Türk Kültüründen 9 İlginç Detay I

Türk sosyal hayatına yön veren geleneklerimiz, kültürümüz uzun bir tarihe dayanır. Günlük yaşamımızın bir parçası olan alışkanlıklarımızın bir kısmı Osmanlı zamanından bir kısmı ise daha da eskilerden kalmadır ama her biri yardımseverlik, dayanışma, ihtiyacı olanlara yardım etme, kibarlık gibi erdemler barındırır. Bir diğer yandan çok eskiden beri hayatımızın bir parçası olan bazı ayrıntılar sadece günümüz modern Türk yaşamını değil dünyanın farklı yerlerindeki hayatı da etkilemiştir. Kültürümüzün 9 ilginç detayını huzurlarınıza getiriyoruz.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

Osmanlı’da camın önüne sarı renkte çiçek koymak evde hasta olduğunu gösterirdi. Camın içindeki sarı çiçekleri gören mahalle sakinleri evin önünde gürültü yapmaz, çocuklar hastayı rahatsız etmemek için o evin önünde oynamazlardı.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

Eskiden mumu veya lambayı yakmak, söndürmek gibi tabirler kullanılmazdı. Bu kelimelerin kaba olduğu düşünülür, lambayı uyandırmak ya da mumu dinlendirmek gibi ifadeler tercih edilirdi.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

Türkiye’nin en sevilen içeceklerinden biri olan ayranın Göktürkler tarafından keşfedildiği düşünülür. Bu popüler içecek ekşiyen yoğurdun tadını seyreltmek için eklenen su ile hayatımıza girmiştir.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

“Tanrı misafiri” kavramı kültürümüzün değerli ayrıntılarından biridir. Geleneklerimize göre karnı aç olanlara kapımız her zaman açıktır. Özellikle Ramazan ayında maddi durumu iyi olanların iftar saatinde evlerinin kapısını açık bıraktığı, böylece açların çekinmeden girip sofraya oturdukları bilinir.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

Avrupa’nın en güzel başkentlerinden biri olan Paris’in geniş bulvarlarında görebileceğiniz at kestanesi ağaçlarının 1615 yılında Osmanlı Devleti’nin bir armağanı olarak İstanbul’dan gönderildiği düşünülür.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

Eve bir misafir geldiğinde kahvenin yanında bir bardak su ikram edilirdi. Misafir eğer aç ise suyu, tok ise kahveyi içerdi. Ev sahibi böylece misafirin aç olup olmadığını hemen anlar ve sofrayı kurardı.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

Eskiden erkeklerin kadınlara almak için en çok tercih ettiği hediye aynaydı. Çünkü ayna hediye etmek, kibar bir şekilde “Sana senden daha güzel verilebilecek bir hediye yok” demekti.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

Anadolu’nun geleneksel tatlısı lokumun 15. mi yoksa 18. yüzyılda mı keşfedildiğine dair kesin bir bilgi olmasa da, 18 ve 19. yüzyıllarda Avrupa’da popülerleşen lokumun günümüzdeki birçok şekerlemenin atası olduğu ortadadır.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

Geleneklerimizin büyük bölümü yardımlaşma gibi erdemleri de içerir ve bunun en güzel örneklerinden bir tanesi, mahalle sakinlerinden biri vefat ettiğinde 10 gün boyunca herkesin o eve yemek yollaması, acılı aileye destek olmasıdır.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir