Altın Kalpli Son Abdal Neşet Ertaş’ın 8 Eşsiz Yönü

Kendine has tavrıyla ve müziğiyle hem bu toprağın insanının hem de dünyanın dört bir yanından müzik severlerin sevgisini kazanan Neşet Ertaş’ı eşsiz bir sanatçı ve gönül insanı yapan 8 özelliği listeledik.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”Abdallık Geleneğinin Son Temsilcisi ” title_font_size=”13″]
halk ozanı, gönül dağı

Canlıların görünüşüne değil içindeki öze değer veren Abdallık geleneğinin son temsilcisi olarak kabul gören Neşet Ertaş, herkesi kucaklayıcı karakteriyle bu unvanın hakkını verir. 1938 yılında Kırşehir’de doğan Ertaş, Türkler’in Orta Asya’dan Anadolu’ya gerçekleştirmiş oldukları göçler sırasında yöreye yerleşen Abdalların mirasını günümüze taşır. Abdallar, hak yoluna yürüyen ve haksızlıklarla mücadele eden gezgin dervişlik geleneğini temsil eden kişilerdir.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”Aileden Sanatçı” title_font_size=”13″]
aşık, yalan dünya

Neşet Ertaş müzik hayatına babası Muharrem Ertaş ile yöre düğünlerinde saz çalıp, türküler söyleyerek başladı. “Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız.” diyen Ertaş, 1957 yılında ilk plağı “Neden Garip Ötersin Bülbül” de babasının bir türküsü ile çıkış yapmıştır.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”Bozkırın Tezenesi” title_font_size=”13″]
neredesin sen

Yaşar Kemal, “İnce Memed” adlı eserini “Bozkırın Tezenesi’ne” diye imzalar ve o sırada Almanya’da bulunan Neşet Ertaş’a yollar. Bu unvan Ertaş’la o kadar özdeşleşir ki, Kırşehir’den çıkan son Abdal, sıklıkla bu şekilde anılır.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”Anadolu’nun Hüzünlü Sesi” title_font_size=”13″]
abdallık geleneği

Neşet Ertaş, hüzünlü bozlaklarla her dinleyenin yüreğine işler. Bozlağı, feryat, ağıt olarak tanımlayan sanatçı Almanya’da bulunduğu yıllarda gurbeti de tatmıştır, tüm bu yaşanmışlıkları bozlaklara yansır, dinleyeni tam kalbinden yakalar.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”Yaşayan İnsan Hazinesi” title_font_size=”13″]
abdal

Neşet Ertaş’ın değeri yurt dışında da bilinmiştir. Ertaş 2011 yılında Unesco’nun Yaşayan İnsan Hazinesi listesine dahil edilmiştir, aynı yıl İTÜ Devlet Konservatuarı’ndan fahri doktora unvanı almıştır. Bağlamadaki tavrı ve eserleri konservatuarlarda ders olarak okutulmuştur.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”Gönlü Dağlar Gibi Geniş ” title_font_size=”13″]
bozkırın tezenesi

Kalabalığı değil huzuru seven; canları düşüncesine ırkına göre ayırt etmeyen, çaldığı sazdan, söylediği sözden başka hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Ertaş, insanları kucaklayan, manevi yönü çok güçlü bir insandır.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”İncitme Canı İncitme” title_font_size=”13″]
bozkırın tezenesi, son abdal

Ölümüyle milyonları üzen Ertaş doğduğu Kırşehir’in Bağbaşı Mezarlığı’nda, yaşamında sanatıyla ona rehber olmuş babasının yanında yatar. Mezar taşında ise ”Sakin ol ha, insanoğlu. İncitme canı, her can bir kalp, Hakk’a bağlı. İncitme canı, incitme.” yazar.

[eltd_section_title alignment=”left” title=”Mütevazı Sanat İnsanı” title_font_size=”13″]
bozkırın tezenesi

Ertaş anonim türkülerin arasında kendi türkülerini de söyler ama o kadar mütevazı bir kişiliğe sahiptir ki söylediği türkülerin kendi bestesi olduğunu belirtmez ve bu durum ancak yıllar sonra fark edilir. Bu mütevazı yönü onun çok sevilmesinin nedenlerinden biridir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir