Dilimizde Damağımızda Tuz

Eski toplumlar et/balığı konserve şeklinde tuz sayesinde saklayabilmiş… Tarihte ünlenen pek çok şehir tuz ticareti sayesinde şehirleşmiş. Ve hatta Roma’da kimi yerlerde tuz bir ödeme şekliymiş. 21’inci yüzyıla geldik o hâlâ insanlığın beyaz altını! Denizlerden, göllerden, kayalardan çıkıp damağımızda yer etmiş de dilimizden geri mi kalmış? Hayır. Bakın tuz, hayat içinde derdimizi anlatmaya nasıl derman olmuş…

[eltd_section_title alignment=”left” title=”#1″ title_font_size=”13″]

Bir iş veya görevde az da olsa emeği geçmiş olmak.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”#2″ title_font_size=”13″]

Bir şeyin hoşa gitmesi, onun birtakım nitelikler taşımasına ve bu niteliklerin de gerektiği oranda bulunmasına bağlıdır.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”#3″ title_font_size=”13″]

Onarılmayacak biçimde kırmak, paramparça etmek.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”#4″ title_font_size=”13″]

Üzüntüyü, kusuru artıracak durum yaratmak.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”#5 ” title_font_size=”13″]

Birine, düşüncesinde aldandığını ve aklının bir şeye ermediğini ya da abarttığını anlatmak için söylenen bir söz.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”#6″ title_font_size=”13″]

Eski zevki kalmamak, yavanlaşmak, tatsızlaşmak.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”#7″ title_font_size=”13″]

Bir işten zarar görmemek, kazancı yolunda olmak.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir