Blog

  • ZEKİ MÜREN’DEN DİNLEMEYE ALIŞTIĞIMIZ ŞARKILAR

    ZEKİ MÜREN’DEN DİNLEMEYE ALIŞTIĞIMIZ ŞARKILAR

    Aynı şarkıları birçok değerli isim seslendirmiş olsa da müziği başlar başlamaz “Sanat Güneşi”mizi hatırlatan şarkılar vardır, işte bunlardan bazılarını bir araya getirdik. Siz de aşağıda alt alta sıraladığımız sözleri okurken -müziğini duymadığınız halde- zihninizde Zeki Müren sesinin canlandığını fark edeceksiniz… Bu da tesadüfen sanat güneşi olunmadığının en büyük kanıtı olsa gerek.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Manolyam” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gözlerin Doğuyor Gecelerime” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Beklenen Şarkı” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir Demet Yasemen” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sorma” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Alkışlarla Yaşıyorum” title_font_size=”13″]
  • Mahallemizin Dört Ayaklı Bekçilerini Sevmek İçin 9 Neden

    Mahallemizin Dört Ayaklı Bekçilerini Sevmek İçin 9 Neden

    Sokaklarımızın sadık, sevgi dolu sakinleri köpekler; gün gelir bizi eğlendirir, yüzümüzü gülümsetir, gün gelir canımızı ve malımızı korurlar. Sokakların bu geniş gönüllü canlıları huzurlu bir mahallenin olmazsa olmazıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    sokak hayvanları, köpek sevgisi

    Eğer bir köpeğe bakıyorsanız, ona iyi davranıyorsanız o da sizi her zaman kollar. Mahallenizin bir köpeği varsa bilin ki yolunuzu gözleyen biri var.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    yavru köpek, köpek sevgisi

    Köpekler koruyucu olmalarının yanında eğlenceli oyun arkadaşları olarak da çok sevilirler. Özellikle çocukların en iyi oyun arkadaşı olan köpekler bulundukları her yere neşe katarlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    sevimli köpekler, köpek sevgisi

    Mahallenin köpekleri büyük küçük herkesi, kedisinden kuşuna her canlıyı kollarlar. Bir köpeğin alanındaki her canlının güvenliği ondan sorulur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    sevimli köpekler, sokak hayvanları

    Sokağınızdaki köpekler her zaman orada sizi bekler. Evden her çıktığınızda sıcak bir bakışla, kuyruklarını sallayarak size selam verirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    sokak hayvanları, köpek

    Bir köpek en güzel gününüzde de, en acılı anınızda da yanınızda olan, sizi siz olduğunuz için seven bir varlıktır, sonsuz dostluğun tadını çıkarmak için onlara iyi davranmanız yeterlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    sokak hayvanları

    Köpekler insanlardan daha iyi duydukları ve koku aldıkları için tüm doğa olaylarını önceden sezerler. Güvende olmak için sokağınızdaki köpeklerin verdiği işaretleri gözlemek güvenilir bir yöntemdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    sokak hayvanları

    Bu dört ayaklı gönüllü bekçiler insanları bir bakışta çözer, hırlıyı hırsızı mahallenize sokmazlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    sokak hayvanları

    Güneşin vurduğu her noktada serilmiş huzur içinde uyuyan bir sokak köpeği görebilirsiniz, onların huzuru sizin de ruhunuza yansır, yüzünüzde sıcak bir tebessüm oluşturur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    köpek sevgisi

    Kimse bir sokak köpeğinden daha tedbirli olamaz. Köpekler mahallenize bir yabancı yaklaştığı zaman ne olur ne olmaz diye hemen mahalle sakinlerine haber verir.

  • Antik Çağın 8 Büyük Filozofu

    Antik Çağın 8 Büyük Filozofu

    Felsefe tarihinin düşünürleri her zaman birbirini doğrulamamış aksine kimi zaman birbirlerinin teorilerini geçersiz kılmışlardır. Zaten büyük filozoflar günümüz dünyasında ürettikleri düşüncelerden ziyade insanlığa düşünmeyi, soru sormayı, mantık yürütmeyi öğretmeleri noktasında değer taşımaktadırlar. Biz de bu listemizde Antik Çağ’da yaşamış 8 filozofu huzurlarınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sokrates (Socrates)” title_font_size=”13″]
    socrates

    Sorgulanmamış bir hayatın yaşamaya değmeyeceğini düşünen Sokrates, Yunan felsefesinin kurucularındandır. Ortaya koyduğu düşünceler felsefe tarihinin Sokrates öncesi ve sonrası olarak ayrılmasına neden olmuştur. Ölüme mahkûm edilen büyük filozof arkasında yazılmış bir eser bırakmamış ama öğrencisi Platon tarafından düşünceleri diyaloglar halinde kayıt altına alınmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pisagor (Pythagoras)” title_font_size=”13″]
    pythagoras

    Sayıların babası olarak bilinen filozof, varoluşu matematikle ilişkilendirmiş ve her şeyin matematikle ölçülebileceği düşüncesini ileri sürmüştür. Pisagor önermesinin sahibi olan düşünürün okulunda kullandığı ve herkesin eşit şekilde içecek içmesini sağlayan “Pisagor’un Adalet Kupası” da dünyada ilgi gören buluşlarından biri olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Heraklitos (Herakleitos)” title_font_size=”13″]
    herakleitos

    Hayatı hakkında çok az şey bilinmesine karşılık Efes’te yaşadığı bilgisi şüphesiz bizim için çok değerlidir. Ateş, su, toprak… Heraklitos’a göre insan bu üç madde ve aralarındaki sürekli dönüşümden meydana gelmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Eflatun (Platon)” title_font_size=”13″]
    platon

    Modern üniversitenin temeli sayılan Akademi’nin kurucusu Platon, İslam dünyasında Eflatun ismiyle tanınmaktadır. Batı felsefesinin ve bilimin temellerini hocası Sokrates’le birlikte atan Yunan filozofu sayesinde bugün Sokrates’in düşüncelerini öğrenebilmekteyiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aristo (Aristoteles)” title_font_size=”13″]
    aristoteles

    Platon’la birlikte Batı felsefesinin öncüsü sayılan diğer filozof Aristo’dur. Mantık, doğa, estetik, etik ve politika üzerine düşüncelerini çok sayıda yazı ve kitap ile ortaya koymuştur. Hepsi değilse de birçoğu dilimize çevrilmiş durumda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Demokritos” title_font_size=”13″]

    Sokrates’ten sonra ölen Demokritos, bazı düşünceleri açısından Sokrates öncesi doğa filozoflarından biri olarak kabul edilir. Hakkında çok az bilgiye sahip olduğumuz filozofun en bilinen teorisi “Atom veya bölünmeyen öz”dür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tales (Thales)” title_font_size=”13″]
    thales

    Tales MÖ 624-546 tarihleri arasında Anadolu’da yaşamıştır. Antik dönem yazarları tarafından hakkında bilgi edinebildiğimiz Miletli filozofun yazılı bir metni bulunmamaktadır ancak adı  “Antik Yunan’ın Yedi Bilgesi” arasında geçmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Epikür (Epikuros)” title_font_size=”13″]
    epikuros

    Epikür, ana düşüncesi mutluluk olan bir ahlak felsefesi geliştirmiştir. Ona göre insan, doğası gereği acı ve ıstıraptan kaçarken neşe ve haz peşinde koşar. Epikür’ün Atina’da bir bahçe içinde kurduğu okulun öğrencilerine “bahçe filozofları” denmekteydi.

  • Dünyanın En Güzel ve Gözde Adaları

    Dünyanın En Güzel ve Gözde Adaları

    Aşağıdaki listede tüm dünyada en çok tercih edilen, Uzak Doğu’dan Amerika’ya birbirinden güzel adalar bulunuyor. Sizin için en doğal, en gösterişli, en turistik, en şık, en rahat ya da en gözde adalar hangileri diye sorsak aşağıdakilerden hangileri listenize girerdi?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Fransız Polinezyası’ndaki Bora Bora’ya Avrupalılar 1722’de gelmişse de adada yerleşim 4’üncü yüzyıla kadar geri gidiyor. Günümüzde ise özellikle balayı tatillerinin vazgeçilmez adreslerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Hava sıcaklığının 20 ile 30 derece arasında değiştiği Bora Bora’ya gitmek için mart-kasım ayları arasını tercih etmenizi öneriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Filipinler’deki ada gruplarından olan Boracay dünyanın en güzel plajlarına sahip. Uzayıp giden bembeyaz sahilleri, içeri doğru girdikçe karşılaşılan yemyeşil ormanları ile insanların hayran olduğu bir coğrafya. Ve hemen hatırlatalım Hindistan cevizi ağaçları, yerel tatları, sosyal yaşamı hareketlendiren festivalleri ile rengârenk olan ada Türk vatandaşlarına vizesiz tatil imkânı sunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yunanistan’a bağlı olan ve 200 km güneyinde bulunan Santorini’de masmavi deniz ile bembeyaz bir yaşam iç içe… Ülkemize de oldukça yakın olan ada dünyanın en çok ilgi gören turistik yerleri arasında gösteriliyor. Sizin de yolunuz düşerse bütün bir gününüzü plajda geçirebilir, Oia köyünde günbatımını izleyip, Amoudi Koyu’ndaki salaş balıkçılarda akşam yemeği yiyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Afrika’ya bağlı bir ada ülkesi olan Seyşeller’in küçük adası Cousine, ya da dilimizde bilinen adıyla Kuzen Adası’nda alt yapı çalışması ve yerleşim bulunmuyor. 1968 yılında doğa rezervi ilan edilen adada sadece birkaç tane lüks villa konumlanmış… Muhteşem doğası içinde yürüyüş yapmak isteyenlerin seyahat ettiği adada sık sık mason yağmurlarıyla karşılaşıldığını da ekleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    ABD’nin eyaleti olan Hawaii, dünyanın en gözde takımadaları arasında. Bu takımadalardan üstünde iki tane yanardağ bulunan Maui, koyları, plajları, turistik gezi alanları ile büyük ilgi görüyor. Okyanus kokusu ve palmiye ağaçlarının gölgesi altında denizin ve güneşin doyasıya yaşanabileceği Maui her türlü su sporunun yapılabildiği oldukça hareketli bir ada.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Endonezya’ya bağlı ve başkenti Denpasar olan Bali dünyanın en ünlü adaları arasında bulunuyor. Sahilleri siyah ve beyaz kumlarla çevrili olan Bali, tüm tropikal adalar gibi bolca yağış alan bir yer. Seyahat edilebilecek en uygun aylar nisan ile ekim ayları arası iken temmuz-ağustos aylarında yoğunluktan yer bulmak zorlaşabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Uzak Doğu turlarının olmazsa olmaz duraklarından Phuket Tayland’ın en büyük ve her yıl milyonlarca turist ağırlayan popüler bir adası. Balık çeşitleri ve sokak lezzetlerinde sınır tanımayan adanın damak tadınıza hitap etmeyeceğini düşünüyorsanız valizinizi hazırlarken konserve kutularını unutmayın. “Big Buddha”, Budist tapınağı “Wat Chalong Temple” ve “Old Phuket” ise adada görülmesi gereken yerler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    İspanya’nın Akdeniz’deki en büyük adası Mallorca yılda 20 milyondan fazla turist ağırlıyor. Nisan ayından ekime kadar süren tatil sezonunda sadece plajlar değil Roma döneminden kalma tarihi yapılar da insan akınına uğruyor. Direkt uçuşların olmadığı adaya gitmek için Akdeniz’de tur yapan gemi turlarından birine dâhil olmak da bir seçenek tabii…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Listemizin sonunda dünyaca ünlü yıldızların kaçış noktası olan Capri Adası var. Havasında ve doğasında Akdeniz ikliminin hâkim olduğu, İtalya’nın sayfiye bölgesi Capri’yi anlatması için sözü 20. yüzyıl yazarlarından İngiliz D.H. Lawrence’a bırakıyoruz: “Dedikodulu, villalarla dolu, kat kat kireç taşlarıyla bezenmiş, cenneti çok andıran ama dünyayı hiç andırmayan bir yer.”

  • Görseniz Sarılmadan Duramayacağınız Hayvanlar

    Görseniz Sarılmadan Duramayacağınız Hayvanlar

    Evimizde beraber yaşadığımız ya da doğal ortamlarında yaşadıkları için ancak ekranlarda görebildiğimiz hayvanların bazıları bol bol tüylü pofuduk görüntüleriyle sevimliliğin en üst noktasında yer alıyorlar. Elbette bütün hayvanları çok seviyoruz ama bu listemize konuk ettiklerimiz puf puf tüyleriyle bizde sarılma ve bir daha hiç bırakmama hissi yaratan sevimliler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    sevimli hayvanlar
  • Mutlu Olmanın En Pratik Yolu: Gülümsemek

    Mutlu Olmanın En Pratik Yolu: Gülümsemek

    Gülmek, vücudumuzun endorfin salgılamasına neden olduğu için mutlu olmanın en pratik yollarından biri. Peki acaba gülmek eylemi sadece biz insanlara ait bir özellik mi? Bilim dünyasının bu konuda birçok araştırması bulunuyor fakat biz bütün bu çalışmaların ötesinde, verdiği pozlarla gülümsediğini düşündüren sevimli canlıları ekranlarınıza taşımak istedik. Ne de olsa gülümsemek bulaşıcıdır. 🙂 Tabii kafanızda oluşabilecek “eğer bu arkadaşlar gülüyorsa neye gülüyor” sorusu için verebilecekleri muhtemel (!) cevapları da sizin için not etmeyi ihmal etmedik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”- Olup biteni tebessümle izlemek hayat felsefemdir.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”- Al benden de o kadar… Hayat zaten çok kısa.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”- Beni en çok insanların “kuçu kuçu” diye seslenmesi güldürüyor, ne komik di mi?” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”- Hehheh ben en çok şaka yaparken gülerim, mesela az önce yaptım bi tane.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”-Ben de hep derim, gülüyorum o halde varım.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”-Yahu duydun mu bu sefer de neye güldüğümüzü merak etmişler, hihhihhi.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”- Gülünce fotoğrafta iyi çıkıyorsun demişlerdi bize de.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”-Uhahaha ya kim dedi onu size?” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”-Kim dediyse doğru demiş. Gülmek güzelleştirir…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”-Ayyy bunu öğrendiğim iyi oldu, bundan sonra ben hep gülerim.” title_font_size=”13″]
  • Türkiye’de de Yetişen 8 Tropik Meyve

    Türkiye’de de Yetişen 8 Tropik Meyve

    Durian, longan, guava ve daha nicesi… Tadını ve hatta neresini yememiz gerektiğini bile bilmediğimiz tropikal meyvelerin sadece ekvator yakınlarında yetişenlerine ulaşmamız oldukça zor… Ama neyse ki ülkemizde de yetiştirilen tropikal meyveleri -diğer meyvelere kıyasla daha pahalı olsalar da- arada sırada alıp yemek, tatlarından haberdar olmak mümkün. Her birinin uzun listeler oluşturacak kadar faydası bulunan tropik lezzetlerden 8 tanesini listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    tropik meyveler

    O çok uzun zamandır bizden biri… Bu güzel kokulu sarı kabuklu meyvenin en lezzetlisi bizce Anamur’da yetişir. Anavatanı olan Güneydoğu Asya’da kırmızı kabuklu ya da daha farklı türleri bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    tropik meyveler

    Antalya’da yetişen ve Çin greyfurtu olarak da bilinen pomelo, dünyada Güney Asya’da, Amerika’da bilhassa Kaliforniya’da yetiştiriliyor. İki kiloyu bulan ve C vitamini deposu olan meyvenin kabuğunu soymak için biraz zahmet gerekmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    tropik meyveler

    Özellikle Güney Amerika, Hindistan ve Filipinler’de yetişen ananas ülkemizde Adana, Antalya, Mersin’de yetiştirilmektedir. Bu şekerli meyveyi et yemeklerinin yanında da servis edebilir, suyu ile enginar yemeği yapabilir hatta kızartabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    tropik meyveler

    Akdeniz’de özellikle Manavgat’ta mango yetiştiriciliği yapılsa da iklimsel şartlarımızla uyum sağlamakta zorlanan bir meyvedir. Anavatanı Hindistan olan mango Pakistan, Filipinler ve Bangladeş’in milli meyvesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    tropik meyveler

    Meksika kökenli avokado 1970’li yıllardan beri ülkemizde yetiştirildiği gibi bazı yörelerde Amerikan armudu ismiyle tanınıyor. Çiğ tüketildiği gibi yemeklerde ve salatalarda da kullanılabilen meyvenin olgunlaşmış ve hafif yumuşamış olanlarını tercih etmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    tropik meyveler

    Kumkuat ya da kamkatı mandalinanın biraz küçüğüne benzetebiliriz. Uzakdoğu, Güney Amerika ve Güney Hindistan’da yetiştirilen meyve ülkemizde en iyi Rize’de ürün vermektedir. Kabuklarını soymadan yiyebilir, reçelini yapabilir, keklerinize ilave edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    tropik meyveler

    Dilimlendiğinde ortaya sanatsal görüntüler ve müthiş bir koku bırakan kivi Güney ve Doğu Asya’dan dünyaya yayılmıştır. Ülkemizde ise Rize başta olmak üzere Karadeniz sahil şeridinde, Akdeniz’de denizden 200 metre yüksek nemli bölgelerde, Marmara ve Ege’de yetiştirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    tropik meyveler

    Ülkemizde yetişen tropik meyvelerden en az bilineni ekmek ağacı olabilir. Bir-iki kilo ağırlığındaki meyveleri besin deposudur ve fırında pişirilerek de yenebilir. Ekmek ağacı dünyada en çok Hindistan, Antiller ve Malezya’da, ülkemizde ise Akdeniz bölgesinde yetiştirilir.

  • HAYAL DÜNYASI VE SEYAHATLERİYLE JULES VERNE

    Eserleri pek çok dile çevrilen, bilim kurgu türünün öncüsü olan Jules Verne, ardında bıraktığı kitaplarla hâlâ en çok okunan yazarlardan biri. 19. yüzyılda yaşayan Verne, gelecek tasvirini heyecanlı maceralarla harmanlamayı başararak okuyucularına soluksuz bir okuma keyfi miras bıraktı. Fransa’da başlayan yaşamı ve kitaplarına ilham veren gezileriyle usta kalemi yakından tanıyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Jules Gabriel Verne, 8 Şubat 1828’de Fransa’nın Nantes şehrinde dünyaya gelir. Varlıklı bir aileye sahip olan Verne’nin babası avukattır. Eğitim hayatını yatılı okulda geçiren Verne, hukuk eğitimi almak için 1846’da Paris’e gider ve burada edebiyata ilgi duymaya başlar. Paris’teki amcası sayesinde sanat çevresine giren Verne, Alexandre Dumas ve Victor Hugo gibi önemli yazarlarla tanışır ve müzisyen bir arkadaşıyla çeşitli sahnelerde sergilenen tiyatro oyunları yazar. Bu yaşam tarzını onaylamayan babası, oğlundan maddi desteğini çeker fakat Jules Verne geri adım atmaz ve geçimini kalemiyle sağlar. Üç sene Paris Tiyatrosunda sekreterlik yapan genç yazar, bu dönemi, komediler, operetler, kısa hikâyeler yazarak geçirir ve kaleme aldığı hikâyeleri dergilerde yayımlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1857’de evlendiği eşinin borsacı erkek kardeşinin etkisiyle “Paris Menkul Kıymetler Borsası”nda simsarlık yapan Verne, ailesini geçindirmek için sevmediği bu işte çalışsa da yazmaya ve edebi çalışmalarına ara vermez. 1859’da arkadaşı Jean-Louis Aristide Hignard ile ilk defa Fransa dışına çıkar, Britanya Adaları’nı gezer ve maceralarını “İskoçya Seyahati” adıyla romanlaştırır. Bu dönemde astronomi, coğrafya, fizyoloji ve meteoroloji alanlarındaki bilimsel gelişmelerle yakından ilgilenmeye başlar. İlk kitabı basıldığında 35 yaşında olan Verne, borsadaki işini bırakarak tamamen yazmaya yönelir. Yayıncısı Hetzel ile yaptığı 20 yıllık sözleşme kapsamında her yıl iki ciltlik eser üretmeyi kabul eder ve bu eserlerinin de henüz o dönemlerde çok yeni olan bilim kurgu türünde olması için anlaşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1864’te klasikleşen eseri “Dünyanın Merkezine Yolculuk”, bir sene sonra da “Aya Seyahat” romanları basılır. Kitaplarında geçen teknolojilerin ilerleyen yıllarda keşfi ya da icadıyla hayatımızın bir parçası haline gelmesi, onun “bilim falcısı” diye anılmasına neden olur. “Denizler Altında Yirmi Bin Fersah” kitabını ise 1867 yılında kardeşi ile yaptığı Amerika Kıtası gezisinden ilham alarak kaleme alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1872’de eşinin doğduğu Amiens şehrine yerleşen Verne, yazarlıktan kazandığı parayla St. Michel adını verdiği bir yat satın alarak yeni maceralara yelken açar. İngiltere kıyıları, Manş Adaları, Cebelitarık, Tanca, Lizbon, Cezayir, Malta gibi ülkelere seyahat eden gezgin ruhlu yazarın yolunun “İnatçı Keraban” kitabından dolayı Türkiye ve Akdeniz kıyılarından da geçtiği düşünülür. Bu macera romanında, II. Mahmut döneminde çok inatçı ve eski kafalı İstanbullu bir tütün tüccarı olan Keraban Ağa’nın başından geçenler anlatılır. İstanbul, Trakya ve Balkan kıyılarında geçen hikâyeler, Karadeniz sahillerinden Gürcistan ve Rusya’ya kadar uzanır. Kitapta sıkça İstanbul’la ilgili tasvirler bulunsa da Jules Verne’nin İstanbul’u ziyaret ettiğine dair herhangi bir yazılı kaynak bulunmamaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Verne, tam da hayalini kurduğu hayatın içindeyken ardı ardına üzücü olaylar yaşar. 1886’da evine döndükten kısa bir süre sonra akıl sağlığı problemi olan yeğeni tarafından vurulur ve baston kullanmak zorunda kalır. 1887’de hem çok sıkı dostu olan yayıncısı Hetzel’i hem de annesini kaybeder. Kendisi için karamsar bir dönem başlasa da hayata sıkı sıkı tutunmayı seçerek yaşadığı kentin belediye meclisinde görev alır. Şehrinin kültürel yapılandırması için tiyatro salonları ve okullar açarken belediye sirkinin de kurulmasını sağlar. O yıllarda şeker hastalığıyla mücadele etmek zorunda kalan yazar, 1902’de görme yetisini kaybeder ve üç yıl sonra Amiens’teki evinde hayata veda eder. Ölümünden iki sene sonra anıt mezarına; yazarın uzaya, uzak yıldızlara ve hep istediği geleceği görme arzusuna gönderme yapmak üzere, mezarından sıyrılarak bir eli ile gökyüzüne uzanmaya çalışan Jules Verne heykeli yerleştirilir.

  • 20. Yüzyılın Büyük Türk Şairlerinden Yahya Kemal Beyatlı

    20. Yüzyılın Büyük Türk Şairlerinden Yahya Kemal Beyatlı

    Mahlas/takma ad kullanımının yaygın olduğu dönemlerde “Yahya Kemal” adını alan edebiyatçımızın asıl adı Ahmed Agâh’tı. 1884 doğumlu şair Soyadı Kanunu ile de “Beyatlı” soyadını aldı. O, Divan şiirini, modern Türk şiiri ve Batı şiirini eserlerinde mükemmel bir biçimde sentezleyen büyük bir şair, düşünce ve kültür adamıydı. Bu listemizde 20. yüzyılın Türk şairlerinden Yahya Kemal Beyatlı’yı ağırlıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Üsküp’te dünyaya gelen şair, eğitimini Üsküp ve Selanik’ten sonra İstanbul’da sürdürdü. Ardından Paris’e giderek önce siyaset bilimi okudu sonra edebiyat fakültesine girdi fakat eğitimini tamamlayamadı. Paris’te geçen dokuz yılı tarih ve edebiyat üzerine derin araştırmalar yaptığı, edebi anlayışının şekillendiği yıllar oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İstanbul’a döndüğünde tarih ve edebiyat öğretmenliği yaptı; öğrencileri arasında Ahmet Hamdi Tanpınar da vardı. Milli Mücadele yıllarında çıkardığı ve geleceğin edebiyatçılarını çevresine topladığı Dergâh dergisiyle mücadeleye destek verdi. Cumhuriyet’in kuruluşunun ardından sırasıyla diplomat, milletvekili ve büyükelçi oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Türkiye Türkçesi ile de Osmanlıca kelimelerle de şiirler yazan Yahya Kemal Beyatlı Türk edebiyatını daima bir bütün olarak algıladı. Onun asıl vurgusu şiirin dilindeki ahenge oldu ve bunun içindir ki şiiri farklı bir musiki olarak niteledi. Şiirlerini daima aruz ile yazdı, hece ölçüsüyle yazdığı tek şiiri “Ok”tu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yazı ve şiirlerine uyguladığı mükemmeliyetçiliği eserlerini tamamlanmış bulmamasına, dolayısıyla yaşarken kitap yayımlamamasına neden oldu. Eserleri ancak vefatından sonra kurulan Yahya Kemal Enstitüsü tarafından 13 ciltlik bir külliyat olarak yayımlandı. İstanbul üzerine yazdığı yazılardan oluşan “Aziz İstanbul” kitabı da bunlardan biriydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1958’in 1 Kasım gününde hayata veda eden Yahya Kemal Beyatlı Aşiyan Mezarlığı’na defnedildi. Şair, bugün ziyaretine gidenleri mezar taşındaki şu dizelerle karşılıyor: “Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde. / Gönlü her yerde bohurdan gibi yıllarca tüter, / Ve serin serviler altında kalan kabrinde, / Her seher bir gül açar her gece bir bülbül öter.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yahya Kemal Beyatlı’dan geriye, yukarıda okuduğunuz “Rindlerin Akşamı”nda olduğu gibi ölümü anlatan; ya da sonsuzluğu, aşkı, doğayı, tarihi anlatan eşsiz şiirler kaldı.

  • DOĞANIN EN RENKLİ SAKİNLERİ

    DOĞANIN EN RENKLİ SAKİNLERİ

    Kültür ve Yaşam sayfalarında sadece siyah ya da sadece beyaz olan hayvanları hatta siyah beyaz çizgili olanları bulabilirsiniz. Dünyanın en renkli böceklerine de yine web sitemizden ulaşabilirsiniz. Ama şimdi sıra rengârenk görüntüleriyle dünyamıza muazzam bir renk katan diğer canlılarda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Renkler söz konusu olunca bukalemunların yeri ayrıdır çünkü onlar yaşamları boyunca tek değil pek çok rengin sahibi olabilirler. Pembe, mavi, kırmızı, turuncu, yeşil, siyah, kahverengi, açık mavi, sarı, turkuaz, mor… Bir bukalemun bazen kamuflaj için bazen de duygu durumunu belli etmek için bu renklerden birine ya da birkaçına bürünebilir, hatta üstünde benekler ve çizgiler bile oluşturabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Alabildiğine parlak ve göz alıcı renkleriyle ünlü minik mandalina balığının ana vatanı Batı Pasifik’tir. Resiflerin arasında büyük bir grup olarak yüzen mandalina balığı okyanusun en görkemli fotoğraflarından birini verir. Vücudunda turkuaz, açık mavi ve turuncu renkler içeren sanatsal desenler taşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Mandarin ördeği ise toprak tonlarının şeritler halinde kullanıldığı bir tablo gibidir, tabii mor, parlak lacivert, zümrüt yeşili de yer yer o tonlara eşlik eder. Anavatanı Uzakdoğu’dur ve o bölgelerde sevgiyi, sadakati temsil ettiği için düğün mekânları mandarin ördeklerinin renkleriyle süslenir. Belirtmek isteriz ki, erkekleri gösterişli ve göz alıcı renklere sahipken, dişileri oldukça sade bir görünümdedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bir çizgi film karakterinden farksız olan tavus mantis karidesi minik boyutlarına rağmen (ortalama 10 cm.) sıkı bir dövüşçüdür hatta pençe darbesiyle akvaryum camını tuz buz edecek bir güce sahip olduğu söylenir. Hint ve Pasifik Okyanusu’nda bulunan bu canlıların bedenleri kahverengi ayakları üstünde bir gökkuşağı taşırcasına dikkat çekicidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yetişkin erkek altın sülünler göz alıcı renkleriyle anavatanları olan Orta Çin’de bir hayli ilgi gören, sevilen canlılardır. Tüyleri kırmızı, lacivert, zümrüt yeşilinin ve altın sarısının parlak mı parlak tonlarına sahiptir. “Sülün gibi” deyimini bilirsiniz, “güzel görünümlü, hoş yürüyüşlü” gibi anlamlara gelen ifadenin ana kaynağı işte bu cazibeli minik canlılardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Rengârenk tanımının belki de en çok yakıştığı canlıların başında kelebekler gelir, 15 binden fazla türüyle hayvanlar âleminin en renkli canlıları onlardır. Kelebeklerin kanatları aslında tamamen şeffaftır. Fakat kanatlarında bulunan saydam pullar ışığı yansıttığından, onları bambaşka renk ve desenlerde görmemize sebep olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yengeç dendiğinde sizin aklınıza hangi renk geliyor? Evet oldukça sade ve tek renk olan türleri de var ama fotoğrafta gördüğünüz gibi ateş kırmızısı olanlar da yok değil. Hatta kabuğunda taşıdığı renklerle bir gökkuşağını andıran yengeçler de bulunmakta. Ama dünyanın en renkli yengecini soracak olursanız cevabımız kırmızı, turuncu, sarı, beyaz, mavi gibi birçok rengi barındıran grapsus grapsus yengeci olur.