Meyveler, rengârenk görüntüleri leziz mi leziz tatlarıyla vazgeçilmez besinlerimiz arasındadır ve onları sadece mevsiminde değil yaz-kış yiyebilmenin en güzel yollarından biri kurutmaktır. Şimdiye dek hayatınıza dâhil etmediyseniz mutlaka listenizin ilk sırasına almanızı öneririz. Eğer konu hakkında bilgi sahibi değilseniz listemize hızlıca bir göz atabilirsiniz.
Blog
-
KURUTULMUŞ HALLERİYLE MEYVELER
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″] -
İSTANBUL’U İSTANBUL YAPANLAR
İstanbul’u İstanbul yapan değerlerimizden önce, İstanbul’u bizim şehrimiz yapan isimden başlayalım söze… Tarihî antik yerleşimlere uzanan bu kadim şehre sahipsek, herkesten önce onun sayesinde. Yüzlerce yıldır dünyanın göz bebeği olan İstanbul bize, 29 Mayıs 1453 tarihinde şehri fethederek sur kapılarından giriş yapan Fatih Sultan Mehmet’in emaneti… Tabii böyle bir şehrin sahip olduğu değerleri sıralamak da hiç kolay bir iş değil. İstanbul’un sembol değerleri raflara sığmayan ciltlerce kitapta ancak anlatılabildi ve takdir edersiniz ki burada tümüne hakkıyla yer vermek imkânsız. Biz bir çırpıda aklımıza gelenleri sıraladık, listenin devamını zihninizde siz getirin. Sizce, İstanbul’u İstanbul yapanlar nelerdir?
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]Topkapı Sarayı’ndan Dolmabahçe Sarayı’na… Küçüksu Kasrı’ndan Aynalıkavak Kasrı’na… Üç kıtada 600 yıl hüküm sürmüş bir imparatorluk başkentinin saraylarla anılması elbette tesadüf değil… Fatih Sultan Mehmet’le birlikte 30 sultan görmüş bu şehir! Saraylar kadar, saray yavrusu denebilecek mekânlar, yani sultanların, beylerin meskeni olan kasırlar da işte o günlerden yadigâr…
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]Şehrin en romantik yapısını soracak olsalar, çoğumuz, İstanbul temalı kartpostalların müdavimi Kız Kulesi’ni gösteririz. Ya da şehrin Bizans Dönemi eserlerine bir temsilci atanacak olsa, çoğumuz için onun da Galata Kulesi olması kaçınılmaz olur. Siz hiç Kız Kulesi ya da Galata Kulesi olmadan bir İstanbul hayal edebilir misiniz?
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]İstanbul’u dünyanın gözbebeği hâline getiren en büyük özelliği şüphesiz ki iki kıtayı ayıran Boğaz’ı ile onları birbirine bağlayan köprüleridir. Boğaz’ın suları şehrin eşsiz konumunu vurgularken kıyısına dizilmiş yalılar eski İstanbul’un zarif kültürünü yansıtır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]Bir kıyıdan diğer kıyıya yüzüp duran, peşinde martılar kovalayan vapurlar İstanbul’un kokusunu alabileceğiniz yegâne ulaşım araçlarıdır. Uğradıkları her iskele ise şehrin en nostaljik buluşma ve ayrılma, kavuşma ve vedalaşma mekânlarıdır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]Minarelerin göğe uzandığı silüetiyle ünlüdür İstanbul… Yahya Kemal’in ifadesiyle “Görebilsin diye sonsuzluğu her yerden iyi / Seçmiş İstanbul`un ufkunda bu kudsî tepeyi” dediği Süleymaniye Camii olmadan, meydanıyla tüm şehri kucaklayan Sultanahmet Camii sayılmadan hiç İstanbul’dan söz edilebilir mi?
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]Kapalıçarşı ve Mısır Çarşısı… Şehrin nabzını tutan tarihî çarşılar yerlisi için de yabancısı için de İstanbul denince akla gelen ilk yerlerdir. Osmanlı’dan günümüze kalan, bıkmadan usanmadan yüzlerce yıldır sayısız insan ağırlayan rengârenk dünyalardır onlar…
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]İstanbul’u İstanbul yapanların arasında elbette surlar ve hisarlar da var. Fatih Sultan Mehmet’in şehre sahip olmak için aşmaya çalıştığı surlardan günümüze kalanlar, o yolda yaptırdığı Rumeli Hisarı, sonradan Rumeli Hisarı’nın karşı kıyısını işaretleyen Anadolu Hisarı bizatihi İstanbul demektir.
-
AVUSTRALYA AÇIK’TAN DÜNYA SIRALAMASINA: ZEYNEP SÖNMEZ
Avustralya Açık’ta tek kadınlarda ikinci tura yükselmeyi başaran ilk Türk kadın tenisçi olan Zeynep Sönmez, son yıllarda elde ettiği uluslararası sonuçlarla Türk tenisinde dikkat çeken bir isim. Alt yaş kategorilerinden başlayarak ITF, WTA ve Grand Slam turnuvalarına uzanan kariyeri boyunca istikrarlı bir gelişim gösterdi; disiplinli çalışma anlayışı ve kort içi tutumuyla öne çıktı. Yazımızda, Zeynep Sönmez’in çocukluk yıllarından profesyonel kariyerine uzanan yolculuğunu sizler için derledik.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]Zeynep Sönmez, 30 Nisan 2002 yılında İstanbul’da doğdu. Tenisle altı yaşında tanıştı. Ailesinin yaz okuluna kaydettirdiği bu dönemde basketbol ve yüzme derslerine katıldı. Ancak ilgisi tenis kortuna yöneldi. “Yaz okuluna yazdırıyor ailem beni. Basket ile yüzme. Ama ben basketi sevmemişim. Kaçıp, büyük raketlerle tenis oynamaya gidiyormuşum.” sözleriyle o günleri anlatan Sönmez, yaz okulunda antrenörü tarafından fark edildi ve 8 yaşında ilk turnuvasını kazandı.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]Profesyonel kariyerine ITF turnuvalarıyla adım atan Zeynep Sönmez, 2020 yılında Antalya’da düzenlenen 15K turnuvasında ilk ITF şampiyonluğunu kazandı. 2022’de 15K Monastir ve 25K Sozopol turnuvalarında iki ITF şampiyonluğu elde etti. 2023 yılında WTA seviyesinde ana tablolarda yer almaya başladı. Aynı yıl ’s-Hertogenbosch’ta ve Hamburg’da WTA Tur ana tablosunda ilk maçlarını oynadı. Wimbledon ve ABD Açık’ta ilk kez Grand Slam elemelerine katıldı. 2023’te Ljubljana’da ilk WTA 125 finaline, Kozerki’de ise WTA 125 yarı finaline ulaştı.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]2024 yılında Merida’da ilk WTA Tur tekler şampiyonluğunu kazandı ve Çağla Büyükakçay’ın 2016 İstanbul zaferinden bu yana WTA Tur’da tekler şampiyonluğu elde eden ilk Türk tenisçi oldu. Aynı yıl Monastir’de çeyrek finale yükseldi. Sezonu ilk kez ilk 100 içinde tamamladı ve yılı kariyerinin en yüksek derecesi olan 89. sırada bitirdi.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]Zeynep Sönmez, Türk tenis tarihinde önemli ilklere imza atmaya devam ediyor. 2025’te Wimbledon’da Açık Dönem’de Grand Slam üçüncü turuna çıkan ilk Türk tenisçi olan Sönmez, aynı yıl Merida’da çeyrek final oynadı ve Pekin’de ilk WTA 1000 ana tablo galibiyetini alarak üçüncü tura yükseldi. Bu başarıların ardından 20 Ekim 2025’te dünya sıralamasında kariyerinin en iyi derecesi olan 69. sıraya çıktı. 2026 sezonuna da iddialı başlayan millî tenisçi, Avustralya Açık’ta Ekaterina Alexandrova’yı ve ardından Anna Bondar’ı set vermeden geçerek üçüncü tura yükseldi. Böylece Avustralya Açık ana tablosunda teklerde üçüncü tura çıkan ilk Türk kadın tenisçi oldu. Turnuvaya üçüncü turda veda etse de Sönmez’in Avustralya Açık performansı, Türk tenisinde açılan yeni sayfanın güçlü bir göstergesi oldu.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]Dünya sıralamasında 112. sırada yer alan Sönmez, maçın ikinci setinde örnek bir davranış sergiledi. Rakibi Alexandrova servis atarken rahatsızlanan bir top toplayıcıyı fark eden millî tenisçi, oyunu durdurup genç kıza yardım etti ve kort kenarına alınmasını sağladı. Sönmez, yaşananların ardından iyi bir sporcu olmaktan önce iyi bir insan olmanın önemine vurgu yaparak yardım etmenin içgüdüsel olduğunu ve herkesin aynı şeyi yapacağını söyledi.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]Zeynep Sönmez, antrenman sürecinde fiziksel çalışmaların yanı sıra mental hazırlığa da zaman ayırdığını ifade ediyor. Maç sırasında kullandığı notlarda taktik başlıkların yanı sıra oyun içinde odağını yeniden toplamasına yardımcı olan kısa hatırlatmalar yer alıyor. Karşılaşmalara belirli bir ritüel ya da totem olmadan, fiziksel ve mental olarak maçı zihninde oynayarak hazırlandığını aktarıyor. Turnuvaya üçüncü turda veda etse de Sönmez’in Avustralya Açık performansı, Türk tenisinde açılan yeni sayfanın güçlü bir göstergesi oldu.
-
BU ÇOĞULLAR BİLDİĞİNİZ GİBİ DEĞİL: OSMANLICANIN KIRIK ÇOĞULLARI
Dil bazen gözümüzün önündeki kelimelere küçük oyunlar yapar. Tekil hâliyle çoğulu arasında hiçbir benzerlik bulunmayan öyle sözcükler vardır ki ilk duyduğumuzda “Bu nasıl aynı kelimenin çoğulu?” diye şaşırırız. Osmanlıcanın kırık çoğulları, cem’-i mükesser, tam da böyle sürprizlerle doludur: Kimi eski metinlerde çıkar karşımıza kimi hâlâ günlük dilde yaşar. Mesela zarif (ẓarīf) kelimesinin çoğulu olan zürefa (ẓurafā) gibi… Bu kelimeler dilimize o kadar yerleşmiştir ki halk arasında “Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü…” diye bir söz bile dolaşır. Yazımızda, tekil hâliyle bağı zayıf görünen ve dilin yüzyıllar içindeki dönüşümünü yansıtan ilginç kırık çoğulları bir araya getirdik.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″] -

7 Madde İle Türkiye’nin En Çok İzlenen Müzikali Hisseli Harikalar Kumpanyası
Türkiye’nin belki de en çok sevilen, en ses getiren müzikali Hisseli Harikalar Kumpanyası olmuştur. Perdelerini 1980 senesinde, İstanbul Şan Sineması’nda dönemin en sevilen sanatçılarından oluşan renkli bir kadro eşliğinde açan Hisseli Harikalar Kumpanyası’nı 7 maddeyle huzurlarınıza getiriyoruz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
80’li seneler ile özdeşleşen müzikal Egemen Bostancı ve Haldun Dormen tarafından sahneye koyulmuştu. Şarkı sözleri Çiğdem Talu, besteler ise Melih Kibar’ın imzasını taşıyordu. Müzikali Haldun Dormen yazıp yönetmişti ve böylece Türk halkının kalbinde taht kuran Hisseli Harikalar Kumpanyası perdelerini açmıştı.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
Rüya kadro tabirini en çok hak eden yapım diyebileceğimiz Hisseli Harikalar Kumpanyası’nın başrollerini Erol Evgin, Nevra Serezli, Ayşen Gruda ve Adile Naşit paylaşıyordu. Döneminin en çok sevilen isimleri olan bu ekibin böyle büyük bir başarı elde etmesi şaşılacak bir durum değildi.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
Erol Evgin, kötü bir Erol Evgin kopyası olan Erol Sevgin’i canlandırıyor en son şarkılarıyla gecemizi renklendiriyordu. Nevra Serezli, Süheyla Deniz karakteriyle, Ayşen Gruda, Prenses Mehtap olarak; Mehmet Ali Erbil, Cafer rolünde karşımıza çıkıyordu. Bu yıldız kadroya birçok sevilen oyuncu da eşlik ediyordu.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
O yıllarda beraber çalışan Çiğdem Talu, Melih Kibar ve Erol Evgin üçlüsünün elinden çıkan “Söyle Canım”, “Hep Böyle Kal” gibi şarkılar kumpanyanın alametifarikası olmuş, daha sonra da yıllarca keyifle dinlenmişti. Hisseli Harikalar Kumpanyası’nın müzik albümü de ülke çapında büyük ilgi görmüştü.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
Hisseli Harikalar Kumpanyası gösterilerine İstanbul’da başlamış olsa da gördüğü büyük ilginin sonucunda Türkiye’nin birçok yerinde sergilenmişti. Geniş bir kesimin beğenisini toplayan müzikal en önce TRT’de daha sonra diğer kanallarda da gösterilmişti. Hatta 1988 yılında televizyon dizisi olarak da yayınlanmış fakat müzikal kadar ilgi çekmemişti.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
Hisseli Harikalar Kumpanyası aradan geçen 27 yıldan sonra tekrar sahne aldı. Orijinal kadrodan Erol Evgin, Ayşen Gruda gibi isimleri yine Hisseli Harikalar Kumpanyası’nda izleme şansı bulduk. Ne yazık ki bu sefer Adile Naşit kadroda yoktu. Ayşen Gruda ise vaktinde Adile Naşit’in canlandırdığı Adalet karakterinde karşımıza çıktı ve efsane ekibe Ayça Varlıer, Umut Kurt gibi genç isimler dâhil de oldu.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
Hisseli Harikalar Kumpanyası, perdesini Kartal Kaan’ın seslendirdiği efsane şarkı ile açar; dertlerimizi, hayatın zorluklarını bir çırpıda unuttururdu. Hisseli Harikalar Kumpanyası’nın açılış şarkısı müzikali bir kez bile izleme şansı bulan herkesin üzerinde âdeta sihirli bir etki yaratır ve bu şarkıyı ne zaman duysak, ne zaman mırıldansak içimizi tatlı bir nostalji kaplar, yüzümüz gülümser.
Hisseli Harikalar Kumpanyası
Açıyor perdesini açıyor
Harikalar dünyası burası
Herkese neşe saçıyor -
DÜNYANIN EN SOĞUK YERLEŞİM YERİ: OYMYAKON KÖYÜ
Sizin için en soğuk hava kaç derecedir? -10 mu, -20 mi? Bir de karın neredeyse hiç kalkmadığı, nefesin havada kristale dönüştüğü bir yer düşünün. İşte Oymyakon, tam olarak böyle bir köy: Dünyanın en soğuk yerleşim yeri. Yazımızda, bu köyün en dikkat çekici özelliklerini ve burada yaşayanların günlük yaşamını nasıl sürdürdüğünü derledik.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]Rusya’nın Saha Cumhuriyeti’ne bağlı Oymyakon köyü, kalıcı yerleşimin sürdüğü en soğuk bölgelerden biridir. Kış aylarında sıcaklık genellikle -52 ila -71 derece arasında değişir; öyle ki kalemlerin mürekkebi donar, piller hızla güç kaybeder ve metaller kırılgan hâle gelir. Yaklaşık 500 kişinin yaşadığı köyde okul, banka, postane ve küçük bir uçak pisti bulunur; kış boyunca elektronik cihazlar çoğu zaman çalışmaz, otomobiller kullanılamaz hâle gelir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]Oymyakon’a ulaşım da iklim koşulları nedeniyle oldukça güçtür. Köye varmak için önce Yakutsk’tan yola çıkılır ve iki gün boyunca çorak, buzla kaplı ve zaman zaman kapanan bir güzergâh aşılır. Yol boyunca dondurucu hava, araçların özel önlemlerle kullanılmasını zorunlu kılar. Motorların donmaması için arabaların kontağı gece boyunca kapatılmaz ve benzin istasyonları 24 saat açık kalır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]Coğrafyanın sertliğine rağmen köyde sıcak bir atmosfer hâkimdir. Oymyakon’da Yakut Türkleri başta olmak üzere yerel halk misafirperverliğiyle tanınır. Köy adını Yakutça “donmayan su” anlamına gelen Oymyakon Nehri’nden almıştır. Ancak yaşam koşulları zorludur: Toprak ve zemin sürekli donmuş olduğundan evlere boru hattıyla su taşımak mümkün değildir; bu nedenle tuvaletler dışarıda yer alır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]Pazarlarda buzdolabı veya derin dondurucuya gerek yoktur, çünkü ürünlerin tamamı zaten dışarıda donmuş hâlde bulunur. Çamaşırlar yıkandıktan sonra dışarı asılır ve soğuk havadan dolayı kısa sürede kuruyup sertleşir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]Köyde geçim büyük ölçüde donmuş nehirlerin altından çıkarılan balıklardan sağlanır. Toprak tarıma elverişli olmadığından tarımsal üretim yapılmaz; bu nedenle çoğu kişi hayvancılık veya ısıtma sistemi gibi belediye işlerinden geçimini sağlar. Beslenmede somon, alabalık ve at ciğeri öne çıkar. Tüketilen hayvanların yüksek oranda mikro besin içermesi, halkın ağır iklim koşullarında ihtiyaç duyduğu enerjiyi karşılamasına yardımcı olur.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]Yerleşimdeki binalar güçlü ısı yalıtımı sayesinde konforlu bir ortam sunar. Ocak ayında ortalama sıcaklık -50 °C civarındadır; kaydedilen en düşük değer ise -71 °C’dir. Kışın güneş günde yalnızca üç saat görünür. Tüm bu koşullara rağmen günlük yaşam devam eder; herkes işine gider, çocuklar okullarına devam eder. Sıcaklık -52 °C’nin altına düşerse okullar tatil edilir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]Bölgedeki hayvanlar da aşırı soğuğa özel olarak uyum sağlamıştır. Örneğin Yakutian (Yakut) atları, -70 °C’ye varan sıcaklıklarda barınaksız yaşayabilir ve kar tabakasının altındaki bitki örtüsünü kazarak yiyecek bulabilir. Bu atlar kalın bir kış kürkü, yüksek yağ rezervleri ve kan dolaşımını ayarlayarak soğuğa karşı biyolojik adaptasyonlar geliştirir. Ayrıca ren geyikleri de bu bölgede yaygındır ve soğuğa dayanıklı kürkleri sayesinde sert kış şartlarında hayatta kalabilir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]Köyün girişine yakın Sovyet Dönemi’nden kalma bir anıt, 1924’te kaydedilen -71,2 °C değerini hatırlatır. Üzerinde “Soğuğun Kutbu Oymyakon” yazan bu anıt, bölgedeki sert koşulların tarihsel bir simgesidir. Günümüzde bazı gezi şirketleri, aşırı soğuğu deneyimlemek isteyen ziyaretçiler için Oymyakon’a turlar düzenler. Görselleri bile dondurucu bir etki bırakan bu yerleşimde, günlük yaşamın nasıl sürdüğü merak uyandırır. Ancak yerel bilgi birikimi, özel yapı teknikleri ve köklü alışkanlıklar sayesinde yaşam burada düzenli biçimde devam eder.
-

8 AFORİZMA ve FRANZ KAFKA
41 yaşında hayatını kaybetmesine rağmen (D.1883-Ö.1924) ürettikleriyle 20. yüzyıl edebiyatına damga vurmuş bir isim Franz Kafka. Kurgularında, gerçeklik ile fantastiği taklit edilmesi zor biçimde iç içe geçirmiş ve bu yeteneği günümüze değin hem en çok takdir edilen hem de en çok tartışılan yönü olmuş bir kişi. Yaşarken ün elde edemeyen yazarın Dava, Dönüşüm, Şato gibi kitapları ölümünden bir asır sonra bile ilgi görmeye devam ediyor. Aşağıdaki 8 aforizma ise Kafka’nın 1917 ile 1920 yılları arasında iki başlık altında yer verdiği fakat tamamlayamadan hayatını kaybettiği için arkadaşı Max Brod tarafından bir araya getirilen Aforizmalar kitabına ait.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
-

Uzak Ama Çok Yakın Bir Huzur 8 Maddede Bozcaada
Çanakkale’den deniz otobüsü ya da arabalı vapurla gidilebilen Bozcaada, sokakları, plajları, denizi, rüzgârı, hatta kendinizi bir anda içinde bulabileceğiniz aktiviteleri ile insana o kadar iyi gelir ki dönüş yolunda düşündüğünüz tek şey yaşamınıza unutulmaz saatler eklediğiniz olur. Ve işte ön bilgi edinebileceğiniz listemizle Bozcada karşınızda…
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
-
DİKENLERİYLE SEVDİĞİMİZ CANLI: KİRPİ
Dikenlerini ok gibi fırlattığı söylencesinin tamamen efsane olduğunu sayfanın en başında belirtelim. Eğer kirpilerden ürkmüyor ve seviyorsanız bu elbette harika ama sevginiz onu ortamından ayırarak eve götürmenize de neden olmamalı. Çünkü kirpiler doğayı seven, ancak doğa koşullarında mutlu olabilen canlılardır. Oldu ki onun iyiliği için evinize alıp bakmak durumunda kaldınız, bu sefer de siz siz olun minik dostunuza süt ikram etmeyin. Sindiremediklerinden süt onlar için hayati derecede tehlikedir. Bununla birlikte kedi mamasını çok sevdiklerini, çok minik bir kirpiyse ıslak kedi mamasını severek yiyeceğini unutmayın.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″] -

Karadeniz’in Başkenti
“Karadeniz’in Başkenti” hatta “Atatürk’ün Şehri” olarak nitelendirilen; bölgenin orta yerinde konumlanmış; Ordu, Tokat, Amasya, Çorum ve Sinop ile komşu; kalabalık bir nüfusa ve birbirinden güzel özelliklere sahip şehrimiz Samsun bu sayfada!
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
Bildiğiniz gibi Samsun Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919 tarihinde şehre gelmesiyle Millî Mücadele’ye ve sonrasında Kurtuluş Savaşı’na giden sürecin başlangıç noktası oldu. Bu tarihî özellik şehrin her yanında gururla yaşatılıyor; kâh Bandırma Vapuru Müzesi ve Gazi Müzesinde, kâh Onur Anıtı ve İlkadım Anıtı’nda…
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
Başta Yeşilırmak ve Kızılırmak olmak üzere çayların, derelerin suladığı Samsun’da tarihî Çarşamba Köprüsü Türkiye’nin en uzun köprüsü olarak öne çıkıyor. Yeşilırmak üstünde kurulu olduğu için bu isimle de anılan köprünün tarihi milattan önceki yıllara dayanıyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
Sosyal aktivitelerin yoğun olduğu plajlardan en sakinine, ince kumlusundan çakıl taşlısına, Çatalçam, İncesu, Dereköy, Taflan, Erenköy, Engiz plajlarından Atakum Halk Plajı’na… 17 ilçesinden 10 tanesi denizle sınır bir şehir olarak bu sahiller Samsun’un alametifarikaları arasında.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
Samsun’unda çok eski çağlara kadar uzanan yaşam izlerini hem antik kentlerde hem de müzelerde görmek mümkün. O dönemlerdeki adı Amisos olan şehirde bugün Amisos Antik Kenti, tümülüslerin bulunduğu Amisos Tepesi ve ele geçen kalıntıların sergilendiği Arkeoloji ve Etnografya Müzesi mutlaka ziyaret edilmeli.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
50 bin metrekarelik bir alanı kaplayan Amazon Adası ve burada kurulmuş Amazon Köyü Samsun’da görebileceğiniz en ilginç yerlerden biri. Günümüzde Terme olarak bildiğimiz Temiskira’da yaşadığı düşünülen Amazonlardan adını alan bölge, bu efsanevi savaşçı kadınların günlük yaşamlarına ait detaylar ve heykelleriyle oluşturulmuş turistik bir alan.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
Denizin hemen kıyısında Karadeniz’in göbeğindeki konumuyla doğal güzelliklerin egemen olduğu bir şehir burası. 19 Mayıs ilçesindeki Kızılırmak Deltası’nda Galeriç Longozu; Kızılırmak üzerindeki en uzun ve en dar geçit olan Şahinkaya Kanyonu; trekking, dağcılık gibi aktiviteler için alabildiğine uygun Kabaceviz Şelalesi bir çırpıda sayabileceklerimiz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
Karadeniz şehrinden söz edip de mutfağından söz etmemek olmaz. Elbette sabah kahvaltısında bile yemek isteyeceğiniz kadar lezzetli balıkların memleketi Samsun’da günün her öğünü yiyebileceğiniz seçenekler arasında pide çeşitleri de büyük rağbet görüyor.