Etiket: hayvan

  • GEZEGENİMİZİ PAYLAŞTIĞIMIZ YENİ TÜRLER İLE TANIŞIN

    Taksonomi uzmanlarından oluşan uluslararası komite, her sene dünyamızı paylaştığımızdan haberdar olmadığımız yeni türlerin keşfini duyuruyor. Alanlarında uzman bilim insanlarının uzun süren araştırma sonuçları sayesinde tesadüfen keşfedilen türlerin altı tanesini sizlerle tanıştırıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Şirinliğiyle dikkat çeken olinguito, yaklaşık 10 yıl süren bir araştırmanın sonucunda keşfedildi. Bu yeni memeli türü aslında yüzlerce yıldır biliniyor ancak başka hayvanlara benzerliği nedeniyle yeni bir tür olarak adlandırılması son yılları buldu. Zoolog Kristofer Helgen, 2000’li yılların başında Chicago’daki bir müzede bulduğu kemiklerin bilinmeyen bir canlı türüne ait olduğunu tahmin etmesiyle araştırmalarını yoğunlaştırdı ve bu türün keşfine imzasını attı. Yavru ayı ile vahşi kedilere benzetilen olinguito, rakungiller ile yakın akraba ve tıpkı rakunlar gibi gündüzleri uyuyor, geceleri ise avlanıyor. Bilim insanları yeni türün yaşam alanının Orta Amerika’daki Panama, Kosta Rika, Venezuela, Brezilya ve Peru olduğunu açıkladı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    2019’da keşfedilen türlerden bir tanesi de ilginç burun yapısına sahip Yeni Gine kurbağası. Bu yeni türün erkek bireylerinde ya sıkı tutabileceği ya da sallayabileceği, burun delikleriyle sabitlenmiş uzun bir çıkıntı bulunuyor. Dış görünümü ile yalan söylediğinde burnu uzayan Pinokyo’ya benzeyen bu sevimli kurbağalara “Pinokyo Kurbağası” ismi verilmiş. Araştırmacılar bu anatomik yapının işlevinden pek emin olmasa da erkeklerin eşleri çekmesine veya kurbağaların kendilerini diğer türlerden ayırt etmesine yardımcı olabileceğini düşünüyorlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Primatologlar bu yeni keşfedilen türe kadar gezegenimizde sadece iki orangutan türü olduğunu düşünüyordu; Bornean orangutanı ve Sumatra orangutanı. Ancak 2017’de Sumatra’nın Güney Tapanuli bölgesinde yaşayan ve 10.000 ila 20.000 yıl boyunca coğrafi olarak izole kalan ve diğer iki türden genetik olarak farklı olacak şekilde gelişen orangutanların popülasyonu ayrı bir tür olarak yeniden sınıflandırıldı. Tapanuli orangutanlarının daha kıvırcık saçları ve daha küçük kafaları olduğu gözlemlenirken, bu türün beslenme düzeni de diğer orangutan türlerinden farklı; tırtıllarla kozalaklar gibi besinleri tüketiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ağaçlarda yaşayan, meyve ile beslenen bu kertenkele türü, Filipinler’deki Kuzey Sierra Madre Ormanları’nda yaşıyor. Türkçede “Orman monitör kertenkelesi” olarak anılan bu tür, iki metreden daha uzun boya sahip olmasına rağmen ağırlıkları 10 kilogramı geçmiyor. Aslında yerel halk tarafından bilinen bu dev monitör kertenkelenin bu denli iri olmasına rağmen bilim insanlarının dikkatinden kaçmış olması oldukça şaşırtıcı. Bu durum ancak bu türün çoğu zamanını ağaçlarda geçirmesiyle açıklanabiliyor. Pullu bacakları ve mavi siyah benekli gövde yapısı, altın renginde benekleri bulunan türün kuyruğunda da dönüşümlü olarak siyah ve yeşil renk bulunuyor. Bilimsel ismi “Varanus Bitatawa” olan tür, bu ismini bölgede yaşayan yerli halkın yeni türler için kullandığı bitatawa sözcüğünden almış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Doğu Afrika yakınlarındaki sularda keşfedilen “Sixgill Testere Köpek Balığı” türünün yaklaşık bir metre uzunluğundaki “Sixgill Shawshark” adı verilen bir gruba ait olduğu bildirildi. En belirgin özelliği testere benzeri burnu olan bu yeni tür, burun yapısıyla Sixgill köpek balığından ayrılıyor. Testere köpek balıkları avlarını kesmek için kullandıkları, sivri çıkıntılarla dolu, uzun, düz burunlarıyla biliniyor. Bu türdeki çoğu köpek balığının vücutlarının her iki yanında beş solungaç yarığı bulunurken, sixgill testere köpek balığında altı solungaç yarığı bulunuyor. Tür, Güney Afrika ve Güney Mozambik çevresindeki sularda bulunmuş ancak başka denizlerde de yaşadığı düşünülüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bilimsel adı “Pionopsitta aurantiocephala” olan kel papağan, 2000’li yılların başında keşfedildi. Kel papağan veya turuncu başlı papağan olarak anılan bu tür, Psittacidae familyasından bir papağan türü. Tropikal ve nemli iklimi seven bu tür, Brezilya’da, Amazon bölgesinde yaşıyor. İlk başlarda kel akbaba türünün yavrusu sanılan bu papağan türünün kel akbaba ile karıştırılmasının nedeni, kel akbabanın kel kafasında bulunan turuncu rengi olmuş.

  • KAPLUMBAĞALAR HAKKINDA İLGİNÇ BİLGİLER

    Sürüngenler sınıfının en sevimli üyelerinden olan kaplumbağalar, diğer sürüngen türler ile birlikte günümüzden 251 milyon yıl önce başlayıp 66 milyon yıl önce sona erdiği kabul edilen Mezozoik dönemin Triyas Çağı’nda ortaya çıktılar. Açlığa dayanıklı ve uzun ömürlü bu canlıların karada yaşayan türlerine ülkemizde tosbağa da denmektedir. Bir kuş gagasına benzer ağız yapısı olan ve diğer tüm canlılardan diğer özellikleriyle de farklılaşan kaplumbağalar hakkında ilginç bilgileri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Oldukça uzun bir yaşam süresi olan kaplumbağaların sadece bazı türleri 40 sene yaşamaktadır. Ortalama olarak 100-150 yıl aralığında yaşayabilen türleri de bulunmaktadır. Ayrıca yeşil deniz kaplumbağalarının bir beslenme dalışının uzunluğu beş dakika veya daha kısa olmasına rağmen beş saat süreyle su altında kalabilirler. Kalp atış hızı oksijen tasarrufu için yavaşlar; iki kalp atışı arasında dokuz dakika süre olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kaplumbağaların cinsiyetini belirleyen sıcaklıktır. Yumurtanın erkek mi dişi mi olacağı ısıya bağlıdır ve daha düşük sıcaklıklarda erkek, yüksek sıcaklıklarda ise dişi yavru dünyaya gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kaplumbağalar, yeryüzünde yaşayan en eski canlı türlerinden biridir. Gezegenimizdeki soyu tükenmemiş en eski hayvanlardandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kaplumbağalar türlerine ve yaşadıkları iklim kuşağına göre kış uykusuna yatarlar. Deniz kaplumbağaları ise göç ettikleri için kış uykusuna yatmaz. Güneş alan kurak topraklarda kendine bir delik kazan kimi kaplumbağa türleri kış mevsimini bu şekilde geçirirken kimi evcil türler kış uykusuna yatmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kaplumbağalar dişleri olmamasına rağmen çok sert cisimleri parçalayabilir. Bunun sebebi ise damaklarında çok sert yapıda bir kıkırdak bulunmasıdır. Bu kıkırdak sayesinde denizdeki sert kabukları rahatlıkla parçalayıp beslenebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Günümüze kadar dünyada yaklaşık olarak 250 çeşit kaplumbağa türüne rastlanmıştır. Bu tür çeşitliliğine rağmen ülkemizde yalnızca sekiz çeşidi görülmektedir. Bunların başında ünlü caretta caretta gelmektedir; yeşil deniz kaplumbağası, deri sırtlı deniz kaplumbağası, benekli kaplumbağa, çizgili kaplumbağa, kızıl yanaklı su kaplumbağası, Nil kaplumbağası ve Fırat kaplumbağası diğer türlerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kaplumbağalar ses telleri olmamasına rağmen ses çıkarabilirler. Bunu yapabilmelerinin sebebi ise; kafalarını aniden öne doğru iterek ciğerlerinde bir hava birikimi sağlayıp bu hava birikim aracılığıyla ses çıkarmayı öğrenmiş olmalarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yavaşlıklarıyla ün salan kaplumbağaların bu denli yavaş olmalarının nedeni, sırtlarında taşıdıkları kabuk yüzünden değildir. Otçul olan kaplumbağalar avlanmadıkları için bir besin mücadelesine girmek zorunda kalmazlar. Bu sebeple de günlük hayatlarında çok hızlı hareket etmeleri gerekmez. Bu durum onların her an yavaş olduklarını göstermez. Kaplumbağalar gerçek bir tehlike karşısında oldukça hızlı hareket eden hayvanlardır.

  • SİMSİYAH RENKLERİYLE ÖNE ÇIKAN HAYVANLAR

    Hayvanların tamamen siyah bir görünümde olmasının nedeni melanin depolanmasının yüksek seviyede seyretmesidir. Siyah pigmentlerin aşırı yoğunlukta olduğu bu duruma melanizm/siyah renklenme deniyor. Aşağıda bu türlerin birbirinden farklı ve sevimli örneklerini bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • YAĞMUR ORMANLARININ DEV KUŞU: HARPİA KARTALI

    Harpia kartalı (Harpy eagle), yağmur ormanlarında yaşayan en büyük ve en güçlü kartal türüdür. Bacağındaki siyah noktalı tüyler haricinde geriye kalan bölgeleri beyaz renkli olan Harpia kartallarının en karakteristik özelliği ise, başının arkasındaki taca benzeyen iki tüyüdür. Göz renkleri gri, kırmızı veya kahverengi olan ve sıra dışı bedeni ile ilginç türler arasında yer alan Harpia kartalları hakkındaki bilgileri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yetişkin bir Harpia kartalının kanat uzunluğu 2 metre, ağırlığı ise 10 kiloya kadar ulaşabiliyor. 13 ile 15 santim arasında değişiklik gösteren bu kuş türünün pençesi ise yetişkin bir boz ayının pençesinden daha büyük boyutlardadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Türün bilimsel adı Antik Yunan mitolojisine dayanıyor. Mitolojideki Harpilere atıfta bulunan ismi, akbaba gibi bir vücuda ve bir kadının yüzüne sahip olduğuna inanılan rüzgâr ruhları Harpilerden geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İri cüssesi ile şaşırtan Harpia kartallarının bir diğer ilginç özelliği ise avlanırken gösterdikleri sabır. Avlanırken bir ağaçta 23 saate kadar tüneyebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Harpia kartalları yuvalarını Güney Amerika’nın en uzun ağaçlarından biri olarak bilinen kapok ağacının tepesine kurar. Bundan dolayı birçok Güney Amerika medeniyetinde kapok ağacı kesmenin “kötü şans getirdiğine” inanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ağaçta yaşayan memelilerle beslenen Harpia kartalları; tembel hayvanlar, maymunlar, sincaplar, kuşlar, iguanalar ve yılanlarla beslenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Çift halinde yaşamayı tercih eden Harpia kartalları, Brezilya’da “kraliyet şahini” olarak da bilinir. Diğer kuş türlerinin çoğunda olduğu gibi Harpia kartalları da tek eşlidir ve eşleriyle olan bağları ömür boyu sürer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yaşam alanı Orta Amerika olan Harpia kartalının dünya üzerinde 50 binden az sayıda kaldığı tahmin ediliyor. Geçmişte Harpia kartallarının yaşam alanı Arjantin’den Meksika’nın güneyine; Orta Amerika’dan Güney Amerika’ya kadar uzanırken ne yazık ki orman alanlarının yok olması ve insanların av merakı sonucu yaşam alanları giderek daralıyor. Günümüzde en büyük üreme alanı Panama’da bulunuyor. El Salvador’da nesli tamamen tükenen Harpia kartallarının, Belize’de ise sadece bir yuvasının kaldığı gözlemlenmiştir.

  • TÜRKİYE’DEKİ KÖPEK BALIĞI TÜRLERİ

    Denizlerin en büyük balıklarından olan köpek balıklarının tespit edilen 360 farklı türü bulunuyor. Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde de yaşayan birçok türü mevcut. 400 milyon yıldır gezegenimizde var olan köpek balıklarının ülkemiz sularında yaşayan başlıca türlerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Balina köpek balığından sonra dünyanın en büyük ikinci balığı olan büyük camgöz, ortalama 10 metre uzunluğa ve 3 ton ağırlığa sahip bir canlıdır. Dev cüssesine rağmen hırçın bir avcı olmayan bu tür, denizlerdeki planktonlarla beslenir ve ağzını sürekli açık tutarak sudaki besinini filtreler. Bu balık türü her bir saatte ortalama 2 ton deniz suyunu filtreleyerek öğününü âdeta taştan çıkarır. Büyük camgöze dünyanın neredeyse bütün denizlerinde rastlamak mümkün olurken göç zamanlarında ülkemizdeki Ege ve Akdeniz sularını nadiren de olsa ziyaret eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sivriburun camgöz, açık denizlerde yaşayan başı üstten hafifçe basık, dişleri sivri bir türdür. Çok hızlı yüzmesiyle bilinen sivriburun camgözler, zaman zaman sudan dışarı sıçramasıyla da ünlüdür. Saatte ortalama 80 kilometre hıza erişen bu türün besinlerini sürü halinde gezen hamsi, istavrit, palamut, kefal gibi balıklar oluştururken kimi zaman kalamar ve sübye gibi kafadan bacaklılarla da beslenir. Ortalama uzunlukları 1 metre ile 3 metre arasında olan sivriburun camgözlerin ağırlıkları 60 ila 200 kilo arasında değişmektedir. İnsanlara zarar vermediği bilinen türe sıcak sularıyla ünlü Akdeniz’de rastlamak mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde Batı Karadeniz, Akdeniz, Ege ve Marmara Denizi’nde görülen saban köpek balığının yetişkin erkekleri 420 santimetre, dişileri ise 560 santimetre boya erişir. Sürü balıkları ile beslenen türü, soğuk denizlerden sıcak tropikal denizlere kadar görmek mümkündür. Saldırgan olmamasıyla ünlü saban köpek balıklarının kuyrukları ile beden boyutları hemen hemen aynı uzunluktadır. Bu balıklar ismini burnu toprağı kazarak altüst etmeye, tarlayı ekilebilecek duruma getirmeye yarayan bir tarım aracı olan sabana benzediği için balıkçılar tarafından verilmiştir. Saban balıkları dünyada nesli giderek azalan balık türleri arasındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde Akdeniz ve çevresinde yaşayan kedi köpek balığı, gözleri ve burnu kedilere benzediği için bu ismi almıştır. Pulsuz bir derisi, ince bir gövdesi olan bu türün derileri desenli ve çizgilidir. Lekeli veya puantiyeli desenlere sahip farklı türleri bulunur. Ortalama boyları 80 santimetre olurken birkaç türü 1,5 metreyi aşan boylara ulaşır. Bu köpek balığı, denizin derinliklerinde bulunan küçük balıklar ve yumuşakçalarla beslenir. Oldukça utangaç bir mizaca sahip olan bu türün yakalanması zordur ve kendilerini tehdit altında hissettiklerinde midelerini su veya hava ile doldurarak vücutlarını üç kat büyütme gibi ilginç bir savunma yeteneğine sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Pamuk köpek balığı, diğer adıyla mavi köpek balığı, ülkemizde Akdeniz sularında görülür. Sürü halindeki küçük balıklarla beslenen bu türün boyları ortalama 2 ila 3 metre arasında değişse de 4 metreye ulaşanları da görülmektedir. Dünyada, tüm denizlerde ve okyanuslarda en sık görülen köpek balığı türlerinden olan bu türün gözleri oldukça büyüktür, dişleri besinleri daha iyi öğütmek için tırtıklı yapıdadır. Oldukça uzun kuyruğa sahip pamuk köpek balığı, bu özelliği sayesinde hızlı birer yüzücü haline gelir ve tüm dünyadaki sıcak denizlerde avlarını arar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Soyu tehlike altında olan melek köpek balığı, genellikle 150 metre derinliğe yakın kumlu deniz yataklarında yaşar. Bir zamanlar Baltık Denizi’nden Fas ve Kanarya Adaları’na kadar dağılım gösteren bu türü ülkemizde Akdeniz ve Karadeniz’de görmek mümkündür ancak yanlış avlanma sebebiyle sayıları gün geçtikçe azalmıştır. Vatozlara benzedikleri için genelde birbiri ile karıştırılan bu türün tespiti için yüzgeçlerine ve davranış şekillerine bakılır. Tıpkı vatoz gibi deniz tabanındaki kumullara gizlenerek küçük balıkları avlar. Melek köpek balıkları, diğer köpek balığı türlerine kıyasla benzersiz nefes almasıyla ünlüdür; solunum sırasında suyu dışarı pompalamak için vücutlarının altında bulunan solungaç kanatlarını kullanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kum köpek balığı, dünyadaki en büyük köpek balığı türlerindendir ancak bu iri cüssesine rağmen saldırgan değildir. Ortalama 1-1,5 metre olan cüssesi ve 23 seneye ulaşan yaşam ömrü ile bilinen bu tür, uzun yaşamasına rağmen nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Akdeniz sularında yaşayan kum köpek balıklarının üreme alanlarından biri de Gökova Körfezi’ndeki Boncuk Koyu’dur.

  • BU CANLILARI FARK ETMEK ÇOK ZOR

    İnsan da dâhil her canlı bulunduğu ortamın koşullarına adapte olma yeteneğine sahip. Söz konusu hayatta kalmak ve soyunu sürdürmek olduğunda bu özellik büyük avantajlar sağlıyor. Doğadaki kamuflaj ustası canlılar da bu adaptasyon yeteneğinin sağladığı avantajları kullanarak ya avlarını yakalamada ya da kendilerinden büyük avcılardan gizlenme konusunda bir adım öne geçiyor. Listemizde kamuflaj yetenekleri ile şaşırtan hayvanları listeledik. Bakalım ilk bakışta bu canlıları fark edebilecek misiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Hindistan, Sri Lanka ve Güneydoğu Asya’da yaşayan baron tırtılı, çevresindeki ağaçlar ve bitkiler ile neredeyse aynı renk ve desene sahip dünyaca ünlü bir kamuflaj canlısıdır. Yaşadığı doğal ortamdaki yapraklara benzeyen baron tırtılı, vahşi doğada avlanmak isteyen yırtıcılardan ve kuşlardan korunmada kendisini oldukça geliştirmeyi başarmış. Ancak baron tırtıllarının bu kamuflajı sağlamaları için açılarını da iyi ayarlaması ve belirli bir mesafeden bakıldığında gizlendiği yaprağın bir parçasıymış gibi gözükmesi gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Çevreleriyle mükemmel şekilde kamufle olabilen bir kuş türü olan elf baykuşlarını gündüz saatlerinde bile fark etmek neredeyse imkânsız. Pürüzsüz tüylerinin asimetrik yapısına bir de yaşam alanlarındaki ağaçlarla aynı renge sahip olmaları eklenince gece gündüz demeden hem görünmez bir avcı olabiliyor hem de besin listesinde olduğu yırtıcılardan başarıyla korunabiliyor. Elf baykuşları bir tehlike anında gözlerini kapatıp başlarını arkaya eğer ve böylelikle tünedikleri ağacın bir parçası gibi gözükür. Baykuşlarla akraba olmalarına rağmen bu kuşlar diğer baykuş türleri kadar iyi uçamaz ve avlarını pençeleri ile yakalamak yerine avlarının kendisine gelmesini bekler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dünyadaki tüm denizlerde yaşayan Akdeniz ahtapotunun derisinde bulunan pigment hücreleri çevresindeki ortamın rengini ve desenini yansıtabilen özelliklere sahip. Avcılardan ve avlarından çok iyi şekilde gizlenebilen bu tür, derilerinde bulunan kromofor adı verilen hücreler sayesinde ışığı kırabilir, yansıtabilir, dağıtabilir ve bu sayede çok hızlı desen ve renk değiştirebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Denizatı ile aynı aileden gelen yapraklı deniz ejderi, Avustralya’nın güney ve batı sularında bulunan bir balık türü. Adını uzun yaprak benzeri çıkıntılarından alır. Deniz yosunları arasında görünmez olmasını sağlayan uzun yapraklara benzer çıkıntıları olan yapraklı deniz ejderi, saklanarak avlarını yakalar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kurak ve kumlu bölgeler, seyrek ormanlar, açık araziler ya da fundalıklarda yaşayan çobanaldatan kuşu; Avrupa, Asya ve Afrika’da yaşayan kamuflaj ustası bir türdür. Çoğunlukla gece avlanan bu kuşlar yaşadıkları ortamın rengindeki tüyleri sayesinde avcılardan ve diğer tehlikelerden kendisini korur. Tıpkı baykuşlar gibi tüyleri asimetrik, sık ve parlaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Madagaskar’ın doğusundaki dağlık yağmur ormanlarında yaşayan ve çürümüş bir yaprağa benzeyen yaprak kuyruklu gekoların vücudu, yaşadığı ortamdaki çürüyen yapraklara benzer. Kahverengi, gri, turuncu ve tonlarında olan bu sıra dışı canlıların boyu da ancak bir yaprak kadar; 6 ila 9 cm arasında değişir. Yaşadığı ortamda gizlenebilmesine imkân veren vücut yapısı sayesinde avlarını yakalayarak kolayca beslenebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kar leoparları, Himalaya Dağları ile Butan, Nepal ve Rusya’nın Sibirya bölgesinde yaşayan dünyanın en iyi kamuflaj özelliğine sahip yırtıcılarından biri. Kürkleri açık gri, krem veya siyah renkli noktalarla kaplıdır ve bu renkler onlara kar ve kayaların arasında gizlenme olanağı verir. Kar leoparlarının bu özelliği, avını ustalıkla takip edebilmesini ve pusuya düşürmesini sağlar.

  • DÜNYANIN EN ÜNLÜ KEDİLERİ

    Sevimlilikleriyle milyonlarca insanın kalbini çalan kediler samimi doğaları ve şirin görünümleri ile dünya genelinde büyük bir hayran kitlesine sahip. Özellikle internetin yaygınlaşmasıyla bazı kediler sosyal medya platformlarında fenomen haline gelerek ün kazandı. Ancak internetten önce de dünya çapında ünlenen kediler vardı. Yazımızda tarihe isimlerini yazdıran kedileri, hikâyelerini ve fenomen olmalarının ardındaki nedenleri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    18. yüzyılda yaşamış ünlü İtalyan besteci Domenico Scarlatti’nin kedisi Fague (Füg) sayesinde en ünlü eserinden birini bestelediği söylenir. Resmî adı “Kk. 30, Fa Minör Füg” olan tek bölümlük ünlü sonatı, gayriresmî olarak “Kedi Fügü” olarak biliniyor. Lakabı Pulcinella olan kedisinin piyano tuşlarının üzerinde gezinmesiyle ortaya çıkan notaları bir kenara not eden sanatçı, bunun üzerine koca bir füg bestelemiş. Bu hikâyenin gerçekliği tartışılsa da Pulcinella, tarihe “müzisyen kedi” olarak ismini yazdırmayı başardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Orangey adlı sarman kedi bugüne kadar pek çok önemli filmde rol aldı. Ünlü hayvan bakıcısı Amerikalı Frank Inn tarafından keşfedilen Orangey, 1951’de “Rhubarb” filmiyle sinema dünyasına adım attı. Ancak asıl şöhretini 1961’de unutulmaz aktris Audrey Hepburn ile birlikte rol aldığı “Tiffany’de Kahvaltı” filmiyle yakaladı. Hepburn’ün kedisi rolüyle ününün doruğuna ulaşan Orangey, bu iki film ile Amerika’da hayvanlar âleminin Oscar’ı olarak kabul edilen Patsy Ödülü’ne de layık görüldü.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Parisli sokak kedisi Félicette, 18 Ekim 1963’te Cezayir’de bulunan Fransız üssünde Veronique AG1 sondaj roketine yerleştirilerek uzaya fırlatıldı. Uzayın derinliklerinde 200 kilometre yol katettikten sonra kapsülü atmosfere giriş yaparak paraşütle dünyaya iniş yaptı. Ancak Félicette tüm aramalara rağmen bulunamadı ve hatırasını yaşatmak için fotoğrafı pul olarak basıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    2012’de internette fenomen olan ilk kedi olan Grumpy, gerçek adı ile Tardar Souce (Tartar Sos), suratsız ifadesiyle herkesin sempatisini kazandı. 2019’da aramızdan ayrılan Tartar Sos’un şöhretini yakalaması, sahibi Tabatha’nın kardeşinin kedinin fotoğrafını bir siteye eklemesi ile gerçekleşti. Tartar Sos’un huysuz görünüşünün sebebi, cüce kedi olması ve bir diş sorunu olan maloklüzyon rahatsızlığından kaynaklanıyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İstanbul, tüm dünyada kedileriyle ünlü bir kent. Bu kediler arasında en ünlüsü ise Ayasofya’da yaşayan ve turistlerin ilgi odağı olan Gli. 2004’te Ayasofya’da doğan ve büyüyen Gli’yi tüm dünya Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama’nın 2009’daki Ayasofya ziyaretinde tanıdı. 2020’de cami olarak tekrar ibadete açılan Ayasofya’yı ziyaret eden herkesin ilgi odağı haline gelen Gli, “dünyanın en fazla fotoğrafı çekilmiş kedisi” ünvanını elinde bulunduruyor. Sevimli kedi Gli, 7 Kasım 2020’de yaşlılığa bağlı olarak aramızdan ayrıldı.

  • YAŞAYAN EN BÜYÜK CANLI TÜRLERİ

    Gezegenimizi paylaştığımız canlılar arasında öyle türler var ki, ulaştıkları fiziksel boyutları ile en büyük, en ağır ya da en uzun canlı olarak anılıyor. Yaşayan en büyük canlı türlerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Listemizin ilk sırasında 1998’de tesadüf sonucu keşfedilen en büyük organizma yer alıyor. Araştırmacılar, ABD Oregon’daki Malheur Ulusal Ormanı’ndaki 112 ağacın ölümünü araştırırken “Armillaria Ostoyae” yani bal mantarı türünün inanılmaz boyutlara ulaştığını tespit etti. Yaklaşık 9.6 kilometrekare uzunluğundaki bir alana yayılan bu mantar, yer üstünde bir mantar kolonisi gibi gözükse de yer altında tek bir organizmadan oluşuyor. Yaşayan en büyük organizma olan bal mantarı, gezegenimizin devi olurken; büyüklüğünün yanı sıra yaşı ile de şaşırtıyor. Armillaria Ostoyae mantarının 2.400 yaşında olduğu tahmin ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Güneydoğu Asya’ya özgü, Rafflesia Arnoldii olarak da adlandırılan ceset çiçeğinin çapı 1,5 metre ve çiçeğinin ağırlığı 7 kiloya kadar ulaşıyor. Çürüyen ete benzeyen, güçlü bir nahoş koku yayan ceset çiçeği, bitki olmasına rağmen fotosentez yapmıyor. Köksüz ve yapraksız bu çiçek, soyunu devam ettirebilmek için yaydığı koku ile böcekleri polenlerine çekiyor. Endonezya’da ay orkidesi ve beyaz yasemin ile üç ulusal nadir çiçek olarak kabul edilen ceset çiçeği, bildiğimiz tüm çiçeklerden çok farklı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Timsahgiller familyasından olan su timsahları, ortalama 2 ton ağırlığa ve 6,5 metre uzunluğa erişebiliyor ve bu ölçüler onları yaşayan en büyük sürüngen yapıyor. Hem en büyük sürüngen hem de en büyük karasal ve nehir kenarında yaşayan avcı olan su timsahı, kuyruklarından aldıkları güç ile suda uzun sıçrayışlar yapabiliyor; güçlü çene yapısı sayesinde bufalo, maymun, ayı, hatta bazen dev köpek balığı bile avlayabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    General Sherman adıyla da bilinen dünyanın en büyük ağacı sekoya, Kaliforniya’daki Sequoia Ulusal Parkı’nda bulunuyor. Hem çok yaşlı hem de çok büyük olan ağacın yanında insanlar âdeta sincap gibi kalıyor. Boyu 85 metre, gövde çapı ise 25 metre olan “General Sherman”, 2000 yaşında olmasına rağmen yaşayan en yaşlı ağaç değil! Sekoyalar arasında 3220 yaşında olan ağaçlar olduğu bilinmekte…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yaklaşık 150 kilo ağırlığa ve 2,5 metre uzunluğa ulaşan deve kuşu, listedeki diğer canlılar ile kıyaslandığında küçük kalsa da kuş türleri arasındaki en büyük tür olma özelliğine sahip… Bir kuş olmasına rağmen uçamayan deve kuşu, kısa mesafelerde saatte 70 km hıza erişerek hızıyla ve iri cüssesi ile listenin üst sıralarında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    “Mesonychoteuthis hamiltoni” yani dev kalamar, boyutlarıyla diğer omurgasız türler arasındaki en büyük canlı oluyor. 450 kilo ağırlığa ve 19 metreye ulaşan boyu ile korkutucu bir büyüklükte olsa da aslında son derece zararsız, kendi halinde bir canlı… Antarktika’nın soğuk sularının 2000 metre derinliğinde yaşayan bu türü gözlemlemek ise oldukça zor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    “Balaenoptera musculus” yani mavi balinanın yeni doğan bir yavrusu bile 7,5 metre boyunda ve 3 ton ağırlığında oluyor. Yetişkin balinaların boyları 30 metreye yaklaşırken, ağırlıkları 200 ton çekiyor ve bu rakamlar mavi balinayı yaşayan en büyük canlı yapıyor. Hem memelilerde hem su dünyasında hem de kara canlılarında bu boyutlara ulaşan başka bir tür bulunmuyor. Bu dev canlıların dili bile bir fille aynı ağırlıkta olurken, kalpleri ise bir arabanın ağırlığına ulaşabiliyor.

  • Garip Görünüşleriyle Sizi Şaşırtacak 9 Hayvan

    Garip Görünüşleriyle Sizi Şaşırtacak 9 Hayvan

    Dünyamız zengin doğası ile milyonlarca canlı çeşidine ev sahipliği yapıyor. Her bir kıtada iklim koşullarına ve coğrafi yapıya göre değişen birbirinden ilginç, birbirinden farklı biyolojik özelliklere sahip hayvan yaşıyor. Dünyanın biyolojik çeşitliliğini kutladığımız bu içeriğimizde ilginç görünüşleri ile sizi etkileyecek 9 hayvanı bir araya getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    ilginç hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    ilginç hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    ilginç hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    ilginç hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    ilginç hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    ilginç hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    ilginç hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    ilginç hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    ilginç hayvanlar
  • MAVİ BALİNALAR HAKKINDA İLGİNÇ BİLGİLER

    Mavi balina, diğer adıyla gök balina, 150 ton ağırlığı ve 33 metreyi bulan cüssesi ile yaşayan en büyük memeli türüdür. Kuzey Buz Denizi dışında tüm denizlerde yaşamını sürdüren mavi balinalar hakkındaki ilginç bilgileri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Mavi balinaların kafası o kadar büyüktür ki 150 tonluk yetişkin bir mavi balinanın dilinin üzerinde 50 insan aynı anda ayakta durabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yine yetişkin bir mavi balinadan yola çıkarsak 450 kg ağırlığındaki bir balina kalbi, ortalama bir araba ağırlığına denk düşer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sanıldığı gibi mavi balinalar yunuslarla değil, vahşi katil balinalarla akrabadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Fosil kayıtları balinaların atalarının 55 milyon yıldır okyanuslarda yaşadığını gösterir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yeni doğmuş bir balina yavrusu ortalama iki ton ağırlığındadır ve iki ila üç sene annesi ile beraber hareket eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Diatom adlı mikroorganizmalar ile beslenen mavi balinaların gövdesi de ince bir tabaka halinde diatom ile kaplıdır. Bu nedenle balinaların bedeninin alt yüzeyi sarımsı yeşil ya da turuncumsu kahverengi renge bürünür.