Blog

  • Sonbaharın Geldiğini Anlatan 8 Olay

    Sonbaharın Geldiğini Anlatan 8 Olay

    Teorik olarak eylül ayına girdiğimizde sonbaharın geldiğini düşünürüz ama küresel ısınma, iklim değişimleri derken nicedir pratikte öyle olmuyor. Artık sonbaharın geldiğini anlayabilmek için hem doğada hem günlük hayatımızda gerçekleşen değişimlere dikkat kesilmemiz gerekiyor. Hemen akla gelen 8 tanesini sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sonbahar demek en çok da sararıp dalından düşen ve düştükleri yerde bile gözlerimizin önüne büyüleyici bir dünya seren yapraklar demektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Camınıza vuran yağmurlar gün aşırı tekrarlıyorsa sonbahar gelmiş demektir. Ama bu yağmurların yaz yağmurlarından farklı olduğunu bilmelisiniz. Yazın yağan yağmur bir macera filmindeki reklam arası gibi hissettirirken, sonbahar yağmuru yeni başlayan uzun metrajlı bir dramanın jenerik müziği gibidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sonbaharın habercilerinden biri de evlerde göz önüne çıkarılan şemsiyelerdir. Aniden yağmur bastırdığında yanında şemsiyesi olan her insan güvenli bir limana sığınmış gibi hisseder kendisini.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ayak parmaklarınızı yaz aylarında olduğu kadar görememeye başlamışsanız sonbahar gelmiş demektir. Diğer taraftan çorapların ayağınıza verdiği sıcaklık ve güven duygusu eski bir arkadaşla buluşmuş gibi hissettirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İşte sonbaharı biraz da hüzünle eşleyen olaylardan biri… Göç etmek üzere toplanmış gökyüzünde dönüp duran kuşlar… Onlarla bir dahaki baharda görüşmek üzere selamlaşmayı unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Arkadaşlarınızla hafta sonu buluşmalarına mutlaka bir sinema koyuyorsanız, patlamış mısırın kokusuna her zamankinden daha çabuk çekiliyor ve aynı gün ikinci sinemayı düşünüyorsanız sonbaharı yarılamışsınız demektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Baharın yeşil, yazın kırmızı, sonbaharın rengi sarıdır… Manav tezgâhlarında önce yeşile çalan sonra gittikçe sararan yığınla mandalina görüyorsanız artık sonbaharın içindesinizdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Evde ya da bir kafeye gittiğinizde bir şeyler içmek istediğinizde aklınıza ilk önce sıcak bir kahve ya da farklı otlardan yapılmış meyve çayları geliyorsa sonbaharı yaşıyorsunuz demektir.

  • GÜNEŞ ENERJİSİ NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

    Dünyamız 8 milyara ulaşan nüfusu ile gittikçe kalabalıklaşan bir gezegen. Uçaklar, otomobiller, fabrikalar, ev ve iş yerlerinde kullandığımız tüm teknolojik ürünler için enerjiye ihtiyacımız var. Fosil yakıt kullanımının gezegenimiz için oluşturduğu dezavantajlar daha da görünür hâle gelirken, medeniyetimizin devamlılığı için alternatif temiz enerji kaynaklarına yönelmemiz gerekliliği artık şüphe götürmez durumda. 31 Ekim Dünya Tasarruf Günü’nde, sahip olduğumuz tek yuvamızın, yani dünyamızın, doğal kaynaklarını koruyacak temiz enerji kaynaklarından olan güneş enerjisinin sağladığı faydaları listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Güneş enerjisi tamamen çevre dostudur. Karbon salınımı olmayan ve dolayısıyla karbon ayak izi bırakmayan bu enerji türü doğamızı kirletmez.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Atmosfere salınan metan ve karbondioksit gibi gazlar çevresel hava kirliliğine yol açtığı gibi, aynı zamanda sera etkisini arttırır. Fosil yakıtların sebep olduğu en önemli etkilerden olan sera gazı oranının yükselmesi ise gezegenimizin ısınmasına yol açar. Mevsim normallerinin dışında gerçekleşen sel baskınları, kuraklık, kasırga vb. diğer doğal olayların önüne geçmek için güneş enerjisi kullanılması artık bir gereklilik hâline gelmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Faturalardan elde edilen tasarruf, güneş panellerinin kapasitesine bağlı olarak değişir. Ayrıca kurulan paneller elektrik dağıtım şebekesine bağlı ise, YEKDEM (Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Desteklenme Mekanizması) sistemi sayesinde ekstra maddi kazanç da sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Güneş enerji sistemlerinin en güzel yanı, kurulum gerçekleştikten sonra cebinizden para çıkmamasıdır. Panellerin kapasitesine bağlı olarak yapılan yatırımlar kendini kısa sürede amorti ederken, aylık elektrik ya da ısınma faturası tarihe karışır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Enerjide dışa bağımlı ülkeler için tartışmasız en kolay çözümlerden biri güneş enerjisidir. Güneşli günleri az olan Almanya bile, 30.000 MW enerjisini güneş panellerinden elde etmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kömür ve doğalgazla çalışan enerji santralleri filtre sistemine sahip olsalar da belirli ölçülerde su kullanmak zorundadır. Ancak güneş enerji sistemleri bu ihtiyacı da ortadan kaldırır.

  • Suyun Şekillendirdiği Oluşumlar

    Suyun Şekillendirdiği Oluşumlar

    Sitemizi sık ziyaret edenler daha önceki içeriklerimizde ne kadar çok “hava”dan “su”dan söz ettiğimizi hatırlayacaktır. Çünkü biliyoruz ki hava ve su yoksa yaşadığımız kürede yaşam da yok demektir. Bu sayfada da su kütlelerinin şekillendirdiği doğal oluşumlardan söz ettik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İç denizin sözlükteki tanımı şöyle: Boğazlarla ana denize bağlı olan deniz, dâhilî deniz… Örneğin güzeller güzeli Marmara Denizi… Ya da hırçınlığı ile nam salmış Karadeniz… Veyahut Rusya ile Ukrayna arasındaki Azak Denizi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Göl… “Oluşması genellikle tektonik, volkanik gibi olaylara bağlı olan, toprakla çevrili, derin ve geniş, tuzlu veya tuzsuz durgun su örtüsü.” Nemrut’un patlaması sonucu oluşan Van Gölü örneğin… Ya da tektonik ve karstik etkilerle oluşmuş Eğirdir Tatlı Su Gölü…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    su şekilleri

    “Delta” kelimesini hepimiz duymuşuzdur ama ne anlama geldiğini biliyor olmak daha önemli… Delta,  “Bir ırmağın çatallanarak denize veya göle kavuştuğu yerde oluşan üçgen biçimli ova” demek… Ege Bölgesi’nde 150 kilometre uzunluk ve 25 kilometre genişliğindeki Gediz Delta Ovası da bunun en güzel örneği.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    “Gelgit olayının belirgin olduğu yerlerde, bu olaydan doğan akıntıların etki yaptığı kıyılarda, akarsu ağızlarının huni biçiminde genişlemiş durumu”na da “haliç” adı veriliyor. Anlayacağınız bizim İstanbul’daki Haliç’imiz aslında tam da içinde bulunduğu fiziksel oluşumun adını taşıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kastamonu’daki Horma ve Valla Kanyonu ya da Nevşehir Ihlara Vadisi içindeki kanyonlar gibi birbirinden etkileyici kanyonların oluşumu da suyun gücüne dayanıyor. Kanyon, “Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu dar ve boğaz biçimindeki vadi”ye deniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Birkaç metreden birkaç yüz metreye kadar değişen derinliği ile obruk, “içinde su biriken çukur yer” anlamına geliyor. Ülkemizde özellikle Konya ve çevresinde sıklıkla görülen obruklardan en çok ilgi görenleri May Obrukları, Çıralı Obruğu, Meyil Obruğu ve Kızören Obruğu…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Suyun oluşturduğu doğal oluşumlardan en çok bilinenleri -küçükten büyüğe doğru sıralarsak- dere, çay, ırmak ve nehirdir. Dere, “yazın kuruyan küçük akarsu”ya denirken, ırmak ya da nehir “çoğunlukla denize dökülen, özellikle genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından büyük akarsu”ya denir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    su şekilleri

    Pasifik, Atlas ya da Hint Okyanusları, “Kıtaları birbirinden ayıran açık deniz”lerdir ve Dünyanın neredeyse üçte ikisini kaplayan en büyük su kütleleridir. Ve bu devasa sular içlerinde barındırdığı milyonlarca canlının yaşam alanı olarak bambaşka bir dünya gibidir.

  • BALIKESİR’İN KAHRAMANLARI TÜLÜTABAKLAR

    Tülütabaklar, Millî Mücadele Dönemi’nde Balıkesir’de yerel kahramanlar olarak öne çıkmış, düşman askerlerine korkutucu kostümleri ile direniş göstermiş deri ustalarıdır. Şehirlerinin işgaline karşı cesurca mücadele eden Tülütabaklar hakkındaki bilgiler yazımızda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    “6 Eylül Balıkesir’in Kurtuluş Günü” etkinlikleri kapsamında gelenek hâline gelen Tülütabak gösterisinin geçmişi, kentin Yunan askerleri tarafından işgal edildiği 1920’li yıllara dayanıyor. İşgal yıllarında düşman askerlerini korkutmak için koyun ya da keçi postu giyen, kendilerini baca kurumu ve soba isiyle boyayan, at kuyruğu, çan ve değneklerle korkutucu bir görünüme kavuşan Tülütabaklar, vatan topraklarımızı cesurca korudular.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Özünde Tülütabaklar, 1900’lerde Balıkesir’in en yaygın mesleklerinden biri olan “debbağ”lar; yani deri ustalarıdır. Millî Mücadele yıllarında işgale 14 ay direnen Balıkesir halkı, sadece bu şehre özgü bir direniş yöntemi geliştirerek usta oldukları dericilik mesleği sayesinde kılık değiştip ürkütücü bir görüntüye ulaştılar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Tülütabaklar’ın asıl amaçları hedef şaşırtmaktır. Millî Mücadele yıllarında Balıkesir bölgesinde yapılan direniş yanlısı toplantılar, Yunan garnizon komutanının dikkatini çeker ve bunları engellemek için gece devriyelerini arttırır. Tülütabaklar da bu toplantıları engellemek için devriyeye çıkan Yunan askerlerinin karşısına ürkütücü kostümleri ile çıkıp geri kaybolarak onları korkutmaya çalışır. Geceleri korkunç yaratıklar gördüğünü söyleyen ve dışarıda rahatça dolaşamayan Yunan askerleri, orduları için büyük bir sorun hâline gelmeye başlar. Balıkesirli dericilerin bu kendine has yöntemleri sayesinde Millî Mücadele’nin devamlılığı sağlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Millî Mücadele’den beri, Balıkesir ve çevresinde düşman işgalinden kurtuluş gününde sokaklar “Tülütabak” kostümü giyenlerin gösterisine sahne olur. Zamanla bu gelenek, bir şenlik hâlini alır. Bugün “Tülütabak Şenlikleri”, Balıkesir’in kurtuluş gününde yeniden canlandırılmaktadır. UNESCO’nun Balıkesir’in somut olmayan kültürel miras listesinde yer alan Tülütabaklar, kente özgü bir gelenek olarak yıllardır temsilî de olsa varlığını sürdürmektedir.

  • ERNEST HEMINGWAY’İN HAYATI

    20.yüzyılın en önemli yazarlarından olan Amerikalı Ernest Hemingway, yazdığı 20’ye yakın eseriyle edebiyat tarihinin en üretken kalemlerinden biri oldu. Yazarlık mesleğinin yanı sıra gazetecilik de yapan Hemingway’in eserleri Amerikan edebiyatının başyapıtları sayılırken, kendisinden sonraki yazarları da önemli ölçüde etkilemeyi başarmıştır. Nobel ve Pulitzer Ödülü sahibi yazar, yaşamı boyunca iki dünya savaşı görmüş hatta cephelerde savaşmıştır. Bu önemli ismin hayatını ve eserlerindeki konuları yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ernest Miller Hemingway, 21 Temmuz 1899’da Şikago’da dünyaya gelir. Beş çocuklu ailesinin iki erkek çocuğundan biridir. Yazarın babası tıp doktoru, annesi ise eski bir opera sanatçısı ve ressamdır. Çocukluğunda annesinden sanat eğitimi alan yazar, yaz tatillerini geçirdiği Michigan Gölü’ndeki yazlık evlerinde avlanmayı ve balık tutmayı öğrenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İçindeki yazma tutkusu ortaokul yıllarında kendini gösterir ve ilk hikâyelerini bu dönemde kaleme alır. Spor dalında köşe yazıları yazan Ring Lardner’dan çok etkilenen Hemingway, eserlerinde “Ring Lardner, Jr.” mahlasını kullanır. Lise eğitimini bitirir bitirmez Kansas’ın önde gelen gazetelerinden birinde muhabir olarak meslek hayatına başlayan Hemingway’in hayatı, tüm dünyayı etkisi altına alan I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla kökten değişecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Amerika’nın 1917’de I. Dünya Savaşı’na dâhil olmasıyla cepheye katılmak için başvuru yapan genç yazarın isteği, sol gözündeki görme bozukluğundan dolayı reddedilir ancak kolay kolay vazgeçmeyen Hemingway, bir yıl sonra Kızılhaç’ta gönüllü ambulans şoförü olarak göreve başlar. 19 yaşındayken Avusturya-İtalya sınırında yaralanan yazarın belleğinden savaşın sebep olduğu olumsuz koşullar hiç silinmez ve ileride üreteceği romanlarına da burada yaşadıkları esin kaynağı olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kazadan sonra Milano’da tedavi görürken hastanede tanıştığı hemşireye âşık olan Hemingway, teğmen rütbesiyle ordu görevinden terhis olup, âşık olduğu kadınla beraber Amerika’ya dönüp, evlenmeyi planlar ancak sevgilisi tarafından terk edilir. Yazarı derinden etkileyen bu trajik olay, Hemingway’in en ünlü eseri “Silahlara Veda”nın da konusu olmuştur. 1921’de ise ülkesinde başka bir kadın ile evlenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ülkesine dönen ve savaşın yaralarını sarmaya çalışan Hemingway’in yolu dönemin ünlü yazarları F. Scott Fitzgerald, Ezra Pound, Gertrude Stein gibi yazarlarla kesişir ve onlardan aldığı destek ile 1925’te “Zamanımızda” isimli ilk öykü derlemesi yayımlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Hemingway’in dâhil olduğu edebiyat akımı “Kayıp Nesil”, savaşın olumsuz şartlarından etkilenen yitik bir kuşağı tanımlamaktadır. Yazarın romanlarında bu karamsar koşulların oluşturduğu etkilere sıkça rastlamak mümkündür. 1926’da yayımlanan “Güneş de Doğar” kitabı; ülkelerinden kopmuş, amaçsız ve savaşın yarattığı yeni dünya koşullarına uyum sağlayamamış insanları anlatmaktadır. Yaşlı Adam ve Deniz, Çanlar Kimin İçin Çalıyor kitapları yazarın en güçlü ve etkili eserlerindendir.

  • DENİZALTININ İCAT SERÜVENİ

    Sadece askerî amaçla değil araştırma, keşif ve kurtarma operasyonları için de kullanılan denizaltıları, su altındaki yaşam hakkında birçok bilgiye erişmemizi sağladı. İlk fikirleri MÖ 4. yüzyılda Aristoteles tarafından atılan ve 16. yüzyılda Leonardo da Vinci tarafından ilk kez tasarımı yapılan denizaltıların yıllar süren icat serüvenini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İlk denizaltı, İngiltere Krallığı için çalışan Hollandalı mucit Cornelius Drebbel tarafından icat edilir. Ahşap bir kayıktan yapılan ve içerisine su girmesine engel olmak için yağlı deri ile kaplanan denizaltı, 1620 yılında Thames Nehri’ne, kürek çeken 12 mürettebatıyla, 4-5 metreye kadar dalış yapar. Mürettebatın oksijeni ise potasyum nitratın ısıtılması ile sağlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Askerî amaçlarla kullanılan ilk denizaltı ise ABD’li David Bushnell tarafından Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nda kullanılması için inşa edilen “Turtle” yani “Kaplumbağa” isimli denizaltı olur. 1776 yılında su altına dalan, meşe odunundan yapılmış, 2 metre yüksekliğindeki Turtle, Hindistan cevizine benzeyen şekliyle dikkat çeker. Bu tek kişilik denizaltı, el ile döndürülen pervaneler yardımıyla çalışır. Üst kapağındaki uzun vida mekanizmasıyla zamanlı bir bombayı düşman gemisine yerleştirebilecek donanıma sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1800’lü yılların başında, buharlı gemi icadının öncülerinden biri olan ABD’li Robert Fulton, Fransız donanması için yüzeydeyken kanat ya da yelken ile, suyun altında ise elle çevrilen pervaneyle yüzebilen “Nautilus” adını verdiği bir denizaltı tasarlar. Bu denizaltı kullanışlı ve pratik bulunmadığı için hiçbir zaman suya dalış yapamaz ancak, Fransız yazar Jules Verne’nin 1870’te yayımlanan “Denizler Altında Yirmi Bin Fersah” kitabındaki denizaltına ismini verir. Jules Verne’nin bu romanı, denizaltılara olan ilgiyi artırır ve dönemin popüler kültüründe önemli bir yer edinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1800’lü yılların sonunda insan gücüyle çalışan ve su altına kısa süreli dalışlar yapabilen denizaltı tasarlayan İrlanda asıllı ABD’li mühendis John Philip Holland, 1881 yılında suyun üzerindeyken benzinli motorla, suya daldığında ise elektrikli motorla çalışan “Fenian Ram” ismini verdiği modern bir denizaltı icat eder. Fenian Ram dünyanın ilk pratik denizaltısı olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    ABD Donanması’nın desteğiyle, John Philip Holland 15 metre uzunluğunda, üç adet torpido (gemileri batırmaya yarayan denizaltı silahları) taşıyan “USS Holland” adındaki denizaltıyı üretir. John Philip Holland, sonraki yıllarda birçok ülke için denizaltı inşa etmeye devam eder. Farklı dönemlerde birçok ülke filosunu modernize etmek için ileri teknolojilere yatırım yaparak denizaltı üretir. Özellikle Soğuk Savaş Dönemi’nde denizaltılar askerî stratejilerin merkezinde yer almış, bu nedenle ülkeler denizaltılarının teknolojisini sürekli olarak geliştirmek zorunda kalmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    ABD’nin Deniz Kuvvetleri tarafından kullanılan dünyanın ilk nükleer denizaltısı olan “USS Nautilus” 1954’te ilk dalışını gerçekleştirir. Gelişmiş sonar sistemleri, nükleer güç üniteleri gibi teknolojiler, denizaltıların hem askerî hem de sivil kullanımında birçok yenilik getirir. Nükleer güç üniteleri denizaltıların daha uzun süre suyun altında kalabilmelerini sağlarken, stealth (düşük görünürlük) teknolojileri denizaltıların radar ve sonar sistemlerinden tespit edilmesini daha güç hâle getirir. 1958 yılında USS Nautilus’un Kuzey Kutbu’nu geçişi denizaltı teknolojisindeki ilerlemeyi simgeleyen önemli olaylardan biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Büyük derinliklere dalabilen denizaltılarından olan Bathyscaphe Trieste, 1960 yılında, dünya üzerinde bilinen en derin nokta olan Büyük Okyanus’taki Mariana Çukuru’na dalış gerçekleştirir ve 10.911 metre derinliğe ulaşır. Dalış yaklaşık 4 saat sürer ve Trieste, deniz tabanında 20 dakika boyunca kalır. O derinlikteki basınç, deniz seviyesindekinin yaklaşık 1.100 katıdır, bu da her metrekareye 1.1 tonluk bir kuvvet uygulanması anlamına gelir. Bu denizaltı şu an Amerikan Ulusal Denizaltı Müzesi’nde sergilenmektedir. Rusya’nın Typhoon sınıfı denizaltıları ise 175 metre uzunluğuyla dünyanın en büyük denizaltılarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yıllar içerisinde ileri teknolojilere sahip araçlar hâline gelen denizaltıların turistik modellerinde pencere bulunurken, askerî görev ya da araştırma amacıyla tasarlananlarda su altındayken cisimlere çarpmamak ve yakınlardaki gemileri algılamak için “sonar” sistemi kullanılır, pencere bulunmaz. Sonar sistemi ses dalgası yayar ve geri yansıyan ses dalgalarının algılanmasını sağlar. Diğer sonar sistemlerinden saklanabilmek için son derece sessiz çalışan ekipmanlarla donatılırlar.

  • EVDEKİ KAHVE KEYFİNİZE KEYİF KATMANIN YOLLARI

    EVDEKİ KAHVE KEYFİNİZE KEYİF KATMANIN YOLLARI

    Bu hayatta bir çaycılar vardır bir de kahveciler… Çaysız yapamayanlar demin kokusunu değil koklamak, çaya uzaktan bakarak bile alırlar. Kahvecilerin durumuysa biraz daha karmaşıktır, çünkü farklı kahve çeşitlerinden birkaçına bağlı olma ihtimalleri yüksektir. Eğer kahvenin her türlüsüne varım diyor ve evdeki kahve keyfinizi renklendirmek istiyorsanız sayfayı hemen aşağı doğru kaydırmaya başlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    evde kahve yapımı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    evde kahve yapımı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    evde kahve yapımı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    evde kahve yapımı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    evde kahve yapımı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    evde kahve yapımı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    evde kahve yapımı
  • DÜNYANIN EN YAŞLI AĞACI: METHUSELAH

    ABD’deki Inyo Ulusal Ormanı içinde, Sierra Nevada’nın doğusundaki Beyaz Dağlar’da yer alan Antik Bristlecone Çam Ormanı’nda dünyanın bilinen en yaşlı ağacı yaşıyor. Mısır piramitleri inşa edilmeden çok çok önce filizlenen Methuselah ismindeki ağaç hakkındaki detaylar yazımızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Methuselah (Metuşelah) ismindeki ağaç, 1950’li yılların sonunda dendrokronolog (ağaç halkalarını tespit ederek ağacın yaşını belirleme bilimcisi) Edmund Schulman ve Tom Harlan tarafından test edildiğinde 4.789 yaşında çıkmış, çimlenme tarihi ise MÖ 2.833 dolayları olarak tahmin edilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Methuselah, Inyo Ulusal Ormanı’nın “yaşlı ağaçlar bölümü”nde bulunan ve diğer antik ağaçlarla çevrili durumdaki Metuşelah Korusu’nda hayatını sürdürüyor. Yine de ağacın tam yeri, herhangi bir zarar görmemesi amacıyla gizli tutuluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    2012’ye kadar dünyanın en eski ağacı olarak kayıtlara geçen Methuselah, yaşlılık konusundaki rekorunu başka bir ağaca bırakacakmış gibi gözüküyor. Şili ormanlarında keşfedilen, endemik bir servi türü olan Büyük Dede’nin yaşını belirlemek için çalışmalar hâlâ sürmekte ve 5.000 yaşından daha yaşlı olduğu tahmin edilmektedir.

  • GÖZLERİNİZİ SONBAHAR MANZARALARINDA DİNLENDİRİN

    GÖZLERİNİZİ SONBAHAR MANZARALARINDA DİNLENDİRİN

    Büyük şairler ya kırık bir kalp ya da sönen coşkular için ilham almışlar sonbahardan… Yaşla özdeşleştirip ömrün son demlerine yakıştıranlar bile olmuş. Hüzün mevsimi demişler adına bir kere ne söylesek boş… Lakin “sonbahar benim için heyecanın, mutluluğun, yenilenmenin mevsimidir” diyenlerdenseniz o vakit ne mutlu size… Bize sorarsanız, konuya nasıl yaklaşırsanız yaklaşın şu manzara fotoğraflarına bakıp da “huzur bulmadım” demeniz mümkün değil!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • Çiçek Abbas ve Şakir’in Aşık Atışması

    Çiçek Abbas ve Şakir’in Aşık Atışması

    Türk Sineması’ndaki efsane sahnelerden biri Çiçek Abbas’ın hısmı Şakir’le yaptığı söz düellosudur. Aynı kıza âşık olan eski arkadaşlar kahvehanede birbirlerine karşı sözle, maniyle üstünlük sağlama çabasına girerler. Bildiğiniz gibi atışmayı Şakir’i söz söyleyemeyecek hâle getiren Abbas kazanır. Çılgın birer âşık olan Çiçek Abbas ve Şakir’in o meşhur atışmasını 9 madde ile listemize aldık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    şener şen
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    şener şen
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    ilyas salman
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    ilyas salman
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    şener şen
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    ilyas salman
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    şener şen
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    ilyas salman
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    ilyas salman