler… Bu çizgilerin bütün kaplanlarda farklı oluşu, yani tıpkı insanların parmak izleri gibi kaplanlardaki çizgilerin de kesinlikle birbirine benzemeyişi işin ilginç boyutu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kunduzlar kemirgen canlılardır ve ağaçları kemirerek beslenirler. Bunu yaparak sadece beslenmekle kalmaz, dişlerini de törpülemiş olurlar. Çünkü onların dişleri bizim saçlarımız, tırnaklarımız gibi sürekli uzayan uzuvlardır ve bakım gerektirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Şimdiki ilginç bilgiye çok da yabancı olduğunuzu sanmıyoruz çünkü bir dönemin ünlü filmi Jaws’da muhtemelen en çok heyecan duyduğunuz sahneydi, kan kokusunu alıp hızla hedefe yaklaşan köpek balığının görüntüsü. Film değil gerçek olan şu ki, bir köpek balığı yaklaşık 100 litre su içinde tek bir damla kanı 5 km. uzaktan hissedebilirmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Su aygırları her ne kadar otobur canlılar olsalar da oldukça yırtıcı dişlere sahipler ve gerektiğinde bunları kullanmaktan çekinmezler. Belgesellerde bu devasa hayvanın derisinin güneş kremi sürülmüşçesine parladığını fark etmişsinizdir. Gerçekten de salgıladığı kırmızımsı sıvı, onu UV ışınlarından koruyan anti bakteriyel bir özelliğe sahip!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yıllar boyunca insanlar tarafından avlandıkları için nesli tükenmek üzere olan Galapagos kaplumbağalarının memleketi Büyük Okyanus’un doğusunda bulunan Ekvador’a bağlı Galapagos Adaları. Ve biliyor musunuz ki bu sakin canlılar günde 16 saat uyuyup bir yıl boyunca hiçbir şey yiyip içmeden yaşayabiliyorlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Bütün arı kolonilerinde bir tane kraliçe arı olduğunu biliyorsunuz. Genç işçi arılar tarafından arı sütüyle beslenen kraliçe, yumurtlayarak koloninin devamlılığını sağlamakla görevli. Peki ya o kraliçe ölürse ne olur? O zaman da işçi arılar bir dişi arıyı kraliçe arı olması için, yani daha verimli hale gelmesi için bol bol arı sütüyle besleyip yeni kraliçelerini ilan ederlermiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Karlar içinde yaşayan, diğer adı da “beyaz ayı” olan kutup ayılarının görebildiğimiz tek siyah yeri minik burunları ve gözleri. Oysa insanda sarılma hissi uyandıran o bembeyaz pofuduk tüylerinin altı simsiyah bir deriyle kaplı. Nedeni ise, yaşadıkları soğuk bölgelerde siyah renkli derileri sayesinde güneş ışınlarını daha iyi soğurmaları!

  • TÜRKÇEMİZDEKİ UZUN UZUN KELİMELER

    “Muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine”

     

    Bu kelimeyi bir çırpıda duymuş olmanız zor ama 70 harften oluşan bir sözcük olarak “en uzun Türkçe kelime” kabul edildiğini duymuş olabilirsiniz. Türkçemizde, ekler sayesinde daha da uzayabilen birçok kelime bulunmasına rağmen, popüler kültürde en çok yukarıdaki kelime rağbet görmekte. Bununla birlikte dilimizde, eklerle uzatılan bir kelimenin kabul görmesi için her şeyden önce anlam ifade etmesi gerekiyor. Eklerle uzatılan kelimeleri bir kenara bırakarak, sözlükte birebir karşılığını bulabileceğiniz “nispeten” uzun Türkçe kelimelere gelin birlikte bakalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • DENİZYILDIZLARININ GİZEMLİ DÜNYASINA YOLCULUK

    Denizlerin sığ sularından 6 bin metre derinliğe kadar olan bölgede yaşamaya adapte olan denizyıldızları bildiğimiz tüm yaşam formlarından farklı özellikleri ile su altı dünyasının gizemli canlıları arasında yer alıyor. Yaklaşık 2 bin türü bulunan denizyıldızları hakkındaki ilginç bilgileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Denizyıldızları hakkında bulunan en eski fosil kayıtları yaklaşık 450 milyon yıl öncesine aittir. Sıcak denizlerden soğuk kutup denizine kadar yaşam alanına sahip olsalar da tatlı suda yaşayamayan denizyıldızlarının yaşam süresi 35 senedir. En büyük türünün çapı bir metre, ağırlığı da beş kilograma ulaşabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Denizyıldızının en etkileyici özelliği vücutlarının kopan kısımlarını yenileyebilmesidir. Bir avcı, denizyıldızının bir kısmını yediğinde kalan eksik kısım bir süre sonra eski haline geri gelir. Denizyıldızının bu becerisine “rejenerasyon” yani “yenilenme” özelliği denir ve bu süreç bir yıl kadar sürebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Denizyıldızları çoğunlukla salyangoz, küçük balık, istiridye ya da midye ile beslense de su yosunları ile yaşamını sürdüren otçul türleri de vardır. Midelerini dışarıya çıkartarak gövdelerinin dışında da sindirim yapabilir, bu sayede kendilerinden daha büyük canlılarla da beslenebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Denizanası gibi denizyıldızlarının da ne kanı ne de beyni vardır. Beyinlerinin yerine sahip oldukları şey karmaşık bir sinir sistemidir. Nöronları sinir uçlarıyla mesaj iletimi yaparak sinir sistemlerinin devamlılığını sağlar. Bunun yanında tehlikeleri hissedebilen güçlü içgüdüleri vardır. Deniz suyu, bir denizyıldızı için gerekli olan tüm besini sağlar. Bu yüzden besinlerin dolaştığı bir kalp veya kanları olmadığı için dolaşım sistemi de yoktur. Sadece onları hayatta tutmak için dolaşım sistemini taklit eden su dolu vücutları bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Denizyıldızları boyut, şekil ve renk olarak birbirinden farklıdır. Bu canlıların en dikkat çekici özelliklerinden biri de kollarıdır. Birçok denizyıldızı türünde beş kol vardır ancak güneş yıldızı gibi bazı türlerde kol sayısı kırka kadar çıkabilir. Mesela; Avrupa denizyıldızında 12, Amerikan denizyıldızında 40 kol vardır. Kolların her biri midye, istiridye gibi hayvanların kabuğunu ayırabilecek kadar güçlüdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bir denizyıldızı, ayrıntıları fazla göremeyen ancak aydınlığı ve karanlığı fark edebilen göz noktalarına sahiptir; bu göz noktaları denizyıldızının her kolunun ucunda bulunur. Gözleri de sanılanın aksine vücutlarının orta kısmında değildir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kuş ve balık gibi avcılardan korunmak için bazı denizyıldızı türünde dikenler vardır. Kimi türleri ise insan gibi avcılardan korunmak için tehlike anında kötü koku salgılama yeteneğine sahiptir.

  • İnsanlık Tarihini Değiştiren Einstein’ın Kişisel Tarihi

    İnsanlık Tarihini Değiştiren Einstein’ın Kişisel Tarihi

    Özel Görelilik Kuramı, Genel Görelilik Kuramı, insanlık tarihinin en ünlü formüllerinden E=mc2, Fotoelektrik Etkisi ki Nobel’i bu teorisiyle kazandı, atom ve moleküllerin büyüklüğünün hesaplanması, Kuantum Fiziği ve Belirsizlik İlkesi, Bose-Einstein İstatistiği… Bunlar Einstein’ın bilimsel çalışmaları… “Modern fiziğin hemen hemen bütün temel ve önemli fikirlerinin kökeni öyle ya da böyle Einstein’a dayanır.” Nobel Ödüllü başka bir fizikçi, Isidor Isaac Rabi, Einstein için bunları söylemişti. Gelin biraz da ünlü bilim insanının hayatına dair detaylara bakalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bir bilim adamı olmasaydı olağanüstü besteler üreten dahi bir müzisyen olma ihtimali çok yüksekti. İyi bir keman müzisyeni olan annesinden keman çalmayı öğrenmişti ve tahmin edebileceğiniz gibi bu konuda çok yetenekliydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Einstein 4 yaşına kadar konuşmaya başlamayınca ailesi endişelenmişti. Oysa günümüzde kimi çocukların zekâ seviyesi yüksek olduğu için konuşmaya geç başladığı biliniyor. Dr. Thomas Sowell tarafından çocukların bu durumuna Einstein Sendromu adı verildi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Einstein’ın okulu ve ezbere dayalı eğitimi sıkıcı bulduğundan söz edilir. Onu bu çıkmazdan cebir ve geometri ile kurtaran kişi mühendis olan amcasıdır. Einstein bunu çocukluğunun en önemli olayı olarak anlatır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İleriki dönemlerinde de eğitim sistemine uyum sağlamakta zaman zaman zorlanır. Büyük bilim insanının gençlik yıllarında 10 yıl boyunca akademide iş bulamadığını biliyor muydunuz? Oysa bu sırada fizikte çığır açacak doktora tezini hazırlıyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Nobel Ödülü aldığını öğrendiği sıralarda ders vermek için Tokyo’daydı ve Imperial Hotel’de kalıyordu. Bir gün kendisine mesaj getiren bir Japon kuryeye verecek bozuk para bulamayınca, “Şansın yaver giderse belki bu notlar alelade bir bahşişten çok daha değerli olabilir.” diyerek Almanca notlar yazıp uzattı. 95 yıl sonra bu notlar ortaya çıktı. Üzerinde şöyle yazıyordu: “Sessiz ve mütevazı bir yaşam mutluluk getirir.” Daha sonra kimileri bu söz için “Mutluluk Teorisi” dedi, kimileri “Mutlu Yaşam Formülü”…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Hitler döneminde Almanya’dan ayrılarak Belçika’ya, oradan İngiltere’ye ve son olarak ABD’ye gitmişti. ABD’de sona eren yaşamı boyunca mütevazı bir tarz benimsedi. Kendi dehası konusunda da mütevazıydı ve bu sözlerine yansırdı: “O kadar akıllı olduğumdan değil, ben sadece problemler üzerinde biraz daha fazla kalıyorum.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Mütevazı deha, bir konuşmasında da şöyle demiştir: “Bence insanların kişilikleri her zaman eksik değerlendirilmiştir. Eminim, doğa bizlere farklı yetenekler bahşetti. Çok büyük yeteneklere sahip olup da, sessiz sakin, gözden uzak yaşayan insanlar olduğuna da eminim. Bu insanları es geçip, aralarından birkaçını yüceltip onlara üstün insan muamelesi göstermek bana hiç adil gelmiyor. Benim yazgım da böyle aslında. Çalışmalarımın ve başarılarımın popülaritesiyle, gerçek olan arasındaki tezat oldukça gülünç…”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Einstein’ın beyninin ABD’de Wichita’da yaşayan Dr. Thomas Harvey’in evinde bir kavanozda olduğunu biliyor muydunuz? 1955 yılında yaşamını kaybeden bilim insanı için otopsi yapıldı ve dehasıyla ilgili araştırma yapmak üzere beyni çıkarıldı. Uzmanlar Sylvian yarığının gelişmiş olduğunu ve bunun beyindeki bilgi alışverişini kolaylaştırdığını, bilgiler arasında bağlantı kurma yetisini artırdığını belirtiyorlar.

  • İZMİR’İN BULUŞMA NOKTASI: TÜM İNCELİĞİ İLE İZMİR SAAT KULESİ

    İZMİR’İN BULUŞMA NOKTASI: TÜM İNCELİĞİ İLE İZMİR SAAT KULESİ

    İzmir Saat Kulesi’nin ülkemizdeki tüm saat kuleleri içinde en iyi fotoğraf verenlerden biri olduğunu söylersek abartmış olmayız. Duvarlarındaki ince işçilikle, estetik ve zarif görüntüsüyle dikkatleri çeken yapıyı biraz daha yakından tanımak için lütfen okumaya devam edin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Saat Kulesi, Konak Meydanı ile anılır.” title_font_size=”13″]

    İzmir Saat Kulesi’nin en kestirme tarifi için Konak Meydanı’ndaki kule demek yeterlidir. Bu tarihi meydan, adını,1869-72 yılları arasında az öteye inşa edilmiş olan Hükümet Konağı’ndan alır. Eskiden araç trafiğine de açık olan meydan günümüzde sadece insanları ve sokak hayvanlarını ağırlamaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yapıldığı yıl padişahın tahta çıkış yıl dönümüydü.” title_font_size=”13″]

    Osmanlı sultanı II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yıldönümünü kutlamak için ülkenin farklı noktalarına birçok saat kulesi inşa edilmiştir. 1901 yılında İzmir’deki meydana 81 m2’lik bir alana dikilen söz konusu saat kulesi de onlardan biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çeşmeli Saat Kulesi olarak da bilinir.” title_font_size=”13″]

    25 metre yüksekliğinde olan kulenin ayrıcalıklı taraflarından biri, şadırvana benzetilen ve çevresinde dört çeşme bulunan ilk katıdır. Bu özelliği nedeniyle Çeşmeli Saat Kulesi olarak da anılır. İkinci katında gövdenin etrafını çevreleyen küçük nişli, seyir balkonlarını andıran bölümler vardır. Gövdesine uzaktan bakıldığında dantel gibi duran kabartmalar, baklava dilimleri içindeki beş kollu yıldızlar dikkat çeken detaylardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kuledeki Kuzey Afrika üslubu Fransız mimar tarafından seçilmiştir.” title_font_size=”13″]

    Genel havası ile Kuzey Afrika’dan esintiler taşıyan Saat Kulesi’nin mimarı, o dönem ülkemizin önemli tasarımcılarından olan Fransa doğumlu İzmirli mimar Raymond Charles Péré’dir. Kendisini böyle bir kulenin yapılması için görevlendiren kişi ise İzmir’e 1895 yılında vali olarak atanan Kamil Paşa’dır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kulenin saati Alman imparatorunun hediyesidir. ” title_font_size=”13″]

    Kule’nin dış yüzüne yerleştirilen 75 cm. çapındaki dört adet saatin,Alman imparatoru II. Wilhelm tarafından, hatta aynı günlerde Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yine II. Abdülhamit onuruna yapılmakta olan bazı kulelerin saatinin de yine Alman imparator tarafından hediye edildiği rivayet edilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kulenin saati tarihte sadece bir kere durmuştur.” title_font_size=”13″]

    Günümüzde tüm dakikliği ile işlemekte olan kule saatinin kurulduğu günden bu yana bir kere durduğu, onun da 1974’te 5.2 büyüklüğündeki İzmir depreminde olduğu söylenir. Bu durgunluk iki yıl sürmüş, yapılan onarım çalışmalarından sonra eski canlılığına kavuşmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İzmir Saat Kulesi’ne nasıl gidilir?” title_font_size=”13″]

    Yazının başında adres için Konak Meydanı demenin yeterli olduğunu söylemiştik, bu arada halk arasında Konak Meydanı olarak bilinen yerin resmî adının Atatürk Meydanı olduğunu da ifade edelim. Konak ilçesindeki Konak Meydanı’na İzmir’in farklı noktalarından ulaşım metro, tramvay, otobüs gibi araçlarla sağlanabilir. Saat kulesinin hemen arka tarafında kalan Konak Vapur İskelesi de deniz ulaşımını tercih edenler içindir.

  • EDEBİYATIN MÜTEVAZI KALEMİ

    Çek asıllı Fransız yazar Milan Kundera, 11 Temmuz 2023’te aramızdan ayrıldı. Kaleme aldığı 14 eseriyle kitapseverlerin gönlünde taht kuran Kundera, ülkesi Çekya’daki siyasi çalkantılar nedeniyle uzun yıllar Fransa’da yaşamak zorunda kalmış bir yazar. Çoğu otoriteye göre son varoluşçu edebiyatçı olan Kundera’nın yaşam hikâyesini sizlerle paylaşıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Milan Kundera, 1 Nisan 1929’da Çekya sınırları içerisinde yer alan Moravya bölgesinin başkenti Brno’da orta sınıf bir ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelir. Babası bir müzisyendir ve aynı zamanda Brno Müzik Akademisinde müdürlük yapmıştır. Kuzeni, Çek avangart edebiyatının önemli kalemlerinden şair Ludvik Kundera’dır. Kendisi de lise yıllarında ilk şiirlerini yazmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Küçük yaşta piyano çalmayı öğrenen Kundera, ilerleyen yıllarda yazacağı çoğu eserinde müziğin belirleyici unsurlarından faydalanır, müzikten ilham alır. 1945’te henüz lise öğrencisiyken ünlü Rus şair ve yazar Vladimir Mayakovski’nin şiirini tercüme eder ve kendisi de lirik tarzda şiirler üretir. Şiirlerinden bir tanesi 1946’da bir dergide yayımlanır. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Prag’daki Charles Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde edebiyat ve estetik üzerine iki dönem eğitim alan Kundera; daha sonra film akademisine geçerek yönetmenlik üzerine makaleler yazar. 1960’larda akademide film dersleri verir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1968’de Rusya’nın Çek istilasından sonra, Prag Müzik ve Sanatlar Akademisindeki görevinden uzaklaştırılan Kundera, politik baskılara dayanamayarak 1975’te Fransa’ya göç eder. “Gülüşün ve Unutuşun Kitabı”nın yayımlanmasının ardından Çekoslovak hükümeti, Kundera’yı politik görüşlerinden dolayı 1978 yılında vatandaşlıktan çıkarır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ülkesinden sürülen ve 1981’de Fransa vatandaşı olan Kundera, kitaplarını Fransızca yazar hatta bazı eserlerinin Çekçeye çevrilmesine engel olur. 1983’te Michigan Üniversitesi tarafından fahri doktora ünvanına layık görülür. Nobel Edebiyat Ödülü için birkaç kez aday gösterilse de bu ödülü hiçbir zaman alamaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çağımızın en başarılı düşünsel roman yazarı ve varoluşçuların sonuncusu olarak nitelendirilen Kundera’nın son kitabı “Bir Buluşma”, 2009 yılında yayımlanır ve 2010 yılında Türkçeye çevrilir. Ülkesinden yıllarca uzak kalan Kundera’nın vatan hasreti Çekya Başbakanı Andrej Babis’in çalışmaları ile 2019’da son bulur, ölmeden önce ailesini ve arkadaşlarını ziyaret etmek için sessizce ülkesine gider.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Uzun süren rahatsızlığının ardından Paris’teki evinde 11 Temmuz 2023’te vefat eder. Ölümüne kadar da münzevi bir hayat süren Kundera’nın en sevilen eserleri arasında ”Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği”, ”Gülüşün ve Unutuşun Kitabı”, ”Roman Sanatı” ve ”Ölümsüzlük” yer alır. En popüler kitabı olan “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği”, Amerikalı yönetmen Philip Kaufman tarafından sinemaya uyarlanır ve büyük ilgi görür.

  • SABUN HAKKINDA KISA BİLGİLER

    SABUN HAKKINDA KISA BİLGİLER

    Sabun konusu sabunköpüğü bir konu değil… Sabunun bırakın temizlik ve hijyen için hayatımızdaki önemini, bir sepetin içinde farklı kalıplarda, farklı renklerde duran görüntüsünün bile insan üzerinde terapi yaratan bir etkisi bulunur, tabii ortalığa misler gibi yaydığı kokunun da bundaki payı büyüktür. İnsanın dünyasına dâhil olduğu bir zaman dilimi var elbette ama bundan sonra sabunsuz bir dünyayı hayal etmesi bile güç. Siz bu yazıyı okumaktayken de yeryüzünde milyarlarca insan tarafından milyarlarca adet sabun kullanılıyor. Özetle sabun konusu, oldukça önemli bir konu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    sabun çeşitleri, doğal sabun
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    sabun çeşitleri, doğal sabun
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    sabun çeşitleri, doğal sabun
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    sabun çeşitleri, doğal sabun
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    sabun çeşitleri, doğal sabun
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    doğal sabun
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    sabun çeşitleri, doğal sabun
  • BİRBİRİNDEN SEVİMLİ BENEKLİ HAYVANLAR

    Hayvanlar âlemi, fiziki özelliklerinden tutun da yaşam alanlarına kadar başlı başına kocaman bir dünya. Kültür ve Yaşam sayfalarında bu renkli dünyaya sık sık yer vermeye çalışıyoruz. Aşağıda fotoğraflarını gördüğünüz canlılarla aynı gökyüzü altında yaşıyor olmak sizce de heyecan verici değil mi?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kırmızı ya da sarı üzerine siyah puantiyeleri ile en ünlü benekli hayvanlar uğur böcekleridir. Bazen de siyah üstüne kırmızı ve sarı puantiyeleri olabilir. Baharın habercisi olarak görülen uğur böcekleri çok iyi uçarlar ve uç uç böceği olarak da bilinirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Uzun boyun ve bacaklarıyla en özgün canlı türlerinden olan zürafalar, benekleriyle de özeldir. Hatta farklı zürafa türleri beneklerinin rengi ve şekline bakılarak ayırt edilir. Örneğin Namibya zürafası ismi verilen türün yüzünde benek bulunmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Beyaz üstüne siyah veya kahverengi benekleriyle en ünlü çizgi film karakterlerinden olan dalmaçya köpeği veya dalmaçyalı, tamamen beyaz doğar ve sonradan beneklerine kavuşur. Dalmaçyalıların anavatanı olarak Hırvatistan’ın Dalmaçya bölgesi gösterilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kedigiller familyasından olan ve pars adıyla da bilinen leoparın post rengi parlak sarıdan kahverengiye değişebilir ve üstünde siyah benekler bulunur. Tamamen siyah olarak görülen leoparlara dikkatlice bakıldığında ise üzerlerinde benekler olduğunu görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Normalde geyiklerin çoğunda benek bulunmaz ama bazı türlerinde görülebilir. Özellikle Güney Asya’da yaşayan ve “benekli geyik” ismiyle bilinen tür onlardan biridir. Bu tür, açık kahve postunun üzerinde beyaz beneklere ve 75 cm’ye kadar uzayabilen boynuzlara sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Birbirinden farklı fiziki özelliklere sahip baykuş türleri vardır ve Güney Amerika’da yaşayan, kahverengi üstüne beyaz benekleriyle tanınan “benekli baykuş lucida” da onlar arasındadır. Orta ve Güney Amerika, birçok benekli türün anavatanıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Sığır ailesinin yavrulayan dişisine inek diyoruz. İneklerin fiziki özellikleri ırkına göre birbirinden farklı olabilir. Örneğin Hollanda kökenli Holstein ineğinin benekleri, parmak izi gibi canlıya özeldir, yani her birinin benek dizilimi farklıdır.