Blog

  • 7 Maddeyle Müziğimizin Güçlü Sesi Cem Karaca

    7 Maddeyle Müziğimizin Güçlü Sesi Cem Karaca

    3

    Tiyatrocu bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Cem Karaca kendi ifadesiyle “kız arkadaşını etkilemek için” girdiği müzik dünyasına adını dev harflerle yazdı. Yaşamındaki seçimleri çok konuşuldu, tartışıldı ama müzikalitesi onun tartışma götürmez tarafıydı. Hayatımızın bir dönemine sesiyle, müziğiyle duygu yükleyen sanatçılardandı. İyi ki doğdu, iyi ki yaşadı. Karşınızda 7 maddeyle müziğimizin güçlü sesi Cem Karaca…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    moğallar

    Robert Kolej’de okurken rock müziğe ilgi duymuştu. Kolejden arkadaşları kendileriyle birlikte Beyoğlu Spor Kulübü’nde şarkı söylemesini isteyince kabul etmiş, bu deneyimden sonra bir grup kurmaya karar vermişti. Herkesten önce sesini keşfeden kişi ise annesi Toto Karaca oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    moğallar

    Tiyatrocu olan babası ise müzisyen olmasını hiç istemedi. O kadar ki oğlu bir grup kurup ufak tefek konserler vermeye başladığında adam tutup yuhalatmışlığı bile vardı. Her şeye rağmen çok sevdiği babası için yıllar sonra bir şarkı yazacaktı: “Bir dolu şey söylendi analar için / Bu da benim ağıtım olsun ardından baba.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    moğallar

    60’lı, 70’li yıllar ülkemizde amatör müzik gruplarının kurulup çoğunun kısa sürede dağıldığı dönemlerdi. Cem Karaca da birçok grupla bir araya geldi. İlk zamanlar Elvis Presley başta olmak üzere ünlü “rock and roll” sanatçılarının şarkılarını yorumluyorlardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    moğallar

    Askerliği sırasında eline Âşık Mahsuni’nin bir plağı geçti. O an, müzik kariyerindeki bir dönüm noktasıdır aslında… Çünkü repertuarından halk müziği ezgileri hiç eksik olmayacaktır bundan sonra.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    moğallar

    Apaşlar, Kardaşlar, Moğollar, Dervişan Grupları başta olmak üzere, Cem Karaca’nın müzikal yolculuğunu birlikte yol aldığı gruplar üzerinden dönemler halinde incelemek onun hayat yolculuğunu anlamayı da kolaylaştıracaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    moğallar

    Cem Karaca karakteristik güçlü bir ses demekti evet, ama en az bunun kadar da stil sahibi bir idol demekti. Barış Manço, Erkin Koray gibi o da takıları, saçları, koleksiyonuna sahip olduğu şapkaları ile bütünleşmişti. İçten, samimi, kendine has bir selamla selamlardı dinleyicilerini…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    moğallar

    Hayatı boyunca ürettiği eserler yıllar sonra bile hayatlarımıza gönderdiği birer hediyeye dönüştü. Bir şarkısında, “Sevda kuşun kanadında / Ürkütürsen tutamazsın.” diyen Cem Baba’ydı. Ya da, “Gecenin nemi mi düşmüş gözlerine? Ne olur ıslak ıslak bakma öyle…” diyen, ya da “Çekti gitti arabayla egzozuna boğuldum / Gözümde tomurcuk yaşlar ağır ağır doğruldum.” diyen de yine Cem Karaca’ydı.

  • Japon Çizgi Filmi Animelerin Hepinize Tanıdık Gelecek Dünyası

    Japon Çizgi Filmi Animelerin Hepinize Tanıdık Gelecek Dünyası

    Her ne kadar konumuz genel adı “anime” olan çizgi filmler olsa da yetişkinleri de içine alan bir sayfadasınız. Çünkü animeler her yaştan insana hitap eden çizgi filmler ve bugün tüm dünyada “Otaku” diye isimlendirilen tutkunlarının büyük bir kısmı da yetişkinler. Hatta anime karakterlerinin giyimlerini, saçlarını, makyajlarını taklit eden cosplayer’ların çoğu da öyle… Japonya’da ortaya çıkıp tüm dünyada popüler hale gelen animelerin renkli dünyasına hoş geldiniz…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Temeli oldukça eskilere dayanan Japon çizgi sanatında mangaların, yani çizgi romanların önemi çok büyük. “Man/gelişigüzel” ve “ga/resim” sözcüklerinden oluşan mangaların dünyada popüler hale gelmesi ise bu romanların çizgi film haline getirilmesi, daha doğrusu “anime”ye dönüşmesiyle gerçekleşti. Anime kelimesinin kökeni ise sanıldığı gibi Japonca değil… Fransızca “animasyon” sözcüğünden türetilmiş ve “Japon çizgi animasyon” anlamına geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    anime, manga

    Anime icat edilirken Batı’daki Disney dünyasından fazlaca etkilenilmiş. Mangalar senaryolaştırılırken, Japonların Batı’daki izleyicinin de dikkatini çekmek istemesinin bir sonucu olarak kocaman gözlü, uzun boylu karakterler ortaya çıkmış. Kendi geleneklerini Batılı imgelerle bütünleştirerek anime gezegeni kuran kişilerin başında ise Osamu Tezuka geliyor, unvanı “Animenin Babası”. Fakat günümüz dünyasında en popüler manga ve anime sanatçısı kim derseniz, 2003 yılında Oscar alan ilk animenin sahibi Hayao Miyazaki’yi gösteririz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Hemen söylemek gerekir ki anime üretiminde genellikle mangalar temel alınıyor, fakat illa ki her animenin bir mangayı işlemesi zorunluluğu da bulunmuyor. Zamanla kendine has bir çizim tekniği oluşan animede istenen senaryoya göre yeni çizimler yapılabiliyor. Kafanız karıştıysa şöyle özetleyelim: anime bir mangayı temel almış olabilir ama her anime bir manga eseri değildir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    “Şu animeler de hiç bana göre değil” diyorsanız eğer, biz de size hanginiz çocukluğunda Alplerdeki Kız Heidi’yi izlemedi ki diye sorarız. Hani İsviçre’nin bir dağ köyünde dedesiyle yaşayıp bütün gün Peter’le birlikte doğanın içinde koşturup duran pembe yanaklı Heidi’yi… “Aaa hem de çok severdim” cevabı verenler bilmeli ki izledikleri o çizgi film de bir animeydi. İsviçreli Heidi’nin bir Japon animesine dönüşme nedeninin, adını taşıyan kitabın ilk kez Japonya’da çizgi filme uyarlanması olduğunu da hemen belirtelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Farkında olmasanız da aslında anime konusunun o kadar uzağında değilsiniz demek istiyoruz. Başka bir örnek de Şeker Kız Candy… Evet o da bir animeydi ve zümrüt yeşili gözleriyle Candy 100’den fazla bölümde bir çoğumuzu ekranlara kilitledi. Senaryosu Japon yazar Kyoko Mizuki’ye ait olan bu anime de duygu yüklü bir çizgi film serisiydi. Yani anime dendiğinde akıllara illa ki fantastik kurgular ya da vurdulu kırdılı sahneler gelmemeli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Diğer taraftan animelerin tıpkı sinema dünyasında olduğu gibi birbirinden farklı türleri ve bu türlerin özgün isimleri bulunuyor. Örneğin Şeker Kız Candy “Shoujo” türünde bir hikâyeye sahip, yani daha çok kızların ilgi gösterdiği romantik sevimli bir hikâyeye. Ama aksiyonu seven erkek çocuklar için hoplamanın zıplamanın, süper güçlerin bol olduğu filmler de var ve buna “Shonen” deniyor, ki siz bunu da çok iyi biliyorsunuz, çünkü ünlü Pokemon çizgi filmi Shonen türünde bir animeydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    mamoru oshii

    Animelerin Walt Disney dünyasından esinlendiğinden söz ettik, peki Hollywood dünyasının izleyiciyi uzun zaman önce etkisi altına almış animelerden etkilendiğini söylemeyelim mi?  Bazı filmlerde sahne dekorundan karakter yapısına kadar sirayet eden bu benzerliğe sizin için bir de örnek getirelim. Ve Wachowski Kardeşler’in Matrix isimli filmiyle Mamoru Oshii’nin yazıp yönettiği Ghost In The Shell animesini karşılaştırmanızı söyleyelim. Trinity ile Motoko Kusanagi karakterleri arasındaki benzerlik ne kadar yoğun sizce de öyle değil mi?

  • Söyleyebilene Aşkolsun Dedirten 8 Tekerleme

    Söyleyebilene Aşkolsun Dedirten 8 Tekerleme

    Çocukluk yıllarında söylemeye çalıştığımız ama bir çırpıda söylemekte zorlandığımız tekerlemelerin edebi bir değeri olduğunu biliyor muydunuz? Aslına bakarsanız, Halk edebiyatının konularından olan tekerlemeyi sadece çocukken değil şu yetişkin yaşımızda dahi bir çırpıda söylemek zordur. Denemek isteyenler için listemize 8 tane tekerleme ekledik!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • Bir Düğün Klasiği: Gelin Saçı

    Bir Düğün Klasiği: Gelin Saçı

    Bütün hazırlıklar tamamlanıp düğün günü gelip çattığında kuaför salonunda günlerdir süren telaşın son dakikaları yaşanır. Davetlilerin karşısına çıkılacak anın hemen öncesidir ve gelinlikle bütünleşecek bir saç modeli herkesin temennisidir. Ve şüphesiz ki aşağıdaki bilgilerin farkında olan gelin en şanslı gelindir.

  • Önemsiz Gibi Görünse De Hayat Kurtaran 9 Buluş

    Önemsiz Gibi Görünse De Hayat Kurtaran 9 Buluş

    Hayatta bazı şeyler vardır ki her gün kullanırsınız ama ne kadar önemli olduklarını; bu eşyalar hayatınızda olmadığında yaşamın ne kadar zorlaşabileceğini fark etmezsiniz. İşte, hemen her gün elinizin altında bulunan, hayatınızı kolaylaştıran bu mütevazı ama pek mühim 9 buluşu sizin için sıraladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Moda Dünyasına Hareket Getiren Fermuar” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En Pratik Temizlik Kâğıt Havlu” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En Lezzetli Pizzaları En Adil Şekilde Bölüştürmenin Tek Yolu Pizza Bıçağı ” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mükemmel Görünümlü Dondurmalar İçin Sihirli Bir Dokunuş Dondurma Kaşığı” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Saniyeler İçinde Etkili Kirpiklere Sahip Olmanız İçin Kirpik Kıvırıcı” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Her Sabah Saçınızda Hoş Kıvrımlarla Uyanmanızı Mümkün Kılan Bigudi” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sağlıklı Beslenmeyi Sevenler Arasında Tekrar Yükselen Trend Sefertası” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Taşımacılıkta Hayat Kurtarır, Can Sıkıntısına Birebirdir, Bilin Bakalım Nedir? Balonlu Naylon” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İnsanlık Tarihinin En Önemli Buluşu Ateşi Cebinize Kadar Getiren Çakmak” title_font_size=”13″]
  • 9 Madde ile 19 Mayıs 1919

    9 Madde ile 19 Mayıs 1919

    19 Mayıs, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğumuna giden yoldaki dönüm noktalarından biri… 2025 Mayıs’ı ise Atatürk’ün gençlere armağan ettiği 19 Mayıs’ın “106. Yılı”… Tarihimizde büyük yeri olan bu günü, gençler ve Atatürk’ün ifade ettiği gibi “genç fikirli” olanlar için Kültür ve Yaşam’da kutluyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Mustafa Kemal, Samsun’da asayişi sağlaması için Osmanlı Sultanı VI. Mehmet tarafından görevlendirildiğinde ve hazırlıklarını tamamladıktan sonra 16 Mayıs 1919 tarihinde yola çıktığında 9. Ordu Müfettişiydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Samsun’a deniz yoluyla gidilecek, bu yolculukta Mustafa Kemal’e 18 kişi eşlik edecekti. İçinde Refet Bele, Kazım Dirik, Hüsrev Gerede, Refik Saydam, Cevat Abbas Gürer’in de bulunduğu geminin dümeni kaptan İsmail Hakkı Durusu’daydı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    karadeniz, milli mücadele

    Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını Samsun’a taşıyacak gemi ise 48 metre boyundaki Bandırma’ydı. İskoçya’da yük vapuru olarak inşa edilen gemi tam 41 yaşındaydı ve İstanbul limanına kaydedilip Türk bayrağı çekilene kadar birçok ülke gezerek farklı görevlerde bulunmuştu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Gemi 16 Mayıs Cuma günü öğle saatlerinde İstanbul’dan ayrıldı. Mustafa Kemal, halkın iradesini arkasına alarak mücadeleye geçmenin gerekliliğine inanıyordu ve aklındaki bu düşüncelerle binmişti Bandırma Vapuru’na…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    19 Mayıs 1919 Pazartesi günü Samsun kıyılarına ulaştıklarında saatler 08.15’i gösteriyordu. Mustafa Kemal ve silah arkadaşları gemiden bir taka ile ayrılarak karaya ayak bastılar. 9. Ordu Müfettişi, başında kalpağı üstünde geniş yakalı lejyon kaputuyla iskeleye çıktı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Mustafa Kemal bu tarihten kısa bir süre sonra hayatına sivil devam edecek, Amasya, Erzurum ve Sivas kongreleriyle başlayan Milli Mücadele sayesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 23 Nisan 1920’deki açılışına giden yolun temelleri atılacaktı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    ‘’1919 senesi Mayıs’ının 19. günü Samsun’a çıktım…’’ Atatürk Nutuk’u bu cümleyle başlatmıştır ve başka bir tarihte, “Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk safhasıdır. 19 Mayıs, kökleri tarihin en eski çağlarına uzanan Türk ulusunun gençleşmesinin simgesidir.” dediği bu günü sembolik doğum günü olarak işaret etmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramı

    19 Mayıs ilk kez 1926 yılında, ikinci kez 1935’te kutlandı. Simgesel olarak sadece Atatürk’ün değil bir ulusun doğum günü olan bu önemli gün Türk gençliğine armağan edildi ve 1938’den sonra Gençlik ve Spor Bayramı, 1981’den sonra ise Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ismiyle kutlanmaya başlandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    milli mücadele

    Bu tarihi olaya tanıklık ve aracılık eden Bandırma Vapuru ise 1925 yılında bir armatöre satılmıştı. Geminin anısı 1999 yılında yapılan ve 2003’te müze olarak açılan replikasıyla Samsun’da yaşatılıyor.

  • YENİLEBİLİR ÇİÇEK TÜRLERİ NELERDİR?

    Yalnızca saksıda değil tabakta ve damakta da oldukça leziz duran yenilebilir çiçekler, son yıllarda gastronominin en önemli renklerinden biri. Aslında geçmişi eskiye dayanır; Roma, Çin ve Yunan mutfaklarında çok eskilerden beri geleneksel yemek yapımında kullanıldığı bilinir. Yenilebilir çiçek için “yemek olarak tüketilmesi uygun olan bitki” tanımını yapabiliriz. Bu yazımızda sizlere renkli tabaklar, leziz tatlar vaat ediyor ve birbirinden lezzetli yenilebilir çiçekleri listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Süs bitkisi olarak bilinen menekşe aynı zamanda yemeklerin de iyi bir eşlikçisi. Odunsu tadı ile yemeğe keskin bir tat katar. Özellikle pasta ve tatlılarda kullanılır ancak menekşeli pilav da oldukça ilginç bir alternatiftir. Bütün halinde yemeğe katılabilen menekşe aynı zamanda ince doğrandığında salatalara da tat verir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sadece yemek için değil hayatımızın pek çok noktasında lavantanın güzelliklerinden yararlanıyoruz; çiçek olarak vazoya koyduğumuzda ortama enfes kokusu yayılırken, yağ olarak kullanıldığında insan vücudunda rahatlatıcı bir etki sağlar. Tüm bunların haricinde yiyeceklere de lezzet katan lavanta özellikle tatlı tariflerinin vazgeçilmezlerindendir; lavantalı muhallebi, lavantalı makaron ve lavantalı beze bunlardan birkaçıdır. Keskin bir tadı olduğu için çok az miktar kullanılması gerekir aksi halde kokusuyla tatlının önüne geçebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Güller de yenilebilir çiçek türlerinden biridir. Yapraklarıyla yemeklere farklı bir tat katar. Tıpkı lavanta gibi gülün de yağından yararlanmak mümkündür. Taze ve çiğ olarak da tüketilebilen gül özellikle salatalarda çok iyi gider. Kurutulmuş gül yapraklarını baharat olarak kullanabilir ya da direkt olarak gül reçeli, marmelat yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Hanımeli ağacının önünden geçerken etrafa yayılan eşsiz kokuya hepimiz aşinayızdır. Özellikle çiçeğinde bal gibi tatlı bir aroma bulunur. Hanımelinin çiçeğindeki bu aromayı direkt olarak tüketebileceğiniz gibi çiçeği salatalara da katabilirsiniz ya da şahane reçeller yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Belki de en popüler yenilebilir çiçek türlerinden biri kabak çiçeğidir. Ege bölgesinde sıkça karşımıza çıkan ve sofralara lezzet katan kabak çiçeğini çiğ olarak tüketebileceğiniz gibi yemeklerde de kullanabilirsiniz. Özellikle kabak çiçeği dolması, Türk mutfağının en güzel lezzetlerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Tıpkı lavanta gibi “rahatlatan” çiçek türlerinden biri papatyalardır. Papatya çayı, hepimizin aşina olduğu çay çeşitlerindendir ancak papatya aynı zamanda tatlılara ve hamur işlerine de tat katar. Örneğin papatyalı yoğurtlu panna cotta oldukça leziz tatlardandır.

  • Kendi Ekosistemini Yaratan 10 Toprak Akvaryum

    Kendi Ekosistemini Yaratan 10 Toprak Akvaryum

    Toprak akvaryumlar bir diğer adıyla teraryumlar son yıllarda evleri, dükkânları, bahçeleri, balkonları süslüyor, yarattığı minik dünyalarla her göreni hayran bırakıyor. Çeşit çeşit fanuslarda, kavanozlarda hayata gelen bu minyatür yeşil dünyaları yakından tanımak, ilginç hikâyelerini öğrenmek için buyurun listemize bir göz atın…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    akvaryum, aquarium, terrarium

    Teraryum, yani akvaryumun içine toprak koyup içine bitki dikmek, ilk kez Londra’da botanikçi Nathaniel Ward tarafından uygulanan bir teknik. Tropik bitkilerle ilgilenen bu bilim adamı, günümüzde sık sık karşımıza çıkan toprak akvaryumların babası sayılabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    akvaryum, aquarium, terrarium

    Dr. Ward, Londra’da yetişmesi mümkün olmayan tropik bitkileri kavanozların içinde yetiştirmeye başlıyor ve bitkilerin ihtiyacı olan tropik ekosistemi bu kavanozlarda oluşturabildiğini görüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    akvaryum, aquarium, terrarium

    Hatta toprak akvaryumları bir gemiye koyarak dünyanın diğer ucuna, Avustralya’ya yolluyor ve bitkilerin bu 6 aylık zorlu yolculuktan hiç etkilenmediğini çünkü akvaryumların içinde ayrı bir ekosistem oluştuğunu kanıtlamış oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    akvaryum, aquarium, terrarium

    Toprak akvaryumlar, aynı tropik sistemlerde olduğu gibi devamlı nemli olan bir doğal alan oluşturuyor ve böylece içindeki bitkiler gereken besinleri ediniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    aquarium, terrarium, akvaryum

    Teraryumu ilk yaptığınızda verdiğiniz can suyu akvaryumun yapımı tamamlanıp da ağzı kapatılınca buharlaşıyor ve adeta yağmur gibi bitkilerin üzerine yağıyor, toprağa düşüyor ve sonra tekrar buharlaşarak ekosistemin dönüşümünü tamamlıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    aquarium, terrarium, akvaryum

    Oluşan bu ekosistem sayesinde bitkileri sulamanız gerekmiyor, akvaryumun içi her zaman nemli kalıyor. Ama bu sebeple teraryum için seçeceğiniz bitkilerin de bu nemli sisteme uyum sağlayabilecek türler olması gerekiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    aquarium, terrarium, akvaryum

    Toprak akvaryumların bir başka güzelliği evinizde sizin de kolayca yapabilecek olmanız. Uygun bir fanus ya da kavanoz, çakıl taşları, torf, aktif kömür kullanarak teraryumunuzu kendiniz yapabilirsiniz. Eğer tüm adımları doğru uygularsanız ve doğru malzemeler kullanırsanız, su vermeseniz bile bitkileriniz büyümeye ve yeşil kalmaya devam edecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    aquarium, terrarium, akvaryum

    Toprak akvaryumu hazırlamak için uygun bir fanus ya da kavanoza, çakıl taşlarına, aktif kömüre, torfa ve tabii ki uygun bitkilere ihtiyacınız var. Ayrıca, bitkilerinizin altına yosun yerleştirerek hoş bir görüntü yaratabilirsiniz. Minyatür dünyanızı süslemek için dekoratif taşlar ve figürler de kullanabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    aquarium, terrarium, akvaryum

    Teraryumu hazırlamak için ilk olarak, çakıl taşlarını daha sonra aktif kömür parçalarını ve en son olarak torfu yerleştirin daha sonra tropik mevsime uygun minyatür bitkileri ve dekoratif figürleri arzu ettiğiniz şekilde bir araya getirerek kendi dünyanızı yaratabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    akvaryum, aquarium, terrarium

    Kendi yarattığınız bu minyatür ekosistemi evinizde, balkonunuzda, bahçenizde dekorasyon amaçlı kullanabilirsiniz. Üstelik kendi ellerinizle yaptığınız toprak akvaryum, sevdiklerinize verebileceğiniz çok güzel bir hediye olacaktır.

  • Vahşi Doğanın En Sevimli Halleri

    Vahşi Doğanın En Sevimli Halleri

    Timsahlar, aslanlar, kaplanlar, sırtlanlar, tilkiler… Evet, onlarla ayrı dünyaların canlılarıyız ama aslında bir o kadar da yakınız… Kimi en az bizim kadar üşengeç, kimi bizim gibi çalışkan, kimi çocuklarına karşı öğretici, kimi kindar, kimi sadık, kimi eğlenmeyi seviyor hatta kimi bizler gibi kayıplarının ardından yas tutuyor. Kim demiş vahşiler diye!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • ENDER RASTLANAN LEZZETLER

    Listemizde okuyacağınız gıdalar dünyada bulunan ender lezzetler arasında yer alıyor. Bu denli ender olmasının nedeni ise sadece belirli bölgelerde yetişmesi ve elde edilmesinin oldukça zahmetli olması. Bu lezzetleri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Densuke karpuzu, Japonya’nın Hakkaido Adası’nda, Tohma kasabasında yetiştirilen nadir bir cinstir. Bu bölgenin kendine özgü iklimi ve volkanik toprağı meyvenin kendine has tadının kaynağıdır. Yılda 100’den az üretilen bu karpuzun tanesi yaklaşık 10 kilogramdır ve açık artırma ile satılır. Dış kabuk rengi siyaha yakındır ve çok az çekirdeği vardır. Densuke karpuzunu tadanlar, normal karpuzdan çok daha tatlı olduğunu belirtmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Matsutake mantarı, Japonya, Kore ve dünyanın birçok yerinde yetişmektedir. Ancak lezzet ve besin değeri bakımından Kuzeybatı Pasifik’te yetişenler daha çok talep görmekte ve daha yüksek bir fiyattan satılmaktadır. Çam ağacında yetişen bir mantar türü olan bu mantarı tadanlar baharatlı çam ve tarçın aromasına sahip olduğunu belirtmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kahve çeşitleri arasında en az üretilen kahve olan kopi luwak kahvesi, Endonezya’nın Sumatra Adası ve çevresindeki birkaç adada yaşayan palmiye Misk kedilerinin yediği ve sonrasında dışkıladığı kahve çekirdeklerinden elde ediliyor. Midelerindeki çeşitli enzimler ile fermente olan kahve çekirdekleri dezenfekte edildikten sonra güneş ışığında kurutulup hafif bir kavurma işlemi ile içime hazır hâle geliyor. Yapılan araştırmalara göre içeriğinde en az bakteri barındıran bu kahve, Misk kedilerinin yabani hayattan uzakta beslenmeleri ile kahve çekirdeklerinin daha kaliteli olduğu düşünülüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ruby Roman üzümü, Japonya’nın Ishikawa bölgesinde yerel hükümet ve çiftçiler tarafından büyük ve kırmızı bir üzüm çeşidi geliştirme amacıyla yıllarca süren deneyler sonucunda 2008 yılında üretilmiştir. Bu üzüm, büyük, yuvarlak ve parlak kırmızı renkte olup adını bu görünümünden alır. Tatlı ve düşük asit oranına sahip üzümler satışa sunulmadan önce üç ana kritere göre değerlendirilir: Her bir üzümün en az 20 gram ağırlığında olması, en az 18 derece Brix şeker (meyve ve sebzedeki şeker içeriği ölçüsü) oranına sahip olması ve üzüm renginin resmi renk tablosu ile uyumlu olması gerekmektedir. Ruby Roman üzümleri, özellikle ilk hasat dönemlerinde yapılan açık artırmalarda yüksek fiyatlara alıcı bulmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Güneybatı Asya’dan dünyaya yayılan İran safranı, keskin tadı ve yemeklere verdiği hoş renkle dikkat çekiyor. Bu baharat “crocus sativus” bitkisinin çiçeklerinden elde ediliyor. Bir kilogram safran üretmek için yaklaşık 150.000 ile 200.000 çiçek toplamak gerekiyor ve bu işlem elle yapılıyor. Çiçeklerinin sadece belirli bir dönemde açması ve bu dönemde hızla hasat edilmesi gerekliliği safranın ender bulunmasının başlıca nedenleri arasında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Mavi yüzgeçli orkinos, okyanuslarda yaşayan ve nadir bulunan büyük bir ton balığı türüdür. Aşırı avlanma nedeniyle popülasyonu ciddi şekilde azalmıştır ve avlanmaları sıkı denetimlere tabidir. Japonya ve Asya ülkelerinde mavi yüzgeçli orkinosa büyük bir talep vardır çünkü nadir bulunan bir türdür, tadı lezzetlidir ve besin değeri yüksektir.