Blog

  • Bir Kuşağın Duygularına Tercüman Olmuş 6 Orhan Gencebay Şarkısı

    Bir Kuşağın Duygularına Tercüman Olmuş 6 Orhan Gencebay Şarkısı

    Zeki Müren, Orhan Gencebay’ın müziğini şöyle anlatıyor: “Orhan Bey’in müziğini bambaşka ölçülerde nitelendiriyorum. Arabesk sözünü kabul etmiyorum. Müziğini kendisine has bir ekol olarak görüyorum. Dense dense ‘Orhan Gencebay ekolü’ denir müziğine.” Cem Karaca da sanatçının müziğinde “doğulu bir senfoninin notaları”nı bulabileceğimizi söylemiştir. Onun müziğini bir ekol hâline getiren özelliklerin başında Arap ezgilerini, Batı enstrümanlarını, bağlamayı ve Türk Halk Müziğinden Klasik Türk Müziğine farklılıkları sentezleme hâli gelir. Evet Orhan Gencebay ses sanatçısı, besteci, bağlama üstadıdır ama bunların yanı sıra bir şairdir de… Şarkılarındaki sözlerin çoğunu kendisi yazmıştır ve bu sözler 1960’lar ve 70’lerden başlayarak bir kuşağın duygularına tercüman olmuştur. Siz de okuduğunuz an notaları zihninizde canlanacak en popüler 6 Orhan Gencebay şarkısını bu listemizde bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
  • Sinema Tarihimizde Oscar Aday Adayı Olmuş 7 Film II

    Sinema Tarihimizde Oscar Aday Adayı Olmuş 7 Film II

    Geçtiğimiz hafta 90. kez düzenlenen Oscar Ödül Töreni’nde ödüller sahiplerini buldu ve artık 91. Oscar’a doğru geri sayım başladı. Biz ise geçen hafta karşınıza getirdiğimiz Oscar’a aday adayı olmuş Türk filmleri listemizi bu hafta da sürdürüyor ve Oscar değilse de ülkemizde ve uluslararasında pek çok ödülün sahibi olmuş filmleri hatırlatmaya devam ediyoruz. Buyurun 7 Oscar aday adayı Türk filmi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    oscar adayı türk filmleri

    Şener Şen ve Uğur Yücel’in oyunculukları, Erkan Oğur ve Aşkın Arsunan’ın müzik düzenlemeleri ile efsaneleşen Eşkıya filmini Yavuz Turgul yönetmişti. 1996 yılında gösterime giren film 2001 yılına kadar Türk sinemasında en yüksek gişe hasılatı elde eden, 2004 yılına kadar da en çok izlenen film oldu. 70. Oscar Ödülleri’nde Türkiye’yi yabancı dilde en iyi film dalında aday adayı olarak temsil etti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    oscar adayı türk filmleri

    Bu biyografi, tarih ve dram türündeki film iki genç şairin hayatına odaklanır. Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu’yu filmde Mert Fırat ve Kıvanç Tatlıtuğ canlandırır. Yılmaz Erdoğan’ın yazıp yönettiği filmde iki şairin edebiyat öğretmeni Behçet Necatigil’i de yine Yılmaz Erdoğan oynamaktadır. Film 86. Oscar Ödülleri için aday adayı olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Türkiye ve Güney Kore yapımı filmin ilk gösterimi 2017 yılında Toronto Uluslararası Film Festivali kapsamında gerçekleştirildi. Can Ulkay’ın yönettiği film Kore Savaşı sırasında yaşanan gerçek bir hikâyeye dayanıyor. Başrollerinde İsmail Hacıoğlu, Çetin Tekindor, Ali Atay, Murat Yıldırım ve Lee Kyung-Jin yer aldı ve filmin müziklerini Fahir Atakoğlu besteledi. 2018 yılında 90’ıncı kez düzenlenen Oscar Ödülleri’nin aday adayı olan film Ayla oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kalandar kelimesi sözlükte, Trabzon ve çevresinde Ocak ayını ifade eden bir kelime olarak geçiyor. Mustafa Kara’nın yönettiği Kalandar Soğuğu filmi de Karadeniz’in bir dağ köyünde geçiyordu. Başrollerinde Haydar Şişman ve Nuray Yeşilaraz’ın yer aldığı film 89. Oscar Ödülleri’nde ülkemizi temsil etti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    taner birsel, bennu yıldırımlar

    Reha Erdem’in yönettiği film 2001 yılında 73. Oscar Ödülleri için aday adayı olmuştu. Başrollerinde Taner Birsel, Bennu Yıldırımlar, Zuhal Gencer, Bülent Emin Yarar’ın yer aldığı dram türündeki film çok sayıda festivale katıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    oscar adayı türk filmleri

    1992 yapımı filmi Tunç Başaran yönetmiş, başrollerinde Rutkay Aziz, Meriç Başaran, Yaman Okay, Serap Aksoy, Emin Sivas isimleri yer almıştı. Film 65. Oscar Ödülleri için aday adayı oldu. Bu arada, piano piano, İtalyanca ’da yavaş yavaş anlamına gelen bir tamlama…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Üç Maymun filmi 2008 yılında 61. Cannes Film Festivali’nde Nuri Bilge Ceylan’a En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazandırdı. Başrollerinde Yavuz Bingöl ve Hatice Aslan’ın da yer aldığı film 2009 yılında ise ülkemiz adına 81. Oscar Ödülleri için aday adayı olmuştu.

  • 8 Madde İle Paralimpik Oyunları ve Türk Sporcuların İlk Şampiyonlukları

    8 Madde İle Paralimpik Oyunları ve Türk Sporcuların İlk Şampiyonlukları

    2018 yılının Mart ayında Güney Kore’de Paralimpik Oyunları düzenlendi. Bu sırada, “Paralimpik ne anlama gelir? Tarihçesi Nedir? Ne zaman başlar?” soruları sıkça sorulmaya başlandı. Geçmişi 2. Dünya Savaşı sonrasına ve İngiltere’de gazi askerlerin rehabilite edilmesine dayanan oyunlarda bugün bütün dünya ülkelerinden engelli sporcular bir araya geliyor ve farklı branşlarda piste çıkıyorlar. Biz de Paralimpik Oyunları ve ülkemizin bu oyunlardaki yolculuğunu 8 madde ile listemizde sıralıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Paralimpik kelimesi dilimize İngilizce “paralympic” sözcüğünden geçmiş. “Paralympic” ise yine İngilizce olan engelli anlamındaki “paralyzed” ve “olympic” kelimelerinin birleşmesiyle türemiş bir kelime.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Paralimpik Oyunları da tıpkı Olimpiyatlar gibi yaz ve kış dönemlerinde yapılıyor. Yaz Oyunları sporlarından bazıları ağırlık kaldırma, atletizm, tekerlekli sandalye basketbol, tekerlekli sandalye rugby, eskrim, atıcılık, dalış iken Kış Oyunları’nda, Alp disiplini, kayaklı koşu, tekerlekli sandalye körlingi, kızak gibi sporlar yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yaz ve Kış Olimpiyatları’nın hemen ardından Paralimpik Oyunları başlar. Yaz Oyunları 1988 yılından, Kış Oyunları ise 1992 yılından bu yana Olimpiyat Oyunları ile aynı tesislerde yapılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Türkiye Paralimpik Oyunları’na ilk kez 1992 yılında katıldı. Barcelona’da düzenlenen Yaz Paralimpik Oyunları’na katılan ilk sporcumuz yüzücü Mehmet Gürkan’dı. Bir sonraki yani 1996 yılındaki Oyunlara Türkiye katılmazken, 2000 yılında Sydney’de düzenlenen Paralimpik Oyunları’na ülkemiz adına Ali Uzun yüzme branşında katıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Paralimpik Oyunlarda Türkiye’ye ilk altın madalya getiren isim ise Korhan Yamaç oldu. Sporcumuz, 2004 yılında Atina’da atıcılık branşında kazandı bu madalyayı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    2008 yılında Çin’in başkenti Pekin’de düzenlenen Oyunlara Türkiye 16 sporcu ile katıldı ve Gizem Girişmen burada ilk Türk kadın paralimpik şampiyonu oldu. 147 ülkeden 4000 engelli sporcunun katıldığı Oyunlarda Gizem Girişmen okçuluk branşında madalya kazandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Türkiye Paralimpik Kış Oyunları’na ise ilk kez 2014 yılında katıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    2018 Paralimpik Kış Oyunları Güney Kore’nin PyeongChang şehrinde düzenlendi. 9 ile 18 Mart tarihleri arasında düzenlenen Oyunlarda ülkemizi 2014’te de temsil eden Millî kayakçımız Mehmet Çekiç temsil etti.

  • 8 Madde İle İstanbul’daki Renk Şöleni Lale Festivali

    8 Madde İle İstanbul’daki Renk Şöleni Lale Festivali

    Nisan ayı ile başlayıp mayıs sonunda biten lale zamanı İstanbul için her yıl bir festivale dönüşüyor. Yüzlerce farklı türde milyonlarca lale ile şehrin parkları, koruları, bahçeleri en taze, en canlı günlerini yaşıyor. Bu şölen Büyükşehir Belediyesi tarafından 2005 yılından bu yana düzenlenen Lale Festivali sayesinde gerçekleşiyor. 2018 yılında 13’üncüsü düzenlenecek festival ve lale çiçeğinin tarihsel yolculuğunu aşağıdaki 8 maddelik listemizde bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    lale

    Zambakgiller ailesinden olan laleyi Anadolu topraklarıyla buluşturanların Orta Asya’dan gelen Türkler olduğu tahmin ediliyor ve bu kadim çiçeğin en ışıltılı dönemini de Osmanlılar zamanında 16 ile 18. yüzyıl arasında yaşadığı biliniyor. 1718 – 1730 yılları arasında yaşanan ihtişamlı döneme de sonraları Yahya Kemal tarafından “Lale Devri” denmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Osmanlılar laleyi hayatın her alanında görmek isteyecek kadar sevmiş ve benimsemişler. Bahçelerde aslı yetiştirilirken, lale motifi mimari eserlerin, çini, kumaş ya da cam süslemelerinin, ebru gibi sanatsal faaliyetlerin en çok tercih edilen unsuru hâline getirilmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

    Lale, temsil ettiği farklı duygularla şiirlere, şarkılara da girmiş. Karacaoğlan, Gevheri, Yahya Kemal dizelerinde lale lafzına rastlanırken sözcüğe şiirinde ilk yer veren Mevlânâ olmuş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sevgilinin yüzü, bahar sabahı, yakut ışığı, beyaz nur… Bunlar Osmanlı’da lale çeşitlerine verilen isimlerden birkaçı… Ülkenin batısından doğusuna her yerde rastlanan lale bahçelerine “lalezar” denilmiş, bahçe sahibine “lalezari”, içine lale koyulan vazolara ise “laledan”…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen lale buradan dünyaya açılmıştır. 16. yüzyılda İstanbul’dan Viyana’ya ilk lale soğanı Alman bir diplomat tarafından götürülmüş, daha sonra Hollanda, Kanada ve hatta Japonya’ya götürülen lale bütün bu ülkeler tarafından sahiplenilmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Eylül ile kasım ayları arasında soğanları dikilebilen ve şubat ile mayıs ayları arasında çiçeklenen lale onlarca farklı renk ve farklı formda karşımıza çıkar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    2018 yılındaki Lale Festivali için sadece Emirgan Korusu’na 190 türde 2 milyon 800 bin lale dikildi. Hıdiv Kasrı, Yıldız Korusu, Gülhane Parkı, Göztepe 60. Yıl Parkı, Sultanahmet Meydanı, Çamlıca Koruları festival kapsamında lale dikimi yapılan alanlardan bazıları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Bu yılki festivalde 563.000 lalenin dikimi ile yapılan dünyanın en büyük halısını Sultanahmet Meydanı’nda görmek de mümkün olacak. Tenis turnuvalarından plaj futboluna, resim sergilerinden fotoğraf yarışmalarına onlarca etkinliğe yer verilecek festival döneminde İstanbul rengârenk günlerini yaşayacak.

  • 10 Madde ile Halkbank Spor ve Şampiyon Erkek Voleybol Takımı

    10 Madde ile Halkbank Spor ve Şampiyon Erkek Voleybol Takımı

    Önceki yıllarda rakiplerini 8 kez geride bırakarak şampiyon olan Halkbank Erkek Voleybol Takımı, 2017-2018 sezonunu da kürsünün en üst basamağında tamamladı. 9. şampiyonluğun ardından bütün gözler bir kez daha Halkbank Erkek Voleybol Takımına çevrildi. Bu başarıları ile camiasını gururlandıran, Efeler ve Vestel Venüs Sultanlar Liginde takımları bulunan Kulüp ne zaman doğdu, nasıl ilerledi? Bunların cevabını bulmak ve çiçeği burnunda şampiyonlar için sizi Kültür ve Yaşam’ın 10 maddelik listesini okumaya davet ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Halkbankası, Türkiye’nin en köklü kurumlarından biri olarak sportif alanda var olmak isteyen gençlere destek sağlamak, ülkemizin spor alanında dünya arenasındaki varlığına katkı sunmak üzere 1983 yılında Halkbank Spor Kulübünü kurdu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    efeler ligi

    Kırmızı, mavi, beyaz renklerin temsil ettiği kulübün kurulduğu ilk yıllarda faaliyet gösterdiği branşlar futbol ve voleyboldu. 1990’larla birlikte voleybol ve hentbol öne çıkmaya başladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    efeler ligi

    Halkbank Spor 90’lı yıllarda özellikle voleybolda en fazla şampiyon olan kulüp oldu. Öyle ki, 1992 ve 1996 yılları arasında Türkiye Birinci Voleybol Ligi Şampiyonluğu kupasını 5 kez art arda kaldırırken 2 kez de Türkiye Kupası Şampiyonluğu kazandı. Hentbolda da ülke çapında önemli başarılar elde eden Kulüp bir süre sonra yoluna sadece voleybol branşı ile devam etti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    2013 yılında Halkbank Spor Kulübü büyük bir başarıya imza attı. Erkekler CEV (Avrupa Voleybol Konfederasyon) Kupası finalinde İtalya’nın Andreoli Latina takımını Ankara’da 3-2 mağlup etti. Böylece Türk spor tarihinde CEV Kupası’nı kazanan ilk erkek takım oldu. Bu kupa Halkbank’ın kuruluşunun 75. yılında ve Halkbank Spor Kulübünün 30. yılında gelmişti. Oyuncular ve teknik heyet röportaj verirken bu maçın ömür boyu hatırlanmasını istemişlerdi.

     

    2014 yılına gelindiğinde ise henüz tekrarlanamayan bir başarı daha elde ettiler. O yıl, CEV Erkekler Şampiyonlar Ligi Dörtlü Finali’ni Ankara’da Halkbank Spor Kulübü organize etmişti ve burada kazandığı ikincilikle Avrupa tarihi kitabına bir not daha düşmüş oldu. Bugüne kadar Final Four organizasyonunu üstlenen bir Türk erkek kulübü çıkmadığı gibi, derece yapan bir takım da çıkmadı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    2012-2013 yılları yeni bir oluşuma doğru ilk adımların atıldığı bir sezon olacaktı. O dönem Halkbank Spor Kulübü, Gazi Üniversitesi Spor Kulübünün kadın voleybol takımına isim sponsoru olarak 1. Lig’e çıkmaları yolunda destek verdi. 2013-2014 yıllarında takımın haklarını alan Halkbank Spor Kulübü, bundan sonra Kadın Voleybol Takımı ile de sahaya çıkmaya başladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    2016 yılından bu yana kadınlar voleybol ligi Sultanlar Ligi, erkekler voleybol ligi ise Efeler Ligi olarak adlandırılıyor. 2015-2016 sezonunu şampiyon olarak kapatan Halkbank Erkek Voleybol Takımı 2017-2018 sezonunu da şampiyonlukla bitirdi ve kendisinden “Efelerin Efesi” diye söz ettirmeyi başardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    efeler ligi

    Burutay Subaşı, Raydel Hierrezulo, Faik Samet Güneş, F. Hernandez Ramos, Nemanja Petric, Emre Batur, Hasan Yeşilbudak, Alperay Demirciler, Lucas Loh, Mustafa Ramazanoğlu, Velizar Chernekozhev, Abdullah Çam, Furkan Aydın… Finalin dördüncü maçında Arkas Spor’a karşı 3-1’lik üstünlük sağlayarak 2017-2018 sezonunun kupasını kaldırmayı başaran oyuncular oldular.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Halkbank Erkek Voleybol Takımı şampiyonluk kupasını kaldırmanın yanı sıra, final etabının “EN”lerinde de ödüllerin çoğunu kazandı, En Değerli Oyuncu (MVP) Burutay Subaşı oldu, En İyi Pasörü ise Hierrezulo Raydel… En İyi Smaçör F. Hernandez Ramos, En İyi Libero olarak da Hasan Yeşilbudak seçildi. Kişisel ödüller, şampiyonluklarını taçlandırırken, kadro mühendisliğinin de ne nedenli başarılı olduğunu göstermiş oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Halkbank Voleybol Erkek Takımının kazandığı 9. şampiyonluk Halkbank’ın 80. ve Halkbank Spor’un 35. kuruluş yılında armağan gibi geldi. “Yaşayan kulüpler içinde en fazla şampiyonluk yaşayan kulüp” unvanını da bu şampiyonlukla devam ettirmeyi başardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]

    Şampiyona boyunca taraftarların coşkuyla desteklediği oyuncular şampiyonluk turuna devam ederken büyük bir ilgiyle karşılaştılar. Gezi duraklarından olan Ankara Kalesi ve Anadolu Medeniyetleri Müzesinde çektirdikleri fotoğraflarda gururlu ve mutluydular.

  • Şiirlerinden Alıntılarla Ziya Gökalp

    Şiirlerinden Alıntılarla Ziya Gökalp

    Ziya Gökalp şair ve yazar, aynı zamanda toplumbilimci ve siyasetçiydi. Düşünce yazılarından oluşan “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” kitabının adı, Gökalp’in ideolojik yaklaşımının özeti gibiydi. 1876’da başlayan yaşamı 1924 yılında son buldu. Naaşı, II. Abdülmecit’in Çemberlitaş’ta babası için yaptırdığı II. Mahmud Türbesi’nin avlusuna defnedildi. Bu listemizde Türk düşünürü Ziya Gökalp’in şiirlerinden alıntılarla karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ala Geyik şiirinden…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Lisan şiirinden…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kendine Doğru şiirinden…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sanat şiirinden…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Anne Sevgisi şiiri…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çobanla Bülbül şiirinden…” title_font_size=”13″]
  • Dünya Kupası’nın Gelmiş Geçmiş En Efsanevi 8 Futbolcusu I

    Dünya Kupası’nın Gelmiş Geçmiş En Efsanevi 8 Futbolcusu I

    1930 yılından beri her 4 yılda bir düzenlenen Dünya Kupası insanlığın gördüğü en büyük organizasyonlardan biri… Sadece futbol sevdalılarını değil tüm dünyayı ekran başına toplayan bu büyük turnuvada gösterdiği performansla efsaneleşen, tüm genç futbolculara ilham veren 8 büyük futbolcuyu listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    1966 yılındaki Dünya Kupası’nın gol şampiyonu Eusebio, Portekiz’in o sene dünya üçüncüsü olmasında büyük rol oynamıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1954 Dünya Kupası’nda final oynayan Macaristan’ın takım kaptanı olan Puskás, Batı Almanya’daki şampiyonanın en iyi futbolcusu seçilmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Çoğu futbolsevere göre dünyanın en iyi kalecisi olan Yashin, 1958 Dünya Kupası’nda yani Rusya’nın katıldığı ilk kupada yıldızlaşmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Brezilya’nın efsanevi oyuncusu, kupa tarihinde 3 kupa kazanan tek futbolcu. 1958, 1962 ve 1970 yıllarında Dünya Kupası’nı kaldıran Taçsız Kral Pele, çoğu uzman tarafından dünyanın en iyi oyuncusu kabul ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Pele ile FIFA tarafından verilen 20. Yüzyılın En İyi Futbolcusu ünvanını paylaşan Arjantinli Maradona tam 4 Dünya Kupası’nda oynadı ve futbol tarihinin unutulmaz isimlerinden biri oldu. İngiltere ve Arjantin arasında oynanan 1986 Dünya Kupası Finali’nde attığı gollerden birinde elini kullandığını o tarihte kabul etmemiş ve golü atanın “Tanrı’nın Eli” olduğunu söylemişti, bu kritik gol yıllarca tartışıldı ve her zaman Maradona’nın ismiyle beraber anıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1982 yılında Dünya Kupası’nda İtalya’nın takım kaptanı olan Rossi, bu turnuvada hem en çok gol atan futbolcu olmuş hem de en iyi oyuncu seçilmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Tüm zamanların en büyük golcülerinden biri olan Gerd Müller, 1970 ve 1974 Dünya Kupası turnuvalarında yıldızlaştı. Sadece 1974 Dünya Kupası’nda bile 10 gol atan Müller’in rekoru 2006’ya dek kırılamadı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    galatasaray efsaneleri

    Ünlü kalecimiz Turgay Şeren, 1954 Dünya Kupası’nda Batı Almanya ile oynanan zorlu maçta kurtardığı gollerle zihinlere kazınmış ve “Berlin Panter”i ünvanını kazanmıştır.

  • Doğa Harikalarıyla Dolu Ülkemizden 7 Görkemli Adres

    Doğa Harikalarıyla Dolu Ülkemizden 7 Görkemli Adres

    Dağı ayrı taşı ayrı, denizi tuzu yazı kışı ayrı güzel ülkemizin birbirinden doğal harikalarını listemize taşıyoruz. En iyisi gidip yerinde görmek elbette ama fotoğraflardan seyrederek de olsa varlıklarını bilmek azımsanacak şey değil…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde de birkaç tanesi bulunan longoz ormanları gezegenimizin nadir görülen ekosistemlerinden biri… Karadeniz’e ulaşan derelerin getirdiği alüvyonlarla oluşan Kırklareli’ndeki İğneada Longozu ise içinde barındırdığı göller, nadide bitkiler ve yaban hayvanları ile tam bir doğa harikası.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    397 basamaklı merdivenle ortalama 150 metre derinliğe indiğinizde 18 kilometre uzunluk ve 200 metre genişliğindeki Ihlara Vadisi’nin olağanüstü dünyasına adım atmış olursunuz. Dünyanın en güzel kanyonları arasındaki Nevşehir Ihlara’da kayalara oyulmuş kiliseler ise gerçekten görülmeye değerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Düzce’nin Yığılca ilçesinde ülkemizin en derin mağaralarından biri bulunmakta… Sarıkaya köyündeki bu mağaranın keşfi ve ziyarete açılması oldukça yakın bir tarihte gerçekleşti. Sarkıt ve dikitlerin, dev kaya bloklarının, içinde oluşmuş küçük bir şelalenin eşsiz kıldığı mağaranın toplam uzunluğu 717 metre.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Muğla’nın Fethiye ilçesinde binlerce kelebeğin konaklama yeri olan bu vadi heyecan verici bir doğa harikası… 350 metre yüksekliğindeki bir kanyonun içinde bulunan Kelebekler Vadisi her yıl mart ve kasım ayları arasında ziyaret edilebilirken, ulaşım sadece deniz yoluyla sağlanabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Azerbaycan ve Ermenistan ile sınırlarımızı çizen bu görkemli nehir listemizde yer almayı fazlasıyla hak ediyor. Ülkemizde doğup başka bir nehirle birleşerek Hazar Denizi’ne dökülen ve Kafkaslar’ın en büyük nehirlerinden olan Aras’ın 548 kilometresi ülkemiz sınırları içinde bulunmakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Milyonlarca yıl önce püskürttüğü lavlarla rüya gibi bir yer olan Kapadokya’yı oluşturmuş, söneli çok olsa da heybetli görüntüsünden hiçbir şey kaybetmemiş Erciyes Dağı’nın kendisi başlı başına bir doğa harikası. Zirvesi her dönem karla kaplı dağın yüksekliği 3917 metre.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın 10’uncu en uzun plajı ülkemizde, Hatay’ın Samandağ ilçesinde bulunan Çevlik Plajı! Yüzünü Akdeniz’in sıcaklığına ve bilgeliğine dönmüş doğa harikası Çevlik, 14 kilometrelik uzunluğuyla Türkiye’nin de en uzun plajı.

  • Çocuğunuzla Beraber Gezebileceğiniz 8 İstanbul Müzesi

    Çocuğunuzla Beraber Gezebileceğiniz 8 İstanbul Müzesi

    Bir şehri tanımanın en iyi yolu orada bulunan kent müzelerini gezmektir. İstanbul’daki müzeleri gezmek ise kişiye sadece şehri değil ülkeyi, hatta dünyayı öğretir. Listemizde de çocuğunuzla birlikte hızlı bir dünya turuna çıkabileceğiniz İstanbul müzelerini derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Beşiktaş’taki Denizcilik Müzesi 1500 metrekarelik bir alan üzerine kurulu… Gemi modelleri, seyir aletleri, kadırgalar, saltanat kayıkları, bahriyeli kıyafetleri ile hem çocuklarınızın hem sizin dikkatinizi çekebilecek 20.000’in üzerinde eser barındırıyor. Eser sayısıyla dünyanın sayılı deniz müzelerinden olan mekâna gittiğinizde çocuklarınız için eğitici oyun alanlarına ve hediyelik eşya dükkânına uğramayı ihmal etmeyin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    2005 yılında Sirkeci Garı’nda açılan müze sanmayın ki sadece yetişkinlere hitap ediyor. Özellikle tren merakı olan çocuklar için eğlenceli ve eğitici tarafları olan müzeyi pazar, pazartesi ve bayram günleri haricinde gezebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    2005 yılında Göztepe’de kurulan müze çocuklar için tıpkı bir masal diyarı gibi… Düşünsenize bir köşkün içinde 1700’lü yıllardan 1900’lerden 2000’lerden gelen yüzlerce farklı oyuncak arasında çocuğunuzla dolaşıyorsunuz. Hayır hayır; düşünmeyi bırakmalı ve ilk fırsatta hayret dolu dakikalar geçireceğiniz Oyuncak Müzesine doğru yol almalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    “Büyük Ülkenin Küçük Bir Modeli” sloganıyla yola çıkılan bir park Miniatürk… Burada çocuklarla yetişkinlerin aynı oranda ilgisini çeken minyatürler bulunuyor. İstanbul’daki, Anadolu’daki ve yurt dışındaki önemli yapılar 1/25 oranına küçültülmüş modelleri ile 60.000 metrekarelik bir alan içine konumlandırılmış. Çocuklarınızla birlikte gidip görme fırsatı bulamadığınız birçok yapıyı Sütlüce’de bulunan parkta bir arada görmeniz mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde 7’den 77’ye hepimizin bildiği adresti “Barış Manço Moda 81300”… “Barış Abi”nin her program sonu tekrar ettiği bu adres günümüzde Barış Manço Müzesi olarak ziyaretçilerini bekliyor. “Adam olacak çocuk”lar için eğitici, eğlendirici projeler üreten sanatçıyı özleyenler ve çocuklarına tanıtmak isteyenler Moda’daki müzeyi mutlaka gidip görülmeli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Haliç kıyısındaki Rahmi M. Koç Müzesinde sergilenen klasik otomobiller, bisikletler, motosikletler, at arabaları ya da bilgisayar tarihine ait nesneler en az sizler kadar çocuklarınızın da ilgisini çekecektir. 1994 yılında açılan sanayi müzesinde konser, sergi gibi organizasyonlar yapıldığını da belirtelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizin ilk çağdaş sanat müzesi 2004 yılında açılan “İstanbul Modern”dir. Çocuklarınızla gezmekten keyif alacağınız müze sergileri, eğitim programları, kütüphanesi, sineması ve kafesiyle Karaköy’de 8000 metrekarelik bir alan üzerinde kurulu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Gerek mimari yapısı gerek sahip olduğu eserlerle bildiklerinizi çocuklarınızla birlikte tekrar edebileceğiniz bir yer de Osman Hamdi Bey’in kurduğu Arkeoloji Müzesi… Sultanahmet’teki müzeye gittiğinizde insanlık tarihiyle ilgili en özel eserleri görebilir, müze çıkışı vaktiniz kalırsa Gülhane Parkı’nda ailece bir yürüyüş yapabilirsiniz.

  • DOĞANIN DÖNGÜSÜNE UYUM: MEVSİMSEL VE YEREL BESLENMENİN FAYDALARI

    Binlerce yıl boyunca bedenimiz doğadaki değişimlerle uyum içinde gelişmiş; mevsimlerin, gündüz ve gecenin, sıcaklık ve soğukluk döngülerinin ritmine göre hareket etmeye programlanmıştır. Ancak günümüzde yaşam tarzlarımızın değişmesi, hızlı üretim ve tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşmasıyla bu doğal uyum giderek bozuluyor. Mevsim dışı gıdaların tüketilmesi yalnızca bedenimizin biyolojik ritmini değil; aynı zamanda ekosistemin dengesini de olumsuz etkiliyor. Yazımızda, doğayla uyum içinde çalışan ve kendi içinde muhteşem bir dengeye sahip olan bedenimiz için mevsimsel ve yerel beslenmenin öneminden bahsedeceğiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mevsimsel Beslenme Hem Doğayı Hem Bağışıklık Sistemimizi Korur” title_font_size=”13″]

    Mevsiminde yetişen meyve ve sebzeler doğayla uyum içinde büyüdükleri için daha dirençli, daha lezzetli ve besin değeri açısından daha yüksek olur. Mevsim dışı ürünlerde ise verim odaklı üretim için hormon, sentetik gübre ve tarım ilaçları daha çok kullanılır. Yerel ve mevsiminde yetiştirilen ürünler, hastalıklara karşı doğal direnç gösterir, kimyasal müdahaleye ihtiyaç duymaz. Güneşte olgunlaşan ve kısa sürede sofraya ulaşan bu besinler, daha fazla antioksidan, vitamin ve probiyotik içerir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğayla Uyum İçinde Beslendiğimizde Bütünsel Sağlığımız Desteklenir” title_font_size=”13″]

    Doğa, bize ihtiyacımız olanı tam zamanında sunar. Örneğin, havaların sıcak olduğu yaz aylarında artan su ihtiyacımızı karşılamak için karpuz, salatalık ve kabak gibi su oranı yüksek yiyecekler vücudun sıvı dengesini korurken, soğuk kış aylarında vücut ısısını koruyan havuç, bal kabağı ve turunçgiller tüketmek bağışıklık sistemimizi destekler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğru Beslenme ile Yerel Üretim Canlanır” title_font_size=”13″]

    Günümüzde meyve ve sebzeleri mevsimi dışında marketlerde bulmak mümkün olsa da bu ürünler genellikle büyük seralarda veya endüstriyel çiftliklerde yetişir. Bu üretim yöntemi, yerel üreticiler yerine verim ve kâr odaklı tarımı öne çıkarır. Oysa mevsiminde olgunlaşan ürünler uzak mesafelere taşınmaya uygun olmadıkları için genellikle yakın çevredeki çiftliklerden temin edilir. Böylece hem küçük ve yerel üreticilerin sürdürülebilirliği desteklenir hem de soframıza gelen yiyeceklerin tazeliği ve besin değeri korunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mevsiminde ve Yerel Beslenme Bütçe Dostudur” title_font_size=”13″]

    Geçmişte ürünler, mağaralarda, mahzenlerde veya toprak altında doğal yöntemlerle saklanırdı. Günümüzde kullanılan modern depolama yöntemleri genellikle kimyasal koruyucular içerir; bu durum sağlığımızı ve bütçemizi olumsuz etkiler. Mevsimsel ve yerel beslenme, üretim ve taşıma maliyetlerinin düşük olması sayesinde hem bütçe dostudur hem de soframıza daha taze, besleyici ve doğal ürünler ulaşmasını sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mevsime Uygun Tüketim Karbon Emisyonlarını Azaltarak Gezegeni Korur” title_font_size=”13″]

    Uzak bölgelerden taşınan gıdalar, yüksek yakıt tüketimi nedeniyle ciddi oranda karbondioksit salınımına yol açar. Oysa yerel ve mevsiminde üretilen yiyecekleri tercih etmek, ulaşım kaynaklı fosil yakıt kullanımını azaltır. Böylece hem doğal kaynaklar korunur hem de iklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonları düşer. Kısacası, gıdanız ne kadar yakından gelirse, karbon ayak iziniz de o kadar küçük olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mevsimsel ve Yerel Beslenme Alışkanlığı Kazanmanın Yolları” title_font_size=”13″]

    Mevsimsel beslenme alışkanlığı kazanmak için öncelikle mevsimi dışında hiçbir yiyeceği tüketmemeye özen gösterin. Sevdiğiniz çilek, kiraz, Kapya biber veya lahana gibi ürünleri mevsiminde alıp reçel, turşu, kurutma ya da dondurma yöntemleriyle saklayabilirsiniz. Meyve ve sebze alışverişlerinizi süpermarketler yerine semt pazarlarından ya da mahalle manavlarından yaparak ürünlerin nereden geldiğini, nasıl yetiştirildiğini ve ilaç kullanılıp kullanılmadığını sorgulayabilir, balkon ya da bahçenizde domates, salatalık, biber veya çilek gibi sebze ve meyveleri yetiştirerek hem taze hem de mevsiminde beslenmenin keyfini çıkarabilirsiniz.