Blog

  • 8 Madde İle Efsane Rollerin Efsane Filmlerin Efsane Aktörü Şener Şen

    8 Madde İle Efsane Rollerin Efsane Filmlerin Efsane Aktörü Şener Şen

    Gerçekten tam da böyle… Oyunculuğu kadar aldığı roller, oynadığı roller kadar içinde olduğu filmler, hepsi unutulmazlar arasına girmiş durumda… Şener Şen’in iyi bir senaryoda yer almak adına yıllarca beklemesi de bu çizgiyi kaybetmek istememesi yüzünden zaten… 1989 yılında kaybettiğimiz büyük karakter oyuncusu Ali Şen’in oğlu olan sanatçı, sinemaya “öylesine” girmişti ama Türk Sinema tarihinin gelmiş geçmiş en iyi oyuncuları arasında yer aldı. 8 maddelik listemizde usta oyuncumuz Şener Şen’e yer veriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    şener şen filmleri

    Şener Şen sinema oyuncusu değil tiyatro oyuncusu olmak için yola çıkmıştı aslında, ne var ki tiyatro oyunculuğu ile geçimini sağlayamayınca sinemaya yöneldi. Figüran olarak ilk adımlarını attı ve aldığı ilk roller arasında başrol oyuncularından dayak yemek de vardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    şener şen filmleri

    Badi Ekrem adını duyduğumuzda gözümüzün önünde kırmızı eşofmanlarıyla beliren sempatik beden eğitimi öğretmeni Şener Şen’in çıkış yapmasını sağlayan ilk karakteriydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    şener şen filmleri

    Hababam Sınıfı’nın ardından gelen ve Kemal Sunal ile başrolleri paylaştığı Süt Kardeşler, Tosun Paşa,  Çöpçüler Kralı, Davaro gibi filmlerde karşımıza kurnazlık yapmaya, dolandırmaya, üçkâğıt ile işini yürütmeye çalışan rollerde çıktı. İşin tuhafı bu olumsuz özelliklere rağmen Şener Şen’in rolleri yine de izleyici tarafından kötüler sınıfına dâhil edilmedi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    şener şen filmleri

    Namuslu filmindeki Ali Rıza Bey karakteri Şener Şen’in iyi yürekli bir insan olarak canlandırdığı ilk rolü olur. Hatta bu film öncesinde Ertem Eğilmez’in Şener Şen’e “Eğer bu film tutmazsa senin hayatın başlarken biter. Bir daha bir fırsat yakalayamazsın.” dediği rivayet edilir. Neyse ki Namuslu filmi büyük beğeni toplarken oyuncu ününe ün katar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    şener şen filmleri

    Şener Şen’in oynadığı roller çoktan efsaneleşmeye başlamıştır. Züğürt Ağa’daki köy ağası, Milyarder’in Muhsin Bey’i, Arabesk’in Şener’i… Hepsi de iyi kalplidir. Filmin sonunda kazanamazlar ama kaybeden de olmazlar… Şu bir gerçek ki şansları yaver gitmeyen insanlar olarak gönlümüze taht kurmuşlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    şener şen filmleri

    Eşkıya filmi ile Şener Şen oyunculuğunun zirvesindedir. Yavuz Turgul’un yazıp yönettiği film seyirci rekoru kırdığı gibi Oscar Ödülleri’ne aday adayı gösterilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    şener şen filmleri

    Gönül Yarası filmindeki rolü olan emekli öğretmen Nazım, Şener Şen’e Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü”nü getirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    şener şen filmleri

    Şener Şen bugüne kadar aldığı sayısız ödülün ardından son olarak 2016’da Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü’nü alır.

  • Mazideki Güzel Zamanlara Götüren 8 Taş Plak

    Mazideki Güzel Zamanlara Götüren 8 Taş Plak

    Ses kaydı yapılan en eski plak türü dendiğinde aklınıza taş plak gelmeli… Taş plaklar, 1890’lar ile 1960’lar arasında en prestijli dönemini yaşıyor ama 45’liklerin ve long playlerin ortaya çıkmasıyla popülerliğini yitiriyor. Tabii popülerliğini yitirmesi değerini yitirmiş olması anlamına gelmiyor. Bir sesi sıkıştırılmamış, kalitesi düşürülmemiş hâliyle dinleyebileceğiniz, müziği bütün detaylarıyla duyabileceğiniz özel ve özgün bir araç o… Günümüzde üretilmiyorsa da satışını yapan plak koleksiyonerlerinden ulaşılabiliyor. Biz de mazide müzikseverlerle buluşmuş 8 taş plağın kapağını yeniden tasarladık ki kısa süreliğine de olsa sizi o eski, naif zamanlara götürebilelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • YENİ YIL KURABİYELERİ

    Yeni yıl haftası geldi çattı! Evleri saran kurabiye kokularına siz de bayılıyor musunuz? Sizler için mutfağınızı tatlı bir koku bulutuyla dolduracak nefis yeni yıl kurabiye tarifleri hazırladık. İçine istediğiniz malzemeleri ekleyebilir, renk renk kutulara dizip sevdiklerinize hediye edebilirsiniz. Yeni yıl, hepimiz için sağlık, mutluluk, huzur ve bol lezzetli anlar getirsin. Kurabiye tatlılığıyla geçen bir yıl olsun! Hadi mutfağa girip birbirinden lezzetli kurabiyeleri yapmaya başlayalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Vanilyalı Ay Kurabiye” title_font_size=”13″]

    Oda sıcaklığında yumuşamış tereyağı, yumurta sarısı, toz şeker, pudra şekeri ve vanilini derin bir kapta iyice karıştırın. Badem ununu ekleyip ardından unu kontrollü şekilde ilave ederek ele yapışmayan, homojen bir hamur elde edin. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp önce yuvarlayın, sonra elinizde uzatarak ay şeklini verin ve yağlı kâğıt serili tepsiye dizin. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 15 dakika pişirin. Ilık kurabiyeleri pudra şekeri ve vanilin karışımına bulayıp her tarafını kaplayın, dilerseniz ekstra pudra şekeri serpebilirsiniz. Afiyet olsun!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Alfajor Kurabiye” title_font_size=”13″]

    Kuru malzemeleri bir kapta harmanlayın, ortasını açıp yumurta, yumurta sarısı ve oda sıcaklığında ılıtılmış tereyağını ekleyin; limon kabuğu, kabartma tozu ve vanilini de ekleyip pürüzsüz bir hamur elde edene kadar yoğurun. Hamuru 15 dakika buzdolabında dinlendirin. Nişasta yardımıyla yaklaşık yarım santim kalınlığında açıp kalıpla yuvarlaklar kesin ve aralarında hafif boşluk bırakarak yağlı kâğıt serili tepsiye dizin. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 11 dakika pişirin. Bu sırada süt reçeli için gereken tüm malzemeleri ayrı bir kapta kısık ateşte yavaşça pişirin. Soğuyan kurabiyeleri ters çevirip arasına bir çay kaşığı süt reçeli sürüp yapıştırın ve kenarlarını Hindistan cevizine bulayın. İşte nefis kurabiyeleriniz hazır!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Coco Kurabiye” title_font_size=”13″]

    Yumurta beyazlarını ve toz şekeri çırpıp vanilin ve Hindistan cevizini ekleyerek hamur hâline getirin. Hamuru 15-20 dakika buzdolabında dinlendirin, ardından dondurma kaşığıyla tepsiye alıp hafifçe bastırın. 160 derecede 15-20 dakika pişirin. Kurabiyeleri oda sıcaklığında soğuttuktan sonra isteğe bağlı benmari usulü erittiğiniz bitter çikolataya tabanlarını batırabilir veya üstlerine damlatıp renkli süs şekerleriyle tamamlayabilirsiniz. Afiyet olsun.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yeni Yıl Kurabiye” title_font_size=”13″]

    Oda sıcaklığında dinlendirilmiş tereyağı ve yumurta ile pekmez ve pudra şekerini iyice karıştırın; unun bir kısmını ekleyip yoğurmaya başlayın. Tarçın, isterseniz zencefil, vanilya ve kabartma tozunu ekleyip kalan unu kontrollü şekilde ilave ederek yumuşak bir hamur elde edin. Hamuru streçleyip 1 saat buzdolabında dinlendirin. Dinlenen hamuru iki yağlı kâğıt arasında yarım santim açıp kalıplarla şekillendirin ve tepsiye dizin. 170 derecede 10-12 dakika, altları hafif dönene kadar pişirin. Kurabiyeler soğuyunca ister glazürle neşeli süslemeler yapın, isterseniz pudra şekeri serpip kar yağmış gibi bir dokunuş ekleyin. Mis gibi yeni yıl kurabiyeleriniz hazır!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tarçınlı Kalp Kurabiye” title_font_size=”13″]

    Oda sıcaklığındaki tereyağı ve pudra şekerini derin bir kapta mikserle krema kıvamına gelene kadar çırpın. Un, kabartma tozu, vanilin ve tarçını ekleyip yoğurun; gerekirse ele yapışmayan bir hamur elde edene kadar un ilave edin. Hamuru streçleyip en az 30 dakika buzdolabında dinlendirin. Ardından un serpilmiş tezgâhta orta incelikte açın, kalp şeklindeki kalıplarla kesin ve pişirme kâğıdı serili tepsiye dizin. Önceden ısıtılmış 170 derecelik fırında yaklaşık 12 dakika pişirin. Fırından çıkan tarçınlı kalplerin kokusu mutfağınızı sardığında içi yumuşacık, dışı hafif çıtır kurabiyeler keyifli bir gün geçirmeniz için hazır demektir! Afiyet olsun.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Glazürlü Kurabiye” title_font_size=”13″]

    Un ve kabartma tozunu karıştırıp eleyin. Tereyağını mikserle krema kıvamına getirin, toz şeker ve vanilini ekleyin. Tarçın ve yumurtaları karışıma yedirin, sonra un karışımını ekleyip hamuru toparlayın. Hamuru yarım santim kalınlığında açın ve farklı şekillerdeki kalıplarla kesin. Üstlerini sütle hafifçe ıslatın ve 180 derece fırında 10-12 dakika pişirin; hafif kızarmaları yeterli. Soğuyan kurabiyelere pudra şekeri ve sütle hazırladığınız glazürü sürün. Üzerini renkli şekerli çubuklar ve gümüş incilerle süsleyin. Pürüzsüz, parlak ve tatlı glazürlü kurabiyeleriniz artık servise hazır! Afiyet olsun.

  • 10 Madde ile Çocukluğumuzda Yaşadığımız Unutulmaz Yılbaşı Geceleri

    10 Madde ile Çocukluğumuzda Yaşadığımız Unutulmaz Yılbaşı Geceleri

    Söz sırası eski yılbaşı gecelerine geldiği zaman “nerede o eski bayramlar” der gibi nostalji yapmadan geçemeyiz. Hâlbuki günümüzde yılbaşı akşamı yapabileceklerimiz konusunda onlarca alternatifimiz varken o günlerde nerede ise tek alternatif için gün sayardık. Şimdikine göre çok daha kısıtlı imkânlarla karşıladığımız o yeni yıl arifelerini ailece eğlenebileceğimiz fırsat günleri gibi görür, eldeki avuçtaki tüm imkânları kullanırdık. Zengin ya da yoksul, aileler olarak toplandığımız evlerimizde TV’deki müzikler eşliğinde adeta milletçe bir araya gelirdik. O saatlere dair hazırladığımız liste ile sanıyoruz ki küçük şeylerden mutlu olmanın tanımını da yapmış olacağız. İşte, karşınızda 10 madde ile eski yılbaşı geceleri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yeni bir yıla girecek olmanın heyecanı, kırtasiye ya da kitapçı dükkânlarındaki döner stantlarda beliren kartpostallar ile başlardı. Özellikle karlar altında kalmış sıcak bir evin sergilendiği bu kartpostallarda kar detayları simlerle vurgulanır, üzerinde “Yeni Yılınız Kutlu Olsun” gibi temenniler yazardı. İlkokul öğrencileri bile on gün öncesindeki resim dersinde kendi yılbaşı kartını çoktan yapmış olurdu. Kimi daha sade kartlara ilgi gösterse de uzaktaki akrabalara mektupla birlikte ya da tek olarak bu tebrik kartlarından yollamak ortak adetlerimizdendi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yılbaşı arifesinde saatler akıp giderken kar yağması büyük küçük hepimizin ortak dileği olurdu. Sürekli camdan bakarak kar tanelerinin düşüp düşmediği kontrol edilir, ilk tanelerle birlikte çocuklar soluğu sokakta alırdı. Eğer yeni yılın tatil olan ilk günü karlı bir güne uyanılmış ise insanlar daha bir keyiflenir, kartopu oynamak için bu sefer büyükler de sokağa çıkar ve evin yakınlarına mutlaka bir kardan adam dikilirdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    anne, kız çocuğu, aile

    Geride bırakılacak yılın son günü özellikle annelerimiz için çarşı pazar dolaşma günüydü. Ellerinde liste akşama kuracakları mükellef sofra için yılın en renkli alışverişini yaparlardı. Başında “Milli Piyango” yazılı kasketi, elinde biletleri ile “Çıkmaz demeyin şansınızı deneyin!” diye seslenen bilet satıcısına yaklaşılır, “Haydi hayırlısı!” diyerek bir bilet çekilir ve alışverişe devam edilirdi. Hiçbir şey almayacak olsanız bile yeni bir yıla daha girebilmenin mutluluğuyla renklendirilmiş dükkânlara girip çıkmanın heyecanı anlatılmaz ancak yaşanırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yakın görülen eş dost ile bir araya gelebilmek için belki de sadece bir bahaneydi yılbaşı geceleri… Bayram günlerinde olduğu gibi genellikle aile büyüğünün evinde çoluk çocuk toplanmanın o günlere has bir duygusu vardı. Kimileri yılın son akşamının yemeğini kendi evinde çekirdek ailesi ile yer misafirliğe öyle giderdi, kimileri de misafir olduğu evde hazırlanan büyük bir sofrada karşılardı gelen yeni yılı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Baton, rulo ya da uzun yaş pasta, adına ne derseniz deyin eski yılbaşı gecelerinin olmazsa olmazıydı ve misafirliğe gidenler tarafından alınması daha uygundu. Görece uygun fiyatlı bu pastanın yılbaşı akşamından kalan kısmını ertesi gün buzdolabında görmek çocuklar için ayrıca sevinme nedeniydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yemek sonrası gelen çaylar yudumlanırken büyüklerden biri bez bir torbanın içindeki renkli plastik taşları karıştırmaya başlardı. Tahmin edeceğiniz gibi bunlar tombala taşlarıydı. Sanki sadece yılbaşı akşamlarında oynanması gereken bir oyunmuş gibi bu torba senede bir kere ortaya çıkardı. Üzerinde numaralar yazılı dikdörtgen kartlar dağıtılırken maaile toplanılır, torbadan numaralı taşlar çekildikçe eğer elimizdeki kartla örtüşüyorsa “Bende var!” diye elimiz taşa heyecanla uzanırdı. “Birinci çinko, ikinci çinko ve tombala”yı yapan kişi gecenin en çok sevineni olurdu ve aslında tombala yılbaşı akşamlarının adrenalini yükselten yegâne aktivitesiydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    yılbaşı

    Saatler ilerledikçe ikramlar daha bir renklenirdi. Soba üstüne dizilmiş kestaneler ya da patlamış mısırlar çay sonrasına yetiştirilir, hepsi o akşam mutlaka yenmesi gereken yiyeceklermiş gibi kabul görür, geri çevrilmezdi. Mandalina, portakal ve küçük kâselerdeki kuruyemişler ise sehpaların üzerinde saatlerce ara sıra atıştırılmayı beklerlerdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yılbaşı akşamı bütün bunlar yaşanırken televizyon daima açık olurdu. Erken saatlerde başlayıp gece geç saatlere kadar süren yılbaşı özel eğlence programlarında hangi sanatçının ne zaman çıkacağı bilinir, en şöhretli isimlerin geç saatlerde çıkacağının bilincinde olarak heyecanla o dakikalar beklenirdi. Yeni yıla girilen saniyelerde Zeki Müren’i, Sezen Aksu’yu, Kayahan’ı, Nilüfer’i, İzzet Altınmeşe’yi, Burhan Çaçan’ı ve daha nicelerini aynı karede görmenin keyfi paha biçilemezdi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9# ” title_font_size=”13″]

    Bazı evlerde uğur getirmesi için özellikle alınan bir meyve de nardı. Bolluk ve bereketle özdeşleştirilen nar bir poşet içine koyularak ağzı sıkıca bağlanır, saatler gece yarısını gösterdiğinde yere atılarak kırılması sağlanırdı. Narın torbanın içine saçılan taneleri gibi haneye bolluk ve bereket geleceğine inanılırdı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    anne, baba, çocuklar

    Eskiyen senenin son dakikalarında “Milli Piyango” bileti çekilişleri çoktan yapılmış, talih kuşuyla buluşma umutları bir dahaki seneye bırakılmış olurdu. Ama bu durum çok daha yeni ve gerçekçi umutlarla yeni yılın ilk saniyelerine doğru geri sayılmasına engel olamazdı. Çünkü yeni yılın ilk saniyesini kaçırmak ve “Girdik mi yoksa!” cümlesini kurmak çok daha büyük bir talihsizlik olurdu. Geriye doğru sayım 10’dan başlayıp 3, 2, 1 ile sonlandığında bütün aile, hısım akraba sarmaş dolaş olur, tertemiz bir yıl gülen yüzlerle karşılanırdı.

  • Yılın En Güzel Zamanı İçin Öneriler

    Yılın En Güzel Zamanı İçin Öneriler

    Eylülle başlayan mevsimin gelişi akıllara hüznü getiriyor da gidişi getirmiyor mu? O da ayrı bir hüzün! Mutlu bir sonbahar geçirmiş olduğunuzu umarak, duygusal önem atfettiğimiz mevsimin son günlerinde yapabileceklerinizi sizin için listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Hiç acele etmeksizin, keyfine vara vara doğayı seyrettiğimiz sıcak ve hatta ılık günler geride kaldı… Soğuklar daha da bastırmadan bir manzaranın önünde durup doğanın en pastel halini seyretmekten kendinizi alıkoymayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Orman havası alarak sabah koşusu yapmak, uzun yürüyüşlere çıkmak, gittikçe nazlanan güneşin kendini gösterdiği anları yakalamaya çalışmak, çok daha özetle açık havada üşütmeden vakit geçirebilmek için son demler olduğunu unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ağaçların döktüğü yaprakları toplayıp eve götürmeyi hiç düşünmüş müydünüz? Neden mi? İsterseniz sonbahar sizi yeni bir hobiyle bile buluşturabilir. Kahverengiden kızıla, turuncudan sarıya yeryüzünü renklendiren o yapraklardan ev objesi olabilecek birçok hobisel iş çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Balkabağı ile doyum olmayan tatlılar yapmak için her yıl kasım ayını beklemek gerekir, çünkü bu sebzenin mevsimi sonbaharın son günleridir. Aklınızda bulunsun balkabağı ile sadece tatlı değil, çorba, mücver, hatta reçel, kurabiye ve kek bile yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bir kafeye gittiğinizde mekânın açık alanında oturmak, kahvenizi elinize alıp kapının önüne çıkmak da sonbaharı uğurlarken yapabilecekleriniz arasında. Söylemeye gerek yok, buzlu kahveye veda etmenin, üstünde dumanı tüten içeceklere yönelmenin vakti zaten çoktan gelmişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yağmuru, sıcak bir evin penceresinden izlemenin keyfi başka olsa da bir şemsiyenin altındayken süzülüşünü görmek, mevsimin sokaklara yansıyan dönüşümüne tanıklık etmek de bir o kadar keyiflidir. Fakat böyle bir pozisyonda kendinizi sıcak tutmayı sakın ihmal etmeyin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kalın çoraplar giyerek battaniye altına girmeye başlamışsanız artık sonbaharın sonlarına yaklaşmışsınız demektir. Kışa doğru giderken daha da kalınlaşarak devam edecek bu giyinme halinin henüz hafif dönemlerinde olduğunuzu düşünerek tadını çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Albert Camus’nün ifadesiyle “Sonbahar, ikinci bahardır; yaprakların çiçeğe dönüştüğü.” O zaman biz de devamını getirelim: Hemen ertesi ise kıştır; bütün dünyanın beyaza büründüğü… Sonbaharı özleyeceğimizi bile bile kışın gelişine seviniyoruz, insanız işte…

  • DİJİTAL ÇAĞIN YENİ ÜRÜNLERİNDEN BİRİ DE PODCAST

    DİJİTAL ÇAĞIN YENİ ÜRÜNLERİNDEN BİRİ DE PODCAST

    Aslına bakarsanız o kadar da yeni değil, 2000’lerin hemen öncesinde kendini göstermiş, sınırlı da olsa internet kullanıcıları tarafından bilinen bir uygulamaydı podcast. Biz de adını son zamanlarda sıkça duyduğumuz bu dijital ürün hakkında takipçilerimiz için kısa bir bilgilendirme yapalım istedik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    podcast dinle

    Cep telefonu, tablet, bilgisayar gibi oynatıcılar için dağıtılan ses veya görüntü dosyalarına podcast deniyor, podcast ayrıca “bir radyo yayını veya benzer bir programın, internetten şahsi bir ses çalara indirilebilen dijital kaydı” olarak da tanımlanmakta.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Podcast’in dijital tarih sahnesine çıkışına bir dönemin trendi blog siteleri neden olmuş. Blog yazarları çoğaldıkça takip etmenin zorlaştığını gören Dave Winer, takip edilen bloglardaki güncellemeleri haber veren RSS feed teknolojisini geliştirmiş. Blogger’lar yazılarını sesli kayıt olarak üretmeye başlayınca da bu içerikler kolayca indirilip dinlenir hale gelmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Fakat Podcast’in asıl kâşifi olarak Adam Curry gösterilir çünkü geliştirdiği bir program sayesinde, RSS aracılığıyla indirilen dosyaların taşınabilir müzik cihazı iPod’lara otomatik olarak aktarılmasını sağlamış. Zaten kelimenin anlamı da “iPod” yani “küçük kapsül” ile “broadcast” yani “yayın” kelimelerinin birleşiminden türemiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    podcast dinle

    Podcast kelimesi ilk kez 2004 yılında Ben Hammersley tarafından The Guardian’daki bir makalede kullanılmış ve “podcasting” kelimesi 2005 yılında Oxford Sözlüğü tarafından yılın kelimesi seçilmiş. En önemli özelliği olarak ise dijital kayıtların gezici hale gelmesi, yani teknolojik cihazlar aracılığıyla nerede olunursa olunsun dinlenebilmesi gösteriliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Podcast dosyaları internete bağlı iken indirildiğinde internetin olmadığı alanlarda da dinlenebiliyor. En büyük avantajlarından biri de tekrar tekrar dinleme imkânı sunuyor olması. Bu arada ücretsiz abonelikler olduğu gibi ücret talep eden podcast yayınları bulunduğunu da ekleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Üzerine video eklenen podcast’lere ise vodcast deniyor fakat bu format henüz yaygınlaşmış değil. Podcast’ler sadece eğlence ya da haber amaçlı değil iş dünyası veya eğitim alanında da tercih edilen bir uygulamaya dönüşmüş durumda. Ve artık internet kullanıcıları da podcast teknolojisini kullanarak kendi yayınlarını yapabiliyorlar.

  • DİKİŞ MAKİNESİ TARİHİ

    Günümüzde moda diye bir kavram varsa onun sayesinde var! Elle dikilen kumaşların ve kıyafetlerin yerini seri üretim sayesinde ucuz ve ulaşılabilir bir hâle dönüştüren ve zahmetsizce birçok farklı ürüne ulaşmamızı sağlayan dikiş makinelerinin tarihini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Hayvan kemikleri ve sinirleri kullanılarak yapılan ilk dikiş aletlerinin tarihi, 20 bin yıl kadar geçmişe dayanmaktadır. 14. yüzyılda kullanılmaya başlanan demir iğneleri, 15. yüzyılda delikli iğneler takip etmiştir. El işçiliğine dayanan dikişlerin yerini alacak olan makineler ise 18. yüzyılda ortaya çıkmaya başlamış, patent başvuruları bu yüzyılda sıklaşmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Dikiş makinesi ile ilgili ilk patent başvurusu 1755’te İngiltere’de Alman Charles Fredrick Wiesenthal tarafından yapılsa da aslında bu başvuru makine için olmamış, derileri dikmek için kullanılan iğnenin tasarımı için yapılmıştır. 1790’da yine İngiltere’de Marangoz Thomas Saint, bildiğimiz dikiş makinesinin temel prensiplerine sahip icadı için patent almıştır. Bu makine, deride delik açan ve açılan delikten bir iğne geçmesini sağlayan çalışma prensibine dayanmaktadır. Patenti alınan Saint’in tasarımının çizimlerinden yola çıkılarak yapılan ikinci bir makine maalesef ki çalışmamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    19. yüzyılın başında İngiltere ve İskoçya’da dikiş dikebilen makineler için patent başvuruları olsa da bu teşebbüsler tam teşekküllü çalışan makineler olmamıştır. 1814’te Avusturyalı Terzi Josef Madersperger, dikiş dikebilen bir makine için patent başvurusu yapmış ancak bu çabalar da sonuçsuz kalmış ve düzgün dikiş dikebilen bir makine icat edilememiştir. 1818’de Amerikalı iki mucit John Adams Doge ve John Knowles sahneye çıkmış ve kısa sürede arızalanan ve dişe dokunur oranda dikiş dikmeyi beceremeyen bir makine için patent almışlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Takvimler 1829’u gösterdiğinde Fransız Terzi Barthelemy Thimonnier, dikiş dikebilen bir cihazı nihayet geliştirmeyi başarmış, 1830’da da tek ipli zincir dikiş yöntemini uygulayan makinesinin patentini almıştır. Bu makinelerden 80 adet üretmeyi başaran Fransız terzi, o dönemdeki terzilerin “işimizden olacağız” kaygısıyla çıkardıkları isyanda öfkeli kalabalığın elinden son anda kurtularak ölüm tehlikesi atlatmış, mucit terzinin ürettiği tüm makineler de o isyanda yok edilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Günümüzde kullanılan dikiş makinelerinin benzer bir modelini 1834’te Amerikalı Walter Hunt üretmiştir. İki makara iplik ve bir dikiş iğnesi kullanılarak “çapraz dikiş” yapan bu makineyi üretmesine rağmen işsizlik yaratacağı endişesiyle patentini almayı tercih etmemiştir. Hunt ayrıca çengelli iğnelerin de mucididir. Çengelli iğnenin icadıyla 1846’ta iki farklı kaynaktan iplik kullanarak “kilit dikişi” yapan makineyi geliştiren Amerikalı Elias Howe, dolayısıyla Hunt’a çok şey borçludur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bir dönem hemen hemen her evde bulunan Singer dikiş makinelerinin atası olan Howe’un bu makinesi terzilik ve oluşacak moda sektörü için dönüm noktası olmuştur. Howe, hayatının geri kalan büyük bölümünde, icadının kendisinden izin alınmadan kullanılması sebebiyle Isaac Singer gibi isimlerle mücadele etmek zorunda kalmış, açtığı davayı kazanarak Singer’den telif ücreti almayı başarmıştır. Bu pürüzleri çözdükten sonra seri üretime geçen Singer, sektörün ana markası hâline dönüşmüştür. Hatta bir dönem dikiş makinesi yerine Singer sözcüğü kullanılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Amerikalı Helen Augusta Blanchard, 1873’te zikzak dikiş makinesinin patentini aldığı gibi, şapka dikiş makinesi, cerrahi iğneler ve dikiş makinelerinin diğer aksamları için 28 icadın daha patentini almış ve dikiş makinesinin daha efektif çalışmasını sağlayacak adımlar atmıştır. Zikzak dikiş, bir dikişin kenarlarını kapatarak giysiyi daha sağlam hâle getirmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizdeki ilk dikiş makinesi ise 1886’da satılan Singer marka makine olmuştur. Singer, 1904’te ilk mağazasını, 1959’da da fabrikasını açmıştır. Hatta ülkemizde bayilik açıp fatura kesen ilk yabancı şirkettir. Tüketicilerden izin alarak akşamları ev ziyaretleri gerçekleştirmiş; ürün tanıtımı ve satışını da bu yöntemle sağlayan yine ilk marka olmuştur.

  • İÇ ANADOLU’NUN KÜLTÜR MERKEZİ

    İÇ ANADOLU’NUN KÜLTÜR MERKEZİ

    Kırşehir, sayfamızın ilerleyen bölümlerinde göreceğiniz gibi tarihten bu yana ozanların, mutasavvıfların, ilim insanlarının ve sanatkârların şehri olagelmiştir. Aksaray, Kırıkkale, Yozgat, Ankara ve Nevşehir ile komşu olan kent, konum olarak Kapadokya Bölgesi’nde yani “Güzel Atlar Ülkesi”nde yer almaktadır. Kırşehir ile özdeşleşen doğal ve kültürel değerleri sizin için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Şehir merkezinde, Kılıçözü mevkiinde yer alan ve 2014 yılında açılışı yapılan Kent Park, proje ismiyle İkizarası Kent Parkı, 120 bin m2’lik bir alanı kapsıyor. Bu alan içinde spor kompleksi de bulunuyor restoran da, konser alanı da, yürüyüş yolları da… Şehir sakinleri için popülerleşen devasa alan turistlerin de sıkılmadan vakit geçirebileceği renkli bir mekân.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Anadolu Selçukluları tarafından Kızılırmak üstüne inşa edilen Kesikköprü tarihi İpek Yolu güzergâhında bulunuyor. Günümüzde şehrin merkezinde yer alan yapı 400 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğinde ve 13 sivri kemerli gözden oluşuyor. Aynı mevkide yer alan ve eski dönemlerde kervanların konaklaması için yapılan Kesikköprü Kervansarayı da şehrin önemli yapıları arasında.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Türklerin engin bozkırlara bakıp da “Kır Şehri” dediği bölgenin adı zamanla Kırşehir olmuş. Ama bu bozkırın şehrinde öyle göller de var ki bakınca “suyun şehri” demekten kendinizi alamazsınız. Bunlardan biri şehrin beş ilçesinde suyu bulunan Hirfanlı Baraj Gölü’dür. 100 binden fazla su kuşunu ağırlayan göl su sporlarına da ev sahipliği yapmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ahiliğin kurucusu, esnaf ve sanatkârların piri Ahi Evran hayatının son 15 yılını Kırşehir’de geçirmiş ve öldüğünde bu topraklara defnedilmiştir. Bir arada bulunan Ahi Evran Camii ve Türbesi günümüzde ziyarete açık durumdadır. Ayrıca gazeller ve hikâyeler yazmış mutasavvıf Âşık Paşa da Kırşehirlidir ve türbesi burada bulunur. Yine, Selçuklular döneminde Kırşehir Beyi olan Caca Bey adına yapılmış medrese de kentin önemli kültürel ve tarihi değerlerindendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kırşehir’in yetiştirdiği değerlerimizin başında şüphesiz ki Yaşar Kemal’in “bozkırın tezenesi” olarak nitelediği Neşet Ertaş gelir. Sanatçının doğduğu ev, babası Muharrem Ertaş’la kendi çocukluğunu tasvir eden heykeli ve mezarı, “Ana vatanımsın baba yurdumsun/ Ozanlar diyarı şirin Kırşehir/ Uzak kaldım gurbet elde derdimsin/ Hasretin bağrımda derin Kırşehir” diye türkü yaktığı kentte yer almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İç Anadolu mutfağında görülen ayran çorbası, çömlekte kuru fasulye gibi yemekleri Kırşehir’de de görmek mümkündür. Fakat yörenin kuru kayısı ve kuru üzümle pişirilen et yemeği çirleme, yağda kavrularak yapılan pancar çırpması ve ayva dolması gibi özgün lezzetleri de bulunmaktadır. Kırşehir’in yurt dışına açılmış lezzeti ise Kaman ilçesinde yetişen cevizidir.

  • Bulmacalarla Hayatımıza Giren 10 Kelime

    Bulmacalarla Hayatımıza Giren 10 Kelime

    Yazın plajda, kışın evimizde, trafikte, vapurda, çaycıda elimizden düşmeyen kare bulmacalar gündelik hayatımızın bir parçasıdır. Bulmacadaki her soruyu bilip, tüm kareleri doldurmaya çalışırken birçok yeni kelime öğreniriz. Deneyimli bulmaca çözerlerin adları gibi ezbere bildiği, bulmacalarla hayatımıza giren 10 kelimeyi sizin için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Anıt” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ekmek” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Adlar, İsimler” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karışık Renkli” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Üye” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İri Taneli Bezelye” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Büyük Balıkçı Teknesi” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Altın Kökü ” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Eski Dilde Ay” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Eski Dilde Yılan” title_font_size=”13″]
    kare bulmaca, gazete
  • Hem Sağlıklı Hem Özgür Bisikletli Hayatın 9 Güzelliği

    Hem Sağlıklı Hem Özgür Bisikletli Hayatın 9 Güzelliği

    Bisiklet her geçen gün gündelik hayatımızın daha önemli bir parçası hâline geliyor. Yediden yetmişe birçok bisiklet sevdalısı, hem spor yaparken eğlenmek ve gezmek hem de daha dinamik bir hayat tarzına sahip olmak için bisikletli bir yaşamı tercih ediyor. Bisikletli hayatın 9 farklı güzelliğini sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Fark Etmeden Her Gün Spor Yaparsınız” title_font_size=”13″]
    bicycle

    Bisikletli hayatın en büyük avantajlarından biri ekstra çaba harcamadan düzenli olarak spor yapmanızı sağlamasıdır. Her gün pedal çevirmek formunuzu korumanıza yardım eder daha dinamik bir hayat yaşamanızı mümkün kılar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Oksijene Doyarsınız” title_font_size=”13″]

    Bisiklet dostu bir hayat sürerseniz arabada, otobüste geçireceğiniz saatleri bisiklet üzerinde, açık havada geçirirsiniz ve sağlıklı bir yaşamın en önemli koşullarından biri olan bol oksijenin tadını çıkarırsınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Trafik Derdine Son” title_font_size=”13″]
    bicycle, car

    Bisikleti toplu taşıma amacıyla kullanmak sizi çağımızın en büyük sorunlarından biri olan trafik derdinden de kurtaracaktır. Üstelik bireyler araba ya da toplu taşıma araçlarını daha çok tercih etmeye başladıkça trafik sorunu da azalır, şehirlerimizde yaşam güzelleşir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğaya Zarar Vermediğinizi Bilmenin Hafifliği” title_font_size=”13″]
    bicycle

    Bisiklet kullanırken doğada karbon izi bırakmazsınız. Bir yerden bir yere seyahat etmenin çevreye en az zarar veren yöntemi bisiklet kullanmaktır. Bir doğa dostu olarak, bisikletinizle seyahat ettiğiniz sürece ekolojik sisteme zarar vermediğinizi bilirsiniz ve bunun mutluluğunu yaşarsınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bisiklet Dostları Bir Araya!” title_font_size=”13″]
    bicycle

    Yaşadığınız şehirdeki, kasabadaki diğer bisiklet sevdalıları ile bir araya gelerek etkinlikler düzenleyebilir, yeni bir sosyal ortamda spor ve doğa dostu arkadaşlar edinebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Küçüklerinize Örnek Olun” title_font_size=”13″]
    bicycle, kid, family

    Çocuğunuza, kardeşinize bisiklet kullanmayı öğreterek onların da bu güzel alışkanlığı kazanmasını sağlayabilir, daha sağlıklı bir hayatla tanışmalarını mümkün kılabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Her Yaşa Uygun Bir Aktivite” title_font_size=”13″]
    bicycle, bicycle drivers

    Bisikletin en güzel yanlarından biri de her yaşa uygun bir aktivite olmasıdır. Minikler üç tekerlekli bisikletleri kullanabilecekleri gibi yaşlılar da kasalı modelleri tercih edebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ekonomik Bir Seçenek” title_font_size=”13″]
    bcycle, natural, tree

    Ulaşımınızı bisiklet ile sağlayarak tasarrufta bulunabilirsiniz. Arabanızın benzinine, toplu taşımaya harcayacağınız parayı biriktirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bisiklet Rotalarıyla Farklı Bir Tatil Deneyimi” title_font_size=”13″]
    bicycle

    Bisikletinizle tatile de çıkabilirsiniz. Bisiklet severler için oluşturulmuş birçok tatil rotası arasından size çekici geleni seçebilir, bisikletinizle yeni maceralara atılabilirsiniz.