Blog

  • Binlerce Yıldır Başaktan Soframıza Gelen Lezzet

    Binlerce Yıldır Başaktan Soframıza Gelen Lezzet

    Buğdaygiller ailesinden olan bitkilere ve onların tohumlarına tahıl deniyor. Tahıl ürünleri içinde sıcak iklimleri sevenler kadar ancak soğuklarda yaşam bulanlar da var ve bu aile yüzlerce cins ile binlerce tür barındırıyor. Altı tanesini sizin için listemize taşıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Buğday için en çok kullanılan ama çok da doğru olan ifade temel besin maddesi oluşudur. Anadolu’dan, Kafkasya’dan ve İran’ın batı kısmından dünyaya yayıldığı düşünülen buğdayın ana malzemesi olduğu en lezzetli yemeklerin başında ise çorba geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Önemli karbonhidrat kaynaklarından olan bulgur, buğday tanelerinden elde edilen bir tahıl ürünüdür. Esmer ve sarı bulgur olarak ikiye ayrılırken, kalın ve ince taneli olarak da sınıflandırılır. Kalın tanelisi ile pilav yapılırken, ince bulgur en çok kısıra yakışır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bir tahıl ürünü olan arpa, üretim yoğunluğu açısından dünyada mısır, buğday ve pirinçten sonra 4’üncü sırada geliyor. Arpa ekmeği ise dünyanın en eski tarifleri arasında gösterilirken faydaları saymakla bitmiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Mısır’dan İstanbul’a “Mısır buğdayı/Mısır darısı” isimleriyle 1600’lerde getirilen mısır için her tür salatanın en uyumlu eşlikçisi diyebiliriz. Tabii hafif ve sağlıklı bir salatanın ana malzemesi olarak da tercih edebilirsiniz ama lezzetini ve besin değerini artırmak için yeşillik ilave etmeniz yerinde olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    8 bin yıldır tükettiğimiz ve yemek masalarımızın olmazsa olmazlarından pirinç dünyada da en çok kullanılan tahıl ürünüdür. Türk mutfağında çok farklı lezzetler içinde görebileceğiniz lezzet, dolma içine girdiğinde tadının zirvesine ulaşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    çavdar ekmeği

    MÖ 6500 yılına kadar hikâyesi olan çavdar oldukça soğuk iklimlerde yetişiyor ve ülkemizde en çok Kayseri’de üretiliyor. Ekmeği ise karbonhidrat, protein, potasyum ve B vitamini içeren sağlıklı yapısı, kendine has kokusu ve lezzeti için tercih ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Başakları salkım şeklinde olan yulafın beyaz, siyah, kırmızı, sarı ya da boz renginde çeşitleri bulunmakta… Karbonhidrat, protein ve lif açısından zengin bu tahıl, kekten kurabiyeye farklı ve eğlenceli lezzetler için kullanılabiliyor.

  • DÜNYANIN EN ÜNLÜ KEDİLERİ

    Sevimlilikleriyle milyonlarca insanın kalbini çalan kediler samimi doğaları ve şirin görünümleri ile dünya genelinde büyük bir hayran kitlesine sahip. Özellikle internetin yaygınlaşmasıyla bazı kediler sosyal medya platformlarında fenomen haline gelerek ün kazandı. Ancak internetten önce de dünya çapında ünlenen kediler vardı. Yazımızda tarihe isimlerini yazdıran kedileri, hikâyelerini ve fenomen olmalarının ardındaki nedenleri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    18. yüzyılda yaşamış ünlü İtalyan besteci Domenico Scarlatti’nin kedisi Fague (Füg) sayesinde en ünlü eserinden birini bestelediği söylenir. Resmî adı “Kk. 30, Fa Minör Füg” olan tek bölümlük ünlü sonatı, gayriresmî olarak “Kedi Fügü” olarak biliniyor. Lakabı Pulcinella olan kedisinin piyano tuşlarının üzerinde gezinmesiyle ortaya çıkan notaları bir kenara not eden sanatçı, bunun üzerine koca bir füg bestelemiş. Bu hikâyenin gerçekliği tartışılsa da Pulcinella, tarihe “müzisyen kedi” olarak ismini yazdırmayı başardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Orangey adlı sarman kedi bugüne kadar pek çok önemli filmde rol aldı. Ünlü hayvan bakıcısı Amerikalı Frank Inn tarafından keşfedilen Orangey, 1951’de “Rhubarb” filmiyle sinema dünyasına adım attı. Ancak asıl şöhretini 1961’de unutulmaz aktris Audrey Hepburn ile birlikte rol aldığı “Tiffany’de Kahvaltı” filmiyle yakaladı. Hepburn’ün kedisi rolüyle ününün doruğuna ulaşan Orangey, bu iki film ile Amerika’da hayvanlar âleminin Oscar’ı olarak kabul edilen Patsy Ödülü’ne de layık görüldü.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Parisli sokak kedisi Félicette, 18 Ekim 1963’te Cezayir’de bulunan Fransız üssünde Veronique AG1 sondaj roketine yerleştirilerek uzaya fırlatıldı. Uzayın derinliklerinde 200 kilometre yol katettikten sonra kapsülü atmosfere giriş yaparak paraşütle dünyaya iniş yaptı. Ancak Félicette tüm aramalara rağmen bulunamadı ve hatırasını yaşatmak için fotoğrafı pul olarak basıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    2012’de internette fenomen olan ilk kedi olan Grumpy, gerçek adı ile Tardar Souce (Tartar Sos), suratsız ifadesiyle herkesin sempatisini kazandı. 2019’da aramızdan ayrılan Tartar Sos’un şöhretini yakalaması, sahibi Tabatha’nın kardeşinin kedinin fotoğrafını bir siteye eklemesi ile gerçekleşti. Tartar Sos’un huysuz görünüşünün sebebi, cüce kedi olması ve bir diş sorunu olan maloklüzyon rahatsızlığından kaynaklanıyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İstanbul, tüm dünyada kedileriyle ünlü bir kent. Bu kediler arasında en ünlüsü ise Ayasofya’da yaşayan ve turistlerin ilgi odağı olan Gli. 2004’te Ayasofya’da doğan ve büyüyen Gli’yi tüm dünya Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama’nın 2009’daki Ayasofya ziyaretinde tanıdı. 2020’de cami olarak tekrar ibadete açılan Ayasofya’yı ziyaret eden herkesin ilgi odağı haline gelen Gli, “dünyanın en fazla fotoğrafı çekilmiş kedisi” ünvanını elinde bulunduruyor. Sevimli kedi Gli, 7 Kasım 2020’de yaşlılığa bağlı olarak aramızdan ayrıldı.

  • İNTERNETTEN ALIŞVERİŞ YAPARKEN BUNLARA DİKKAT!

    Büyük bir sanal dünyanın içinde yaşıyoruz; artık her şey yalnızca “bir tık” ötemizde. Bilgiye de günlük ihtiyaçlarımıza da erişimimiz çok kolay. Bu durum her ne kadar hayatımızı büyük oranda kolaylaştırıyor olsa da günün sonunda bizi mağdur olma durumuyla da karşı karşıya getirebiliyor. Özellikle internet alışverişlerinde bizleri bekleyen pek çok tehlike var; bu tehlikeler yanlış ürün gönderiminden ibaret değil, bazı durumlarda ciddi hukuki mücadeleler vermemize de yol açabiliyor. Güvenli olmayan sitelerden yapılan her alışveriş, yeni bir risk doğuruyor. Bu tehlikeden yola çıkarak internet alışverişinde dikkat edilmesi gerekenleri sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • Annenize Kendi Ellerinizle Hazırlayabileceğiniz 8 Hediye

    Annenize Kendi Ellerinizle Hazırlayabileceğiniz 8 Hediye

    Anneler günü yaklaşırken en sevdiğimize nasıl bir hediye vereceğimizi düşünmeye başlarız. Çocukluğumuzdan beri her ürettiğimizi, her yarattığımızı, en ufak bir başarımızı bile coşkuyla karşılayan annemize en güzel hediye kendi ellerimizle üreteceğimiz ona özel bir armağan değil midir? Bu listemizde annenizi sevindirmek için hazırlayabileceğiniz hediye fikirlerini bir araya getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Anneniz sabah uyandığında ona en sevdiği lezzetleri, kendi el yazınızla yazdığınız bir not ve çiçeklerle süslediğiniz bir kahvaltı tepsisinde servis edin. Ne kadar sevindiğini gözlerinde göreceksiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2# ” title_font_size=”13″]

    Annenizin ve kendinizin birer fotoğrafını bir madalyon kolyenin iki yüzüne yerleştirin, aranızdaki tükenmez sevgiyi ölümsüzleştirin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Hemen her anne çiçeklere bayılır ve her ilkbaharda yeni çiçekler diker. Anneniz için hazırlayacağınız, kendi ellerinizle boyadığınız saksılarda emin olun ki en sevdiği çiçekleri yetiştirecek.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Hayatınızın her anında yanınızda olan annenize bu yolculuğunuzu özetleyen bir fotoğraf albümü hazırlayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Anneler derli toplu olmayı sever. Kendi ellerinizle süsleyerek ona layık hale getirdiğiniz bir takı kutusuna ise bayılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Eğer eliniz sanata, ince işlere yatkınsa bu fırsatı kullanın ve anneniz için seramik ürünleri boyayarak ona özel süs eşyaları yaratın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Tatile gittiğinizde, deniz kenarında yürüyüşe çıktığınızda toplayacağınız deniz kabuklarıyla anneniz için rüzgârda dinlendirici sesini dinleyebileceği bir rüzgâr çanı yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8# ” title_font_size=”13″]
    anne, çocuk

    Anneler Günü’nde ona hediye vermek hoşunuza gitse de amaç onu ne kadar sevdiğinizi hatırlatmak değil mi? Unutmayın ki annenize sarılıp öpmeniz de yeterli…

  • DOĞANIN EN SEVİMLİ KEMİRGENLERİ: SİNCAPLAR

    DOĞANIN EN SEVİMLİ KEMİRGENLERİ: SİNCAPLAR

    Çizgi film karakteri olarak en çok tercih edilen hayvanlar arasında sincaplar da bulunuyor. Bu durumu öğrenme merakları, saklama dürtüleri, pofuduk tüyleri derken alabildiğine sevimli olmalarına bağlamak yanlış olmaz. Anadolu’nun bazı yerlerinde çekelez adıyla bilinen bu minik canlıların gerçek dünyasına gelin kısa bir göz atalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sincapların kürk rengi, sarıdan kızıla uzanan renk aralığındadır ve türüne, yaşadığı coğrafyaya göre değişiklik gösterebilir. Boyu 20-25 cm civarında olan bir sincabın kuyruğu da neredeyse aynı uzunluktadır. Fiziki yapısında kuyruğu kadar dikkat çeken diğer bir unsur da iri yapılı parlak gözleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Havada bir kuş gibi süzülen sincap göremezsiniz elbette ama bir daldan birkaç metre ötedeki diğer dala kollarını ve bacaklarını açarak uçarcasına atlayan sincap görmeniz muhtemeldir. Çok iyi zıplar, çok iyi tırmanırlar. Bir ağacın gövdesini baş aşağı ve baş yukarı rahatlıkla boydan boya katedebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yuvalarını ya ağaçların tepelerine doğru ya çatallaşmış dalların köklerine yakın bir yere yaparlar. İçini otlarla doldurarak yumuşak bir zemin hazırlar ve yavrularını burada doğururlar. Bir sincabın gebelik süresi 30-40 gün kadardır. Tek seferde 3 ile 7 arasında yavru dünyaya getirebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Zaman zaman minik böcek de yiyen sincaplar aslında otobur canlılardır. Bitki tohumlarını, iğne yapraklı ağaçların dallarını, mantar, kozalak, palamut, ceviz, fındık ve bademi severek tüketirler. Buna karşılık neredeyse tüy gibi hafiftirler, bir sincabın ağırlığı 25-50 gram arasında değişebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ceviz, fındık, palamut gibi besinlerin stoğunu yapmayı, yani daha sonra yemek üzere saklamayı çok severler. Ne var ki sakladıkları yerleri zaman içinde unuturlar. Unutuldukları yerde filizlenip kök salan bitkiler zamanla ağaca dönüşür. Bazı bölgelere ağaçlanma çoğalsın diye sincap bırakılması da bilinen bir uygulamadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ne kadar meraklı olduklarını anlamak için hareketlerini izlemek bile yeterlidir. Öğrenme dürtüsü gelişmiş olan sincaplar henüz birkaç aylık iken eğitilip evcilleştirilebilirler. Fakat üç aylıktan büyük bir sincabı eğitmek o kadar kolay olmayacak, kemirgen olan canlının ev ortamıyla uyumu zorlaşacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ortalama ömrü 7-8 yıl olan sincapların en bilinen çeşitleri arasında boz sincap, kızıl sincap, Sibirya çizgili sincabı, Kuzey Amerika gri sincabı, Hint kırmızı sincabı bulunur. Ülkemizde İstanbul’un ormanlık alanlarında da Doğu Karadeniz’de de Toros Dağları’nda da sincap görmek mümkündür.

  • BİLİM İNSANLARINDAN ÖZLÜ SÖZLER

    Onlar; yaşamın kaynağı, varlığımız, evrenimiz, yaşadığımız dünya, bilimsel ve teknolojik konular üstüne araştırmalar yapıp keşiflerde bulunan dehalar. Çalışmaları doğrultusunda olsun ya da olmasın kayıtlara geçen sözleri bile yol gösterir nitelikte… İşte onlardan birkaçı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • PİLİN İCAT SERÜVENİ

    Piller, elektrik enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürerek depolayan ve gerektiğinde bu depolanan enerjiyi elektrik enerjisi olarak geri veren cihazlardır. Artık günümüzde cihazları çalıştırmak için farklı güç kaynakları kullanılsa da bir zamanlar birçok cihaz pil ile çalışıyordu. Günlük hayatımızda önemli bir rol oynayan pilin nasıl icat edildiğini merak ediyorsanız hikâyesi yazımızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bilinen en eski piller “Bağdat pilleri”dir. M.Ö. 250 ve M.S. 640 yılları arasında yapıldığı tahmin edilen bu ilkel pil; kilden 14 santimetre uzunluğundaki bir çömlek içerisindeki demir çubuklardan oluşur. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Amerikalı mühendis Willard Gray, Bağdat pili olarak bilinen bu kavanozun bir kopyasını yaparak içine üzüm suyu doldurur ve 1,5 ila 2 volt arasında elektrik üretmeyi başarır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Günümüzde kullandığımız pili 1799’da İtalyan fizikçi Alessandro Volta icat eder. Farklı metallerin değişik elektrokimyasal potansiyellere sahip olduğunu keşfeden Volta, alternatif iletken özelliklere sahip bir dizi hücreyi birbirine seri olarak bağlar ve elektrik üreten ilk pili hayata geçirir. 1800’de Birleşik Krallık’ta bilimsel gelişmeleri desteklemek için kurulan Kraliyet Cemiyetine yeni icadını bildiren bir mektup yollar. Bu buluşla Volta, elektriğin kimyasal metotlarda üretebileceğini kanıtlar. O dönemde yaygın bir görüş olan elektriğin yalnızca canlılar tarafından üretildiği şeklindeki teoriyi de tepetaklak eder. Bu fikir o dönem neden bu kadar yaygın bir görüş olmuştur? Bir sonraki maddemizde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Volta pili icat etmeden önce, 1780’de İtalyan hekim Luigi Galvani ölü kurbağalar üzerinde elektriksel deneyler yapar. İki farklı metali ölü bir kurbağanın bacaklarındaki kaslara temas ettirdiğinde bacakların kıpırdadığını fark eden Galvani, bunu “hayvansal elektrik” olarak adlandırır. Ancak Volta, yakın arkadaşı da olan Galvani’nin bu fikrini kabul etmez ve elektriğin kurbağadan değil farklı metallerden kaynaklandığını açıklar. Ayrıca pil icat edilmeden önce sürtünmeyle elde edilen statik enerji bilinse de ne bunu depolayabilme ne de bu enerjiyi sürekli olarak elde etmeye yarayan bir teknoloji vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Volta, bakır ve çinko metallerinin arasına tuzlu suya batırılmış kumaş ya da kartonlar yerleştirerek elektrik akımı elde etmeyi başarır. Bu üç malzeme bir “hücre”yi tamamlar ve ne kadar çok hücre varsa o kadar fazla elektrik akımı oluşur. Böylece voltaik pil olarak adlandırılan ilk pil, 1800 yılında Alessandro Volta tarafından icat edilir. Volta’nın pili icat etmesi peşi sıra birçok yeniliği de hayatımıza kazandırır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Elektrikli aydınlatma ve cihazların kullanımını artıran bu yeni buluşun ardından Fransız fizikçi Gaston Plante, şarj edilebilen pili icat eder. Bu buluş, ileride kullanılacak olan elektrikli araçların ve diğer şarj edilebilir tüm elektronik cihazların önünü açar. Bugün kullandığımız kumandalar, dizüstü bilgisayarlar, saatler, elektrikli otomobiller ve cep telefonu gibi hayatımızın bir parçası haline gelen cihazlar, şarjlı pilin icadıyla ortaya çıkar. Günümüzde ise pil teknolojisi oldukça ilerlemiştir. Değişik boyutlarda ve alternatif materyallerle üretilen pillerin farklı kapasiteleri vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Şarjlı ya da tek kullanımlık olsun her pilin bir ömrü vardır. Ömrünü tamamlamış piller çöpe atıldığında içerdikleri cıva, kurşun ve kadmiyum gibi metaller zamanla toprağa, yer altı sularına, denizlere karışarak doğaya ve canlılara zarar verebilir. Bu yüzden atık pillerin çöpe atılmaması, bunun yerine geri dönüştürülmesi gerekir. Ülkemizde, atık pilleri geri dönüştürmek için okullara, muhtarlıklara, market ve eczane gibi alanlara atık pil toplama kutuları yerleştirilmiştir. Siz de ömrünü tamamlamış pilleri atık pil toplama kutularına atarak hem doğaya verilecek zararın önüne geçebilir hem de değerli metalleri geri kazandırarak ekonomiye katkı sağlayabilirsiniz.

  • MUTFAKLARIN DEMİRBAŞI PATATES VE PATATESLİ LEZZETLER

    Mutfakların demirbaşı olan ürünler vardır; soğan, sıvı yağ, salça, tuz, şeker gibi… Bunların arasına patates de rahatlıkla dâhil edilebilir. Bu sebzenin kırmızıdan mora, sarıdan beyaza farklı çeşitleri vardır ama rengi yeşile dönen ve filiz veren patatesleri tüketmemeniz de sizlere tavsiyemiz.  Çünkü bu patatesler fazla miktarda tüketildiğinde zehirlenmelere neden olabilir. Uyarımızı da yaptıktan sonra patates hakkında daha keyifli bilgilere geçebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tarihçesi 8-10 bin yıl önceye ve Güney Amerika’ya uzanan patates, İspanyollar tarafından 16. yüzyılda taşındığı Avrupa’da, İncil’de adı geçmediği için önceleri kabul görmemiş. Günümüzde ise Avrupa başta olmak üzere dünyanın her yerinde tüketiliyor. Toprak altında yetişen bu kök sebze, yüksek miktarda potasyum, selenyum, manganez, kalsiyum, demir ve çinko içermektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bol lif içeren patatesin en keyifli sunumlarından biri kumpirdir. Tarifin ilk aşamalarında, ebat olarak büyük patateslerin fırında pişirilmesi, karnının yarılması ve iç kısmının tuz ve tereyağı ile ezilmesi yer alır. Rendelenmiş kaşar peyniri ve arzuya göre bezelye, zeytin, mısır, pancar salatası, kısır gibi malzemeler ilave edilerek servis edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yetişmesi son derece kolay olan, dünyada en çok Çin, Hindistan ve Rusya’da üretilen, ülkemizde Niğde ve Nevşehir başta olmak üzere pek çok şehirde yetiştirilen patates, Anadolu’da pek çok yöremizde tencere yemeği tariflerinde kullanılmaktadır. Patates yemeklerinin, sadesinden etlisine, oturtmasından köftelisine farklı tarifleri bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İçerdiği karbonhidrat değeri ile son derece besleyici olan, mısır, buğday ve pirinçten sonra en önemli karbonhidrat kaynağı olarak kabul edilen patatesin 400 civarında çeşidi ve onlarca yemek tarifi bulunmaktadır. Onlardan biri de dilimlenmiş patateslerin üzerine kaşar peyniri, krema, sarımsak ve baharat döküp fırına verilmesiyle yapılan patates gratendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Çıtır, elma dilim veya cips patates… Kızarmış, haşlanmış veya fırınlanmış… Patatesin bu versiyonları atıştırmalık için ideal olduğu kadar, yemek yanında garnitür olarak servis edilmeye de son derece uygundur. Yeri gelmişken dünyada her yıl 13 Temmuz gününün “Patates Kızartması Günü” olarak kutlandığını da ekleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Patatesin en leziz hallerinden biri de püre kıvamıdır. Haşlanan patateslerin önce bir miktar ezilmesi, ardından süt ve tereyağı ile pürüzsüz bir hale gelinceye kadar blenderdan geçirilmesiyle elde edilir.  Tuz ve karabiber ekleyeceğiniz tarife dilerseniz rendelenmiş kaşar peyniri de ilave edebilirsiniz. Patates püresi patlıcan veya tepsi kebabı, soslu köfte veya rosto gibi yemeklerin yanında enfes bir tamamlayıcı lezzet olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Patates, poğaça, minik pizzalar ve hatta kek tariflerinde bile kullanılabilen bir sebzedir. Ama hamur işlerinde sıklıkla kullanıldığı tariflerden biri börek, diğeri de gözlemedir. Tarifine göre iç harcı çiğ veya kavrularak oluşturulabilir ve farklı baharatlar içerebilir. Yine de pul biber ve karabiberin her iki tarif için de ideal olduğunu söyleyebiliriz.

  • MODERN ÇAĞIN OZANI: BARIŞ MANÇO

    Anadolu rock ve pop müziğin önde gelen isimlerinden şarkıcı, besteci, söz yazarı, oyuncu, televizyon programcısı, ressam ve gezgin Barış Manço’nun vefatının üzerinden 25 sene geçti. Ünü ülkemiz sınırlarını aşan çok yönlü sanatçımız hakkındaki bilgileri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sanatçının tam adı Tosun Yusuf Mehmet Barış Manço’dur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Müzik kariyerine çok erken yaşta başlar. İlk konserini 1962’de İstanbul Bebek Gazinosu’nda verir. O dönemde henüz 19 yaşında olan sanatçı, önemli bir müzik ikonu haline gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Japonya’da konser veren ilk Türk sanatçıdır. 1984’te verdiği konserler ile Türk müziğini Japonlara tanıtan Manço, ülkede büyük bir hayran kitlesi edinir. “Lion and Gazelle” şarkısı ise onu uluslararası alanda tanınan bir şarkıcı haline getirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    En bilinen ve en sevilen eserlerinden biri olan Gülpembe şarkısını henüz 13 yaşındayken kaybettiği ve çok sevdiği Gülpembe isimli babaannesi için yazar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Fransızca, İngilizce ve İtalyanca gibi dillere de hakim olan sanatçı, bu dillerde şarkılar söyleyip eserler üretir. 1987’de “Belçika Kültür Elçisi”, 1992’de “Belçika Krallığı Leopold II Şövalyesi Nişanı” ve “Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi Nişanı”, 1995’te “Japonya Min-On Vakfı Yüksek Şeref Madalyası”, 1997’de “Belçika Liege Prensliği Onursal Hemşehrilik Beratı” gibi ödüllere layık görülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Barış Manço’nun ismi sanatçının vefatının ardından anısını yaşatmak için eski adıyla İnciburnu olan Şehir Hatları vapuruna verilir. 2019 yılında 6 ay onarım ve bakım çalışması yapılan Barış Manço vapuru, yenilendikten sonra ilk seferini sanatçının 21. ölüm yıl dönümüyle 2020’de özel bir etkinlikle gerçekleştirir. Kadıköy-Beşiktaş iskelesinden 10.30’da Beşiktaş-Kadıköy iskelesinden de 11.00’de hareket eden “Barış Manço Vapuru”, 12.00’de Kanlıca iskelesine yanaşır; ailesi, dostları ve sevenleri tarafından kabri ziyaret edildikten sonra sanatçının unutulmaz eserleri dönüş yolunda hep birlikte seslendirilir. 2003 yılından bu yana her yıl geleneksel olarak şubat ayının ilk pazarı düzenlenen “Barış Manço Vapur Etkinliği”, Türkiye’nin dört bir yanından gelen Barış Manço sevenleri ile seferini gerçekleştirir.

  • Usta Oyuncu Tomris İncer ve Hayat Verdiği 8 Karakter

    Usta Oyuncu Tomris İncer ve Hayat Verdiği 8 Karakter

    Tiyatromuzun unutulmaz isimlerinden Tomris İncer’i ne yazık ki 2015 yılında kaybettik. Oyunculuk kariyeri boyunca, tiyatro sahnelerinde Shakespeare’den Orhan Kemal’e birçok ünlü yazarın kaleminden çıkan karakterleri canlandırdığı gibi televizyon ekranlarında da başarılı dizilere güçlü oyunculuğuyla renk kattı. Bu değerli oyuncumuzu hayat verdiği 8 karakterle anıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aşk ve Ceza’nın Şahnur Baldar’ı” title_font_size=”13″]

    2010 yılında ekranlara gelen başarılı televizyon dizisinde şanssız bir aşk hayatı olan bir adamın, Savaş Baldar’ın annesini oynamıştı Tomris İncer. Sert, herkesin çekindiği kayınvalide rolünü başarıyla canlandırmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tehlikeli İlişkiler’in Bayan Rosemonde’u” title_font_size=”13″]

    Dünya edebiyatının başeserleri arasında sayılan Choderlos de Laclos’un Tehlikeli İlişkiler’i 2010 senesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Tiyatrosu tarafından sahnelendi. Oyun tehlikeli aşk hikâyelerine odaklansa da İncer, ayakları yere basan, kocasına sadık bir kadını Madame Rosemonde’u başarıyla canlandırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Racon’un Nisa Korhan’ı ” title_font_size=”13″]

    Tomris İncer’in usta oyunculuğunu izleme şansı bulduğumuz son yapım 2015 tarihli Racon: Ailem İçin, adalet ve aile kavramlarını masaya yatırıyordu. İncer’in canlandırdığı Nisa karakteri, ailenin manevi yanı güçlü ve hayat dolu annesiydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Öldün, Duydun mu’nun Ebe’si” title_font_size=”13″]

    Altından Sonra Tiyatro Ekibi’nin 2013 yılında sergilediği oyun, dram ve mizah türlerini bir araya getiriyor, körü körüne gerçeklere bağlı olmanın ne kadar doğru olduğunu sorgulamamızı sağlıyordu. Tomris İncer, bu oyunda Ebe karakterini canladırmış ve “Bana körü körüne inananla, körü körüne inanmayan arasında fark yoktur.” repliğiyle düşündürmüştür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İkiye Bölünen Vikont’un Anlatıcısı” title_font_size=”13″]

    17. İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında sahnelenen hikâyesinde dünyaca ünlü yazar Italo Calvino’nun imzası bulunan İkiye Bölünen Vikont, 2. Dünya Savaşı’nın karanlık yıllarında geçen bir oyun. Tomris İncer bu temsilde anlatıcı olarak izleyiciyle buluşmuştu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir İstanbul Masalı’nın Nebile Arhan’ı” title_font_size=”13″]

    Varlıklı Arhan ailesinin malikânesinde çalışan Kozan’ların kızı Esma’nın aşk hayatı ve Arhan malikânesine gelin gitme sürecini anlatan Bir İstanbul Masalı, Türk televizyonunun en başarılı dizilerden biri olmuştu. Tomris İncer dizide Arhan ailesinin seçkin bir karakteri olan Nebile Arhan’ı canlandırıyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Binbir Gece’de Nadide Evliyaoğlu” title_font_size=”13″]

    2006 tarihli dizide lösemi hastası çocuğu için her şeyi göze alan Şehrazat yani Bergüzar Korel’in kayınvalidesini usta oyuncu canlandırmıştı. Nadide karakteri, kaybettiği oğlunun eşi olan Şehrazat’ı kendi çocuğu gibi sahiplenmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gerçek Hayattan Alınmıştır’ın Annesi” title_font_size=”13″]

    2013 yılında sahnelenen oyunda uzun zaman sonra bir araya gelen bir anne ve oğulun ilişkisi işleniyordu. Tomris İncer oyundaki anne rolüyle “2013 yılı Afife Jale En İyi Kadın Oyuncu” ödülüne aday olmuştu.