Blog

  • DÜNYA ŞAMPİYONU OLAN MİLLİ TAKIMIMIZ VE AMPUTE FUTBOL

    Dünya Kupası final maçında Angola’yı 4-1 mağlup eden ay-yıldızlı takımımız tarihi bir başarı kazandı. İstanbul’da final maçının oynandığı ve 15 bin kişinin tribünlerden destek verdiği Ampute Futbol Milli Takımımızın gollerini Ömer Güleryüz, Rahmi Özcan ve Serkan Dereli attı. İlk yarının ortalarından itibaren maçın kontrolü Milli Takımımızda olurken, izleyenlere çok keyifli dakikalar yaşattı. 2017 yılında İngiltere’yi yenerek Avrupa Şampiyonu olan Milli Takımımıza yeniden yaşattıkları gurur için teşekkür eder, üstün çaba göstererek elde ettikleri başarılar için kendilerini tebrik ederiz. Ampute futbolun giderek popülerleşmesinde kazanılan başarıların rolü elbette çok büyük. Peki Ampute futbolu hakkında neler biliyoruz? Detaylı bilgileri ve Milli Takımımızın üstün performansını yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ampute futbol, sporcuların “kanadyen” denilen koltuk değneklerini kullanarak oynadıkları bir futbol türü… İngiltere bu spor türünü İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ilk kez ortaya çıkardığında gazileri rehabilite etmeyi amaçlamış. Spor, yıllar içinde dünyaya yayılmış, ülkelerde ligleri, federasyonları kurularak sistematiği belirlenmiş. 1998’den beri de Avrupa ve Dünya Şampiyonaları düzenleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’de ise Ampute Futbol Takımı ilk olarak 2003 yılında, Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon Merkezi Engelliler Spor Kulübü bünyesinde çalışmalarına başladı. Daha sonra Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu 2004 yılında bu sporu faaliyet programına aldı. Önceleri sadece gazilerden oluşan takıma sonraları siviller de dâhil oldu. 2009’da Süper Lig ve 2012’de 1. Lig kuruldu ve ilk etapta birkaç takımla başlayan Lig’de bugün 27 takım futbol oynuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ampute futbolun kuralları bildiğimiz futboldan biraz daha farklı. Örneğin bir takımda kaleci ile birlikte toplam yedi kişi bulunuyor. Maçlar 25’er dakikadan iki devre oynanıyor ve devre arası 10 dakika… Sınırsız oyuncu değişikliği yapılabiliyor, müsabaka sırasında çıkan oyuncu tekrar oyuna girebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ampute futbolunun ülkemizde dikkatleri çekmesi 2017’de İstanbul Arena’da oynanan Avrupa Ampute Futbol Federasyonu Şampiyonası’ndaki final maçında takımımızın finale kadar tek gol yemeyen İngiltere’yi 2-1 mağlup etmesiyle mümkün oldu. Oysa Milli Takımımız 2005 yılından bu yana birçok uluslararası başarıya imza atmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ampute Futbol Takımımız Dünya Şampiyonu unvanını, 2018 yılında Dünya Kupası finalinde yenildiği Angola karşısında bu kez galip gelerek 4 sene sonra kazanmış oldu. Ay-yıldızlı ekibin efsanevi kadrosunda Bülent Çetin, Okan Şahiner, İsmail Korkmaz, Şeyhmus Erdinç, Kemal Güleş, Rahmi Özcan, Ömer Güleryüz bulunurken, ilerleyen dakikalarda Muhammet Yeğen, Serkan Dereli, Savaş Kaya ve Fatih Şentürk de bu kadroya dâhil oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kazandığı ilk Dünya Şampiyonluğu ile ülkemize büyük gurur yaşatan Ampute Milli Takımımızı tebrik ederiz.

  • ANTALYA’NIN SEMBOLÜ: ASPENDOS ANTİK KENTİ

    Antalya’nın Serik ilçesinde yer alan Aspendos, günümüze kadar ulaşan görkemli bir antik kenttir. Antik tiyatrosuyla meşhur olan kent, Akalar tarafından inşa edilen bir yerleşim yeridir. Biri büyük, biri küçük iki tepenin üzerine konumlanan, her yıl binlerce turistin akın ettiği Aspendos’un eski zamanlarda en zengin şehirlerden biri olduğu rivayet edilir.

    Bu yazımızda efsanelere konu olan hikâyesiyle Aspendos’ta tarihi bir yolculuğa çıkıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bronz Çağı’na tanıklık etmiş antik kentin tarihi milattan öncesine dayanmakta olup Köprüçay bölgesinde M. Ö. 10. yüzyılda kurulur. Tarihi tiyatro ise 2. yüzyılda Romalılar tarafından inşa edilir. Kentin ekonomi kaynağı yıllarca Kapria Gölü’nden çıkarılan tuz olur; o dönemler tuz oldukça kıymetli olduğu için kentin değeri daha da artar. Ticari yolların da gelişmesiyle âdeta dönemin altın kentlerinden biri hâline gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Aspendos; şarapçılık, zeytin ve zeytinyağı ile tahıl ürünleri ve yaş meyve ihracatı bakımından oldukça önemli bir konumdadır. Sadece yiyecek ürün değil, kilim ve mobilyaları ile de meşhurdur; özellikle limon ağacından yapılan mobilyalar, ekonomiyi ayakta tutan ögelerdendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Antik yerleşimde kentin su ihtiyacını karşılayan Aspendos Su Kemeri, bugün günümüze kadar ulaşan en önemli yapılardan biridir. Bir mühendislik harikası olarak tanımlanan Aspendos Su Kemeri’nin Tiberius Claudius Italicus tarafından yaptırıldığı ve hizmete sunulduğu bilinmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Aspendos denince akla ilk gelenlerden biri, günümüze kadar ulaşan tarihi tiyatrosudur. Tiyatronun bu kadar önemli olmasının sebebi hem Anadolu Roma Tiyatroları arasında günümüze kadar ulaşabilen en eski tiyatro olma özelliği taşıması hem de yapısının sağlam inşa edilmesidir. Binlerce kişilik bu açık hava tiyatrosunun mimarı, kentin aynı zamanda yerlisi olan Theodorus’un oğlu Zenon’dur. Tiyatro, günümüzde aktif olarak konserlerin verildiği, tiyatro oyunlarının sergilendiği bir mekândır. Aynı zamanda kültür ve sanatın yaygın olduğu kentin diğer adının Belkıs olarak anılmasının nedeni, tiyatronun Belkıs köyünde konumlanmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Tiyatro, bazı efsanelere de ev sahipliği yapmıştır. Rivayete göre Aspendos kralının dillere destan güzellikte bir kızı vardır. Kızıyla pek çok kişi evlenmek ister ancak kral kızını kime vereceğini bilemez. Bu konuda bir karara varabilmek için yarışma düzenler; şehre faydalı bir şey yapacak olan kişi ile kızını evlendireceğini duyurur. Kızına âşık iki mimardan biri şehre su kemerleri getirirken diğeri tiyatroyu inşa eder. Kral, damadını seçmekte bir an için zorlansa da tiyatronun akustik yapısından çok etkilenir ve kızını Mimar Zenon’a verir.

  • KABAK FAMİLYASININ 4 SÜRPRİZ ÜYESİ

    Bilimsel adı “Cucurbitaceae” olan kabağın yazlık ve kışlık olmak üzere farklı cinsleri bulunmaktadır. Vitamin ve mineral açısından zengin bir besin kaynağı olan kabakgillerin ana vatanı konusunda değişik fikirler ortaya atılmıştır. Bazı araştırmacılar Amerika kıtasından yayıldığını savunsa da yapılan kimi araştırmalar kabağın Asya kıtasına özgü bir sebze olduğunu belirtmektedir. Yazımızda ülkemizde de sıkça yetiştirilen kabakgillerin dört ana türünü öğrenince belki de şaşıracak ve “bu da mı kabakmış?” diyeceksiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Halk dilindeki ismi hıyar olan salatalık, kabakgiller familyasına ait popüler bir türdür. Anavatanı Kuzey Hindistan olduğu düşünülen salatalığın ülkemizde en çok yetiştirildiği bölge İç Anadolu’dur. Genel olarak salatalarda, kahvaltıda ve turşularda kullanılan salatalık, içeriğindeki faydalı bileşenlerden dolayı kozmetik sektöründe de sıkça kullanılmaktadır. %90’dan fazlası su olan salatalığın lifli yapısı ve kalorisinin düşük olması sebebiyle diyet listelerinin gözde besini olarak sıkça tüketilmektedir. A, B ve C vitamini bulunan salatalık aynı zamanda potasyum ve kalsiyum açısından da zengin bir besindir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bilimsel adı “citrullus lanatus” olan karpuzun bir kabak çeşidi olduğunu ilk defa duyuyor olabilirsiniz. Dünyada domatesten sonra ikinci üretilen besin olan karpuz, yaz mevsiminin başladığının habercisi olması sebebiyle de özel bir anlam taşımaktadır. İçeriğinde kolesterol bulunmayan karpuz, fazla şeker içerdiği için dikkatli tüketilmesi gereken besinlerden bir tanesidir. Sulu ve serinletici tadı ile sıcak havalarda sıkça tüketilen karpuzun kabuklarından bazı yörelerde reçel ve turşu da yapılmaktadır. 100 gramında ortalama 30 kalori olan bu yaz meyvesinin içeriğinde 7.55 gram karbonhidrat, 0.60 gram protein, 0.15 gram yağ ve 0.40 gram lif bulunmaktadır. A ve C vitamininin yanı sıra potasyum minerali de yüksek orandadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Karpuzun yakın akrabası olarak bildiğimiz kavun da kabakgiller familyasından bir yaz meyvesidir. Bilimsel adı “Cucumis melo” olan kavunun olgunlaşmamış hâline kelek denir ve bu hâli ile de tüketilmektedir. Anayurdu İran, Anadolu ve Orta Asya olan kavunun pH değeri 7,0 oranındadır ve bu özellik kavunu en alkalik meyve sıralamasında en üst sıraya taşır. 100 gramında ortalama 34 kalori olan kavunun %90’ı sudan oluşmaktadır. A ve C vitamini bakımından zengin bir besindir ve yine 100 gramında 6 grama yakın karbonhidrat, 0.1 gram yağ, 0.9 gram lif ve 1.11 gram protein mevcuttur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Bilimsel adı “Cucurbita pepo” olan kabağın kabakgiller listesinde olmaması düşünülemez. Kabak, bir yaz bitkisi olup aslında sebze değil, meyvedir. Dolayısıyla kabakgiller ailesi de meyve grubuna girmektedir. A ve C vitamini bakımından zengin olan kabağın içeriğinde, manganez, beta-karoten, zeaksatin ve lutein gibi önemli antioksidanlar bulunmaktadır. Ülkemizde hemen hemen her bölgede kolaylıkla yetişen kabağın Türk mutfağında birçok farklı tarifi vardır. Zengin içeriği, lifli yapısı ve düşük kalorisi ile sağlıklı besin piramidinin en tepesinde kendine yer bulan kabağın ülkemizde yetişen başlıca çeşitleri: Balkabağı, helvacıkabağı, sakızkabağı ve asmakabağıdır.

  • Kutup Ayıları Hakkında İlginç Bilgiler

    Kutup Ayıları Hakkında İlginç Bilgiler

    Kuzey Kutup bölgesindeki kar ve buzlarla çevrili bir doğada yaşayan kutup ayılarının ilginç ve hayret verici özelliklerini sizin için listeledik. Ne yazık ki bu bembeyaz sevimli canlı hakkında bir de olumsuz haber var ki, o da şu: 2006 yılında “Vahşi yaşamda soyu tükenme tehlikesi büyük olan türler” arasında sayılarak kırmızı listeye alınmış!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Her yer karla örtülüyken dışarıdaki bembeyaz görüntü gözlerimizi kamaştırır ve göz kapaklarımızı birkaç kez sıkıca açıp kapama ihtiyacı duyarız. Neyse ki sürekli bu beyazlığa bakan kutup ayılarını UV ışınlarının yoğunluğunu azaltarak kar körlüğünden koruyan üçüncü bir göz kapakları bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Onların da birbirlerinden ayrı olduklarında kullandıkları bir iletişim araçları var. Şaşıracaksınız ama bu araç karda bıraktıkları ayak izlerinden başka bir şey değil. Bastıkları yere her adımda kokularını bırakan kutup ayıları geride kalanlara “bir süre önce buralardaydım” mesajı iletebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Hüzünlü ama bir o kadar da olağanüstü bir bilgi ise hamile kutup ayılarıyla ilgili. Bir kutup ayısı hamileliği boyunca ağırlığını ortalama 200 kilodan fazla artırmak zorundadır. Bunu başarabilenler karın içine bir yuva kazarak orada bir süre bir çeşit uykuya yatarlar, hatta doğum da bu sırada gerçekleşir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Konunun hüzünlü tarafı ise şudur: zaten ortalama 200 kg. olan hamile kutup ayısı iki katı kadar kilo alamadıysa vücudu hamileliği kendiliğinden sonlandırır. Kutup ayılarının karada, suda, karda, buzda avlanarak beslenebildiklerini hatırlatalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sağlıklı biçimde dünyaya gelen kutup ayılarının ise ilk anda hiç tüyleri yoktur, bu da onları soğuğa karşı savunmasız yapar. Ama neyse ki anne kutup ayının kazdığı yuvanın içinde doğdukları için üşümezler. O sırada dışarının sıcaklığı -40 iken yuva 2-3 derecedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yeni doğan kutup ayıları tüysüz oldukları gibi dişsiz ve kördürler. Doğumdan sonra uyanan anne ayı iki buçuk yıl boyunca muhtaç yavrusunu emzirir, bu süre yavrunun çocukluk ve ergenliği atlatması için yeterlidir, zaten hemen sonrasında da hayatına tek başına devam eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Karla kaplı bir ortamda su sıkıntısı yaşanmayacağını düşünmeyin zira olan suyun büyük kısmı donmuş durumda bulunur. Ama bu durum kutup ayıları için sorun teşkil etmez, çünkü onlar su içmezler! Bedenleri yağ yıkımı sırasında gerekli olan su bileşenini yani H₂O’yu üreterek su ihtiyacı duymalarını engeller.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Rekortmen bir kutup ayısından haber verelim şimdi de… O şampiyon aralıksız olarak tam dokuz gün yüzmüş ve suda 687 km. yol almış. Anladığınız üzere kutup ayılarının her biri çok iyi yüzücüdür ve bu konuda onlarla yarışabilecek kara canlısı çok azdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    İşin ilginç yanı kutup ayıları yüzerken hiç üşümez ve ıslanmazlar! Doğaya karşı oldukça donanımlı olan kalın yağ tabakaları onları sıcacık tutarken, iki katmanlı olan kürklerinin dışta olanı içteki kürkü ıslanmaktan korur.

  • BANKNOTLARIN ÜZERİNDEKİ ÜNLÜLER

    Birçok farklı ülke parasının üzerinde o ülkeye ait değer ve kültürel ögeler vardır. Duydukları minneti göstermek amacıyla basılan banknotların üzerinde kimi ülkelerde sadece devlet yöneticileri bulunurken kimi ülkeler o ülkenin kültürel değerlerine katkı sağlayan insan portrelerine yer verir. Farklı coğrafyalardaki ülkelerin banknotlarının üzerindeki ünlü kişileri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    19.yüzyılda yaşamış İngiltere’nin en önemli kadın yazarlarından biri olan Jane Austen’ın portresi, 2017 yılında tedavüle giren ve plastik olan 10 sterlinin üzerine basılır. Ünlü yazarın resminin 10 sterline basılmasının sembolik bir anlamı da vardır: İlk romanı “Sağduyu ve Duyarlılık” kitabı için yayıncısı “Crosby and Co” yazara tam 10 sterlin ödemiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1 Ekim 2015 tarihi itibariyle kullanılmaya başlanan 100 İsveç kronuna dünyaca ünlü İsveçli sinema sanatçısı Greta Garbo’nun portesi basılır. 1990 senesinde hayata veda eden Greta Garbo, Hollywood’un sessiz film döneminde yıldızlaşan sinema oyuncusu olarak dünyada nam salarken, ülkesi yıllar sonra Garbo’yu unutmadığını da göstermiş olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Avustralya Merkez Bankası’nın bastığı 5 Avustralya dolarının üzerinde bağlılık yemini ettikleri Kraliçe II. Elizabeth bulunur. Monarşiyle yönetilen Avustralya, her ne kadar iç yönetiminde bağımsız bir ülke olsa da yine monarşiyle yönetilen Birleşik Krallığa bağlı bir ülkedir ve hükümdarlarına olan sevgilerini bu yolla göstermeyi tercih ederler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Nobel ödüllü efsanevi yazar Gabriel Garcia Marquez’in fotoğrafının yer aldığı paralar ölümünden iki yıl sonra 50 bin Kolombiya pezosuna basılarak piyasaya sürülür. İspanyol edebiyatının en büyük kalemlerinden biri olan Marquez: Yüzyıllık Yalnızlık, Kolera Günlerinde Aşk, Kırmızı Pazartesi, Albaya Mektup Yazan Kimse Yok, Labirentindeki General, Aşk ve Öbür Cinler ve Başkan Babamızın Sonbaharı gibi daha birçok unutulmaz esere imza atan üretken bir yazardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    “Sevelim, sevilelim” sözüyle Türk lirasının en büyük parası olan 200 liranın üzerinde Türk tasavvuf ve halk şiirinin en önemli temsilcisi Yunus Emre’nin portresi görülür. 13. yüzyılda yaşayan ve ürettiği eserlerle insana sevgi aşılamayı amaç edinen büyük ozanın birçok eseri olsa da en önemlileri arasında Risalet-ün Nushiyye ve Divan başta gelir. Büyük halk ozanı Yunus Emre’nin bulunduğu banknotlar 2009 yılında piyasaya sürülmüştür.

  • Tepeden Tırnağa Sanatçı Pablo Pıcasso

    Tepeden Tırnağa Sanatçı Pablo Pıcasso

    “Sanat, onun ilgisini çeken tek şeydi. Tek kimliğiydi. Tepeden tırnağa sanatçıydı.” 1973’te hayatını kaybeden Picasso için oğlu Claude Picasso böyle söylemişti. 20. yüzyılın en büyük ressamlarından olan, aynı zamanda heykeltıraş, seramik ve baskı ustası Pablo Picasso bu kez Kültür ve Yaşam’da…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    1881 doğumlu İspanyol sanatçının 20 yaşında kullanmaya başladığı “Picasso” soyadı aslında annesinin soyadıydı. Tam adını da yazalım ama siz okumak için kendinizi zorlamasanız da olur çünkü epey uzun: Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno María de los Remedios Cipriano de la Santísima Trinidad Ruiz y Picasso.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    ressam, resim

    Picasso’nun yeteneği küçük yaşlarında keşfedilmiş iyi bir eğitime yönlendirilmişti fakat eğitim sistemine duyduğu tepki yüzünden girdiği iki sanat okulundan da ayrıldı. Paris, Barcelona, Madrid derken girdiği çevrelerde adını duyurdu. “Mavi Dönem” olarak tanımlanan ilk yapıtlarında genellikle sıradan insanların resimlerini yaptı. Yukarıda gördüğünüz “Çapraz Kollar İle Kadın” resmi de o döneme ait…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    ressam, resim

    Picasso 20. yüzyılın başlarında yeni bir sanat akımının temellerini atarak kübizm akımını başlatan iki isimden biri oldu, diğer isim ise Georges Braque’dı. Kübizm için kabaca, nesnenin geometrik şekiller aracılığıyla resmedilmesi diyebiliriz. Picasso’nun 1907 yılında çizdiği Avignonlu Kadınlar tablosu en bilinen kübik eserlerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    “Sanatçı gökten, yeryüzünden, kâğıttan, bir örümcek ağından ve her şeyden gelen duygular için bir kaptır.” diyen Picasso’nun sanat hayatı dönemlere ayrılarak incelenmelidir. Yine kendi ifadesiyle “hеr şеyi söylеmеyen аmа hеr şеyin rеsmini yаpаn” ressam mitolojik konulardan boğa güreşlerine, çingenelerden sirk cambazlarına farklı olay ve figürleri tablolarına taşımıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Büyük ressamın en çok tanınan eserlerinden biri 1937 yılında yaptığı Guernica isimli tablosudur. Bugün İspanya’nın başkentinde Reina Sofia Müzesi’nde bulunan eserde sanatçı, İspanya iç savaşında hava bombardımanına tutulan Guernica kasabasını resmetmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Picasso’nun en ünlü eserleri arasında yukarıda gördüğünüz Ağlayan Kadın tablosunu, Mavi Dönem’inde yaptığı Yaşlı Gitarist’i, 1902’de yaptığı Mavi Çıplak’ı, 1921’de yaptığı Üç Müzisyen’i gösterebiliriz. O kadar üretken bir sancıydı ki kendisinden geriye sadece resimler değil baskı, heykel, seramik, fotoğraf ve hatta şiirler de bıraktı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    portre

    Sanatçının 99.1×100.3 cm. boyutlarındaki “Au Lapin Agile” isimli tablosundaki “palyaço” kendi portresidir. Picasso bu tabloyu 1904 yılında ücretsiz yemek karşılığında bir restorana satmış, restoran sahibi ise 1912’de 20 dolara elden çıkarmıştı. 27 Kasım 1989’da aynı resim 40.7 milyon dolara satın alınarak Metropolitan Sanat Müzesi’ne verildi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Günümüzde Picasso’nun tabloları farklı sebeplerle haberlere konu olmaya ve müzayedelerde fiyat rekorları kırmaya devam ediyor. Sanatçının ilk dönem çalışmaları Barselona’da yer alan Picasso Müzesi’nde sergilenirken, 3000’den fazla eseri Paris’teki Picasso Müzesi’nde sanatseverlerle buluşturuluyor.

  • 8 Madde İle Hangi Mevsimde Hangi Balık Yenir

    8 Madde İle Hangi Mevsimde Hangi Balık Yenir

    Ülkemizin balığı bol coğrafyası sayesinde lezzetli ve besleyici balık yemeklerinin tadını her mevsim çıkarabiliyoruz. Ama aslında her balığın yıl içinde en lezzetli olduğu, tüketilmesi için daha uygun olan bir zamanı var. Dünyanın en sağlıklı beslenme planlarından biri kabul edilen Akdeniz rejiminin temel besinlerinden biri olan balığı mevsiminde tüketmeniz için araştırmamızı yaptık ve hangi mevsimde hangi balık yenir listemizle karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İlkbahar Balıkları” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    mezgit
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yaz Balıkları” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    balık
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    mevsim balıkları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sonbahar Balıkları” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    mevsim balıkları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    mevsim balıkları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kış Balıkları” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    mevsim balıkları
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    mevsim balıkları
  • NESLİ TÜKENEN İLGİNÇ CANLILAR

    Dünya, oluştuğu ilk günden bu yana milyonlarca türe ev sahipliği yapmıştır. 665 milyon yıl önce yaşamış ilk hayvan fosilleri dünyamızın yaşam çeşitliliği ile ilgili bilgiler verirken, gezegenimiz geçmiş zamanda devasa canlıların yaşadığı bir yerdir. Gezegenimizi hangi hayvan türleri ile paylaştığımızı fosil kalıntılar sayesinde öğrenirken, en dikkat çeken türleri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Nesli tükenen en popüler canlılardan olan dinozorlar, günümüzden 232 milyon yıl önce gezegenimizde yaşayan egemen bir türdür. O dönemde dünya, bildiğimiz hâlinden çok daha farklıdır. 150 milyon yıl boyunca gezegenimizde yaşayan dinozorların türü, Dünya’ya çarpan devasa bir göktaşı sebebiyle tükenir. Büyük cüsseli dinozorlar göktaşının sebep olduğu etkilerle yok olurken, mağara ve yeraltında yaşayabilen ufak türleri günümüze kadar varlıklarını sürdürmeyi başarır. Bugün bilinen tüm kuş ve tavuk türleri dinozorların soyundandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Devasa cüssesine rağmen aslında güvercingillerden olan Dodo kuşu, 17. yüzyılda soyları tükenen canlılardandır. Yaklaşık bir metre uzunluğunda ve ortalama 20 kilogram ağırlığında olan Dodo kuşu, aynı zamanda uçamayan kuş türlerinin bir üyesidir. Kaynaklara göre bu kuş türünün en son görüldüğü yer, Hint Okyanusu’nda bulunan Mauritius açıklarındaki küçük bir adadır. 2007 yılında iyi korunmuş DNA örnekleri bulunan iskeleti, bu uysal mizaçlı kuş türünün bilim insanları tarafından yeniden hayata döndürülmesi için de umut olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kuzey Amerika, Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarında geniş bir alana yayılan mamutlar, son Buzul Çağı’nda, 3 milyon yıl boyunca gezegenimizde yaşamış filgillere mensup bir memeli türüdür. 4 bin yıl önce nesli tükenen mamutlar; 4 buçuk metreyi bulan boyu ve sekiz tona ulaşan ağırlıkları ile gezegenimizde yaşayan en büyük memeli türlerinden olurken, soylarının tükenmesinde Buzul Çağı’nın sona ermesi en güçlü etken olarak belirtilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Uzun ve sivri dişleriyle kılıç dişli kedi olarak da anılan Smilodon, kedigillere ait bir türdür. 2 milyon yıl boyunca varlıklarını sürdüren bu türün yetişkinleri ortalama olarak üç metre boya ve 600 kilogram ağırlığa sahiptir. Yaşam alanı Amerika kıtası olan bu vahşi kedi türünün dişleri ise 20 cm’ye ulaşabilmektedir. 10 bin yıl önce nesli tükenen Smilodonlar, Buzul Çağı’nın sona ermesiyle yeni iklim koşullarına adapte olamayarak tarih arenasından silinen türlerden olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yaşamış en büyük etçil olan megalodonlar, köpek balığına ait bir türdür. 20 metreyi geçen boyları ve 60 tona ulaşan ağırlığıyla dev bir köpek balığı olan bu tür, yoğunlukla Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu’nda yaşamış ancak fosillerine tüm okyanuslarda rastlanmıştır. Okyanusun derinliklerinde yaşadığı düşünülen bu dev balığın balinalarla beslendiği bilinir. Elde edilen fosiller sadece dişi balıklara ait olurken, erkek megalodonların çok daha iri cüsseye sahip olabileceği düşünülür. 2.6 milyon yıl önce dünyanın yaşadığı ani iklim değişikliğinden sonra besinleri olan balıkların başka bölgelere göç etmesiyle neslinin tükendiği tahmin edilen cinsin hâlen derin sularda yaşadığını düşünen araştırmacılar da bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Tuhaf bir şekle sahip fosil kalıntısı yakın zamanda keşfedilen hallucigenia, nesli tükenen bir solucan türüdür. Yaklaşık 505 milyon yıl önce yaşayan bu türün fosilleri Kanada’daki Rocky Dağları’nda bulunur. İlk keşfedildiği 70’li yıllarda canlının sırtındaki dikenler bacakları sanılsa da son dönem yapılan çalışmalarla hallucigeniaların anatomik yapısı net bir şekilde ortaya konulur. Fantastik bir evrene aitmiş gibi gözüken bu solucan türünün beş ile otuz beş milimetre uzunluğundaki bedeninde yedi veya sekiz çift pençe bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Günümüzden ortalama olarak 60 milyon yıl önce yaşamış olan titanoboa, piton ve boa yılanının atası olan bir yılan türüdür. Kolombiya’daki bir maden ocağında, 2009’da bulunan 29 farklı titanoboa bireyine ait fosiller, tür hakkında pek çok bilgi edinmemizi sağlamıştır. Ortalama boyu 14 metreden fazla olan titanoboalar, yaşamış en büyük yılan türüdür. Vücudunun en geniş bölgesi bir metreye ulaşan bu cinse ait fosil kalıntıların bulunduğu bölgenin, 2002’de yapılan çalışmalarda en eski tropik yağmur ormanlarından biri olduğu belirtilmiştir. Bilinen en büyük yılanın burada yaşamış olmasına şaşırmamak gerekir.

  • EVİNİZDE YAPACAĞINIZ MİNİK DEĞİŞİKLİKLERLE HAYATINIZI RENKLENDİRİN

    EVİNİZDE YAPACAĞINIZ MİNİK DEĞİŞİKLİKLERLE HAYATINIZI RENKLENDİRİN

    Hayata renk katmak veya zaten renkli olan bir hayatı daha da renkli hale getirmek için her zaman sıra dışı eylemlerde bulunmak gerekmeyebilir. Giyim tarzınızda yapacağınız küçük farklılıklar ya da hayatınıza katacağınız ufak tefek rutinlerle de kendinizi yenilenmiş hissedebilirsiniz. İşte sözünü ettiğimiz o yöntemlerden biri de ev içinde yapabileceğiniz minik değişiklikler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Birkaç eşyanın yeriyle oynayabilirsiniz” title_font_size=”13″]

    Salonunuzda masa ve koltukların birbirine açısını ya da kullandığınız aksesuarların yerini değiştirmenin hayatınıza getireceği taze enerjiye şaşıp kalabilirsiniz. Bu değişikliği başta yadırgayabilirsiniz ama kendinize biraz zaman tanırsanız yenilenmenin tadını da çıkarabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ortamı minderlerle renklendirebilirsiniz” title_font_size=”13″]

    Kanepenin ya da yatağın üzerine sıralayacağınız kırlent ve minderlerle evinizdeki renk yelpazesini genişletebilirsiniz. Hatta kırlentlerinizin kumaşını gündem olan renk ve desenlerden seçerek dönemin modasını evinize kolayca taşımanız da mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aydınlatmayı gözden geçirebilirsiniz” title_font_size=”13″]

    Eğer evinizin aydınlatmasında beyaz ışık kullanıyorsanız bunu tekrar değerlendirmenizi öneririz, çünkü beyaz ışığın göz yorduğu ve uyku problemlerine yol açtığı bilinmekte. Buna karşılık sarı ışığa geçiş yaparak daha sıcak bir yansıma elde edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aynaların gücünden faydalanabilirsiniz” title_font_size=”13″]

    Hangi güç mü? Örneğin duvara asacağınız büyük bir ayna ile odanızın olduğundan daha büyükmüş gibi algılanmasını sağlayabilirsiniz. Ya da küçük ama birden çok aynayı yan yana asarak renk oyunları yapabilir, ortama çok daha dinamik bir hava katabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mobilyaları boyayarak başkalaştırabilirsiniz” title_font_size=”13″]

    Birkaç kutu mobilya boyası ile yıllardır sahip olduğunuz ama artık sıkıldığınız eşyalarınızı yepyeni bir görüntüye kavuşturabilirsiniz. Böylece hala kullanışlı olan eşyalarınızı değerlendirmiş olursunuz. Hatta klasik mobilya renklerinin dışına çıkarak rengârenk eşyalar elde edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Duvar renginde özgürleşebilirsiniz” title_font_size=”13″]

    Duvarlarınızın renginden hoşnut olsanız bile sadece tek duvar üstünde yapacağınız değişiklik ile evinizde taptaze bir hava estirebilirsiniz. Bu renkler normalde bütün duvarlarınızı boyamaktan çekineceğiniz etkisi büyük bir renk olabilir, örneğin lacivert, turuncu, mor gibi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Duvarlarınızı çerçevelerle doldurabilirsiniz” title_font_size=”13″]

    Tabii ki boş çerçevelerle değil… Hazır fotoğraflarla da yapabilirsiniz ama en güzeli ve özeli aile fotoğraflarınızı ya da kendi çektiğiniz fotoğrafları çerçeveleterek evinizin bir duvarına asmak ve böylece renkli, dekoratif, nostaljik bir görüntü elde etmek olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Evdeki dünyanızı da yeşillendirebilirsiniz” title_font_size=”13″]

    Çiçekli ya da sadece yapraklı bitkilerle dekorasyon yapmak doğanın renklerini ve mucizesini eve taşımanın en güzel yoludur. Bu dekorasyonu ister açık ya da kapalı teraryumlarla, isterseniz klasik biçimde saksılarla yapabilirsiniz. Ve sadece zeminlerinizi değil farklı asma aparatlarıyla duvarlarınızı da bitkilendirebilirsiniz.

  • PEELİNG NEDİR? ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

    Gün içinde cildimiz toz, duman gibi birçok toksik maddeye maruz kalıyor ve kısa vadede o maddelerin cildimizin yüzeyinde bir tabaka oluşturması kaçınılmaz oluyor. Gözeneklerimizi kapatan o tabaka yüzünden cildimiz nefes alamıyor ve zamanla ışıltısını kaybediyor. Hatta sivilce ve akne gibi istemediğimiz durumlarla karşılaşabiliyoruz. İşte tam da bu durumların önüne geçmek için günlük cilt temizliğinin yanı sıra, arada bir peeling uygulamalarına başvuruyoruz. Peki, peeling nedir, çeşitleri nelerdir, kısaca cevaplayalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]