Blog

  • KEDİ SAHİPLENENLERİN BİLMESİ GEREKEN 6 ŞEY

    Kedi, köpek fark etmeksizin tek isteği sonsuz sevgi olan bir canlıyı sahiplenmek, dünyamıza eklenen en güzel renklerden biri olacaktır. Henüz 5 dakikalığına yanından ayrılmış olsanız bile döndüğünüzde sizi yıllardır görmemiş gibi sevinmesi, oyun oynamak için sürekli hazır olması ve yoğun geçen bir günün ardından evde sizi daima mutlulukla karşılaması paha biçilmez bir histir. Eğer bir kedi sahiplenmeye karar verdiyseniz öncelikle söylemek isteriz ki sizi güzel ve neşeli günler bekliyor. Ancak elbette her işin bir zorluğu olacaktır özellikle de alışma sürecinde. Kedi sahiplenmeden önce bilinmesi ve dikkat edilmesi gerekenleri sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kedi sahiplenmek sorumluluk demektir ve bu sorumluluk ömürlük olacaktır. Yavru kediyse gelişimi, yetişkin kediyse mevcut sağlık durumunu korumak için mutlaka çaba sarf etmek gerekecektir. Tatiller, kısa seyahatler hatta günlük planlar bile sorumluluk dahilinde olmalıdır çünkü evde sizi bekleyen bir minik pati vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kedinizin düzenli olarak veteriner kontrolüne gitmesi, kaliteli bir yaşam sürmesi için oldukça önemlidir.  Veteriner kontrolünün ciddi bir gider olduğunun da altını çizelim; hayvan bakımının maliyetli bir durum olduğunu unutmamalı ve maddi anlamda sorumluluğu da alabileceğinize emin olmanız gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sevgi göstermek ve ona yeteri kadar zaman ayırmak da en az mama ve su kadar “hayati” olabilir çünkü sevgi, bir canlının yaşamını kaliteli geçirmesi bakımından çok önemlidir. Sevgiyi ve beklediği ilgiyi alamayan kedi bir süre sonra strese girebilir ki bu durum, ölümcül sonuçlara yol açabilir.  Strese giren kedinin ilerleyen zamanlarda fiziksel rahatsızlıkları oluşabilir örneğin kediniz mama yemeği reddedebilir ya da kendini yalnızlaştırarak etrafa olan ilgisini kaybedebilir. Kedinize ne kadar yoğun olursanız olun günde birkaç saat ayırabilecek misiniz? Bu sorunun yanıtı önemli…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kediler rahatlarına düşkün ve kendi sınırlarını korumayı seven canlılardır. Bu nedenle yaşayacağı evde de konfor ister. Kediniz için mutlaka evinizde özel bir yer ayırmanız gerekir. Kediler için mekân değişimleri genellikle stresli olur; özellikle yetişkin kedilerin bu duruma alışması zaman alabilir. Kedinizi rahat ettirmek için evin en sakin köşesini onun için ayırmanız iyi olacaktır. Bu alana kedi evi ya da tırmalama ihtiyaçlarını giderebileceği bir tırmalama tahtası gibi eşyaları konumlayabilir ve alışma sürecini hızlandırabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Alışma süreci, ilk başlarda sizi en çok zorlayan şeylerden biri olacaktır. Siz nasıl ki evde yeni bir canlının varlığına alışmaya çalışıyorsanız aynı şey kediniz için de geçerli olacaktır. Bu süreçte ani sevgi gösterileri, yüksek ses, kalabalık ortam vb. gibi onu rahatsız edecek şeylerden kaçınmanız gerekir. Kediler çok gürültülü ortamları sevmezler ve bu durum süreci olumsuz etkiler. Bunu önlemek için davranışlarınıza çok dikkat etmeli ve ona yaklaşırken çok sakin bir tavır takınmanız gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kedilerin öz bakımı, yaşam kalitelerini doğrudan etkiler bu sebeple kedinizin bakımına çok dikkat etmeniz gerekir; tüylerini her gün taramanız ve derisini ölü tüylerden arındırmanız önemlidir. Yanı sıra dişlerini kedi diş fırçası ve macunu ile güzelce temizlemeli ve ağız bakımını ihmal etmemelisiniz. Her kedinin ihtiyaç duyduğu bakım sıklığı değişebilir bu nedenle kediniz için en doğru süreci mutlaka veteriner hekiminize danışmanız gerekir.

  • Zeytinyağlı Yemekler Hakkında

    Zeytinyağlı Yemekler Hakkında

    Türk Mutfağı’nın alametifarikalarının başında şüphesiz ki zeytinyağlılar gelir… Söylesenize; zeytinyağlı sarma olmayan bir sofraya hiç “mükellef sofra” denir mi? İşte biz de düşündük ve bu çok mühim konuyu sizin için listemize taşıdık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şunu aklınızdan çıkarmayın; zeytinyağlı yemek demek, kısık ateş, az su ve olabildiğince az karıştırmak demektir.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yaptığınız zeytinyağlı yemeğin kararmaması ve hatta ışıl ışıl parlaması için en iyi çözüm sebzeleri limonlamak ya da limonlu suda bekletmektir.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Zeytinyağlı yemeklerin ezberleri bozan özelliklerinden biri de meyve ve sebzelerin bir arada kullanılmasıdır. Ayvalı kereviz, portakallı kabak gibi.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Lezzetli mi lezzetli zeytinyağlı bir yemeğin püf noktalarından biri olarak soğanı rendelemeyip küçük küçük doğramanızı özellikle öneririz.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ve siz siz olun zeytinyağlı bir yemeği soğumadan buzdolabına koymayın ve soğuması için tencerenin kapağını açık tutmayın.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çok tercih edilen sarma ya da taze fasulyeden, sofralarda sık görmediğimiz zeytinyağlı kabak çiçeğine kadar zeytinyağlı çeşitleri saymakla bitmez.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sağlıklı bir ürün olarak zeytinyağı ile pişirilmiş ve soğuk olarak tüketilen bu yemek çeşitlerinin ülkemize has olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.” title_font_size=”13″]
  • İSTANBUL’UN MÜZE REHBERİ

    80’nin üzerinde müzesiyle İstanbul, tarihle sanatın harmanlandığı mozaik bir kenttir. Bu yazımızda İstanbul’un önemli değerlerinden olan müzeleri kaleme alıyor; tarih ve sanatseverlerin doyasıya gezebileceği onlarca müzeden birkaçını sizler için listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Türk-İslam eserlerinin topluca yer aldığı ilk müze unvanına sahiptir. Sultan sarayları dışında günümüze ulaşabilen tek özel saray olarak bilinir; Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlı döneminin eserlerini sergileyen müze aynı zamanda en iyi halı koleksiyonlarından birine sahip olması ile ünlüdür. Cam eşyalar, taş eserler, seramik objeler gibi pek çok kıymetli parçanın sergilendiği müze Sultanahmet’te yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kuruluş amacı, farklı medeniyetlerin kültürel mirasını tanımak olan ve Topkapı Parkı içinde yer alan müze, dünyanın ilk tam panoramik müzesi olma özelliğini taşır. Panoroma 1453 için tam bir “tarihe yolculuk” demek mümkün çünkü müzede Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethedişi, top sesleri, mehter takımı ve Osmanlı atlarının kişnemesi gibi pek çok etkileyici efekt bulunur. Bu efektler sayesinde tarihe yolculuk çok daha “gerçekçi” bir hâl alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en görkemli müzelerinden biri olan Topkapı Sarayı Müzesi, İstanbul’un siluetini oluşturan en güzel manzaralardan birine sahiptir. Tarihi Yarımada’da bulunan ve zengin Osmanlı mirasını bünyesinde barındıran müze, Cumhuriyet’in ilk müzesi olma özelliğini taşır; yapısı, mimarisi, koleksiyonları ve arşiv belgeleriyle dünyanın en büyük saray-müzelerinden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Tarihin tozlu sayfalarının bizzat yer aldığı İstanbul PTT Müzesi, Eminönü semtinde yer alır. Büyük postanenin arkasında ve alt katında bulunan müzede posta, telgraf, telefon ve pul gibi bölümler bulunur; geçmiş yıllardan günümüze posta hizmetlerinde kullanılan çeşitli araç ve gereçlerin sergilendiği müze, iletişim tarihine keyifli bir yolculuk sunar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Beşiktaş semtinde yer alan ve Türkiye’nin denizcilik alanında en büyük müzelerinden biri olan İstanbul Deniz Müzesi aynı zamanda içerdiği zengin koleksiyon çeşitliliği ile dünyanın sayılı müzelerinden biri olarak varlığını sürdürür. Atatürk’ün Savarona Yatı’nda kullandığı eşyalardan Saltanat Kayıkları’na kadar pek çok eserin sergilendiği müze, ziyaretçilerine zengin bir tarihi atmosfer sunar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    2004 yılında ülkemizin ilk modern ve çağdaş sanat müzesi olarak kurulan ve Beyoğlu’nda sanatseverlerle buluşan İstanbul Modern, disiplinlerarası pek çok etkinliğe ev sahipliği yapar. Modern ve çağdaş sanat yapılarından fotoğraflara, tasarım ve mimariden yeni medya alanlarındaki üretimlere kadar pek çok koleksiyona bünyesinde yer verir. Sanatçıların üretimlerine ve yurt dışında işbirlikleri kurabilmelerine de destek olan müze, sanatı kitleler için erişilebilir kılmayı amaçlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Miniatürk, ülkemizin önemli eser ve yapıtlarının minyatür maketlerinin sergilendiği bir açık hava müzesidir. Özellikle çocuklu ailelerin tercih ettiği müze için “Türkiye’nin vitrini” benzetmesi yapmak doğru olur çünkü ülkemizin mihenk taşlarını Miniatürk’de bulmak mümkündür. Büyük ülkenin küçük bir modeli sloganıyla yola çıkan Miniatürk’te Türkiye ve Osmanlı coğrafyasından seçilen eserler ve küçültülmüş minyatür modeller yer alır. Kervansaraylardan külliyelere, medreselerden köprülere, garlardan iskelelere kadar onlarca eserin minyatür halini müzede bulabilmek mümkün.

  • ONLARI SADECE MASALLARDAN MI TANIYORSUNUZ?

    ONLARI SADECE MASALLARDAN MI TANIYORSUNUZ?

    Tilkiyi, hikâyelerin içinde aklı sürekli kurnazlığa çalışan hayvan olarak tanıyoruz. Genellikle de o hikâyelerde bir sıçrar iki sıçrar sonra kendisinden daha akıllı bir hayvan karşısında kala kalır. Masallara bakınca sevsek mi kızsak mı bilemediğimiz tilkilerin doğadaki halleri ise olağanüstü güzelliktedir. Bu ünlü hayvanların biraz da gerçek yaşamlarına kulak kabartmaya ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Fotoğrafta gördüğünüz kızıl tilki dünyada en yaygın olan türdür ve dış görünüşüyle masallarda geçen tilki karakterinin ta kendisidir. Ormanlardan, tarlalara, hatta şehir içlerinden deniz kenarlarına pek çok yerde görülebilir. Genellikle yalnız dolaşan ve avlanan canlılardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yukarıda gördüğünüz sevimli de bir tilki türü. Kendisi, Kuzey Afrika ve Arap Yarımadası’ndaki çöllerde yaşayan çöl tilkisi. Uzun kulaklarına rağmen bu familyanın en küçük üyesi. Avlanma konusunda yetenekli çöl tilkileri kazdıkları mağaralarından özellikle geceleri çıkar ve genellikle grup halinde dolaşırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kalın tüyleri sayesinde soğukla baş edebilen kutup tilkisi Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika’nın kutup bozkırlarında yaşarlar. Kışın bembeyaz olan tüyleri yıl içinde bir kere post değiştirdikleri için yazın kahverengiye döner. Bu küçük kulaklı tilkilerin evi de buz içine oydukları deliklerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Amerika kıtasında yaşayan boz tilki ise adını sırtından ve kuyruğundan geçen gri renkli kalın şeritten alır, tüylerinin diğer bölümleri ise kahverengi tonlarıdır. Birçok tilkinin aksine ağaca tırmanabilen boz tilki, yine diğer tilkilerin aksine kendi mağarasını kazmaz, var olan oyuklara, ağaç kovukları ya da kaya yarıklarına sığınır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Tıpkı köpek, kurt, çakal gibi köpekgiller familyasından olan tilkilerin daha pek çok türü bulunur. Dış görünüşleri yer yer farklılık gösterse de ortak birçok özellik sergilerler. Örneğin köpekgillerden olan tilkilerin hiçbir türü havlamaz, adlandırması zor sesler çıkartırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    İstisnasız hepsinin işitme yeteneği son derece güçlüdür. Oldukça hızlı koşabilen tilkilerin ne kadar çevik canlılar olduğunu söylemeye ise sanırız gerek bulunmuyor. Avlanmak için Dünya’nın manyetik alanını kullanan bu zeki canlılar, yüzlerindeki ve bacaklarındaki kıllar sayesinde de yönlerini tayin edebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Etçil ve otçul biçimde beslenebilen tilkilerin kendileri de kartal, dağ aslanı, ayı gibi büyük hayvanlara av olabilmekteler. Ne yazık ki muhteşem tüyleri onları insanların da hedefi yapmakta ve kürkü için avlanan bazı tilki türlerinin soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya gelmektedir.

  • EMOJİLER HAKKINDA 6 İLGİNÇ BİLGİ

    Yıllar önce akıllı telefonların varlığından bile haberdar değilken bugün 17 Temmuz Dünya Emoji Günü’nü kutluyoruz! Duygu ve düşüncelerin en yalın ve kısa şekilde karşı tarafa iletilmesini sağlayan bir duygu aracı olarak tanımlayabileceğimiz emojiler, 1990 yılından beri hayatımızda. Türkçeye Japoncadan geçen emoji kelimesinin açılımı şu şekildedir; “e” resim, “moji” karakter. Bu yazımızda Emojipedia sitesinin kurucusu Jeremy Burge tarafından ilan edilen ancak resmi olmayan bir gün olan Dünya Emoji Günü’ne özel birkaç ilginç bilgi listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
  • 7’DEN 77’YE SEVMEYENİ OLMAYAN BU MEYVEYLE NELER YAPILABİLİR?

    Kabuğu soyulduğu an alınan o kokunun davetkârlığı çocuklar için de yaşlılar için de aynıdır. Yanına hafif tadı, damakta eriyen dokusu ve insan bedenine faydaları da eklenenince kıymeti daha da artar. Türkiye’de en çok Akdeniz Bölgesi’nde, orada da en çok Mersin’in Bozyazı ile Anamur ilçelerinde yetişir. Aşağıda bu vazgeçilmez lezzetin eşlik edebileceği tarifleri sıraladık. Siz ister aşina olduğumuz sarı kabuklu muzla ister kırmızlı kabuklu çeşidiyle yapın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • KAHVE VE KAHVELİ TATLILAR

    İçeriğinde bulunan yararlı bileşenlerle ruhsal ve bilişsel fonksiyonlar başta olmak üzere pek çok iyileştirici etkisi olan kahve, hem kültürümüzün hem dünyamızın vazgeçilmez içecekleri arasında yer alır. Zihni açması, enerji düzeyini arttırması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi, zindelik sağlaması derken günlük ihtiyaçlarımızın hemen hepsine karşılık verebilecek kadar güçlü bir içecek olan kahve aynı zamanda bazı lezzetlerin de başrolü olabilir. Bu yazımızda sizlerle kahvenin çok yakıştığı lezzetleri paylaşacağız ancak öncesinde kahveyle ilgili birkaç kısa bilgi aktaralım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yapılan araştırmalara göre kahvede bulunan kafein, hızlı bir şekilde kana karışabilir ve direkt olarak beyne ulaşır. Burada uykuya neden olan etkenleri ortadan kaldırır ve enerjiyi yükseltir. Yani kahve içmeden ayılamama durumu gerçeğin ta kendisidir!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kahve aynı zamanda diyet dostudur ve kilo vermeyi destekleyebilir. Ara öğünde tüketilen sade Türk Kahvesi uzun süre tok kalmayı sağlayabilir. Özellikle yanında birkaç kuruyemişle birlikte tüketildiğinde iyi bir ara öğün olabilir. Kahve her ne kadar pek çok faydayı barındırıyor olsa da olası yan etkiler için günlük rutine eklemeden önce doktora danışmak gerekmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kahveli lezzetlerden biri olan kahveli musun yapımı oldukça kolaydır. Önce çikolatayı benmari usulü eritin sonra üzerine kahve ekleyin. Akışkan bir hale gelen karışıma tuz ilave ettikten sonra ocaktan alın. Yumurtanın sarısını çikolatalı karışıma ekleyin. Ayrı bir kapta yumurtanın beyazını da çırpın ve karışımın içine atın. Tüm malzemeleri güzelce karıştırın ve bardaklara koyup buzdolabında bekletin. Kahveli mus birkaç saat sonra yenmeye hazır!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Damaklarda lezzet şöleni; tiramisu! Önce klasik bir muhallebi hazırlayın ve soğumaya bırakın. Üzerine labne peyniri ekleyin ve mikserde çırpın. Bir tarafta sıcak suyun içinde kahve çözdürün ve bekletin. Servis tabağına pandispanya kekinin bir katı yerleştirin; kahvenin yarısı ile ıslatın. Üzerine muhallebinin yarısı ilave edin ve yayın. Kalan kahve ile üst katı da ıslatın ve ardından yine muhallebi ekleyin. Finalde muhallebinin tamamı spatula yardımı kekin etrafına yedirin. Birkaç saat buzdolabında beklettikten sonra afiyetle yiyebilirsiniz!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Genelde kahve ve çayın yanında tüketilen kurabiyeyi bu sefer direkt olarak kahveli yapmaya ne dersiniz? Kaç kişilik yapacağınıza bağlı olarak değişen ölçülerde olan margarini, sıvıyağı, yumurtayı, nişastayı, şekeri, vanilyayı, kabartma tozunu, unu ve kahveyi derin bir kaba alın ve karıştırarak yumuşak bir hamur elde edin. Yuvarlak haline getirdiğiniz hamur parçalarını fırın tepsisine aralıklı olarak dizin. Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında kızarana kadar pişirin. İşte bu kadar kolay!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Puding tariflerinde alternatif arayanlar için şahane bir öneri; chia’lı kahveli puding. Ilık süt, chia, kahve ve balı karıştırın ve ardından mikserde çırpın.  Chia jel kıvamını alana kadar her 10 dakikada bir karıştırmaya devam edin. Daha sonra buzdolabına atın ve dinlendirin. Üzerini süsleyerek servis yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yaz sıcağının zirveye oynadığı şu günlerde serinletici ve lezzetli bir milkshake kulağa oldukça iyi geliyor! Kaymaklı dondurma, pudra şekeri, granül kahve ve sütü bir kaba alın. Üzerine buz küpleri ilave ettikten sonra çırpmaya başlayın. Kıvamın yoğun ve pütürlü olması için süt ve çikolatayı karışıma katın ve karıştırmaya devam edin. İsterseniz üzerine Hindistan cevizi serpebilirsiniz.

  • İSTANBUL GEZİ REHBERİ: SARIYER

    Beşiktaş, Kâğıthane, Eyüp, İstanbul Boğazı ve Karadeniz ile çevrili olan Sarıyer, Avrupa Yakası’nda şehrin en kuzeyinde yer alan ilçemizdir. Bu büyük şehirde onu biricik yapan özelliği yeşilin hâkim olduğu doğal güzelliklerle bezeli olmasıdır. Sarıyer, İstanbul’un bir tatlı huzur alınacak yeridir ve bunun için de ilk akla gelen adresleri şöyledir…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kırım Savaşı sırasında İngiliz ve Fransız gemilerinin Boğaz’a girişlerini görebilmek için Fransızlar tarafından inşa edilen Rumeli Feneri ve adını verdiği köy, İstanbul’da huzur bulmak, metropolde köy havası almak isteyenlerin bir kere de olsa gidip görmesi gereken adreslerden. Kule yüksekliği 30 metre olan ve beyaz ışığı ile 18 deniz mili uzaktan görülebilen feneri diğerlerinden farklı kılan bir özelliği de içinde türbe bulunmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    İstanbul Boğazı ve Karadeniz’le çevrelenen Belgrad Ormanı, sadece Sarıyer’in değil şehrin gözbebeği gibidir. Sırbistan seferi dönüşü Kanuni Sultan Süleyman’la gelen Belgradlıların yerleştirildiği Belgrad köyü, ormana da adını vermiş. Bentleri, dereleri, tarihi hikâyesi ve tabii ki içinde yaşattığı tüm canlılar ile şehrin nadide bölgelerinden biridir Belgrad Ormanı. Yürüyüş yapmak, koşmak, bisiklete binmek, oksijen depolamak, huzur bulmak ve daha pek çok güzellik için idealdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Artık duymayan bilmeyen kalmasa da Boğaz’ın kıyısında, 45 hektardan geniş bir alana yayılmış, etrafı duvarlarla çevrili saklı bir cennet gibidir Emirgan Korusu. Adını, 17. yüzyılda IV. Murat tarafından kendisine hediye edildiği İranlı Emir Güne Han’dan almaktadır. 1940’larda kamulaştırılarak halkın hizmetine açılan Emirgan Korusu içinde Beyaz Köşk, Pembe Köşk, Sarı Köşk olarak adlandırılan yapıları, ağaçları, laleleri, gülleriyle her mevsim ilgi görmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İstanbul’un fethinden önce Fatih Sultan Mehmet tarafından, Boğaz’ın kuzeyinden gelebilecek saldırıları engellemek için Anadolu Hisarı’nın tam karşısına 30 dönümlük bir alana inşa edilen Hisar, İstanbul’u İstanbul yapan eserlerden biridir. Osmanlı kayıtlarında Boğazkesen, Yenice Hisar gibi isimlerle anılan Rumeli Hisarı’nı gezmek İstanbul’da yapılacaklar listesinde olması gereken maddeler arasındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İstanbul Boğazı’nın karaya doğru yaptığı girintilerden biri olan Tarabya Koyu’nun aslında hepimiz için nostaljik bir önemi vardır, çünkü bu koy ve çevresi Türk Sineması’nda birçok filme set olmuştur. Tarabya Koyu’nu çevreleyen kafelerde kahvaltı yapmak, balıkçı restoranlarında günü sonlandırmak Sarıyer’de yapılabilecek keyifli alternatiflerdendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizin Japonya ile iş birliği içinde oluşturduğu Baltalimanı Japon Bahçesi, doğayı farklı bir kültürün penceresinden görmek için eşsiz bir fırsat sunuyor. Mevsimi geldiğinde Japonya ile özdeşleşmiş sakura ağaçlarının, yani kiraz ağaçlarının da görülebileceği Boğaz manzaralı mekânda; şelale, gölet, çardak gibi düzenlemeler atmosferi daha da etkileyici ve keyifli bir hale getiriyor.

  • ŞEHİRLERİN SİMGESİ OLMUŞ ÜNLÜ KULELER

    ŞEHİRLERİN SİMGESİ OLMUŞ ÜNLÜ KULELER

    Kimi asırlar öncesinde kimi yakın tarihte inşa edilmiş bazı kuleler vardır ki bulunduğu şehirle özdeşleşmiştir. O kulelerin kimi mimarisiyle dikkat çeker, kimi sadece yüksekliği, kimi de geçmişten getirdiği hikâyesiyle… Çoğu Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilmiş bu yapıların öne çıkanlarını aşağıda görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İsmini bulunduğu semtten alan Galata Kulesi Bizans İmparatorluğu tarafından 6. yüzyılda yapılmış, 14. yüzyılda Cenevizliler tarafından kullanılırken yeniden inşa edilmiş, İstanbul’un fethiyle Türklerin hâkimiyetine geçtikten sonra da çok kez onarım ve bakımlardan geçirilmiştir. Günümüzde tarihi kulenin zirvesi İstanbul panoramasının en güzel seyredildiği adreslerden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    300 metre yüksekliğindeki kule adını Fransız mühendis ve mimar Gustave Eiffel’in firmasından alır fakat asıl tasarımcısı Stephen Sauvestre’dir. Kulenin inşa amacı Fransız Devrimi’nin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde 1889’da düzenlenen fuara giriş kapısı olmasıdır. Parisliler tarafından uzun süre çirkin bulunarak kabullenilmemiş olan demir yapı günümüzde dünyada en çok turist ağırlayan adreslerden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Adını Pisa şehrinden alan kule 11. yüzyılda yapılan şehir katedralinin çan kulesi olarak 12. yüzyılda inşa edilmiştir. Sadece beş yıl dik durabilmiş Pisa Kulesi eğimli yapısıyla da ilgi odağı olmayı başarmıştır. Bu eğrilik yapının yumuşak zeminindeki çökmeden kaynaklanmış ve birkaç kere büyük harcamalar yapılarak yıkılmaktan kurtarılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Londra’nın ünlü saat kulesi şehrin simgelerinden biri olarak kabul edilir. İngiltere kraliçesinin tahta çıkışının 60. yılı olan 2012’de Elizabeth Kulesi adı verilmiştir. Halk arasında kullanılan ismi ise Big Ben’dir ve bu isim aslında kuledeki saat çanını işaret eder. Tarihi kule Westminster Sarayı’nın bir parçası olarak 1834 yılında inşa edilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    553 metre yüksekliğindeki kule ülkedeki Ulusal Demiryolu Şirketi tarafından yaptırılmıştır. 147 katlı kulede ulaşım dokuz adet asansörle sağlanmaktadır. Onlarca restoran ve kafe barındıran mekânın zirvesinde bazı alanların zemini camla kaplıdır. Dubai’deki ünlü gökdelen Burc Halife’nin 2010 yılındaki yapımına kadar dünyanın en yüksek kulesi olarak biliniyordu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1965-1969 yılları arasında hükümet tarafından Berlin’in merkezine inşa ettirilen kule bir televizyon kulesidir. Fakat yapımı sırasında şehrin simgesine dönüşecek bir yapı olması amaçlanmıştır ki günümüzde bile 368 metre ile sadece Berlin’in değil tüm Almanya’nın en yüksek yapısıdır. Daha çok yabancı turistlerin ilgi gösterdiği kulenin restoranından veya seyir alanlarından şehir manzarası görülebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Orta Çağ yapılarından olan çan kulesi farklı melodiler içeren bir müzik kutusuna sahip ve bu detay onun en önemli özelliklerinden biri. Brugge şehrinin simgesi olarak kabul edilir. 83 metre uzunluğundaki tarihi kulenin zirvesine çıkmak ve şehir manzarasını seyredebilmek içinse önce 366 basamaklı merdiveni çıkmak gerektiğini ekleyelim.

  • VİŞNE VE VİŞNELİ LEZZETLER

    İlkbaharın ılık havasıyla tezgâhlarda yerini alan vişneyi, yaz boyu pek çok tarifin başrolünde görmek mümkün. Bu yazımızda anavatanı Hazar Denizi civarı olan vişne ve vişne ile yapılan lezzetli tariflerden bahsedeceğiz. Öncesinde ilginç bir bilgi ile başlayalım; bir avuç vişnenin ya da taze sıkılmış vişne suyunun, vücut ağrılarını azaltabilecek güçte olduğunu biliyor muydunuz? Detayları yazımızda bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”C Vitamini Deposu” title_font_size=”13″]

    C vitamini denince akla ilk portakal, limon, mandalina gibi meyveler geliyor olsa da vişne de oldukça güçlü bir C vitamini kaynağıdır. Ortalama 200 gram kadar vişne, günlük almamız gereken C vitamini ihtiyacımızın yaklaşık %40’ını karşılayabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hafızayı Güçlendirir” title_font_size=”13″]

    Yapılan araştırmalara göre günde bir bardak vişne suyu içmenin hafıza üzerinde olumlu etkileri var. Özellikle unutkanlığa iyi geldiği düşünülür. Ancak işin ucunda sağlık olduğu için bu tarz meyveleri günlük beslenme rutininize eklemeden önce doktorunuzdan onay almanız daha doğru olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Vişneli Çıtır Yufka” title_font_size=”13″]

    Yufkalı lezzetler, mutfağımızın olmazsa olmazlarındandır. Kimi zaman börek, kimi zaman tatlı derken karşımıza onlarca farklı tatta tarif çıkar. Yufka ve vişneyi bir arada denediniz mi? Yufkaların üzerine eritişmiş tereyağını bir fırça yardımıyla sürdükten sonra vişne püresini yufkanın kenar kısmına koyun ve rulo halinde sarın. Yufkaları fırında çıtır bir hale getirdikten sonra üzerine pudra şekeri serperek servis edebilirsiniz. Birbirine çok yakışan bu iki lezzet, çay sofralarının vazgeçilmezi olmaya aday.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Vişneli Tarçınlı Kek” title_font_size=”13″]

    Vişne ve tarçın bir araya gelip kek kalıbının içinde buluştuğunda ortaya sıra dışı bir lezzet çıkıyor. Vişneli tarçınlı kek, farklı kek tarifi denemek isteyenler için lezzetli bir alternatif olabilir. Üstelik yapımı da pratik! Vişne hariç tüm malzemeleri yoğurun ve sert bir hamur elde edin. Vişne çekirdeklerini ayıklayın ve hamurun içine gömün. İsterseniz çekirdekleri ayıklarken çıkan vişne suyunu da hamurun üzerine ekleyebilirsiniz. Hazırladığınız hamuru fırına atın ve şahane kokuların çıkmasını bekleyin!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Vişneli Hamur Tatlısı” title_font_size=”13″]

    Vişneli tariflerin içinde belki de en dikkat çekenlerden biri hamur tatlısı olabilir. Vişneli hamur tatlısı, pratik ve farklı lezzetler arayanlar için ideal olabilir. Her bir hamur bezesini açın ve halka şeklini verin. Her halkanın ortasına mantı yapar gibi vişne koyun ve kapatın. Kaynar suda pişirdikten sonra isterseniz üzerine yine vişnelerden yapılan bir sos ilave edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Vişneli Kremalı Puf” title_font_size=”13″]

    İçi dolgulu, puf gibi kabarık bir lezzet istiyorsanız bu tarif tam size göre! Önce bir pastacı kreması hazırlayın ve soğumaya bırakın. Klasik bir kurabiye hamuru yaptıktan sonra önceden ısıtılmış fırında 15 dakika kadar hamurları pişirin. Hamur soğuduktan sonra içini, hazırladığınız krema ile doldurun. Hamurun içine vişneleri serpin. Arzuya göre vişnenin suyunu da harcın içine katabilirsiniz.