Blog

  • Sadece Gazianteplilerin Kullandığı 11 Kelime

    Sadece Gazianteplilerin Kullandığı 11 Kelime

    Pek çok yöresel ağızda patlıcana balcan denilmesine halk olarak aşinayızdır. Dil, kendi içinde şekillenir ve üzerinde yaşanan coğrafyanın izlerini taşıyarak farklılaşıp halk ağızlarına dönüşür. Her dilde olduğu gibi bizim dilimizde de kendine özgü tanım ve kelimelerle zenginleşen halk ağızları oldukça yaygındır. Yaşadıkları topraklar gibi sıcakkanlı olan Antepliler ve onların tamamen kendilerine özgü kelimeleri ise hazine gibi. Hepsini paylaşamaya ömür yetmez ama 11 tanesini sizin için şöyle sıraladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ayıntab (Antep)” title_font_size=”13″]
    antep

    Şehir, Cumhuriyet öncesine dek Ayıntab olarak anılmaktaydı. “Ayn” pınar veya göz, “tab” ise parlaklık demektir ve buna göre Ayıntab kelimesi “parlak pınar” anlamına gelmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Rafık (Dost, Arkadaş)” title_font_size=”13″]

    Rafık ya da Refik fark etmez Antep’te biri “Rafık Ne Ediyin?” diye size sesleniyorsa bilin ki sizi dostu arkadaşı olarak gördüğü içindir. İçinde samimiyet barındıran Rafık, Rafığım kelimesi, artık dilimizden düşmeyen “kanka” tabirinin karşılığıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şapşak (Su Kabı)” title_font_size=”13″]
    gaziantep ağzı

    Antep’te su kabı anlamına gelen Şapşak, yerine göre çok amaçlı da kullanılabilir. Örneğin; bardak ve sürahi için kullanıldığı gibi tuvaletteki su kabı için de “hela şapşağı” tabiri kullanılabilmektedir. Bunun dışında çeşitli mecaz anlamları da bulunan şapşak kelimesi üstüne vazife olmayan bir işe kalkışanlar ve geveze insanlar için de sıkça kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Angeslek (Bilerek, Kasıtlı)” title_font_size=”13″]
    gaziantep ağzı

    Angeslek dilimize uzak, telaffuzu zor gibi görünse de Antepliler tarafından genelde “Dalga geçme benimle.” veya “Doğru değil bu mahsus yapıyorsun.” anlamında sıkça kullanılan, kulağa yabancı gelse de Anteplilerin neşeli, haylaz çocukları gibi benimsedikleri bir kelime.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bahteniz (Maydanoz)” title_font_size=”13″]
    gaziantep ağzı

    Anteplilerin hemen hemen bütün yemeklerinin içinde bulunan maydanoza verdikleri isimdir. Baharatlar ne kadar önemliyse maydanoz da o kadar önemlidir. Maydanoza herkesten farklı bir isim vermeleri de onların inceliği…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Döş (Göğüs)” title_font_size=”13″]
    gazinatep ağzı

    Anteplilerin göğüsün üst kısmına yani bağıra verdikleri isimdir. “Döşün açık gezme”, “Döşü yanık” tabirleri de Antepliler tarafından sıkça kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hanek (Laf, Söz)” title_font_size=”13″]

    Anteplilerin günlük hayatlarında sıkça kullandıkları bir kelimedir. Haneklemek (laflamak) gibi doğal olarak türetilebilen çok sayıda versiyonu da bulunmaktadır. Söylemek istediklerini açık açık ifade ettiklerinde fakat söylediklerinin bir kırgınlık bir huzursuzluk yaratacağına inandıkları zaman bu sözü kullanırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cüdele (İnce Yorgan)” title_font_size=”13″]
    yorgan, gaziantep ağzı

    Gaziantep’te gelin olacak kızların çeyizlerinde mutlaka bulunması gereken parlak atlas kumaştan yapılan ve üzerinde desenleri olan ince yorgana verilen isimdir. Çeyiz için o kadar makbul bir eşyadır ki bir gelinin çeyizinde birbirinden farklı işlemelere sahip en az 8-10 tane cüdele yoksa o çeyiz eksik, zayıf bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Süllüm (Merdiven)” title_font_size=”13″]
    gaziantep ağzı

    Yalnızca Antep yöresinde kullanılan ve Osmanlıca bir kelime olan süllüm ahşap merdivene verilen isimdir. Sabit olabileceği gibi taşınabilir türden de olabilir. Genellikle uzun boylu çocuklar için “Süllüm gibi oğlan” şeklinde kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kercetmek (Taklit Etmek)” title_font_size=”13″]
    gaziantep ağzı, çocuk ve kedi

    Kercetmek, mizahın yapı taşlarından biri olan “taklit” anlamına gelmektedir. Taklidi yapan kişi ise kercivan olarak adlandırılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kele” title_font_size=”13″]
    gaziantep ağzı

    Anteplilerin herhangi bir konuda konuşurken hey, bre, aboo, gibi ünlem ifadesi olarak kullandıkları bir kelimedir. Özellikle “kele anam, kele bacım” şeklindeki kullanımı oldukça yaygındır.

  • DÜNYANIN EN GÜZEL METRO İSTASYONLARI

    Hızlı ve güvenli ulaşım araçlarından biri olan metroların kimi ülkelerdeki yolcu istasyonları öyle bir mimari tasarıma sahip ki ulaşım amacıyla kullanılan bu istasyonlar harikalar diyarına yapılan bir yolculuğa dönüşüyor. Mühendis ve mimarların titiz çalışmalarıyla ortaya çıkan dünyanın en göz alıcı metro istasyonlarında kendinizi Rönesans ya da Barok dönemine ait ünlü bir sanat eserinin içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Hava sirkülasyonundan yapısal bütünlüğe, rutubet oranından yolcu konforuna kadar onlarca detayın titizlikle düşünüldüğü bu istasyonların hepsi âdeta birer sanat eseri. Estetik bakış açısının zirveye çıktığı bu mekânların en dikkat çekenlerini sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    City Hall Metro İstasyonu tam bir tasarım harikası. Yapımı yüzyıllık bir geçmişe dayanan City Hall, eşsiz mimarisiyle New York’ta bulunuyor. Seramik kemerleri, pirinç armatürleri ve kubbeli yapısıyla 1904 yılında hizmet vermeye başlayan istasyon dönemi için oldukça iddialı bir tasarıma sahip. 1945 yılında New York metro hattının genişlemesiyle City Hall Metro İstasyonu kapatıldı ancak bu eşsiz mimariyi ziyaret etmek isteyenler için günün belirli saatlerinde özel seferler yapılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İtalya, Napoli’de bulunan Toledo Metro İstasyonu ziyaretçilerini uzay boşluğunda hissettiren özel mekanlardan biri. Yerin yaklaşık 50 metre kadar altında konumlanan istasyon, Salvador Dali’nin yakın arkadaşı olan mimar Oscar Tusques Blanca tarafından tasarlandı ve 2012 yılında hizmete açıldı. Önemli alışveriş merkezlerinin kesişme noktasında bulunan, duvar ve tavanı mavi-yeşil tonlarına sahip mozaiklerle kaplı Toledo Metro İstasyonu’nda uzayın derinliklerine süzülüyormuş gibi hissetmek de mümkün, gittikçe derinleşen masmavi bir okyanusun içinde de…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Fransa’nın göz bebeği Paris’te bulunan Arts Et Metiers İstasyonu, tıpkı şehrin kendisi gibi çok dikkat çekici bir metro istasyonu. 1904 yılında hizmet vermeye başlayan metro sisteminin 1935 yılında açılan bu istasyonu, Belçikalı çizgi roman sanatçısı François Schuiten’in ve dünyaca ünlü yazar Jules Verne’nin eserlerinin sergilenmesiyle 1994 yılından bu yana fütüristtik bir müzeye dönüşmüş durumda. Metro müzesinin ışık tasarımı da özel olarak kurgulandı ve çok aydınlık olmayacak bir şekilde mekâna dağıtıldı. Gören herkesi kendine hayran bırakan istasyonda hiçbir reklam panosunun olmadığını da belirtmek isteriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Tayvan’da bulunan Formosa Boulevard Metro İstasyonu, dünyanın en çok yolcu taşıyan istasyonlarından biri olmasına rağmen etkileyici mimarisiyle yolcularına eşsiz bir mekân deneyimi sunuyor. Işıklı bir cam kubbeye sahip istasyon, cam işçiliğinin en güzel örneklerine sahip. İtalyan sanatçı Narcissus Quagliata tarafından tasarlanan istasyonun yapımı yaklaşık 4 yıl sürdü. 4000’den fazla renkli cam panelin bulunduğu Formosa Boulevard için dev bir sanat eseri demek yerinde olacak.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Moskova’da yer alan Komsomolskaya Metro İstasyonu âdeta tarihi bir saray binasına benziyor. Etkileyici sütunları, üç tonozlu derin yapısıyla istasyon, klasisizm ve Rus barok sanat ekolünün izlerini taşıyor. 1935 yılından beri hizmet veren şaşaalı istasyonda bulunan altın sarısı panolarda Sovyet devriminde rolü olan generallerin hikâyeleri anlatılıyor. İhtişamlı avizelerin, kabartmalı süslemelerin göz kamaştırdığı istasyon için geçmişe açılan bir kapı diyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Rengârenk desenlerle kaplı duvarlarıyla oldukça ilgi çekici olan istasyonlardan biri de Kungsträdgården Metro İstasyonu. Yapımına 1950’lerde başlanan Stockholm metro sisteminde bulunan 90 istasyonun tamamı çeşitli sanatçıların eserlerinden oluşuyor. 1825’te çıkan yangında yok olan Makalös Sarayı’na ait kalıntıların sergilendiği Kungsträdgården Metro İstasyonu ise en ilgi çekici istasyonlardan biri olarak listemizde yer alıyor. Derin mimarisi, duvar ve zemin resimleriyle arkeolojik bir mekân algısı sunan istasyon adını bölgenin kamusal yeşil alanı olan Kungsträdgården’den alıyor ve “Kral’ın Bahçesi” anlamına geliyor.

  • GÜZELLİK KALIPLARINI DEĞİŞTİREN MODEL

    Bir döneme damga vuran süper model Twiggy, alışageldiğimiz model ve kadın imajını kökten değiştirmeyi başarmış bir isim. 1966’da adım attığı moda sektöründe büyük ve etkileyici bakışları, kısacık saçları ve masum yüzü ile tüm dünyada şöhreti yakalayan, Japonya’dan ülkemize birçok kadının benzemek için çabaladığı İngiliz modelin hayat hikâyesini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın ilk süper modellerinden olan Twiggy, Eylül 1949’da Londra’da doğar. Asıl adı Dame Lesley Lawson olan top modelin babası marangoz, annesi ise fabrika işçisidir. Kız lisesinde eğitimine devam ederken 15 yaşındayken gittiği kuaför salonunda işe başlayan Lesley, çok zayıf olmasından dolayı “Twigs” lakabıyla anılmaya başlar. Daha o yaşlarda model olmayı kafasına koyan Lesley, birkaç ajans ile görüşse de çok zayıf ve kısa olduğu için modelliğe uygun bulunmaz. Bu ret cevabı genç Lesley’in radikal bir karar almasına sebep olur ve saçlarını kısacık kestirir, oldukça uzun takma kirpikler kullanmaya başlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1966’da kuaförde tesadüfen tanıştığı Daily Express’te çalışan gazetecinin dikkatini çeken Lesley, Daily Express’te fotoğraflarının yayımlanmasından sonra Yeşilçam sinemasından aşina olduğumuz gerçeküstü bir şans ve hız ile şöhret basamaklarını tırmanmaya başlar. Aynı sene yılın İngiliz kadını seçilen Lesley, moda dünyasında beden kalıplarının ve estetik anlayışının keskin bir şekilde değişmesine neden olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Tüm zamanların efsanevi moda dergisi Vogue ile çalışmaya başladıktan sonra popülaritesi hızla artan Lesley, Andy Warhol’un dikkatinden de kaçmaz. Dönemin marjinal oyuncu ve modellerini etrafına toplamakta oldukça başarılı olan Warhol, Lesley’nin sıra dışı tarzından ve sınırları zorlayan güzelliğinden oldukça etkilenir. 1970’lerde bağımsız filmler ve çeşitli video projelerinde birlikte çalışırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Daha genç bir kızken tüm kuralları yıkıp moda dünyasını alt üst edeceğinden muhtemelen habersiz olan Lesley artık Twiggy olarak anılır. 70’lerde sinema, tiyatro ve televizyon oyuncusu olarak başarılı bir kariyerin sahibi olur. 1971’de rol aldığı “Erkek Arkadaş” filmi ile iki Altın Küre ödülü kazanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Moda ve sanat dünyasının aranan yüzü Twiggy artık tüm dünyanın tanıdığı bir isimdir ve 60’larda başlayan ve tüm Avrupa’yı saran gençlik hareketinin moda ikonu olur. Artık sokaklarda tıpkı Twiggy gibi giyinen, kısa saçlı ve mini etekli kadınlar görmek sıradan bir hâl almıştır; zayıflığı da maalesef ki güzelliği kadar övünülecek hâle gelmiştir. Uzun yıllar moda dünyasını etkisi altına alan zayıf model modası Twiggy’nin estirdiği rüzgârın bir sonucudur. Neyse ki artık bu güzellik kalıplarının çok ötesine geçilmiş durumda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Oyunculuk ve modellik ile geçen kariyerine iki evlilik sığdıran Twiggy, 1998’de biyografisini kaleme alır ve kitabı en çok satanlar listesine girer. Günümüzde ilerleyen yaşına rağmen sevdiği ve desteklediği markalar ile çalışmaya devam eden Twiggy, Birleşik Krallık’ta kültür, sanat, siyaset, edebiyat gibi alanlarda önemli başarılara imza atan kişilere verilen Britanya İmparatorluğu Nişanı’na layık görülür. Twiggy halen hayatta ailesi ile beraber sakin bir hayat yaşamaktadır.

  • BALIKLI YEMEKLER

    Türk ve dünya mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan balığın onlarca farklı tarifi ve pişirme tekniği bulunuyor. Hamsi kuşu, fırında somon, balık çorbası, ançüez, hamsili pilav gibi yüzlerce çeşit tarif içinden dilediğinizi seçebilir ve sofralarda şölen havası estirebilirsiniz. Bu yazımızda balığın en çok yakıştığı tariflerden birkaçını listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Lezzetini baharatlardan ve kök sebzelerden alan balık çorbası, balığın en güzel tariflerinden biri. Çorbanın daha berrak olması için beyaz etli balıkları tercih edebilir, ülkemizde de kolaylıkla bulabileceğiniz levrek ile ideal bir balık çorbası pişirebilirsiniz. Levreği güzelce temizledikten sonra tencereye koyun ve üzerine soğuk su ilave edin. Kereviz sapı, havuç ve soğanı doğrayın. İçine maydanoz, karabiber, defneyaprağı, limon suyu, zerdeçal, tuz ve sarımsağı ilave edin ve tencereye ekleyin, az miktar zeytinyağı gezdirin. Orta ateşte kaynattıktan sonra haşlanan balığı servis tabağına alın ve küçük parçalara ayırın. Ardından balık suyunu süzgeçten geçirin, tencereye alın ve didiklenen balıkları ekleyin. Üzerine terbiye yapabilir ve çorbayı daha lezzetli bir hale getirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Hamsi, sardalya veya tirsi balığının tuzlanarak kavanozlara yerleştirilmesiyle yapılan ançüez, İtalya mutfağının ünlü balık yemeklerinden biridir. Yağlı ve tuzlu olarak hazırlanan ançüez için bir çeşit balık ezmesi diyebiliriz. Sardalyalı ançüez için önce bir kavanoza bolca kaya tuzu eklenir. Kaya tuzunun üzerine temizlenmiş ve kılçıkları iyice alınmış sardalyalar bir kat yerleştirilir. Ardından yine bir miktar kaya tuzu ve balıklar eklenir ve bu şekilde tüm kavanozu doldurana kadar aynı işlem tekrarlanır. Son olarak en üste kaya tuzu ve lezzet katması için taze limon suyu da eklenir ve kavanozun kapağı hava almayacak şekilde kapatılarak 40-45 gün kadar bekletilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Karadeniz mutfağının sevilen lezzetlerinden hamsili pilav, doyuruculuğuyla ana yemeklerden biri olarak sofralarımızda yerini alıyor. Bol malzemeli olduğu ve hamsileri tek tek dizmek gerektiği için yapımı uzun sürse de sonunda ortaya çıkan lezzet için bu zahmet göze almaya değer. Hamsili pilav yapmak için önce hamsiler ayıklanır, iyice yıkadıktan sonra yaklaşık 20 dakika suda bekletilir. Hamsilerin rengini korumak için dilerseniz beklettiğiniz suya birkaç damla limon suyu ekleyebilirsiniz. Malzemesi için gerekli olan kuş üzümleri ılık bir suda bekletilirken pirinçler yıkanır, sıcak suda bekletilir. Tencereye tereyağı ile yemeklik kesilen soğanlar eklenir ve kavrulur. Fıstıklar ilave edilip kavurma işlemi devam ederken suyu süzülen kuş üzümleri de eklenir. Karabiber, yenibahar gibi baharatların çok yakıştığı hamsili pilav harcına damak tadına uygun baharatlar eklendikten sonra, son olarak suyu süzülen pirinç eklenir ve kısık ateşte pişirilir. Cam fırın kabı yağlandıktan sonra hamsiler ilk olarak zemine dizilir ve hazırlanan iç harç eklendikten sonra harcın üzerini kapatacak şekilde tekrar kalan hamsiler dizilir. Önceden ısıtılan 180 derece fırında hamsiler kızarıncaya kadar ortalama 25 dakika pişirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yağlı bir balık olmasına karşın yemeklere çok yakışan somon ile pek çok leziz tarife imza atabilirsiniz. Bunlardan biri olan mantarlı somon kavurma tarifi ve yapımı da çok pratik. Önce soğanlar sotelenir ve üzerine mantar eklenerek yüksek ateşte kavrulur. Üzerine somonlar ilave edilir ve sotelemeye devam edilir. Biberler eklendikten sonra son olarak soya sosu eklenir ve güzelce karıştırılır. Ocaktan alıp servis tabağına yerleştirdikten sonra dilerseniz üzerine susam dökerek de servis edebilirsiniz. İşte bu kadar basit bir tarif!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Balıklı tariflerin belki de içlerinde en pratik olanı palamut köftesidir. Palamutları ayıkladıktan sonra tavada hafifçe pişirin ve bir kâseye alın. Un, yumurta, tuz, karabiber ve pul biberi kâseye ilave edin ve bir güzel karıştırdıktan sonra harcı küçük parçalara bölün. Kızartma yağını ısınması için ocağa koyun ve diğer tarafta yumurta sarılarını çırpın. Parçalara böldüğünüz balık harcını önce una ve ardından yumurtaya ve son olarak galeta ununa bulayın. Kızgın yağda kızarttığınız köfteleri bol yeşillikle ya da limonla servis edebilirsiniz. Hem çok pratik hem oldukça lezzetli tarif. Afiyet olsun!

  • MUCİT BENJAMIN FRANKLIN

    Politikacı, yazar, bilim insanı, müzisyen ve mucit… ABD’nin kurucularından olan Benjamin Franklin’i belki birçok insan 100 doların üzerindeki fotoğrafından hatırlıyor. Hayatı boyunca birçok önemli icada imza atan, keşifler yapan mucit Benjamin Franklin’in bugün dahi kullanılan buluşlarını yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Paratoner” title_font_size=”13″]

    Paratoner, bir yapıyı veya yükseltiyi olası yıldırım çarpmalarından korumak için tasarlanan metal iletken uzun direklerdir. Elektrik yüklerinin artı ve eksi yükle dolu olduğunu ilk tespit eden kişi olan Franklin, artı ve eksi kutupların birbirini çektiği, aynı kutupların ise birbirini ittiğini ileri sürdüğü savını 1752’de fırtınalı bir havada uçurduğu uçurtma sayesinde ispatlar ve paratoneri icat ederek olası yıldırım hasarının önüne geçmeyi amaçlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çift Odaklı Gözlük ” title_font_size=”13″]

    Hem miyop hem de astigmat olan Franklin, yakın ve uzağı görmek için iki farklı gözlük kullanmak zorundadır. Bu göz problemine pratik bir çözüm olarak çift odaklı gözlükleri tasarlar ve gözlüklerin lenslerini yatay olarak ikiye böler. Camın üst tarafına bakıldığında uzak, alt tarafına bakıldığında da yakındaki nesneleri net gösteren gözlüğü günümüzde halen kullanılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yüzme Paletleri ” title_font_size=”13″]

    Boston’daki Charles Nehri yakınında büyüyen Benjamin Franklin yüzmeyi çok sever ve yaşamı boyunca yüzme dersleri verir. 11 yaşında icat ettiği el paleti sayesinde suda hızlı hareket etmeyi başaran genç mucit, bu icadıyla ölümünden sonra Uluslararası Yüzme Onur Listesi’ne girer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uzun Kol ” title_font_size=”13″]

    Benjamin Franklin okumayı çok sever ve binlerce kitabı vardır. Zeminden tavana kadar kitap rafları ile dolu olan evinde üst raflara ulaşmak için merdiven inip çıkma zahmetinden kurtulmak adına ucuna iki mandal takılmış bir ahşap parça tasarlar. “Uzun kol” adını verdiği aletin diğer ucundaki kabloyu çektiğinde mandallar kapanır ve istediği kitabı sıkıca tutabilir. Bu aletin birçok farklı versiyonu yüzyıllarca değişik amaçlarla kullanıldığı gibi basit protezlerin de atası olarak kabul edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Franklin Sobası ” title_font_size=”13″]

    Eskiden kullanılan soba ve ocak sistemlerinin tütme ve kül sorunları vardı. Franklin, bu sorunları ortadan kaldırmak ve daha az odunla daha fazla ısı sağlamak için 18. yüzyılın ortalarında ısıya dayanıklı taşlarla çevrili ve metal bir borudan kirli hava dışarı atılacak şekilde bir soba tasarlar. Odanın ortasına yerleştirilen bu soba hem odanın daha çabuk ısınmasını hem de duman ve külün yaşam alanından izole olmasını sağlayarak sobaları daha güvenli bir hâle getirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cam Armonika ” title_font_size=”13″]

    Farklı notalar oluşturmak için 37 cam halkayı birbirine geçirerek değişik boyut ve yoğunlukta bir müzik aleti icat eden Franklin, “Bütün icatlarım arasında cam armonika bana en büyük kişisel memnuniyeti veren tasarımım.” açıklamasıyla bu icadına verdiği önemi dile getirmiştir. Günümüzde pek çok kişinin haberinin bile olmadığı bu müzik aletinin kontrolü ayak pedalıyla yapılır. İcadından sonra, 18. yüzyılda, Beethoven ve Mozart gibi ünlü besteciler kısa sürede popülerleşen cam armonika için özel besteler bile üretir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gulf-Stream Akıntısı” title_font_size=”13″]

    1768’de ABD’li yetkililere mektupla gelen bir şikâyette; Londra’dan New York’a giden kargo gemilerinin tam tersi istikamette bir hafta gecikmeli geldiği bildirilir ve bu gecikmenin araştırılması istenir. Bunun üzerine gemi kaptanlarıyla beraber bir çalışma gerçekleştiren Benjamin Franklin, bu rotadaki su sıcaklığını, su rengindeki değişimleri ve balinaların davranışını inceler. Yaptığı araştırmalar sonucunda “Gulf Stream” haritasını çizer ve akıntıyı sebepleriyle birlikte tanımlar. Gulf Stream akıntısı, Meksika Körfezi’nden başlayıp Birleşik Krallık’ın kuzeyine kadar devam eden sıcak su akıntısıdır. Özellikle Birleşik Krallık ve Avrupa’nın kuzeyindeki iklimi yumuşatarak yaşanabilir kılar. Böylelikle Franklin hem yaşanan gecikmenin hem de Kuzey Avrupa ülkelerinde yetişen yarı tropikal meyve ve sebzelerin kaynağını da bulmuş olur.

  • Adı Başarılarıyla Öne Çıkan 9 Gencimiz

    Adı Başarılarıyla Öne Çıkan 9 Gencimiz

    Onlar bilim insanı, sanatçı, sporcu olarak kendi alanında başarılı olmuş, adı öne çıkmış gençlerimiz… Her biri Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “cesaretimizi güçlendiren ve sürdüren gençler”imiz… Biz de genç-yaşlı hepimize umut vaat eden bu isimlerden birkaç tanesini listemize taşıyarak sayfamızı aydınlatıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Neval Çam” title_font_size=”13″]

    Henüz 16 yaşındayken işaret dilini tercüme eden bir bilgisayar programı yazan Neval, hem 2016 yılında Microsoft tarafından verilen “Yılın Kadın Girişimcisi” ödülünü aldı hem de dünyanın en iyi üniversitelerinden Stanford’dan tam burs kazandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Damla Koşar” title_font_size=”13″]

    Genç piyanistimiz Damla, 2017 yılında 18 yaşındayken Viyana’da düzenlenen Uluslararası Müzik Yarışması’nda birinci oldu. Bu başarının ardından birçok uluslararası yarışmada da ödüller kazanan Damla bizi gururlandırmaya devam ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mizgin Ay” title_font_size=”13″]

    Mizgin, Kenya’da düzenlenen Dünya Yıldızlar Atletizm Şampiyonası’nda 100 Metre yarışında altın madalyanın sahibi oldu. Mizgin şu anda Olimpiyat Hazırlama Merkezi’ndeki 23 sporcunun en genci olarak 2020 olimpiyatlarına hazırlanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bartu Özsoy” title_font_size=”13″]

    Mozart kadar iyi bir kulağa sahip olduğu düşünülen Bartu daha 10 yaşında ilk orkestra konserine çıktı ve 14 yaşında senfoni yazmaya başladı. Bartu Fransa’da Creteil Konservatuvarı’nda alanının en iyi hocalarından eğitim alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Rıza Kayaalp” title_font_size=”13″]

    Tam 9 adet Avrupa Şampiyonluğu bulunan Grekoromen güreşçimiz Rıza Kayaalp’in 2019’da kazandığı şampiyonluk dahil 4 Dünya Şampiyonluğu, birer Olimpiyat ikinciliği ve üçüncülüğü de bulunuyor. Rıza’nın şimdiki hedefi ise 2020 Tokyo Olimpiyatları’nda altın madalya kazanmak.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sümeyye Boyacı” title_font_size=”13″]

    14 yaşındaki paralimpik yüzücümüz Sümeyye Boyacı azmi ve disipliniyle bizi uluslararası kulvarda da gurulandırıyor. Genç yüzücü Brezilya’da düzenlenen Açık Su Dünya Yüzme Şampiyonası’nda sırtüstü yarışında dünya şampiyonu oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Levent Alpöge” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en iyi üniversitesi kabul edilen Harvard’ın Matematik ve Fizik bölümlerini birincilikle bitirerek inanılmaz bir başarı gösteren Levent şu anda Princeton Üniversitesi’nde doktora eğitimine devam ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yasemin Adar” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin ilk kadın dünya güreş şampiyonu olan Yasemin’in 75 kiloda Dünya Şampiyonluğu’nun yanı sıra Avrupa Şampiyonlukları da bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Murat Ömür Tuncer” title_font_size=”13″]

    Müziğe kontrbas ve piyano ile başlayan Murat, Nazım Hikmet şiiri için yaptığı besteyle London Royal Conservatory Orchestra’yı yönetmek üzere davet aldı. Dünyanın en önemli müzisyenleriyle çalışma fırsatı elde etti, Birleşmiş Milletler destekli Genç Liderler ve Girişimciler Odası tarafından verilen “Kültürel Başarı” ödülünü kazandı.

  • Ege’ye ve Egeliye Has 8 Kelime

    Ege’ye ve Egeliye Has 8 Kelime

    Dil zenginliğinin kültür zenginliğine bağlı olduğu söylenir, böyle bakınca biz zenginliği ile adından söz ettirecek topraklarda yaşıyoruz. Bu zenginlik en iyi Anadolu’da farklı köy kahvelerine gittiğimiz zaman hissedebileceğimiz bir zenginliktir… Yabancı gelen kimi kelime bizim kültürümüzün tam da özüne aittir. Bakın bakalım listelediğimiz Egelilere has kelimeler size ne kadar yabancı gelecek?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    ege ağzı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    ege ağzı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    ege ağzı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    ege ağzı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    ege ağzı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    ege ağzı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    ege ağzı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    ege, ege şivesi
  • Başarılarıyla Bizi Gururlandıran 7 Genç Sporcumuz

    Başarılarıyla Bizi Gururlandıran 7 Genç Sporcumuz

    Onlar küçük yaşlarına karşılık elde ettikleri büyük başarılarla ülkece motivasyonumuzu artıran sporcularımız. Kimi sessiz sedasız kazandığı kupayı kaldıran, kimi rekor kitaplarına girmeyi başaran, ama istisnasız hepsi başarılara doğru sabırla, sebatla yol alan gençlerimiz… Henüz başlayan yaşam yolculuklarında ailelerinin ve devletin desteği kadar bizlerin de ilgisine ihtiyaç duydukları kesin. Bütün ışıltıları ve umutlarıyla içlerinden 7 tanesini karşınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    türk sporcular

    Eskrim, kurallarına, işleyişine pek de hâkim olmadığımız bir spor. Hemen herkes kılıçla yapılan bir spor olduğunu bilir ama kullanılan silahların flöre, epe ve sabr diye adlandırılan türleri olduğunu çoğumuz bilmeyiz. Oysa eskrim ülkemizde tam 94 yıldır yapılıyor. Peki, bu 94 yılın sonunda Türkiye’ye ilk defa Avrupa ve Dünya Şampiyonluğu kazandıran eskrimcinin 17 yaşındaki İbrahim Ahmed Acar olduğunu kaçımız biliyor? Yaz okulunda tanıştığı eskrimi tutkusu haline getiren İbrahim Ahmed, bugün bir yandan okuluna devam ederken bir yandan da 2020 Tokyo Olimpiyatlarına hazırlanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    türk sporcular

    Manisa’da yaşayan ve profesyonel spor yaşamı 7 yaşında başlayan aerobik jimnastikçisi Ayşe Begüm, 16 yaşına geldiğinde 50’si altın 66 madalyanın sahibi olmuştu. 9 yıl içinde kavuştuğu bu başarı bir tesadüfün değil, antrenman sahasının evinden 50 kilometre uzakta olmasına aldırmadan haftanın 5 günü çalışmaya devam etmesinin bir sonucuydu. Akhisar Anadolu Lisesi’nde okuyan sporcumuz 2016 yılında Güney Kore’de yapılan 14. Dünya Aerobik Jimnastik Şampiyonası’nda altın madalya kazandı ve 2017 yılında İtalya’da düzenlenen yarışmada Avrupa Aerobik Jimnastik Şampiyonu oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    “Yıldızlarda Avrupa şampiyonluğu ve üçüncülüğü, gençlerde de Avrupa ikinciliğim var. Dünya Şampiyonası’nda ise ilk altın madalyamı kazandım. Dünya şampiyonu olmak dünyanın en güzel hissi.” demecini veren kişi tekvandoda kazandığı madalyalarla 7’den 70’e hepimizi gururlandıran Şeyma Nur Söğüt’ten başkası değil… Genç sporcumuz 8 yaşında babası tarafından tekvandoya teşvik edilmiş ve şimdi 2020 yılındaki Tokyo Olimpiyatları için hazırlanıyor. Şeyma Nur Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi Öğretmenliği 1. sınıfta okuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    türk sporcular

    Olimpiyat meşalesinin yakılmasıyla başlayan kış olimpiyatlarının en ilgi gören dallarından biri kayakla atlama… Dik bir rampadan kayarak havalanan,  havada en yükseğe uçmaya çalışırken yatay bir duruş sergileyen ve en uzak noktaya iniş yapmaya çalışan sporcuların kemik gelişimleri nedeniyle bu spora erken yaşta başlamaları ve sağlam sinirlere sahip olmaları gerekiyor. Bu branş ülkemizde çok yeni ve gelişmeye çok açık… Erzurum’da düzenlenen 2017 Avrupa Gençlik Olimpik Kış Festivali’nde Erzurumlu Muhammed Ali Bedir ülkemize 4.’lüğü getirdi bile… Şüphemiz yok ki 17 yaşındaki sporcumuzun başarıları desteklendiği oranda daha da artacak.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    türk sporcular

    2014 yılında Türkiye’de düzenlenen ‘Dünya Basic Novice A Boys’ grubunun teknik kısmında dünya rekoru kıran 12 yaşındaki Efe Çetiz, artık “Altın Çocuk” ismiyle anılıyor. İzmir’de evlerine yakın yerde açılan buz sporları salonuna babasının kayıt yaptırmasıyla başladı onun serüveni… Ve kısacık hayat hikâyesine 26’sı altın 30 madalya sığdırmayı, bütün bunlarla koca bir ülkeyi gururlandırmayı başardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Spor bir yanıyla mücadele azmi ve kararlılık gerektiren bir alansa eğer, çabalarıyla adından söz ettiren gerçek bir sporcu İlke Özyüksel… Türkiye modern pentatlon dalında ilk defa 2016 Rio Olimpiyat Oyunları’nda onun tarafından temsil edildi. Pentatlon, aynı gün içinde atıcılık, eskrim, yüzme, binicilik ve koşu olmak üzere 5 daldan oluşan atletizm yarışması anlamına geliyor. İlke Özyüksel ise zorluklarla dolu hayat hikâyesine nazire yaparcasına yarışmalarda karşısına çıkan engelleri bir bir aşıyor. Şimdi gözü, 2020 yılındaki Tokyo Olimpiyatlarına katılabilmek için başarıyla tamamlaması gereken kota müsabakalarında…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    türk sporcular

    “Yenildikçe kazanmayı öğrendim. Sonra da çok çalışarak dünya şampiyonu oldum.” Üzerine sayfalarca yazılabilecek bu sözler de altın çocuklarımızdan Mihraç Akkuş’a ait. Yakın dövüş sporlarından judoda defalarca madalya kazanan Iğdırlı milli sporcumuz, Judo Ümitler Dünya Şampiyonası’nda ilk dünya şampiyonumuz oldu. 2020 yılındaki olimpiyat adaylarından olan Mihraç’ı en güzel yine kendi cümleleri anlatıyor: “Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı’nın eteklerinde yaşıyorum, burada çalışıyorum, inşallah Türk bayrağını da dünyanın zirvesine taşıyacağım.”

  • SATRANÇ HAKKINDA İLGİNÇ BİLGİLER

    Satranç, iki kişinin sekizer satır ve sütunda, 64 kare üzerinde değişik kuvvet ve özellikteki taşlarla rakibe karşı oynanan bir oyundur. Satrançtaki tüm taşların görevi, kendi şahını korumak ve rakip şahı mat etmektir. Bilişsel becerilerin gelişmesine oldukça katkısı olan bu zekâ oyunu; düşünme, planlama gibi temel yeteneklere etki ediyor. Yazımızda dünyanın farklı coğrafyalarında bin yıllardır oynanan satranç hakkında ilginç bilgileri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    M.Ö. 2000’li yıllarda Mısır’daki piramitlerin üzerinde satranç oynandığına dair kabartmalar bulunuyor. Ancak satrancın icadı hakkında kesin bir bilgi yok. Çeşitli efsaneler arasında en ünlü olanı ise Pers kralının veziri olan Sissa İbn Dahi’ye ait. Kralına oynaması için siyah ve beyaz renkli, 64 kareden oluşan ve taşlar ile oynanan bir oyun icat eden İbn Dahi’nin oyununda amaç, rakibin kralını öldürmektir ve bu nedenle oyuna Farsçada “kralı öldürmek” anlamına gelen “şah mat” adı verilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    6. yüzyıldan beri İran’da oynanan satranç, 7. yüzyılda İslam’ın yayılmasıyla birlikte Orta Doğu’ya, oradan da Kuzey Afrika’ya ulaşmıştır. Endülüs Emevîleri, İtalya, Bizans İmparatorluğu derken Rusya’da da bilinir hâle gelen oyun, 9. ile 11. yüzyıllar arasında da Avrupa’ya yayılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    15. yüzyıldan itibaren tüm Avrupa’da popüler bir oyun haline gelen satranç, kraliyet oyunu olarak bilinmekteydi. Zaman içerisinde oyunun kuralları değişiklikler göstermiş ve 19. yüzyılda bugünkü hâlini almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Amerika satranç birliğine göre, bir oyuncunun ilk 10 hamlede gerçekleştirebileceği 169,518,829,100,544,000,000,000,000,000 farklı hamle bulunuyor. Sadece bir at taşının gerçekleştirebileceği 122 milyon hamle vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1.Dünya Savaşı’nda Hitler yönetimindeki Almanya’nın şifreli mesajlaşmada kullandığı enigma kodlarını çözmek için dönemin satranç oyuncuları İngiliz büyük usta Harry Golombek, Stuart Milner-Barry ve Conel Hugh O’Donel Alexander görev almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İngilizce basılan ikinci kitap satranç hakkındadır. Bilgisayarın icadından sonra yani 21. yüzyılda çok iyi satranç oynayabilen yazılımlar ortaya çıkmış, kimi bilgisayar programları dünya şampiyonlarıyla satranç turnuvalarında karşı karşıya gelmiştir. 1988’de Kaliforniya Long Beach’de, “DeepThought” isimli bir bilgisayar yazılımı büyük bir satranç ustasını yenen ilk bilgisayar olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yapay zekâ ve bir insan arasında oynanan en ünlü oyun ise Garry Kasparov ile IBM tarafından geliştirilen “Deep Blue” arasında gerçekleşmiştir. 1996’da ilk, 1997’de ise ikinci kez karşı karşıya gelen iki rakibin oyununda; ilk oyunu Kasparov kazanmış, ikinci oyunda ise Deep Blue dünyaca ünlü usta isim Kasparov’u yenmiştir. Kasparov sonuca itiraz ederek, bilgisayar yazılımının insanlardan yardım aldığını iddia etmiştir.

  • HÂLÂ KRAL VE KRALİÇESİ OLAN ÜLKELER

    İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’in ölümüyle tüm dünya gözünü tekrar Birleşik Krallığa çevirdi. Kral ve kraliçeler tarih sahnesindeki misyonunu parlamenter sistemlere devrederken, günümüzde monarşiyle yönetilen ülkeler halen daha varlıklarını sürdürmektedir. Monarşi devlet yönetiminde kral ve kraliçelerin yetki sahibi olduğu yönetim şeklidir ve hükümdarların bu yetkiyi, inandıkları dinin tanrısından devraldığına inanılmaktadır. Kan soyuyla yetkinin devam ettiği mutlak monarşide tek yetki sahibi hükümdar olurken, sanayi devrimi sonrası monarşinin tanımı ve yapısı da değişmiştir. Mutlak monarşide hükümdarın yetkilerinde herhangi bir sınırlama yoktur ve aldığı kararlar kanun olarak sorgulanmadan kabul edilmektedir. Anayasal monarşi bir diğer ismiyle parlamenter monarşi ise; kral ya da kraliçenin yetkilerinin parlamento tarafından sınırlandırılması ilkesine dayanmaktadır. Tarih arenasında en uzun yönetim şekli olan monarşi çağdaş toplumlarda yerini anayasal monarşiye bırakmıştır. Artık günümüzde monarşiyle yönetilen birçok ülkede kral ya da kraliçelik görevleri, sembolik olarak temsil edilmektedir ve bu ülkeler seçimle belirlenen hükümet tarafından yönetilmektedir. Yüzyıllardır bağlı kaldıkları hükümdarlarından vazgeçmeyen kimi ülkeleri ve bu ülkelerin hükümdarlarını yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İngiltere denince aklımıza ilk gelen kişi olan Kraliçe II. Elizabeth, geçtiğimiz hafta 96 yaşında hayata veda etti. 70 sene süren görev süresi ile Birleşik Krallık’ın en fazla tahtta kalan hükümdarı olan kraliçenin yerini 73 yaşındaki oğlu III. Charles aldı. İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda olmak üzere dört ana ülkeden oluşan Birleşik Krallık’a bağlı birçok denizaşırı ülke de bulunmaktadır. Birleşik Krallık’taki monarşi sembolik olarak varlığını sürdürmektedir. Kral ve ailesi diplomatik törenlerde Birleşik Krallığı temsil ederken, ülke yönetiminde söz hakkı bulunmamaktadır. Madalya ve nişan takdiminin yanı sıra başbakan ataması yetkisine sahip olan hükümdar aynı zamanda Birleşik Krallık Silahlı Kuvvetleri’nin de başkomutanıdır. Tüm dünyanın ilgiyle takip ettiği İngiliz Kraliyet ailesinin (nam-ı diğer Winsdor Hanedanlığı) hayatını anlatan birçok belgesel ve film çekilmiştir. Çiçeği burnunda Kral III. Charles’ın 1981 yılında St. Paul Katedrali’nde Lady Diana ile gerçekleşen düğün törenini bir milyardan fazla insan televizyondan canlı olarak izlemiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın sanayi ve ekonomide ileri seviyede olan bir başka ülkesi Japonya da monarşiyle yönetilen ülkelerden bir tanesi. Ancak kralın yetkileri sınırlandırılmış durumda ve tıpkı İngiltere’de olduğu gibi sembolik görevlerde ülkeyi temsil etmektedir. Japonya kralının temsil yetkisi kabine tavsiyesi ve onayı olarak belirlenmiştir. Ülke yönetiminde söz sahibi olan kurum seçimle belirlenen parlamentodadır. Japonya’nın şu anki imparatoru Naruhito, 126. kuşak olarak 2019 yılında tahta çıkmıştır. Babası Akihito’nın imparatorluk tahtını kendi isteğiyle bırakması üzerine görevi devralmıştır. Japonya İmparatoru Naruhito, günümüzde imparator unvanına sahip olan tek kraldır. Ayrıca çok eski bir ülke olan Japonya’nın imparatorluk ailesi günümüzde de varlığını sürdüren en eski monarşi ailesidir. Japon kültürüne göre hanedanlık soyu yetkisini Güneş Tanrıçası olan Amaterasu’dan almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en kalabalık ülkelerinden olan Tayland da monarşiyle yönetilen ülkelerden bir diğeri olarak yazımızda yer buluyor. Nüfusunun yüzde 95’lik bölümünün Budist olduğu ülkenin kralı Çakri Hanedanlığı’na mensup olan Kral Maha Vajiralongkorn 2016 yılından bu yana hem devlet başkanlığı görevi hem de silahlı kuvvetlerin başındadır. Tayland Krallığı’nın yönetim şekli anayasal monarşidir. 1932 yılında mutlak monarşiden parlamenter monarşiye geçilmiştir. Kral ülkeyi sembolik olarak temsil etmektedir ve yetki alanları sınırlıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Asya, Afrika ve Avrupa’nın kesişiminde bulunan Ürdün mutlak monarşiyle yönetilirken, 1946 yılında alınan kararla kralın yetkileri kısmen azaltılmış ve parlamenter monarşiye geçiş yapmıştır. Resmi adı “Hâşimî Ürdün Krallığı” olarak değiştirilen bu ülkenin listemizdeki monarşiyle yönetilen diğer ülkelerden farkı, kralın yetkilerinin genişletilmiş olmasıdır. Yasama ve yürütme üzerinde geniş yetkileri bulunan Ürdün Kralı, 1999 yılında babası Hüseyin’den görevi devralan Kral II. Abdullah’tır. Monarşide geçerli olan kralın ordunun başkomutanı olma yetkisi Ürdün Kralı için de geçerlidir ve kral, uluslararası birçok diplomatik ilişkide söz sahibi olarak ülke adına kararlar almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Dünya’nın en gelişmiş ekonomisine sahip İsveç, krallarından vazgeçmeyen ülkelerden bir tanesi. Karl XVI Gustav, 1973 yılında dedesi VI. Gustaf Adolf’un ölümü üzerine krallığı devralmıştır. Kral Gustav henüz dokuz aylıkken tahtın asıl varisi olan babası, Danimarka’da geçirdiği bir uçak kazası ile hayata veda etmiş ve kan bağından dolayı tahtın yeni varisi olmuştur. Kral olduktan bir sene sonra 1974 yılında yürürlüğe giren kararlarla kralın yetkisi kısıtlandırılmıştır. Resmi görevlerden azledilerek, devlet törenlerinde sembolik olarak İsveç Krallığını temsil etmektedir. İsveç Kralı ordu başkomutanlığı görevinden de çıkarılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Monarşiyle yönetilen ülkelerden bir tanesi olan Yeni Zelanda, bağımsız bir ülke olsa da Birleşik Krallığa biat etmektedir ve Kraliçe II. Elizabeth’in ölümünün ardından 8 Eylül 2022’de tahta geçen III. Charles’ın krallığını kabul ettiklerini beyan etmişlerdir. Yeni Zelanda’da devlet görevi Genel Vali tarafından yürütülmektedir ve hükümdarın Yeni Zelanda’daki temsilcisi sıfatına sahiptir. Yeni Zelanda Genel Valisi başbakan tavsiyesi ile İngiltere hükümdarı tarafından seçilir ve hükümdarın yetkilerini kullanma yetkisine sahiptir.