Blog

  • BİYOGRAFİ FİLMLERİNDE KİMLERİN HAYATLARINI İZLEDİK?

    BİYOGRAFİ FİLMLERİNDE KİMLERİN HAYATLARINI İZLEDİK?

    Ünlü ünsüz her insanın kocaman bir dünya olduğunu ve anlatılacak hatta filme alınacak hikâyelere sahip olduğunu söylemek yanlış olmaz. Siz de birilerinden mutlaka “hayatımı anlatsam film olur” cümlesini duymuşsunuzdur. Anlatsak film olabilir belki ama tanıdığımız ünlü isimlerin beyaz perdeden yansıtılan hayat hikâyeleri kadar ilgi çeker mi bilinmez. Sanat, bilim, spor, siyaset dünyasından ünlü isimlerin yaşamlarına odaklanan filmler daima sinema tarihinin en özel yapımları arasında yer alır.  İşte o filmler ve hayatı film olan isimlerden bazıları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Film Adı: Ali” title_font_size=”13″]

    Dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü boksörlerinden Muhammed Ali’nin hayatı, adını taşıyan filmle beyaz perdeye aktarılmıştı. Film, “Benim onlarla bir sorunum yok!” diyerek Vietnam savaşına gitmeyen boksörün şampiyonluk unvanının elinden alınışını ve bokstan uzaklaştırılışını anlatıyor. Ünlü sporcuyu usta siyahi oyuncu Will Smith canlandırarak en iyi erkek oyuncu ödülünü kazanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Film Adı: Frida” title_font_size=”13″]

    Hastalıkların önemli yer tuttuğu yaşamı, sanat hayatı ve kendisi gibi ressam olan Diego’yla karmaşık bir ilişkiye dönüşen evliliği ile hayatı film olanlardan biri de Meksikalı sanatçı Frida Kahlo. Salma Hayek’in canlandırdığı film özgün müzikleriyle de öne çıkmış ve Oscar kazanmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Film Adı: Kaldırım Serçesi” title_font_size=”13″]

    Kaldırım Serçesi, Fransız şarkıcı Edith Piaf’ın çocukluğundan ölümüne kadar iniş çıkışlarla dolu yaşamını konu alan filmdir. Filmin adı şarkıcının gerçek hayatta kendisine takılan isimden alınmış ve sanatçıyı Fransız oyuncu Marion Cotillard canlandırmıştı. Film bol bol Edith Piaf’ın şarkılarını dinleme şansı sunan bir kurguya sahip.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Film Adı: Her Şeyin Teorisi” title_font_size=”13″]

    İngiliz fizikçi ve teorisyen Stephen Hawking’in yakalandığı ALS hastalığı ile mücadelesini, bu çerçevede Cambridge Üniversitesi’nden arkadaşı olan ve sonrasında karısı olacak Jane Wilde ile ilişkisini anlatan filmde, dâhi fizikçiyi Eddie Redmayne canlandırmış, oyuncu bu performansıyla da Oscar kazanmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Film Adı: Malcom X” title_font_size=”13″]

    Afrika kökenli Amerikalı aktivist Malcom X’in hırsızlık yaparak hapse girişi, hapishanedeki düşünsel dönüşümü, bir insan hakları savunucusu olarak dışarı çıkışı ve sonrasını konu alan filmde Malcom X’i Denzel Washington canlandırmıştır. Film Malcom X’in Otobiyografisi isimli biyografik kitaptan uyarlanmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Film Adı: Müslüm” title_font_size=”13″]

    Müslüm filmi, arabesk müziğin ünlü isimlerinden olan ve 59 yaşında hayatını kaybeden Müslüm Gürses’in yoksul bir genç olarak ailesiyle Şanlıurfa’dan Adana’ya göçlerini, oradan İstanbul’a ve ses sanatçılığına varan serüvenini, eşi Muhterem Nur’la tanışma hikâyesi anlatılmaktadır. Biyografik filmde sanatçıyı ünlü oyuncu Timuçin Esen canlandırmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Film Adı: Amadeus” title_font_size=”13″]

    18.yüzyılda yaşayıp kendinden sonraki tüm dönemleri etkileyen klasik müzik sanatçısı Wolfgang Amadeus Mozart’ın hayatından kesitlere ve özellikle kendisi gibi besteci olan arkadaşı Antonio Salieri ile olan ilişkisine odaklanan, fakat bunu Salieri’nin gözünden yapan Amadeus filmi 8 dalda Oscar kazanmıştı. Filmde Mozart’ı Tom Hulce, Salieri’yi ise F. Murray Abraham oynamıştır.

  • Doğanın ve Tarihin İzini Sürebileceğiniz 7 Motor Rotası

    Doğanın ve Tarihin İzini Sürebileceğiniz 7 Motor Rotası

    Şu önemli bir detay: Motor kullananlar için esas olan yolculuk halidir. Başka bir deyişle, varılacak yerden önce o yere giderken yolda geçirdikleri zaman önem taşır. Hatta kimileri de sırf motor sürmek için bir yere gider. Motor tutkunları için şehir trafiğine takılmadan, duraksamadan, uzayıp giden bir  yolculuk yapmak bir meditasyon şeklidir. Biz de doğanın ve tarihin içinde özgürce yol alabilecekleri 7 motor rotasını onlar için seçtik!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Aralarındaki 97 km. mesafe ile İstanbullular için günübirlik bir kaçış rotası aynı zamanda Riva… Bahar aylarında doğanın, yaz aylarında denizin tadını doyasıya çıkarıp geceyi evinizde uyuyarak geçirmenize izin verecek küçük bir sahil köyü… Ama oraya kadar gitmişken Karadeniz’e dökülen Riva deresi yakınlarında deniz ürünleri yemeden ve Riva Kalesi’ne çıkmadan dönmemenizi tavsiye ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Küçük sahil kenti Amasra’yı kuşbakışı gören Bakacak Tepesi’nden yola çıkarak 92 km. sonra Safranbolu’da tamamlayabileceğiniz bir rota… Bu rota ile yolculuğunuzu doğanın içinden çıkıp tarihin içinde tamamladığınızı göreceksiniz. Safranbolu’ya gittiğinizde taş sokaklarında dolaşıp çarşısını gezmeli ve tarihi yapıların birinde mutlaka bir Türk kahvesi içmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bartın’da gaz verdiğiniz motorunuzu kıyı şeridinden sürerek Kastamonu-Cide üzerinden Sinop’a ulaşmaya çalışırken yolda defalarca durup fotoğraf çekmek isteyeceksiniz. Gerze’de tamamlayabileceğiniz yolculuğunuzda Sinop Kalesi’ne çıkarak Sabahattin Âli’ye uzanan hüzünlü hikâyesini dinleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Antalya Kemer’den başlayıp Bodrum’da son bulacak motor rotası 560 km’lik bir yola karşılık geliyor. Bu iki nokta arasında Kaş, Kalkan, Demre, Fethiye, Gökova’dan geçerken duraksayacağınız hemen her noktada uzun süreli konaklamalar yapabilir Türkiye’nin güneyindeki eşsiz manzaraları zihninize depolayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Motor üstünde yapılan yolculuklarınız içinde tarihi soluyacağınız en güzel rotalardan biri olacak Midyat-Ahlat güzergâhı… Yaklaşık 300 km. sürecek yolculuğunuzda olağanüstü bir serüven yaşayacaksınız. Kâh milattan önceye dayanan tarihsel bölgelerden geçecek kâh Hasankeyf’te iç içe geçmiş doğa ve tarihi izleyecek kâh Van Gölü’nün sularında seyre dalacaksınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Off-road sürüşü sevenler için Karadeniz yaylalarından daha iyi bir seçenek düşünemiyoruz, tabii Karadeniz’in engebeli arazilerine uygun bir motosikletiniz varsa ve siz de profesyonel bir motorcu iseniz… Bu şekilde Rize’den çıktığınız yolu yeşilin en taze halini içinize çeke çeke Çamlıhemşin üzerinden devam ettirebilir Pokut Yaylası’nda sonlandırabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İstanbul’da yaşayanlar için günübirlik yapılabilecek bir motor rotası da Şile yolu üzerinden gidilebilecek Kefken ve Kerpe kasabalarıdır. Karadeniz’in dalgaları kışları doğası gereği hırçınlaşırken yazları size kendinizi Ege kıyılarında hissettirir. Kerpe ve Kefken’deki doğal güzellikleri motorunuzla rahatlıkla keşfedebilir dilerseniz İzmit-İstanbul otoyolu üzerinden geri dönebilirsiniz.

  • Sizi Geçmişe Götürecek 8 Nostaljik Mutfak Aleti

    Sizi Geçmişe Götürecek 8 Nostaljik Mutfak Aleti

    Milenyum sonrası dünyaya gelen birine kevgir, güğüm, sini, elek, ibrik diyecek olsak büyük bir ihtimalle anlamlandırmakta zorlanacaktır. Oysa çok yakın bir döneme kadar bu gereçler “kap-kacak” başlığı altında raflarımızda, dolaplarımızdaydı. Pilav tahta kaşıkla karıştırılır, sarımsak havanda dövülür, yemek yer sofrasında yenir, çay semaverden içilirdi. Lakin bin yıl öncesinden bugüne ulaşan zengin yemek kültürümüze karşılık mutfak gereçlerinin çoğu gelişen dünya ve teknoloji karşısında işlevlerini kaybetti. Biz de unutulmaya yüz tutmuş 8 mutfak aletini geçmişe özlemle huzurunuza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • 8 Maddede Türk Tiyatrosunun Önemli İsimlerinden Haldun Taner

    8 Maddede Türk Tiyatrosunun Önemli İsimlerinden Haldun Taner

    Hiciv temelli kabare tiyatrosunun ve destansı unsurlar barındıran epik tiyatronun ülkemizdeki öncüsü Haldun Taner’dir. 1915 yılında başlayan yaşamını 1986 yılında kaybeden usta edebiyatçıyı daha yakından tanımak için sizi 8 maddelik listemizi okumaya davet ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Galatasaray Lisesi’nde, Heidelberg Üniversitesi Siyasal Bilgiler’de, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde eğitim gördü, sonraki yıllarda Viyana’da tiyatro bilimi üzerine eğitim aldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Küçük yaşta skeçler yazarak girdiği edebiyat dünyasında, kazandığı ödüllerle kısa zamanda kendini tanıttı. Hatta ödüllerinden biri New York Herald Tribune gazetesinin açtığı öykü yarışmasından gelmişti. 1953’teki yarışmada “Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu” öyküsü ile birinci oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Edebiyat, sanat tarihi, tiyatro dersleri verdi, gazetelerde fıkralar yazdı, sanat yönetmenliği yaptı. Kaleme aldığı “Bu Şehr-i İstanbul ki” adlı oyunu ile politik hiciv tiyatrosunun ilk örneğini, “Keşanlı Ali Destanı” ile epik tiyatronun ilk örneğini verdi. Sinemaya da uyarlanan “Keşanlı Ali Destanı” Almanya’dan İngiltere’ye birçok ülkede sahnelendi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde kabare tiyatrosunun öncüsü kabul edilen Haldun Taner, Bizim Tiyatro’nun, Tef Kabare Tiyatrosu’nun, Zeki Alasya ve Metin Akpınar’ın da kurucuları arasında olduğu Devekuşu Kabare’nin kuruluşunda yer aldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    gözlerimi kaparım vazifemi yaparım

    Sersem Kocanın Kurnaz Karısı, Yar Bana Bir Eğlence, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Marko Paşa, Ay Işığında Şamata eserleri Haldun Taner’in yazdığı tiyatro oyunlarından bazılarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Tiyatromuza büyük emeği geçen Haldun Taner, aldığı eğitimler ve seçtiği meslekle ilgili yıllar sonra böyle bir açıklamada bulunmuştu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Haldun Taner’in adı, İstanbul Şehir Tiyatroları’nın Kadıköy Rıhtım Meydanı’ndaki sahnesine verilmiştir. Böylece adı sadece eserlerinde değil, semtin hatta şehrin simgelerinden biri haline gelmiş tarihi bir yapıda da yaşatılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    haldun taner

    Haldun Taner yazdığı öykülerle de Türk edebiyatının önemli isimleri arasında yer alır. Abdi İpekçi’den Burhan Felek’e, Aliye Berger’den Halide Edip Adıvar’a tarihimizden unutulmaz portrelere ve gerçek yaşanmışlıklara yer verdiği “Ölürse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil” kitabı ise kültür tarihimize ışık tutan çok önemli bir kaynak niteliğindedir.

  • DOĞUNUN BAŞKENTİ TOKYO

    Doğu Asya’da bir ada ülkesi olan Japonya’nın başkenti Tokyo, 39 milyona yaklaşan nüfusuyla dünyanın en kalabalık başkenti unvanına sahip. Kelime anlamı “Doğan güneşin ülkesi” olan Japonya, 6.852 adadan oluşan bir ada ülkesi. Paleolitik Çağ’ın son döneminden bu yana yerleşim yeri olan Japonya, hem kültürel değerlerini ve geleneklerini korumayı hem de teknolojik gelişmelere hızlı ayak uydurabilmeyi başarmış bir ülke. Animeleri, video oyunları, dövüş sporları, zengin mutfakları, gelenekleri ve tarihi ögeleri ile dünyayı etkisi altına alan Japonya’nın başkenti Tokyo’nun ikonik mekânlarını birlikte gezelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Eski adı Edo olan Tokyo, deprem bölgesinde olmasına rağmen dev gökdelenlerin şehri. 12 Eylül 1923’teki depremde neredeyse tamamı zarar gören şehir, depremden sonra yeniden inşa edilse de 20 sene sonra II. Dünya Savaşı’nda bombalanarak tekrar büyük yıkıma maruz kalmış. 1950’den sonra sanayisi ve ekonomisi güçlenen ülkenin başkenti hızla büyüyerek bugünkü modern hâline ulaşmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kent merkezindeki en eski dini yapı olan Sensoji Tapınağı’nın inşasıyla ilgili anlatılan hikâyeye göre; 628’de iki kardeşin Sumida Nehri’nde balık avlarken Budist tanrıça Kanon’un heykelini bulmasıyla bu tapınağın yapımına karar verilmiş. 645’te yapımı tamamlanan tapınak günümüzde de önemli etkinliklere ev sahipliği yapıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bahçeleri ile birlikte 3410 metre alana yayılan görkemli yapının inşası 1868’de başlamış ve 20 sene sonra tamamlanmış. Su dolu hendeklerle çevrili sarayda imparatorluk ailesine ait konutlar ve yönetim odaları bulunuyor. Yıl boyunca ziyaretçilerine kapıları açık olan mekânda, 2 Ocak’ta gerçekleşen yeni yıl kutlamaları ve 23 Aralık’taki imparatorun doğum günü etkinliklerinde sadece özel davetliler ağırlanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Moda ve eğlencenin merkezi olan Shibuya, Tokyo’nun en kalabalık caddelerinden… Yıllarca sahibini tren istasyonunda bekleyen köpek Hachiko’nun heykeli de burada. Birçok mağaza, restoran ve eğlence mekânı bulunan Shibuya’da gezinirken Japonya’nın farklı bir yüzüyle karşılaşıyorsunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1972’de kurulan Tokyo Ulusal Müzesi, 110 bin parçalık dev bir koleksiyona sahip. Japonya’nın en eski ve en büyük müzesi olma özelliğine sahip Tokyo Ulusal Müzesi’nde ülkenin farklı yerlerinden getirilen tarihi şaheserler ve yerel sanatçılara ait sanat eserleri sergileniyor. 6 farklı binadan oluşan müze alanında antik Japon kültürüne ve dini inanışına ait objeleri de görebilmek mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Animeleriyle ve elektronik cihazlarıyla ünlü teknoloji devi Japonya’nın en heyecan verici mekânlarından biri olan Akihabara, özellikle genç kuşak Japonların ve turistlerin uğrak noktası. Birbirinden renkli dükkânların bulunduğu merkezdeki bazı mağazalarda vergi ödemeden alışveriş yapılabiliyor. Mağazalarda vakit geçirmek istemeyenler için ise cosplay maid ve manga kafeleri âdeta fantastik bir dünyaya açılan yeni evren…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İnşası 1958’de tamamlanan ve Eyfel Kulesi’nin bir benzeri olan Tokyo Kulesi, 333 metre yüksekliği ile dünyanın en uzun kendinden destekli çelik kulesi olma özelliğine sahip. 2012’ye kadar ülkenin en yüksek yapısı özelliğini taşıyan kule, Japonya’nın II. Dünya Savaşı’ndan sonra güçlenen ekonomisinin simgesi.

  • ACI VE TATLI TÜRLERİYLE RENGÂRENK BİBER ÇEŞİTLERİ

    ACI VE TATLI TÜRLERİYLE RENGÂRENK BİBER ÇEŞİTLERİ

    Biber çoğunlukla ana yemek malzemesi değil yan bir ürün olarak görülse de, çiğ ya da pişmiş olarak, sabah kahvaltısında veya akşam yemeğinde tüketmeye en uygun çok yönlü sebzelerin başında gelir. Sofralarımızın vazgeçilmez üyesi, sağlığımızın en büyük destekçisi olan biber ailesinin 30’a yakın türü bulunur ama biz en iyi bildiklerimizi sıralayalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Genellikle sulak alanlarda yetişen yeşil biber, tatlı bir tada sahiptir ama sivri biber dediğimiz türleri sulak yerlerde yetişse de bir miktar acılık barındırır. Az acı, çok acı gibi sınıflandırmalar yapılarak satışa sunulan yeşil biberin antioksidan etki yaratan ve bağışıklık sistemini güçlendiren içeriği nedeniyle her gün ve özellikle çiğ olarak tüketilmesi önerilmekte.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yeşil biberden daha kalın ve etlidir. Genellikle açık yeşil veya sarımtırak rengiyle bilinir ve bu renklerde iken tatlı bir tada sahiptir; bu renklerde diyoruz çünkü çarliston biberin de kırmızısı bulunur ve tadı acı olabilir. Yemeklerde, salatada rahatlıkla kullanılabilen çarlistonun en yakıştığı yerlerden biri turşu, diğeri de sık sık yapmamak koşuluyla kızartmadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Klişe bir ifadeyle faydaları saymakla bitmeyen biber türlerinden biri kapyadır. Tarihine bakıldığında manav tezgâhlarındaki yerinin çok da eskilere uzanmadığı görülecektir fakat son on yılda en çok tercih edilen biber çeşitleri arasında olduğu ifade ediliyor. Közlendiğinde enfes bir tada bürünen kapyanın konservesi de market raflarından kolayca temin edilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Fotoğraftaki biber chili yani şili biberidir ve acı dendiği vakit bir o bir de yeşil sivri biber akıllara gelir. Çiğ olarak tüketmek özel bir gayret gerektirse de her biri yemeklere katıldığında, hele de menemende kullanıldığında lezzetin boyutunu katbekat artıran bir güce sahiptir. Bu arada biber meyvesindeki acılığa tıp biliminde de kullanılan kapsaisin isimli bir maddenin neden olduğunu ekleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İçine kıymalı, pirinçli ya da bulgurlu harçları doldurarak zeytinyağlı veya sulu yemeğini yaptığımız dolmalık biberler de ülkemizde fazlaca tüketilen çeşitler arasındadır. Yeşil, sarı ve kırmızı renkleri bulunabilir. Biber dalında taze iken yeşil, olgunlaştıkça sarı ve en son da kırmızı renge ulaşır, kurutulmuş dolmalık biber ise kırmızı rengini güneşte kızararak alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Adı süs biberi olmasına rağmen genellikle turşu olarak afiyetle tükettiğimiz biber çeşitlerinden biridir. Izgara köftenin yanında, et yemeği ve pilav olan menülerde süs biberi turşusu lezzete lezzet katar. Süs bitkilerinin yenmeyen, gerçekten sadece süs olan türleri de vardır ve tüm bu türlerin cin biberi ismiyle anıldığı yerler de bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Jalapeno biberi, adını Meksika’nın Veracruz eyaletinin başkenti Xalapa’dan alır. Halapenyo şeklinde telaffuz edilen jalapeno, biber ailesinin ana vatanı olan Güney Amerika’da sos yapımında fazlaca kullanılır. Hazır turşusu ülkemizde de çok tüketilen lezzetler arasındadır. Bünyesinde birleştirdiği acı ve meyvemsi tat onu biber kategorisinde ayrı bir yere taşır.

  • Hep Duyduğunuz 9 Moda Terimi Ve Açıklamaları

    Hep Duyduğunuz 9 Moda Terimi Ve Açıklamaları

    Modaya ilgili olun olmayın moda akımları bir şekilde hayatımızın içinde yer alıyor, modayla ilgili terimler televizyonda, dergilerde, her yerde karşımıza çıkıyor. Bu listemizde, anlam karışıklıklarını gidermek, moda dünyasının terimlerine aşina olmanızı sağlamak için sık kullanılan 9 moda terimini açıklamaları ile beraber veriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sık sık duyduğumuz bu terim, sanıldığının aksine ikinci el kıyafet demek değil. Bir kıyafetin “vintage” unvanına layık olması için antikadan daha yeni yani 100 yaşından genç ve aynı zamanda her çağa uyum sağlayan kaliteli bir çizgide olması gerekiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Tüm dünya dillerinde aynı Fransızca kelimelerle ifade edilen “haute couture” kavramı, kalburüstü moda evleri tarafından kişiye özel ve elle dikilmiş kıyafetler anlamına geliyor. Bu lüks kıyafetler genellikle çağın en iyi terzilerinin dokunuşlarını taşıyor ve bu yüzden aradan geçen zamanla değer kaybetmiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bazı karakterler vardır ki giydikleri bir kıyafet, kullandıkları bir aksesuar yeni bir moda akımı oluşturur, kendi ülkelerinde ve hatta bazen dünya çapında modanın seyrini değiştirir, işte bu değerli zatlar “trendsetter” olarak adlandırılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Anlam karmaşasına sebep olan bir başka moda terimi ise stiletto. Bazen tipi fark etmeksizin tüm topuklu ayakkabılar için kullanılan bu terim aslında ince ve yüksek topuk anlamına geliyor ve ismini de kısa ve ince bir İtalyan bıçağı olan “stiletto”dan alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Moda dünyası durmaksızın yeni trendlerle şekillense ve değişse de bazı kıyafetler her zaman belli dönemleri akla getirir. Aradan on yıllar geçse de her gördüğümüzde 80’li yılları hatırlatan parlak renkli büyük vatkalı kıyafetler ya da 70’lerle özdeşleşmiş İspanyol paça pantolonlar retro kıyafetlere şahane örnekler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İsmi kulağa ilk başta çok yabancı gelse de truvakar dörtte üç demek. Genellikle kol boyunu tanımlamak için kullanılan bu kelime, kısa kolludan uzun ama uzun kolludan kısa kıyafetler için kullanılıyor ve normal kol boyunun tam dörtte üçüne denk geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Modanın sonsuz yolculuğunda zaman zaman çok büyük beden kıyafetleri kullanmak bir akıma dönüşür, birkaç beden büyük ceketler, üstünüzden düşecek kadar büyük pantolonlar dönemin en gözde kombinleri olur, işte bu fazlasıyla büyük kıyafetlere moda lügatinde “oversized” terimi karşılık gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Son yıllarda sık sık duyduğumuz ve gördüğümüz clutch, elde taşınan ve omuza asmak için sapı olmayan çanta anlamına geliyor. Eskiden genellikle gece kıyafetleriyle kullanılan ve “portföy” olarak adlandırılan clutchlar artık gündelik ve spor kombinlerde de karşımıza çıkıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Genellikle erkek giyimi için tercih edilen bu terim takım elbise resmiyeti ile kot-tişört sportifliğinin arasında bir yerde duruyor. Kot pantolonların blazer ceketlerle, kumaş pantolonların spor gömleklerle tamamlandığı smart casual tarzındaki kombinler rahatlığı ve şıklığı bir arada barındırıyor.

  • Anadolu’dan Dünyaya Yayılan Türk Peynir Çeşitleri

    Anadolu’dan Dünyaya Yayılan Türk Peynir Çeşitleri

    Türk mutfağı birçok eşsiz lezzete ev sahipliği yapar, bu lezzetlerin arasında dillere destan peynir çeşitlerinin de yeri ayrıdır. Birçok yemeğimizin içinde ana malzemelerden biri olarak kullanılan peynir, kahvaltı sofrasının da en sevilen elemanıdır. Ülkemizde hayvancılık gelişmiş olduğu için ülkenin dört bir yanında farklı karakteri olan peynirler üretilir. Bu listemizde, her biri ayrı bir tat sunan Anadolu’nun dört bir yanından peynir çeşitleri ile karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kars Gravyeri” title_font_size=”13″]
    peynir

    Çizgi filmlerde sık sık karşımıza çıkan gravyer peyniri, Doğu Anadolu bölgemizin Kars ilinde ayrı bir lezzete kavuşuyor. Öyle ki, Kars gravyerinin dünyanın dört bir köşesinde hayranları bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ege Mihaliç Peyniri” title_font_size=”13″]
    peynir çeşitleri

    Ege Bölgesi’nde özellikle de Balıkesir ve çevresinde üretilen mihaliç peyniri kendine has tadı olan sert bir peynir, üstelik mihaliç peynirinin 250 yıllık bir geçmişi olduğu tahmin ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Manyas Loru” title_font_size=”13″]
    peynir

    Ülkemizde hem kahvaltı sofralarında hem de börek ve tatlılarda kullanılan lor peynirinin en meşhuru Manyas’ta yapılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Divle Obruk Peyniri” title_font_size=”13″]
    peynir çeşitleri

    Divle obruk peyniri, ismini yerin metrelerce altında bekletildiği obruklardan alıyor. Peynir beklediği süre içinde olgunlaşıyor ve birçok uzman tarafından dünyanın en iyi peynirleri arasında sayılmasına sebep olan lezzetine kavuşuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Van Otlu Peyniri” title_font_size=”13″]
    peynir çeşitleri

    Taze baharatlarla lezzetlenen Van otlu peyniri, genelde koyun sütünden yapılır. Bu mevsimde koyunun sütü daha bol olduğundan ilkbahar aylarında üretilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Küflü Ardahan Peyniri” title_font_size=”13″]
    peynir çeşitleri

    Yağsız inek sütünden yapılan küflü Ardahan peyniri bekletilince yeşile döner bu nedenle de küflü peynir ismini almıştır. Ardahan’a has bu peynir genelde evlerde yapılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karadeniz Kolot Peyniri” title_font_size=”13″]
    peynir çeşitleri

    Karadeniz’in ünlü peyniri kolot, en sevilen Karadeniz lezzetlerinden biri olan mıhlamanın ana malzemesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kayseri Çömlek Peyniri” title_font_size=”13″]
    peynir çeşitleri

    Kayseri’nin geleneksel peyniri, taze peynirin önce süzülmesi sonra da kurutularak çörekotuyla karıştırılması ve çömleklere basılmasıyla elde ediliyor. Peynir çömlekte 3 ay bekledikten sonra tüketilmeye hazır hale geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Erzurum Civil Peyniri” title_font_size=”13″]
    peynir çeşitleri

    Yağı alınmış taze sütten üretilen Erzurum civil peyniri, tel tel bir yapıya sahiptir. Tuzlu ve hafif ekşi bir tadı vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Varto Keçi Peyniri” title_font_size=”13″]
    peynir çeşitleri

    Varto’nun ünlü keçi peyniri ise keçi sütünün güneş altında ısıtılması ve mayalanması ile elde ediliyor. Birçok yöresel peynir gibi o da bez torbalarda bekletildikten sonra tüketime hazır hale geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İsli Abhaza Peyniri” title_font_size=”13″]
    peynir çeşitleri

    Adapazarı ve Bolu yöresine has bu peynir tam yağlı sütten yapılan Abaza peynirinin odun ateşinde isli bir tat kazanmasıyla dillere destan lezzetine kavuşur.

  • EDEBİYATTA PARFÜMÜN YERİ

    Parfümün tarihi yüzlerce değil binlerce yıl önceye uzanıyor. Dünyada ilk damıtma ve ekstraksiyon tekniklerini geliştiren medeniyetin 4000 yıl önce Sümerler olduğu bilinmekte. İcadının temelinde ise insanların kötü ruhları kovmak üzere tütsü yakmaları ve bu sırada bitkilerden yayılan güzel kokuyu fark etmeleri yatıyor. O ilk dönemlerde elde edilen kokulu yağlar güzel kokmak için değil, yine kötü güçleri uzaklaştırması için tüm vücuda sürülüyordu, hatta ölülerin bedenlerinin huzur bulması için de bu kokular kullanılırdı. Mısır Firavunu Tutankhamun’un mezarından parfüm şişelerinin çıkarılması bunun en güzel örneklerinden biridir. Anlayacağınız parfümün tarihçesi uzun, detaylı bir konu… Hayatımızın her yanını saran bu kokuların edebiyattaki yeri de bir hayli nefes kesici…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sevgiliye yazılan bir şiirde…” title_font_size=”13″]

    “Parfum exotique”, Charles Beaudelaire’nin sevgilisi Jeanne Duval için yazdığı şiirlerden biridir. “O güzel iklimlere sürükler beni kokun / Bir liman görürüm, yelkenle, direkle dolu / Tekneler, son seferin meşakkatiyle yorgun. / Burnuma kadar gelen hava kokular taşır / Yemyeşil demirhindilerden gelen bu koku / İçimde gemici şarkılarına karışır.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hem romanda hem sinemada…” title_font_size=”13″]

    Çağdaş Alman yazarı Patrick Süskind’in 1985 tarihli polisiye romanı Koku, orijinal adıyla Das Parfum 18. yüzyılda Fransa’da geçer ve kokulara son derece duyarlı olan Jean-Baptiste Grenouille’nun koku üretebilmek için çekinmeden işlediği cinayetlere yer verir. Roman daha sonra “Perfume: The Story of a Murderer” adıyla sinemaya uyarlanmış, ülkemizde de “Koku: Bir Katilin Hikâyesi” adıyla gösterime girmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Émile Zola’nın satırlarında…” title_font_size=”13″]

    Edebiyat eserlerinde parfüm detaylarına rastlamak hiç zor değildir. Émile Zola’nın Nana isimli romanı da onlardan biridir. İşte o bölümlerden biri… “Tuvalet masasının üstünü kaplayan gül, leylâk, sümbül demetlerinden yapılan baygın bir çiçek kokusu dolduruyordu insanın içini. Küvetlerden yayılan ağır kokuyla birlikte bir bardağın içine ufalanmış keskin bir lavanta çiçeği kokusu da karışmaktaydı.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Balzac’ın gerçeklerden esinlendiği hikâyesinde…” title_font_size=”13″]

    Honore de Balzac’ın ana karakteri Parisli bir parfümcü olan romanı, Parfümcü Cesar Birotteau’nun Yükselişi ve Düşüşü de başka bir örnektir. César Birotteau, sınıf atlama hayaliyle dolu ve parfümeri dükkânı olan bir tüccardır. Balzac,  Birotteau’nun yükseliş ve düşüşünü anlattığı romanı için Paris’in Rue Saint-Honoré caddesinde gerçekten bir parfümerici olan Jean Vincent Bully’den esinlenmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fantastik bir romanda…” title_font_size=”13″]

    Amerikalı roman yazarı Tom Robbins’in fantastik kitabı Parfümün Dansı’nda konu dönüp dolaşıp nihayetinde üretilen bir parfümün sırrına gelip dayanır. Öldürülmek istenen Alobar adlı bir kral ile dul kaldığı için ölümüne karar verilen Kudra’nın yollarının kesişmesi, maceraları ve karşılarına çıkan kötü kokulu Pan’ın kokusunu gizlemek için ürettikleri parfüm kitabın genel çerçevesini oluşturur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Refik Halid Karay’ın pek çok kitabında…” title_font_size=”13″]

    Parfümün Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Osmanlı topraklarındaki izini süren ve eserlerinde sıkça yer veren Türk edebiyatçıların başında ise Refik Halid Karay gelir. Edebiyatçının Sonuncu Kadeh isimli kitabından eski zamanların parfüm adları ile ilgili alıntı: “Eski zamanların, Mikado, Opoponaks, Küvir dö rüsi, Lüben gibi parfönlerini ve şişelerini düşündü; sonra Piver markalı harcılâlem kokular yahut kibarcaları, mesela violet dö Parm, fuan Kupe gibilerini hatırladı; arkasından işte suvar dö Pari, Krep de Şin ve büsbütün yenileri, bugünkü neslin kullandıkları!”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Türk edebiyatının usta kalemlerinde…” title_font_size=”13″]

    “…ve kokulardan kamelya, leylak, çayır kokusu, Atkinson, Lubin filan bilmiyorlar.” Bu alıntı ise usta Türk edebiyatçılarından Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Efsuncu Baba isimli romanından…  Edebiyatımızda Ahmet Rasim, Halit Ziya Uşaklıgil, Reşat Nuri Güntekin de eserlerinde parfüm ve koku ile ilgili vurgularda bulunan isimlerdir.

  • 1 Fincan Kahveyle Tamamlanan 11 An

    1 Fincan Kahveyle Tamamlanan 11 An

    Mis gibi bir fincan kahve günün her anında keyfinize keyif katar. Kokusuyla, aromasıyla hem damağınıza hem de gönlünüze hitap eden kahvenin en güzel gideceği anları sizin için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Alışverişe Mola Verdiğinizde” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hemen Ayılmanız Gerektiğinde” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Arkadaşınız Geç Kaldığında” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yeni Bir Güne Başlarken” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kitabınızın Sayfalarını Çevirirken” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sevdiklerinizle En Güzel Sohbetlerinizde” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En Sevdiğiniz Tatlının Tadını Çıkarırken” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yağmur Damlalarını İzlerken” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Canınız Mükellef Bir Kahvaltı Çektiğinde” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yaratıcılığınızı Konuştururken” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ders Çalışırken” title_font_size=”13″]