Blog

  • HER ALANDA SÜRDÜRÜLEBİLİR TEMİZLİK ALIŞKANLIKLARI

    Evinizi ya da iş yerinizi temizlerken kullandığınız ürünlerin çevreye ve sağlığa etkisini hiç düşündünüz mü? Yeşil temizlik, toksik olmayan, biyolojik olarak parçalanabilen ve sürdürülebilir ürünlerle temizlik yapmayı esas alan bir yaklaşımdır. Amaç; etkili temizlik sağlarken zararlı kimyasalları, tek kullanımlık ürünleri ve gereksiz su tüketimini azaltmaktır. Pratikliğiyle öne çıkan kimyasal ürünler günlük yaşamın bir parçası hâline gelmiş olabilir; peki bu alışkanlıklar gerçekten sürdürülebilir mi? Yazımızda, sürdürülebilir temizlik anlayışını ve bu yaklaşımı destekleyen temizlik araçlarını ele alıyoruz. İşte sürdürülebilir bir temizlik rutini için dikkat etmemiz gerekenler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Pek çok temizlik ürünü zararlı kimyasallar içerirken; sirke, karbonat ve limon gibi doğal malzemelerle aynı hijyeni sağlamak mümkün. Banyo ve çamaşır temizliğinde sabun, çamaşır sodası, sabun cevizi ve çöven otu kökü gibi doğaya ve sağlığa zarar vermeyen alternatifler kullanılabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Temizlikte kısa ömürlü ve tek kullanımlık ürünler yerine, yeniden kullanılabilir araçlara yönelmek daha sürdürülebilir bir alışkanlık kazandırır. Günlük temizlikte kâğıt havlu yerine eski kıyafetlerden hazırlanan ya da yıkanabilir mutfak bezleri kullanmak atık miktarını azaltmanın en basit yollarından biridir. Kullanılmayan diş fırçaları da temizlik için pratik ve uzun ömürlü alternatifler sunar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Aşırı temizlik ve gereksiz su tüketimi sürdürülebilir olmadığından temizlik sırasında bulaşık makinesini tam dolmadan çalıştırmamak veya bulaşıkları elde yıkarken musluğu gereksiz yere açık bırakmamak, su tasarrufu sağlamanın en temel yollarındandır. Unutmayın, az suyla etkili temizlik mümkün!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İç mekân hava kalitesini artırmak için tek çözüm kimyasal spreyler değildir. Okaliptus ve yasemin gibi bitkilerle birlikte limon kabuğu, tarçın çubuğu ya da lavanta yağı gibi doğal seçenekler sentetik oda kokularına daha sürdürülebilir bir alternatif sunar ve mekânda ferah bir etki sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Her yüzey için ayrı ürünler almak yerine farklı alanlarda ortak kullanılabilen ürünleri seçerek ambalaj atığını ve tüketimi azaltabilirsiniz. Zorunlu durumlarda kimyasal ürünler kullanıldığında ise ambalajlarını ayrı şekilde toplayarak geri dönüşüm noktalarına ulaştırmak, atıkların diğer çöplerle karışmasını önler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Sadece bir kez giyilen ve kirlenmeyen kıyafetleri yıkamak yerine havalandırarak yeniden kullanabilirsiniz. Çamaşır makinesini tam dolu çalıştırmak, doğru programı seçmek ve çamaşırları asarak kurutmak enerji ve su tasarrufu sağlar. Kurutma makinesinde kurutma toplarından faydalanmak ise hem süreyi kısaltır hem de enerji tüketimini azaltır.

  • BU KELİMELERİN EŞ ANLAMLILARINI BİLİYOR MUYDUNUZ?

    Aşağıda birbiriyle aynı anlama gelen kelimeleri göreceksiniz. Peki size bir soru! “Eş anlamlı” ifadesinin eş anlamlısı ne olabilir? Aklınıza ilk gelen kelime muhtemelen “anlamdaş” olmalı ve bu doğru bir cevap. Türk Dil Kurumundan yararlanarak diğer doğru cevapları da biz söyleyelim. “Eş anlamlı” ile aynı anlama gelen diğer kelimeler müradif ve müteradif. Ayrıca Fransızca kökenli bir kelime olarak “sinonim” de eş anlamlı anlamına geliyor. 🙂

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
  • 8 Maddede 5000 Yıllık El Sanatı Sepet Örücülüğü

    8 Maddede 5000 Yıllık El Sanatı Sepet Örücülüğü

    Turistik bir yerde hediyelik eşya olarak satışa sunulmuş bir sepet gördüğünüzde hikâyesinin 5000 yıl önceki Eski Mısır’a dayandığı ve karşınızdaki sepetin de ta o zamanki yöntemlerle yapılmış olduğu aklınıza gelsin… Sepet örücülüğü denince aklınıza gelmesi gereken şehirlerimizi ise Kastamonu, Trabzon, Rize, Konya, Edirne diye sıralayabiliriz. Bu kadim el sanatıyla ilgili merak ettiklerinizi listemizde bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sepet yapımında genellikle kestane, fındık gibi ağaçların sürgünleri, bazı bitkilerin sap ve esneyebilen dalları, saz ve kamış kullanılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Doğadan elde edilen malzemeler kama yardımıyla yarılır ve inceltilir, dibinden başlanarak yukarı doğru tamamen el marifetiyle örülür. “Biz” ve tokmak, sepet örücülüğünde ihtiyaç duyulan diğer aletlerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kullanılan malzemesi, örgü biçimi, rengi, dokusuyla bölge bölge farklı sepetler üretilebilir ve bu konuda çevre koşulları önemli bir belirleyicidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Farklı büyüklükteki sepetlerin adı yörelere göre değişebilir. Örneğin, yük taşımak için yapılan dayanıklı sepete “küfe” denirken, yayvan ve geniş sepete bazı bölgelerde “sele” denmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kullanım alanına göre de farklı tasarımları bulunur. Balık taşımak için kullanılan sepetle çiçekçilikte kullanılan sepet; ya da yumurta sepeti ile çamaşır sepeti birbirinden farklı olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Plastik sepet yerine doğal malzemelerden üretilen sepetlerin kullanılması sağlık açısından daha güvenli olduğu için özellikle tavsiye edilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Sepet, özellikle hayatının büyük bir bölümünü fındık ve çay bahçelerinde geçiren Karadeniz insanının en iyi yardımcısı olagelmiştir, yani adının türkülerde geçmesi boşuna değildir:

    “Çayeli’nden öteye / Gidelum yali yali / Arkandaki sepetun / Ben olayım hamali…”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde kuşaktan kuşağa aktarılan ve yaşatılmaya çalışılan bir miras olarak sepet yapımı, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne alınması için önerilen kültürel değerlerden biridir.

  • SOĞUK GÜNLERİN KAHRAMANLARI: TASTEATLAS’IN EN İYİ 10 ÇORBASI

    Kahvaltıdan davet sofralarına, hastalık günlerinden kış akşamlarına kadar çorba, Türkiye mutfağında her anın vazgeçilmez eşlikçisi. Dünyanın farklı mutfaklarını ve geleneksel tatlarını kayıt altına alan gastronomi platformu TasteAtlas, 2025 için “Dünyanın En İyi 100 Çorbası Listesi”ni açıkladı. Bu yılki sıralamada Türkiye, Gaziantep’in güçlü lezzeti beyran ve sofraların klasiği mercimek çorbasıyla ilk 10’da iki farklı çorbayla yer aldı; listede ayrıca domates ve kelle paça çorbası da dikkat çekiyor.  İşte TasteAtlas’a göre dünyanın en iyi 10 çorbası…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bori Bori (Vorí Vorí) – Paraguay” title_font_size=”13″]

    Bori bori, Guarani dilinde “vorí vorí” diye telaffuz edilir; asıl adı “vorí vorí de pollo”dur. Çorbanın içindeki kök sebzeler mevsime ve bölgeye göre değişse de olmazsa olmaz malzemeler tavuk, mısır unu ve peynirdir. Adını da yemeğin yıldızı olan elde yuvarlanmış küçük peynir toplarından alır. Tavuk suyunun ortasındaki peynir topları, en soğuk günlerde bile iç ısıtan, doyurucu bir lezzet sunar. Yüksek protein içeriği sayesinde Paraguay Savaşı sırasında yiyeceğin kıt olduğu dönemlerde halk için gerçek bir kurtarıcı olmuş; az malzemeyle çok kişiyi doyurmayı başarmıştır. Kökeni tam olarak bilinmese de bori bori, bugün hem ev sofralarında hem de şık davetlerde köklü bir Paraguay klasiği olarak yerini alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Beyran Çorbası – Türkiye” title_font_size=”13″]

    Gaziantep, Orta Doğu’nun ticarette, kültürde ve mutfakta adı en çok anılan şehirlerinden biri; beyran da bu köklü mutfağın yaklaşık 500 yıllık mirası. Kayıtlara göre Gaziantep çarşısındaki ilk beyran dükkânı 1885’te açılmış. O günden bu yana şehirde beyran, sabahın erken saatlerinde, işe gitmeden önce içilen bir çorba olarak bilinir. Kuzu eti, bol sarımsak, sirke ve baharatla hazırlanan beyran, bedeni toparlayan bir lezzet olarak bilinir. Akşamdan kısık ateşte pişirilen kuzu kolu kemikten ayrılır, eklenen pirinç nişastası eriyene kadar haşlanır; ilk hasattan hazırlanan özel pul biber ise beyranın asıl lezzetini verir. Yemeğin servisi, kaynar hâlde yapılır ve mutlaka bakır sahan kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yokohama Usulü Ramen – Japonya” title_font_size=”13″]

    Yokohama usulü ramen, kökeni Yokohama Bölgesi’ne uzanan, Japonya’da günlük hayatın vazgeçilmezlerinden biri hâline gelen bir erişte çorbasıdır. Ucuz, doyurucu ve her köşe başında bulunabilmesi onu cazip kılar. Çorbanın suyu bölgeden bölgeye değişerek farklı etlerle hazırlanabilir; asıl yıldız ise buğdaydan yapılan eriştesidir. Servis edilir edilmez yenmesi gerekir çünkü eriştesi çabuk yumuşar. Japonya’da ramen yerken şapırdatmak ayıp sayılmaz; aksine erişteyi soğutmaya ve tadını daha iyi almaya yardımcı olur. Yoğun tuzluluğu nedeniyle pek çok kişi yalnızca erişteyi ve içindeki malzemeleri bitirir; çorbanın tamamını içmek zorunlu değildir ancak kâsenin boş olması çok beğenildiğini gösteren sessiz bir iltifat olarak kabul edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Soto Betawi – Endonezya ” title_font_size=”13″]

    Soto Betawi, Jakarta’ya özgü, Hindistan cevizi sütüyle hazırlanan zengin ve kremamsı suyuyla tanınan bir çorbadır. Baharatlarla pişirilen dana eti ya da sakatat, süt ve Hindistan cevizi sütünün birleştiği bu yoğun suda yumuşak bir lezzet kazanır. Üzerine eklenen taze domates, yeşil soğan ve emping krakerleri çorbaya hem ferahlık hem de hafif bir çıtırlık katar. Adını Betawi halkından alan bu çorba, sokak tezgâhlarından lokantalara kadar Jakarta’nın en sevilen tatlarından biri olarak ününü korur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tonkotsu Ramen – Japonya” title_font_size=”13″]

    Tonkotsu ramen, Japonya’nın Fukuoka kentinde doğar; 20. yüzyılın ortalarında sokakta, hızlı ve hesaplı bir yemek olarak tanınır. Zamanla ünü yayılır, sofralardaki yeri değişir ama iddiası hep korunur. Taze erişte, yumuşak kıvamlı yumurta ve uzun süre kaynayan yoğun et suyuyla öyle doyurucudur ki çoğu zaman tek başına bir öğün sayılır. Üzerine taze soğan, bambu filizi, nori deniz yosunu ve tatlı mısır eklenir; mayu (kavrulmuş susam veya sarımsak yağı) dokunuşuyla tadı biraz daha koyulaşır. Bazı tariflerde bu yoğunluğun sırrı, et suyunun 12 saatten uzun süre kısık ateşte sabırla pişirilmesine bağlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tom Kha Gai – Tayland” title_font_size=”13″]

    Tom kha gai, Tayland mutfağını sevenlerin favori çorbalarından biridir. “Tom” kaynatmayı, “kha” galangalı, “gai” ise tavuğu ifade eder; yani başrolde galangal aromalı bir tavuk çorbası vardır. Hindistan cevizi sütü işin gizli kahramanı olarak çorbada yerini alır. Dünyanın dört bir yanındaki Tay restoranlarında kolayca bulunan bu çorba, evde de kolayca yapılabilmesiyle akşam yemeklerinde sıklıkla görülür. Klasik tarif tavukla hazırlanır ama Tayland’da balık ve deniz ürünleriyle yapılan versiyonları da vardır. Glutensiz olması, yakıcı bir acılığa kaçmaması ve istenirse vegan hâle gelebilmesi sayesinde tom kha gai, kalabalık sofralarda risksiz bir çorba tercihi olarak öne çıkar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Lanzhou Lamian – Çin” title_font_size=”13″]

    Lanzhou lamian, Çin’in Lanzhou kentinde ortaya çıkar ve bugün ülkenin en sevilen çorbalarından biri olarak anılır. “Lamian” sözcüğü, adını hamurun elde çekilerek uzatılmasından alır. Kökeni Tang Hanedanlığı’na kadar uzanır; 19. yüzyılda Hui Müslüman satıcı Ma Baozi sayesinde ününün yayıldığı düşünülür. Hamur ustanın elinde çekilir, katlanır, uzatılır; her hareketle biraz daha ince, biraz daha diri bir hâl alır. Bu erişteler, soya sosu eklenmeden hazırlanan berrak ama lezzetli bir et suyunda pişer. Üzerine ince dilim dana eti eklenir; beyaz turp, yeşil kişniş ve kırmızı acı biber yağıyla “beş renk” tamamlanır. Gösterişten uzak ama emeği bol bu kâse, lezzetiyle akılda kalır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Lohikeitto – Finlandiya” title_font_size=”13″]

    Lohikeitto, Finlandiya’nın uzun ve soğuk kışlarında sofraları ısıtan klasik çorbalarından biridir. Finlandiya’nın göl ve nehirlerle çevrili coğrafyasında somon, yüzyıllardır mutfağın temel gıdalarından olmuştur. Adı da oldukça nettir: Fincede “lohi” somon, “keitto” ise çorba demektir. Patates, havuç ve pırasayla pişen somon, krema eklendiğinde çorbaya dolgun bir kıvam kazandırır; taze dereotu ise aromayı tamamlar. Finlandiyalılar bu çorbayı çoğunlukla taze çavdar ekmeği ve limon dilimleriyle servis eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sinigang – Filipinler” title_font_size=”13″]

    Sinigang, Tagalog dilinde “güveç yemeği” anlamına gelen, Filipinler mutfağına özgü bir çorbadır. Geleneksel olarak domates, acı biber, patlıcan, kang kong (su ıspanağı), bamya, taze fasulye ve gabi (taro) gibi sebzelerle hazırlanır. Çorbanın asıl belirleyicisi, çorbaya ekşiliğini veren maddedir. Bu ekşilik genellikle meyvelerden gelir ve en bilinen örneği demirhindidir. Bu yemekte etin kalitesi ve doğru pişirilmesi de ekşiliği kadar büyük önem taşır. Et yumuşayana kadar sabırla pişirilir. Çünkü iyi bir sinigang, yalnızca ekşiliğiyle değil, etin yumuşaklığıyla da hatırlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mercimek Çorbası – Türkiye” title_font_size=”13″]

    Yaklaşık 10 bin yıllık geçmişiyle mercimek, Mezopotamya’dan Akdeniz sofralarına uzanan en eski temel gıdalardan biridir; çorbası da bu uzun yolculukta yüzyıllar boyunca sofralardan hiç eksik olmaz. Evlerde sık yapılmasının sebebi aslında çok nettir: Az malzemeyle yüz güldürür. Et ya da tavuk suyu eklendiğinde lezzeti derinleşir, bir kaşık un kıvamını toparlar. Kimyon hem tadını güzelleştirir hem de kolay sindirimi sağlar; limon sıkıldığında ise çorba ferah bir hâl alır. Vejetaryen ve vegan beslenenler için uygun, diyet yapanlar için dengeli olan mercimek çorbası bu yüzden bugün de pek çok lokantada hâlâ ilk sırada yerini alır.

  • KARABÜK: TARİHİ EVLERİN ZENGİN ORMANLARIN ŞEHRİ

    KARABÜK: TARİHİ EVLERİN ZENGİN ORMANLARIN ŞEHRİ

    Karadeniz Bölgesi’nde bulunup Karadeniz’e sınırı olmayan şehirlerimizden biri Karabük. Tipik bir Karadeniz iklimine değil, karasal iklimin de kendini gösterdiği geçişli bir havası var. Yüksek dağların, geniş ormanların gölgesinde yetişip büyüyen güzel mi güzel bir coğrafyaya sahip. Aşağıda görecekleriniz ise şehirde öne çıkanlardan sadece birkaçı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Merkez, Ovacık, Eflani, Eskipazar, Yenice ilçelerine sahip olan şehrin en turistik ilçesi şüphesiz ki Safranbolu’dur. Safranbolu deyince de akla hemen Osmanlı kent mimarisini yansıtan özgün, tarihî evler gelir. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yerini alan yarı ahşap evlerin çok farklı versiyonlarını görmek mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Karabük’ün en çok turist çeken yerlerinden biri de Safranbolu sınırları içinde kalan Yörük Köyü’dür. Burası âdeta bir açık hava müzesi konumundadır. Evleri ve konakları, bahçeleri ve sokakları, ortak kullanım alanı olan çamaşırhanesi ile sizi alır yüzlerce yıl öncesine götürür. Türkmenlerin inşa ettiği bu yapılarda dönemine ait sosyal ve kültürel yaşamın izleri detaylarıyla görülebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Karabük’te fotoğraf karelerine en çok giren doğal alan Tokatlı Kanyonu ve bu kanyonun üzerine inşa edilmiş tarihî İncekaya Su Kemeri’dir. 1700’lü yıllarda yapıldığı düşünülen kemerin denizden yüksekliği 600 metre iken kanyona olan yüksekliği 60 metre civarındadır. Kemerin uzunluğu ise 116 metredir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Muhteşem bitki örtüsüyle 6,5 kilometre boyunca uzanan Şeker Kanyonu’nun yüksekliği 100 ile 250 metre arasında değişmektedir. Yerli ve yabancı turistlerin rağbet ettiği doğa ortamında kamp kurabilir, karavanınızda kalabilir veya civardaki tesislerde konaklayabilirsiniz. Şeker Kanyonu Yenice ilçesindeki Yenice Ormanları içinde yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yenice Ormanları, başlı başına Karabük’ün en önemli değerleri arasındadır. Sahip olduğu fauna ve flora Yenice Ormanları’nın 1999 yılında Dünya Doğayı Koruma Vakfı tarafından “Acil Olarak Korunması Gereken 100 Sıcak Nokta” dan birisi olarak seçilmesini sağlamıştır. Burası barındırdığı yaban hayatı ve anıt ağaçları ile ülkemizin en güzel ormanlarından biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Safranbolu’ya adını veren değerli mi değerli safran bitkisi Karabük’ün medarıiftiharıdır. Eskisi kadar yetiştirilmiyor olsa da şehre, özellikle de Safranbolu’ya gidildiğinde birkaç gram alınmadan dönülmemeli. Aldığınız safran ile pilavınızı lezzetlendirebilir, hamur işi tariflerinizi renklendirebilir ya da çayını yaparak tüketebilirsiniz.

  • 8 Maddeyle Bulut Teknolojisi ve Hayatımıza Kattığı Kolaylıklar

    8 Maddeyle Bulut Teknolojisi ve Hayatımıza Kattığı Kolaylıklar

    Her geçen gün yepyeni teknolojiler hayatımıza giriyor ve iş hayatından gündelik yaşama her alanda büyük dönüşümlere sebep oluyor. Biz de son yılların hayatımızı kolaylaştıran en büyük teknolojik yeniliklerinden biri olan bulut teknolojisi nedir, ne değildir araştırdık ve 8 maddede Kültür ve Yaşam’da derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Gelişen teknoloji sonucu bilgisayar, tablet ve telefonlarımız birçok bilgiyle dolup taşıyor. Fotoğraflar, videolar, müzikler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Hatıralarımızla, sevdiğimiz müziklerle dolu bu değerli dosyalarımız büyüdükçe onları muhafaza etmek ve her istediğimizde ulaşmak için de çözümler bulmak gerekiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dosyalarımızı tüm cihazlarımızdan ulaşabileceğimiz şekilde depolamamızı sağlayan, böylece cihazların hafızasını doldurmayan teknolojinin adı bulut (yani cloud) teknolojisi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Adının bulut olduğuna bakmayın, aslında bulut dediğimiz sanal bir makine.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bulut, pratik bir şekilde veri depolamamızı mümkün kıldığı gibi bulut ağı üzerinden çalışan, cihazınıza indirmeniz gerekmeyen uygulamaları kullanmanızı da sağlıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bulut teknolojisi gündelik hayatımızda ve kişisel kullanımda olduğu gibi büyük verilerle çalışan şirketler için, iş dünyasına özgü birçok kolaylık sunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bulut teknolojisi sayesinde bir bilgisayarın gerçekleştirmekte zorlandığı görevleri bulut ağı kolaylıkla yerine getirebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Birçok avantajı olan ve hayatımızı kolaylaştıran bu teknolojiden faydalanmak için internete bağlı olmanız gerekiyor, internet bağlantınız yoksa buluttaki dosyalarınıza ulaşmanız mümkün olmuyor.

  • SÜRÜDEN AYRILAN HAYVANLAR: BU PENGUEN BİZE NE ANLATIYOR?

    Film yapımcısı Werner Herzog’un 2007 yılında çektiği Encounters at the End of the World belgeselinde, Antarktika’nın beyaz boşluğunda kolonisinden ayrılarak denize değil, dağa doğru tek başına yürüyen bir penguen görülür. Herzog bu sahneyi, büyük olasılıkla geri dönmeyecek bir penguenin hikâyesi olarak yorumlar. Uzmanlara göre penguenin seçtiği rota, hayatta kalma ihtimalinin neredeyse olmadığı bir yolculuğa işaret eder. Ancak görüntüler yıllar sonra yeniden dolaşıma girdiğinde sahnenin okunuşu değişir. Bu kez penguen; tükenmişliğin, içsel kopuşun, her şeyi geride bırakma arzusunun simgesi olarak yorumlanır. Video bu nedenle “Nihilist Penguen” adıyla anılmaya başlar. Bu yeni okuma, penguenin davranışını biyolojik bağlamından koparmaz ama ona başka bir soru ekler: Hayvanlar neden sürüden ayrılır?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yön Bulma ve Fiziksel Sınırlar” title_font_size=”13″]

    Penguenin bu yürüyüşü, bilinçli bir tercih ya da sembolik bir “anlam arayışı” olarak değil; içgüdüler, çevresel koşullar ve fiziksel durumlarla şekillenen bir davranış olarak değerlendirilir. Yön bulma mekanizmalarındaki aksaklıklar, duyusal sorunlar ya da ciddi güç kaybı, nadiren de olsa alışılmış rotaların dışına çıkılmasına neden olabilir. Dışarıdan bakıldığında anlamsız gibi görünen bu hareket, çoğu zaman biyolojik sınırların bir sonucudur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hastalık ve Zayıflık” title_font_size=”13″]

    Sürü hâlinde yaşayan hayvanlarda tempo hayati öneme sahiptir. Antiloplar, açık arazide yaşayan ve sürü hâlinde hareket ederek yırtıcı baskısını azaltan türlerdir. Sürünün birlikte ilerlemesi hem çevreyi daha iyi gözetlemeyi hem de ani kaçışlarda uyumu sağlar. Ancak hastalık, yaralanma ya da ciddi güç kaybı yaşayanlar bu tempoyu sürdüremeyebilir. Böyle durumlarda sürünün gerisinde kalmak ya da sürüden kopmak, bilinçli bir ayrılıktan çok fiziksel sınırların dayattığı bir sonuçtur. Doğada sürünün devamı, çoğu zaman en yavaş hıza göre değil, çoğunluğun sürdürebildiği hareket ritmine göre şekillenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yaşlanma” title_font_size=”13″]

    İnsanlarda olduğu gibi hayvanlarda da zamanla hareket kabiliyeti azalır. Filler son derece sosyal hayvanlardır ve karmaşık bir toplumsal yapıya sahiptir. Dişi filler, yaşlı ve deneyimli bir dişinin önderliğinde matriarkal sürüler hâlinde yaşar. Erkek filler ise belli bir olgunluğa ulaştıktan sonra bu yapıdan ayrılır; yaşamlarını yalnız ya da küçük erkek grupları içinde sürdürür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Genetik Çeşitlilik” title_font_size=”13″]

    Aynı sürü içinde kalmak bazı türler için uzun vadede hayatta kalma riskini artırır. Kurtlarda yavrular belli bir olgunluğa ulaştığında doğdukları sürüyü geride bırakır. Bu kopuş, akrabalı üremenin önüne geçmek için gereklidir ve türün genetik sağlığını koruyan doğal bir mekanizma olarak işler. Sürüden ayrılan genç kurtlar, yeni bir eş ve yeni bir yaşam alanı arayışına girer. Bu ayrılık bir çatışmanın ya da başarısızlığın sonucu değil, türün devamlılığı için işleyen bir zorunluluktur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hiyerarşi ve Dışlanma” title_font_size=”13″]

    Her sürünün bir düzeni vardır. Mesela aslan sürüleri… Dişi aslanlar ve yavruların oluşturduğu güçlü sosyal bağların yanında erkeklerin yaşam döngüsüne göre şekillenen bir ayrışma sürecini de barındırır. Erkek aslanlar yaklaşık 26-35 ay sürüyle birlikte kalır; bu dönemde sürünün dişileri ve baskın erkekler hem akraba çiftleşmesini önlemek hem de sürünün genetik çeşitliliğini korumak için genç erkeklerin sürüden ayrılmasına neden olur; bazıları tüm hayatını göçebe ve yalnız bir yaşam tarzı sürerek geçirebilir.

  • Dünyanın Ortak Dili Dansın 7 Türü

    Dünyanın Ortak Dili Dansın 7 Türü

    Dünyanın farklı yerlerinde herhangi bir dans türüyle karşılaştığımızda ilgi dolu ve gülen gözlerle seyre dalmamız oldukça manidar… Tarihinin ilk dönemlerinden itibaren ritimler üretip bedeniyle eşlik eden insanoğlu, dansı bazen bir ifade biçimi olarak kullanmış, bazen bir tedavi şekli, bazen sanat, bazen sadece eğlence için… Hangi amaçla olursa olsun, dans, dünyanın her yerinde anlaşılan ortak bir dil gibidir. Bakın, ülkemizden çok uzaklarda doğan dans türleri aslında ne kadar tanıdık ve yakın…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın neresinde olursa olsun düğün dansı denince akla vals gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Arjantin’den dünyaya yayılan tango, tutkunun dansı olarak bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Rumba, Küba ve İspanya’ya Afrika’dan taşınan ve öğrenmesi çaba isteyen bir danstır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Batıda 1920’lerde yayılan çarliston dansını daha çok film sahnelerinden hatırlarsınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yere vurulan ayaklar ve alkışlar eşliğinde yapılan flamenko Endülüs’ün yerel dansıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1960’larla Amerika’dan dünyaya yayılan twist belki de öğrenmesi en kolay danstır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ça-ça-ça dansının kendisi kadar müzikleri de oldukça hareketli ve eğlencelidir.

  • Evde Verimli Vakit Geçirmenin 8 Yolu

    Evde Verimli Vakit Geçirmenin 8 Yolu

    Yeteri kadar olduğu sürece uyumak ve hiçbir şey yapmadan dinlenmek de iyi ve gereklidir ama fazlası kişiyi çeşitli sıkıntılara sürükleyebilir. Oysa evde vakit geçirirken kendiniz ve çevreniz için verimli olmaya devam edebilirsiniz. Eğer siz de biraz evde kalınca vakit geçmiyor diye şikâyete başlıyor ve az önce söylediğimiz verimliliği yakalamak istiyorsanız lütfen ekranınızı aşağı doğru kaydırın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Spora başlamanın tam zamanı” title_font_size=”13″]

    Çoğumuz için spor yapmak bir türlü başlanamayan diyet gibidir. “İşlerim çok yoğun.”, “Tek başıma gitmek istemiyorum.”, “Havalar biraz düzelsin başlayacağım.” gibi bir bahaneler daima hazırdır. Evde kalınan vakitler ise kendi kendinizi spora teşvik etmek için eşsiz bir olanak sunar. Egzersiz hareketleri ile başlamanız yeterli. Emin olun bu hareketlerin hissettirdiği duygu günden güne ritminizi artıracak sonrasında spor yapmaktan sizi kimse alıkoyamayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çiçekler ne zamandır ilgi bekliyor” title_font_size=”13″]

    Dekoratif amaçlı ya da evimizin havasını temizlesin diye aldığımız bitkilere günlük rutinler içinde sadece su verir kenara çekiliriz. Oysa bulunduğu yerin ısısı ve ışığı ile mutlu mu, budanması gerekli mi, saksı değişimine ihtiyacı var mı gibi konular sırada beklemektedir. Elbette bu güzel canlılar için evde kalmayı beklemeden harekete geçilmelidir fakat madem böyle bir fırsat var, ilk iş ne zamandır ihmal edilen bitkilerle ilgilenmek olmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aşçılığınızı geliştirmek istiyordunuz” title_font_size=”13″]

    Televizyonlarda moda konularının önüne geçen yemek programları, adrenalin dolu yemek yarışmaları, restoran menülerindeki dünya mutfağı derken yemek yapmak günümüzde kadın-erkek herkes için çekici bir hâl aldı. Siz de ne zamandır farklı şeyler denemek istiyor ama bir türlü vakit bulamıyordunuz öyle değil mi? Ya da ilk denemelerinizi yapma niyetindeydiniz… İşte, tam sırası!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Genel kültür için film izlemek” title_font_size=”13″]

    Evde olduğumuz zamanlarda film izlemek 7’den 70’e belki de en çok yaptığımız ve sevdiğimiz etkinlik. Ama dünya ve ülkemiz sinemasını bir yönetmenin, bir senaristin ya da bir oyuncunun izinde takip etmek bu keyifli saatleri genel kültürünüzü artırdığınız çok daha verimli saatlere de dönüştürebilir. Hatta, örneğin bir yönetmene ait filmi izleyip diğerine geçmek üzereyken, o araya eleştirmenlerin film hakkındaki görüşlerini içeren makaleleri okumayı da sıkıştırabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kağıtla kalemle haşır neşir olmak” title_font_size=”13″]

    Kitap okumak zihnimizin en önemli besin kaynaklarından biri… Günlük rutinlerimizde zaten olması gereken bir konu… Fakat öncelik verip okuduklarınızla güne devam ederken hanginiz “Ah şu klasikleri tekrar elime alsam.” demediniz ki? Haydi o zaman, klasikleri tekrar okumanın zamanı geldi. Evde geçirecek bol vakit olduğunda kâğıt ve kalem de her zaman en dinlendirici yöntemdir. Bu iki aracı çizim yapmak ya da günlük tutmak için kullanabilir, bu şekilde de zihninizi boşaltabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Evde tek başınayken bile paylaşmanın yolu” title_font_size=”13″]

    Ne zamandır giymediğiniz kıyafetleri ayırmak, dolabınızda yer açmak istiyordunuz. Kıyafetlerinize tek tek bakmak, neyi giyip giymeyeceğinize karar vermek ve kullanmadıklarınızı ihtiyacı olanlara ulaştırmak üzere katlayıp ayırmak için harika bir dönem. Bu davranışınız sizi her şeyden önce manevi yönden besleyecek ve elbette üstünüze üstünüze gelen dolapta da büyük bir ferahlama yaratacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Herkes için bakım zamanı” title_font_size=”13″]
    kedi, köpek

    Hazır bahar da gelmişken ince bir temizlik yapmak yerinde olabilir, hem de hiç acele etmeden… Evcil hayvanlarınızı sık sık tarayıp diğer hijyenik bakımlarını yapabilir, kendinize de evdeki doğal malzemelerle yapacağınız cilt maskelerini uygulayabilirsiniz. Aslına bakarsanız evde vakit geçirirken sıkılıp sürekli yemek yemek yerine bu tür temizlik ve bakım işleriyle ilgilendiğinizde, dışarı formunda ve pırıl pırıl çıkmanız kaçınılmaz olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ve bilgisayarla yapılabilecek onlarca şey” title_font_size=”13″]

    Bilgisayar uzun zamandır evdeki yol arkadaşlarımızdan biri ve vakit geçirmek için onun aracılığı ile yapabileceğiniz çok şey bulunuyor. Örneğin, eğer sosyal medya mecralarından geri kaldığınızı düşünüyorsanız buralarda bir keşfe çıkmayı düşünebilirsiniz. Ya da fiziksel olarak gidemeyeceğiniz durumlar için birçok müzenin sanal ziyaret imkânları bulunuyor, bu müzeleri evinizde iken gezip fikir sahibi olabilirsiniz. Elbette Kültür ve Yaşam’ın her gün çıktığı yeni içerikleri görmek için sitemizi ziyaret etmek de yapabilecekleriniz arasında. 🙂

  • 8 Maddeyle Sedef ve Sedefle Süslenen Aksesuarlar

    8 Maddeyle Sedef ve Sedefle Süslenen Aksesuarlar

    Deniz canlılarının kabukları içinde bulunan bir madde olan sedef, aksesuarlardan ev eşyalarına birçok alanda kullanılabiliyor. Parlaklığıyla, yansıttığı gökkuşağı pırıltılarıyla hayatımızı renklendiren sedefi listemize alıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sedef aslında sıcak denizlerde yaşayan canlıların kabuklarında bulunan kalsiyum karbonattır. Sıcak denizlerden çıkarılması nedeniyle de ilk olarak Doğu kültüründe gelişmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde de uzun bir geçmişi olan sedefçiliğin Topkapı Sarayı’nda bile örneklerine rastlamak mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Diğer yandan gündelik hayatın düğme gibi küçük detaylarında da sedef ile karşılaşabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sedefle beraber en sık kullanılan malzeme ise ahşap…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sedefin ahşap üzerine uygulandığı örneklere sedef kakma ismi veriliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ahşabın kullanıldığı hemen her alanda incecik işlenmiş sedef kakma örnekleri karşınıza çıkabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bu emek ve incelik isteyen sanata sedefkâri, ustasına da sedefkâr denir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Parlaklığıyla tanınan narin ve göz alıcı sedef kolyeden, küpeye, bileziğe birçok aksesuarda da tercih ediliyor.