Blog

  • MERDANESİZDEN OTOMATİĞE ÇAMAŞIR MAKİNESİNİN GELİŞİMİ

    İnsanlık tarihinde icat edilen her nesne için devrim niteliğinde diyebiliriz. Çamaşır makinesinin icadı da tam olarak böyle… Bugünkü formunu bulması için uzun süre beklenen, kas gücü, zaman ve hijyen konusunda tasarruf sağlatan bu cihazlar için insan dostu diyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İlkel veya gelişmiş herhangi bir alet olmaksızın, el, kol ve kas gücüne dayalı çamaşır yıkama dönemleri ne mutlu ki gerilerde kaldı. Göl kenarında odun külüyle yıkanan, bakır leğenlerde çitilenen veya tahta tokmaklarla dövülen çamaşır hikâyeleri, günümüzde kulağa gerçekten hikâye gibi geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Çamaşır yıkama işini, bugüne olmasa da eski dönemlere kıyasla çok daha pratik hale getiren kişi ise Henry Sidgier olmuştur. 1782’de Londra’da tasarladığı ahşap teknedeki döndürme kolu sayesinde çamaşırlar sağa sola hareket ettiriliyor, sürtünme gücü sayesinde yıkanıyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ahşap çamaşır teknesinin ardından çamaşır fırçalama tahtası bile tasarlanmıştı ama hepsi belli oranda güç harcamayı gerektiren aletlerdi. Manuel çalışmaya dayalı bu tasarımların en zor kısmı da çamaşırların elde sıkılması gerekliliğiydi. İyi sıkılmamış çamaşırların asılması ise başka bir zorluktu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yüz güldüren çamaşır makinesi tasarımı için elektrik motorlarının devreye girmesi gerekecekti. Alva J. Fisher’ın 1906 yılında patentini aldığı elektrikli çamaşır makinesi sayesinde çamaşırlar, sağa sola dönen metal tambur içinde yıkanır olmuştu. Fisher, icadına Thor adını vermişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Merdaneli çamaşır makinesi tanımı ise 1980’leri yaşamış günümüz insanına oldukça tanıdık gelecektir. Merdaneli makineler, çamaşır haznesine doldurulan çamaşırların ileri-geri hareketlerle yıkanmasına ve otomatik çalışan iki merdane arasındaki sıkma işlemine dayanıyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Merdaneli çamaşır makineleri 80’lere kadar yetişmişse de icadı daha öncelere uzanıyor. Hatta 1980’lerde evlerde otomatik çamaşır makinesi görmek zordu belki ama onun da icadı 1930’lara kadar gitmekte. Otomatik çamaşır makinesinin Avrupa’ya gelmesi ise 1950’leri bulmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Günümüzde otomatik çamaşır makinesi programları her geçen gün gelişiyor, örneğin programı sonlandırmadan yeni çamaşır atabiliyorsunuz. Hatta evdeki makinenizi uzaktan kumanda edilebiliyorsunuz. Bu konuda bir sonraki aşamanın ne olacağını ise ihtiyaçlar ve zaman gösterecek.

  • Boğaz’ın Modası Hiç Geçmeyen Semti Çengelköy

    Boğaz’ın Modası Hiç Geçmeyen Semti Çengelköy

    Her ne kadar 1700’lü yıllarda İstanbul’un en büyük kasabalarından biri olan Çengelköy’ü günümüzde küçük bir semt olarak tanımlasak da bölgeye gösterilen yoğun ilginin o günlerden bugüne hiç değişmediğini söyleyebiliriz. Nedenini merak ediyorsanız, semtin öne çıkan özelliklerini sıraladığımız listemize alalım lütfen sizi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kendisine gelen herkesi evinde hissettiren sıcacık bir mahalle burası… Eğer ulaşımı deniz yoluyla sağlıyorsanız bu evin ilk karşılayanı da Boğaz’ın kıyısına inci bir küpe gibi konmuş iskelesi olacaktır. İstanbul’daki en nostaljik buluşma noktalarından biri de Çengelköy İskelesi’nin çevresidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Çengelköy, Osmanlı döneminde ileri gelen devlet adamlarının, nüfuzlu kişilerin ikamet ettiği bir yer olmuş… Sadullahpaşa Yalısı, Servey Bey Yalısı, Baha Bey Yalısı… Bu semtte 1800’lerde inşa edilen yalılardan günümüze kalanları görebileceğiniz gibi, mütevazı ahşap evlerle gösterişli köşklerin kol kola girip nasıl bir uyum sergilediğine de tanıklık edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yukarıdaki fotoğrafta semtin yamacına kurulduğu tepeyi görebilirsiniz. Peki, aynı fotoğrafta diğer en dikkat çekici unsur nedir sizce diye sorsak? “Yeşilliği” dediğinizi sanıyoruz ki haklısınız… Tıpkı yalıları gibi yıllanmış ağaçlarıyla da nam salmış Çengelköy. Altında çayınızı yudumlayabileceğiniz o ünlü dev çınar ağacı da semtin hemen kıyı şeridinde bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Boğaz’dan bakıldığında en dikkat çekici yapılardan olan Kuleli Askeri Lisesi binası da Çengelköy’de başrol alan pek çok figürden biridir. Hatta mimarisi ve görkemiyle sadece Çengelköy’ün değil İstanbul’un gözdelerindendir. Bizans döneminde aynı yerde koruluk bir alanın içinde kule ve manastır bulunduğu için Kuleli Bahçe denilirmiş; bugünkü yapı ise kuleleriyle birlikte 1800’lerde kışla olarak inşa edilmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Tedirginlikten uzak insana güvenen bakışlar, sokakta gördüğü her yabancıya eşlik etme hali… Çengelköy’ün bu listede yer vermemizi gerektirecek kadar belirgin bir özelliği de kedileridir. Niye ki; her semtte kedi var, demeyin. Buradaki kediler insanlarla öyle hemhal olmuş ki artık onları çınar ağaçlarından, iskelesinden, sokaklarından ayrı tutmak mümkün değildir ve olmamalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Çengelköy’ün ana caddesinde yürürken gözleriniz sağlı sollu dizilmiş esnaf tezgâhlarında bölgeye özgü salatalıklar arayabilir. Çünkü burası uzun yıllar küçük, ince kabuklu, çıtır çıtır salatalıkları veya diğer adıyla bademleriyle anıldı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Beylerbeyi ile Vaniköy arasında kalan Çengelköy’ü denizden izlemenin keyfi bir başkadır evet… Fakat kıyısındaki çay bahçesinde oturup Boğaz’ı seyre dalmak da en az o kadar keyifli olacaktır. Zamanında semtin sakinlerinden olan Kemalettin Tuğcu’nun da hikâyelerinin bir kısmını bu manzaraya bakarak yazdığı rivayet edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Ünlü simaların, önemli kalemlerin ikamet yerlerinden olagelmiş muhiti birçoğumuz 1993-1997 yılları arasında yayınlanan Süper Baba dizisi sayesinde görüp bildik. Mahalle havasını bozmayan sokaklarında kurulan dizi seti Şevket Altuğ, Şevval Sam, Bennu Yıldırımlar, Sevinç Erbulak gibi değerli oyuncuları buluşturmuştu.

  • 8 Fotoğrafla Türk Rock Müziğinin Özgün İsmi Erkin Koray

    8 Fotoğrafla Türk Rock Müziğinin Özgün İsmi Erkin Koray

    Yıllar geçer, her şey değişir, onun sesi ve şarkıları hiç eskimez. Ne kadar dinlersek dinleyelim tüketemeyiz… Zamansızlıktan seslenir bize sanki. “Bir sevgili uğruna, sen de benim gibi yanma arkadaş…” Kim bilir bu şarkıyı kaç yüz kere dinledik, dinleriz…  Ya da… “Sevmek, bil ki doğmaktır yeni baştan, eriyorum galiba yavaştan…” Bunlar gibi daha nicesini kulaklarımıza, dilimize, zihnimize yazan, “Rock müziğin Erkin Babası” için keyifle hazırladık bu 8 maddeyi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    1950’li yılların ortasında “Erkin Koray ve Ritimcileri” ismiyle kurduğu ilk grup lise yıllarına denk gelir. İlk 45’liğini çıkardığı yıllar ise 1960’lardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Askerliğini Hava Kuvvetleri Caz Orkestrası’nda solist ve gitarist olarak Ankara’da yapar. Asker dönüşü, çıkardığı 45’likte yer alan “Kızları da alın askere,” zamansız bir şarkı olarak hafızalara kazınır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İlk albümünü Altın Mikrofon yarışmasına katılıp 4.’lüğü kazandığı 1968 yılında çıkarır. 1969’da Yeraltı Dörtlüsü’nü kurar. 1970’ler ise Erkin Koray rüzgârının kasıp kavuran bir fırtınaya dönüştüğü yıllardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Erkin Koray demek biraz da uzun saçları, kendine has stili, elektrogitarı, kulağa ilk kez değen melodileriyle ilklerin insanı olmak demektir. Ama kendi ifadesiyle her şeyi erken yapıyor olması aslında bir “özür”.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Daha 60’lı yılların sonlarında verdiği konserlerde izleyicilerine Rolling Stones, Ray Charles, The Doors, Tom Jones şarkılarını da seslendirerek evrensel müziği Türk dinleyicisine taşımıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Müzik türü Anadolu rock olarak anılsa da, şarkıları progresif rock ve psychedelic rock’ı da barındırır. Çöpçüler, Arap Saçı bunun en bilinen örnekleridir. Şarkıları dünden bugüne farklı sanatçılar tarafından defalarca yorumlanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Piyano öğretmeni annesi vasıtasıyla öğrendiği ilk enstrüman piyanodur.  Ama sonra elektrogitarı Türkiye’de ilk kullanan kişi olur. Sahip olduğu çok sayıda gitarı güzel bulduğu için aldığını ama aldıktan sonra daha da güzelleştirdiğini söylemiştir. Modellerinin adını sevdiği için gitarlarına isim takmadığından söz eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Sanat hayatında yarım asrı çoktan deviren Erkin Koray, 50. Sanat Yılı Konserini 2007 yılında Harbiye’de vermiştir.

  • SARNIÇLAR: TARİHTEN KALAN SU DEPOLARI

    İçinde su biriktirmek ve su ihtiyacını karşılamak için genellikle evlerin bodrum katına veya tüm bir mahallenin kullanabileceği şekilde yer altına inşa edilen sarnıçlardan günümüze ulaşmayı başaranlar bulunuyor. Aralarında bir saray kadar görkemli olanlar da var, oldukça mütevazı olanlar da… Bununla birlikte, akışkan olmayan, durağan suyun temiz bulunmaması nedeniyle Osmanlı zamanında sarnıçlara itibar edilmediği biliniyor. Bu nedenle varlığı bilinen ve kazılarla ortaya çıkarılmakta olan sarnıçların tamamı Bizans dönemi ve öncesine ait. İşte onlardan bazıları…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İçindeki 336 adet görkemli sütun ve heykel sanatının şaheserlerinden olan Medusa Başı nedeniyle Yerebatan Sarayı olarak da anılan Yerebatan Sarnıcı, 6. Yüzyıl Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından yaptırılmış devasa bir yapıdır. 140 metre uzunluğunda ve 70 metre genişliğinde olan sarnıç, 9800 m2’lik bir alanı kaplamaktadır. Bu haliyle 100.000 ton su depolama kapasitesine sahip olan Yerebatan Sarnıcı, günümüzde hem müze hem de çeşitli etkinliklerin düzenlendiği bir kültürel mekân işlevine sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İstanbul’da, Tarihi Yarımada’da yer alan ve Yerebatan Sarnıcı’ndan daha eski olduğu düşünülen Şerefiye Sarnıcı, tahminlere göre 5. Yüzyılda ve 2. Theodosius döneminde yapıldı. 40 metre uzunluğunda ve 24 metre genişliğinde olan tarihi su deposunun duvar kalınlığı ise 2,5 metredir. 11 metre tavan yüksekliği olan mekânın içinde 45 adet yelken tonoz ve 32 adet sütun da bulunmaktadır. Şerefiye Sarnıcı, günümüzde müze olarak ziyarete açık durumdadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Anadolu’nun bazı yerlerinde kastel kelimesi, havuz, şadırvan gibi su kaynağı olan yerler için kullanılmaktadır. Yukarıda fotoğrafını gördüğünüz Pişirici Kasteli de Gaziantep’te bulunan bir kastel, daha doğrusu bir nevi su deposudur. 13. Yüzyılda, evlerin su ihtiyacını karşılamak için yapıldığı tahmin edilmektedir. Gaziantep’te günümüze ulaşan birçok kastel bulunmaktadır; Kozluca Kasteli, İmam-ı Gazali Kasteli, Ahmet Çelebi Kasteli bunlar arasındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizin farklı yerlerinde birbirinden farklı formlarda su depolarıyla karşılaşmak mümkündür. Yukarıdaki fotoğraf Mardin ilimizin 30 kilometre güneydoğusundaki Oğuz Köyü’nde yer alan, Antik dönemden kalma bir su sarnıcına ait. Üstelik bu sarnıç tek de değil! Bilindiği gibi medeniyetin beşiği sayılan Mezopotamya’da yapılan her kazı, bizi yeni bir tarih sayfasıyla buluşturmaya devam etmekte. Hatırlayacaksınız; 2020’nin Eylül ayında Dara Antik Kenti’nde yapılan kazılarda da Yerebatan Sarnıcı’ndan 6 metre daha derin olan bir su sarnıcı gün yüzüne çıkarılmıştı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Fotoğrafta gördüğünüz, Likya Yolu yürüyüş parkuru üstünde bulunan yeraltı su sarnıcı da bölgedeki tek tarihi sarnıç değil. Kimi mimari açıdan değer gören, kimi çobanların hayvanlarına su içirmek için kullanacağı kadar hayatın içine karışmış olan sarnıçlar, Likya Yolu’nda yürüyenler için ayrı bir hoşluk oluşturuyor. Yapılan uyarılardan biri ise bu sarnıçlara rastlandığında, temizliğine güvenilmiyorsa içinden su içilmemesi yönünde.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Eğer, İzmir’in Selçuk ilçesine 9 km mesafede, Efes Antik Kenti yakınlarında 1420 m yüksekliğindeki Bülbül Dağı üzerinde bulunan Meryem Ana Evi’ne daha önce gittiyseniz, buraya çıkan yol üstündeki sarnıca da denk gelmişsinizdir. Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz o sarnıç, Müslümanlar ve Hristiyanlar için kutsal öneme sahip yapılardan biri olarak öne çıkıyor ve MS 1. Yüzyıl ile tarihleniyor.

  • 10 Madde İle Adrenalin Sporlarının Favori Adresi Babadağ

    10 Madde İle Adrenalin Sporlarının Favori Adresi Babadağ

    Babadağ’ın tepesinden bakıldığında, Ölüdeniz’in tüm dünyadan turist çeken güzel plajları, yeşilin ve mavinin büyülü birlikteliği ve Rodos Adası’na dek Akdeniz manzarası ayaklarınızın altına serilir. Babadağ ve çevresi adrenalin sporları için oluşturulmuş birçok rotaya ev sahipliği yapar, bu sebeple macera meraklılarının Türkiye’de en çok tercih ettiği adreslerden biridir. Eğlence, tatil, macera ve sporu bir arada sunan Babadağ’ı yakından tanımak isterseniz sizi listemize alalım…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Toroslar’ın En Batı Noktası” title_font_size=”13″]
    spor, yamaç paraşütü

    Antik dönemde ismi Kragos Dağı olan Babadağ, dünyanın en eski sıradağları arasında bulunan Toroslar’ın Batı uzantısıdır. Muğla’nın Fethiye ilçesine bağlı olan Babadağ’ın denizin ve doğanın güzelliklerini bir arada tatmanıza olanak veren konumu bu kadar popüler olmasında büyük önem taşır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kalkerden Zirvelere Tırmanın ” title_font_size=”13″]
    spor, yamaç paraşütü

    Babadağ’ın ilginç özelliklerinden biri iki tane zirvesi olmasıdır. 2000 metre yükseklikteki Karatepe zirvesi dağın en yüksek noktasıdır. Kalker taşından iki zirvenin arasında yeşilliği ile göz kamaştıran bir sel vadisi bulunur. Bu zirveler, dağcılık meraklıları için çekici bir noktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yaşlı Ormanları Keşfedin” title_font_size=”13″]
    orman, doğa

    Babadağ, birçok adrenalin sporu için uygun bir merkez olmasıyla tanınsa da bitki örtüsü açısından da çok zengindir. Yamaçları Kızılçam ormanlarıyla örtülüdür ve dağın üzerinde çok eski çağlardan beri yaşadığı düşünülen selvi ormanları bulunur. Bu zenginlikler, dağın bir yürüyüş rotası olarak da popülerleşmesine sebep olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Likya Yolu’nu Yürüyen Şanslı Kişilerden Olun” title_font_size=”13″]
    spor, doğa yürüyüşü, likya yolu

    Bir zamanlar Antik Likya’nın sınırları içinde bulunan site devletlerini birbirine bağlayan patikaların oluşturduğu Fethiye – Antalya arasındaki 500 kilometrelik Likya Yolu’nun rotası Babadağ’ın zirvesinden geçer. Her yıl birçok trekking tutkunu bu yolu sabırla yürür ve doğanın sunduğu güzelliklere şahit olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yamaç Paraşütü İçin En İyi Adres” title_font_size=”13″]
    denizli, muğla

    Babadağ, dünya genelinde yamaç paraşütü için en iyi adreslerden biri olarak kabul görür. Dağ üzerinde atlayış yapılabilecek 3 zirve bulunur. Eğer tek başınıza atlayış yapabilecek bir profesyonel değilseniz eğitmen eşliğinde atlayarak bu adrenalin dolu macerayı deneyimleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dağın Tepesinden Plaja Dek Yeşillikler Üzerinde Bir Yolculuk” title_font_size=”13″]
    denizli, muğla

    Babadağ’ı bu kadar özel bir yamaç paraşütü merkezi yapan etkenlerden biri atlayış sırasında şahit olduğunuz doğal güzelliklerdir. Uçuş boyunca Babadağ’ın dünyalar güzeli ormanlarını yukarıdan izleyebilir ve atlayışın sonunda Belcekız Plajı’na iniş yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Rüzgâr Sörfünü Deneyin” title_font_size=”13″]
    denizli, muğla, sörf

    Babadağ’da yamaç paraşütü deneyimi yaşadıktan sonra Çalış Plajı’na giderek burada rüzgâr sörfü yapabilir, eğer bu konuda deneyiminiz yoksa eğitmenlerden ders alabilirsiniz. Üstelik Çalış Plajı mart ayından ekim ayına kadar sörf için yeterli rüzgârı almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cip Safari Turlarıyla Fethiye’yi Keşfedin” title_font_size=”13″]
    babadağ, fethiye, denizli, muğla

    Babadağ ve çevresini farklı bir şekilde keşfetmek isterseniz cip safari turlarını tercih edebilirsiniz. Safari macerası için gözde tatil beldeleri Kayaköy, Kabak, Kelebekler Vadisi rotasını ya da Tlos, Yakapark, Saklıkent, Patara hattını seçebilirsiniz. Eğer tarih ile ilgiliyseniz Letoon, Pınara, Sidyma, Ksanthos antik kalıntılarını cip ile gezebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Su Sporunun Her Çeşidinin Tadını Çıkarın” title_font_size=”13″]
    denizli, muğla, spor

    Dalaman Çayı üzerinde her mevsim açık olan rafting parkurunda maceraya doyabilir ya da Eşen Çayı üzerindeki 18 kilometrelik kano gezisine katılabilirsiniz. Patara’ya kadar uzanan gezi sırasında çamur banyosu dahi yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sualtı Zenginliklerine Şahit Olun” title_font_size=”13″]
    denizli, muğla, spor, diving

    Babadağ semalarında macera ve adrenaline doyduktan sonra Fethiye’nin pırıl pırıl sularına dalarak su altı zenginliklerini keşfedebilirsiniz. Etkileyici atmosferiyle dalgıçları bölgeye çeken su altı mağara ve tünellerinde gezinebilir, MS 300’lü yıllardan kalma amforaları görebilirsiniz.

  • 8 Edebiyatçımızın Tercih Ettiği Mahlaslar

    8 Edebiyatçımızın Tercih Ettiği Mahlaslar

    “Mahlas” ya da “müstear” daha Türkçesi ile “takma isim” kullanmak özellikle Divan ve Halk edebiyatında oldukça yaygın bir gelenekti. Yakın dönemde de edebiyat dünyamızın dev isimleri farklı sebeplerle kimi eserlerini mahlas kullanarak yayımlamayı tercih etmişlerdir. Hatta bazı müstear isimler kişinin gerçek isminin önüne geçmiştir, örneğin Orhan Kemal aslında Mehmet Raşit Öğütçü’nün kullandığı bir mahlastır. Aşağıdaki listemizde ünlü edebiyatçılarımızın seçtiği mahlasları görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • BİR SANAT AKIMI OLARAK: GERÇEKÇİLİK

    Rönesans, klasisizm, romantizm derken ortaya çıkan realizm… Dönemin ve zamanın ruhuna göre şekillenen sanat akımlarından biri de gerçekçilik akımıdır. Orijinal ismi realizm olan akım hakkında genel bilgileri ve öne çıkan temsilcilerini sizin için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Realizm akımı, doğaya ve duygulara önem veren romantizm akımına tepki olarak, 19. yüzyılda ortaya çıkan sanat akımıdır. Endüstriyel gelişmeler sonucunda toplumsal sınıfların belirginleşmesi realizm akımını ortaya çıkartan nedenlerin başında gelir. İnsanların karşı karşıya kaldığı gerçekliklere sanatçılar da kayıtsız kalamaz ve realist çalışmalar üretirler. Bu akımın resim sanatındaki öncüsü Gustave Courbet’dir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1819-1877 yılları arasında yaşamış Fransız ressam Gustave Courbet’nin pek çok eseri realist akımın örneği olarak gösterilebilir. Örneğin yukarıda gördüğünüz, 1854 tarihli, orijinal ismiyle Bonjour Monsieur Courbet tablosu onlardan biridir. Sanatçı bu tabloda, kendisini bir gezgin olarak konumlandırmış ve bir patron olan Alfred Bruyas ile hizmetçisini aynı seviyede resmetmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Orijinal adı The Stone Breakers olan Taş Kırıcıları isimli tablo da Gustave Courbet’ye aittir. Realist akımın eserlerinde, toplumun sıradan kişileri görülebilir. Teatral drama yer verilmez ve toplumsal gerçeklik ön planda tutulur. Realizmde amaç sanat takipçisini eğitmek değildir. Sanatçı, yansız bir tutarlılıkla gerçekleri gün yüzüne çıkarmak amacı güder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Fransız ressam Édouard Manet, Hollandalı ressam Van Gogh gibi isimler izlenimci akıma geçmeden önce gerçekçi resim örnekleri vermişlerdir. Van Gogh, sanat hayatının başında realist ressam Anton Mauve’nin atölyesinde çalışmış ve üslubundan etkilenmiştir. Dilimize Ekici veya Tohum Eken olarak çevrilen resim Van Gogh’a aittir ve günümüzde Van Gogh Müzesi’nde sergilenmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Realizm akımı, farklı ülkelerden sanatçıları etkisi altına almıştır. Örneğin Almanya’da Adolph von Menzel veya Wilhelm Leibl gibi sanatçılardan söz edilebilir. Yine ressam ve heykeltıraş olan Käthe Kollwitz’in eserleri gerçekçi akımın en yaratıcı izlerini taşır. Kadın sanatçının bu doğrultuda yaptığı Berlin’de Dokumacıların Yürüyüşü isimli tablosu, tarihsel ve sanatsal bir öneme sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İzlenimcilik (empresyonizm) akımının kendini ilk önce resim sanatında göstermesine karşılık, gerçekçilik (realizm) akımı önce edebiyat yapıtlarında belirmiştir. Hatta bu akımın, Auguste Comte’un ortaya attığı pozitivizm felsefesinin edebiyata uyarlaması olduğu ifade edilir. Ünlü realist edebiyatçılar ve eserlerine örnek olarak Honore de Balzac’ın Goriot Baba isimli romanı, Stendhal’in Kızıl ile Kara, Tolstoy’un Savaş ve Barış eserleri gösterilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Türk edebiyatçılarından gerçekçi eserler veren isimler arasında Mehmet Akif Ersoy, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin, Ömer Seyfettin’in isimleri sayılabilir. Yine Recaizade Mahmut Ekrem’in 1898 yılında basılan Araba Sevdası isimli eseri, edebiyatımızdaki ilk realist roman olarak bilinmektedir.

  • Kahvaltısız Asla Diyenlerin Sofralarında Yer Vermeleri Gereken Lezzetler

    Kahvaltısız Asla Diyenlerin Sofralarında Yer Vermeleri Gereken Lezzetler

    Her ülkenin kendine has bir kahvaltı kültürü vardır ve bunlar arasında kahvaltıya en çok önem atfeden de büyük bir ihtimalle bizim kültürümüzdür. Nasıl olmasın? Onlarca çeşide ve tadı damakta iz bırakan böylesi lezzetlere sahip olup da ritüeller yaratmamak mümkün mü? Aşağıda sıraladığımız kahvaltılıklar içinde yaşadığımız coğrafyanın en özgün tatlarından sadece 8 tanesi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    kahvaltı

    Süt ve mayanın bir araya gelerek oluşturduğu mucizevi tat beyaz peynir kahvaltı sofralarımızın gediklisi, omletten tosta farklı yiyeceklerin en uyumlu eşlikçisi, Çanakkale’den Van’a farklı tatlarda üretilebilen en önemli besinlerimizden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    kahvaltı

    Bir dilim ballı ekmek üstüne kaymak, özellikle de Afyon kaymağı sürdüyseniz günün en güzel öğününü geçiriyorsunuz demektir. Bir miktar manda sütüyle yapılmış bembeyaz ya da inek sütü ile yapılmış sarımtırak renkte kaymak bulunan sofranın tadına doyum olmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    kahvaltı

    Bazı insanlar tatlı ve tuzluyu bir arada yemeyi sevmezler ama iddia ediyoruz ki onların alışkanlıklarını kırmalarına neden olacak bir tat varsa o da lorlu reçeldir. Ama özellikle Ayvalık’ın Cunda Adası’nda bir sabah kahvaltısında yemenizi tavsiye edeceğiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    kahvaltı

    Susam tohumlarının ezilip kavrulmasıyla elde edilen tahin ve meyvelerin ezilip kaynatılmasıyla elde edilen pekmez… Tahin-pekmez ikilisinin olduğu bir kahvaltı masası için rahatlıkla her derdin devası olabilecek güçtedir diyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    kahvaltı

    Yemeklerde baharat olarak kullanılabilen, çayı yapılıp içilen, kokusu ve görüntüsüyle kekiğe benzetilen zahter en lezzetli kahvaltı soslarının yapımında da kullanılır. Gazianteplilerin yakından bildiği zahter özellikle zeytinyağı ile iyi bir eşlikçidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    kahvaltı

    Özellikle Kafkasya’dan göçen toplulukların yaşadığı şehirlerimizde ün yapmış olan acuka temelde biber, ceviz, zeytinyağı ve çeşitli baharatlardan elde edilen bir kahvaltılıktır. Yemeklerde kullanılan acuka ile karıştırmayın çünkü o daha tuzlu, acı ve cevizsiz oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    kahvaltı

    Yapımına Orta Asya’da başlanan sonra Anadolu ve Balkanlar’a taşınan pastırma mükellef kahvaltı sofralarının baş konuklarındandır. Çiğ etin çeşitli baharatlarla kurutulmasıyla elde edilen lezzetin memleketi günümüzde Kayseri’dir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    kahvaltı

    Ülkemizin her köşesinde hamurla yapılan bir ekmek çeşidi mutlaka vardır. Pişi ise belki de ülkemizde en fazla bilinen, tüketilen lezzetlerden biridir. Mayalı hamurun kızartılmasıyla puf puf şişen pişiler kahvaltı masanıza gelmişse o sofraya anne sıcaklığı ve sevgisi de gelmiş demektir.

  • Er Meydanı Kırkpınar’ın 10 Efsanevi Başpehlivanı

    Er Meydanı Kırkpınar’ın 10 Efsanevi Başpehlivanı

    1361 yılında Murat Bey’in Edirne’yi fethetmesinden bu yana düzenlenen Kırkpınar Güreşleri, UNESCO Dünya Kültür Mirası’na dâhil edilmiş bir değerimizdir. Her yıl, er meydanının en güçlü, en yenilmez güreşçisi “Başpehlivan” unvanını kazanır. Başpehlivanlık, Osmanlı zamanında saray tarafından da itibarlı bir statü olarak kabul edilmiş, padişahlar güreşe büyük önem vermiştir. Bir güreşçi üst üste 3 yıl yenilmez ve başpehlivanlığı kimseye kaptırmazsa, er meydanına çıkan her güreşçinin en büyük hayali olan “Altın Kemer”i kazanır. Kırkpınar Güreşleri’nin gelmiş geçmiş en büyük başpehlivanlarını ve kendileri gibi heybetli hikâyelerini 10 maddelik listemizde bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gaddar Kel Aliço” title_font_size=”13″]
    kırkpınar güreşleri, edirne

    Kırkpınar’ın en büyük şöhreti olarak kabul edilen Gaddar Kel Aliço, 1844’te Plevne’de doğmuş ve 1894’e dek başpehlivanlık unvanını kimselere kaptırmamıştır. Aliço, Sarayiçi’ndeki efsanevi güreşleriyle tanınır. “Gaddar” lakabını ise sert güreşmesinden almıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Koca Yusuf” title_font_size=”13″]
    kırkpınar güreşleri, edirne

    “Türk gibi kuvvetli” sözü Fransızlar tarafından Koca Yusuf için söylenmiştir. Başpehlivan olduktan sonra hiç yenilmeyen Koca Yusuf, New York’tan gemiyle ülkemize dönerken hayatını kaybetmiştir. Güreşirken asla geri adım atmayan Koca Yusuf bu sporun gelmiş geçmiş en büyük isimlerindendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Adalı Halil ” title_font_size=”13″]
    kırkpınar yağlı güreşleri

    Adalı Halil (solda), Kırkpınar Güreşleri tarihinde o kadar önemli bir isimdir ki müsabakalar her sene mezarının ziyaret edilmesiyle açılır. Ünlü Gaddar Aliço’nun öğrencisi olan Adalı Halil, Amerika ve Avrupa’da da güreşmiş, buralarda “Sultanın Aslanı” olarak anılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Filiz Nurullah” title_font_size=”13″]
    kırkpınar güreşleri, edirne

    Filiz Nurullah iri cüssesiyle tüm Avrupa’ya nam salmış bir pehlivandı. 2 metre uzunluğunda ve 175 kilogram ağırlığındaki Filiz Nurullah, Paris’te düzenlenen Altın Kemer Turnuvası’nı kazanmıştı. Paris’te bir Japon judocuyla karşılaştığı efsanevi müsabaka hâlâ anlatılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kurtdereli Mehmet” title_font_size=”13″]
    kırkpınar güreşleri, edirne

    1899 yılında Adalı Halil ve Kara Osman’ı yenerek Kırkpınar Başpehlivanı olan Kurtdereli Mehmet, Avrupa’da da güreşti. 1911 yılında ise Talimhane’de 32 gün içinde 43 müsabakaya çıkarak “Cihan Şampiyonu” unvanını kazandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hergeleci İbrahim” title_font_size=”13″]
    kırkpınar güreşleri, edirne

    1914 yılında Kırkpınar Başpehlivanı olan Hergeleci İbrahim, Adalı Halil’i yenmesiyle ününe ün katmıştır. Hergeleci İbrahim’in önemli özelliklerinden biri 1899’da Paris’te Dünya Şampiyonu olan Kara Ahmed’in de hocası olmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ordulu Mustafa Bük” title_font_size=”13″]
    kırkpınar güreşleri, edirne

    İlk başpehlivanlığını 1966 yılında hak eden Ordulu Mustafa, Ağır Sıklet Dünya Şampiyonluğu kazanma amacına ise ne yazık ki ulaşamamıştır. Ordulu Mustafa için güreş o kadar önemlidir ki 1969 yılında annesinin ölümünün ertesi gününde dahi er meydanını terk etmemiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Aydın Demir” title_font_size=”13″]
    kırkpınar yağlı güreşleri

    1946 yılında Karamürsel’de doğan Aydın Demir çalışkanlığı ve antrenmanlara verdiği önemle tanınırdı. 1969 yılında İzmirli Kara Ali’yi yenmiş böylece Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı kaldırarak ününe ün katmıştır. 1978’de ise Altın Kemer’i kazanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ahmet Taşçı” title_font_size=”13″]
    kırkpınar güreşleri, edirne

    Cumhuriyet döneminin en çok başpehlivanlık kazanan ismi, ilk kez 1992’de Altın Kemer’i kazanma gururunu tatmıştır. Karamürselli Ahmet Taşçı toplam dokuz kez Kırkpınar Başpehlivanı olmuştur. 2005 yılında, henüz er meydanında dövüşmeye devam ettiği günlerde Edirne Belediyesi onu onurlandırmak için Sarayiçi’ne heykelini dikmiştir. BBC ise güreşçinin hayatıyla ilgili bir belgesel yapmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Recep Kara” title_font_size=”13″]
    kırkpınar güreşleri, edirne

    2004 ile 2016 yılları arasında dört kez başpehlivan olan Recep Kara, güreş hayatına 11 yaşında Samsun’da başlamıştır. 2004 yılında Cumhuriyet tarihinin en genç başpehlivanı olmuştur.

  • ÇOKLU SPOR BRANŞLARININ NELER OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ?

    Tek bir spor dalı bile büyük bir çalışma disiplini, kondisyon ve güç gerektirirken, birkaç spor dalının art arda yapılma halini düşünebiliyor musunuz? Çoklu spor branşları içeriği ile tekli branşlardan ayrılıp, sporcular ve izleyiciler için bambaşka bir dünya kuruyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yüzme, bisiklet ve koşunun art arda yapıldığı yani üç sporu bir arada bulunduran branşa triatlon denir. Sporcu, her bir dala geçerken amacına uygun kıyafetleri belli bir süre içinde ve kurallara uygun olarak giyinir. Değişik mesafede ve alanlarda yapılabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kendi federasyonu bulunan ve olimpik bir spor olan pentatlon çoklu branşında, 200 m serbest yüzme, atıcılık, binicilik, eskrim ve 3000 metre kros yani kırsal alanda yapılan koşu art arda yapılır. Her dal için alınan puanlar toplanarak sporcunun derecesi belirlenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Heptatlon iki günde içerisinde yedi spor dalının oynandığı çoklu branştır. 100 metre engelli koşu, yüksek atlama, gülle atma, 200 metre koşu, uzun atlama, cirit atma, 800 metre koşu heptatlonu oluşturan sporlardır. Bu branşın önemli bir özelliği de dış mekânda sadece kadınlar tarafından yapılmasıdır. Kapalı mekânda erkek sporcuların yaptığı yarışın adı da heptatlondur fakat oradaki branşlar farklıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Dekatlon da iki gün içerisinde oynanan 10 adet pist ve saha yarışına karşılık gelmektedir. Birinci gün; 100 metre koşu, uzun atlama, gülle atma, yüksek atlama, 400 metre koşusu gerçekleştirilir. İkinci gün; 110 metre engelli, disk atma, sırıkla atlama, cirit atma, 1500 metre koşusu gerçekleştirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Peş peşe iki gün içinde gerçekleştirilen bir spor branşı da oktatlondur. Toplamda 8 spor dalı içerir. İlk gün sırası ile 30 dakika aralarla yapılan 100 metre koşusu, uzun atlama, gülle atma ve 400 metre koşusu vardır. İkinci gün; 100 metre engelli koşusu, yüksek atlama, cirit atma ve 100 metre koşusu yapılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Biatlon ise skating ismi verilen belirli bir stilde yapılan kayağın devamında hedef tahtalarına nişan alınarak ateş edilmesiyle gerçekleşen çoklu spor branşıdır. Ne kadar mesafede kayılacağı veya kaç hedef vurulacağı etkinliğin türüne göre değişmektedir.