Blog

  • 35 YILLIK ÖMRÜNE YÜZLERCE HİKÂYE SIĞDIRAN ÖMER SEYFETTİN

    35 YILLIK ÖMRÜNE YÜZLERCE HİKÂYE SIĞDIRAN ÖMER SEYFETTİN

    Ömer Seyfettin’in yazdığı yüzlerce hikâyeye yaşayıp kaleme almadıklarını da eklediğimizde sayı daha da çoğalacaktır zira ünlü hikâye yazarı kısa ömründe çok şey yaşayıp çok şey görmüştür. Askeri okullarda okuyup orduda görev alan edebiyatçının Yanya Kuşatması sırasında esir düşmüşlüğü bile vardır. Askerlikten ayrıldıktan sonra Kabataş Sultanisinde öğretmenlik yapan Ömer Seyfettin hastalığı nedeniyle hayatını kaybettiğinde ise henüz 35 yaşındadır(1884-1920). Ve biz muhtemelen “çocukluğumda okumuştum” diyeceğiniz 6 Ömer Seyfettin hikâyesi ile karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    ömer seyfettin kitapları

    En çok bilinen hikâyelerinden Diyet’te Ömer Seyfettin’in kahramanı Koca Ali’dir. Yazar burada kılıç, kalkan gibi savaş aletlerinin en güzelini yapan demirci ustası Koca Ali’nin bir iftira üzerine başına gelen trajik olayları anlatır. Diyet hikâyesi çoğumuzun hafızasında iyi kalpli kahramanın hazin sonu ile yer etmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    ömer seyfettin kitapları

    Ömer Seyfettin Kaşağı hikâyesini, iki kardeşten birinin diğerine iftira atması sonucu yaşanan acı olaylar ve iftira atan kardeşin duyduğu vicdan azabı üzerine kurmuştur. Atların olduğu bir çiftlik evinde geçen hikâye, adını, atların kıllarını temizlemek için kullanılan kaşağı isimli araçtan alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    ömer seyfettin kitapları

    Bahar ve Kelebekler hikâyesi bir bahar mevsiminde yaşlı bir kadın ile onun torununun torunu olan küçük bir kız arasında geçer. Ömer Seyfettin bu hikâyede kelebekler üzerinden, tıpkı beyaz ve siyah renkleri arasındaki zıtlık gibi yaşlı kadın ve küçük kız arasındaki algı ve anlayış zıtlığına dikkat çeker.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    ömer seyfettin kitapları

    Ömer Seyfettin’in iyi olanın her zaman kazanacağı mesajını verdiği Perili Köşk hikâyesinden kısa bir alıntı yapalım: “Sermet Bey, gözünü köşkten alamıyordu. Her tarafında geniş balkonları vardı. Temellerinin üzerine yaslanmış sanılacaktı. Kuluçka yatan beyaz bir Nemse tavuğu gibi yayvandı. Yirmi senedir, çocuğa kavuşalıdan beri hep böyle bir yuva tahayyül ederlerdi.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    ömer seyfettin kitapları

    Osmanlı düşmanlarının eline düşüp uzun yıllar esir tutulan gemici iyice yaşlanınca bir adaya terk edilir. Osmanlı gemilerinin gelip kendini kurtaracağı umudunu hiçbir zaman kaybetmeyen Kara Memiş’i gerçekten bir gün bir Osmanlı gemisi gelip kurtarır. Ömer Seyfettin’in Forsa’daki başkahramanı yaşlı gemici Kara Memiş’tir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    ömer seyfettin kitapları

    Ünlü yazar pek çok hikâyesinde olduğu gibi Topuz hikâyesini de sade bir dil ve milliyetçi temalarla kaleme almıştır. Osmanlı döneminde geçen hikâyede asileşen Eflak Prensi ile ona son darbeyi vuran bir Türk Elçi ana karakterlerdir. Kitaba adını veren ve öyküde kendine önemli bir yer bulan topuz ise eski bir savaş aletidir.

  • KUZEY MAKEDONYA CUMHURİYETİ’NDEN BALKAN ESİNTİLERİ

    KUZEY MAKEDONYA CUMHURİYETİ’NDEN BALKAN ESİNTİLERİ

    Gölleri, nehirleri, ormanları, farklı medeniyetleri anlatan tarihi yapıları, göz alıcı mutfağı ile Balkanların en güzel ülkelerinden Kuzey Makedonya Cumhuriyeti… Buraya giderseniz görmeden dönmemeniz gereken yerleri sizin için listeliyoruz. İlk sırada Yahya Kemal’den Mehmet Akif’e pek çok tanıdık iz taşıyan Üsküp var…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    makedonya

    Taşköprü, Üsküp’ün ortasından geçen Vardar nehrinin üstünde bir Osmanlı eseri ve şehrin en köklü simgesi durumunda… Köprünün bir yakasına geçerek Büyük İskender heykelinin de olduğu meydanı gezebilir, diğer yakasına geçerek Türk Çarşısı’nda Türkçe konuşan insanların elinden bir Türk kahvesi içebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nin rüya gibi dedirten manzaralarından biri Avrupa’nın en eski göllerinden olan Ohrid’e ait… Göle kıyısı olan Ohrid şehri ise UNESCO koruması altında ve tarihi dar sokakları masalsı yürüyüşler yapabileceğiniz en özel yerler arasında.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Struga da Ohrid Gölü kıyısına kurulmuş bir şehir. Kara Drin Nehri ile ikiye bölünüyor ve kültürel, doğal güzellikleri ile turistik bölgelerin başında geliyor. Kenti ve ortasından geçen nehri kuşbakışı izlemek için paraşüt gezintileri bile yapılabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ohrid Kiril alfabesinin çıktığı ve yayıldığı yer olarak da bilinir. Ohrid civarında mutlaka görmeniz gereken yerlerden biri de Kiril alfabesinin yayılmasına öncülük eden Sveti (Aziz) Naum’un yaşadığı Sveti Naum Manastırı’dır. Yapı, Bizans mimarisinin en iyi örneklerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nin ikinci büyük şehri olan ve Bitola bildiğimiz adıyla Manastır, caddelerinde Osmanlı imzasına sıkça rastlayabileceğiniz yerlerden biri… İshakpaşa Camii, Saat Kulesi bunların başında geliyor. Atatürk’ün eğitim aldığı Manastır Askeri İdadisi de burada yer alıyor ve günümüzde müze olarak kullanılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    makedonya

    Ülkenin kuzeybatısındaki Tetova’da attığınız her adımla tarihe yolculuk yapacak ama Alaca Cami’yi gördüğünüzde büyüleneceksiniz. Buraya geldiğinizde mutlaka Mavrova Vadisi’ne de gitmenizi, yağmur sularının biriktirilmesiyle oluşturulan yapay Mavrova Gölü’nü görmenizi öneriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kuzey kesiminde yer alan ve adı Osmanlılar zamanından kalan Kumanova şehrinin 31 km uzaklığında müthiş bir arkeolojik alanla karşılaşmanız mümkün. Burası, Ay ve Güneş hareketlerini izlemek için binlerce yıl önce kurulan Kokino Alanı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ohrid’den sonra ülkenin ikinci büyük gölü Büyük Prespa Gölü… Yüzlerce balık ve kuş türüne mesken olan göl, üstündeki Golem Grad adını taşıyan ada ile de turistlerin en çok ilgi gösterdiği yerler arasında bulunuyor. Ada yerleşime açık değil ve bu durum doğasını, manzarasını, havasını daha da eşsiz kılıyor.

  • SATRANCIN EN GENÇ BÜYÜKUSTASI YAĞIZ KAAN ERDOĞMUŞ

    Yağız Kaan Erdoğmuş, uluslararası satranç turnuvalarında gösterdiği üstün başarılar sayesinde henüz 12 yaşındayken “Büyükusta” ünvanını aldı. 13 yaşında ise tarihin en iyisi olarak gösterilen 33 yaşındaki rakibini mağlup ederek ülkemize büyük gurur yaşattı. Yağız Kaan Erdoğmuş’un 13 yaşına kadar elde ettiği başarıları yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    3 Haziran 2011 yılında Bursa’da dünyaya gelen Yağız Kaan Erdoğmuş, 2019 yılında Avrupa Yaş Grupları Satranç Şampiyonası’nda 8 yaş genel kategorisinde sekiz rakibinin sekizini de yenerek son tura kalmadan “U-8 Avrupa Satranç Şampiyonu” oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    2021 yılında uluslararası satranç kurallarını belirleyen Dünya Satranç Federasyonu (FIDE) tarafından verilen ünvanlardan biri olan “Usta Adayı” (CM) olmayı başaran Yağız Kaan, bu turnuvada en prestijli “ChessKid” turnuvası olan “Youth Chess Championship”i (Gençler Satranç Şampiyonası) kazandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    2022 yılında FIDE tarafından verilen; usta adayından (CM) üstün, uluslararası ustadan (IM) aşağıda olan bir ünvan olan “FIDE Ustası” (FM) ünvanını kazanan Erdoğmuş, böylelikle sadece ülkemizin değil, “Dünyanın En Genç Uluslararası Ustası-IM” ünvanını almayı başardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Satranç tarihindeki “En Genç Büyükusta Listesi”ne giren 12 yaşındaki Yağız Kaan Erdoğmuş, FIDE sıralamasına göre Almanya’da gerçekleşen Grenke Açık Satranç Turnuvası’nda aktif olarak satranç oynayan sporcular arasında “Dünyanın En Genç Büyükustası” oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yağız Kaan, 2024 yılında 13 yaşında katıldığı turnuvada “dünyanın gelmiş geçmiş en iyi satranç oyuncusu” olarak gösterilen 33 yaşındaki Norveçli Büyükusta Magnus Carlsen ile karşı karşıya geldi ve Carlsen’i 41.2 saniyede mat etti. Carlsen’in beş dünya satranç, dört dünya hızlı satranç ve altı dünya blitz satranç şampiyonluğu bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yağız Kaan Erdoğmuş ile Türkiye’deki “Büyükusta” sayısı 16’ya yükseldi. Büyükusta Yağız Kaan, ismini satranç tarihine bu ünvana ulaşan en genç dördüncü oyuncu olarak yazdırmayı da başardı.

  • Baharda Açan Rengârenk 10 Çiçek

    Baharda Açan Rengârenk 10 Çiçek

    Fotoğraflarla da olsa çiçeklerin dünyasına girmek her zaman insan ruhuna iyi gelir. Kokuları, renkleri saniyeler içinde dünyamızı renklendirir. Kimileri gölgeli havaları kimi bol güneşi sever, biz bu listemize bahar aylarımızı renklendirenleri alıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Orijinal adı Narcissus olan nergis çiçeği, fulya, zerrin gibi çiçeklerin de ortak adıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Zambakgiller ailesinden olan sümbül, kokusu çok güçlü olan bir çiçektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Frezya sarı, pembe ve beyaz tonlarındaki çiçekleriyle tam bir bahar esintisi taşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İris, Van Gogh’un resmini yapmayı en çok sevdiği çiçek olarak da bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    “Seviyor… Sevmiyor…” falı için en çok ilham veren çiçek papatya olsa gerek…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Müge çiçeği özellikle Avrupa’da gelin çiçeği olarak tercih ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ortanca çiçeği toprağının pH derecesine göre renk değiştirebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Çiçek motiflerine göre 15 gruba ayrılan laleler de zambakgiller ailesindendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Çiğdem, geceleri ve kötü havalarda açmayan bir çiçektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]

    Karlar arasından boynunu uzatan kardelen baharda da çiçeklenmeye devam eder.

  • TÜRK MÜZİĞİNİN 19. YÜZYILDAKİ ÜNLÜ İSMİ HACI ÂRİF BEY

    TÜRK MÜZİĞİNİN 19. YÜZYILDAKİ ÜNLÜ İSMİ HACI ÂRİF BEY

    Hacı Ârif Bey, Klasik Türk Müziğimizin bugünkü tabirle duayen ismi İsmâil Dede Efendi’den yarım asır sonra, 1831 yılında dünyaya gelmiştir. Bu dönem, Osmanlı sarayında Batı musikisi etkilerinin belirginleştiği dönem olarak bilinir. Hacı Ârif Bey de içine doğduğu zaman diliminde Türk musikisine çok önemli katkılarda bulunmuş önemli bir bestekârdır. 1885 yılında hayatını kaybeden müzik adamı, hayat hikâyesinden kısa bilgilerle sayfamıza konuk oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sesi küçük yaşında fark edilmiş, Zekâi Dede Efendi ve Eyyubî Mehmed Bey’den ders almış, saray bandosu Mızıka-ı Hümayun’da eğitim görmüştür. Böylece genç yaşında saraya adım atmış, sesinin güzelliği Sultan Abdülmecid tarafından onaylanmış, Harem-i Hümayun’da kadınlara musiki dersleri vermekle görevlendirilmiştir. Ne var ki yaşadığı gönül ilişkileri birkaç kez evlendirilmek suretiyle saraydan uzaklaştırılmasına sebep olmuş, fakat ayrılık ve ölüm gibi talihsizliklerle sonuçlanan bu evliliklerin ardından tekrar sarayda kabul görmüştür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Hacı Ârif Bey’in yaşadığı sevdalar ve ayrılıklar karşısında yaptığı bestelerden bazıları günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. “Şerhedemem hâlimi cananıma / Çare bulunmaz bilirim yâreme” dizelerinin geçtiği eser onlardan biridir ve günümüzde Tarkan gibi ünlü sanatçılar tarafından da seslendirilmiştir. Hacı Ârif Bey’in gücünün, sesinin yanı sıra çok hızlı beste yapmasından ve yüzlerce eseri hafızasında tutabilmesinden kaynaklandığı söylenir. Herhangi bir saz çalmadığı ve nota yazmayı bilmediği halde bir gecede dokuz-on tane beste yaptığı rivayetler arasındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Hacı Ârif Bey Türk musikisinde romantik dönemin başlangıcı olarak kabul edilir. Herkesin anlayabileceği sadelikte sözlerle yazılmış, melodi ve ritim zenginliği içeren şarkı formu onunla birlikte popülerlik kazanmıştır. Padişahlar Abdülmecid, Abdülaziz ve II. Abdülhamid dönemlerinde sarayda görev alan bestekârın yukarıdaki dizeleri de dönemin en ünlü eserleri arasında yer almış ve günümüzde hâlâ seslendirilen şarkılarından biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    En çok kullanılan müzik makamlarından “kürdilihicazkâr” da Ârif Bey’in buluşudur. “Gurûb etti güneş dünya karardı” dizesiyle başlayan kürdilihicazkâr makamındaki şarkı ise bestelediği son eserdir. 1000 sayısına ulaşacak kadar çok eser bestelediği rivayet edilmiştir ama günümüze ulaşan sayı 337’dir. Bazı eserlerin sözleri de kendisine aittir, hatta döneminde Mecmûa-i Ârifî isminde bir güfte dergisi çıkardığı da bilinmektedir. Hacı Ârif Bey kendisinden sonra gelen ve günümüzde de etkisi süren çok sayıda müzik üstadına hocalık yapmıştır. Şevki Bey, Lemi Atlı o ünlü isimlerden sadece ikisidir.

  • ZIT LEZZETLERİN AHENGİ

    Gastronomi dünyasına yeni bir boyut kazandıran farklı tatların birleşimi hem damak zevkine hitap ediyor hem de yemeğin karmaşıklığını artırarak alışılagelmişin dışında bir deneyim sunuyor. Tat alma duyumuzdaki reseptörler sayesinde tatlı ve tuzlu, ekşi ve tatlı, acı ve tatlı gibi zıt lezzet kombinasyonlarının derinlik kazandığı bu yemekler mutfak kültüründe de önemli bir yere sahip. Yazımızda bu lezzetlerden bazılarını listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kaz Ciğeri Klementine” title_font_size=”13″]

    İnce dilimlenmiş kaz ciğerinin kızartılarak hazırlandığı bu yemek, limon ve sarımsaklı sosla servis ediliyor. Klementine, ciğerin yanında servis edilen domates, yeşillik veya turşu gibi garnitürlerle beraber sunulan taze mandalina dilimleri anlamına geliyor. Yemeğin lezzeti hem kızartılmış kaz ciğerinin kıtır kıtır dokusuyla hem de taze mandalina dilimlerinin tatlı ekşi aromasıyla dengeleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karides ve Gül Suyu ” title_font_size=”13″]

    Gül suyu ve karides, pek çoğumuzun aklında farklı tatlarla özdeşleşen malzemeler olsa da bir araya geldiğinde sürpriz bir lezzet uyumu ortaya çıkıyor. Gül suyunun hafif ve çiçeksi aroması ile karidesin deniz ürünlerine özgü taze ve yumuşak dokusunun birleşimiyle hazırlanan bu yemek, gastronomi dünyasında özel bir yere sahip. Gül suyu ile marine edilen karideslerin ızgarada veya tavada pişirilmesiyle hazırlanan yemekler sıra dışı lezzetler sunmayı seven restoranların menüsünde yer alıyor. Gül suyu ile hazırlanan karides salatası ise bir diğer seçenek oluyor. Bu tarifte gül suyu, salata sosu olarak kullanılıyor. Bir diğer tarif ise karides ve gül suyu ile hazırlanan güllü karides çorbası. Bu tarifte sebzeler ve karidesler gül suyu ile pişiriliyor. Birçok farklı tarifte kendine yer bulan karides-gül suyu ile hazırlanan pilav, makarna ve risotto yemekleri de menülerde yer buluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Nardan Aşı” title_font_size=”13″]

    Osmanlı mutfağının köklü ve lezzetli yemeği nardan aşı, sebze, et ve pirinçle hazırlanıyor ancak bu tarifte lezzeti artıran nar oluyor. Servis esnasında üzerine serpiştirilen nar taneleri, yemeğe doğal bir tatlılık ve hafif bir ekşilik katıyor. Ülkemizde özellikle Diyarbakır’da geleneksel olarak pişirilen bu yemeği Orta Doğu’daki pek çok ülkede de görmek mümkün. Diyarbakır nardan aşı, 2022 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillendi ve coğrafi işaret aldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ballı Mahmudiye” title_font_size=”13″]

    Osmanlı mutfağına ait bir başka yemek olan ballı mahmudiye, sarayda sıklıkla tüketilen, padişahların favori yemeklerindendi. Tatlı, ekşi ve tuzlu bileşenlerin bir arada bulunduğu ballı mahmudiye, tavuk etinin baharatlar, bal, tarçın, kuru üzüm, kuru kayısı, badem ile pişirilmesiyle kendine has bir lezzete ulaşıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Deniz Tuzlu Çikolata ” title_font_size=”13″]

    İlginç bir lezzet kombinasyonuna sahip deniz tuzlu çikolata, İsviçre’den tüm dünyaya yayıldı. Genellikle yüksek kaliteli bitter çikolata ve ince taneli deniz tuzu kullanılarak hazırlanan bu atıştırmalık, yeni tatlar keşfetmek isteyenler için iyi bir seçenek olabilir.

  • KÖKLÜ TARİH, GÜÇLÜ İSİMLER: ORTA ASYA’DAN GÜNÜMÜZE ÖZ TÜRKÇE İSİMLER

    Atalarımız birçok farklı coğrafyada yaşamış ve her biri özgün anlamlar taşıyan öz Türkçe isimleri bizlere miras bırakmıştır. Bu isimler hem tarihi bağlarımızı hatırlatır hem de kültürel kimliğimizin önemli bir parçasını oluşturur. Her bir isim, taşıdığı anlam ve köken itibariyle bize atalarımızın değerlerini ve dünyaya bakışını anlatır. Ayrıca öz Türkçe isimlerin kökenlerine bakıldığında pek çok isim imparatorluk ruhunu ifade etmektedir. İşte o isimler ve anlamları:

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
  • TATLISIYLA TUZLUSUYLA KURU YEMİŞLİ YİYECEKLER

    TATLISIYLA TUZLUSUYLA KURU YEMİŞLİ YİYECEKLER

    7’den 70’e hepimizin avuç avuç yemekten keyif aldığı lezzetlerin başında kuru yemişler geliyor. Peki, tatlı tarifleri hatta tencere yemekleri içinde kuru yemiş yemeyi sevmeyenimiz var mı? İsterseniz cevabınızı listemize baktıktan sonra verin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#1″ title_font_size=”13″]

    Fındık, ceviz, çiğ badem gibi kuru yemişlerin bolca kullanıldığı enfes yemeklerden biri aşuredir. Yemek diyoruz çünkü başlangıç hikâyesinde bir tür çorba olduğu anlatılır. Nuh Peygamber’in gemisine binen inanmış insanların elde olanlarla bir kazanda yaptığı çorba, günümüzdeki aşure tatlısının çıkış noktası kabul edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#2″ title_font_size=”13″]

    Özellikle Güneydoğu Bölgemizin efsane yemeklerinden olan içli köftenin iç harcında dövülmüş ceviz kullanılır. Yöresine göre kızartılarak ya da haşlanarak servis edilen bu başlangıç yemeğinde en önemli detay kabuğunun çatlamadan pişirilmesidir. Dış harcına galeta unu ya da ufalanmış ve ıslatılmış bayat ekmek eklenirse bu sorun da ortadan kalkacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#3″ title_font_size=”13″]

    Kuru yemişli pilav tarifleri damak tadına düşkün insanların vazgeçilmez tercihleri arasındadır. İster bademli, ister yer fıstıklı, ister Antep fıstıklı, kestaneli ya da kuş üzümlü olsun, bu tür pilavların yanına et yemeklerinin çok iyi gideceği aklınızda bulunsun. Bildiğiniz gibi Güneydoğu illerimizin zahmetli yemeği kaburga dolmasının iç pilavı da Antep fıstığı ve kuş üzümüyle yapılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#4″ title_font_size=”13″]

    Osmanlı saray yemeklerinin günümüze ulaşan tariflerinden mutancana kuru yemişli bir yemektir. İçinde badem, kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru erik bulunan tarifin malzemeleri arasında bal da bulunur. Ana malzemesi kuzu eti olan bu tencere yemeğini Osmanlı yemekleri yapan pek çok restoranda bulmak mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#5″ title_font_size=”13″]

    Antep fıstığı ve kuş üzümü ile yapılan biber dolması daha ziyade zeytinyağlı bir yemek çeşididir. Yenibahar, karabiber, nane, tarçın, kimyon gibi keskin kokulu baharatları da içeren biber dolması için kaliteli bir zeytinyağı da olmazsa olmazdır. Soğuduktan sonra servis edilen yemeği dilediğiniz öğünde yiyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#6″ title_font_size=”13″]

    Üstü çeşit çeşit kuru yemişle kaplı bir tarta kim hayır diyebilir ki? Kuru yemişin belki de en çok yakıştığı tariflerdir tatlılar… Fındıklı kurabiye, cevizli tarçınlı çörek, bademli kek ve daha neler neler… Lezzeti bir yana, şeker dengesi sağlamada kuru yemişlerin önemli bir besin olması da tatlıda tercih edilmelerini önemli bir hale getiriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#7″ title_font_size=”13″]

    Pek çok ülkede oldukça popüler olan, enerji verdiği ve tok tuttuğu için özellikle tercih edilen yer fıstığı ezmesi de önemli bir yiyecektir. Sadece bir tatlı deyip geçiştirilemeyecek kadar mühim bir besin kaynağıdır. Protein açısından zengin olan ve yüksek lif oranı içeren fıstık ezmesi ana öğün olarak da tüketilmektedir.

  • İŞ TOPLANTILARINI İNTERNET ARACILIĞI İLE YAPANLARA ÖNERİLER

    İŞ TOPLANTILARINI İNTERNET ARACILIĞI İLE YAPANLARA ÖNERİLER

    İşlerin evlerden yürütüldüğü dönemlerde ofis toplantılarını internet üzerinden görüntülü olarak yapmanın birçok avantajı bulunmakta. Zaman tasarrufu sağlaması, istendiğinde toplantının kaydedilmesi ve tekrar tekrar izlenebilmesi gibi. Buna karşılık ortaya çıkabilecek teknik aksaklıklardan dolayı toplantının sürekli sekteye uğraması da online toplantıların dezavantajlarından. Ama bu gibi dezavantajları bertaraf edip verimli sonuçlar elde etmek de elinizde. İşte online toplantı sırasında yapılması ve yapılmaması gerekenler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Online toplantı sırasında seçtiğiniz fon dikkatleri sabote edebilir” title_font_size=”13″]

    Evdesiniz, henüz ortalığı toplamadınız ve birazdan iş arkadaşlarınızla online toplantıya katılacaksınız. Böyle bir durumda yapabileceğiniz en kötü şey bilgisayar kameranızı bu düzensizliği gözler önüne seren bir alana çevirmek olurdu. Yapabileceğiniz en iyi şey ise kameranızı karşınıza, odanızın bir duvarını ya da köşesini hemen arkanıza almak olacaktır. Ayrıca çizdiğiniz bu fiziksel sınırla ev ahalisinin farkında olmadan görüntüye girip çıkmasının da önüne geçmiş olursunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Her toplantı için bir ön hazırlık gerekir, online toplantı için de öyle!” title_font_size=”13″]

    Ev halkı demişken, toplantınız olduğunu önce onlara ilan etmeniz ve bir süre sizinle iletişimi kesmelerini söylemeniz yerinde olacaktır. Uzağınızda ya da yakınınızda bulunsun cep telefonunuzun sesi de toplantı öncesinde kısılmış olmalı. Eğer bilgisayar kameranızı uygun bir yere konumlandırdıysanız video konferans sırasında ihtiyacınız olacak belgeleri, gerekli görüyorsanız kalem ile not defterinizi ulaşabileceğiniz bir yere koyun ki yeri geldiğinde rahatça uzanıp alın ve görüntüden çıkmak durumunda kalmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bu toplantıyı gerçekleştirebilmek için yegâne aracınız o!” title_font_size=”13″]

    İnternet aracılığı ile iş yerinizle bağlantı kurup bir toplantı gerçekleştireceksiniz, bu durumda bir sorun yaşamamak adına mutlaka internet bağlantınızı kontrol etmelisiniz. Görüşme esnasında hızınızı yavaşlatabileceği için arka planda açık duran programları kapatmalı, yüklü dosyalar indirmeniz gerekiyor ise toplantı öncesinde yapmalı veya sonrasına ertelemeli ve son olarak şarjınızın toplantının yarısında bitmeyeceğinden emin olmalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Görüntü mükemmel, ses de tamam ise toplantıya hazırsınız” title_font_size=”13″]

    Eğer söz konusu toplantı online ise 10 dakika önce orada olmak, yani video konferans yapacağınız uygulamayı aktif hale getirmek her zaman işinizi kolaylaştırır. Böylece toplantının başlamasını beklerken web kameranızı açarak yüzünüze vuran ışığı kontrol edebilir, kamera açınızı istediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz. Ardından ses ayarlarına girerek bir test yapabilir ve sesinizin karşınızdakilere sorunsuz biçimde gideceğinden emin olabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Söz konusu bir toplantıysa her zaman konsantre olmanız beklenir” title_font_size=”13″]

    “Nasıl olsa ekrana bakıyorum, toplantı devam ederken şu masaüstümü bir toparlayayım” ya da “e-postalarımı kontrol edeyim zaten kulağım onlarda” diyorsanız, bu, odağınızın toplantıda olmadığının bir göstergesidir ve ekrana dikkat kesilmiş iş arkadaşlarınız tarafından anlaşılması an meselesidir. Aynı mekânda iken yapılan toplantı disiplininizi bilgisayar başında da sağlamalı ama bu sefer bilgisayar ekranınızda yerlerini almış kişilere odaklanmalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Toplantı sırasında mikrofon sesinizi açıp kapatabilirsiniz” title_font_size=”13″]

    Bir online toplantıda katılımcı sayısı birkaç kişi olabileceği gibi 10 kişi hatta onlarca kişi de olabilir. Online toplantı imkânı sunan araçlar arasında kalabalık sayıları destekleyenler mevcut ve bu güzel haber. Fakat katılımcı sayısı kalabalıklaştıkça aynı anda yapılan konuşmalar kakofoni yaratarak rahatsız edici bir hal de alabilmekte. Bunu toplantının yöneticisi de yapabilir ama yine de aklınızda bulunması gereken detay kendi mikrofonunuzu kontrol edebilecek olmanız. Toplantı boyunca mikrofonu kapalı tutmanız ve sıra size geldiğinde açmanız en uygun davranış biçimi olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ya toplantının ortasında çevrim dışı olursanız?” title_font_size=”13″]

    Böyle bir ihtimal her zaman mümkün. İnternetinizin hızı gayet iyidir ama örneğin birden elektrikler kesilebilir. Bu gibi talihsiz durumlarda önceden düşünülmüş bir alternatifinizin olması toplantıya tekrar katılmanızı sağlayacaktır. En pratik alternatif ise elbette video konferans için kullandığınız uygulamayı akıllı telefonunuza ya da varsa tabletinize de indirmiş olmaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Verimli bir toplantıyı daha geride bırakırken…” title_font_size=”13″]

    Herkes teşekkürlerini bildirdi ve online toplantı tek bir tık ile sona erdi. O andan itibaren çalışma arkadaşlarınız ya da iş ortaklarınızla bağlantınız da kesilmiş bulunuyor. Toplantı esnasında öne çıkan başlıkların veya alınan kararların katılımcılara, yönetici veya ilgili kişi tarafından e-posta ile gönderilmesi görüşmenin daha da sağlıklı bir zemine oturmasını sağlayacaktır. Son olarak söylemeliyiz ki, işin uzmanları online toplantıların sayısının gereğinden fazla tutulmasının ofis ortamı ile aynı sonucu vermeyeceği ve çalışan için verimi düşüreceği uyarısında da bulunuyor.

  • ÜLKELER VE BİRBİRİNDEN FARKLI DONDURMA ÇEŞİTLERİ

    Dünya çapında en sevilen tatlılardan biri olan dondurma, hemen hemen her kültürde kendine özgü şekilde yorumlanıp farklı tariflerle hazırlanıyor. Her ülkenin dondurması ve o dondurmayı sunum tarzı sadece damak tadını değil, aynı zamanda o kültürün yeme-içme geleneklerini de yansıtıyor. Yerel malzemelerin mutfak gelenekleriyle buluştuğu ülkelere özgü dondurma çeşitlerini yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Maraş Dondurması, Türkiye ” title_font_size=”13″]

    Maraş dondurması, salep ve keçi sütü ile yapılan ülkemizin geleneksel dondurmasıdır. Çiğnenebilir bir yapıya sahip olan bu dondurma, tokmaklarla dövülerek hazırlanır ve sıcak yaz günlerinde bile erimez. Sadece keçi sütünden yapıldığı için değil, diğer özellikleriyle de farklılaşan Maraş dondurmasıyla ilgili detaylı bilgilere linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kulfi, Hindistan” title_font_size=”13″]

    Kulfi, yoğun ve kremamsı bir Hint dondurmasıdır. Geleneksel tariflerde tam yağlı süt, şeker ve çeşitli tatlandırıcılar (safran, kakule, gül suyu gibi) kullanılarak yapılır. Süt, uzun süre boyunca düşük ısıda kaynatılarak yoğunlaştırılır ve bu sayede kremamsı bir kıvam elde edilir. Şeker ile diğer tatlandırıcılar, badem, fıstık, ceviz gibi kuruyemişler ve mango, gül, badem gibi isteğe bağlı lezzetler de eklenebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gelato, İtalya” title_font_size=”13″]

    Gelato, az yağlı ve yoğun bir kıvama sahip olan İtalyan dondurmasıdır; süt, şeker ve genellikle az miktarda krema ile hazırlanır. Bazı çeşitlerine yumurta sarısı da eklenebilir. Diğer dondurmalardan farklı olarak daha düşük yağ içeriğine sahip olsa da yoğun bir kıvamı vardır. Gelato, meyveler, fındıklar, çikolata, vanilya ve kahve gibi çok çeşitli tatlarla hazırlanabilir. Geleneksel tariflerde doğal malzemeler kullanılır, yapay tatlandırıcılar veya koruyucular içermez.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bastani Sonnati, İran” title_font_size=”13″]

    Bastani sonnati, safran, gül suyu, irmik ve vanilya ile hazırlanan geleneksel İran dondurmasıdır. İrmik bu dondurmaya yoğun ve elastik bir yapı katar. Bu dondurmayı diğerlerinden ayıran en belirgin özelliği safran ve gül suyu gibi bileşenlerin kullanılmasıdır. Safran, dondurmaya güzel bir sarı renk ve zengin bir tat katarken, gül suyu hafif ve çiçeksi bir tat verir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mochi Dondurması, Japonya ” title_font_size=”13″]

    Mochi dondurması, geleneksel Japon mochi (pirinç keki) ile dondurmanın birleşmesiyle hazırlanır. Dondurma, ince bir mochi hamuruna sarılır ve küçük, yuvarlak bir top şeklinde sunulur. Temel malzemeleri arasında tatlı pirinç unu (mochiko), şeker, mısır nişastası ve su bulunur. İç dolgusunda ise vanilya, çikolata, çilek, yeşil çay (matcha) ve kırmızı fasulye (azuki) gibi çeşitli lezzetler kullanılır. Hızlı bir şekilde eridiği için küçük porsiyonlarda, bir veya iki lokmalık parçalar halinde donmuş olarak servis edilir. Mochi hakkında detaylı bilgilere ve evinizde yapabileceğiniz pratik mochi tarifine linkten ulaşabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Nieve de Garrafa, Meksika ” title_font_size=”13″]

    Meksika’nın farklı bölgelerinde değişik lezzetlerle hazırlanan geleneksel dondurması nieve de garrafa, su, şeker ve çeşitli meyve suları veya püreleri ile yapılır. Büyük bir tahta kova içindeki buz ve tuz karışımının ortasına yerleştirilen metal bir silindirin sürekli döndürülmesiyle kıvama getirilir. Bazı bölgelerde süt ve krema eklenerek daha kremamsı kıvamda, bazı bölgelerde ise tamamen su bazlı olarak hazırlanır. Buz ile doldurulmuş kapların içine yerleştirilmiş metal bir kâse içinde servis edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sorbetes, Filipinler ” title_font_size=”13″]

    Filipinler’e özgü bir lezzet olan sorbetes, geleneksel olarak Hindistan cevizi sütü, bufalo veya inek sütünün yanı sıra soya sütü ile de hazırlanır. Mango, ananas, çikolata, vanilya, mısır, fıstık gibi malzemelerin dışında durian, jackfruit ve pandan gibi Filipinler’e özgü meyvelerle de yapılır. Canlı renklere sahip bu dondurma sokak satıcıları tarafından üç tekerlekli bisikletlerde satılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Rolled Ice Cream, Tayland” title_font_size=”13″]

    Tayland’da sokak yemeği kültürünün önemli bir parçası olan rolled ice cream, özel olarak soğutulmuş metal bir yüzeyde yapılır. Bu yüzey, sıfırın altındaki sıcaklıklarda tutulur. Süt, krema ve şekerden oluşan bir dondurma karışımı hazırlanır. Bu baz, istenen malzemelere göre çeşitlendirilir. Spatula kullanılarak karışım ince bir tabaka halinde yayılır ve hızla donar. Donmuş karışım spatulayla kazınarak rulo şekline getirilir. Rulolar bir kaba yerleştirilerek taze meyveler, çikolata sosu, ezilmiş kurabiyeler veya şekerlemeler gibi çeşitli malzemeler eşliğinde servis edilir.