Blog

  • BAYKUŞLAR HAKKINDA NELER BİLİYORUZ?

    Hemen hemen her toplumun mitolojisinde kendine yer bulan baykuşlar doğada çok sık karşılaştığımız bir kuş türü olmasa da dünyanın çoğu bölgesinde yaygın olarak yaşamını sürdürür. Eski çağlardan beri uğur ya da uğursuzluk getirdiğine inanılan gecelerin sessiz ve yırtıcı kuşu hakkındaki bilgileri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tavuk, hindi ve sülünlerle birlikte en eski kuş türlerinden biri olan ve Puhu olarak da anılan baykuşun yaklaşık 220 türü bulunur ve baykuş, Antarktika dışında her yerde yaşar. Bu kıtada bulunmamalarının nedeni ise soğuk ve rüzgârlı hava koşullarının yanı sıra besin zincirinde yer alan canlıların Antarktika’da olmamasındandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Baykuşlar sanılanın aksine boyunlarını 360 derece döndüremez. Boyunlarını her iki yöne doğru 135 derece çevirerek toplam 270 derecelik bir görüş sağlar. Ancak bu bir yetenek değil, anatomik bir durumdur. Genelde kuşlarda 7 omurga bulunurken, baykuşlarda 14 omurga vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Göz yapıları küre şeklinde değil, boru gibi uzundur. Kafatasındaki Sklerotik halkalar adı verilen kemiksi yapılar ise baykuşun gözünü göz yuvalarına sabitleyen anatomik etkendir. Bu nedenle baykuşlar sadece karşıyı görebilir, sağını ya da solunu görmek istediğinde de boynunu çevirmesi gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yaşayan en küçük baykuş türü, elf baykuşudur ve 12-15 cm boyunda ve sadece 42 gram ağırlığındadır. En büyük baykuş ise 82 cm boyundaki büyük gri laponya peçeli baykuşudur. Ayrıca bu baykuş türünün kamuflaj özelliği vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Baykuşların kanatları esnek ve yumuşak; büyük ve geniştir. Kanatlarının ön kısmındaki tüylerin tıpkı bir tarakta olduğu gibi düzgün bir şekilde sıralanmış olması ve kadifemsi yapısı baykuşların sessiz uçmasını sağlar. Bu nedenle kanatlarına binen yük miktarı düşüktür ve bu özellik düşük hızda bile daha az kanat çırpmasına yol açar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Baykuşun geniş yüzü, diğer kuşlara oranla daha sert ve kavisli tüylerle kaplıdır. Bu tüyler bir kepçe gibi sesleri toplar ve kulağa yansıtır. Hatta bazı baykuş türlerinin kulak delikleri öyle büyüktür ki başın yan tarafını tamamen kaplar. Baykuşlar bu gelişmiş işitme duyusu sayesinde karanlıkta avlarının yerlerini tespit edip kolaylıkla avlanabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bir baykuş, yılda 50 kiloya yakın kemirgenle beslenir. Besin zincirinin başında bulunan kemirgenleri bolca yediği için birçok çiftçi tarım zararlılarıyla mücadele konusunda tarlasına gelen baykuşları koruma altına alır. Bu, çiftçilerin tarım zehri kullanmasına engel olan sağlıklı ve doğal bir yöntemdir.

  • KENDİ ELLERİNİZLE YAPTIKLARINIZI TÜKETMEK İSTEMEZ MİSİNİZ?

    KENDİ ELLERİNİZLE YAPTIKLARINIZI TÜKETMEK İSTEMEZ MİSİNİZ?

    Bilenler bilir, soframıza getirdiğimiz bir lezzeti “ben yaptım” demenin tadı bir başkadır. Bütün malzemelerini kendinizin seçtiği, şahsen yapım aşamalarında bulunduğunuz, içinde herhangi bir katkı maddesi olmadığına tanıklık ettiğiniz, üstüne bir de sevginizi ve emeğinizi kattığınız bir besin nasıl başka olmasın ki? Sofralarınızı daha da gururlu ve sağlıklı hale getirmek için aşağıda sıraladığımız yiyeceklerin hepsini evinizde rahatlıkla yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Neredeyse hemen her öğün tüketilen bu besini evde gözünüz göre göre yapmanın ve iç rahatlığı ile tüketmenin keyfi tartışılmaz. Temel malzemeleri un, kuru maya, su, tuz ve şeker olan ekmeğin yapım aşamaları malzemeleri karıştırmak, yoğurmak, hamuru mayalanması için dinlendirmek ve fırına vererek üstü kızarana kadar pişirmek. Evde ekmek yapımı işte bu denli kolay.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Tüm dünyaya armağanımız olan sağlık deposu yoğurdu evde yapmak da olabilecek en kolay uygulamalardan biri. Öyle ki yapım aşamaları sütü pişirdikten sonra ılıyana kadar bekletmek, mayası tutturmak istenilen yoğurdu ılıyan sütten birkaç kaşık alarak sulandırmak ve sütün içine dökmek, üstünü kapatıp sabit bir yer ve sıcaklıkta muhafaza ederek mayanın tutmasını beklemekten ibaret.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bu iş sakın gözünüzü korkutmasın, beyaz peynirden lor hatta kaşar peynire evde peynir yapımını bir kere denediğinizde hobiniz haline geleceğine emin olabilirsiniz. Yoğurt mayalama tarifinin takibinde uygulanan bazı aşamalar sütün peynir haline gelmesini sağlıyor. İhtiyacınız olacak malzemeler genel olarak süt, peynir mayası, tuz/kaya tuzu ve peynirin çeşidine göre bazen sirke.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Makarna tüketmeyi 7’den 70’e hepimizin sevdiği bir gerçek. Şehirlerde çoğunlukla dışarıdan temin edilen makarna Anadolu’da yüzyıllardır evlerde yapılageliyor. Unun, su ve bir miktar tuz eşliğinde yoğurularak hamur haline getirilmesinden sonra oklava yardımıyla açıp şerit şerit kesilmiş erişteler ya da küçükten iri taneli olanına çeşit çeşit makarnalar yapmak hem kolay hem eğlenceli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Vişneden güle, portakaldan ayvaya, elmadan çileğe, incirden zeytine reçeli yapılamayan bir meyve neredeyse yok. İsterseniz kahvaltı sofralarının bu en renkli ve tatlı üyelerini de ellerinizle yapabilir, meyve ve şeker oranını istediğiniz gibi ayarladığınız, içinde hiçbir katkı maddesi bulunmayan reçellerinizi hem siz hem sevdikleriniz haftalar hatta aylarca güvenle tüketebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Evde tahin yapımı yaygın rastladığımız bir uygulama değil oysa onun da tarifi oldukça pratik. İhtiyacınız olan malzemeler susam, zeytinyağı ve tuz. Susam kavrulmuş olmalı fakat siz kavrulmamış temin ettiyseniz bu işlemi yağsız tavada kendiniz de yapabilir altın rengini alana kadar kavurabilirsiniz. Sonrasında ise sadece malzemeleri krema kıvamına gelene kadar blender’dan geçirmek kalıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Biz tarifini verelim, neden evde yapmıyorsunuz sorusunun cevabını siz verin. Yıkadığınız domatesleri soymadan robottan geçirin ve ocakta kaynamaya alın. Tahta kaşık yardımıyla ara sıra karıştırın. Suyunu çektiğinde ise altını kapatarak tuz ilave edin ve blender’dan geçirin. Tepsiye serdiğiniz karışımın üstünü ince bir tülbentle örtüp güneşte kurumaya bırakın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Reçel gibi turşunun da envaiçeşidi bulunmakta, ister sebzelerden kurun ister meyvelerden… Mevsim ürünlerini saklamanın en güzel yollarından biri olan turşu, sebze/meyvelerin tuzlu su ile sirke içeren salamurada bekletilmesiyle elde ediliyor. Bütün çeşitler için aynı tarif geçerli olmakla birlikte malzemenin türüne göre limon mu sirke mi kullanılacağı gibi püf noktalara dikkat etmek de önemli.

  • Zeki Alasya’nın Canlandırdığı Karakterleri Nasıl Bilirsiniz?

    Zeki Alasya’nın Canlandırdığı Karakterleri Nasıl Bilirsiniz?

    Muhtemelen başlığı görünce “hep iyinin rolleriydi” dediniz. Aslında bu doğru cevap. Hatta kariyerinde televizyon dizilerinin de önemli bir yer tuttuğu Türk Sineması’nın ve tiyatro tarihimizin önemli ismi Zeki Alasya burada da hep iyicil rollerde yer almıştır. Yine de izleyiciyi ters köşe yaptığı rolleri de yok değildir. Bu listede 1943-2015 yılları arasında yaşayan sanatçımızı beyaz perdede canlandırdığı 7 farklı karakter ile ekranlarınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Köyden İndim Şehire” title_font_size=”13″]

    Komedi filmi Salak Milyoner’de birbirinden saf dört kardeş köydeki arazilerinde bir küp dolusu gömü bulmuşlardı. Devam filmi olarak çekilen Köyden İndim Şehire’de ise aynı kardeşler altınları bozdurmak için bu kez şehre inerler. Himmet Ağabey’in (Zeki Alasya), dört kardeşin en büyüğü olarak diğerlerini ve tabii bir çuval altını idare etmesi gerekmektedir. Ne var ki o da en az Hayret (Metin Akpınar), Saffet (Kemal Sunal) ve Gayret (Halit Akçatepe) kadar şehir hayatından habersizdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tarkan: Altın Madalyon” title_font_size=”13″]

    Altın Madalyon, Kartal Tibet’in çizgi roman kahramanı Tarkan’ı canlandırdığı aynı isimli film serisinin dördüncüsüdür. 1972 yapımlı bu film, uzun yıllar tiyatro sahnesinde yer alan Zeki Alasya’nın sinemada rol aldığı ilk filmlerden biridir. Rol gereği Doğu Vandal kralıdır ve Batı’nın kralı olan kardeşini öldürerek imparatorluğu hâkimiyeti altına almaya çalışmaktadır. Vandal Kralı, Alasya’nın büründüğü nadir “kötü karakter” rollerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mavi Boncuk” title_font_size=”13″]
    tarık akan, kemal sunal, münir özkul

    Gururlarını kıran bir olay yüzünden intikam almak amacıyla gazino sanatçısı Emel Sayın’ı kaçıran 6 iyi niyetli ve saf insanın komik hikâyesini izlediğimiz bir film Mavi Boncuk. Birbirinden ünlü oyuncuların rol aldığı romantik komedi türündeki film Türk Sineması’nın en eğlenceli yapımları arasında bulunuyor. Şeker Kamil rolündeki Zeki Alasya ise hem bu 6 arkadaştan biri hem de Sadık Şendil ile filmin senaryosunu kaleme alan kişidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aslan Bacanak” title_font_size=”13″]

    Zeki Alasya ve Metin Akpınar, 1960’lardan itibaren 30 yıl boyunca ülkenin birbirinden ayrı düşünülemeyen ikilisiydi. Beraberce Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nu kurmuşlar, çoğu filmde birlikte rol almışlardı. Tıpkı 1977 tarihli Aslan Bacanak’ta olduğu gibi. Filmin senaryosunda, minibüs şoförü Selim (Zeki Alasya), taşındığı mahallenin kabadayısı Halim’in (Metin Akpınar) kız kardeşine âşık olur ama bunu Halim’e itiraf etmesi hiç de kolay olmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Güler misin Ağlar mısın?” title_font_size=”13″]

    Güler misin Ağlar mısın, Zeki ve Metin ikilisinin gerçek isimleriyle rol aldığı 1975 yapımlı Osman Seden filmidir. Filmde bir tatil köyünde inşaat işlerinde çalışan Zeki ile otelde çalışan Metin’in iki arkadaş olarak iyi yürekli, ince ruhlu hallerini izleriz. Muhteşem ikili bu kez kendi kazançlarından olma pahasına, evi yıkılmak istenen Rasim Usta’ya (Kadir Savun) destek olmak için kolları sıvarlar. Otel sahibi Cemal Bey’i karşısına alan ikili filmin sonunda yine kazanan taraf olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Petrol Kralları” title_font_size=”13″]

    Zeki ve Metin, Petrol Kralları filminde de ayrılmaz iki arkadaştır. Aynı evi paylaşmakta ve sevdikleri kızlarla evlenebilmek için dükkân açma hayalleri kurmaktadırlar. Tam evlerini satmaya kara verdiklerinde bahçelerinden petrol çıkarabileceklerini öğrenirler. Araba tamircisi Zeki ve Metin’in hayalleri bu kez petrol kralı olma isteğiyle dolar. 1978 yapımlı filmin yönetmen koltuğunda oturan kişi de Zeki Alasya olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Nereye Bakıyor Bu Adamlar?” title_font_size=”13″]

    Zeki, beşik kertmesini bulmak isteyen arkadaşı Metin’le köyden şehre gelir. Onlar şaşkın şaşkın etrafa bakarken bir reklamcı tarafından çekilen fotoğrafları farkında olmadan reklam yıldızı olmalarını sağlar ve bundan sonra komik olaylar birbirini izler. İkilinin rol aldığı filmlerde genellikle Zeki daha saf, Metin daha açıkgöz rollere bürünmüştür fakat bu filmde oyuncular aynı saflıkta iki karakteri canlandırmaktadırlar.

  • 12 Madde İle Anadolu’nun Güneşli Şehri Malatya

    12 Madde İle Anadolu’nun Güneşli Şehri Malatya

    “Malatya Malatya bulunmaz eşin, gönülleri coşturur ayla güneşin” dizeleri boşuna yazılmamıştır. Çok eski çağlardan beri yerleşim yeri olan Doğu Anadolu’nun en büyük şehri, en lezzetli kayısıların anavatanı olarak şanını çağlarca sürdürmüştür. Malatya Türküsü’nde bahsedilen bu eşsiz güzellikleri keşfetmek için buyurun listemize…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    malatya fotoğrafları

    Malatya, Hititler zamanından beri devletler için bir yerleşim yeri olmuştur ve ilginç bir şekilde tüm bu yıllar boyunca şehrin ismi değişikliğe uğramamıştır. Kültepe tabletlerinde adı “Melita” olan şehrin adı Hititçe’de “Bal Ülkesi” anlamına gelir, bu durum alametifarikası kayısı olan bir şehir için hiç şaşırtıcı değildir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    malatya fotoğrafları

    Bir zamanlar İpek Yolu, Kral Yolu gibi dünya üzerinde büyük etkisi bulunan rotaların üzerinde bir kavşak olan şehir, günümüzde de Türkiye içinde önemli bir konuma sahiptir. Halk arasında Malatya için “Doğu’nun en Batı’sı” denir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dünyada ilk kurulan yerleşim yerlerinden biri olan, tarihte 27 ayrı medeniyete ev sahipliği yapan Aslantepe Höyüğü tarih meraklıları için bulunmaz bir nimettir. 1793 yılından kalma Yusuf Ziya Paşa Cami, antik dönem eserlerini görebileceğiniz Malatya Müzesi, Kanlı Kümbet antik mezarı ve Battal Gazi Türbesi şehrin çekici tarihi noktalarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    malatya fotoğrafları

    Camdan seyir terasından Levent Vadisi’ni izleyip, Orduzu Çınar Şelalesi’nin mesire alanında dinlenip, ihtişamlı Günpınar Şelalesi’ni izleyerek, Malatya’nın güzel doğasını deneyimleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    malatya fotoğrafları, şire pazarı

    Malatya’yı ziyaret ederken Kapalıçarşı, Şire Pazarı gibi alışveriş yapabileceğiniz merkezleri de mutlaka gezi planınıza dâhil etmelisiniz. Buralarda hediyelik eşyalar bulabilir, eski esnaflık geleneklerine şahit olabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    malatya fotoğrafları

    Malatya’da halıcılık ve kilimcilik gelenekleri de gelişmiştir. Malatya kilimlerinde dikdörtgen yüzeyi kale burçları çevirir. Orta bölümde ise altıgen veya sekizgen motiflere rastlanır. Kuş ve deveboynu, akrep ayağı, koç boynuzu ve geometrik şekiller de bu kilim ve halılarda yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    malatya fotoğrafları

    Malatya günümüzde Doğu Anadolu Bölgesinin en büyük şehri olarak canlı bir şehir hayatına sahiptir. İnönü Üniversitesi sayesinde şehirde genç nüfus da ikamet eder. Teknolojik hastanesi, müzeleri, alışveriş merkezleri bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    malatya fotoğrafları

    Adını ortasından akan kanaldan alan Kanalboyu Caddesi belki de Malatya’nın “Doğu’nun Paris’i” olarak adlandırılmasının sebebidir. Bir yandan da, şehirleriyle haklı bir gurur duyan Malatyalılara sorsanız size Paris’in “Batı’nın Malatya’sı” olduğunu söyleyeceklerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    malatya fotoğrafları

    Malatya’nın en ünlü yanı elbette kayısıdır. Öyle ki Malatya kayısısının ünü sınırlarımızı aşmış, dünyaya yayılmıştır. Malatya’da kayısının en lezzetlisini dalından yiyebileceğiniz gibi kayısı kurusundan, kayısı dönerine dek her türlü yiyeceği tadabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    malatya fotoğrafları, meyve

    Kayısı şan konusunda diğer hepsini geride bıraksa da Malatya’da tek ünlü yiyecek değildir. İlk olarak Malatya’nın kayısı kadar lezzetli bir diğer meyvesi kirazı unutmamak gerekir. Kiraz yaprağına sarılan dolmalar da bu şehrin özel tarifleri arasındadır. Malatya’yı ziyaret edenlerin tavşan yufkası, kaburga dolması, kalbur hurması, bilik, pirpirim cacığı gibi lezzetleri tatması önerilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”11#” title_font_size=”13″]
    turizm, malatya fotoğrafları

    Malatya kaplıcaları ve kaplıca turizmi açısından da ünlü bir merkezdir. Özellikle romatizma, eklem ağrıları, gerginlikten kaynaklanan sırt ve bel ağrıları gibi dertleriniz varsa Malatya’daki birçok kaplıcadan birini ziyaret edebilirsiniz. Birçok cilt sorununa da iyi gelen, sağlıklı ciltlere ise bakım yapmak için önerilen termik suların tadını doyasıya çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”12#” title_font_size=”13″]
    yeşilçam, türk sineması

    Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde de adı geçen meşhur Battal Gazi başta olmak üzere Kemal Sunal, İlyas Salman, Yasemin Yalçın, Oktay Kaynarca, İsmet İnönü, Kenan Işık, Zerrin Özer, Selçuk Ural, Yonca Evcimik, Halil ve Hamit Altıntop gibi birçok ünlü Malatyalıdır.

    4. maddedeki görsel Ali Demirci’ye aittir.
  • Gül Gibi 9 Madde

    Gül Gibi 9 Madde

    Koklamak için yaklaştığınızda yapraklarıyla burnunuzu kucaklayıveren bu çiçeğin ayaklarınızı saniyeler içinde yerden kesecek kokusunu verebilmesi için dalında ve taze olması gerekir. Zaten onun için de şair, “Bir gül, dalında durduğu müddetçe tazedir. / Bir gül, çelenge girdiği gün bir cenazedir.” demiştir. Her zaman dalında olmasa da, varlığı ve ilham olduklarıyla hayatımıza sirayet etmiş çiçeği gül gibi 9 maddede listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Mahalle arkadaşlarınızla sokakta yürürken bahçelerin duvarlarından taşan güllerin sizi de cezbettiği olmuştur mutlaka… Dalında kalmasına pek de kafa yorulmayan o yıllarda birbirinizin omuzuna tutunarak bir iki tanesini koparmaya çalıştığınız, sonra da güllerin sahibi tarafından kovalandığınız günler hani… Gül ve diken, çoğumuzun hayatına işte çocukluk yıllarındaki bu kovalamaca hikâyesiyle girmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Gülün edebiyatımızdaki yeri gönlümüzdeki yeri ile paraleldir. Ahmet Hamdi Tanpınar onun için, “Ey bir âna sığmış ebediyet rüyası!” demiş, Cemal Süreya sokağa düşen gülü alıp yüzüne sürmüş, Edip Cansever sevgilinin kokusunu gittikçe daha yoğun, amansız ve acımasız kokan bir gülün kokusuna benzetmiş. Bir de Divan edebiyatındaki gül ve bülbül hikâyesi vardır ki, Mevlana’ya, “Sen gül ol da uğrunda ötmeyen bülbül utansın!” sözünü söyletmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Her şeyden önce güllerin bir dili var. Renkleriyle konuşan, insandan insana mesaj taşıyan birer ulak onlar. Lal olmuş küsmüşlerin, bir türlü derdini anlatmayı beceremeyenlerin, gönül almak, gönül vermek isteyenlerin en güçlü ve gür sözcükleri… Çok az bir pratikle bu dili öğrenmek de mümkün. Örneğin, açmamış beyaz bir gül, kişinin “saf ve temiz duygular beslediği” anlamına geliyor. Kırmızı gül “evlenmek” isteyenlerin, dikenleri ayıklanmış kırmızı ve beyaz gül goncası “artık korkmuyorum ve umut ediyorum” diyenlerin, kırmızı-beyaz-pembe gül ise “yıldırım aşkına tutulduğunu ”söyleyenlerin mesajını taşıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Gülün insanı gülümsetmesi için sadece kucağınıza gelen şık bir buket olması gerekmez. Paslı bir peynir tenekesinde de yetişse, bir bahçenin içinde de; bir kitap arasında kurutulmuş ya da bir fotoğrafta çerçevelenmiş de olsa görüldüğü her yerde gülümsetmeyi bilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bu şahsiyetli çiçek zarifliği, çekiciliği, kokusu ve kırılganlığı ile çoğu zaman iltifat malzemesidir. Bir şey çok güzelse “gül gibi” denir… Gülüyorsa, mutluysa, “gül açmış”, sevmeye kıyılamıyorsa “gülüm benim”… Ama her zaman iltifat için de kullanılmaz. Mesela gülün solması oldukça hazin bir meseledir. Yapraklarını dökmesi de öyle… “Gül gibi sararmış solmuş.” sözü dramatik durumlar için sarf edilir. Hele bir de dikeni vardır ki… Hepimiz biliyoruz: Gülü seviyorsanız dikenine katlanırsınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    “Renksiz” derken siyah ve beyazı kastediyor olmak insanoğluna has bir hata. Siyah bir güle bakarken adeta hipnoz olmanızı sağlayan etken tam da bu can alıcı renktir aslında. Türkiye’de sadece Halfeti’de yetişen “kara gül”ün tohumunu alıp başka bir yere dikmeye kalkıştığınızda artık siyah gülmüyor olduğunu göreceksiniz. Ama bazen yerinde açarken de rengini kırmızıya çevirdiği olabiliyor. Hissettirdiği tüm matem havasına rağmen, “kara” da olsa bir gül olan çiçek, dalında buram buram koku salmaktan geri durmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Zaman zaman arabesk anlamlar yüklendiği de olmuştur. Yere serpiştirilen gül yaprakları, yakaya takılan kırmızı bir gül, eldeki gülü koklayarak yürümek, kaset takılı teypten, “Gülüm benim gülüm benim, derdim aşkım canım benim.” şarkısını dinlemek gibi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Gördüğünüz gibi insanoğlu gülü her zaman dalında bırakmamış, onun anlamından olduğu kadar kokusundan, tadından, suyundan faydalanmanın yollarını aramıştır. Koklamakla yetinmeyip gül gibi kokmaya özenenler için yağından parfüm, ferahlatıcı etkisini cildinde hissetmek isteyenler için suyundan da gül suyu üretilmiş mesela… Türkiye’de gül yağı elde edilebilecek güller en çok Isparta ve Burdur’da yetiştirilmekte.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Ve gül, sonunda “reçel” olarak soframıza kadar gelmiş. Gül reçeli çok hafif, kolay yapılan ama her gülden de yapılamayan bir tatlı. Özellikle pembe, kokulu ve taze güllerden yapılıyor. Gül yaprakları yıkanıp üzerine şeker ilave ederek bir gece bekletiliyor. Ertesi gün üzerine biraz daha su ekleyerek kaynatılıyor. Kaynayan reçele limon sıkılıyor ve böylece tadı kadar, asla aslı gibi olmasa da kokusuna da doyum olmayan bir tatlı elde ediliyor.

  • ULAŞIMDA YENİ BİR ÇAĞ: ELEKTRİKLİ UÇAN ARABALAR

    Jetgiller ailesini hatırlar mısınız; uçan arabalarıyla gökyüzünde gezinmelerini? Bir zamanlar yalnızca çizgi filmlere ve romanlara özgü gibi görünen bu manzara, günümüzde elektrikli motorlardaki yenilikler ve batarya teknolojisindeki atılımlar sayesinde hızla somut bir geleceğe dönüşüyor. Artık yalnızca bilim kurgu dünyasının değil, yakın geleceğin ulaşım biçimi olarak hayatımıza girmeye hazırlanan uçan araçlar, dünya genelinde pek çok ülkede geliştiriliyor ve Türkiye’de de bu alandaki çalışmalar her geçen gün daha heyecan verici bir ivme kazanıyor. Bu yazımızda, uçan arabaların keşif sürecini, hangi ülkelerde ne tür çalışmalar yürütüldüğünü ve gelinen son noktayı birlikte öğreneceğiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uçan Arabaların Serüveni” title_font_size=”13″]

    Uçan arabalar, 20. yüzyılın başlarından itibaren birçok mucit ve mühendis için hayal ve ilham kaynağı oldu. Glenn Curtiss’in 1917’deki Autoplane’i ile başlayan bu süreç, çeşitli modeller geliştirilse de finansman ve teknik zorluklar nedeniyle uzun süre seri üretime geçilemedi. Ancak 21. yüzyılda elektrik motorları, batarya teknolojileri ve yapay zekâdaki hızlı gelişmeler, bu hayalleri yeniden canlandırdı. Elektrikli dikey kalkış ve iniş yapabilen (eVTOL) araçlar, şehir içi ulaşımda trafik sıkışıklığını azaltmak, karbon emisyonlarını düşürmek ve ulaşım sürelerini kısaltmak gibi önemli hedeflerle öne çıkıyor. Teknoloji ve havacılık firmaları, bu potansiyeli gerçekleştirmek için prototipler geliştirip test uçuşları yaparak, uçan araçları geleceğin ulaşım şekli hâline getirmek yarışına girmiş durumda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Türkiye’nin Uçan Araç Vizyonu ve Yerli Projeler” title_font_size=”13″]

    Baykar, 2023 yılında Türkiye’nin ilk insanlı elektrikli VTOL (dikey kalkış ve iniş) aracının testlerini başarıyla tamamladı. Bu alandaki en dikkat çekici projelerden biri olan Cezeri Uçan Araba; yapay zekâ destekli, döner kanatlı tasarımıyla sekiz adet BLDC motor kullanabilen, tek koltuklu ve tamamen elektrikli bir araçtır. Cezeri, sadece yolcu ve kargo taşımacılığı için değil, sağlık hizmetleri ve askerî lojistik gibi kritik alanlarda da görev alabilecek şekilde tasarlanmıştır. Çevre dostu yapısıyla trafik sıkışıklığını ve hava kirliliğini azaltma potansiyeline sahip bu aracın adı, 12. yüzyılın önemli bilim insanı ve mucidi El-Cezeri’den geliyor. İlk kez 2019 yılında Teknofest’te tanıtılan Cezeri, hâlen geliştirme aşamasında olup ticari kullanıma geçmesi için teknik ve yasal süreçlerin tamamlanması bekleniyor. Ülkemizde bununla birlikte TUSAŞ (Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ) da hibrit motorlu araçlar geliştirirken, İTÜ ve ODTÜ gibi üniversiteler de prototip çalışmalarına katkı sağlıyor. Öte yandan AirCar Teknoloji ve Havacılık AŞ, 2026 yılında şehir içi kullanıma sunulması planlanan AirCar için ilk test uçuşunu başarıyla tamamlayarak İstanbul’da yoğunluk yaşanan bir bölgede AirCar kullanıcısının 60 kilometrelik mesafeyi yarım saatte katedebileceğini ifade ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çin’in Kentsel Hava Taşımacılığı Adımları” title_font_size=”13″]

    Çin, Ocak 2021’de EH216 AAV adlı uçan taksi ile dünyanın ilk operasyonel kentsel hava taşımacılığı platformunu başlattı. EH216 AAV, EHang’ın geliştirdiği iki yolcu kapasiteli elektrikli hava aracının prototip versiyonuydu. Bu modelden yola çıkılarak geliştirilen EH216-S, seri üretime uygun hâle getirildi, güvenlik ve yazılım iyileştirmeleri yapıldı. 130 km/sa azami hıza ve yaklaşık 35 km menzile sahip olan araç, sekiz rotorla çalışıyor ve 5G bağlantısı üzerinden merkezî bir kontrol sistemiyle yönetiliyor. 2025 itibarıyla EHang, Guangzhou ve Hefei şehirlerinde EH216-S için ticari uçuş izinlerini aldı ve iki yolcu taşıyabilen biletli turistik uçuşlara başladı. Bu hizmetler şimdilik belirli kalkış ve iniş noktaları arasındaki kısa mesafelerle sınırlı olsa da şirket, zamanla uçuş rotalarını genişletmeyi ve daha fazla şehirde hizmet vermeyi hedefliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Slovakya’nın AirCar’ı” title_font_size=”13″]

    Slovakya merkezli KleinVision firması tarafından geliştirilen AirCar, uçan otomobil hayalini gerçeğe en çok yaklaştıran projelerden biri olarak öne çıkıyor. Hem kara yolu hem de hava aracı olarak kullanılabilen bu yenilikçi model, 2022’de hava aracı sertifikası alarak önemli bir dönüm noktasına ulaştı. Tamamen elektrikli ve otonom yapısıyla çevre dostu olan AirCar, sıfır emisyonlu motoru ve helikopterlere kıyasla 10 kat daha sessiz çalışmasıyla sürdürülebilir ulaşım için ideal bir seçenek sunuyor. 120 km/s azami hıza ve 80 km menzile sahip olan araç, şehir trafiğinden kaçmak isteyenler için gökyüzünü ulaşılabilir bir alternatif hâline getiriyor. İki kişilik kapasitesi, ekstra bagaj alanı ve otopilot destekli sistemiyle hem konforlu hem de güvenli bir seyahat deneyimi vadeden AirCar, prototip testlerini başarıyla tamamladı. Ticari kullanıma ise 2026 yılında sunulması planlanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”ABD’den Yeni Bir Adım: Alef Aeronautics ve Model A” title_font_size=”13″]

    Elon Musk’ın desteklediği Alef Aeronautics adlı şirket, ABD’nin Silikon Vadisi’nde geliştirdiği Model A adlı uçan araçla dikkat çekiyor. Bu elektrikli araç hem karada hem havada yol alabiliyor ve dikey kalkış-iniş özelliği sayesinde dar alanlarda bile kolayca havalanabiliyor. Model A, karada 322 km, havada ise 177 km menzile sahip. Gövdesine entegre sekiz pervane ve dört tekerlekle donatılan araç, uçuş sırasında dengeli ve güvenli bir performans sunuyor. ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA), Model A’ya özel bir uçuş izni vererek test uçuşlarının önünü açtı. Alef Aeronautics, bu modeli 2025 sonunda piyasaya sürmeyi ve teslimatlara başlamayı planlıyor. Şirket ayrıca, ilerleyen yıllarda dört kişilik ve daha uygun fiyatlı bir model olan Model Z üzerinde de çalışıyor. Bu gelişme, şehir içi hava taşımacılığı için önemli bir adım olarak görülüyor.

  • ORDU’YA 7 MADDELİK BİR YOLCULUK

    ORDU’YA 7 MADDELİK BİR YOLCULUK

    Ordu, 19 ilçesi ile Doğu Karadeniz Bölgesi’nin büyük şehirlerinden biri. Bu ilçelerden Ünye, Fatsa, Perşembe, Merkez ve Gülyalı, Karadeniz’le kıyısı bulunanlar. Tokat, Sivas, Samsun ve Giresun ise şehrin etrafındaki komşu iller. Gölleri, çayları, kıyı boyunca uzanan denizi, sürekli yağış alan iklimi derken Ordu için “suyun şehri” dememiz de boşuna değil. Tıpkı diğer Karadeniz illeri gibi… Sayfamız bu güzel şehrin havasını sanal da olsa bir miktar soluyabilmeniz için…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bu sanal ziyareti gerçeğe dönüştürmek için çok neden var. Yaz geldi mi her yerden insanların akın ettiği doğa harikası Perşembe Yaylası da onlardan biri. Havalar ısınmaya başladığında çimlerle kaplanan, üstünde kıvrım kıvrım derelerin dolaştığı yayla 1500 rakımlı. Bol bol oksijen almak ve yemyeşil manzara görmek isteyenlerin şehirde en çok rağbet ettiği yer Aybastı ilçesindeki bu yayla.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ordu’nun Karadeniz’le buluşması en iyi nereden seyredilir derseniz size Boztepe’yi öneririz. 450 metre yükseklikteki tepe şehir merkezine sadece 6 km. mesafede. Tepeye çıkarken de inerken de teleferik hattını kullanarak keyifli dakikaların sayısını artırmak mümkün. 10 dakika süren bu yolculukta değişmeyen eşlikçinin fonda çalan Karadeniz müzikleri olduğunu da eklemeliyiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Hoynat Adası herkesten önce tepeli karabatakların yuvası… Bu ada, onların ülkemizde yuva yaptığı tek yer. Eskiden gemicilerin adayı sığınak olarak kullandığı söyleniyor, şimdilerde ise kuşların güvenli biçimde üreyebilmesi için adaya giriş-çıkışlar durdurulmuş. Yine de ada manzarası yakın mesafeden rahatlıkla seyredilebilir. İçinde Hoynat Adası’nın da yer aldığı Perşembe ilçesi ise “Sakin Şehir” unvanına sahip.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1. derece arkeolojik, 2.derece doğal SİT alanı olan Yason Burnu da Perşembe ilçesinde bulunuyor ve burası Ordu kıyılarında gündoğumu / günbatımını izlemenin en güzel adreslerinden biri. Burnun üstünde 1869 yılında inşa edilmiş, günümüzde ise restore edilerek ziyarete açılmış bir de kilise yer alıyor ki Yason Burnu’nun turist çekme nedenlerinden biri de bu tarihi kilise.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bolaman Kalesi, Fatsa ilçesinde denize bakan konumda inşa edilmiş. Tam olarak ne zaman inşa edildiği bilinmemekle birlikte Pontus Krallığı ile ilişkilendiriliyor. İç kale üstüne 18. yüzyılda inşa edilen cumbalı ahşap konak ise enteresan bir görüntüye bürümüş Bolaman Kalesi’ni. Ve geçtiğimiz yıllarda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından turizme kazandırılan bu konak el sanatları ve yöresel yemekler konusunda hizmet veriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ordunun Dereleri, Hekimoğlu Derler Benim Adıma, Boztepe’ye Çıkmalı Şu Ordu’ya Bakmalı; şehrin adına yakılan türküleri bilmeyen yok… Karadeniz Bölgesi’nin diğer şehirlerinde olduğu gibi Ordu da müziğin, dansın bol olduğu bir şehir. Düğünlerde şenliklerde Orduluların halaylarına, horonlarına, karşılamalarına davul zurna da eşlik ediyor, yer yer bağlama, kemençe, gırnata da… Bu coşkuyu görmenin en iyi yolu ise festivallerin yapıldığı dönemleri takip etmekten geçiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Şehrin yeme-içme kültürü de oldukça zengin. Balık yemeklerinden etli yemeklere, hamur işlerinden tatlılara, çorbalardan turşulara neredeyse yok yok. Isırgan çorbasından balık çorbasına, pancar döşemesinden Gürcü kavurmasına, kara lahanadan beyaz lahana sarmasına, hamsi köftesinden kayganaya hangisini sayalım? Temsili bir yiyecek adı verecek olursak taze fındığı hem ağustos ayında toplamanın hem de yapraklarından ve kabuğundan çıkararak yemenin bambaşka bir keyif olduğunu söyleyebiliriz.

  • İlk Şair… İlk Roman… İlk Yazar…

    İlk Şair… İlk Roman… İlk Yazar…

    İnsanlık bugüne kadar olabilecek en güzel kelimelerle ifade edebilmişse kendini, bu her şeyden önce edebiyat sayesinde mümkün olmuş… Ve tabii ki ilk şiiri, ilk romanı, ilk denemeyi yazan insanlar sayesinde… Örneğin yeryüzünde ilk şair, hatta ilk yazar bir kadın, Akad Kralı Sargon’un kızı Emedurana imiş… Başka bir ifadeyle, hayatımıza şiiri katan kişiymiş Enheduanna… Evet bu listemizde dünya edebiyatından ilkleri bulacaksınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    dünya edebiyatı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    dünya edebiyatı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    dünya edebiyatı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    dünya edebiyatı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    dünya edebiyatı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    dünya edebiyatı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    dünya edebiyatı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    dünya edebiyatı
  • 8 Madde İle Tarihte Ticarete Yön Veren İpek Yolu

    8 Madde İle Tarihte Ticarete Yön Veren İpek Yolu

    Çin’den başlayarak, Akdeniz ve Anadolu üzerinden geçerek Avrupa kıtasına varan İpek Yolu, yüzyıllarca ticaret kervanlarının kullandığı bir rota olmuş, Doğu kültürünün Batılı medeniyetlere, özellikle de Avrupa’ya iletilmesini mümkün kılmıştır. Böylece, dünyamızın kaderini belirleyen güzergâhlardan biri olarak tarihte yerini almıştır. UNESCO, 2014 yılında İpek Yolu’nun bir kısmını Dünya Mirası Listesine dâhil ederek, İpek Yolu’nun kültürel ve ticari hayat için önemini belgelemiştir. Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan, çağlar boyunca insanlığın yaşadığı birçok önemli olayda katkısı olan İpek Yolu, 8 maddelik listemizle huzurlarınızda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    silk road, taşıma, desert, logictics

    İpek Yolu, ünlü tarihçi Heredot’un M.Ö. 450 yılında yazdığı bir belgede karşımıza çıkmaktadır. Bu durum İpek Yolu’nun tarihin ne kadar eski çağlarından beri dünyamızın yazgısını şekillendirmekte olduğunu gösterir. İpek Yolu ile adı anılan bir başka ünlü şahsiyet ise Marco Polo’dur. Ünlü gezginin, Çin’den Avrupa’ya kadar uzanan İpek Yolu’nu katettiği düşünülmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İpek Yolu’nun kullanım amacı ise adından da anlaşılabileceği gibi ipek ticaretidir. Tarihin her çağında değerli bir ticari mal olan ipek, Batılı ülkelerin ilgisini çekmiştir. Bu ilgiyi karşılamak için Çin’den Avrupa’ya kervanlarla ipek taşınmıştır. Bu değerli kumaş ile yüklü kervanlar İpek Yolu adı verilen bir güzergâhı izlemiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Tarih öncesinden itibaren bu rota üzerinde ipek ticareti yapılmaya başlanır. Birçok hikâyeye de konu olan bu güzergâh ismini ipekten alsa da Çin’den Batı’ya taşınan değerli mallar arasında o zamanlar Avrupa’da üretilmeyen baharat, değerli ve yarı değerli taşlar, porselen ve kâğıt gibi medeniyet açısından önemli yükler de bulunurdu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    silk road, taşıma, desert, logictics

    Tüm bu değerli yükler, develere, atlara, yük hayvanlarının çektiği arabalara doldurulur ve Çin’in günümüzdeki ismiyle Şian kentinden yola çıkardı. Özbekistan’ın Kaşgar şehrine varan kervanlar buradan sonra iki ana rotadan birini seçer ve yolculuğuna devam ederdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    sea, ship, logictics

    Özbekistan’dan Anadolu’ya uzanan rotanın bir bacağı Afganistan ovalarından Hazar Denizi’ne, ikincisi ise Karakum Dağları üzerinden İran’a ulaşırdı. Bu uzun yolculuk sonunda Anadolu’ya varan kervanlar Akdeniz ve Karadeniz’deki limanlardan gemilerle ya da Trakya üzerinden kara yoluyla Batı ülkelerine ulaşırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    sil road, natural, logictics

    İpek Yolu üzerinde ana yolların yanı sıra birçok kısalı uzunlu, kestirmeli dolambaçlı yol da bulunurdu. Aslında İpek Yolu, tek bir güzergâhtan değil tüm bu yollar ağının bütününden oluşurdu. Fakat kestirme yollar daha tehlikeliydi ve birçok kervan güvenliğini sağlamak amacıyla uzun ve güvenli yolları tercih ederdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    silk road, taşıma, desert, logictics

    Asya’dan Avrupa’ya uzanan İpek Yolu sadece tüccarların değil gezginlerin, bilgelerin, orduların dolayısıyla kültürün ve fikirlerin de seyahat ettiği bir güzergâh olmuştu. Zenginlik, refah, yeni bilgiler ve kültür İpek Yolu çevresine yayılmıştı. Bu rota üzerinde bulunan şehirler gelişmiş, insanlık için önemli merkezler olmuşlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    silk road, taşıma, desert, logictics

    Günümüzde, medeniyete şekil veren, fikir, kültür ve ticaret alışverişi sayesinde insanlığın gelişimini sağlayan İpek Yolu’nu tekrar kullanıma sokmayı amaçlayan bir proje planlanmaktadır. Bu projenin gerçekleşmesi durumunda Çin’in başkenti Pekin ile Avrupa’nın kalbi Londra demiryolu ile bağlanacaktır.

  • Çilek Kokan Bir Sayfa

    Çilek Kokan Bir Sayfa

    Görüntüsünden tadına renginden kokusuna lezzetli olduğu kadar eğlenceli bir yiyecektir çilek… Yaşınız kaç olursa olsun elinize bir kâse çilek aldığınızda mutluluğun fotoğrafını vermeniz de kaçınılmaz olur. Dediğimiz gibi Kültür ve Yaşam’ın bu sayfasında bol bol çilek kokusu alacaksınız…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gülgiller familyasından olan bitki narin mi narin görünse de yabani türleri dağlık, ormanlık ve çalılık alanlarda da yetişebiliyor.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”20 günde oluşan beyaz çiçekli yeşil meyveler bir ay içinde kıpkırmızı çileklere dönüşebilir, yeter ki bahar güneşiyle yıkansınlar.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bahçe çileği, orman çileği, yıldız çileği, dağ çileği bildiklerimiz arasında ama dünyada çileğin yaklaşık 600 türü bulunuyor.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çilek gerçek bir meyve değildir! Şaşıracaksınız ama dişi organda gelişmeyip beyaz çiçek sapının tablasında etlenip geliştiği için yalancı bir meyvedir o…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çilek dalından koparıldıktan sonra da olgunlaşabilen meyveler gibi değildir. Tam olgunlaşınca toplanmalı ve kısa sürede tüketilmeli ki besin değerini kaybetmesin…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sade, pudra şekeri ya da krem şantiyle yiyebileceğiniz çileği pastaya hatta salatalara katabilir, sıkıp suyunu içebilirsiniz.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çileğin lezzetinden yılın her zamanı faydalanmak isterseniz pişirerek reçel, marmelat ya da komposto yapabilirsiniz.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yine de çilek deyince akıllara gelen ilk şey dondurmadır. Bahar sonunda biten taze çileğin mutluluğunu her birimize yaz aylarında çilekli dondurma yaşatır.” title_font_size=”13″]