Üstünde yaşadığımız topraklar yani Anadolu insanlığın en eski yerleşimleri arasında gösteriliyor. Burası asırlardır dünya coğrafyasının kesişim noktası… Dünya tarihindeki büyük uygarlıkların kurulduğu, yaşam sürdüğü kadim bir coğrafya… Bu sebeple hangi alanda olursa olsun insanlık tarihindeki ilklerin buradan çıkması şaşırtıcı değil elbette ama içine doğduğumuz zenginliği fark etmemiz açısından oldukça önemli. İşte o ilklerden bazıları…
Blog
-
BUNLAR İLK DEFA ANADOLU’DA YAŞANDI, DÜNYAYA ANADOLU’DAN YAYILDI
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″][eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″] -

Okyanusta Bir Su Damlası Misali 8 Bilgi
Hakkında her şeyi biliyorum deseniz bile aslında henüz hiçbir şey bilmiyorsunuz demektir! Çünkü okyanuslar şimdiye kadar sadece %5’i keşfedilmiş %95’i ise hala gizem perdesiyle örtülü yeryüzü parçalarıdır. Hem su basıncının yüksekliği hem teknolojinin bugünkü seviyesi bu büyük su kütlelerinin araştırılmasını güçleştirmekte… Okyanusta bir su damlası gibi duran bilgilerden 8 tanesini sayfamızda bulabilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
-
ÖRNEKLERİYLE ROMANTİZM AKIMI
Belirli bir çağ ya da döneme özgü ve genellikle kendinden önceki akıma tepki olarak ortaya çıkan akımlardan tarihte on yıl kadar hüküm süreni de olmuştur, onlarca yıl etki edeni de… Kiminin etkileri sadece kendi dönemiyle sınırlı kalmıştır, kimi kendinden sonraki tüm akımlar için bir başlangıç noktası olmuştur. Bu akımlar arasında yer alan romantizmin önemli detaylarını aşağıda bulabilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Romantizm Akımının Diğer Adı “Coşumculuk”” title_font_size=”13″]Aydınlanma Çağı ve Klasisizm’e tepki olarak doğan, 1790-1850 yılları arasında edebiyat ve sanatı etkileyen bir akımdır. Akımın doğuşunda 1789 Fransız İhtilali sırasında ve sonrasında yaşananların payı büyüktür. İlk ayak izleri Almanya’da görülen, hemen ardından İngiltere’de ilgi gören akımın genel çerçevesi yazar ve şair Victor Hugo gibi Fransız entelektüeller tarafından belirlenmiştir. En belirgin kuralı kuralsızlık olan romantizmde aklın yerini duygular, coşkular, hayaller, heyecanlar alır. Romantikler, dehanın akılda değil yürekte olduğunu savunurlar. Bununla birlikte Klasisizm’de soyut bir varlık olarak ele alınan insan, bu akımda somut varlığı ve sosyal çevresiyle birlikte değerlendirilir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Romantik Edebiyatta Sanat Toplum İçindir” title_font_size=”13″]Evrenselliğin değil ulusallık ve yerelliğin önemsendiği romantizm de sanat toplum içindir anlayışını benimser. Akımın en önemli ürünlerinden olan Victor Hugo’ya ait Sefiller romanı, aynı zamanda toplumcu gerçekçi izler de taşıyan edebiyat eserlerinden biridir. Lamartine’nin Bir Meleğin Düşüşü isimli eseri, Voltaire’in Henriade isimli destansı şiiri Fransa’da romantizmin örnekleri olarak okunabilir. Almanya’da ise akımın öncülerinden olan Goethe’nin Prometheus isimli şiiri, Schiller’in Wilhelm Tell isimli eseri akımdan etkilenmiştir. İngiliz Edebiyatı’nda akımın temsilcisi olarak şair Lord Byron ve eserleri öne çıkar. Türk Edebiyatı’nda romantizmden etkilenen ve bu doğrultuda eserler veren edebiyatçılar arasında Namık Kemal, Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan gibi isimler yer alır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Romantizm Akımından Etkilenmiş Resim Örnekleri” title_font_size=”13″]Romantizm, edebiyatta olduğu gibi resim, heykel gibi görsel sanatlarda da sanatçının duygularını, hayal dünyasını kurallara takılıp kalmadan, özgürce ortaya koymasını salık vermiştir. Bu dönemin temaları arasında doğanın yüceliği, insanın doğa karşısındaki çaresizliği de yer alır, ulus bilincini yükselten toplumsal olayların veya anların canlandırması da, aşk, ölüm, sevgi, nefret gibi duygular da. Manzara resimleri daha fazla değer verilen bir hale gelir. Yukarıda gördüğünüz resim, İngiliz manzara ressamı John Constable’ın romantizm anlayışını benimseyerek ürettiği Saman Arabası isimli eseridir. Akımın en ünlü resimleri arasında Francisco Goya’nın The Third of May, Eugéne Delacroix’nın Liberty Leading the People isimli eserleri gösterilebilir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”Romantizm Akımı Müziği, Mimariyi, Felsefeyi de Etkilemiştir” title_font_size=”13″]Romantizm 19. yüzyıl ortalarına kadar edebiyatı ve sanatı olduğu kadar felsefeyi, hatta bilimi de etkilemiş bir akımdır. Romantizm anlayışı müzik alanında orkestraları yönlendirmiştir ve katı armonilerin terk edildiği bu yönleniş en çok Beethoven’ın büyük partisyonlarında kendini göstermiştir. İnsan sesinin eşlik ettiği opera eserleri de akımdan etkilenmiş, opera bu dönemde dinleyiciden büyük ilgi görmüştür. Akımın mimarideki etkisi ise yapılarda büyük oranlar ve geometrik biçimler olarak görülmektedir. Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz İngiltere’deki Culzean Kalesi, romantizmin temsilcilerinden olan İngiliz mimar ve tasarımcı Robert Adam’ın imzasını taşımaktadır.
-

Yeşiller Maviler Beyazlar İçindeki Şehir
“Benden selâm olsun Bolu Beyi’ne” dizesiyle başlayan türkünün sahibi büyük halk ozanı Köroğlu’nun şehridir Bolu. Yüzölçümünün büyük bir bölümü ormanlarla kaplı bir Batı Karadeniz şehridir aynı zamanda. Kapısı ziyaretçilere yaz-kış açık olan, daha doğrusu yaz-kış yapılacak aktivitenin bol olduğu turistik şehirlerimizden biridir. Kısa bir Bolu turu için ilk durağımız Abant Gölü…
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
Abant Gölü insanların tadını doyasıya çıkardığı şehrin doğal güzelliklerinden biri. Üstelik sadece Boluluların değil, çevre illerden günübirlik gelenlerin muhteşem manzarasıyla sakinleştiği, kamp kurup piknik yaptığı, göl çevresinde yürüyüp koştuğu devasa bir dinlenme alanı. Yazın yemyeşil görünen, soğuk kış aylarında ise tamamen donarak bembeyaz bir güzelliğe bürünen göl İstanbul ve Ankara’ya ikişer saat mesafede.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
Bolu’nun alametifarikaları arasında göller önemli bir yer tutuyor. Mudurnu ilçesine 50 km. mesafede bulunan ve eskiden içinde barındırdığı sülüklerden dolayı bu adı alan Sülüklü Göl, Göynük ilçesinde Çubuk Yaylası’na çıkıp doya doya izleyebileceğiniz Çubuk Gölü, yine Göynük’te bulunan ve biriktirdiğiniz stresi çevresinde turlayarak rahatlıkla atabileceğiniz Sünnet Gölü bunlardan birkaçı.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
Ve tabii ki yukarıda saydığımız doğal göllerin yanı sıra bir de suni olarak yapılmış Gölcük var ki belki de Bolu ile ilgili olarak fotoğraf karelerine en çok giren manzara bu set göle ait. Hemen kıyısındaki Tarım ve Orman Bakanlığı’na ait Devlet Konukevi ile masalsı bir görüntü veren Gölcük, araç trafiğine kapalı olan Tabiat Parkı ile de bütün güzelliklerini insanlarla cömertçe paylaşıyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
Bolu’nun özgün mimarisiyle öne çıkan evleriyle de ünlü olduğunu duymuş muydunuz? Örneğin Mudurnu’daki 207 konutun olduğu bölge yüzyıl önceye ait sivil mimarisi ile kentsel SİT alanı ilan edilmiş durumda. Çeşme, hamam, doğal anıt gibi diğer tarihi yapıların da görülebileceği alanda ahşap oymaları, tavan süslemeleri hatta kapı tokmakları ile dikkat çeken tarihi konaklar da bulunmakta.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
Yüzyıllık konutlarıyla ilgi gören şehrin diğer bir ilçesi de Göynük. 137 adet tarihi meskene diğer eski eserlerle birlikte tam 21 adet de cami eşlik ediyor. 1331-1335 tarihleri arasında Orhan Gazi’nin oğlu Gazi Süleyman Paşa tarafından yaptırılan ve aynı adı taşıyan cami de bunlardan biri. Kazanılan Sakarya Meydan Muharebesi’nin şerefine Cumhuriyet döneminin ilk kaymakamı Hurşit Bey tarafından 1923 yılında yaptırılan Zafer Kulesi de ilçenin en dikkat çeken yapılarından biri.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
Ülkemizde traverten deyince hemen akıllara Pamukkale gelir ama Bolu’nun merkezine yakın konumdaki Akkaya Travertenleri de adından söz ettirecek kadar doğal yapısını korumuş güzelliktedir. Bölgeye yolunuz düşerse travertenlere yukarıdan bakan ahşap masalarda oturarak manzarayı seyredebilir ya da travertenleri aşağıdan gören ormanlık bölgede oksijeni bol yürüyüşler yapabilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
Köroğlu Dağları’nda çam ağaçlarıyla çevrili Kartalkaya Kayak Merkezi kış sporlarını sevenler için ülkemizdeki en ideal adreslerden biri. Sezonun aralık ayında başlayıp nisan ayına kadar devam ettiği merkeze amatör ya da profesyonel tüm kayakseverler yoğun bir ilgi gösteriyor. Gerekli ekipmanı olmayanlar için kayak, snowboard gibi spor malzemelerinin civardan kiralanabildiğini de belirtmeden geçmeyelim.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
Birçoğumuz Bolu’daki tarihi ve doğal güzelliklerin adından haberdar olmayabiliriz ama çoğumuz Bolu’nun aşçılarıyla ünlü olduğunu biliriz, özellikle Mengenli aşçılarıyla. Dolayısıyla Bolu mutfağı için hamarat ellere sahip zengin bir mutfak da diyebiliriz. Ovmaç çorbasından yayla çorbasına, orman kebabından Mengen pilavına türlü türlü yemeklere sahip mutfak kültüründe özellikle taş fırında pişen patatesli köy ekmeği önemli bir yer tutar.
-

ÜNLÜLERDEN DOST VE DOSTLUK ÜZERİNE SÖZLER
Literatürümüzde dostlukla ilgili deyimler çoktur. Kimi acı kimi tatlı söyler. Mesela, düşenin dostu olmaz sözünü hiçbirimiz tecrübe etmek istemeyiz. Dost acı söyler deyişiyle yol arkadaşımızın hata yapmasını önlemeye çalışırız. Dostluk başka alış veriş başka cümlesini duyduğumuzda hayatın gerçekleri karşısında bazen donar kalırız. Öyle ya da böyle yaşam yolunda bir dost sahibi olmanın yerini çok az şey tutabilir. Bakalım ünlü kişilikler dost ve dostluk için neler söylemiş.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″] -

Anadolu’nun Dört Bir Köşesinden 7 Halk Oyunu
Ülkemizin dört bir yanında geçmişten süzülerek gelmiş binlerce çeşit halk oyunu oynanır. Kadın erkek, tek tek, karşılıklı ya da omuz omuza… İsimleri, müzikleri, kıyafetleri ile hepsi kendi içinde yöreye ait bir hikâye barındırır. Tekrarlanan figürlerde kimi doğa olaylarını, kimi savaşta göğüs göğüse çarpışmayı, kimi sevdayı ya da ayrılığı, kimi de tarla sürmeyi, ekmek yapmayı, yün eğirmeyi anlatır. Kimi diz, topuk ya da el vurarak oynanır, kimi dönerek, çökerek ya da kol kola girerek… Birbirinden farklı bu oyunlar sadece tempomuzu yükseltmekle kalmaz, aramızda tarifsiz bir duygusal birliktelik de sağlar. Biz de sizleri doğudan batıya, kuzeyden güneye listelediğimiz 7 bölgemizin 7 halk oyunu ile birlikte ritim tutmaya davet ediyoruz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
Kişilerin karşılıklı durarak oynadıkları “karşılama” Marmara Bölgesinde özellikle Trakya’da oynanır ve çoğu içinde 9/8’lik ritim barındırır. Grup olarak oynanacak ise kız ve erkek çiftler karşılıklı olarak iki sıra oluşturur fakat birbirlerine tutunmazlar. Ellerde mendil tutulduğu da olur ve davul, zurna, klarnet eşliğinde sekerek karşılamaların en güzeli yapılır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
Ülkemizin pek çok yerinde oynanan halayın Doğu Anadolu bölgemizde onlarca türü bulunur. Halayda esas olan yan yana dizilmek, kol kola girmek, omuz omuza vermektir. Davul zurnanın yüreklendiren sesine halay başı narası ve zılgıtlar eşlik eder.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
Özellikle Doğu Karadeniz’de horon tepen uşakların hızlı ve sert hareketlerinin ilham kaynağı Karadeniz’in hırçın dalgalarıdır. Horon, oynandığı yörenin doğasını yansıtır. Büyük bir disiplin içinde el ele tutuşarak oynanan oyunun temposuna ayak uydurmak her baba yiğidin harcı olmasa da izleyen herkesin nabzı mutlaka kemençenin yayıyla birlikte hızlanır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
Batı Anadolu’nun seyrine doyum olmayan oyunudur zeybek… Tek tek oynandığı gibi daire şeklini alarak toplu olarak da oynanır ve ağır, kaşıklı, kırık, kıvrak gibi türleri vardır. Hepimizin aşina olduğu türünde ise efe kollarını bir kartal gibi iki yana açar ve arada eğilip dizini yere dokundurur. Aslında efe o an dosta düşmana karşı yiğitliği ve cesareti sahnelemektedir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
“Silifke’nin yoğurdu, ah seni kimler doğurdu? Seni doğuran ana, bal ilen mi yoğurdu?” dizelerini okuduğumuz anda kaşıkların sesi kulağımızda belirir. Ülkemizin pek çok yerinde ama özellikle İç Anadolu’da oynanan halk oyununda müziğe tahta kaşıklar eşlik eder.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
İnsanın hayvanları taklit etmek suretiyle ürettiği halk oyunlarından biri olan “teke zortlatması” Batı Akdeniz’de oynanır. Karakeçinin erkeği olan tekenin korkuyla arkasına bakması, sıçraması, birden hareketlenmesi, kaçması bu halk oyunu içindeki figürleri doğurmuştur. Sipsi, üç telli cura, kaval ve kabak kemane eşliğinde oynanan oyunu, sadece kadınlar veya erkekler ya da kadın erkek birlikte oynayabilir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
Güneydoğu Anadolu’da Barak Türkmenlerinin yaşadığı bölgede doğan halk oyunlarıdır ve her biri içinde duygusal metinler barındırır. Örneğin “Hasan Dağı” bir ağır hava halk oyunudur. Davul zurna çalmaya başladığında önce başlar öne eğik bir süre hareketsiz beklenir. Sonra halay başı iki elinde birer mendille hareketlenir ve oyuna başlar. Sonra ikinci oyuncu, sonra üçüncü, dördüncü ve diğer oyuncular peş peşe harekete geçer. Bu oyunda kervan misali tek tek halaya kalkarak canlandırılan bir göç trenidir aslında…
-

YAŞASIN YAZ DEDİRTEN YEŞİL SEBZELER
İlkbaharın gelmesiyle hareketlenen manav tezgâhları yaz aylarıyla birlikte renk yelpazesinde doruğa ulaşır. Sofralarımızda yer almak için kırmızılar, morlar, sarılar birbiriyle yarışır. Baktıkça gözümüz gönlümüz açılır, doğrusu iştahımız da fazlasıyla artar. Ne mutlu ki artan iştahımız bu besinler sayesinde istenmeyen kilolarla değil sağlıklı beslenme ile sonuçlanır. Elbette bu yarışın içinde yeşiller çeşitliliği ile başı çekerler. Aman siz siz olun yaz aylarındaysanız yemeden geçmeyin.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
Düşük kalorisi ve kalbimizden cildimize sağladığı yüksek faydalar sayesinde yaz aylarının yüzümüzü güldüren sebzelerinden semizotu ile ne mi yapabilirsiniz? Çorbasından salçalı yemeğine, cevizli domatesli salatasından yoğurtlu mezesine, kavurmasından böreğine yapamayacağınız tür neredeyse yok diyebiliriz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
Protein deposu yeşil börülce yaz aylarının heyecanla beklenen sebzelerindendir. Temmuz ve ağustos geldi mi ne kadar tüketseniz o kadar iyi. İçerdiği değerler açısından et yemeyenlerin önemli alternatiflerinden olan yeşil börülcenin en popüler tüketimi ise salata şeklindedir. Ondan sonra kavurması ile sulu yemeği gelir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
Diğer kabakgillerden ayırmak için sakız kabağı da diyebileceğimiz bu sebzenin aslında etli kısmı beyazdır ama kabukları genellikle yeşil tonlarındadır. Artık etli dolmasını ya da yemeğini mi, yoksa kekini böreğini mi yaparsınız orası size kalmış. Yine de siz de bilirsiniz ki kabak denince akla gelen ilk tarif mücverdir.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
Ülkemizde köy evlerinden kent restoranlarına en çok tüketilen sebze taze fasulye olsa gerek. İçimizde zeytinyağlı fasulyeye “hayır” diyecek olan var mıdır ki? Bu yeşil mucizenin faydaları da en az tadı kadar yoğun… Özellikle diyet yapanların buzdolaplarında bulundurmaları gereken taze fasulyeyi yaz aylarında bolca alıp kış için stoklayabilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
Tamam, karşımızdaki taze fasulye kadar kolay yapılabilen bir sebze değil ama en az onun kadar lezzetli bir besin bamya. Sadece tabiri caizse “salyalanmadan” ayıklamanın püf noktalarına dikkat etmek gerekli. Eğer bamyaya karşı önyargılarınız varsa, hamarat bir elden çıkmış zeytinyağlı bamyanın tadına bir kez olsun bakmanızı öneririz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
Dolmalık biberlerin iç harcını etli yaparak sulu yemeğini hazırlayabileceğiniz gibi, pirinç ile doldurarak zeytinyağlısını da yapabilirsiniz. Bu tombik biberler de tıpkı diğer türleri gibi C vitamini açısından çok zengindir hatta şöyle düşünün, bir dolmalık biber bir portakalın içerdiğinden iki kat daha fazla C vitamini içerir!
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
Taze bakla dendiği vakit akıllara hemen Ege usulünce pişirilen dereotlu, domatesli zeytinyağlı bakla yemeği gelir. İçine sıkılan limon sayesinde mayhoş bir tada bürünen bu yemek yaz günlerinin en hafif en lezzetli besinlerindendir. Servis ederken ilave edilen sarımsaklı yoğurt ise yemeği direkt efsaneler arasına katar.
-

Uç… Uç… Uçurtma
Uçurtma sadece çocukların eğlencesi değil, uçurtma tutkunu yetişkin insanların sayısı da gün geçtikçe çoğalıyor. Uğraşırken gökyüzüne bakmayı gerektiren uçurtma için sayfanızı aşağı kaydırabilir, rüzgârı biraz da olsa arkanızda hissedebilirsiniz.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
Çoğumuzun uçurtmayla oynadığı zamanlar hayatımızın kısacık anlarından ibarettir belki ama bu eğlenceli oyuncağın icadı MÖ 3000’lere ve Çin’e kadar uzanıyor. Oyuncak dediğimize bakmayın Uzakdoğu’da uçurtmanın, balık tutmaktan haberleşmeye kadar çok amaçlı olarak kullanıldığı biliniyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
Avrupa’da Marco Polo aracılığıyla taşınan uçurtma rüzgâr ve hava akımlarıyla ilgili bilimsel deneylerde kullanıldığı gibi 1. ve 2. Dünya Savaşlarında gözlem amaçlı kullanılmış ve tabii zaman içinde uçurtma yapımında kullanılan malzemeler de çeşitlenmiş. Daha sağlam ve hafif olması için fiberglas, karbon grafit, ripstop naylon gibi malzemeler kullanılmaya başlanmış.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
Son 50 yılda uçurtmaya olan ilgi fazlalaşınca üç köşegenli altıgen uçurtma modeliyle birlikte, rokaku tipi uçurtma, delta conye, dörtgen uçurtma gibi çeşitler üretilmiş. Çocuklarla birlikte klasik bir uçurtma yapmaksa oldukça kolay. Elinizde gerekli malzemeler ve adım adım takip edeceğiniz bir plan olması yeterli.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
Winston Churchill “Uçurtmalar rüzgâr gücü ile değil, rüzgâra karşı koydukları için yükselirler.” demiş. Aslında bir uçurtmanın havada asılı kalmasını sağlamak, başka bir ifadeyle bir uçurtmayı uçurmak, havanın kaldırma kuvveti ve yerçekimi arasındaki dengeyi sağlamakla ilgili.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
Uçurtmanın havada sağa sola sallanmasını engelleyen, alt kısmına ağırlık vererek yukarı doğru süzülmesini sağlayan kısmı kuyruğudur ve bir uçurtma en çok da rengârenk püsküllü kuyruğunun gökyüzünde süzülüşüyle dikkat çeker.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
Uçurtma uçururken dikkat edilmesi gereken detaylar da vardır. Bunlardan biri elektrik hatlarının, balkon ve yüksek binaların olmadığı büyük düzlüklerde uçurmaktır. Kontrol edebileceğinizden büyük uçurtmalar uçurmayı denememeli, ip olarak tel kullanmamalısınız.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
Günümüzde dünyanın her yerinde uluslararası uçurtma festivalleri düzenleniyor ve bunlardan en büyüğüne Hindistan ev sahipliği yapıyor. Uluslararası festivallerde iyi dereceler kazanan ülkemizde de ilkbahar geldiğinde Mardin’den Ankara’ya, Antalya’dan İzmir’e büyük uçurtma festivalleri yapılmakta…
-

ADANA’NIN VİRAJLI KÖPRÜSÜ: VARDA
Gerek Roma ve Bizans gerekse Osmanlı döneminden kalan onlarca taş köprü günümüze kadar ayakta kalmayı başarabilmiş. Şimdi her biri ülkemizin kültürel mirası olarak arzıendam ediyor ve özellikle turistlerin görülecekler listesinde yer alıyorlar. O miraslardan biri olan Varda Köprüsü de yapılış hikâyesiyle, mimarisiyle dikkat çekiyor…
[eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
James Bond serisinin Skyfall filminde, bir tren vagonunun üstünde Daniel Craig’in takım elbisesiyle başka takım elbiseli bir adamla dövüştüğü sahneyi hatırlarsınız. Tren uzun ayaklı bir köprü üstünde hareket etmekteyken James Bond vurulur ve vagon üstünden metrelerce aşağıdaki suya düşer. İşte o sahnelerin yaşandığı köprü Türkiye’deki Varda Köprüsü’nün ta kendisidir. Görsel açıdan dünyadaki taş köprülerle benzerlik gösteren Varda Köprüsü, Adana’nın batı tarafındaki Karaisalı ilçesinde kızılçam ağaçlarının yeşillendirdiği Hacıkırı veya diğer adıyla Kıralan mahallesinde Gâvurderesi üstünde yer almaktadır ve kara yolu ile şehir merkezine uzaklığı 70 km. civarındadır.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
Taş ve çelik içeren köprünün mimarı Almanlardır. II.Abdülhamit ile Alman İmparatoru Kaiser Wilhelm tarafından imzalanan sözleşme ile İstanbul-Bağdat-Hicaz demiryolu hattını tamamlamak üzere inşa edilmiştir. Köprünün yapım hazırlıklarına 1905’te başlanmış 1907’de kaba inşaatı bitirilmiş, 1912’de ise yapımı tamamlanmıştır. Almanların ilk kez 9 Ekim 1918’de köprüyü kullandıkları, köprü üstünden trenle geçen ilk Osmanlı yöneticisinin ise Enver Paşa olduğu (18 Şubat 1917) günümüze ulaşan bilgiler arasında bulunuyor.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
Varda Köprüsü isim çeşitliliği açısından da zengin bir yapı. Yer aldığı mahalleden dolayı Hacıkırı Demiryolu Köprüsü sahip olduğu isimlerden biri. Almanlar tarafından yapıldığı için halk arasında Alman Köprüsü dendiği de oluyor. Yine halkın uygun gördüğü bir isim Koca Köprü… Varda adının nereden geldiği ise rivayetlere dayanıyor… Buna göre, köprü inşa edilirken yukarıdaki işçiler yükseklik mesafesini ölçebilmek için aşağıya taş atarlarmış, aşağıdaki işçiler de “var daha, var daha, vardaaa’’ diye bağırırlarmış. Zamanla bu sesleniş “varda” sözcüğünü doğurmuş ve o sözcük köprüye isim olmuş.
[eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
Yapım sürecinde 21 işçinin ve bir de Alman mühendisin hayatını kaybettiği köprü üç ana açıklık ve dört ana ayak üstüne kurulmuştur. Ortadaki ayağın yerden yüksekliği, başka bir ifadeyle James Bond’un vagon üstünden film icabı suya düştüğü yükseklik 99 m’dir. Köprü ayakları çelik, üst kaplaması ise taştır. Bu ayakların bakım ve tamir işlerinin yapılabilmesi için, içine merdivenler de inşa edilmiştir. Tarihi ve görsel açıdan dikkat çeken Varda Köprüsü’nün uzunluğu ise 172 m’dir. Pek çok köprünün aksine düz değil virajlı bir yapıya sahip olması onu ayrıcalıklı kılan başka bir özelliğidir.









