Blog

  • DOĞANIN ADRENALİN YÜKLÜ ROTALARI: KANYONLAR

    Kanyonlar, nehirlerin veya akarsuların yıllar boyunca oluşturduğu derin ve dik vadilerdir. Sert kaya tabakalarının aşınması sonucu meydana gelir ve oluşmaları bazen milyonlarca yıl sürer. Eşsiz manzaralar sunduğu için doğa tutkunları ve maceracı gezginlerin favori rotalarından olan kanyonların ülkemizde de birçok güzel örneği bulunuyor. Yazımızda farklı illerden, farklı özelliklere sahip eşsiz kanyonlarımızı listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ulubey Kanyonu, Uşak ” title_font_size=”13″]

    ABD’nin Arizona eyaletindeki Büyük Kanyon’dan sonra dünyanın en uzun ikinci kanyonu olan Ulubey Kanyonu, Uşak il merkezinden 33 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Antik dönemden kalma su kanalları, kaya mezarları ve mağaraların yer aldığı Ulubey Kanyonu’ndaki cam seyir terasından ziyaretçiler, 150 metre yükseklikten eşsiz kanyon manzarasını izleyebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çatak Kanyonu, Kastamonu ” title_font_size=”13″]

    Kastamonu’nun en önemli turizm değerlerinden olan Çatak Kanyonu, merkeze 7 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Kanyonun, 6 kilometresi araç yolu 1 kilometresi ise dağ içindeki yürüyüş parkurundan oluşmaktadır. Kanyon, 900 metre yüksekliğe sahip gözetleme noktasından izlenebiliyor. Zengin bitki ve hayvan çeşitliğine sahip kanyonda yürüyüş, dağcılık, kampçılık gibi aktiviteler de yapılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ihlara Vadisi, Aksaray” title_font_size=”13″]

    Ihlara Vadisi, ülkemizin doğal ve tarihî zenginliklerinden biri olarak Kapadokya’nın kalbinde yer alıyor. Melendiz Nehri’nin binlerce yıl boyunca kayaları aşındırmasıyla oluşturduğu yaklaşık 18 kilometre uzunluğundaki kanyon, yüksekliği 120 metreyi bulan dik yamaçlarla çevrili. Vadi boyunca yer alan kayaların içine oyulmuş sayısız kilise ve manastır, Hristiyanlığın erken dönemlerine ışık tutan önemli yapılar arasında. Bu kiliselerin duvarlarında bulunan freskler Bizans Dönemi’nden kalma olup, burada yaşayan keşişler tarafından ibadet ve sığınma amacıyla kullanılmış. Vadi, bu özellikleri ile dünyanın en önemli kültür ve medeniyet merkezlerinden biri olma özelliğini taşımaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karanlık Kanyon, Erzincan ” title_font_size=”13″]

    UNESCO Dünya Geçici Miras Listesi’nde yer alan Erzincan’ın Kemaliye ilçesindeki Karanlık Kanyon, yer yer 500-600 metreyi bulan kapalı bir ekosisteme sahip. 38 tünelin bulunduğu, 7 kilometrelik taş yolu ve keskin virajları ile dünyada nadir görülen kanyonlar arasında yer almakta. Karanlık Kanyon’un her iki tarafında yer alan 800 metrelik sarp kayalık yamaçlarıyla çevrili 1000 metre derinliğe sahip sularında yaklaşık 40 dakika süren tekne ve kano turu yapılabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tokatlı Kanyonu, Karabük ” title_font_size=”13″]

    Karabük’ün Safranbolu ilçesindeki Tokatlı Kanyonu, Hızar Çayı’nın yatağındaki kireç taşı tabakalarının binlerce yılda aşınması sonucunda oluşmuş. Kanyonda yerden 80 metre yükseklikte kurulan, 11 metre genişliğe sahip Kristal Teras (cam seyir terası) ve Sadrazam İzzet Mehmet Paşa tarafından yaptırılan İncekaya Su Kemeri bulunuyor. 9 kilometrelik bir yürüyüş parkuru olan kanyonda, 150 basamaklık bir merdivenle kanyona iniş yapılabiliyor ve sonrasında yaklaşık 3,5 kilometre süren yürüyüşün ardından şelaleler ve yemyeşil bir doğa ziyaretçilerini karşılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şahinkaya Kanyonu, Samsun ” title_font_size=”13″]

    Samsun’un Vezirköprü ilçesinde, Kızılırmak Nehri üzerinde yer alan Şahinkaya Kanyonu, yaklaşık 2,5 kilometre uzunluğunda olup, bölgenin en dar ve en uzun geçitlerinden biridir. Kanyon, yüzyıllar boyunca akarsuların dağları aşındırmasıyla oluşmuştur. Su derinliği 106 metreye kadar ulaşan kanyonun yamaç yüksekliği bazı noktalarda 340 metreyi buluyor, bu da kanyona görkemli bir manzara katıyor. 2015 yılında tabiat parkı ilan edilen Şahinkaya Kanyonu’nun tüm güzellikleri, Samsunum-3 gemisi ile düzenlenen geziler ile görülebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tazı Kanyonu, Antalya ” title_font_size=”13″]

    Manavgat ve Serik ilçe sınırları içerisinde yer alan, Köprülü Kanyon Millî Parkı’nın 10 kilometre kuzey yamacında yer alan Tazı Kanyonu, uzun yıllar yerel halk tarafından bilinse de 2017’de turistlerin ziyaretinde çektiği bir fotoğraf sonucu ünlenmiştir. Adını çevrede özgürce dolaşan tazılardan alan kanyon, Köprüçay Akarsuyu’nun vadiyi aşındırması ile meydana gelmiş. Oluşumunun Buzul Çağı’na dayandığı tahmin edilen kanyonun uzunluğu 4 kilometre, genişliği 30-50 metre, yamaç yüksekliği ise 300-400 metreye ulaşıyor. Doğal güzelliklerinin yanı sıra, Tazı Kanyonu, çevresinde yer alan tarihi kalıntılar ve antik yollarla da dikkat çekiyor.

  • 8 Maddede Anadolu’nun Bekçisi Olmuş Kaleler

    8 Maddede Anadolu’nun Bekçisi Olmuş Kaleler

    Ülkemizde Antik dünyadan, Roma’dan, Bizans, Selçuklu, Osmanlı’dan kalan çok sayıda kale var. Bu kaleler, konumlandıkları yerle birlikte bulundukları bölgenin simgesidirler çoğu zaman… Ve birçoğu hâlâ “kale” gibi dimdik ayaktayken, kiminin günümüze sadece bazı bölümleri ulaşabilmiştir. Türkiye’nin kalelerinden birbirinden heybetli 8 tanesini listemizde görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Çamlıhemşin’deki Fırtına Vadisi’nde bulunan kalenin yapım tarihi bilinmemektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kale, Bizans Dönemi’nde yapılmıştır fakat günümüze ulaşan surları Selçuklu ve Osmanlı Dönemi’ne aittir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    12. yüzyılda yapıldığı düşünülen kale Mersin açıklarında küçük bir ada üzerinde kuruludur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1402 yılında inşa edilen kaleye 19. yüzyılda eklemeler yapılarak Osmanlı özellikleri kazandırılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Adını Hoşap suyundan alan kale Orta Çağ’da yapılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Anamur ilçesindeki kale Romalılar tarafından Orta Çağ’da yapılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İlk olarak MÖ 1044 yılında inşa edilen kale 16. yüzyılda yenilenmiş ve genişletilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Şahmeran Kalesi olarak da bilinen yapının inşasına 12. yüzyılda başlanmıştır.

  • Yağı da Çıkarılan Yararlı Bitkiler

    Yağı da Çıkarılan Yararlı Bitkiler

    Tıpta, aromaterapide, kozmetikte, endüstriyel alanlarda ve hatta yemeklerimizde kullanmak üzere yağ elde ettiğimiz bitkilerden 8 tanesini aşağıda görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    rose, gül, yağ

    Bazılarımızın dalından koparmaya kıyamadığı gülden yağ üretilirken çok sayıda güle ihtiyaç duyuluyor ama gül yağının faydaları saymakla da bitmiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    siyah üzüm

    Üzüm çekirdeklerinden preslenerek elde edilen üzüm çekirdeği yağına, cildi canlandıran etkisi nedeniyle doğal bir güzellik ürünü olarak ilgi gösterilmekte.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    zeytn

    Zeytinler toplandıktan sonra sıkılıp hamuru çıkarılıyor, hamurdan şıra elde edilip şıradan yağ ayrıştırılıyor. Yani zeytinin yağını çıkarma işi oldukça zahmetli bir iş…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Cilde iyi geldiği düşünülen kayısı yağı, meyvenin kendisinden elde edilebildiği gibi soğuk pres yöntemi uygulanarak çekirdeklerinden de çıkarılabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Hindistan cevizi yağı, meyvenin beyaz kısmının kurutulması ve soğuk sıkım uygulanmasıyla elde ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    En çok Marmara ve özellikle Trakya bölgesinde yetiştirilen ayçiçeği, sadece ülkemizde değil tüm dünyada en önemli yağ bitkileri arasında sayılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Sıcak bölgeleri çok seven susamın, tohumlarının yüzde 50’sini yağı oluşturuyor ve susam yağı soğuk pres yöntemiyle üretiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Kozmetik ürünler ve ilaçlarda ham madde olarak kullanılan kantaron yağı sarı kantaron çiçeğinden elde ediliyor.

  • ÖĞRENMEYE ADANMIŞ BİR HAYAT: ALEV ALATLI’NIN ESERLERİNDEKİ TEMALAR

    Alev Alatlı’nın edebî kişiliğinin şekillenmesinde aile çevresinden aldığı eğitimin payı büyüktür. Tiyatro yazarı büyük amcası Musahipzade Celal Bey’in estetik duyarlılığı ile asker bir babanın disipliniyle yetişen Alatlı, okuma alışkanlığını ise babasından edinmiştir. Yaşamı boyunca çok sayıda ödül almış; yalnızca eserleriyle değil, düşünsel ve entelektüel duruşuyla da dikkat çekmiştir. Yazımızda, Alev Alatlı’nın eserlerinde öne çıkan temaları sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kimlik, Kadın ve Yüzleşme” title_font_size=”13″]

    Alev Alatlı’nın basılan ilk romanı “Yaseminler Tüter mi, Hâlâ?”, Eleni’den Naciye’ye uzanan bir hayat üzerinden kimlik ve aidiyet sorunlarını bireysel bir hikâye içinde ele alır; Kıbrıs meselesini ise gündelik yaşamda biriken çatışmalar aracılığıyla görünür kılar. “İşkenceci”, şiddeti uygulayanla ona maruz kalan arasındaki ilişkiyi sorgular; onur, suskunluk ve adalet arayışı romanın ana temasını oluşturur. Bu eser, 1987 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından Yılın En İyi Roman Ödülü’ne değer görülmüştür. “Kadere Karşı Koy A.Ş.” ise odağını toplumsal yaşama çevirir; kadınların “kader” olarak sunulan sınırlara karşı durma ve kendi yolunu açma çabasını merkeze alır. Roman, bireysel özgürleşmenin dayanışma ve farkındalıkla mümkün olduğunu vurgular.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yabancılaşma ve Entelektüel Sorumluluk” title_font_size=”13″]

    Alev Alatlı’nın “Or’da Kimse Var mı?” serisi; “Viva La Muerte! Yaşasın Ölüm”, “‘Nuke’ Türkiye!”, “Valla, Kurda Yedirdin Beni” ve “O.K. Musti, Türkiye Tamamdır!” adlı dört romandan oluşur. Bu eserlerde Alatlı, 1990’lı yılların Türkiye’sinde öne çıkan yabancılaşma, ideolojik kamplaşma ve toplumsal çözülme sorunlarını ele alır. Serinin düşünsel hattı, “Or’da Hâlâ Kimse Var mı?” başlığıyla yayımlanan “Beyaz Türkler Küstüler” adlı kitapta yeniden ele alınır. Alatlı bu beşinci kitapta, entelektüelin toplumsal rolünü, sorumluluğunu ve konumunu geçmişle hesaplaşarak tartışır. Böylece seri, bireysel çözülmeler üzerinden Türkiye’nin zihinsel ve kültürel dönüşümünü okumaya imkân veren bütünlüklü bir anlatıya dönüşür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Akıl, Merhamet ve Kültürel Yabancılaşma” title_font_size=”13″]

    Alev Alatlı’nın “Gogol’ün İzinde” başlığı altında kaleme aldığı nehir anlatı, “Aydınlanma Değil, Merhamet!” ile başlar; “Dünya Nöbeti” ve “Eyy Uhnem! Eyy Uhnem!” ile devam eder. Alatlı bu seride Batı merkezli aydınlanma anlayışını sorgular; aklı mutlaklaştıran düşünce geleneğinin toplumsal ve kültürel sonuçlarını tartışır. Metinlerde merhamet, ahlak ve yerellik, evrensel doğrular iddiasının karşısına yerleştirilir; yabancılaşma, tek tipleşme ve bilgiye dayalı üstünlük söylemi eleştirinin odağında yer alır. Seri boyunca Alatlı, dünyayı bilen fakat kendi değerleriyle bağını koparmayan entelektüel tipini merkeze alır; modernleşme sürecinde akıl ile vicdan arasındaki dengenin nasıl bozulduğunu görünür kılar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yeni Dünya Düzeni ve Anlam Arayışı” title_font_size=”13″]

    “Schrödinger’in Kedisi” serisinin ilk kitabı “Kâbus”, distopik bir kurgu içinde bireyin küresel söylemler karşısındaki konumunu tartışır. Yazar tarafından fütüristik bir bilim kurgu olarak değil, bilimi temel alan bir kurgu olarak değerlendirilir. Serinin ikinci kitabı “Rüya”, yabancılaşma ve aidiyet sorunlarını merkeze alarak entelektüelin kendi düşünsel zeminiyle kurduğu ilişkiye odaklanır. Romanın yayımlanmasının ardından ortaya çıkan “Onarımcılar” adlı e-posta grubu ise, uzun süreli fikrî tartışmalara ev sahipliği yapan ve edebiyat sosyolojisi açısından dikkat çeken bir okur-yazar etkileşimi örneği olarak öne çıkar.

     

    Bütün bu eserler bir arada düşünüldüğünde Alev Alatlı, edebiyatı yalnızca bir anlatı aracı olarak değil; bireyi, toplumu ve çağını sorgulayan bir düşünce alanı olarak kurgular ve okurunu da süregelen bir öğrenme ve farkındalık yolculuğuna çağırır.

  • BUKALEMUN HAKKINDA KISA BİLGİLER

    Sürüngenler familyasından olan bukalemunlar kertenkele grubuna ait bir tür. Bir anda renk değiştirebilen beden yapıları ve yaşam şekilleriyle bildiğimiz tüm kertenkelelerden ayrışan bu canlılar çevresiyle uyum içinde yaşar. Farklı koşullarda hızla renk değiştirerek çok iyi kamufle olan bukalemunlar hakkında en ilginç özellikleri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    En sık görüldükleri yer Madagaskar Adası olan bukalemunlar; Afrika, Hindistan, Sri Lanka, Akdeniz kıyıları ve Güney İspanya’da yaşar. 80’den fazla farklı türü bulunan bu şirin sürüngenlerin “chamaeleo chamaeleon” türüne ise ülkemizin Ege ve Güney sahillerinde ender de olsa rastlamak mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yaklaşık 1-1,5 katı uzunluğunda olan bu renkli canlıların dil boy yapısı, oldukça hareketli ve yapışkandır. Dillerini bir jet uçağından beş kat daha hızlı hareket ettirebilen bukalemunların bu yeteneği onların iyi birer avcı olmasını sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bukalemunların bedeni çok yavaş hareket eder. Ayakları ve kuyruğuyla dalları kavrayan bu renkli canlılar saatlerce sabit kalarak avlarını bekleyebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Gözleri birbirinden bağımsız hareket edebilme yeteneğine sahip bu canlıların bir gözü yukarı diğeri aşağıya bakabilir. Bu sayede hem avlarını yakalamada hem de diğer yırtıcılardan kaçmada büyük avantaj sahibi olurlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bukalemunların deri yapısındaki yüzey tabakası pigment içerir. Deri tabakasının altında bulunan guanine kristalli hücreler ise yansıyan ışığın dalga boyunu değiştirme özelliğine sahiptir ve bu yetenek bukalemunların hızlıca renk değiştirmesini sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bir bukalemun renk ve desenlerini değiştirirken yeşil, pembe, mavi, kırmızı, turuncu, siyah, kahverengi, açık mavi, sarı, turkuaz ve mor renklerini kullanırlar. Tehdit altında hissettiklerinde veya saldırganlaştıklarında daha parlak renklere bürünürken, itaat ettiklerinde ise koyu renkleri tercih ederler.

  • DÜNYAMIZIN ÇÖLLEŞMESİNİ ÖNLEMEK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?

    Çölleşme, yeryüzünde kıtlığın, açlığın, yoksulluğun, göçlerin ve hatta savaşların yaşanmasına sebep olabilecek kadar mühim bir konu. Ve her sene 17 Haziran tarihi Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü olarak kutlanıyor. Çölleşmenin doğal ve doğal olmayan birçok sebebi bulunmakta. Yanlış sulama, madencilik, aşırı otlatma, ağaçların kesilmesi, toprağın kirletilmesi doğal olmayan sebeplerden bazıları. Peki, ülkemizin ve dolayısıyla dünyanın çölleşmesini engellemek için bireysel olarak nasıl önlemler almak, nasıl davranmak gerekir? Sorunun cevabı sayfamızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • BUNLAR YABANCI DEĞİL YEREL KELİMELER

    BUNLAR YABANCI DEĞİL YEREL KELİMELER

    Kiminin eşi benzeri yok, kimi bilinen bir kelimeden türetilmiş… Yurdumuzun farklı şehirlerine özgü öyle kelimeler var ki insan duyunca “acaba hangi dile ait” diye de düşünebiliyor. Ama onların hepsi zengin dilimize, yöresel ağızlarımıza, renkli kültürümüze, bize ait yerel kelimeler… Aşağıda görecekleriniz yüzlercesi içinden sadece bir tadımlık…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Adana” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Konya” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çorum” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kastamonu” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Antalya” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Erzurum” title_font_size=”13″]
    yavru köpek
  • İnsan Vücuduyla İlgili 7 İlginç Bilgi

    İnsan Vücuduyla İlgili 7 İlginç Bilgi

    İçinde yaşadığımız beden belki de hakkında en az bilgiye sahip olduğumuz şey olabilir ve aslında bu çok doğal… Çünkü insan vücudu olağanüstü bir mekanizma ve her detayı hayranlık uyandıran ayrı bir bilgi barındırıyor. Gelin listemizde yer alan 7 madde ile birkaç dakika içinde vücudumuza dair ilginç bilgiler edinelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Beynimizin ürettiği enerji 10 watt’lık bir ampulü yakabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    insan vücudu

    Dokusu jöleye benzetilen beynimizin yüzde 80’i sudan oluşuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    insan vücudu

    Gülümsemek 17, kaş çatmak 43 kas çalıştırıyor. Yani gülümsemek çok daha kolay!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    96.500 kilometre… Bu rakam vücudumuzdaki damarların toplam uzunluğunu ifade ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    insan vücudu

    Bütün bebeklerin gözü olması gereken renge dönüşene kadar mavidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    insan vücudu

    Burnumuz 50.000 farklı kokuyu tanıyabilecek duyarlılıktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    insan vücudu

    Vücudumuzdaki toplam kemik sayısı 206 iken bunların 52 tanesi ayaklarımızda bulunuyor.

  • RENGÂRENK BİR DOĞA OLAYI

    RENGÂRENK BİR DOĞA OLAYI

    Yunan şair Homeros’un sadece mor renkte olduğuna inandığı, Yunan filozof Xenophanes’in dört renkten ibaret olduğunu düşündüğü gökkuşağına şairimiz Atilla İlhan dizelerinde şöyle yer vermiş:

    “İçimdeki gökkuşağı besbelli neden / Bulutların içinden kuşlar yağıyor / Bir şiire başlarsın birini bitirmeden / Hiç kimse gözlerine inanamıyor.”

    Rastladığımızda gözlerimize inanamadığımız bu güzelliği fotoğraflarıyla ekranlarınıza taşıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Roma Dönemi’nde, biçim itibariyle altından geçilebilecek bir kemer gibi görünen gökkuşağının insanların ölümsüzlüğe geçtiği bir yol olduğuna inanılıyormuş. 17. yüzyıl sonlarına kadar nasıl oluştuğu bilinmeyen doğa olayına mitolojilerde bunun gibi pek çok anlam yüklenmiş…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Adı Latincede “arcus pluvius” olan ve “yağışlı kemer” anlamına gelen gökkuşağı meteorolojik bir olay… Güneş ışınlarının yağmur damlalarında ve sis bulutlarında yansıyıp kırılmasıyla oluşuyor ve bu şekilde meydana gelen olayda ortaya çıkan ışık tayfını görebiliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Olay güneş ışınlarının kırılmasıyla ilgili olduğu için aslında gökkuşağının renk sayısı şu kadardır ve şunlardır diyemeyiz. Yine de tipik bir gökkuşağında görülen 7 rengi sayabiliriz ki onlar: Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mordur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Gökyüzünde gökkuşağını görebilmemiz için güneş olması gerekir. Ve onu görebilmek için güneşi mutlaka arkamıza almalıyız çünkü gökkuşağı güneşin tam karşı açısında oluşur. Gün içinde görüldüğü zamanlar genellikle sağanak yağışlar geçtikten sonraki ikindi vakitleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Gökkuşağı oluştuğu zaman iki ucu yeryüzünde bir noktada tam karşısında başka bir noktaya değen yay gibi görünür. Başka bir ifadeyle genellikle yarım çember gibi görünen gökkuşağına bir uçaktan baktığınızda ya da mümkün olsa bir dağın tepesinden onu çember şeklinde görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Hiç gökyüzünde iki gökkuşağını aynı anda görme şansınız oldu mu? Peki ikinci gökkuşağında renk diziliminin diğerinin tam tersi olduğunu fark ettiniz mi? Yani kırmızının iç kısma geldiğini… İkincisi olduğunu nasıl anlayacağım derseniz onun daha geniş bir alana yayıldığı için sönük göründüğünü söyleyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bir gökkuşağı gördüğünüzde altındaki gökyüzünün üstünde kalandan çok daha parlak göründüğünü fark edebilirsiniz. Gökkuşağının görünme süresi ise farklılık gösterir ama dünyada en uzun süreyle gözlemlenen gökkuşağından haber verebiliriz size: 14 Mart 1994 tarihinde İngiltere- Sheffield’da oluşan gökkuşağı sabah 9’dan akşam 3’e kadar tam 6 saat izlenebilmiş.

  • TÜRK KİLİMLERİNDE RASTLADIĞIMIZ MOTİFLER HANGİ ANLAMLARA GELİYOR?

    TÜRK KİLİMLERİNDE RASTLADIĞIMIZ MOTİFLER HANGİ ANLAMLARA GELİYOR?

    Taşıması kolay kilimler Orta Asya’dan Anadolu’ya göçen Türkler için göçebe hayatlarını kolaylaştıran eşyaların başında geliyordu. Bu kilimler zamanla Anadolu insanının yaşamından izler taşıyan motiflerle de harmanlanınca önemli kültürel değerlere dönüştü. Topraklarımızda yüzlerce yıl doğumu, yaşamı ve ölümü simgeleyen motiflerle kilimler dokundu, şimdi biz de çoğuna aşina olduğunuz o motiflerden birkaçını anlamlarıyla birlikte karşınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]