Blog

  • UZAKTAN EĞİTİMDEN MAKSİMUM YARAR SAĞLAMAK İÇİN İPUÇLARI

    UZAKTAN EĞİTİMDEN MAKSİMUM YARAR SAĞLAMAK İÇİN İPUÇLARI

    İçinde yaşadığımız ve Dijital Çağ olarak isimlendirilen dönemde teknolojinin geldiği seviye çoğumuzu uzaktan eğitimin konforuyla tanıştırdı. Evimizden çıkmadan katılabildiğimiz çevrim içi eğitimlerin konfor yelpazesi, zamanda tasarruf etmekten özgür çalışma ortamına kadar geniş bir alanı kapsıyor. Peki, uzaktan eğitim ile başarılı olmak, hatta adım atılan çevrim içi eğitimleri devam ettirmek o kadar kolay mı? Bu sorulara rahatça “evet” cevabı verebilmek için aşağıdaki stratejileri uygulamak önemli!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bilgisayar karşısında tek tıklama ile sizi ileri seviyelere taşıyacak bir eğitim programına katılmak harika bir fikir! Fakat asıl mesele katılacağınız eğitimi seçtikten ve ilk adımı attıktan sonra başlıyor. Uzaktan eğitim öğrencisi olmanın her şeyden önce öz disiplin gerektirdiğini aklınızdan çıkarmayın. Dersleri takip etme ve öğrendiklerinizi tekrar etme konusunda iradeli olursanız işin en önemli etabını da geçmiş olursunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Evden çıkıp bir yere gitmiyor olmanız dersleri ihmal etmenize sebebiyet vermemeli, tam aksine uzaktan eğitimin sunduğu zaman desteği motivasyonunuzu daha da artırmalı! Takviminizde dersleri izlemek için ayırdığınız zamanlama net olmalı, kesinlikle “bir ara bakarım” tavrını kendinizden uzak tutmalısınız. Ders zamanından biraz önceye kuracağınız alarm da işlerinizi toparlayıp bilgisayarın başına geçmenize yardımcı olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Herhangi bir kursta ya da okulda ara verilmeden cep telefonuyla konuşmak, kalkıp yemek alıp yemek, yatarak derse katılmak mümkün değildir. Tamam, uzaktan eğitimin sunduğu özgürlükler bir hayli fazladır ama bu özgürlükler dikkatinizin dağılmasına da neden olmamalıdır. Ders sırasında televizyonu kapalı tutmalı, mümkünse telefonunuzun sesini kısmalı, yatak ve kanepede değil masa başında çalışmaya özen göstermelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Öğrendiklerinizi tekrar edebilmek için kendi ifadelerinizle notlar alın. Bunu yapabilmek için eğitim saatiniz geldiğinde not defteriniz de elinizin altında olsun. Elbette notlarınızı dijital bir uygulama üzerinde de tutabilirsiniz, önemli olan hangisinin size daha yakın geldiği ve tekrar etmeniz konusunda motive ettiğidir. Fakat içinde bulunduğumuz çağda dijital dünyanın imkânlarından yararlanmak bu teknolojiyi içselleştirmenize de yardımcı olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Not almak önemli ve faydalı fakat canlı bir eğitim programına dâhilseniz not almaya çalışırken odağınızı kaybedebilir, sonraki cümleleri kaçırabilirsiniz. Buna maruz kalmamak için en iyi strateji canlı dersi kaydetmek olacaktır. Böylece yayın sırasında tamamen anlatılanlara odaklanabilir ve sonrasında da kaydettiğiniz dersi izleyerek dilerseniz notlarınızı alabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Dijital dünyanın imkânlarından faydalanmanın sizi bu dünyaya daha hızlı adapte edeceğini söylemiştik. Bu imkânlardan biri de aldığınız eğitimle ilgili açılmış forumlar ve bunlara katılma şansınızın olmasıdır. Tartışma forumlarında aklınıza takılan bir soruyu, çözemediğiniz bir konuyu dile getirebilir ve pek çok cevap alabilirsiniz, ayrıca başka insanların düşünce ve sorularını öğrenme şansınız da olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Canlı bir eğitime mi katılıyorsunuz yoksa önceden kaydedilmiş bir eğitim hizmetinden mi faydalanıyorsunuz? Buna göre, uzaktan eğitim aldığınız kişi ve kurumlar kimler, ya da hangi link üzerinden hangi hesap ayrıntılarıyla bağlantı kuruyorsunuz? Bunları bir kenara not etmeyi unutmayın, kişisel bilgisayarınızdan başka bir cihazdan da erişim sağlayabilmek için bu bilgilere ihtiyacınız olabilir.

  • YAZ MEVSİMİYLE KUCAKLAŞAN ŞEHİR ANTALYA

    YAZ MEVSİMİYLE KUCAKLAŞAN ŞEHİR ANTALYA

    Kabul edelim ki yaz aylarında akıllara düşen ilk yerlerden biri Antalya’dır, hatta sadece bizler için değil, yaz tatilini geçirmek üzere güzel bir deniz ve doğa arayan yabancı turistler için de böyledir. Bu nedenledir ki Antalya’nın nüfusu yaz geldiğinde dolar taşar. Ama biz sayfanın daha en başında bir ters köşe yapalım ve şehirdeki Saklıkent Kayak Merkezi’ni hatırlatalım. Beydağları üstünde yer alan bu kayak merkezi Antalya’nın cazibesini kış aylarında da korumasını sağlar. Daha da doğrusu, Antalya bu haliyle sadece yazı değil hayatı kucaklar…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Antalya Havalimanı’nın bulunduğu Muratpaşa ilçesi şehir merkezidir ve kente gelenlerin sahillere inmeden önce mutlaka gezip görmesi gereken yerleri bulunur. 130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus adına yaptırılan tarihi Hadrian Kapısı’ndan geçerek Kaleiçi’ne yani Eski Şehir’e girmek ve burada tarihi evler arasında dolaşmak, yat limanına uzanan bir keşif yürüyüşü yapmak ve bu sırada Yivli Minare Camii gibi tarihi/kültürel yapıları incelemek şehrin merkezinde yaz-kış yapılabilecek aktivitelerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Akdeniz’e boylu boyunca uzanan Antalya’nın alametifarikaları elbette her şeyden önce sahilleridir. Kaş ilçesinden tutun Kemer’e, Manavgat’tan Alanya’ya insanı deniz, kum ve güneşe doyuran plajları bulunur. Ama Antalya denince akla ilk gelen plaj Konyaaltı’dır. Şehir merkezine yarım saatlik mesafede bulunan Konyaaltı Plajı yaklaşık 7 km. uzunluğundadır ve bunun 4,5 km’si halk plajı olarak kullanılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Antalya’yı deniz seviyesinden görmek kadar keyifli ve eğlenceli olansa şehri kuşbakışı bir gözle seyre dalmaktır. Yine şehir merkezine yakın bir rota vereceğiz: Konyaaltı’nda bulunan ve yolcularını 605 rakımlı Tünektepe’nin zirvesine kadar çıkaran Tünektepe Teleferiği. Sadece dakikalar süren bir yolculukla fotoğrafta da gördüğünüz gibi muhteşem bir körfez manzarası seyredebilir, zirveye ulaştığınızda çayınızı, kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    40 metre yükseklikteki falezlerden dökülen Düden Şelalesi de şehir merkezine 10 km. mesafede, doğu tarafında bulunan Kepez ilçesinde yer alıyor. Şelale gibi doğal ve görkemli oluşumları sevenler için Antalya eşsiz bir memlekettir. Düden Şelalesi başta olmak üzere, Kurşunlu, Manavgat, Değirmendere, Uçansu gibi şelaleler turistler tarafından çoktan keşfedilmiş, seyrine doyulmaz doğa harikalarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Akdeniz’in kıyısında konuşlanmış bu mavi şehre eski medeniyetlerin kayıtsız kalmış olmasını nasıl düşünebiliriz ki! Antalya, deniz ve güneş kadar eski çağlardan kalan izler de demektir. Buralara gelip de Side Antik Kenti’ndeki Apollon Tapınağı, Büyük Kapı, tarihi evler, hamam ve agorayı görmeden dönmek olmaz. Yine Roma devri tiyatrolarının en güzel örneklerinden olan Aspendos Tiyatrosu ya da Perge, Patara, Myra Antik Kentleri de Antalya’ya gelindiğinde görmeden dönülmemeli dedirten yerler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Su sporlarını, özellikle raftingi sevenlerin Antalya’da tercih ettiği yerlerin başında Köprülü Kanyon gelir. Köprüçay’ın aktığı bu vadi adını da çay üstüne yapılmış, tarihi ve estetik değeri büyük olan iki adet köprüden alır. 1973 yılında Milli Park ilan edilen Köprülü Kanyon’un içine girdiğinizde çıkmak epey vaktinizi alabilir. Sedir ağaçları arasında uzun yürüyüşler yapmak, doğal alanlarda karşınıza çıkabilecek bir canlının heyecanını hissetmek, yer yer antik dönemlerden ulaşan kalıntılarla karşılaşmak yaşayabileceklerinizden sadece birkaçıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Antalya’da her bütçeye ve her tarza uygun bir alan ve konaklama yeri bulunur. Kemer’de, Kaş’da, Alanya’da lüks bir otelin penceresinden de bakılabilir Akdeniz’e, Konyaaltı ve Lara plajları gibi kalabalık ortamlardan da Olympos (Olimpos) gibi bakir ve sessiz kalmayı başarmış bir doğanın içinden de… Eski bir Likya yerleşimi olan Olimpos, Kumluca ilçesinde Likya Yolu üzerinde bulunuyor. Bungalov evlerde ve portakal kokusuyla iç içe zaman geçirmek isteyenlerin tercihi genellikle bu bölge oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Portakalların, mandalinaların renk verdiği Antalya’nın mutfağı Akdeniz’den de İç Anadolu’dan da izler taşır. Girit göçmenlerinin etkisiyle daha da renklenir mutfak ve otlarla yapılan yemekler öne çıkar. Kıyı kesimlerde sebze yetiştiren halk, içlere doğru girildikçe tahıl yetiştirmeye başlar. Tarhana çorbası da bulabilirsiniz bu kentte testi kebabı da, su böreği de bulabilirsiniz keşkek de… Ve mutlaka aklınızda olsun, gerçek bir tahinli piyazı sadece Antalya’da yiyebilirsiniz.

  • Yaz Bitmeden Yapmanız Gereken 9 Aktivite

    Yaz Bitmeden Yapmanız Gereken 9 Aktivite

    Üstüne hayaller kurduk, sevinçle karşıladık… Balkonları çiçek bahçesine çevirip masaları kapıların önüne attık… Terlikleri takıp yollara düştük, meyvenin sebzenin en safını tattık… Güneşiyle ısındık… Deniziyle ferahlayıp yıldızlarına daldık… Muhabbetler geldi geçti, sevdik, sevildik… Ve işte bir yazı daha geride bıraktık. Peki elde kalan son günlerin hakkını vermek için neler yapılabilir? Sizler için listeledik…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Henüz hafif giysilerle dışarı çıkabiliyorken biraz pedal çevirmek sağlığımıza da iyi gelecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Doğa sert yüzünü göstermeden piknik yapmalı, özellikle de akşam pikniği…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yaz sinemasında bir film izlemek için sayılı günler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yaşadığınız yerin yakınlarındaki açık hava etkinliklerini takip etmeyi unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İnciri, üzümü, şeftaliyi dalından koparıp yemek bütün bir yaza değer…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Topladığınız bütün meyvelerden reçel yapabilirsiniz, hatta muzdan, nardan bile…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Sonbahar ve kış aylarınızı renklendirmek için yaz sebzeleriyle turşu kurmalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Bahçe kokan domateslerle salça yapmak, hem kışa hazırlanmak hem de yazı yaşamak demektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Yaz biterken son kulaçları atmalı, tuzlu su ve güneşle şifalanmalı ve bir sonraki yaza kavuşmayı ummalı…

  • YAZ AYLARINDA SAĞLIK DAĞITAN KIRMIZI LEZZETLER

    YAZ AYLARINDA SAĞLIK DAĞITAN KIRMIZI LEZZETLER

    Yaz demek her ne kadar “yeşil” demekse bir o kadar da “kırmızı” demektir. Tabii kimileriniz de çıkıp sarı ya da mor olduğunu da söyleyebilir, çünkü aslında yaz demek rengârenk tezgâhlar, sofralar ve rengârenk bir dünya demektir. Sözü fazla uzatmadan hemen konuya girelim ve yaz günlerinin adeta “üç kuruş fazla olsun kırmızı olsun” dedirten lezzetlerini karşınıza getirelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Domatese sebze mi desek meyve mi bilemiyoruz! Şaka bir tarafa çekirdekleri olan bir meyve kendisi ama halk dilinde her zaman sebzeler tarafında değer görmüştür. Günümüzde her mevsim ulaşmanın mümkün olduğu bu kırmızı güzelliği yaz aylarında, yani mevsimi olduğu dönemde tüketmeniz ise hem tadından hem de besin değerlerinden daha iyi yararlanmanızı sağlayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Biber demek de C vitamini kaynağı demektir, dolayısıyla bu kırmızıbiber için de geçerlidir. Güneydoğu illerimiz başta olmak üzere ülkemizin hemen her yerinde yetişebilen kırmızıbiberler sofralarımıza bazen de salça ve baharat olarak gelir. Genellikle acının rengi kırmızıdır ama bu algı sizi yanıltmasın, çünkü taze kırmızıbiberler yeşil olanlara göre daha tatlı bir tada sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Eriğin “çatır çutur” yenileni yeşil olanıdır, kırmızı erik daha ziyade yumuşak yumuşak yenir ve her seferinde tadı damağımızda yer eder. Çok sayıda faydasının yanında kan şekerini dengelediği için diyet yapanların vazgeçilmez besinlerinden biridir. Yaz aylarında mutfağınıza giren taze erikleri kaynatarak hoşafını da yapabilir, sıcak günlerde serin serin içebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İşte diyet dostu bir kırmızı yaz meyvesi daha… Pastaları çok daha keyifli ve lezzetli hale getiren frambuaz, yani ahududu… Ahududunun hem vücuttaki yağ yakımında çok etkili olduğu hem de yüksek oranda vitamin ve mineral içerdiği biliniyor. Fakat yine de uzmanların söylediği üzere, mide ülseri olanların mesafeli durması gerektiğini de hatırlatalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yaz aylarının mayhoş tada sahip olan meyvelerinden Frenk üzümünü taze taze alıp reçelini ya da marmeladını yapmanız daha çok tavsiye edilir.  Göz alıcı renkleriyle insanı dalındayken bile cezbeden meyveleri sütlü tatlılara katabileceğiniz gibi kekinizin ana malzemelerinden biri de yapabilirsiniz. Frenk üzümünün iştah açıcı bir özelliği de bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Fransız ressam Édouard Manet’nin en sevdiği ve dünyaca ünlü eserlerinde yer verdiği meyvelerin başında kiraz geliyor. Nasıl olmasın? Görüntüsü ayrı tadı ayrı güzellikte olan meyve hem iştah kabartıyor hem de gözleri şenlendiriyor, yani bu haliyle tam tabloluk! Müthiş bir antioksidan kaynağı olan kirazı yaz aylarında bol bol tüketmekse en güzeli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Karpuzu da kırmızı renkli besinler arasına aldık çünkü kabuğu ne kadar yeşil olursa olsun, kendisi her şeyden önce “kan kırmızısı” vaadiyle satılan bir meyvedir. Verdiği ferahlıktan hissettirdiği hafifliğe, damaklarımızı keyiflendiren lezzetine kadar karpuz tam bir yaz lezzetidir. Diyarbakır şehrimizle bütünleşen meyve için her yıl ağustos-eylül gibi festival bile düzenlenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yaz aylarının en güçlü antioksidanlardan olan kırmızı üzümde vitamin A, C, B6, potasyum, kalsiyum, demir, fosfor, folat, magnezyum ve selenyum bulunmaktadır. Sıkarak suyunu da içebilirsiniz ama yaz ayları içindeyken meyveyi posasıyla birlikte tüketmek çok daha faydalı olacaktır. Kökeni Fransa olsa da en lezzetli kırmızı üzümler özellikle Ege Bölgemizde yetiştirilmektedir.

  • GELDİĞİNİZ GİBİ DÖNEMEYECEĞİNİZ BİR ŞEHİR: MUĞLA

    GELDİĞİNİZ GİBİ DÖNEMEYECEĞİNİZ BİR ŞEHİR: MUĞLA

    Halikarnas Balıkçısı, “Sanma ki sen / Geldiğin gibi gideceksin” dizelerini Bodrum için yazmış ama bu iddianın Muğla’nın geneli için geçerli olduğunu düşünüyoruz. İster Marmaris, Köyceğiz, Milas deyin, ister Ula, Dalaman ya da Ortaca… Bir yanı Ege’de bir yanı Akdeniz’de. Ne yöne dönseniz doğayla kucaklayan bu şehre gelip de aklınız kalmadan dönmek sizce mümkün olabilir mi?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yapımına Osmanlılardan korunmak için St. Jean Şövalyeleri tarafından 1402 yılında başlanan, farklı milletlerin dokunuşuyla tamamlanması 1523 yılına kadar süren Bodrum Kalesi, Muğla’nın en özel tarihi yapılarından biridir. Günümüzde Sualtı Arkeoloji Müzesi olarak ziyarete açık olan kalenin detaylarından, yapıldığı dönemlere ve toplumlara ait bilgileri okumak da mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Muğla’nın en güneydeki ilçesi Fethiye baştan aşağı turizm cennetidir. Geldiğiniz vakit istediğiniz tüm su sporlarını yapabilir, at ya da motorlu araçlarla gezintiye çıkabilir ve zihinlerinizden silinmeyecek manzaraların tadını çıkarabilirsiniz. Eğer adrenalin seven biriyseniz Babadağ’dan yamaç paraşütü yapmayı da kesinlikle düşünmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    555 kilometre ile Antalya’ya kadar uzanan Likya Yolu’nda yürümek için de önce Muğla’ya gitmeniz gerekir. Çünkü dünyanın en iyi yürüyüş rotalarından olan Likya Yolu da Muğla’nın Fethiye ilçesi Hisarönü mevkiinden başlıyor. Tabii bu tarihi güzergâhı tersten takip ederek Antalya’dan Muğla’ya da ulaşabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ve işte Muğla’nın Ortaca ilçesi Dalyan beldesindeki en ünlü ve en doğal Akdeniz plajı, İztuzu. 4,5 kilometre boyunca Akdeniz’e paralel uzanan ve Avrupa’nın en iyi plajları arasında gösterilen İztuzu, incecik kumunda caretta caretta’lar ile yumurtalarına da alan açmış. Kaplumbağa Plajı olarak da bilinen bölge minik sakinleri ağırladığı için akşam 8 ile sabah 8 saatleri arasında kapalı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bu kadar renkli, böylesine kalabalık bir ilde “hayalet şehir” ismiyle anılan terkedilmiş eski bir yerleşim de var. Burası Kayaköy… Fethiye ilçesine bağlı köy günümüzde öyle büyük ilgi görüyor ki hayalet şehir tanımı neredeyse anlamını yitiriyor. Kaya üstüne yapılmış yüzlerce evin sessizliğe bürünmüş halini görmek büyülü bir deneyim yaşamak isteyenlerin tercihi oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Muhteşem denizi ve doğası ile insanları kendine âşık eden Muğla’nın ilçelerinden birçok ünlü isim de gelip geçmiş. Örneğin roman ve hikâye yazarı Cevat Şakir Kabaağaçlı, namıdiğer Halikarnas Balıkçısı onlardan biriydi. Yine Türk Sanat Müziği’nin efsane ismi Zeki Müren de özellikle Bodrum aşkıyla bilinirdi. Sanatçının Bodrum’da yaşadığı ev günümüzde müze olarak hizmet veriyor ve ziyarete açık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Muğla, mutfağında Ege, Akdeniz ve genel olarak Anadolu izlerini taşıyan zengin bir kültüre sahip. Deniz ürünleri de kebap çeşitleri de sebze yemekleri ve tahıl ürünleri de bol bir memleket. En ünlü yemeği ise bilhassa Bodrum’la özdeşleşen çökertme kebabı. İncecik patates dilimleri üzerine yerleştirilen dana eti, sarımsaklı süzme yoğurt, domates sosu ve baharatlar eşliğinde servis edilen nefis bir lezzet.

  • Yaz Tatilinize Heyecan Katacak 13 Rafting Parkuru

    Yaz Tatilinize Heyecan Katacak 13 Rafting Parkuru

    Adrenalin tutkunlarının ve doğa düşkünlerinin en sevdiği spor dallarından biri olan rafting için ülkemizde birçok parkur bulunmaktadır. Türkiye’nin hemen her bölgesinde; vadilerden yaylalardan geçen, yeşiller içinde uzanan nehirler, çaylar rafting parkurlarına ev sahipliği yapar. Bu rotaların bazıları amatörlere bazıları profesyonel raftingcilere uygundur. Güzel ülkemizin yerli yabancı birçok sporcuyu ağırlayan rafting parkurlarını araştırdık, yaz tatiline heyecan katmak isteyen okuyucularımız için 13 maddelik listemizde topladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dalaman Çayı – Muğla” title_font_size=”13″]
    muğla, dalaman

    Bodrum, Fethiye gibi tatil beldelerinin yakınında bulunan Dalaman Çayı, tatilcilerin sıklıkla tercih ettiği bir rafting rotası oluyor. Burada iki farklı zorluk derecesinde etaplar bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bekilli Deresi – Denizli” title_font_size=”13″]

    Bekilli Deresi, her mevsimde rafting yapmaya uygun bir parkurdur. 9.5 km uzunluğundaki etap yaklaşık 2 saatte tamamlanır. Özellikle daha sakin bir ortamda raftingin keyfini çıkarmak isteyen sporseverler için Bekilli Deresi uygun bir tercih olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Manavgat Çayı – Antalya” title_font_size=”13″]
    manavgat

    Manavgat Çayı üzerinde bulunan şelaleler ve çağlayanlar bu sporun amatörleri için tehlikeli olabiliyor. Bu sebeple bu rota daha çok profesyoneller tarafından tercih ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çoruh Nehri – Artvin” title_font_size=”13″]
    çoruh nehri, rize

    Dünyanın en hızlı akan nehirlerinden biri olan Çoruh, bu özelliği nedeniyle rafting sevdalılarının favori adreslerindendir. Hatta 1993 yılında Dünya Rafting Şampiyonası’na ev sahipliği yapmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Köprüçay – Antalya” title_font_size=”13″]
    antalya

    Toros dağlarından doğan Köprüçay’ın parkuru üzerinde farklı zorluklarda etaplar bulunur. Ayrıca çayın iki yanındaki arkeolojik kalıntılar da bu parkuru daha da ilginç kılar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Melen Nehri – Düzce” title_font_size=”13″]
    rafting

    Düzce’den doğup Karadeniz’e dökülen Melen Nehri üzerinde, Mart ile Aralık ayları arasında rafting yapılabilir. 13 kilometre uzunluğundaki parkur amatörler için de uygun olduğundan birçok kişinin favori rafting rotasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Barhal Çayı – Artvin” title_font_size=”13″]
    barhal çayı, artvin

    18 kilometre uzunluğundaki parkurun 4 farklı zorluk derecesinde etabı bulunmaktadır. Barhal Çayı rotasında Artvin’in mükemmel doğasının da tadını çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İkizdere Nehri – Rize” title_font_size=”13″]
    ikizdere nehri, rize

    İkizdere Nehri amatör raftingcilerin de tercih ettiği parkurlardan biri. Bu rotanın bir diğer özelliği ise etrafındaki yaylalarda dinlenip, piknik yapma imkânı sunması.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Munzur Çayı – Tunceli” title_font_size=”13″]

    Ülkemizdeki en az bilinen rafting parkurlarından biri olan Munzur Çayı parkuru karların erimeye başladığı Mayıs ayından itibaren bu spor için uygun debiye kavuşuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Zamantı Irmağı – Kayseri ” title_font_size=”13″]

    1500 metre yükseklikteki Uzunyayla’dan doğan Zamantı, yerli yabancı birçok rafting severin gözdesi olmuştur. 21 km parkurda tam 8 adet farklı zorlukta etap bulunması da Zamantı’yı önemli bir rafting merkezi haline getirmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fırtına Vadisi – Rize” title_font_size=”13″]

    Tamamlanması yaklaşık bir saat süren Fırtına Deresi parkuru, parkurun etrafındaki doğal güzellikler sayesinde rafting tutkunları arasında haklı bir üne kavuşmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dragon Çayı – Anamur” title_font_size=”13″]
    dragon çayı, anamur

    1500 metre yükseklikteki Uzunyayla’dan doğan Zamantı, yerli yabancı birçok rafting severin gözdesi olmuştur. 21 km parkurda tam 8 adet farkı zorlukta etap bulunması da Zamantı’yı önemli bir rafting merkezi haline getirmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Alara Çayı – Alanya” title_font_size=”13″]
    alara çayı, alanya

    Alara Çayı’nda yılın her zamanı rafting yapılabilse de özellikle karların eridiği bahar aylarında nehrin debisi artar. Çayın üzerinde yer alan ufak şelaleler de bu rotayı özel kılar.

  • Tatilde Formda Kalmanızı Sağlayacak 9 Egzersiz Önerisi

    Tatilde Formda Kalmanızı Sağlayacak 9 Egzersiz Önerisi

    Hepimiz biliyoruz ki tatil hazırlıkları tatile çıkmadan aylar önce başlar. Yeni rejimler uygulanır, yediklerimizin içtiklerimizin hesabı özenle tutulur ve tabii ki bu hazırlıklara hummalı bir egzersiz programı eşlik eder. Bu zorlu hazırlık sürecinden sonra yaz tatilinde giyilecek kıyafetler, mayolar, bikiniler alınır ve plaja hazırlık böylece tamamlanır. Peki ya bu kadar mücadeleden sonra tatil süresince o kilolar geri alınırsa yazık olmaz mı? Bizce olur. İşte bu sebeple araştırdık, soruşturduk ve tatilde de formunuzu korumanızı sağlayacak egzersiz önerilerini bulduk.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Her İşin Başı Bol Yürüyüş” title_font_size=”13″]
    egzersiz, koşan adam

    Biliyoruz, artık bunu duymaktan sıkıldınız ama o arabadan inmeden fit olunmuyor. Eğer tatil köyünün içinde bile golf arabasından inmeyen türde bir tatilciyseniz bu alışkanlığınıza veda etmeniz gerekiyor. Tatil bavulunuza bir çift rahat terlik ya da sandalet ekleyin ve mümkün olduğunca çok yürüyüş yapın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Plajda Boş Durmayın” title_font_size=”13″]
    egzersiz

    Yıl boyunca çalışıp koşuşturduktan sonra tatil boyunca bir şezlongda uzanmak istemeniz çok normal. Fakat her gün sadece yarım saatinizi yattığınız yerden yapabileceğiniz yoga ve pilates hareketlerine ayırarak tatilde formunuzu koruyabilirsiniz. Ayrıca unutmayın ki, bu akım modeller arasında da pek revaçta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Erken Kalkan Kulaç Atar” title_font_size=”13″]
    egzersiz, yüzen kız çocuk

    Arkadaşlarınızla, ailenizle beraber denize ya da havuza girdiğinizde çok fazla yüzmeniz mümkün olmayabilir. Birkaç kulaç attıktan sonra, sohbet, muhabbet ve şakalaşmalara dalmanız büyük bir olasılıktır. Oysaki gerçek bir sporsever olarak sabah erkenden yarım saat yüzerseniz hem kas ve iskelet sisteminize büyük bir iyilik yapmış hem de formunuzu korumuş olursunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çocukla Çocuk Olun” title_font_size=”13″]
    çocuk

    Tatil günleri çocuklarınıza en çok zaman ayırabileceğiniz zamanlardır. Onlarla kaliteli zaman geçirip, unutulmayacak tatil anıları paylaşmanın bir başka avantajı da bol bol kalori yakmaktır. Çocuklar yaşları gereği enerjik olurlar ve bol hareketli aktivitelerden hoşlanırlar böylece siz de onlarla zaman geçirirken fark etmeden egzersiz yapmış olursunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Geminizin Kaptanı Olun” title_font_size=”13″]

    Deniz kenarında tatil yaparken gün boyu suda olmak istersiniz ama tüm günü deniz yatağında geçirmek formunuzu korumanın en iyi yolu değildir. Bunun yerine kano ya da deniz bisikleti gibi alternatifleri tercih edebilir, mavi sular üzerinde kaptanlık deneyimi yaşarken, formunuzu da koruyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gittiğiniz Beldeyi Keşfedin” title_font_size=”13″]

    Çoğu kişi için, tatil demek güzel restoranlarda yemek yemek, akşamları deniz kenarında içeceğinizi yudumlamak, oturup uzun uzun doğayı seyretmek demektir. Ama tüm bunlar formunuzu korumaya yardımcı olmayacaktır. Tatile gittiğiniz yerde sosyal tesislerin dışındaki yerleri de keşfedin, doğa yürüyüşlerine çıkın, görülecek tarihi yerleri, müzeleri ziyaret edin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Etkinliklere Katılın” title_font_size=”13″]

    Yok, ben dağ tepe dolaşmak istemiyorum, otelimden çıkmam diyenlerdenseniz, oteldeki etkinliklere katılabilirsiniz. Akşamları düzenlenen danslar, çeşitli yarışmalar daha hareketli bir tatil geçirmenizi, egzersiz yapmasanız bile kalori yakmanızı sağlayabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Spor İle Oyunu Bir Araya Getirin” title_font_size=”13″]
    tatil sporları, kumsal

    Tatildeyken eğlenmenin birçok sportif yolu bulunur, favori plaj oyunlarından Badminton hem yetişkinler hem de çocuklar için uygun bir aktivitedir. Plaj voleybolu ve plaj futbolu gibi takım oyunları da eğlenceli bir rekabet ve kaybedilen kalorileri beraberinde getirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tatiliniz Spor Olsun” title_font_size=”13″]
    diving, dalış etkinlikleri

    Eğer gerçek bir sporseverseniz tatilinizi bu yararlı hobinize göre organize edebilirsiniz. Dalış tatilleri, doğa içindeki yoga ya da pilates kampları, ülkemizde de bol bol bulunan rafting rotaları, hem eğlenceli hem de sizi formda tutacak bir tatilin adresi olabilir.

  • BAYRAM COŞKUSUNU DAHA DA ARTIRAN YEMEKLER

    BAYRAM COŞKUSUNU DAHA DA ARTIRAN YEMEKLER

    Bayram sofrasına getireceğimiz yemeklerin özel olmasını ister ona göre menüler belirleriz. Hem göz doldursun hem karın doyursun, hem geleneksel olsun hem marifetlerimizi ortaya koysun, özetle soframız bayram yeri olsun isteriz. Biz de sizin için sofralarınızdaki bayram coşkusunu daha da artıracak bir yemek listesi hazırladık… Şimdiden afiyet olsun. 🙂

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Geleneksel sofraların başlangıç lezzetine siz ister yoğurt çorbası deyin, ister yayla ya da ayran çorbası… Tabaklara konduğu an nane kokusuyla ortalığı saran bu sıcak lezzet, ülkemizin neredeyse tüm bölgelerinde yapılır ve tek başına bile bayram sofrası kadar doyurucu olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Zeytinyağlı yaprak sarması, beyaz ya da karalahana dolması, biber, kuru patlıcan ya da taze kabak dolması…  Ne çeşit dolma olursa olsun sofranın ortasına yerleştireceğiniz bir dolma tabağının, aynı zamanda misafirlerinizin yüzüne yerleştireceğiniz kocaman bir gülümseme olacağından da emin olabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Türk mutfağında çeşit çeşit güveç tarifi bulunur, eğer bu sihirli kapla kısık ateşte ağır ağır pişirdiğiniz yemek sebzeli ise tatta hafif vitaminde değerli olacaktır. Ve unutmayın tadı ne kadar hafif olursa olsun güveçte yapılan yemeklerin her zaman adı ve bir ağırlığı vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Üzerine siyah şeritlerden desen yaptıktan sonra yağda çevrilen, yarılan karnı kıymalı karışımla doldurulan, içi dolu siyah şeritli patlıcanların yan yana dizilerek fırına verildiği yemeğe boşuna sanat eseri gibi demiyoruz, lezzetinden önce görüntüsüyle iştahları kabartan bir özelliğe sahip çünkü…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kebap ziyafeti çekmek için her zaman ocakbaşına gitmek gerekmez. Örneğim patates, havuç, bezelyenin eşlik ettiği kuşbaşı etlerin orman kebabına dönüşmesi için mutfak tezgâhının başına geçmek yeterlidir. Anne yemeklerini andıran bu kebap tam bir bayram yemeğidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bayburt’tan Giresun’a Sinop’tan Elazığ’a birçok yerde bilinen bir lezzet siron. Sos olarak üstüne kıyma harcı koyan da var, tavuk eti koyan da, sadece et suyu ya da sarımsaklı yoğurt döken de. Tariflerin değişmeyen kısmı ise rulo haline getirilen yufkaların kısa kısa kesilmesi ve sırt sırta tepsiye dizilmesi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yarma buğday ve etle yapılan yemeğimiz UNESCO Somut Olmayan Miraslar Listesi’ne bile girdi. Keşkek yemeği, kaynatılan buğday ve etin tokmaklarla dövülerek eritilmesiyle yapılıyor. Bu kadar emek verilen bir lezzetin genellikle bayram ve düğün sofralarında görünmesine de şaşmamak gerek.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Bayram tatlısı denince akıllara baklava gelir oysa evde bayram havası estirmenin en güzel yollarından biri lokma dökmektir. Siz siz olun kızgın yağın içinden alıp soğuk şerbetin içine attığınız lokmaların daha da tatlanması için üstüne tarçın dökmeyi, daha güzel kokması için şerbetine gül suyu eklemeyi ihmal etmeyin.

  • 10 Maddede Mükemmel Bayram Temizliği

    10 Maddede Mükemmel Bayram Temizliği

    Kurban bayramına günler kala büyük bayram temizliği de adım adım yaklaşıyor. Bayramda ziyarete gelecek akrabaların, konu komşunun, dostların evinizi en güzel halinde görmeleri için detaylı bir bayram temizliği yapmanız büyük önem taşıyor. Bayram öncesi hazırlıkların en önemli safhası olan bayram temizliğinde sizi yalnız bırakmadık, temizliğin hakkını vermeniz için en yararlı önerileri inceledik ve parmak ısırtacak bir bayram temizliği yapmanız için 10 maddede özetledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Adım Adım, Planlı Temizlik” title_font_size=”13″]
    temizlik, ev temizliği

    Her işte olduğu gibi temizlikte de planlı davranmak çok önemli. Bir anda üstesinden gelemeyeceğiniz kadar çok işin altında kalmamak için kadar çok işin altında kalmamak için odaları sırayla temizleyin. Temizliğe daha az kullanılan odalardan başlamanız daha pratik olacaktır. Mutfak ve banyo gibi en çabuk kirlenen yerleri ise sona bırakabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fazlalıklardan Kurtulun” title_font_size=”13″]
    temizlik, ev temizliği

    Evinizi temizlemeden önce artık ihtiyacınız olmayan eşyaları atmak işinizi kolaylaştıracaktır. Bu şekilde hem fazlalıklardan kurtulmuş ve hafiflemiş olursunuz hem de eviniz daha derli toplu olur. Unutmayın ki etrafta fazla eşya olmazsa temizlik yapmak da daha kolay olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Halılarınız Tertemiz Olsun” title_font_size=”13″]
    temizlik, bayram temizliği

    Temiz bir ev için halılarınızın mis gibi olması şarttır. Halılarınızı temizliğe başlamadan önce yıkamaya göndermek en pratik çözüm olsa da halı temizliğini evde de yapabilirsiniz. Halıları sabunlu bezle silmek çoğu kişinin vazgeçemediği halı temizliği yöntemidir, halıları önce süpürüp sonra bu iş için özel olarak üretilmiş temizlik malzemeleriyle temizlemek de çok güzel sonuç verir. Halınızı ne şekilde temizlerseniz temizleyin açık havada hatta mümkünse güneş altında havalandırmak ise mükemmel temizliğin püf noktalarından biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bembeyaz Perdeler ” title_font_size=”13″]
    temizlik, ev temizliği

    Evinizin ne kadar temiz olduğunu en iyi gösteren ayrıntılardan biri camlar ve perdelerdir. Temizliğe başladığınızda tüm perdeleri çıkarıp yıkayın. Perde çıkarıp asmak biraz zahmetli olsa da inanın bu zahmete değecek. Üstelik perdeleri asmak için kurumalarını beklemenize gerek de yok, perdeleri nemliyken asabilirsiniz, bu şekilde buruşmadan kuruyacaklardır. Perdeleriniz beyazsa sararmalarını engellemek için gerekli ürünleri kullanmayı unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pırıl Pırıl Camlar” title_font_size=”13″]
    temizlik, ev temizliği

    Tertemiz, lekesiz camlar evinizin gurur kaynağı olacaktır. Cam temizliği yaparken cam için uygun bez ve temizleme malzemeleri kullanmanız çok önemlidir, aksi takdirde pencerelerinizin temizliği üzerinde kalan pamukçuklar ve iplikler ile gölgelenebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Islak Zeminlere Özel İhtimam Gösterin ” title_font_size=”13″]
    temizlik, ev temizliği

    Banyo ve mutfak gibi ıslak zeminler yaptığınız bayram temizliğinin kusursuzluğunu gözler önüne serecektir. Lavabonuzun, fayanslarınızın iyice ovulmuş olduğundan emin olun, fayansları silerken aralarını da temizlemeyi unutmayın. Ayrıca banyo ve mutfak yüzeylerinde kalabilecek su ve kireç lekeleri konusunda da ekstra dikkatli olmalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ufak Detaylar, Köşeler Bucaklar” title_font_size=”13″]
    temizlik, ev temizliği

    Bayram temizliği yaparken köşe bucak her yerin tozunu aldığınızdan emin olun. Özellikle misafir odasındaki süs eşyalarınızın tamamının tozunu dikkatli bir şekilde almalısınız. Gümüş süs eşyalarını parlatmak için kül kullanabilirsiniz. Ayrıca kapıların üstü, dolapların üstü, kenarlar köşeler gibi gözden kaçabilecek noktaları iki kez kontrol etmeyi unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kötü Kokulardan Kurtulun” title_font_size=”13″]
    temizlik, ev temizliği

    Eviniz tertemiz olsa bile bazı kötü kokular keyfinizi kaçırabilir. Lavabolardan, su giderlerinden gelen kokulardan organik bir şekilde kurtulmak için bu alanlara sirke dökerek beş dakika bekleyin ve sonrasında bol su akıtın. Misafirleriniz gelmeden önce evdeki çöpleri atarak olası kötü kokuları engellemeyi unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğru ve İyi Malzeme” title_font_size=”13″]
    temizlik, ev temizliği

    İyi bir temizlik için doğru ve kaliteli malzemeleri kullanmak büyük önem taşıyor. İlk olarak temizlik yaparken sıcak su kullanmanız yüzeyleri daha iyi temizlemenizi sağlayacaktır. Tercih edeceğiniz temizlik malzemelerini birbirleriyle karıştırmadan kullanmanız da hem temizlediğiniz yüzeylerin zarar görmemesi hem de sağlığınızın olumsuz etkilenmemesi adına çok önemli bir detay oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Misafire Hazırlık” title_font_size=”13″]
    temizlik, ev temizliği

    Bayram temizliğinin son aşaması olarak evinizi ziyarete gelecek konuklarınız için hazırlamayı unutmayın. Banyonuza temiz havlular, yeni sabunlar ve kolonyalar yerleştirin, evdeki misafir terliklerinin yıkandığından emin olun.

  • YAZIN SEVİLEN İÇECEĞİ SOĞUK ÇAY

    YAZIN SEVİLEN İÇECEĞİ SOĞUK ÇAY

    Dumanı üstünde, demi gövdesinde sevdiğiniz çaya buz kalıpları atıp içeceğinizi ve bir de tiryakisi olacağınızı söyleseler inanır mıydınız? Hiç denemediyseniz “Zor!” diyebilirsiniz. Ama bir kez denedikten sonra yaz aylarındaki favori içeceğinizin yine çay olması fazlasıyla mümkün, tabii bu kez soğuk olanı… Buzlu çayın çeşitlemesi bol, damak tadınıza ve o anki modunuza hangisi uygunsa onu seçerek kavurucu sıcaklarda bile çay keyfi yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    En klasik soğuk çay tarifinde, çay poşetlerinin kaynatılmış suda 5 dakika kadar bekletilmesi, çayın bir sürahide soğumaya bırakılması, seyreltilmek istendiği takdirde üstüne bir-iki bardak soğuk su eklenmesi ve iyice soğuması için buzdolabına alınması yer alır. Uzun bir bardakta buz küpleriyle servis etmek ise adettendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Klasik tarifte siyah çay kullanabileceğiniz gibi yeşil veya beyaz çay da kullanabilirsiniz. Şeker katıp katmamak tercihe göre değişir ama dilerseniz buz kalıplarının içine bal dökerek dondurabilir ve çayınızın içinde erirken tatlanmasını sağlayabilirsiniz. Diğer bir alternatifiniz de soğuk çayınızı tarçın çubuklarıyla tatlandırmak olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sıkça uygulanan yöntemlerden biri de çay soğuduktan sonra içine limon sıkarak turunç tadı elde etmektir. Yapay şeker kullanmak istemeyenlerin tercihi genellikle bu yönde olur. Aroması keskin olmasın sadece hissedilsin istiyorsanız limon ve lime dilimlerini sıkmadan çayınızın içine atabilir, nane ya da biberiye yapraklarıyla kokusunu daha da hoş bir hale getirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Soğuk çayın en güzel yanlarından biri aroma için tek çarenin limon olmaması daha birçok alternatifle uyum sağlayabilmesidir. Taze meyvelerle yapılan soğuk çay, hem lezzet hem sağlık açısından yaz aylarının favorileri arasına çoktan girmiş durumda. Siz de dilediğiniz meyveyi mümkünse kabuklarıyla birlikte çayınıza koyarak hem susuzluğunuzu giderebilir hem de enerjinizi yükseltebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bugüne kadar sıcak çayın içine kattığımız baharatlarla nice hastalıklara kalkan oluşturmayı bildik. Şimdi aynısını soğuk çayda da uygulama zamanı! Çayınızı demlediğiniz sıcak suya bir süzgeç içinde ister kristalize zencefil koyun, ister karanfil, ister kuru nane, vanilya veya badem özü… Hem vitamin değerleriyle hem de kokularıyla çayınızı daha da güzelleştireceklerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Meyve suyu ile karıştırmak da soğuk çayın farklı tariflerinden biridir. Çayınızı demleyip soğuttuktan sonra dilediğiniz bir meyvenin suyu ile karıştırabilir, böylece kendi tarifinizi oluşturabilirsiniz. Vişne veya nar suyunun soğuk çayda çok iyi durduğunu söyleyebiliriz, tabii çayınızın siyah, yeşil ya da beyaz olmasına göre durum değişecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kendi keşfinizi yapabileceğiniz başka bir yöntem de soğuk çayınızı hem tatlandırmak hem renklendirmek için reçel kullanmanız olacaktır. Demlediğiniz çayı biraz soğuttuktan sonra içine reçelinizin tanesiz tarafından ekleyebilirsiniz. Ve yine reçelin türü size kalmış, eğer bir de reçeli kendi ellerinizle yaptıysanız o zaman ortaya daha da efsane bir içecek çıkartacaksınız demektir.