Blog

  • 8 Madde İle Tüm Canlılar İçin Vazgeçilmez Olan Toprak

    8 Madde İle Tüm Canlılar İçin Vazgeçilmez Olan Toprak

    Yeryüzünü kaplayan toprak, insanlar, bitkiler, canlılar ve tüm organizmalar için hayat demektir. Toprak üzerinde barındırdığı yaşam gibi kendisi de bir canlıdır. Toprak o kadar zengin bir bileşendir ki, bir avuç toprakta dünya üzerindeki insan sayısından çok mikroorganizma bulunur. Toprağın yaşam için önemini birkaç madde ile anlatmak zor da olsa, bu içeriğimizde 8 maddede toprağı inceliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • TÜRKÇEDEN DÜNYA DİLLERİNE GEÇEN KELİMELER

    Diller, tarih boyunca kültürel etkileşimlerden ve ticaret yollarından beslenerek zenginleşmiştir. Türkçe de binlerce yıllık geçmişi boyunca birçok dilden etkilenmiş ve kendi özgün kelimelerini dünya dillerine katmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun geniş coğrafi yayılımı, ticaret yollarındaki stratejik konumu ve kültürel zenginliği sayesinde, özellikle bu dönemde dünya dillerine geçen kelimeleri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İngilizce” title_font_size=”13″]

    Türkçede dağınık, düzensiz, berduş, karmakarışık olan “perişan” kelimesi İngilizceye “perish” olarak geçmiştir ve İngilizce anlamı “yok olmak, perişan olmak, telef olmak”tır. Bir diğer sözcük ise İngilizce başta olmak üzere birçok Avrupa dilinde “sayfiye yeri”, “küçük satış yerleri” için kullanılan “kiosk” sözcüğüdür. Dilimizdeki köşk kelimesinden türemiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fransızca” title_font_size=”13″]

    Osmanlı İmparatorluğu döneminde Avrupa’ya yayılan kahve kültürü, özellikle 17. yüzyılda Fransa’da popüler hale gelmiştir. Kahve kelimesi, Türkçeden Fransızcaya “café” olarak geçmiştir. Bir diğer kelime “kaftan”, Osmanlı döneminde yaygın olarak giyilen bir kıyafet türüdür ve yine bu dönemde Fransızcaya “caftan” olarak geçmiştir. Fransızcada, Eskiden Doğu’da giyilen elbiseler için kullanılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Rusça” title_font_size=”13″]

    Milli içeceğimiz çay, Rus dilinde de “chay” olarak kullanılır ve Kiril alfabesinde “чай” olarak yazılır. Rusçaya geçen bir diğer sözcük ise “sharovar” olarak okudukları şalvar kelimesidir. Alfabelerinde “Шаровар” şeklinde yazılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yunanca” title_font_size=”13″]

    Osmanlı İmparatorluğu’nun Yunanistan üzerindeki uzun süreli hakimiyeti ve iki toplum arasındaki kültürel alışverişler sonucunda, dilde özellikle mutfak kültüründe birçok ortak kelime oluşmuştur. Osmanlı mutfağının meşhur tatlısı baklava, Türkçeden Yunancaya “baklavás”, kaymak da Yunancaya “kaïmáki” olarak geçmiştir. Türkçedeki “çoban” kelimesi, Yunancada aynı anlamda “tsopánis” olarak kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sırpça” title_font_size=”13″]

    Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlardaki hakimiyeti sırasında iki kültür arasındaki yoğun etkileşimler sonucu Türkçeden Sırpçaya pek çok kelime geçmiştir. Türkçedeki “bahçe” kelimesi, Sırpçaya “bašča” olarak geçmiş ve aynı anlamda kullanılmaktadır. “Yorgan” kelimesi de Sırpçada “jorgan”dır ve yatak örtüsü anlamında kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İtalyanca” title_font_size=”13″]

    Osmanlı İmparatorluğu’ndaki askeri ve sivil yöneticilere verilen unvan olan “paşa” kelimesi, İtalyancaya “pascià” olarak geçmiştir. Türkçede bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü anlamına gelen “ordu” kelimesi de İtalyan diline “orda”, “lordo” olarak geçmiştir ve “kalabalık”, “takım” anlamında kullanılmaktadır.

  • Kültürümüzdeki 8 Geleneksel Pişirme Yöntemi

    Kültürümüzdeki 8 Geleneksel Pişirme Yöntemi

    Aslına bakarsanız yemek tariflerimizdeki çeşitlilik ve mutfak kültürümüzdeki renklilik, pişirme yöntemlerimizin zenginliğiyle de doğrudan ilgili… Ateşte, közde ya da külde… Lezzeti artıran, tadı yoğunlaştıran, aynı malzemeyi farklı tatlarla ortaya çıkaran geleneksel pişirme yöntemlerimizden 8 tanesini listemizde sıraladık…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tadı damağımızda kalacak bir açık hava pikniği için mangal olmazsa olmazdır. Yeter ki etleri ateşten 10 cm yukarıda tutun, fazla pişirerek kurutmayın ve suyunun mangala akmaması için çatal değil maşa kullanın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kolay kullanımı ile ocakbaşına gitmeden de sevdiklerimize ziyafet çekmemizi sağlayan elektrikli ızgaralar bu eski pişirme geleneğinin devamı olarak uzun zamandır mutfaklarda yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İster peynirli, ister kıymalı, ıspanaklı ya da patatesli olsun… Anadolu’nun neresine gidersek gidelim sac üstünde pişirilmiş bir gözlemenin tadını ararız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Siz de biliyorsunuz ki dünyanın neresinde olursak olalım biz, köylerimizdeki yüz yıllık taş fırınlarda pişirilmiş bir ekmeğin, küreğin üstünde fırına sürülen lahmacun ya da pidenin kokusunu alırız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Eski usul ocaklarda, odun ateşi üstünde pişirilen bir yemeği yemekten daha da güzeli, ocağın başındaki hazırlık sürecini izlemektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Fırınında yemek de pişirilebilen kuzinenin geniş yüzeyinde kestane çevirmek ya da ekmek kızartmak… İşte bu, yemek yerken muhabbeti, samimiyeti çoğaltabileceğimiz bir pişirme yöntemi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bir metre toprağa gömülen ve kapalı bir ocak olan tandır yapımı bilgi ve tecrübe gerektirir. Hâlâ pek çok yöremizde kurulan tandır kuyularında ekmekler ocağın kızgın duvarına yapıştırılarak pişirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Odun külünde, bakır cezvelerde ağır ağır pişirilen köpüklü bir kahveyi bu topraklardan başka nerede içebiliriz ki?

  • Bilgisayar Dünyasının Yeni Seferileri 9 Madde İle Dijital Göçebelik

    Bilgisayar Dünyasının Yeni Seferileri 9 Madde İle Dijital Göçebelik

    Dünya değiştikçe yaşam ve çalışma alışkanlıkları da değişiyor. Ve bu değişimlerin birçoğu elbette dijital dönüşüm sonucunda hayatımıza giriyor. İşte son zamanların en çok konuşulan, en çok merak edilen konularından biri dijital göçebelik. Bu kavram nedir, ne değildir anlatan 9 maddelik listemiz sizi bekliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dijital Göçebelik Plaja Ofis Kurmak Demek Değildir” title_font_size=”13″]
    çim

    Çoğu kişi dijital göçebeliği bilgisayarını kucağına alıp bir şezlongda güneşlenmek olarak görse de gerçekler bundan çok daha farklı. Dijital göçebeler istedikleri yerden çalışabiliyor fakat ilk olarak her yerde internetin olmaması gibi teknik sebepler nedeniyle, en azından çalışmaları gereken saatler içinde, plajda keyif sürmeleri pek de mümkün olmuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dijital Göçebe Olmaya Uygun Meslekler” title_font_size=”13″]
    laptop

    Bu modern seyyahların geçim kaynağı genelde dijital teknolojiler alanında yer alıyor. Reklam, iletişim, yazılım ve dijital pazarlama gibi alanlarda çalışanların ve tabii ki yazarların dijital göçebeliği en çok seçenler arasında olduğunu söyleyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dijital Göçebeliğe İlk Adım” title_font_size=”13″]
    laptop, kahve, gözlük, work

    Dijital göçebe olmak için ofis dışından da yürütebileceğiniz daha doğrusu internet olan her yerde yapabileceğiniz bir işe sahip olmanız gerekiyor. Eğer bu tarz bir iş deneyiminiz yoksa tam zamanlı işinizin yanı sıra serbest işler yapmak suretiyle alana giriş yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Göçebe Öğrencilik” title_font_size=”13″]
    student

    Göçebe bir hayat sürmenin bir diğer yolu da klasik bir üniversite yerine internet üzerinden eğitim veren üniversitelerden birinde okumak. Böylece bir dijital göçebe olmak konusunda ilk adımı okul yıllarında atabilirsiniz. Unutmayın ki ağaç yaşken eğilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bütçenize Göre Şehirler” title_font_size=”13″]
    travel, traveller

    Dijital göçebe olmak demek dünyanın istediğiniz şehrinde yaşayabilmek demek; bu durumda, siz de gelirinize göre bir seçim yapabilirsiniz. 1000 doların altında bir geliriniz varsa Güney Doğu Asya ülkelerini tercih edebilirsiniz. Batı şehirlerine oranla daha ucuz olan bu şehirlerde kısıtlı bir bütçeyle rahat bir hayat sürebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dijital Göçebelik Bir Yaşam Tarzıdır” title_font_size=”13″]
    haritaya bakan adam, map, traveller

    Dijital göçebeliği tercih edenler dünyayı, üzerinde yaşayan insanları ve bu insanların yarattığı kültürleri keşfetmek, hayatına yeni değerler katmak isteyen insanlardır. Yani bir dijital göçebenin olmazsa olmazlarından biri yeniliklere açık olmaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dijital Göçebeler Doğanın Tadını Çıkarır” title_font_size=”13″]
    travel, traveller

    Bir dijital göçebe olmak demek kültürleri olduğu gibi doğayı da tanıma şansı bulmak demektir. Örneğin bir dijital göçebe bir yandan çalışıp bir yandan Avustralya resiflerin keşfedebilir, muson ormanlarında maceralar yaşayabilir veya kuzeyin fiyordlarında gezinebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir Lisan Bir İnsan” title_font_size=”13″]

    Dijital göçebelik anavatanınızda yaşamadığınız sürece yabancı dil bilmeyi ve yeni dilleri öğrenmeyi gerektiren bir yaşam tarzı. Bulunduğunuz ülkenin çarşısında pazarında iletişim kurabilmeniz için yeni diller öğrenmeye meraklı ve istekli olmanız şart.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dünyanın Dört Bir Yanından İş Arkadaşları” title_font_size=”13″]
    travel, traveller

    Dijital göçebelerin de ofis arkadaşları olur çünkü genelde kendileri gibi başka göçebelerle tanışabilecekleri ortak alanlarda çalışırlar. Buralarda hem bir ofis hayatının konforunu hem de sosyalleşme olanağı bulurlar.

  • KARADENİZ’E ÖZGÜ TARİHİ SERENDERLER

    Karadeniz sadece doğasıyla değil kültürel değerleriyle de eşsiz bir bölgemizdir. Mutfağı, şivesi, geleneksel kıyafetleri ve hatta danslarına bile yansıyan özgün kültürlerinin bir yansımasını, inşa ettikleri ahşap evlerde görmek mümkün. Kafkasya’dan Kastamonu bölgesine kadar geniş bir coğrafyada inşa edilen “serender”lerin ismi, bölge içinde farklılık gösterse de yapım prensipleri hemen hemen aynı. Tamamı ahşaptan inşa edilen serender evlerinin bazılarında tahtalar birbirine geçirilerek inşa edildiği için tek bir çivi bile kullanılmamaktadır. Bu evlerin amacı, toprakla ilişkiyi kesmek, fındık, tahıl ve diğer besinleri nemden ve fare gibi kemirgenlerden korumaktır. Yazımızda ahşap ustalığının en güzel örneklerinden serender evlerinin teknik detaylarını okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Serender, genellikle Orta ve Doğu Karadeniz’de, kırsal yörelerde görülen özgün bir mimari yapıdır. Yapı, dört direk üzerine oturtulmuş bir tür odadır. Mutlaka evin dışında bulunur, ev ile serender arasında herhangi bir geçit, köprü bulunmaz, bağımsız bir yapıdır. Kare şeklinde tasarlanan serenderlerin yerden yüksekliği yaklaşık 5-7 metredir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Serenderin ana malzemesi ahşaptır. Üstü sac veya “harduma” adı verilen yassı olarak yontulmuş ya da kesilmiş tahtalarla örtülerek su geçirmesi engellenir. Ancak yan taraflarında 20–30 santimetre boyunda, bir buçuk iki santim genişliğinde ızgaralar bulunur. Bu ızgaraların yapılma amacı serenderin içerisinde hava akışı sağlamaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Karadeniz mutfağında sıkça kullanılan mısırın ve bölge ekonomisinin temelini oluşturan fındığın kurutulması, saklanması ve diğer yiyeceklerin muhafazası için kullanılan serenderler, 30-50 santimetre çapındaki yuvarlak/bombeli ağaç tekerlerin tercihe göre dört, altı ya da sekiz adet direğin tepesine inşa edilir. Yerden yüksek olması ürünlerin haşerelerden ve yaban hayvanlarından korunmasını sağlar, yukarı tırmanan farenin, direğin tepesinde duran geniş teker sayesinde serenderin içine girmesi önlenmiş olur. Yapıya, genellikle akasya ağacından yapılan seyyar bir merdiven ile çıkılıp inilir. Merdiven ya açılır-kapanır (menteşeli) ya da yerden bir basamak yukarıda yapılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bir zamanlar hemen her evin yanında bulunan serenderler, gıda ambarı işlevini yerine getirir. Buğday, mısır, fasulye, patates, meyve kuruları, turşular, baklagiller, fındık ve diğer yazlık-kışlık ihtiyaçlar serenderde bozulmadan saklanabilir. Serenderin anahtarı genelde evin en yaşlı ve söz sahibi kadınlarında bulunur. Eski tip serenderlerde, bilhassa eski köklü ailelerin serenderlerinde, ince ahşap işçiliğinin güzel örnekleri göze çarpar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Her yörenin serenderinin kendine has teknik özellikleri, planı, formu vardır. Örneğin Trabzon’un ilçesi Tonya’da serenderler inşa edilirken “taş direk” ve “taş teker” kullanılır. Eski tip serenderler artık pek inşa edilmezken; Ordu Fatsa’da, Trabzon Atapark’da, Maçka’da, Rize Merkez, Çayeli, Güneysu ile Artvin’deki sahillerde eski serenderlerin tamir edilerek turistik dükkânlara dönüştürülmesi bu yüzyıllık mimari geleneğinin yeni kuşaklara aktarılmasını sağlamaktadır.

  • İstanbul’da Her Aradığınızı Bulabileceğiniz 8 Antika Ve Semt Pazarı

    İstanbul’da Her Aradığınızı Bulabileceğiniz 8 Antika Ve Semt Pazarı

    Çocukluğumuzda alışveriş dendi mi aklımıza ilk gelen semt pazarları olurdu. Büyüklerimizin elinden tutar; o büyük, karmaşık ama renkli tentelerin arasında taptaze sebze meyveleri, rengârenk kıyafetleri seyre dalardık. Bu listemizde sizi İstanbul’un farklı semtlerinde bulunan pazarlar ile tanıştırmak istedik ve 8 pazarımız ile huzurlarınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çocuklar İçin Oyun Parkı Ve Sineması İle Yeni Bir Pazar Konsepti Sunan Başakşehir Pazarı” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Organik Beslenmek İsteyenler İçin Kartal Belediyesi Ekolojik Pazarı” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Antika Ve İkinci El Meraklılarının Adresi Feriköy Antika Pazarı” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hesaplı Şıklık İçin Pendik Pazarı” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Taze Sebze Ve Meyveler İçin Anadolu Yakası’nın En Büyüklerinden Biri Erenköy Pazarı” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mutfağınızın Tüm İhtiyaçlarını Karşılayabileceğiniz Beykoz Pazarı” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En Ünlü Pazar Kadıköy Salı Pazarı” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğal Ve Yerel Ürünler İçin Fatih’teki Kastamonu Pazarı” title_font_size=”13″]
  • AYAKLARI YERDEN KESİLMEYEN CANLILAR: SÜRÜNGENLER

    AYAKLARI YERDEN KESİLMEYEN CANLILAR: SÜRÜNGENLER

    Sürüngenler için ayakları yerden kesilmeyen canlılar dedik ama bazı türlerinin ayakları bile bulunmuyor. Her ne kadar insanlar olarak “sürüngen” kelimesine olumsuz çağrışımlar yüklemiş olsak da, şüphesiz ki tüm sürüngenler dünyamızın en özel, özgün ve ilginç canlıları arasında yer almakta. Bakın bu familyada hangi tanıdıklar var. 🙂

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kertenkeleler” title_font_size=”13″]

    Vücudu pullu ve tırtıklı minik kertenkeleleri bilirsiniz, dört ayaklı, iki ayaklı hatta ayaksız olabilen bu canlılar birer sürüngendir. Hatta aynı familyadan olan iguanalar, gekogiller de öyle. Kertenkele denince aklınıza 3000’den fazla tür gelmeli. Bir kertenkelenin avlanırken kullandığı aracı soracak olursanız, kas yardımıyla ileri doğru uzatabildiği dili cevabını verebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kaplumbağalar” title_font_size=”13″]

    Sürüngenler sınıfında, yeryüzünde soyu tükenmemiş en eski hayvanlar olan dört ayaklı kaplumbağalar da yer alır. Kemiksi kabuğunun 260 milyon yıl önce oluşmaya başladığı düşünülen bu canlı ortalama 100-150 yıl gibi uzun bir yaşam süresine sahiptir. Ağır ağır yürüyen ama varmak istediği yere azimle yol alan kaplumbağalar bu sevimli halleriyle masal kahramanı bile olmuşlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bukalemunlar” title_font_size=”13″]

    Sürüngenler sınıfında, yeryüzünde soyu tükenmemiş en eski hayvanlar olan dört ayaklı kaplumbağalar da yer alır. Kemiksi kabuğunun 260 milyon yıl önce oluşmaya başladığı düşünülen bu canlı ortalama 100-150 yıl gibi uzun bir yaşam süresine sahiptir. Ağır ağır yürüyen ama varmak istediği yere azimle yol alan kaplumbağalar bu sevimli halleriyle masal kahramanı bile olmuşlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yılanlar” title_font_size=”13″]

    Sürüngen adı geçtiğinde aklınıza ilk gelen hayvanlar yılanlar oldu değil mi? Daracık vücutlarıyla kıvrıla kıvrıla yol alan canlıların böbrekler gibi çift organları ince vücutlarına sığabilmek için yan yana değil üst üste yer almışlardır. Yılanlar, pullarla örtülü muhteşem derileri esnemeyen bir yapıya sahip olduğu için büyümesine alan açacak şekilde deri değiştirip eski derilerini atabilirler. Tabii aynı zamanda, sürüngen olduğu için zamanla aşınan derisini bu şekilde yenilemiş de olurlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Daha da büyük yılanlar” title_font_size=”13″]

    Sürüngenlerden söz ederken yılan diyerek geçip gitmek olmazdı çünkü bu canlıların 10 cm’den başlayıp yaklaşık 10 metre uzunluğa ulaşabilen türleri bulunuyor. 3000’e yakın türü olduğu bilinen yılanlar gezegenimizin her yerinde yaşayabiliyor, Antarktika hariç! Fotoğrafta gördüğünüz yılan ise bir anakonda, yani Güney Amerika’nın kimi yerlerinde görülebilen dünyanın en uzun, en büyük yılanı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Komodo Ejderleri” title_font_size=”13″]

    Aslında Komodo ejderi için de “büyük kertenkele” diyebiliriz, çünkü kendisi bir kertenkele çeşidi. Adını yaşadığı yerden alır, yani Endonezya’ya bağlı Komodo Adası’ndan. 3 m’yi bulan boylarına, 70 kg’dan 150 kg’a değişebilen ağırlıklarına bakıp da hareketsiz olduklarını sanmayın. Komodo ejderleri çok iyi birer yüzücü, iyi birer tırmanıcı, gün boyu hareket halinde olan oldukça aktif canlılardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Timsah” title_font_size=”13″]

    İşte adını duyduğumuz vakit hafif bir ürpertiyle sarıldığımız o görkemli sürüngen, yani kemiksi pullarla örtülü kabuğu, peşi sıra sürüklediği kuyruğu ve filmlere isim babalığı bile yapan keskin bakışlarıyla güçlü bir portre çizen timsah. “Timsahın gözyaşları” deyiminin nasıl ortaya çıktığını biliyor musunuz? İnsanlar, yemek yerken gözlerinden yaş akan timsahlara bakıp, üzülmediği halde üzülmüş gibi yapma haline timsahın gözyaşları demişler… Oysa timsahtaki gözyaşlarının fizyolojik bir gereksinim nedeniyle gerçekleştiği sanılıyor.

  • ÇANKIRI’DA GÖRÜN, GEZİN VE TADIN…

    ÇANKIRI’DA GÖRÜN, GEZİN VE TADIN…

    İç Anadolu Bölgesi’nin kuzeyindeki şehrimizin aynı bölgedeki komşuları güneyinde kalan Ankara ve Kırklareli’dir. Şehrin Karadenizli komşuları ise Kastamonu, Karabük, Bolu ve Çorum’dur. Çankırı’ya uzak şehirlerden ulaşım sağlamanın en iyi alternatiflerinden biri havayoludur. Bunun için de önce Ankara Esenboğa Havalimanı’nın tercih edilmesi gerekir, oradan kara yoluyla Çankırı Otogarı’na ulaşmak mümkündür. Kente vardığınızda gezebileceğiniz yerlerden birkaçını da sizin için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    12 ilçesi bulunan Çankırı’ya yaylalarında bisiklet turlarına katılmak için de gidebilirsiniz, kaplıcalarında şifa bulmak için de, tarihi yapılarını keşfetmek için de… Seyahat amacınız ne olursa olsun şehre gezi düzenlemek için en ideal dönemin bahar sonu ve yaz ayları olduğunu söylemeliyiz, zira soğuk ve yağışlı geçen kış ayları şehirde rahatça gezmenizi zorlaştırabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Şehir merkezinde Buğday Pazarı Camii avlusunda yer alan iki katlı yapıda Çankırı kültürünü daha yakından tanımanızı sağlayan etnografik eserler sergilenmekte. 18. yüzyıldan kalma bu yapı, şehrin önde gelen âlimlerinden Sofizade Mustafa Hazım Efendi tarafından öğrencilere din eğitimi vermek üzere yaptırılmış. Ve yine o dönemki adı da Hâzımiye Medresesi imiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Korgun ilçesindeki Alpsarı Göleti çevresiyle birlikte yaklaşık 227 bin m2’lik alana karşılık gelen huzur dolu bir doğa alanı. Günü birlik gezi için gidenlerin yanı sıra karavan ya da çadır kampı düşünenler için de ideal bir yer. Şehrin diğer gölleri ise Karaören Göleti, Balıklı Göl, Osman Gölü. Söylemeliyiz ki Çankırı, sahip olduğu parklar ve mesire yerleriyle de doğanın insana her an yakın olduğu bir şehir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Odaları, pencereleri, kemerleri ve sedirleri bulunan kaya mezarları Orta ilçesindeki Sakaeli köyünde yer almakta. Roma ve Bizans dönemlerinden kaldığı düşünülen Sakaeli Kaya Mezarları’nı görmek için köye gelen turistler sakin mi sakin bir köy havası ve güler yüzlü insanlarla karşılaşıyorlar. Köyün tam ortasından Devrez Çayı’nın geçtiğini de ekleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en eski tuz madenlerinden olduğu bilinen Tuz Mağarası şehrin merkezinde bulunuyor. 5 bin yıl öncesine kadar tuz çıkarıldığı düşünülen mağara kısmi aydınlatma yapılarak ziyarete açılmış. Mağaranın sağlık ve kültür turizmine fayda sağlayacak biçimde hizmete sunulması için proje çalışmaları da devam etmekte.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Tatar hamuru çorbası, sarımsaklı et yemeği, taze fasulye kavurması, keşkek ve hameyli tatlısı, işte Çankırı sofrasına oturduğunuzda önünüze gelebilecek harika bir yöresel menü. Bazlama, kül çöreği, yazma çöreği, ince ekmek muskası ve nokul ise sabah ya da akşam çay yanında afiyetle yiyebileceğiniz ekmek ve hamur işleri.

  • Anadolu’nun Kültürel Mirası 7 Ekmek Çeşidi

    Anadolu’nun Kültürel Mirası 7 Ekmek Çeşidi

    Yufka ve lavaşın 2016 yılında UNESCO tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras listesine alındığını biliyor muydunuz? Anadolu’nun köylerinde pişirme tekniğinden içeriğine, sahip olduğu raf ömründen şekline farklı kategorilerde hepsi birer kültürel değer olan çeşit çeşit ekmek üretilir. Bu geleneksel lezzetlerden 7 tanesini listemizde görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yufka, uzun süre dayanması nedeniyle göçebe hayatı yaşayan Türkler için ana besin kaynaklarından biri olmuş. Orta Asya’da yaşayan halklar, mayasız buğday unundan elde edilen bu ince ve yuvarlak ekmeği hem birbirlerine hem de kuşaktan kuşağa aktarmışlar. Zaten UNESCO listesinde de sadece yapımı değil insanlığı besleyen bu “paylaşma kültürü” ile yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Lavaş, yufkanın aksine mayalı hamurdan elde edilir. Yufka sac üzerinde pişirilirken, lavaş tandır duvarına yapıştırılarak pişirilir. Bildiğiniz gibi tandır yere çukur açılarak yapılan bir fırın çeşididir ve bazı bölgelerde bu fırınlarda pişirilen lavaşa tandır ekmeği de denir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İyice yoğurulan mayalı hamur üstü kapatılarak bir süre bekletilir. Kabaran hamur küçük bezelere bölünür ve her biri oklava ile parmak kalınlığında açılır. Sac ya da ocak üstünde önlü arkalı pişirilir. Bazlama isimli bu ekmek henüz sıcakken tereyağı sürülerek de tüketilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ketenin en belirgin özelliği tereyağı ile unun kavrulmasıdır. İçli ya da içsiz yapılabilir. Özellikle Doğu Anadolu’nun şehirlerinde farklı usullerde yapılan ve adı yöreye göre değişebilen kete bu bölgede bilhassa kahvaltıda tüketilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yusyuvarlak ve şişman haliyle bir Trabzon ekmeğini dilimlemek gerçekten de marifet ister. Alametifarikası ekşi maya ve mayalanan hamurun iyice dinlendirilmesidir. Tabii ki taş fırında pişirilmesi geleneklere daha uygundur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Mısır ekmeği denince akla Karadeniz gelir fakat günümüzde ülkemizin farklı bölgelerinde de yapılan bir ekmek çeşididir. Mısır unundan yapılan ekmek genellikle mayasız hamurdan elde edilir ama bazı yörelerde mayalı da yapılır. Bir tepsiye dökülen hamur fırında pişirilir. Rengi sarıdır ve pütür pütür olan yapısı erken bozulmaya müsaittir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Heybetli görüntüsüyle Osmanlı’ya yaraşır bir ekmek gerçekten de Osmanlı okkalı ekmeği. Mayalı hamurun taş fırında pişirilmesiyle üretilen ekmekler bazen o kadar büyük oluyor ki tane hesabıyla değil kilo ile satılıyor. Bu kocaman ekmek dilimlenirken zorluk çekilmesin diye pişmeden önce üzerine çizikler atılıyor.

  • Dünden Bugüne Sokağın Sesi 8 Sokak Satıcısı

    Dünden Bugüne Sokağın Sesi 8 Sokak Satıcısı

    Sokak satıcıları her zaman mahalle kültürümüzün bir parçası olmuştur. Çoğumuz, her türlü ürünün marketlerden, internetten kolayca satın alınabildiği günümüzde bile sokak satıcılarından alışveriş yapmayı tercih eder, bu nostaljik alışkanlığımızı devam ettiririz. Geçmişten bugüne sesiyle, gülümsemesiyle, sohbetiyle, sokağımıza renk katan 8 sokak satıcısını listemizde bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Overlokçu” title_font_size=”13″]
    overlok

    Mahalleye overlokçu geldiğinde bunu fark etmemek imkânsızdır çünkü megafondan “Hanımların dikkatine…” diye başlayan o ünlü cümleler yayılır. Halı, kilim, yolluk, paspas kenarına, halıfleks kenarına overlok çektirmek isteyenler için bulunmaz bir nimet olan overlokçunun anonsu tüm Türkiye’de aynı şekilde yankılanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Nayloncu” title_font_size=”13″]

    80’li yıllarda tüm yurdun sokaklarını saran nayloncular bu dönemin sembollerinden biri haline gelmişti. Nayloncunun arabasına dağ gibi leğenler, maşrapalar, gırgırlar, kovalar, mandallar ve oyuncaklar sabitlenir, nayloncu rengârenk görüntüsüyle sokaklarımızı şenlendirirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Baloncu” title_font_size=”13″]
    balon

    Şehrin en renkli görüntülerinden biri elinde çeşit çeşit balonlarla gezen balonculardır. Tartışmasız çocukların en sevdiği satıcı olan baloncular gün boyu ellerindeki tavşan, kalp şeklinde ya da desenli balonlarla dolaşır ve gezdikleri her yere neşe dağıtırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kalaycı” title_font_size=”13″]

    Teflon, seramik gibi malzemeler mutfaklarımıza girmeden önce bakırdan yapılan tencereler ve tavalar kullanılırdı. Düzenli olarak kalaylanması gereken bakır tencerelerimizi sokağımıza gelen kalaycılara emanet ederdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Eskici” title_font_size=”13″]
    nostalji

    Eski eşyalarımızı satın alarak bizi evimizdeki fazlalıklardan kurtaran ve onları ihtiyacı olanlara ulaştıran eskiciler sokaklarımızın değişmez karakterlerinden biridir. Eskicilerin arabalarındaki çeşit çeşit eşyaları incelemek de ayrı bir zevktir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bileyici” title_font_size=”13″]
    bıçak

    Tekerlekli arabasıyla gün boyu sokak sokak dolaşan bileyiciler, evinizdeki bıçaklar köreldiğinde yardıma koşar. Arabasının altındaki pedal yardımıyla çarkı çeviren bileyici, dakikalar içinde bıçakları eski keskin haline döndürür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dondurmacı” title_font_size=”13″]

    Özellikle de çocuklar tarafından dört gözle beklenen dondurmacı, ayağınıza kadar gelen lezzet demektir. Yaz aylarında sokağa dondurmacı geldi mi en heyecanlı oyunlar bile yarım bırakılır ve dondurmaya koşulur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kasetçi” title_font_size=”13″]
    kaset, nostalji

    Birçok müziksever, en sevdiği albümlerle ve sanatçılarla sokaktaki kasetçilerden aldığı kasetler sayesinde tanışmıştır. Kasetçi tezgâhının önünde saatler geçirerek tüm albümlere bakmak ise yine 80’li ve 90’lı yıllardan kalma bir anıdır.