Blog

  • 8 Maddede Taşı Esere Dönüştüren İşçilik

    8 Maddede Taşı Esere Dönüştüren İşçilik

    Doğudan batıya taş işçiliğinin en güzel örneklerini görebileceğiniz bir ülkede yaşıyoruz. Bu kadim işçilik Bizans, Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalma eserlerde birbirinden estetik halleriyle sık sık karşımıza çıkar. Sadece ülkemiz değil dünya için değeri tartışılmaz bu el sanatının hikâyesinde örneklerle kısa bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    osmanlı
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • SAÇ SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN EN TEMEL ÖNERİLER

    SAÇ SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN EN TEMEL ÖNERİLER

    Bu konuda o kadar çok bilgi bulunuyor ki hele de sosyal medya âleminde saç sağlığı ve bakımı üzerine binlerce öneri ve ürün tarifine rastlamak mümkün. Tam da burada doğru bilinen yanlışlara dikkat etmenin önemli olduğu da aklınızda bulunsun! Aşağıdaki listede ise özen gösterildiği takdirde saç sağlığını koruyacak en temel bilgileri görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Saçımızın dili olsa şikâyet edeceği uygulamaların başında belki de en çok, fazla sıcağa maruz bırakmamız gelir. Aşırı sıcak suyla yıkamak, sık sık fön çekmek, her gün düzleştirici veya maşayla sıcak presler uygulamak uzun vadede saçı kurutan ve yıpranmasına neden olan pratikler arasındadır. Böyle bir işlemden sonra saçı krem ya da serumla nemlendirmek zararın etkisini azaltacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Özellikle deniz kenarındayken güneş ışınlarının saçımızda yarattığı renk açılmaları zaman zaman hoşumuza gider. Ne var ki güneş ışınlarına korunmasız olarak maruz kalmak cildimiz kadar saçımız için de zararlıdır. Korunmanın yollarından biri ise güneş altında olduğunuz sürece şapka kullanmak olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Deniz ve havuz suyu da saçın kimyasını bozan önemli etkenler arasında. Bu bilgi doğrultusunda, tatile çıkarken yanınızda saç bakım ürünleri götürmek, havuz ya da denize girmeden önce yapacağınız bakımla saçınızı korumaya almak yerinde olur. Ayrıca sadece yaz günlerinde değil sert rüzgârların estiği kış günlerinde de saçların neme ihtiyacı olduğu unutulmamalı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Temizlemek için şampuanla yıkamak en sık uyguladığımız saç rutini. Oysa şampuanımızın içerdiği kimyasallar uzun vadede saçımızın zayıf düşmesine, dökülmesine yol açarken, bedenimizi kanserojen etkilerle de karşı karşıya bırakabiliyor. Bunlara engel olmak için ise alınan şampuanın SLS ve SLES gibi sülfatlar, paraben, tuz, silikon, parfüm gibi kimyasallar içermeyen doğal bir ürün olmasına özen gösterilmeli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Saçlarınızın kırılmasından endişe ediyorsanız saç şekillendiricilerle de aranıza mesafe koymayı düşünebilirsiniz. Her ne kadar saçta uzun süre tutulmadığı ve saç derisi iyi durulandığı takdirde dökülme yapmayacağı görüşleri olsa da jöle, sprey, köpük gibi ürünleri sık sık kullanmanın zayıf saçları yıpratabileceği görüşü de ileri sürülmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Saçınızı doğal şampuanla yıkıyor, kimyasal ürünlerden ve sürekli şekillendirmekten kaçınıyorsunuz diyelim, ne var ki saç sağlığı noktasında konu burada sonlanmıyor. Nasıl bir tarakla ne şekilde taradığınıza da özen göstermelisiniz! Duş aldıktan sonra saçınız kurumadan top uçlu bir fırçayla açmalı, saça asılmadan nazik bir şekilde taramaya çalışmalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Hepsinden daha da önemlisi tüm vücudunuz gibi saçınızı güçlendirmeye de içten başlayabilmenizdir. Doğru ve yeterli beslenme ile iyi uykunun cilt ve saç üzerinde olumlu, stresin ise olumsuz etkileri olduğu biliniyor. Ceviz, baklagiller, havuç, zeytinyağı, C vitamini içeren meyveler, kabak çekirdeği ise saç köklerinizi güçlendirebilecek besinler arasında gösterilmekte.

  • GÖK TAŞI VE METEORLAR HAKKINDA KISA KISA

    GÖK TAŞI VE METEORLAR HAKKINDA KISA KISA

    Yüzümüzü gezegenimizin ve yaşadığımız evrenin hangi tarafına dönsek işleyiş sistemi konusunda uçsuz bucaksız bir derinlikle karşılaşıyoruz. Mesela Güneş Sistemi… Hakkında sahip olduğumuz milyonlarca bilgi bir tarafa hâlâ keşfedemediğimiz milyonlarca bilinmezlikle dolu… Peki Güneş Sistemi içinde zaman zaman adını duyduğumuz gök taşları hakkında şunları biliyor muyuz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gök taşı, meteor, meteorit, meteoroid nedir?” title_font_size=”13″]

    Göktaşı, Güneş’in yörüngesinde bulunan küçük ya da büyük kaya parçalarına denir. Örneğin meteoroid, meteorit ve meteor birer gök taşıdır. Bu gök taşlarının isimleri birbirine çok bense de atmosferle aralarındaki duruma göre farklılaşırlar. Eğer gök taşı Dünya’nın yanından geçip gidiyor ve atmosfere girmiyorsa meteoroid adını alır. Gök taşı atmosfere hızla giriyor ve yanarak gökyüzünde kayboluyorsa ona meteor denir. Şayet atmosfere giren gök taşı belli oranda yanarak küçülse de tamamen kaybolmuyor ve yeryüzüne düşüyorsa, o da meteorit olarak isimlendirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yıldız kayması zannettiğimiz durumda gerçekte ne oluyor?” title_font_size=”13″]

    Gökyüzünde parlayan bir ışığın kayar gibi hareket ettiğini gördüğümüzde refleks olarak “Aa yıldız kaydı!” cümlesini kuruveririz. Gerçekte olan ise atmosfere hızla giren gök taşının sürtünme, basınç gibi etkileşimler nedeniyle ısınarak yanmaya ve alev topuna dönüşmeye başlamasıdır. Yanarak meteora dönüşen gök taşı, arkasında kuyruk gibi iz bırakarak eriyip gökyüzünde kaybolur. En parlak meteora, başka bir ifadeyle en parlak alev topuna ise bolit ismi verilmiştir. Bir gök taşının atmosfere saniyede 11 ile 70 km civarında değişen bir hızla girdiğini de not edelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Meteor yağmuru nedir?” title_font_size=”13″]

    Güneş’in çevresinde dönen gezegenimiz bazen meteor gruplarının yakınından geçer ve atmosferle temas eden meteorlar yukarıda bahsettiğimiz etkileşimler sonucu kızışma yaşarlar, bu da gökyüzünde meteor yağmuru olarak adlandırılan görüntüye neden olur. Yılın belli zamanlarında görülebilen meteor yağmurları vardır, örneğin Perseid Yağmuru en ünlülerinden biridir. Her yıl ağustos ayında özellikle 12’sini 13’üne bağlayan gece gözlemlenebilen görüntünün sebebi 1992’de gezegenimizin yakınından geçen Swift-Tuttle kuyruklu yıldızından arta kalan kalıntılardır. Dünya her sene bu kalıntılar arasından geçerken, meteor yağmuru dediğimiz olay yaşanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En tehlikelisi gök taşı düşmesi!” title_font_size=”13″]

    En başta söylediğimiz gibi atmosferde erimeyip yeryüzüne düşen gök taşları da bulunmakta ve onlara meteorit denmektedir. Bilim insanları, her yıl binlerce gök taşının yeryüzüne düştüğünü, çoğunun Dünya’nın büyük bir bölümünü kaplayan okyanuslara denk geldiğini düşünüyor. Tabii kara alanlarına denk gelenler de yok değil, şu an yeryüzünde bilimsel olarak onaylanmış 188 meteor çukuru bulunuyor. Bazı çukurların oluşum tarihi milyonlarca yıl öncesine gidiyor. Örneğin bilinen en büyük meteor çukuru 2 milyar yıl önceki çarpışmada oluştuğuna inanılan Güney Afrika’daki Vredefort Krateri’dir. Çarpma anında kraterin çapının 300 km olduğu düşünülüyor. Bir gök taşı düştüğünde kendi çapının bir iki katı kadar derine ulaşabiliyor. Bu arada Vredefort’un UNESCO tarafından Dünya Mirası ilan edildiğini de ekleyelim.

  • Meyvelerle Neler Neler Yapılır

    Meyvelerle Neler Neler Yapılır

    İnsan diyetinin mihenk taşı meyveler dünyanın her yerinde en sevilen, en değerli yiyecekler arasında. Muson Asyası’na, Güney Amerika’ya ya da Afrika’ya gitsek birbirinden çok farklı meyvelerle karşılaşabiliriz belki ama değişmeyen şey o meyvelerin bölge halkı için önemi olur. Her mutfak geleneğinde bambaşka şekillerde kullanılabilen meyveleri bizler hangi tariflerde, nasıl kullanıyoruz listemizde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    meyveli tarifler

    Her ülkenin kahvaltısı başka olsa da ortak noktalardan biri marmelattır. Meyveler daha uzun süre muhafaza edilmek amacıyla şekerle pişirilerek soframıza gelir ve püre halinde olursa marmelat, tanecik halinde olursa reçel adını alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İlk başta bir içecek olarak hayatımıza giren smoothie çeşitleri artık kâselerde de servis ediliyor ve bu haliyle tercih edilen bir kahvaltı alternatifi oluyor. Biraz daha koyu kıvamlı hazırlanan smoothie’nin üzeri meyve ve kuruyemişlerle süsleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Lezzetli bir meyveyi biraz baharat ve şekerle pişirerek hafif bir tatlı yapabilirsiniz. Mutfağımızın klasiklerinden ayva tatlısı da bu şekilde hazırlanır ama eğer hâlâ denemediyseniz aynı usulde hazırlayacağınız armut tatlısını tavsiye ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    meyveli tarifler

    Sofralarımızın en sevilen ekşisi turşu aklınıza gelecek her türlü sebze ve meyve ile kurulabilir. Erik, domates, limon, kapari, karpuz, havuç, elma ve ayva. Meyve turşuları en çok Anadolu mutfağında çeşitleniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    meyveli tarifler

    Hem hafif hem lezzetli, hem kendi başına bir tatlı hem başka tatlıların yanında mükemmel eşlikçi… Meyveli dondurma yediden yetmişe favorilerimizden biri.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    meyveli tarifler

    Geleneksel içeceklerimizden şerbet, meyveleri bozulmadan değerlendirmenin en eski yolları arasında… Meyveyle tatlanan şerbet çeşitleri ise saymakla bitmez; koruk, kuşburnu, kızılcık, ayva ve daha niceleri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    sirke

    Ev yapımı sirke sağlıklı yaşamak, sağlıklı beslenmek isteyenlerin tercihi, en çok yapılan çeşitleri ise elma ve limon sirkesi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Meyvelerin püre haline getirilip güneşte kurutulmasıyla hazırlanan pestil çeşitleri Anadolu’nun sağlıklı tatlı alternatiflerinin başında geliyor. İncecik bir erik, dut ya da kayısı pestilinin yerini hiçbir hazır gıda tutamaz!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Son yıllarda hayatımıza giren yeni bir alışkanlık ise suya salatalık, limon, nane, biberiye gibi malzemeler ekleyerek aroma ve vitamin kazandırmak.

  • Badi Ekrem İnek Şaban’a Kungfu Öğretmeye Çalışırsa

    Badi Ekrem İnek Şaban’a Kungfu Öğretmeye Çalışırsa

    İzlerken gerçekle kurguyu birbirine karıştırdığımız ender filmlerdendir Hababam Sınıfı… Sanki 6-A Edebiyat sınıfının sıralarında oturanlardan biri de bizmişiz gibi çocukluğumuzun, gençliğimizin en güzel hatıraları arasında yer alır filmin bütün sahneleri… Ve işte onlardan biri… Beden eğitimi öğretmeni, namıdiğer Badi Ekrem İnek Şaban’a kungfu öğretiyor, daha doğrusu öğretmeye çalışıyor!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    inek şaban
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    inek şaban
  • Çocuklarınızı El Yapımı Oyuncaklarla Büyütün 8 Madde İle Amigurumi

    Çocuklarınızı El Yapımı Oyuncaklarla Büyütün 8 Madde İle Amigurumi

    Son yılların en gözde hobilerinden biri Amigurumi, yediden yetmişe birçok meraklının ilgisini çekiyor, birçok merkezde Amigurumi atölyeleri, kursları açılıyor. Bu minik oyuncakları yapmak biraz maharet ve biraz sabır istiyor ama kısa sürede Amigurumi tekniğine hakim olup birbirinden sevimli oyuncaklar yapmak mümkün… Büyük ilgi gören bu sevimli oyuncakları 8 madde ile listemize taşıdık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    el yapımı oyuncak

    İsmi oldukça değişik tınlasa da, Amigurumi, Japonya kökenli tığ ve ipliğin kullanıldığı, bir oyuncak yapma sanatı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    el yapımı oyuncak

    Amigurumi oyuncaklarının özelliği minicik olmaları. Bu minyatür oyuncakları yapmak için kullanılan en önemli teknik ise, Türk el işi sanatlarında da yeri olan sık iğne…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    el yapımı oyuncak

    Tığ ve iplik kullanılarak örülen sevimli hayvancıkların içi uygun malzeme ile dolduruluyor, anti bakteriyel silikon elyaf ise Amigurumi yapımında en çok tercih edilen dolgu malzemesi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    el yapımı oyuncak

    Amigurumi tekniğiyle yapılan oyuncakların ana malzemesi olan ipliğin türü de büyük önem taşıyor. Uygulama kolaylığı için yumuşak iplikler tercih ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    el yapımı oyuncak

    Oyuncakların tamamlanması ve detaylarla süslenmesi için boncuk, keçe gibi malzemeler kullanılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    el yapımı oyuncak

    Üstelik pamuk, yün ve keçe gibi doğal malzemeleri kullanarak yaptığınız Amigurumi oyuncaklarını güvenle çocuğunuza da verebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    el yapımı oyuncak

    Yapımında basit malzemeler kullanılan Amigurumi oyuncakları sayesinde yaratıcılığınızı sergilerken evinizi güzelleştirmeniz, sevdiklerinize minik hediyeler hazırlamanız mümkün oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    el yapımı oyuncak

    Amigurumi aslında minik oyuncaklar yapmak için kullanılan bir teknik olsa da farklı nesneler, süs eşyaları yapmak için de tercih ediliyor, bu el emeği süsler evinizin dekorasyonuna farklı bir doku katıyor.

  • SANAT TARİHİNİN ÜNLÜ RESİMLERİ NELER ANLATIYOR?

    SANAT TARİHİNİN ÜNLÜ RESİMLERİ NELER ANLATIYOR?

    Muhteşem tekniklerle yapılmış ve sanat tarihine damgasını vurmuş nice tablolar vardır ki ünü kendisini üreten ressamı bile aşmıştır. O tablolardan kimi de vardır ki hikâyeleriyle dikkat çeker. Onlardan birkaç tanesini sayfamızda görebilir ve ifade ettikleri anlamları genel hatlarıyla okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Hafızanın Sürekliliği, Belleğin Azmi veya Eriyen Saatler gibi isimlerle bilinen, İspanyol ressam Salvador Dali’nin 1931 yılında yaptığı sürrealist resimde, dört adet cep saati ile zamanın insan ve doğa nazarında göreceli oluşuna ve dirençsizliğine vurgu yapılmıştır. Saatlerden biri resmin orta yerindeki biçimsiz bir insan yüzü üstünde, diğeri ölü bir ağaç dalında erimektedir. Bir saatin üstünde sinek vardır, bir saat karıncalar tarafından taşınmaktadır. Arka planında ise Katalonya bölgesinden canlı bir manzara yer almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Hollandalı ressam Rembrandt 1632 yılında yaptığı resimde dönemin ünlü cerrahlarından Dr. Nicolaes Tulp tarafından düzenlenen gerçek bir anatomi dersini tasvir etmiştir. Dr. Tulp, cesedin kol kasları üzerinden ders vermekte ve diğer cerrahlar da onu ilgiyle dinlemektedir. O dönem sadece suçluların kadavra olarak kullanılmasına izin verildiğinden resimdeki ceset de dersten bir gün önce soygun suçlamasıyla idam edilen Aris Kindt’e aittir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Atina Okulu isimli resim aslında İtalyan ressam Raffaello Sanzio tarafından 1509-1511 yılları arasında yapılan bir fresktir. Sanatçı kendi çağında düşüncenin körelmeye yüz tuttuğunu düşünerek filozof ve bilim insanlarından oluşan bu resmi çizmiştir. Tüm figürlerin kimi temsil ettiği bilinmemekle birlikte birçoğu çözülebilmiştir. Resmin tam ortasında kalan iki figür Aristo ve Platon’dur. Diğer figürler arasında Öklid, Pisagor, Epikür, Diyojen, Strabon gibi ünlü düşünürler bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Türk ressam İbrahim Çallı’nın 1923 yılında yaptığı Zeybekler veya Zeybekler Kurtuluş Savaşı’nda isimli resminde savaşa gitmek için hazırlık yapan bir grup zeybek ile onları uğurlamaya gelen kadınlar tasvir edilmiştir. Resimdeki odak noktası beyaz atına eşyasını yüklemeye çalışan zeybektir. Bir tarafında karşılıklı konuşan iki zeybek, diğer tarafında oturduğu yerden kadınlarla konuşan başka bir zeybek bulunmaktadır. Arka planda ise sıradağlar yükselmekte, dağların eteğinde bir köy görülmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İspanyol ressam Picasso 1937 yılında yaptığı resimde, İspanya İç Savaşı esnasında Nazilerin yönetimindeki Almanya’ya ait bombardıman uçaklarının İspanya’daki Guernica şehrini bombalamasını resmetmiştir. 26 Nisan 1937’de gerçekleşen bombalamanın yarattığı trajediyi korku dolu insanlar, acı çeken hayvanlar, yıkılan binalar eşliğinde tasvir etmiştir. Savaşı ölüm ve cansızlıkla eşleyerek resmi renklendirmemiş siyah beyaz olarak üretmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İtalyan ressam Leonardo da Vinci 15. yüzyılda yaptığı Son Akşam Yemeği isimli freskte, İsa Peygamber’in Romalı askerlerce tutuklanmasından bir gün önce havarileriyle yediği son yemeği İncil’i referans alarak tasvir etmiştir. Resimdeki konunun genel çerçevesi böyledir fakat gerçekte bu yemeğin dönem gereği bir masa etrafında gerçekleşmediği bilinmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Fransız ressam Jacques-Louis David’in 1787 yılında yaptığı resimde Yunan filozof Sokrates’in ölüme giden anı tasvir edilmiştir. Bilindiği gibi düşüncelerini ifade ederek gençlerin ahlakını bozduğu ileri sürülen Sokrates yargılanmış, sürgüne gönderilme önerisini reddetmesi üzerine ölüme mahkûm edilmiştir. Resimde, içinde baldıran zehri bulunan kupayı bir öğrencisi Sokrates’e keder içinde uzatmaktadır. Yatağın ayak kısmında üzüntü içinde oturan kişi ise Platon’dur. Üzüntü içindeki öğrencileri arasında Sokrates son derece güçlü ve kendinden emin olarak resmedilmiştir.

  • ANLARI GELECEĞE TAŞIYAN SİHİR: FOTOĞRAF MAKİNESİ

    ANLARI GELECEĞE TAŞIYAN SİHİR: FOTOĞRAF MAKİNESİ

    Bir aile fotoğrafınız olsun diye fotoğrafçı stüdyosunun yolunu tuttuğunuz oldu mu hiç? O dönemler basit de olsa bir fotoğraf makinesi sahibi olmanın ayrıcalık sayıldığı zamanlardı. Onun bir adım öncesinde de fotoğrafçının kafasını örtünün altına sokarak çekim yaptığı ayaklı makineler vardı… Tabii bunları ancak belli bir yaşın üstünde olanlar hatırlayabilir. Anları dondurup geleceğe taşıyan bu cihazların biçim ve teknik açıdan dönüşümleri üzerine bir kitap yazılabilir ama şu özet de nasıl yollardan geçildiğini anlamak için fikir verecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Farklı isimlerin yüzyıllar içinde gerçekleşen farklı buluşları fotoğraf makinesinin icadına uzanan süreci oluşturur ve bu 11. yüzyıla kadar uzanan bir süreçtir. Yine de fotoğraf makinesini kim icat etti dendiğinde Joseph Nicéphore Niépce’in adı bir adım öne çıkar. Fransız mucidin mikroskoptan aldığı bir mercek ve mücevher kutusu ile yaptığı ilkel cihaz, fotoğraf makinesinin atası kabul edilebilir. Nicéphore Niépce’in 8 saat gibi uzun bir sürede evinin penceresinden yakaladığı görüntü çekilen ilk fotoğrafı olarak tarihe geçer, yıl 1826’dır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Nicéphore Niépce ilk fotoğrafı çeker ama baskıdaki fotoğrafı daha kalıcı hale getirecek, renkleri netleştirecek bir makine için çalışmalarını tamamlayamadan hayatını kaybeder. Yarım kalan işini arkadaşı Louis Daguerre tamamlar ve sonraları adını alacak teknikle (dagerreyotipi) çok daha net bir fotoğraf çekmeyi başarır. “Sayın Baylar, doğa ışık aracılığıyla bir yüzeyin üzerine geçirildi” cümlesi, bu icatla ilgili olarak Fransız Bilimler Akademisi’nin 1839’daki yaptığı duyuru olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Başlarda sadece siyah beyaz olan fotoğraflar 19. yüzyılın ortalarında renklenmeye başlar. İlk renkli fotoğraf Thomas Sutton tarafından, mavi, yeşil ve kırmızı filtreler kullanılarak çekilen ekose desenli kurdele olur. Bilinen ilk renkli manzara fotoğrafı ise Louis Arthur Ducos du Hauron tarafından 1877’de çekilen Aquilaine Agen Katedrali’dir. O zamanlar renkli fotoğraf da saatler hatta bazen günler gerektiren uzun pozlamalar sonrasında elde edilmekteydi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1888 yılında elde taşınabilir fotoğraf makinesini icat eden kişi George Eastman olur. Mucit ve aynı zamanda iş adamı olan Eastman, makaraya sarılmış filmlerle 10 poz çekebilen kutu makineleri piyasaya sürer. Satış ilanı “Düğmeye basın, gerisini bize bırakın” şeklindedir. Banyo ve baskı ücreti de satış fiyatının içindedir, yani satın alan kişi fotoğrafları çektikten sonra makinesini firmaya getirir, burada banyo işlemleri yapılır, sonrasında fotoğraf baskıları ve içine yeni film koyulmuş makinesini teslim alır. Fotoğrafın halk arasında yaygınlaşması da böylece gerçekleşir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İlk renkli fotoğraflar işin uzmanları tarafından 19. yüzyılda çekilmiştir ama 20. yüzyılda, renkli filmlerle çekim yapan fotoğraf makinelerini 1925 yılında piyasaya süren kişi yine George Eastman’ın sahibi olduğu firma olur. 1947’de ise anında çekim yapan, bilinen adıyla şipşak, diğer adıyla polaroid fotoğraf makineleri ortaya çıkar… Onun mucidi de Amerikalı Edwin Land’dir. 1963’e gelindiğinde siyah beyaz baskı yapan fotoğraf makinesinin yerini renkli çekebilen polaroid makineler alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Körüklü fotoğraf makinelerinden elde taşınabilenlere derken 20. yüzyılın ortalarında dijital döneme gelinir. Bu dönem de elbette birdenbire ortaya çıkmaz, öncesi bulunan çalışmalar mühendis Steven Sasson ile yardımcıları tarafından geliştirilir ve 1975 yılında 3.6 kg ağırlığında bir dijital fotoğraf makinesi üretilir. Aslında daha önce Willis Adcock isimli mühendis tarafından bir patent başvurusu yapılmış ama patent alma konusunda başarıya ulaşılamamıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Tüm bu çalışmalar sonucunda hem hacim hem niteliksel olarak fotoğraf makineleri öyle bir aşamaya geldi ki artık su altında da uzayda da çekim yapabilen, galaksileri de gözle görmekte zorlanacağımız küçük canlıları da görüntüleyebilen fotoğraf makineleri bulunmakta. Üstelik 21. yüzyıl dünyasında cep telefonları sayesinde herkesin elinde bir fotoğraf makinesi var. Tek kare çekebilmek için 8 saat gereken zamanlardan saniyede birçok kare çekilebilen zamanlara geldik. Ve fotoğraf makinesinin gelişim süreci tüm hızıyla devam ediyor…

  • Yazlık Tatlıların Hayatımıza Kattığı Tatlar

    Yazlık Tatlıların Hayatımıza Kattığı Tatlar

    Ah şu tatlılar… Yemesi ayrı güzel izlemesi ayrı… Ama sağlığımıza zarar vermemesi kaydıyla… Eğer bu sayfayı açtığınızda hala yaz günlerini yaşıyorsanız kendinize bir iyilik yapın! Bir yerlerden tarifini bulun ve bu tatlıları hayatınıza katın…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    yaz tatlıları

    “Şerbet”in Fransızcadaki karşılığının “sorbe” olduğunu söyledikten sonra, dondurmayla yapılan bir tatlı olduğunu ekleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    yaz tatlıları

    Dünyanın en kolay yapılan tatlılarından biridir meyveli yoğurt, istediğiniz meyve ile yapabileceğiniz serin bir tatlı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    yaz tatlıları

    Bir kâse dolusu sevdiğiniz meyveler ve üzerine krem şanti; işte meyve salatası…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    yaz tatlıları

    Türk mutfağının geleneksel ve en hafif tatlılarından biri, ister yazlık ister kışlık… Ama üstüne mutlaka fındık ya da tarçın…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    yaz tatlıları

    Krema, pudra şekeri, toz jelatin ve süt… Yaz denince akla gelen bütün tatlı şeyler panna cotta’da bir arada…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    yaz tatlıları

    Bebe bisküvinizi kim sevmez… Muzlu ya da çilekli… Magnolya ya da manolya…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    yaz tatlıları

    Balkanlar’dan ülkemize esen en tatlı rüzgâr…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    yaz tatlıları

    İsminin Fransızca olduğuna bakmayın… Dilimize damağımıza yerleşmiş sütlü bir tatlı…

  • SADECE RENGİYLE BİLE İŞTAH AÇAN DOMATESLİ YEMEKLER

    SADECE RENGİYLE BİLE İŞTAH AÇAN DOMATESLİ YEMEKLER

    Amerika kıtasından dünyaya yayılan, tarihte sarı türü altın elma, kırmızısı aşk elması diye tanımlanan, zehirli olduğu düşünüldüğü için uzun süre yemek değil süs bitkisi olarak yetiştirilen domates, günümüz dünyasının en kıymetli, en faydalı ve lezzetli besinleri arasında yer alıyor. Günün tüm öğünlerinde çiğ olarak veya farklı şekillerde pişirerek yiyebildiğimiz domatesin hangi yemeklerde kullanılabildiğini aşağıda görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]