Blog

  • SATRANÇ ENGEL TANIMAZ!

    Satranç; düşünsel gücü, stratejiyi ve sabrı evrensel bir dille buluşturan bir oyundur. Ancak herkes için erişilebilir olmadığında, bu evrensellik anlamını yitirir. İşte tam da bu noktada “Türk İşaret Dili Satranç Terimleri Sözlüğü” devreye giriyor. Türkiye Satranç Federasyonu tarafından hazırlanan bu sözlük, işitme engelli bireylerin satranç dünyasında kendilerine güvenle yer bulmalarına olanak tanıyor. Temel ve ileri düzey tüm terimlerin işaret dili karşılıklarını sunan bu kaynak; yalnızca Türkiye’de değil, dünya genelinde işaret diliyle satranç öğrenmek isteyenler için de benzersiz bir rehber niteliği taşıyor. Detaylı bilgiler yazımızda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Türkiye Satranç Federasyonu, dünya satranç tarihinde bir ilke imza atarak işitme engelli bireyler için özel bir işaret dili terminolojisi geliştirdi. Dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan bu sözlük, alanında uzman işaret dili eğitmenleriyle iş birliği içinde hazırlandı. Amacı, işitme engelli bireylerin satranç eğitimine ve turnuvalara daha etkin şekilde katılımını desteklemek.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bu sözlük, dünyadaki tüm işitme engelli bireylerin kendi dillerinde satranç oynamalarına yardımcı olacak önemli bir kaynaktır. İşitme engelli bireyler, bu sözlük sayesinde satranç terimlerini öğrenerek turnuvalarda rakipleriyle eşit koşullarda mücadele edebilecekler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    “Türk İşaret Dili Satranç Terimleri Sözlüğü”; satranç terimlerini işitme engelli bireyler için ilk kez tanımlayan, Türk İşaret Dili ve Türkçe olmak üzere iki dilde hazırlanan, dil bilgisi kurallarına uygun ve bilişim teknolojileriyle uyumlu bir çalışmadır. Karekodlar aracılığıyla kolayca erişilebilen bu sözlüğe, Türkiye Satranç Federasyonunun web sitesinden ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Satranç taşlarından turnuvalara, hamlelerden taktiklere kadar birçok terimin yer aldığı işaret dili sözlüğünde, her terim özel işaretlerle ifade edilmektedir. Sözlükte her terimin Türkçe açıklamasının yanı sıra, ilgili işaretin görseli ya da video anlatımı da bulunmaktadır. Bu sayede işitme engelli bireyler, satranç terimlerini hem görsel hem de yazılı olarak kolayca öğrenebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Türkiye Satranç Federasyonu, Gençlik ve Spor Bakanlığının desteğiyle yürütülen “Satranç Eğitimini Geliştirme Projesi” kapsamında, görme engelli bireyler için “12 Adımda Satranç Öğreniyorum” adlı sesli bir kitap hazırlamıştır. Bu sesli kitap, görme engelli bireylerin satranç sporunu öğrenmelerini kolaylaştırmak ve bu spora kolayca erişimlerini sağlamak amacıyla geliştirilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Aynı zamanda Türkiye Satranç Federasyonu, görme engelli çocuklar için hayata geçirdiği “Gören Eller Projesi” kapsamında, Türkiye’nin dört bir yanındaki görme engelli okullarında satranç sınıfları açmıştır. Bu sınıflarda, görme engelli öğrencilere özel satranç takımları, eğitim kitapları ve satranç saatleri temin edilmiştir. Proje, görme engelli çocukların satrançla tanışmalarını ve bu alanda eğitim almalarını sağlarken, aynı zamanda onların sosyal gelişimlerine de önemli katkılarda bulunmuştur.

  • ÇÖLÜN ORTASINDAKİ RENGÂRENK TİEBELE KÖYÜ

    Afrika’nın batısında bulunan Burkina Faso’nun güneybatı kesiminde Tiebele olarak adlandırılan yaklaşık 1,2 hektarlık küçük bir köy bulunuyor. Bu köyün özelliği ise tamamen doğal malzemelerden yapılan evlerin yine doğal boyalarla ve el işçiliği ile boyanıyor olması. Bin yıldır sürdürdükleri gelenekleri ile Tiebele köyünü yakından tanıyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kassena şehrinin kalbinde taht kurmuş olan Tiebele, “Sukhalalar” ile yani penceresi bulunmayan rengârenk desenlerle bezenmiş evlerden oluşuyor. Burkina Faso’da bilinen en eski etnik grup olan Kassenalılar, 15. yüzyıldan bu yana Tiebele köyünde yaşamlarını sürdürüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Tropik ormanlık alanlarda bolca ağaç bulunmasından dolayı yapılar genelde ahşap olurken Afrika gibi çöl ya da yarı kurak iklimlerde evler kilden inşa ediliyor. Tiebele köyündeki evlerin malzemesi bu sebeple çöl toprağı olurken, bu evler son derece ince işçilik isteyen desenlere boyanıyor. Yerel motiflerin kullanıldığı köy evlerinin her biri farklı geometrik şekillere sahip.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Duvarların boyanması Gurunsi kadınları tarafından yapılıyor. Gurunsi topluluğu M.S. 16. yüzyıldan kalma çok eski bir uygarlık. Boyama işleminde kil, kaolin ve kömür gibi yerel doğal malzemelerden elde edilen siyah, beyaz ve kırmızı renkler kullanılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Tiebele’deki evler gerek iklimi gerekse olası düşman saldırıları dikkate alınarak inşa ediliyor. Kapılar herhangi bir saldırı anı düşünülerek küçük inşa edilirken; evlerin hiçbirinde ise herhangi bir pencere bulunmuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Tiebele’de bir ev inşa edildikten sonra içinde yaşayacak olan kişi iki gün bekliyor; eğer evin içinde bir kertenkele yürürse orası iyi bir ev sayılıyor ancak kertenkele yürümezse ev yıkılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yaklaşık 18 bin kişinin yaşadığı bu rengârenk ve eşsiz köyde yapay malzeme bulmak neredeyse imkânsız. Özenle boyanan duvarlar, koruyucu özelliği olan doğal bir vernik ile kaplanıyor. Eşsiz Tiebele köyünü koruma altına almak adına “Dünya Anıtlar Fonu” özel çalışmalar yürütüyor. Afrika’nın sıcak iklimi sebebiyle köyü her mevsim ziyaret etmek mümkün.

  • Paylaşıldıkça Çoğalan Tadıyla Çay Çeşitleri

    Paylaşıldıkça Çoğalan Tadıyla Çay Çeşitleri

    Çay içiminin farklı kültürlerde farklı ritüelleri bulunuyor ama “çay” adı neredeyse dünyanın her yerine aynı yerden, yani Çin’den gitmiş. Çayın Mandarin lehçesinde ç’a ve Amoy lehçesinde t’e olan iki farklı telaffuzu dünya dillerinde dönüşerek de olsa kullanıma girmiş. Rusçada “çai”, Türkçede “çay”, İngilizcede “tea”, Almancada “tee” gibi… Dünya üstündeki çay çeşitleri ise onlarca hatta yüzlerce ve içlerinden öne çıkan bazıları listemizde.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    çay çeşitleri

    Haklısınız; bizler için çay demek yurdumuzun Doğu Karadeniz bölgesinde toplanan, sofralarımızı keyiflendirip muhabbetimizi çoğaltan siyah çay demektir. Öyle ya, önümüzde onlarca  çay çeşidi duruyor olsa da demini iyice almış bir bardak siyah çayın yerini hiçbir şeyin tutmayacağını hepimiz biliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    çay çeşitleri

    Siyah çay ne kadar keyif demekse yeşil çay da o kadar sağlık demek… Bunun nedeni yeşil çayın siyah çaya göre daha hızlı kurutulmasıdır ve bu hız siyah çay gibi oksijenle tepkimeye girmesine engel olur. Antioksidan oranı siyah çaya göre daha fazla olan yeşil çayda da az miktar da olsa kafein bulunduğunu unutmamalı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    çay çeşitleri

    Çayın keşfiyle ilgili bir rivayetten söz edilir. Buna göre Çin imparatorunun içtiği sıcak suya çay bitkisi düşünce tadına hayran olmuş ve sırf o sıvıyı içmek için yedi yıl aynı bölgede kalmış. İşte ikinci rivayet de, tesadüfen suya düşen o çayın beyaz çay olduğu yönünde. Faydaları saymakla bitmeyen ve “gençlik iksiri” şeklinde tanımlanan çayda da düşük oranda kafein bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    çay çeşitleri

    Afrika’dan çıkıp dünyanın gündemine oturan çay türü ise rooibos, yani kırmızı çay. Klasik demleme yöntemiyle hazırlanan kırmızı çayı diğer çaylardan ayıran en büyük özelliği kafein içermiyor olması. Yani sırf kafeinden çekindiği için çay içemeyenler bu durumu kırmızı çay sayesinde değiştirebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    çay çeşitleri

    Akdeniz’in güzel kokulu turunçgillerden olan bir meyve bergamot. Bu meyvenin yağı ya da aromasıyla harmanlanan siyah çaya bergamotlu çay deniyor. Diğer bir adıyla “Earl Grey”. Bu ismin ise 1800’lü yıllarda İngiliz Krallığında Başbakanlık yapmış Charles Grey’den geldiğini enteresan bir bilgi olarak not düşelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    çay çeşitleri

    Sıcak su içine atılan çiçek tohumu, iki dakika sonra aynı su içinde açan bir çiçek, beş dakika içinde demlenmiş ve içime hazır hale gelmiş mis gibi bir “terapi çayı”. Terapi adının görüntüsünden kaynaklandığını anlamak hiç de zor değil. Blooming tea, blossom tea, hua cha ya da çiçek açan çay bilinen diğer isimleri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    çay çeşitleri

    Elma çayı, kuşburnu çayı, böğürtlen çayı ve sair. Telaffuzu bile kulağa oldukça hoş geliyor öyle değil mi? Gerek tadı gerek kokusuyla üstümüze afiyet veren meyve çaylarını hepimiz seviyor hatta bazen birbiriyle karıştırarak tüketiyoruz. Ama yine de her karışımın olumlu sonuçlar vermeyeceği, bilgi doğrultusunda hazırlamak gerektiği aklınızda bulunsun.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    çay çeşitleri

    Tüm dünyada dönem dönem popüler hale gelen çay türleri de yok değil. Örneğin son dönemlerde ülkemizde bir matcha çayı furyasıdır gidiyor. “Maça” şeklinde telaffuz edilen çay meğer Japonya ve Çin’de yüzyıllardır tüketiliyormuş. Üretimi de, görüntüsü de, hazırlanışı da diğer çaylardan farklı olan matcha en çok yeşil rengiyle dikkat çekiyor.

  • BİTKİ YETİŞTİRİCİLİĞİ İÇİN TOPRAĞINIZI TANIYIN

    Bahçenizde ya da saksıda bitki yetiştirmeyi planlıyorsanız, bu yazı tam size göre! Güneş, su ve bakım ne kadar önemliyse, toprak da bitki türüne göre en az onlar kadar belirleyicidir. Çünkü bitkiler, kökleri aracılığıyla ihtiyaç duydukları tüm besinleri toprağın derinliklerinden alır. Bu nedenle, bitkilerin sağlıklı gelişebilmesi ve verdiğiniz emeğin karşılığını alabilmeniz için toprak yapısını tanımak büyük önem taşır. Peki, killi toprak mı, tınlı toprak mı yoksa humuslu toprak mı daha uygun? Hangi bitkiyi ekeceğinizi belirlediyseniz, sırada o bitki için en doğru toprağı seçmek var. Bitki türlerine göre en uygun toprakları, sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Torf Toprak” title_font_size=”13″]

    Genellikle sarı, kahverengi ya da siyah renkte olan torf toprak, tamamen organik maddelerden oluşur. Yüksek su tutma kapasitesi sayesinde, bitkilerin ihtiyaç duyduğu nemi sağlar ve kök çürümelerini önler. Bu nedenle düzenli sulama aşırıya kaçmadan yapılmalıdır. Ortanca, açelya, kamelya gibi süs bitkileri; marul, ıspanak ve maydanoz gibi nem seven sebzeler ile yaban mersini, böğürtlen ve ahududu gibi meyveler, ayrıca yeni ekilmiş fideler ve tohumlar için idealdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kumlu Toprak” title_font_size=”13″]

    Hafif ve gevşek yapısıyla kolay işlenebilen kumlu toprak, yağışlı dönemlerde ya da kış mevsiminde sulama gerektirmez. İlkbaharda hızla ısındığı için erken ekim yapmak isteyenler açısından oldukça elverişlidir. Ancak suyu ve besin maddelerini çabuk kaybettiği için düzenli besin takviyesi gerekebilir. Bu toprak türü, özellikle derin köklü ve kuraklığa dayanıklı bitkiler için uygundur. Havuç, turp, yer fıstığı gibi kök sebzeler; kavun, karpuz, şeftali gibi meyveler; mısır ve darı gibi tahıllar ile lavanta ve ada çayı gibi aromatik bitkiler kumlu toprakta verimli şekilde yetişir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tınlı Toprak” title_font_size=”13″]

    Çiftçiler ve bahçıvanlar tarafından sıkça tercih edilen tınlı toprak; suyu iyi tutması, köklerin hava almasını sağlaması ve besin maddelerini koruması sayesinde oldukça verimli bir toprak türüdür. Bu özellikleriyle hem sebze-meyve tarımında hem de süs bitkisi yetiştiriciliğinde yaygın olarak kullanılır. Elma, armut, kiraz ve şeftali gibi meyve ağaçları; buğday, arpa ve mısır gibi tahıllar ile gül, lavanta ve petunya gibi çiçekler tınlı toprakta sağlıklı şekilde yetişir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kireçli Toprak” title_font_size=”13″]

    Besin tutma kapasitesi açısından dengesiz bir yapıya sahip olan kireçli toprak; içerisinde bol miktarda kil, kireç, taş, humus ve kum barındırır. Bu özellikleri nedeniyle işlenmesi en zor toprak türlerinden biridir. Verimli hâle gelmesi için genellikle ek gübreleme gerekebilir. Havuç, lahana, soğan, kuşkonmaz ve pancar gibi sebzeler; badem ve kayısı gibi meyve ağaçları, ada çayı ve menekşe gibi süs bitkileri ile yulaf gibi tahıllar, kireçli toprakta yetiştirilmeye uygundur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Humuslu Toprak” title_font_size=”13″]

    Bitkileriniz için humuslu toprak kullanıyorsanız, emeklerinizin karşılığını alacağınız kesin! Neredeyse tüm bitki türleri için uygun olan bu toprak, çürümüş bitki ve hayvan artıklarının uzun sürede ayrışmasıyla oluşur. Koyu kahverengi ya da siyaha yakın renkte olan humuslu toprak, yumuşak dokusuyla besin maddeleri bakımından oldukça zengindir. Sebzelerden meyve ağaçlarına, süs bitkilerinden tahıllara kadar pek çok farklı bitki türünün sağlıklı şekilde yetişmesine olanak tanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Killi Toprak” title_font_size=”13″]

    İlkbaharda ısınması uzun süren ve su tutma kapasitesi yüksek olan killi toprak, yoğun yapısı nedeniyle düzenli olarak işlenmeli ve havalandırılmalıdır. Fazla suyu kolayca tahliye edemediği için kök çürümesi gibi sorunlara yol açabilir. Bu özellikleri nedeniyle dikkatli kullanılmayı gerektiren bir toprak türüdür. Lahana, ıspanak ve pazı gibi yapraklı sebzeler; ayva ve erik gibi meyve ağaçları ile ayçiçeği gibi tarla bitkileri killi toprakta sağlıklı şekilde gelişebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çakıl Toprak” title_font_size=”13″]

    Yüksek oranda çakıl, taş ve kum içeren çakıl toprak; düşük su tutma kapasitesi sayesinde kök çürümesine yatkın, suya hassas bitkiler için uygun bir yetişme ortamı sunar. Bu toprak türü özellikle sukulentler, kaktüsler, lavanta ve kekik gibi suyu fazla sevmeyen bitkiler için idealdir. Ayrıca kaya bahçeleri ve dekoratif peyzaj uygulamalarında da yaygın olarak tercih edilir.

  • Kalkış İçin Hazır mısınız?

    Kalkış İçin Hazır mısınız?

    Öteden beri sorulan sorudur: “İnsan tarih boyu neden uçmak istemiştir?” Hiç düşündünüz mü, sizce neden olabilir? Hızlanmak? Uzaklaşmak? Özgürleşmek ya da macera yaşamak için olabilir mi dersiniz? Siz biraz düşünedurun biz uçuşun tarihiyle ilgili kısa derlememizi huzurlarınıza getirelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İlk uçuş denemeleri” title_font_size=”13″]
    uçuş tarihi

    İnsanların bir araçla da olsa gökyüzünde kuşlar gibi süzülme isteği uçağın icadından çok daha öncesine dayanıyor. Örneğin, 1600’lerde Hezarfen Ahmet Çelebi’nin Galata Kulesi’nden Üsküdar’a kadar 6 km. yol aldığı ve 5 dakika havada kaldığı rivayet edilir. Ondan çok daha önce Cevheri’nin uçma teşebbüsleri vardır. Dünyada ilk uçuş deneme araçları uçurtma, balon ve zeplin olmuş, 19. yüzyılda başarılı denemeler yapılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Motorlu uçağın icadı” title_font_size=”13″]
    uçuş tarihi

    İnsan, motorlu bir uçakla havada 12 saniye kaldığında tarih 17 Aralık 1903’ü gösteriyordu. Sadece “12 saniye mi?” diye şaşırmayın… Kuzey Carolina’da gerçekleşen bu uçuş insanlık için devasa bir adımdı. Bu ilk motorlu uçağın mucitleri ise Orville ve Wilbur Wright kardeşlerdi. O tarihi uçak bugün Washington’da Ulusal Havacılık Ve Uzay Müzesi’nde sergileniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İlk Türk pilot ve ilk uçuşu” title_font_size=”13″]
    uçuş tarihi

    Kuruluş tarihi 1 Haziran 1911 olan Türk Hava Kuvvetleri’nin “1” numaralı pilot brövesi, yani yeterlik belgesi, Mehmet Fesa Evrensev’e verilmiştir. Yapılan sınavı kazanarak Fransa’ya pilotluk eğitimi almaya giden Evrensev’in ilk uçuşunu gerçekleştirdiği tarih 26 Nisan’dı ve bu tarih günümüzde tüm dünyada Pilotlar Günü olarak kutlanmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Jet motoruyla hızlanan uçaklar” title_font_size=”13″]
    uçuş tarihi

    Ne yazık ki uçakların geliştirilmesinde I. ve II. Dünya Savaşlarının etkisi büyük olmuştur. Jet motoru 1929 yılında icat edilmiş, 1947’deyse ilk kez uçakla ses hızı aşılmıştır. Jet motorları 1950’den sonra insanlığın faydasına olacak biçimde yani yolcu ve ticari taşımacılık için kullanılmaya başlanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yüzde yüz yerli ilk Türk uçağı” title_font_size=”13″]
    uçuş tarihi

    İstiklal Madalyası sahibi pilot Vecihi Hürkuş, savaş sonrası yabancılardan ele geçirilmiş bir uçağın motoru ile VECİHİ K-VI adını verdiği bir uçak tasarlamış ve 1925 yılında ilk uçuşu gerçekleştirmiştir. Fakat yüzde yüz yerli ilk tek motorlu uçak Nu.D-36, soyadını Atatürk’ün verdiği Nuri Demirağ’ın Beşiktaş’taki uçak fabrikasında üretilmiştir. 1938 yılında ise aynı fabrikada 6 kişilik çift motorlu yolcu uçağı Nu.D-38 üretilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gökyüzünde kadınların ilkleri” title_font_size=”13″]
    uçuş tarihi

    Dünyada uçan ilk kadını soracak olursanız, yolcu olarak yer aldığı 1908 yılındaki uçuşuyla Fransız heykeltraş ve havacı Thérèse Peltier adını verebiliriz. Ülkemizin ilk kadın pilotu Bedriye Tahir Gökmen, ilk kadın jet pilotu ise Leman Bozkurt Altınçekiç olmuştur. 1958 yılında jet pilotu brövesini takan Leman Hanım aynı zamanda NATO’nun da ilk kadın pilotudur. Bildiğiniz gibi ülkemizin ve dünyanın ilk kadın savaş pilotu da Atatürk’ün manevi kızı Sabiha Gökçen’dir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hayat kurtaran pilot hikâyesi” title_font_size=”13″]
    uçuş tarihi

    Chesley Sullenberger’ın 155 yolcuyu sağ salim Hudson Nehri’ne indirme hikâyesinin kitabı yazılmakla kalmadı filmi bile yapıldı. Kaptanın, karşılaştığı kuş sürüsünün motorları devre dışı bırakmasıyla geri dönmek yerine nehre inmeye karar vermesi, onun yargılanmasına, sonrasında ise kurtardığı hayatlar nedeniyle övgü ve madalyalar almasına neden oldu.

  • TÜRK SİNEMASININ EMEKTAR İSMİ İHSAN YÜCE

    Bizler İhsan Yüce’yi Türk filmlerinde ya fakir kızın iyi niyetli babası ya da mahallenin gariban esnafı olarak tanıdık. 39 yıllık sanat hayatına birçok proje sığdıran Yüce, aslında onlarca filmin senaristliğini ve yönetmenliğini yapmış oldukça üretken bir isim. Sanat eğitimi almamasına rağmen kurduğu tiyatrolar ile sahnelere adım atan, ardından birçok sinema filminin yan rollerinde yer alan İhsan Yüce’nin hayat hikâyesini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İhsan Yüce, Dağıstan göçmeni Kafkas asıllı yedi çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğu olarak 23 Ocak 1929’da Elazığ’da dünyaya gelir. Çocukluk yaşlarında ailesiyle İzmir’e taşınan Yüce, İzmir Atatürk Lisesinden mezun olduktan sonra yüksek tahsil eğitimini İzmir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinde tamamlar ve bir süre özel şirketlerde muhasebeci olarak çalışır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sanat yaşamına 1952’de İzmir’de Halk ve Çocuk Tiyatrosunda başlayan Yüce, sadece bir sezon süren Bizim Tiyatroyu kurar. 1965 ile 1966 yılları arasında Lale Oraloğlu Tiyatrosunda çalışır, 1968’de üç arkadaşı ile Ankara Drama Tiyatrosunu hayata geçirir. Bu tiyatroda Dostoyevski’nin ölümsüz eseri Suç ve Ceza’yı sahneleyen ekip, bir sonraki oyunu olan Sahne Işıkları ile seyircinin beğenisini kazanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Altın Yumru filmi ile oyuncu olarak sinemaya geçen Yüce, Ertem Eğilmez’in yönettiği; “Senede Bir Gün”, “Bir Millet Uyanıyor” gibi filmlerde oyunculuğa devam eder. Bu dönem kendisinin kaleme aldığı senaryolar yazan Yüce, Aslıer Film Şirketini kurarak senaristliğini, yönetmenliğini ve oyunculuğunu yaptığı “Hayat Cehennemi” adlı filmi çeker.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kibar Feyzo, Bedrana, Uyanık Gazeteci, Sosyete Şaban, Öğretmen, İnatçı, Fazilet, Şark Bülbülü gibi Türk halkının çok sevdiği filmlerin senaristliğini yapan İhsan Yüce, 39 yıllık sanat hayatında toplam 169 filmde rol alır, oynadığı saf ve masum karakterlerle Türk izleyicisinin kalbine işler. 10 filmin ise yönetmenliğini yapan Yüce, özellikle Kemal Sunal’ın oynadığı 60 filmin senaryosunu kaleme almış önemli bir isimdir. 1976 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “İşte Hayat” filmindeki rolü ile ‘‘En Başarılı Yardımcı Erkek Oyuncu’’ ödülünü alan sanatçı, 1981’de Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “Derya Gülü” isimli filmdeki rolüyle de ‘‘En Başarılı Erkek Oyuncu’’ ödülüne layık görülür. 15 Mayıs 1991’de Üsküdar’daki evinde kalp krizi geçirerek hayata veda eder. Türk sinemasına katkıları oldukça büyük olan Yüce’nin hayatı “Gül Gibi Zabıta Dururken Kızını Çöpçüye Veren Adam” adıyla 2020 yılında kitap olarak da yayımlanmıştır.

  • VÜCUDUMUZDAKİ ELEMENTLER VE ORANLARI

    Canlı cansız her şey atomlardan oluşur. İnsan bedeni de evrenimizdeki her şey gibi atomlardan oluşmuş, bu atomların bir araya gelmesi ile yaşam filizlenmiştir. İnsan vücudunun toplam kütlesinin %99′u sadece 6 elementten meydana gelir ve insan bedeni toplamda 25 elementten oluşur. Yazımızda vücudumuzdaki ana elementleri, özelliklerini ve oranlarını okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Hidrojen ve oksijen atomunun bir araya gelmesiyle oluşan su, insan bedeninin büyük bir kısmında da bulunmaktadır. Atomların molekülleri, moleküllerin makromolekülleri, makromoleküllerin de makromoleküler kompleksleri oluşturmasıyla oluşan insan vücudundaki hücrelerin toplam ağırlığının %65-90 seviyelerine kadar su içerdiği bilinmektedir. Bu sebeple insan vücudunda en fazla elementin oksijen olması şaşırtıcı değildir; ortalama %65 oksijen bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Organik moleküllerin bir diğer temel birimi olan karbon ise ikinci sırada gelir. Bedenimizin %18’i karbondan oluşur. Evrende en bol bulunan altıncı element olan karbon, kızgın yıldızlardan dünyanın yer kabuğuna kadar hemen hemen her ortamda vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İnsan bedenindeki hidrojen oranı %10’dur. Atomik kütlesi ile tüm elementler arasında en hafif olan hidrojen, aynı zamanda evrenimizde en çok bulunan elementtir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İnsan bedenini oluşturan bir diğer element azottur ve oranı %3’tür. Dünya atmosferinin %78’ini de oluşturan azot tüm canlı dokularında bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Vücudumuzdaki kalsiyum oranı %1,5’tir ve yeryüzünde yani gezegenimizde en bol bulunan beşinci elementtir. Kalsiyumun insan bedenindeki önemi hakkında daha önce yazdığımız yazıyı okumak için linke tıklamanız yeterli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bedenimizdeki fosfor oranı %1’dir. Bütün organizmalarda bulunan fosfor DNA için olduğu kadar kemik ve diş oluşumu, hücre büyümesi ve onarımı, enerji üretimi, sinir ve kas hareketleri, böbrek işlevleri, kalp kasının kasılması açısından oldukça önemlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İnsan vücudunda en yoğun şekilde bulunan elementlerin dışında potasyum %0.35, sülfür %0.25, sodyum %0.15 ve magnezyum elementi %0.05 oranındadır. Bedenimizde bakır, çinko, selenyum, molibden, flor, klor, iyot, manganez, kobalt, demir, lityum, stronsiyum, alüminyum, silisyum, kurşun, vanadat, arsenik, brom gibi elementler ise hayati öneme sahip olmakla birlikte diğer elementlere oranla eser miktarda bulunmaktadır.

  • İkinci Dalga Kahve Akımının En Popüler Çeşitleri

    İkinci Dalga Kahve Akımının En Popüler Çeşitleri

    Aşağıda ikinci dalga kahve akımının en popüler çeşitlerine yer veriyor ve mutlaka sıcak bir fincan kahve eşliğinde okumanızı öneriyoruz. Ve eğer kahve akımlarını, özellikle üçüncü dalgayı anlattığımız içeriğimizi de hala okumadıysanız sizin için ilgili linki buraya bırakıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    kahve çeşitleri

    Aşağıda sayacağımız tüm kahvelerin ana malzemesi olan espresso kuvvetli tadıyla gerçek kahve severlerin favorisi. Küçük fincanda içilen bu meşhur İtalyan kahvesinin bizim Türk kahvesine benzer bir görüntüsü bulunuyor. Üzerindeki ince köpük tabakası içimini kolaylaştırıyor ve diğer kahve çeşitlerinin aksine espressonun köpüğü sudan yapılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    kahve çeşitleri

    Espressonun tadını seven ama biraz fazla kuvvetli bulanların ya da espressoyu uzun uzun içmeyi isteyenlerin tercih ettiği kahve çeşidi Americano. İtalya’ya gelen Amerikalıların espressoyu acı buldukları için üzerine sıcak su eklemeleri sonucu ortaya çıktığı düşünülüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    kahve çeşitleri

    En çok tüketilen kahve çeşitlerinden biri olan cappuccino kalın bir süt köpüğü tabakasına sahip… Genellikle üzerinde çikolata tozu ile servis edilen bol sütlü bol köpüklü bir cappuccino hem lezzet hem kafein ihtiyacını karşılayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    kahve çeşitleri

    Özellikle son günlerde pek popüler olan kahve çeşitlerinden biri flat white… İsmi tanıdık gelmese de içindekiler latteden pek farklı değil; farklı olan tarafı süt ve kahve oranı. Latteye kıyasla daha az süt barındıran flat white, latteden küçük espressodan büyük fincanlarda servis ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    kahve çeşitleri

    Espresso fincanında servis edilen macchiatonun üzerine süt köpüğü ekleniyor. Espressoyu süt ile lezzetlendirmek ve tadını biraz yumuşatmak isteyenlerin adresi macchiato.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    kahve çeşitleri

    Çikolata ile kahvenin bir araya geldiği mocha hazırlanırken önce espresso ile çikolata karıştırılıyor sonra üzerine sıcak süt ve süt köpüğü eklenerek kahve tamamlanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    kahve çeşitleri

    En sevilen kahve çeşitlerinden biri olan latte, espressonun süte doyduğu an diyebiliriz. Zira içindeki espressonun neredeyse 8 katı kadar süt içeriyor.

  • GEZEGENİN EN GÜÇLÜ YUMRUĞU: MANTİS KARİDESİ

    Literatürde “Peygamberdevesi karidesi” olarak da geçen mantis karidesi, genelde 10 cm boyutlarında olsa da bir Afrika aslanının çenesi kadar güçlü pençe ve yumruklara sahip olmasıyla gören herkesi şaşkına çeviriyor. Keşfedilen en büyük mantis karidesi, 46,1 cm ve bugüne kadar keşfedilmiş 450 kadar çeşidi bulunuyor. Minik cüssesine rağmen derin ve sığ suların en tehlikeli avcılarından olan mantis karidesleri hakkında ilginç bilgileri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Mantis karidesi dünya çapında tropikal ve subtropikal sularda yaşar; çoğu tür Hint ve Pasifik Okyanusu sularında bulunur. Bazı türler ılıman deniz ortamlarında görülür. Mantis karidesleri yuvalarını refisler, kanallar ve bataklıklar dahil olmak üzere sığ sulara inşa eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Güçlü yumruğu ile bilinen mantis karidesi, hayvanlar âleminin en güçlü canlılarından biri. Mantis karidesinin yumruğu saatte 80 km hızla hareket eder ve 150 kg kuvvete ulaşabilir. Bu kuvvet, 90 gr vücut ağırlığına sahip karidesin kendi vücut ağırlığının 2.500 katına denk gelmektedir. Sopa benzeri uzantıları ile yaptığı tek bir vuruş, bir yengecin kolunu koparabilir veya bir salyangozun kabuğunu parçalayabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Mantis karidesleri hayvanlar âlemindeki en karmaşık görme duyusuna sahip canlıdır. İnsanlarda üç, kelebekte beş tür fotoreseptör bulunurken mantis karidesinin gözünde 12 ila 16 tür fotoreseptör hücresi bulunur. İnsanlardaki üç renk reseptörü kırmızı, yeşil ve mavidir. Mantis karidesinde bulunan 12 ile 16 adet fotoreseptör tıpkı kelebeklerde olduğu gibi insan beyninin algılamadığı renkleri görmesini sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Oldukça zeki bir tür olan mantis karidesleri birbirlerine ve bazen de başka türlere sinyal vermek için floresan desenlerini kullanırlar. Uzmanlar bu durumun mantis karideslerinin gizli bir iletişim diline sahip olduğunu gösterdiğini belirtiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Mantis karidesleri ortalama 20 yıl yaşar. Dişi yumurtaları ya yuvaya bırakır ya da yanında taşır. Yumurtadan çıktıktan sonra yavrular, yetişkin formlarına erişmeden önce üç ay boyunca zooplankton olarak yaşar. Zooplankton tatlı veya tuzlu sularda yüzemeyen, akıntıya göre hareket eden canlıları tanımlamak için kullanılan bir terimdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Mantis karidesinin yumurtadan yeni çıkmış zooplankton halini avlayan denizanası, balık ve balinalar dahil çeşitli hayvanlar var. Ancak yetişkin formuna erişen mantis karidesini avlayan bir avcı bulmak pek de mümkün değil.

  • DURUŞ BOZUKLUĞUNU ÖNLEMEK İÇİN YAPABİLECEKLERİNİZ

    Tıp dilindeki tabiriyle postür bozukluğu, halk dilindeki kullanım şekliyle duruş bozukluğu, günlük yaşantımızda küçük detaylara dikkat etmediğimiz takdirde, farklı seviyelerde de olsa hepimizin başına gelebilecek fizyolojik bir durumdur. Ne var ki alacağımız küçük önlemler sayesinde bu istenmeyen durumun önüne rahatlıkla geçebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]