Blog

  • BİNLERCE YILLIK TARİHİN DERİNLİKLERİNDE: GÜMÜŞLER MANASTIRI

    Niğde ilimizde yer alan Gümüşler Manastırı, Kapadokya bölgesinin en önemli tarihî yapılarından biridir. Doğrudan kayaya oyularak inşa edilen bu manastır, Bizans İmparatorluğu Dönemi’ne ait olup, 8. ile 12. yüzyıllar arasında yapılmış olduğu düşünülmektedir. Mimarisi, freskleri ve yer altı yapılarıyla, dönemin dinî ve kültürel yaşamına dair önemli bilgiler sunan Gümüşler Manastırı hakkındaki detayları yazımızda bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Büyük bir tüf kaya kütlesinin içine oyulmuş olan Gümüşler Manastırı, Bizans Dönemi’nde “Traicas” (Dragia) adıyla biliniyordu. Çevresinde eski dönemlerden kalma gümüş yataklarının bulunmasından dolayı Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nde ise “Eski Gümüşler” kasabası adını aldı. 1924’teki Lozan Mübadelesi sonrasında manastır işlevini yitirip terk edildi ve yaklaşık 40 yıl boyunca gizli kaldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Merkezinde geniş bir avlu bulunan manastır, yerleşim merkezlerinden uzakta inşa edilmiştir. Kare biçimli avlusundan manastırın kilisesi ve diğer bölümlerine geçiş sağlanır. Avlunun kuzey kısmında mezar odaları yer alırken, güney tarafında ise çok katlı bir yer altı şehri bulunmaktadır. Yer altı şehri, manastırın savunma ve gizlenme amacıyla da kullanıldığını gösterir. Şapel, yemekhane ve keşiş hücrelerinin yer aldığı kilisenin iç kısmı Bizans sanatının önemli örneklerinden biri olarak kabul edilen fresklerle süslüdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kilisenin dört sütunu üzerinde yer alan rozet motifleri ve dinî figürlerle süslenmiş freskler, yapının sanatsal kimliğini gözler önüne serer. Özellikle Meryem Ana, Çocuk İsa ve Vaftizci Yahya tasvirlerinden oluşan freskler, Bizans sanatının Anadolu’daki özgün örneklerinden biri olarak kabul edilir. Ayrıca, hayvan figürleri ve av sahneleri gibi günlük yaşamdan betimlemelerin yer aldığı resimler de yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Gümüşler Manastırı, tamamen kayaya oyularak yapılmış bir yapıdır. Bu, Kapadokya bölgesindeki birçok diğer manastır ve kilise gibi doğal volkanik kayaçların oyulmasıyla oluşturulmuştur. Bu tür yapılar hem dayanıklı hem de korunaklı bir ortam sağladığından özellikle Bizans Dönemi’nde dinî merkezler ve sığınaklar olarak sıkça tercih edilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1962 yılında tesadüfen keşfedilen manastırın restorasyon çalışmaları, İngiliz arkeolog Michael Gough tarafından 1963 yılında başlatılmıştır. Köylüler, bölgedeki kayalardan taş çıkarırken manastırın girişine ulaşmış ve yapının iç kısmını fark etmişlerdir. Bu durum, manastırın uzun bir süre boyunca toprağın ve kayaların altında gizli kaldığını göstermektedir. Manastır ve çevresi 1973 yılında arkeolojik sit alanı ilan edilerek ziyarete açılmıştır. Zaman içinde çeşitli nedenlerle zarar görmüş olmasına rağmen, fresklerin büyük bir kısmı iyi durumdadır. Ancak, manastırın bazı bölümleri zamanın yıkıcı etkisinin karşısında duramamış, aşınmış ve yıpranmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Gümüşler Manastırı gibi kayaya oyularak inşa edilen yapılar, mimarinin doğa ile uyumunu gösteren eşsiz örneklerdir ve dünyanın farklı bölgelerinde karşımıza çıkar. Ürdün’deki Petra Tapınağı, zengin tarihi ve olağanüstü yapısıyla tanınırken, Hindistan’daki Ajanta Mağarası, binlerce yıl öncesine dayanan freskleri ve heykelleriyle bir sanat hazinesidir. Etiyopya’nın Lalibela kasabasında bulunan 11 kaya kilise ise Hristiyanlığın erken dönemlerine ait en etkileyici yapılar arasında yer alır. Bu tür yapılar, yalnızca inşa teknikleriyle değil, aynı zamanda her biri, yerel kültürlerin ve dinî inançların izlerini taşıyan tarihî miraslarıyla da dikkat çeker. Dünya genelindeki bu kaya oyma yapılar hem mühendislik hem de estetik açıdan benzersizdir ve insanlık tarihinin büyük mimari başarılarını simgeler.

  • 8 Madde İle Çiçeklerinizin Kış Bakımı ve Mevsim Çiçekleri

    8 Madde İle Çiçeklerinizin Kış Bakımı ve Mevsim Çiçekleri

    Mevsim değişiklikleri bizi etkilediği gibi evimize renk katan, doğayı yuvamıza taşıyan çiçekleri de etkiliyor. Onları soğuk havadan korumak, kışın canlılıklarını kaybetmemelerini sağlamak için dikkat etmeniz gereken noktaları 8 maddelik listemizde bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    çiçek bakımı

    İlk olarak iç mekânlardaki çiçeklerinizin ısı değişimlerinden etkilenmelerini engellemelisiniz.
    Sıcak radyatörlere yakın duran çiçekler, ısıdan etkilenerek zarar görebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    çiçek bakımı

    Kışın çiçekleriniz daha az suya ihtiyaç duyacaktır. Normalde çok su isteyen çiçeklerinizi bile daha az sulamanız gerekebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    toprak

    Kış aylarında çiçeklerinizin saksısını değiştirmemeniz önerilir. Eğer bir çiçeğinizin saksısını değiştirmek istiyorsanız, bunu ilkbahar aylarına erteleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    çiçek bakımı

    Evinizi havalandıracağınız zaman çiçeklerinizin rüzgâra maruz kalmadığından emin olun, çünkü onlar da sizin gibi rüzgârda üşüyebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    çiçek bakımı

    Bahçe ve balkon çiçekleri konusunda ise biraz araştırma yapmanız gerekiyor. Bazı çiçek türleri ılıman kışlara dayanabilirlerken bazıları en ılıman kışları bile atlatamayabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    çiçek bakımı

    Eğer bahçenizi, balkonunuzu kış mevsiminde de çiçeklerle renklendirmek isterseniz, soğuk havaya dayanıklı olan çuha çiçeklerini sonbahar aylarında ekebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    çiçek bakımı

    İstanbul ve Akdeniz kıyıları gibi kışları ılık geçen yerlerde yaşıyorsanız balkonunuzda siklamen ve hercai menekşe, bahçenizde ise açelya ve kamelya yetiştirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    çiçek bakımı

    Eğer kapalı balkonunuz varsa ve balkon çok da soğuk olmuyorsa sardunya, küpe çiçeği gibi türler kışın da balkonunuzu çiçekleriyle şenlendirecektir.

  • BU KELİMELERİ DAHA ÖNCE DUYMUŞ MUYDUNUZ?

    BU KELİMELERİ DAHA ÖNCE DUYMUŞ MUYDUNUZ?

    Yabancı kaldığımız kelimeler ile daha önce de karşınıza gelmiştik fakat bu kez biliyoruz ki çoğumuz okuduğu romanlarda bile bunlara rastlamadı! Şayet siz birazdan okuyacağınız kelimeler için “Bunu biliyorum!” diyecek biri iseniz hemen önünüzde saygıyla eğiliyoruz. 🙂 Lafı kısa tutup, uzun zaman önce Türkçeleşmiş ve yine uzun zaman öncesinin günlük konuşmalarında kendini bolca göstermiş 10 kelime ile tanıştıralım sizi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
  • 8 Madde ile Kış Aylarının Kahramanı Narenciye Çeşitleri

    8 Madde ile Kış Aylarının Kahramanı Narenciye Çeşitleri

    Sadece yaydıkları kokuyla bile hem bizim hem ortamın havasını saniyeler içinde değiştirecek güce sahip narenciye çeşitlerine kış aylarında vücudumuza giydiğimiz birer kalkan muamelesi yapıyor olmamızın haklı sebepleri var elbette… Bu soğuk günlerde bir kalkana ihtiyacınız olabilir düşüncesiyle narenciye alternatiflerinden 8 tanesini hatırlatmak istedik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Greyfurt” title_font_size=”13″]
    kış meyveleri

    Greyfurtun ekşimsi tadını portakal suyu ile karıştırarak yumuşatmanız mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mandalina” title_font_size=”13″]
    kış meyveleri

    Mandalinanın tadı kadar güzel olan bir şey varsa o da dilimlerini birbirinden yavaşça ayırmaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Portakal” title_font_size=”13″]
    kış meyveleri

    Portakalı posasıyla tüketmek bu sağlık dolu meyvenin vücudunuza kalkan olma gücünü artıracaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Limon” title_font_size=”13″]
    kış meyveleri

    Ilık su ile karıştırıldığında bir iksire dönüşebilen limon elbette sadece bir çeşni değildir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kumkuat” title_font_size=”13″]
    kış meyveleri

    Çincede altın portakal anlamına gelen kumkuatı kabuklarıyla yiyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Turunç” title_font_size=”13″]
    kış meyveleri

    Marmelatını yaparak da tüketebileceğiniz turunçgillerin baş meyvesi tabii ki turunçtur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Lim (Misket Limonu)” title_font_size=”13″]
    narenciye, kış meyveleri

    Yeşil limon olarak bilinen lim tam bir vitamin deposudur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bergamot” title_font_size=”13″]
    kış meyveleri

    İsmi “bey armudu”ndan dönüşen bergamot, ölçülü kullanıldığında çayı, reçeli hatta yağı ile şifa kaynağıdır.

  • SADECE GECE AÇAN MUHTEŞEM ÇİÇEKLER

    21 Aralık, ülkemizin de bulunduğu Kuzey Yarım Küre’de en uzun gecenin yaşandığı, kış mevsiminin başlangıcıdır. Bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre’de gündüzler uzamaya, Güney Yarım Küre’de ise kısalmaya başlar. Bu uzun ve soğuk gecede sadece geceleri açan muhteşem çiçekleri okurken içinizin sıcacık olmasını diliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kırmızı, pembe, sarı, mor; kimi zaman da bu renklere bezenmiş çizgili ve benekli çiçekleri olan akşamsefası, aslında tropik olsa da adaptasyon yeteneği ile tüm dünyaya yayılmış durumda. Akşamları açan bu çiçeğin en dikkat çekici özelliği ise aynı bitki kökünde farklı renklere sahip çiçeklerinin olması…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Brahma Kamal, yüksek bölgelerde yetişen ve sadece gece açan bir bitkidir. Hindistan, Myanmar ve Çin’deki Himalayalarda bulunan bu çiçeği doğal ortamı dışında yetiştirmek pek de mümkün değildir. Yerel halk dini törenlerinde bu çiçeği kullanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Çoğunlukla Amerika’da yetişen çikolata çiçeği, papatyagiller ailesindendir. Lakota Dağı’nın yalnızca 5 bin metre dolaylarında yetişen ve gece açan bitki, çiçeklenme döneminde etrafına güzel koku yayar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Hem evde hem dış mekânlarda kolaylıkla yetişebilen ve muhteşem kokusuyla herkesi cezbeden melisa, ilkbaharın sonuna doğru çiçeklenmeye başlar ve sonbaharın sonlarına kadar açar. Melisanın çiçekleri güneş battıktan sonra açılıp koku yaymaya başlar ve gece yarısında eşsiz kokusu zirveye ulaşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kuzey Amerika’da endemik olarak yetişen ay çiçekleri, ilkbahar ve yaz aylarında sadece alacakaranlıkta açan bir bitkidir. Hoş kokusunu sadece çiçeğini açtığında salan beyaz-pembe tonlarındaki ay çiçekleri dolunaya benzetildiği için bu ismi almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Meksika ve Güney Arizona’nın endemik bir türü olan cereus kaktüsünün güzeller güzeli çiçeği, haziran ve temmuz ayları arasında, yılda bir gün ve yalnızca gece çiçek açar. Tek gecelik ömrü olan beyaz çiçeğinin hoş kokusu sabaha kadar sürer. Bu kaktüs günümüzde oldukça popülerdir, ülkemizde de yetiştirilir ve bu nadir açan çiçeğin tek gecelik hikâyesine cereus severler şahit olur.

  • Türkiye’nin 10 Efsanevi Futbolcusu

    Türkiye’nin 10 Efsanevi Futbolcusu

    Futbolun Türkiye’deki geçmişi 19. yüzyılın sonuna dayanıyor. Bu hikâyede attığı ya da kurtardığı gollerle, verdiği inanılmaz paslarla, maçların kaderini değiştiren, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin unutulmayan birçok sporcumuz yer alıyor. Herkes bilir ki futbol asla sadece futbol değildir bu yüzden bu efsanevi isimlerin gördüğü saygıyı sadece başarılı oyunları ile açıklamak mümkün değil. Onlar hem ülkemizde hem de uluslararası arenada futbol yetenekleriyle konuşulmuş ve oynadıkları takımlarının sembolü haline gelmiş isimler… Türkiye’nin efsanevi futbolcularını listemizde bir araya getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Lefter Küçükandoniyanis” title_font_size=”13″]
    efsane futbolcular

    “Ver Lefter’e yaz deftere” deyimiyle golcülüğü tescillenen “Futbolun Ordinaryüsü” Lefter sadece Fenerbahçe taraftarının değil tüm futbolseverlerin gönlünde taht kurdu. Fenerbahçe semtinde heykeli bulunan büyük forvet 2012’de vefat ettiğinde ülkenin dört bir yanındaki sevenleri Lefter’i uğurlamak için Büyükada’ya akın etti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Metin Oktay” title_font_size=”13″]
    efsane futbolcular

    Futbolun “Taçsız Kral”ı Metin Oktay, kalenin ağlarını delen golüyle futbol tarihimizde unutulmaz bir yer tutar. Galatasaray’a olan derin sevgisiyle taraftarların saygısını kazanan Metin Oktay, Avrupa’da da futbol oynamasına rağmen jübilesini gönlünü verdiği Galatasaray’da yaptı ve aradan ne kadar zaman geçerse geçsin her zaman Sarı Kırmızılılar’ın Taçsız Kralı olarak kaldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hakkı Yeten” title_font_size=”13″]
    efsane futbolcular

    Hakkı Yeten gönülden sevdiği Beşiktaş’ta futbol oynadı, teknik direktörlük yaptı hatta kulüp başkanı oldu. Takımda üstlendiği her görevde hem oyunculardan, hem yöneticilerden hem de taraftarlardan büyük sevgi ve saygı gördü, Beşiktaş’ın “Hakkı Baba”sı oldu, heykeli dikildi, adı stadyuma verildi ve hatırası asla zihinlerden silinmedi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Can Bartu” title_font_size=”13″]
    efsane futbolcular

    Fenerbahçe’nin ve Milli Takım’ın hem basketbol hem de futbol takımlarında forma giyen Can Bartu böylece dünya spor tarihinde bir ilke imza attı. Türkiye’den sonra İtalya’da da futbol oynayan Can Bartu’nun isminin Fenerbahçe Marşı’nda bile geçiyor olması onun camia için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Turgay Şeren” title_font_size=”13″]
    efsane futbolcular

    Türkiye’nin gördüğü en iyi kalecilerden biri olan Turgay Şeren tüm futbol kariyerini adının özdeşleştiği Galatasaray’da geçirdi. Milli takım ile 1951 yılında çıktığı zorlu Almanya deplasmanında yaptığı inanılmaz kurtarışlarla “Berlin Panteri” unvanını kazandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Süleyman Seba” title_font_size=”13″]
    efsane futbolcular

    Beşiktaş denildiğinde akla gelen ilk isim Süleyman Seba… Bu isim Türk spor camiasında o kadar büyük saygı görüyor ki, Süleyman Seba’nın adına heykeller dikiliyor, ismi caddelere veriliyor. Futbolculuğu gibi başkanlığı da dillere destan olan sporcu aynı zamanda İnönü Stadyumu’nda atılmış ilk golün de sahibi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cemil Turan” title_font_size=”13″]
    efsane futbolcular

    Fenerbahçe’nin efsanevi golcüsü Cemil Turan sarı lacivert formayla tam 194 gol attı, üç kez gol kralı oldu. Milli takımda sergilediği performans ile Altın Şeref madalyası kazandı. Futbolculuğu bıraktıktan sonra ise takımının yönetici kadrosuna dâhil oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şükrü Gülesin” title_font_size=”13″]
    efsane futbolcular

    Beşiktaş’ın efsanevi forveti Şükrü Gülesin adını 1.91’lik boyu ve kornerden attığı goller, başarılı penaltı vuruşları ile futbol tarihine yazdırdı. Ülkemizde olduğu gibi Avrupa’da da başarılı performans sergiledi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gündüz Kılıç” title_font_size=”13″]
    efsane futbolcular

    Galatasaray’ın ilk Türk teknik direktörü olan Gündüz Kılıç, aynı zamanda Sarı Kırmızlılar’ı şampiyon yapan ilk Türk antrenör de olmuştur. “Baba Gündüz” , Metin Oktay’ı İzmir’de izlemiş ve yöneticilere “Bu çocuğu kaçırmayın.” diyerek Türk futbol tarihine çok önemli bir katkı sağlamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cihat Arman” title_font_size=”13″]
    efsane futbolcular

    Fenerbahçe’nin başarılı kalecisi Cihat Arman inanılmaz kurtarışlarıyla “Uçan Kaleci” lakabına layık görülmüştü. Giydiği kanarya sarısı rengindeki formasıyla adeta uçarak yaptığı kurtarışlar “Sarı Kanarya” deyimini takımla özdeşleştirdi ve bunun sonucunda Fenerbahçe takımının sembolü Sarı Kanarya oldu.

  • KÜLTÜR VE EDEBİYATIN MÜNEVVER KALEMİ: ALEV ALATLI

    Alev Alatlı, Türk edebiyatının ve düşünce dünyasının en özgün kalemlerinden biridir. Felsefi derinliği, kültürel analizleri ve toplumsal eleştirileri ile Alatlı, sadece bir roman yazarı değil, aynı zamanda bir düşünce insanıdır. Alev Alatlı, toplumun temel meseleleri üzerine cesurca eğilmiş ve okurlarını daima eleştirel düşünmeye teşvik etmiştir. Yazılarında ve konuşmalarında medeniyetin gidişatını sorgulamış, özgün bakış açıları sunmuş ve özellikle kültürel yozlaşma, modernleşme, demokrasi ve eğitim gibi konularda derin analizler yapmıştır. Dilin gücünü kullanarak okurlarını düşünmeye, sorgulamaya ve farklı perspektiflerden bakmaya teşvik eden Alev Alatlı’nın yaşam hikâyesini ve miras bıraktığı eserlerini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Alev Alatlı, 1942 yılında İzmir’de doğdu. Liseyi babası Ertuğrul Alatlı’nın askerî ataşe olarak görev yaptığı Tokyo’da okudu. Ekonomi & istatistik lisansını ODTÜ’den; ekonomi ve ekonometri yüksek lisansını “Fulbright” bursu ile gittiği Vanderbilt Üniversitesinden (Nashville, Tennessee) aldı. Ardından felsefe öğrenimine başlayan Alatlı, doktora çalışmalarını New Hampshire’daki Dartmouth College’de sürdürdü. Bu süreçte, ilahiyat konusuna da ilgi duyarak düşünce ve medeniyet tarihi üzerine yoğunlaştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğretim görevlisi, Devlet Planlama Teşkilatında kıdemli ekonomist olarak çalıştı. California Üniversitesi ile ortak psikodilbilim çalışmaları yürüttü. Alatlı, yazarlık kariyerine 1980’lerin sonlarında başladı. Romanları, denemeleri ve eleştirel yazılarında toplumsal ve siyasi konuları ele aldığı çeşitli gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yaptı; entelektüel tartışmalara katkıda bulundu ve eleştirel bakış açıları sundu. Cumhuriyet gazetesi bünyesinde “Bizim English” dergisini çıkardı, daha sonra da Türk Yazarlar Kooperatifinde (YAZKO) başkan yardımcılığı görevini üstlendi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İlk telifli eseri, “Aydın Despotizmi”nin ardından 1984’te “Yaseminler Tüter mi Hâlâ?” kitabını yayımladı. Yazarlar Birliği’nden “Yılın En İyi Romanı” ödülünü alan Alatlı’nın “İşkenceci” kitabı 1987’de okuyucularıyla buluştu. 20. yüzyılın son 30 yılında Türkiye’nin ortak ruhunu çözümleyen, yer yer belgesel niteliği taşıyan dört kitaptan oluşan serinin “Viva la Muerte! / Yaşasın Ölüm” başlıklı ilk kitabı 1993 yılında yayımlandı. Serinin diğer kitaplarını “Nuke Türkiye!”, “Valla Kurda Yedirdin Beni” ve “O.K Musti, Türkiye Tamamdır!” izledi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Roman, deneme, inceleme ve felsefi metinler gibi farklı türlerde eserler kaleme alan Alev Alatlı, 20. yüzyılın sonlarında Türkiye’de ve dünyada yaşanan siyasi, toplumsal ve kültürel olayları irdeleyen iki kitaplık serisi “Schrödinger’in Kedisi, Kabûs” eserini 1999 yılında, “Schrödinger’in Kedisi, Rüya” adlı devam kitabını da 2001 yılında okuyucuları ile buluşturdu. Küreselleşme, Batı’nın fikir dünyasındaki egemenliği, bilim, felsefe ve modern toplum eleştirisini ele alan kitaplarının ardından entelektüel üretimine devam eden Alatlı’nın, ​​“Gogol’un İzinde” üst başlıklı kitap serisinin ilki “Aydınlanma Değil, Merhamet” 2004 sonbaharında çıktı. Bunu “Dünya Nöbeti” ve “Eyy Uhnem! Eyy Uhnem!” izledi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Eserlerinde sıkça Batı ve Doğu medeniyetlerinin karşılaştırmasını yapan Alev Alatlı, Batı’nın pozitivist ve materyalist yaklaşımlarını eleştirirken, Doğu’nun manevi değerlerine vurgu yaptı. Filistin davasını duyurmak adına yaptığı çalışmalarla 1986 yılında Tunus’ta sürgünde olan Yaser Arafat tarafından “Özgürlük Madalyası” ile onurlandırıldı. 2006 yılında Rusya’da gerçekleştirilen Mikhail Aleksandrovich Sholokhov 100. Yıl Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. 2014 yılında ise edebiyat alanında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü aldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Büyük düşünce insanı, Kapadokya Üniversitesinin kurucusu ve Mütevelli Heyet Başkanı Alev Alatlı, 2 Şubat 2024 tarihinde vefat etti. Eserleriyle kültür ve fikir dünyamızı aydınlatan Alev Alatlı’yı saygı ve rahmetle anıyoruz.

  • Ülkemize Yaşamsal Katkılar Sunan 9 Orman Ağacı

    Ülkemize Yaşamsal Katkılar Sunan 9 Orman Ağacı

    Havayı temizleyen, erozyonu önleyen, besleyen, serinleten, güzelleştiren haliyle bir ağaç hiçbir zaman sadece bir ağaç değildir. Buna rağmen dikkatsizlik ve ihmalkârlık nedeniyle çıkan yangınlarda bir çırpıda yüzlerce ağaç yok olabilmekte… Ormanlarda tedbir almadan ateş yakmak, sönmemiş bir kibriti yere atmak, mangal küllerini soğumadan ya da yakılan ateşi söndüğünden emin olmadan bırakmak, güneş ışınlarını çekme özelliği olan cam kırıklarını ormana atmak yangınların sebeplerinden bazıları… Ve sadece biraz dikkatle bu yok oluşun önüne geçmek mümkün! Yine de yangın ihbar hattının 110 olduğunu hatırlatalım ve ülkemizde görebileceğiniz birbirinden estetik 9 orman ağacıyla sizi baş başa bırakalım…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ege, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde görülen, kış aylarında yapraklarını döken kayın ağacı, yaklaşık 40 metre uzayıp 700 yıl kadar yaşayabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bu ağacın üremek için ardıç kuşuna ihtiyacı vardır. Ardıç kuşu ağacın döktüğü tohumları yer ve sindirim sisteminde kabukları açılan tohum kuşun dışkısı ile toprağa karışır, böylece yeni bir ardıç için hayat başlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    3 metreden 25 metreye kadar değişen türleri bulunan meşe, yaz-kış yapraklarını dökmez ve 500 yıldan fazla yaşayabilir. Sincap, tavşan gibi kemirgen hayvanların en önemli besin kaynağı olan meşe palamudu da bu ağacın meyvesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sıklıkla kayın ağacıyla karıştırılan gürgen, kayına göre çok daha serttir. 150 yıl kadar yaşayabilir. Dünyada 25 çeşidi olan gürgen ağacının ülkemizde iki çeşidi bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Fiziği güçlü görünen yaşlı insanlar için “çınar gibi ” denir, çünkü çınar ağacının en belirgin özelliği yüzyıllarca ayakta kalmayı başarabilen heybetli görüntüsüdür. Bu ağaçların içleri çöküp canlılığını yitirse de gövdesi yaşamaya devam eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Sulak yerlerde yetişen, ince ve uzun gövdesi olan kavak ağacı çok dayanıklı bir tür değildir. Çabuk büyüyen kavak ağacı Türkiye’nin her yerinde yetiştirilmekteyse de en büyük kavak ormanı Samsun Terme’dedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Selvi adıyla da bilinen servi ağaçları 2000 yıl yaşama gücü gösteren uzun boylu dirayetli ağaçlardır. Hiçbir mevsim yapraklarını dökmezler. Mezarlıklarda ve kutsal alanlarda dikkat çekici yoğunlukta görülen ağaçların kozalakları da vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Görüntüsüyle hayranlık uyandıran akçaağacın yaprakları sonbaharda sarı ve kırmızı iken yazları yemyeşildir. Genç yaşında pürüzsüz olan gövdesinde yaşlandıkça derin çatlaklar oluşur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Göknar ya da köknar, çamgiller familyasından olan, piramit şeklinde 40 metreye kadar büyüyebilen, iğne yapraklı ve kozalaklı, yaklaşık 300 yıl yaşayabilen bir orman ağacıdır.

  • Murat Menteş’in Kült Eseri Dublörün Dilemması’ndan 11 Alıntı

    Murat Menteş’in Kült Eseri Dublörün Dilemması’ndan 11 Alıntı

    Çağdaş Türk edebiyatının önemli isimlerinden Murat Menteş, usta ve yenilikçi dil kullanımı ve ilginç hikâyeleriyle kısa sürede birçok okurun favori yazarlarından biri oldu. Afili Filintalar sayesinde adını sıkça duyduğumuz, okudukça vazgeçemediğimiz yazarın kült romanı Dublörün Dilemması’ndan 10 alıntıyla gününüze edebiyat katmaya geldik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, garanti karantina
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, afili filintalar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, garanti karantina
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, afili filintalar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, garanti karantina
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, garanti karantina
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, garanti karantina
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, garanti karantina
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, garanti karantina
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”11#” title_font_size=”13″]
    dublörün dilemması, korkma ben varım, garanti karantina
  • Kimya Sayesinde Öğrendiğimiz 8 İlginç Bilgi

    Kimya Sayesinde Öğrendiğimiz 8 İlginç Bilgi

    “Maddelerin temel yapılarını, birleşimlerini, dönüşümlerini, çözümleme, birleşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim”e kimya deniyor. Çoğumuza uzak bir konu gibi görünse de aslında tüm yaşam kimyasal tepkimeler sayesinde gerçekleşiyor; anlayacağınız biz farkında olmasak bile kimya hayatımızın tam da içinde olan bir konu. Evrenden ilginç bilgiler serimize, kimya sayesinde öğrendiğimiz 8 tanesi ile devam ediyoruz biz de…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Hem vücudumuzdaki karbon gazını boşaltmak hem de daha çok oksijen alabilmek için esniyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Limonun, aynı miktardaki çilekten daha fazla şeker içerdiğini biliyor muydunuz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Değerli taşlar birkaç elementten oluşur ama elmas için durum farklıdır. Elmas sadece ve sadece karbondan oluşur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Metal deyince renk olarak aklımıza gri gelir, çünkü çoğu metal bu renktedir. Bunu okuyunca, sarı rengiyle altın ve turuncuya çalan rengiyle bakır aklınıza geldiyse onların birer istisna olduğunu bilmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sizce soğuk su mu daha çabuk donar yoksa sıcak su mu? Sorunun cevabı, sıcak suyun soğuk sudan daha çabuk donduğu şeklinde olmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Mars’a, yüzeyi kızıl renginde olduğu için Kızıl Gezegen dendiğini biliyorsunuz. Bu kızıl görüntünün nedeni, demir oksit ya da pas kalıntıları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Susuzluk hissettiğimizde vücudumuzdaki suyun yaklaşık %1’lik kısmını kaybetmiş oluruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yer kabuğunda, suda ve atmosferde en fazla bulunan element oksijendir.