Kategori: Yemek/Beslenme

  • SONBAHARIN MEYVELERİ VE SAĞLIĞA FAYDALARI

    Kışa merhaba demeye başladığımız günlerde bağışıklık sistemini güçlendirecek besinleri tüketmemiz kaçınılmazdır. Soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıkların riskini azaltacak, vitamin ve mineral oranı açısından besin değeri yüksek meyveleri tüketerek bedenimizin işleyişine katkı sağlayabileceğimiz 6 sonbahar meyvesini ve faydalarını listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ana vatanı Kuzey Anadolu olan elmanın ülkemizde birçok farklı çeşidi bulunur. Sağlığa sayısız faydası bulunan elma; prostat ve akciğer kanseri riski başta olmak üzere tüm kanser hastalıkları riskini azaltması, yüksek oranda C vitamini içermesi, DNA hasarını azaltan değerli antioksidanlara sahip olması ve zengin lif içeriği ile bağırsak faaliyetlerine yardımcı olması sebebiyle sıkça tüketilmesi gereken besinler arasında yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ana vatanı İran olan nar, ülkemizde de birkaç bin yıldır ekilmekte ve tüketilmektedir. Etli yemeklerden tatlılara, pişmiş ya da çiğ, geniş bir kullanım alanına sahiptir. 100 mililitre nar suyu, yetişkin bir insanın günlük C vitamini ihtiyacının dörtte birini karşılarken, içeriğindeki B vitamini ve potasyum sebebiyle günlük beslenme rutinine alınması gereken meyvelerin başında gelir. Türk mutfağında da yer bulan, özellikle salatalarda sıkça kullanılan, doğal nar özleri, şeker içermemesi, düşük kalorili olması sebebiyle tercih edilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ana vatanı Çin olan kivi, 19. yüzyılda Avrupalılar tarafından tüm dünyaya yayılır. Ülkemizde yoğun olarak Karadeniz ikliminde yetişen kivi, yüksek C vitamini içerir. Astım sorunları yaşayanlara tavsiye edilen bu meyve, sindirim sistemini destekler, kalp sağlığını korur. Antioksidanlar açısından zengin olması sebebiyle cilt sağlığına faydası olan kivi, vücudu iltihaplanmalara karşı koruyarak bağışıklık sistemimizi destekler. Tüm bu faydalar bedenimizi kışa hazırlaması için önemli bir yere sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ana vatanı Güney Asya olan hünnap, ülkemizde hemen hemen her bölgede yetişmektedir. Meyve ve tohumlarının stresi azaltmaya yardımcı olduğu bilinen hünnap, özellikle geleneksel Çin tıbbında sıkça kullanılmaktadır. Mantar ve ülser önleyici olan meyve, antibakteriyel ve iltihap önleyici olması açısından da önemlidir. Ayrıca soğuk algınlığı ve gribi tedavi etme özelliği bulunan hünnabın içeriğindeki yüksek amino asit oranı dikkat çeken diğer özelliğidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İki yarımkürede de yetişen mürver, tatlı ve keskin bir tada sahip olması sebebiyle özellikle reçel ve pekmez hâline getirilerek tüketilse de çiğ olarak tüketilmesi daha çok fayda sağlamaktadır. Minik taneli bir meyve olmasına rağmen doyurucu özelliği ile dikkat çeken mürver; demir, bakır, potasyum ve fosfor gibi değerli mineraller içerir. B, A ve C vitamini açısından zengin olan mürver, aynı zamanda yüksek lif kaynağıdır. Tüm sonbahar meyveleri ile ortak yanı, içeriğindeki antioksidan değerlerinin yüksek olması, ayrıca ödem ve inflamasyonu azaltmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Gülgiller familyasından olan ayvanın dünyadaki üretiminde ülkemiz ilk sırada yer almaktadır. Yağ ve protein oranı çok düşük olan ayva, diyet listelerinde sıkça yer almaktadır ancak bağışıklık sistemine olan katkısı daha değerlidir. %84’ü su olan ayva; pektin, tanen, organik asitler, C vitamini ve faydalı tuz mineralleri içerir. Kalp damar sağlığını korumada önemli bir yere sahip olan ayva, bağırsak hastalıkları riskini de azaltmaktadır. Çekirdeğinin meyvesinden daha faydalı olduğu nadir meyvelerden olan ayva, yüksek oranda protein, az miktarda amigdalin ve emülsin içerir. Ayrıca ayva çekirdekleriyle hazırlanan maskeler cilt bariyerini korumada çok etkilidir.

  • 8 Madde ile Kışlık İçeceklerimiz Salep ve Boza

    8 Madde ile Kışlık İçeceklerimiz Salep ve Boza

    İsimleri telaffuz edildiğinde bile nostalji havası yaratan salep ve boza, aslında zamana yenilmeyecek kadar faydası çok, içeriği kuvvetli içecekler. Bu özelliklerine soğuk havalarda verdikleri sıcaklığı da ekleyebiliriz. Kadim kış içeceklerimizden salep ve boza 8 madde ile listemizde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Salep mi sahlep mi? Sahlep Arapça’dan dilimize geçmiş, yanlış da değil ama Türkçe’ye uygun telaffuz salep. Salep, yabani orkidelerin toprak altındaki yumru kökleri kurutulduktan sonra ezilip toz haline getirilerek elde ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Nasıl yapıldığına gelince… Önce derin bir kapta süt kaynatılır ve altı kısılır. Saf toz salep başka bir kapta toz şekerle karıştırılır. Karışım hafifçe kaynayan süte yavaş yavaş ilave edilir. Bu sırada sürekli karıştırıyor olmanız gerekmektedir. Köpükleri gördüğünüzde ise salebiniz olmuş demektir, artık ocağı kapatabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Osmanlı’da çok rağbet gören salep, kahvenin yayılmasından önce Avrupa’da da oldukça ilgi gören bir içecekmiş; özellikle İngiltere’de…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Marketten salep düşüncesiyle aldığımız içeceklerin içinde çok düşük oranda salep bulunuyor. Ama ister marketten alalım istersek kendimiz yapalım salebin eşlikçisinin toz ya da çubuk tarçın olduğunu unutmayalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Geleneksel kış içeceklerimizden diğeri de bozadır. Hatta en eski Türk içeceklerinden biridir. Darı irmiği, su ve şekerden yapılır. Bozulabilen bir içecek olduğu için birkaç günü geçmeyen saklama süresine özellikle dikkat edilmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Boza, karbonhidrat, laktik asit, B vitamini açısından zengin, sindirim sistemini ve mideyi koruyan, hazmı kolaylaştıran, ara öğün yerine geçebilecek besleyici ve enerji veren bir içecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yakın zamana kadar boza sokakta ya da dükkânlarda satılırdı ve maaile akşamları evde otururken “Booozaa…” nidasını işitmek çok doğaldı. Artık sokaklarda bu sesi pek duymuyorsak da satıldığı dükkânlara gidip boza içmek hala mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yoğun kıvama, ekşimsi tada sahip içeceğin cam şişelerde satılanı makbulken, sunumundaki eşlikçisi sarı leblebi ve tarçındır.

  • BİRBİRİNDEN LEZZETLİ YER ELMALI TARİFLER

    Ana vatanı Kuzey Amerika olan yer elması, toprağın altında patates benzeri yumru şeklinde yetişen bir sonbahar sebzesidir. Avrupa ve Türkiye’de de yaygın olarak yetiştirilen yer elması, demir, potasyum, magnezyum ve fosfor gibi önemli minerallerin yanı sıra C vitamini açısından da zengindir. Soyularak meyve gibi çiğ tüketilebilen bu besleyici sebzeyle yapılabilecek pek çok lezzetli tarif bulunmaktadır. Yüksek lif içeriği sayesinde sindirim sistemine faydalı olan yer elmasıyla hazırlayabileceğiniz çeşitli tarifleri yazımızda sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yer Elması Çorbası” title_font_size=”13″]

    Yer elması çorbası için gerekli olan malzemeler:

    • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
    • 1 adet patates
    • 1 adet adet havuç
    • 500 gr yer elması
    • Tuz
    • Karabiber
    • 1 diş sarımsak
    • 1/2 çay kaşığı toz zencefil
    • 1 adet çubuk tarçın
    • 6 su bardağı su
    • İsteğe göre 1 kaşık krema ya da 1/2 çay bardağı süt

    Geniş bir tencerede küp doğranmış patates ile havuç eklenerek birkaç dakika zeytinyağı ile sotelenir. Ardından iri doğranmış yer elmaları eklenip 2-3 dakika daha sotelemeye devam edilir. Sarımsak, baharatlar ve çubuk tarçın eklenerek karıştırılır, ardından 6 su bardağı su ilave edilir. Sebzeler yumuşayıncaya kadar orta ateşte pişirilir. Sebzeler piştikten sonra çubuk tarçın çıkarılır. Tüm malzemeler blender ile püre haline getirilir. İsteğe bağlı olarak krema veya süt eklenir. Çorba tekrar kaynatılır ve üzerine ince kıyılmış maydanoz serpiştirilerek servis edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yer Elmalı Fırın Çipura ” title_font_size=”13″]

    Yer elmalı çipura için gerekli olan malzemeler:

    • 2 adet çipura
    • 1/2 demet maydanoz
    • 4 adet yer elması
    • 2 adet havuç
    • 1 tatlı kaşığı sirke
    • 1 limon
    • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
    • Karabiber
    • Tuz

    Yer elmaları iyice yıkandıktan sonra kabukları soyulmadan küp küp doğranır ve tuzlu sirkeli suda yarım saat bekletilir. Bu sırada çipuralar; zeytinyağı, ezilmiş veya doğranmış sarımsak, karabiber, tuz ve ince kıyılmış maydanoz ile marine edilir ve bu şekilde yarım saat dinlendirilir. Yağlı kâğıt serilmiş bir fırın tepsisine küp doğranmış havuçlarla birlikte yer elmaları dizilir. Üzerine çipuralar marine edildikleri sosla birlikte eklenerek önceden ısıtılmış 200 derece fırında, yaklaşık 40 dakika pişirilir. Balıklar güzelce kızarıp piştikten sonra fırından çıkarılarak servis edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Baharat Soslu Fırında Yer Elması ” title_font_size=”13″]

    Baharat soslu fırında yer elması için gerekli olan malzemeler:

    • 1/2 kilo yer elması
    • 1 tatlı kaşığı sirke
    • Tuz
    • Karabiber
    • 1 çay kaşığı zencefil
    • Pul biber
    • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
    • 1 yemek kaşığı tereyağı

    Atıştırmalık ya da ana yemeğin yanında ara sıcak olarak sunabileceğiniz bu tarifte, yer elmaları kabukları soyulmadan iyice yıkanır. Yarım saat boyunca sirke ve tuzlu suda bekletildikten sonra küp küp doğranır. Derin bir kapta zeytinyağı ve baharatlar karıştırılır, ardından yer elmaları eklenip iyice harmanlanır. Yağlı kâğıt serilmiş bir tepsiye dizilen yer elmaları, önceden ısıtılmış 200 derece fırında üstleri kızarana kadar pişirilir. Pişirme işleminden sonra tabağa alarak dilerseniz tereyağı ile lezzetlendirebilir ya da yoğurt ile servis edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yer Elması Turşusu ” title_font_size=”13″]

    Yer elması turşusu için gerekli olan malzemeler:

    • 3-4 kg yer elması
    • 1,5 lt su
    • 3 yemek kaşığı turşuluk kaya tuzu
    • 2 su bardağı üzüm sirkesi
    • 6 diş sarımsak
    • 10 adet çiğ nohut tanesi
    • 1 yemek kaşığı kimyon tohumu
    • 1 tatlı kaşığı tane karabiber
    • 2 adet jülyen dilimlenmiş havuç
    • 1 adet 5 litrelik cam kavanoz

    Orta ateşte derin bir tencerede tuz, 1,5 litre su ile karıştırılarak eritilir. Tuz tamamen eridikten sonra tencere ocaktan alınır ve içine iki su bardağı sirke eklenir. Karışım soğumaya bırakılırken, yer elmalarının kabukları bir sebze yıkama fırçası ile iyice temizlenir. Çok büyük olan yer elmaları ortadan ikiye ya da dörde bölünerek hazırlanır. Cam kavanozun dibine yıkanmış çiğ nohut taneleri, sarımsaklar ve bir miktar havuç eklenir, ardından kabukları soyulmamış yer elmaları dizilir. Bir sıra yer elması dizildikten sonra aralarına tane karabiber ve kimyon tohumları serpiştirilir, bir miktar daha havuç eklenir. Üzerine soğumaya bırakılan turşu suyu karışımı dökülür ve kavanozun kapağı kapatıldıktan sonra karanlık bir yerde 10-15 gün bekletilir. Bu süre zarfında kavanozun kapağı ara sıra açılarak su seviyesinin kontrol edilmesi, gerekirse su eklenmesi önerilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sirkeli ve Yer Elmalı Makarna” title_font_size=”13″]

    Sirkeli ve yer elmalı makarna için gerekli olan malzemeler:

    • 1/2 su bardağı elma sirkesi
    • 2 diş sarımsak
    • 4 dal taze kekik
    • 1/2 demet maydanoz
    • 3 yemek kaşığı zeytinyağı
    • 500 gram yer elması
    • 2 çay kaşığı tuz
    • 1/2 çay kaşığı karabiber
    • 1/2 paket makarna
    • 1/2 su bardağı rendelenmiş parmesan peyniri

    Yer elmalarının sap ve uç kısımları temizlenip yıkanır, ardından soyularak küçük küpler halinde doğranır. Hazırlanan yer elmaları bir fırın kabına yerleştirilir ve üzerine bir tatlı kaşığı zeytinyağı, karabiber ve yarım çay kaşığı tuz eklenip iyice harmanlanır. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 10 dakika pişirilir. Bu sırada, mikserde dört dal kekik, iki diş sarımsak, maydanoz ve yarım su bardağı elma sirkesi kıvam alana kadar çekilir. Karışıma bir tutam tuz eklenir ve bu sos haşlanmış makarna ile karıştırılır. Fırından çıkan yer elmaları ile soslu makarna birleştirilir, üzerine rendelenmiş parmesan peyniri serpilerek servis edilir.

  • Türkiye’de de Yetişen 8 Tropik Meyve

    Türkiye’de de Yetişen 8 Tropik Meyve

    Durian, longan, guava ve daha nicesi… Tadını ve hatta neresini yememiz gerektiğini bile bilmediğimiz tropikal meyvelerin sadece ekvator yakınlarında yetişenlerine ulaşmamız oldukça zor… Ama neyse ki ülkemizde de yetiştirilen tropikal meyveleri -diğer meyvelere kıyasla daha pahalı olsalar da- arada sırada alıp yemek, tatlarından haberdar olmak mümkün. Her birinin uzun listeler oluşturacak kadar faydası bulunan tropik lezzetlerden 8 tanesini listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    tropik meyveler

    O çok uzun zamandır bizden biri… Bu güzel kokulu sarı kabuklu meyvenin en lezzetlisi bizce Anamur’da yetişir. Anavatanı olan Güneydoğu Asya’da kırmızı kabuklu ya da daha farklı türleri bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    tropik meyveler

    Antalya’da yetişen ve Çin greyfurtu olarak da bilinen pomelo, dünyada Güney Asya’da, Amerika’da bilhassa Kaliforniya’da yetiştiriliyor. İki kiloyu bulan ve C vitamini deposu olan meyvenin kabuğunu soymak için biraz zahmet gerekmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    tropik meyveler

    Özellikle Güney Amerika, Hindistan ve Filipinler’de yetişen ananas ülkemizde Adana, Antalya, Mersin’de yetiştirilmektedir. Bu şekerli meyveyi et yemeklerinin yanında da servis edebilir, suyu ile enginar yemeği yapabilir hatta kızartabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    tropik meyveler

    Akdeniz’de özellikle Manavgat’ta mango yetiştiriciliği yapılsa da iklimsel şartlarımızla uyum sağlamakta zorlanan bir meyvedir. Anavatanı Hindistan olan mango Pakistan, Filipinler ve Bangladeş’in milli meyvesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    tropik meyveler

    Meksika kökenli avokado 1970’li yıllardan beri ülkemizde yetiştirildiği gibi bazı yörelerde Amerikan armudu ismiyle tanınıyor. Çiğ tüketildiği gibi yemeklerde ve salatalarda da kullanılabilen meyvenin olgunlaşmış ve hafif yumuşamış olanlarını tercih etmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    tropik meyveler

    Kumkuat ya da kamkatı mandalinanın biraz küçüğüne benzetebiliriz. Uzakdoğu, Güney Amerika ve Güney Hindistan’da yetiştirilen meyve ülkemizde en iyi Rize’de ürün vermektedir. Kabuklarını soymadan yiyebilir, reçelini yapabilir, keklerinize ilave edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    tropik meyveler

    Dilimlendiğinde ortaya sanatsal görüntüler ve müthiş bir koku bırakan kivi Güney ve Doğu Asya’dan dünyaya yayılmıştır. Ülkemizde ise Rize başta olmak üzere Karadeniz sahil şeridinde, Akdeniz’de denizden 200 metre yüksek nemli bölgelerde, Marmara ve Ege’de yetiştirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    tropik meyveler

    Ülkemizde yetişen tropik meyvelerden en az bilineni ekmek ağacı olabilir. Bir-iki kilo ağırlığındaki meyveleri besin deposudur ve fırında pişirilerek de yenebilir. Ekmek ağacı dünyada en çok Hindistan, Antiller ve Malezya’da, ülkemizde ise Akdeniz bölgesinde yetiştirilir.

  • En Sevilen Atıştırmalığımız Simit İçin 8 Madde

    En Sevilen Atıştırmalığımız Simit İçin 8 Madde

    Osmanlı’da “simid-i halka” denilen, yüz yıllar boyunca bırakın değerini kaybetmeyi içinde yaşadığımız modern zamanların en hakiki atıştırmalığına dönüşen simit için bir liste yapmasaydık olmazdı. Damak kültürümüzün ayrılmaz parçalarından olan yiyecek sizin için de vazgeçilmezler arasındaysa lütfen listemize buyurun…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Damağımıza ve ruhumuza hitap eder.” title_font_size=”13″]

    Simit, 7’den 70’e yoksuldan zengine tercih edilen milli atıştırmalığımızdır. Kıvamı, kokusu, tadı ile sadece damağımızda hoş bir lezzet değil, ruhumuzda sevecen, nostaljik duygular uyandırandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çay molalarının en itibarlı konuğudur.” title_font_size=”13″]

    Ülkemizin her köşesinde simidin en halis eşlikçisi çaydır. Bir çay molasının simit eşliğinde geçmesi o günün hanesine mutlaka keyifli dakikalar olarak yazılacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Simit, Boğaz ve martılar…” title_font_size=”13″]
    çay

    İstanbul’da yaşayanlara elinde bitmek üzere olan bir simidi canıgönülden kiminle paylaşırsın diye sorsak düşünmeden martılar derler… Bir vapur yolculuğunun olmazsa olmazıdır, takip eden martıları simitle uğurlamak…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En lezzetli simit sokak tezgâhındadır.” title_font_size=”13″]

    Pastane vitrinlerindeki simitler de cezbeder insanı ama hiçbiri bir sokak satıcısının mütevazı arabasındaki simitler kadar davetkâr değildir. Onun kendine has kıvamı sadece tecrübeyle ayırt edilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Simit mi gevrek mi?” title_font_size=”13″]

    Simit, ülkemizin farklı şehirlerinde farklı nitelikler gösterir. Hatta bazı yerlerde, örneğin İzmir’de simit de değil gevrek deriz. Kimilerine göre ise simit ve gevrek farklı lezzetlerdir. Aradaki fark ise şudur: Mayalı hamurun pekmez içinde pişirilmesi, sonra susama bulanıp tekrar pişirilmesi ile gevrek; süt, şeker, tuz ve yağdan oluşan mayalı hamurun susama bulanıp bir kere pişirilmesiyle simit elde edilir. En mühim ortak noktaları ise yerken hissedilen afiyettir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Susamsız simit!” title_font_size=”13″]

    Kastamonu ve civar illerde de simit fırına susam ilave edilmeden sürülür; enteresan biçimde susamsız da olsa tadı damaklara işler. Bilmelisiniz ki Kastamonulular, “kel simit” diyen insanlara sitem eder ve adını “susamsız simit” diye düzeltmekte gecikmez.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Atıştırmalıktan da öte…” title_font_size=”13″]

    Sadece atıştırmalık demek de hakkını vermemektir aslında… Özellikle yaz günlerinde karpuz ve peynirle birlikte ana öğünleri oluşturur, bütçenizi zorlamadan sizi muazzam bir sofrayla buluşturur. Kış aylarında da öncesinde bir kâse sıcak çorba içmek kaydıyla tulum peyniri, zeytin ezmesi gibi kahvaltılık ürünlerle akşam sofralarınızı bile renklendirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çeşit çeşit sandviçe dönüşebilir.” title_font_size=”13″]

    İster simitleri ortasından yarıp içine peynir doldurun, isterseniz haşlanıp soslanmış tavuk, isterseniz yumurta ya da pastırma koyun. Sonra isterseniz fırına sürün, isterseniz tost makinasında bastırın, isterseniz de tavada hafifçe ısıtın ve böylece simitleri her öğün yiyebileceğiniz çeşit çeşit sandviçlere dönüştürün.

  • Farklı Mutfaklardan Farklı Sandviçler

    Farklı Mutfaklardan Farklı Sandviçler

    Aceleye gelmiş öğünlerin kurtarıcısı olarak tanıdığımız sandviçlerin aslında uzun bir geçmişi ve dünyanın hemen her mutfağında yeri var. İlk sandviçin, 18. yüzyılda yaşayan bir İngiliz aristokratının pratik bir şeyler yemek istemesiyle ortaya çıktığı düşünülüyor. Sonrasında ise olaylar gelişiyor ve Güney Afrika’dan Japonya’ya, İskandinavya’dan Amerika’ya dünyanın dört bir köşesinde birbirinden oldukça farklı sandviç çeşitleri milyonlarca kişinin en sevdiği yiyecekler arasına giriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    sandviç çeşitleri

    Türkiye’den çıkıp tüm Avrupa’yı kendine hayran bırakan döner sandviçin kökeni 19. yüzyılda Osmanlı’da keşfedilen İskender kebaba dayanıyor. Günümüzün en gözde sandviç çeşitlerinden biri olan döner, pidenin arasına genellikle yeşillik, domates ve turşu da eklenerek servis ediliyor. Orta Doğu’nun Schwarma’sı, Yunanistan’ın Gyro’su ise dönere benzer diğer lezzetler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    sandviç çeşitleri

    İtalyanların meşhur ciabatta ekmeğine hazırlanan klasik bir panini sandviçinde mozzarella, gorgonzola gibi peynir çeşitleri ve mortadella, prosciutto gibi şarküteri ürünleri başrolü oynuyor. Genellikle ısıtılarak tüketilen panini, eklenen kırmızıbiber, domates, fesleğen gibi sebze ve yeşilliklerle İtalyan mutfağının tüm renklerini içinde barındırıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    sandviç çeşitleri

    Vietnam’ın dünyaca tanınan ara öğünü banh mi, buğday ve pirinç unu karışımından oluşan ekmeği ve içeriğinde peynir bulunmamasıyla farklılaşıyor. Ana malzeme olan etli şarküteri çeşitlerine genellikle ezme haline getirilmiş etler yani pateler de eşlik ediyor. Sebze olarak ise taze salatalık dilimleri, turp turşusu ve kişniş en popüler banh mi malzemelerinden.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    sandviç çeşitleri

    Rivayete göre ilk kez 1800’lerin sonunda New York’ta bir kulüpte servis edilen club sandviçin tarifi o günden bugüne değişmemiş. Klasik bir club sandviçte; ince tavuk dilimleri, bacon, marul yaprakları, domates ve mayonez bulunuyor. Sandviçin isminin neden “club” olduğu konusunda ise iki farklı tez var; bunların ilki, içindekilerin isimlerinin baş harflerinin birleştiği, ikincisi ise ilk olarak bir kulüpte servis edilmiş olması.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    sandviç çeşitleri

    Hindistan mutfağından özellikle çay saatlerine eşlik eden yeşil chutney sandviç, et yemeyenler için de uygun bir alternatif. Kişniş ve taze nane ile hazırlanan yeşil chutney, sandviçin ana karakteri. Bölgesine göre haşlanmış patates, pancar, taze salatalık ve domates de tarife giriyor. Bu sandviçin önemli özelliklerinden biri ise tahıllı ekmekle değil beyaz ekmekle hazırlanması.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    sandviç çeşitleri

    Sosisli sandviçin ana malzemesi Frankfurter adından anlaşılacağı gibi bir Alman icadı olsa da onu ekmeğin arasına koyup, soslar ve garnitürle zenginleştirerek popüler bir yiyecek haline getiren Amerika olmuş. Klasik bir sosisli sandviçe; ketçap, hardal gibi soslar, turşu, soğan eşlik eder. Ama Türkiye’de salçalı sosla hazırlanarak büfelerde satılan sosislinin yerinin bir başka olduğunu söylemeden geçemeyeceğiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    sandviç çeşitleri

    Dünyanın en iddialılarından biri olan Fransız mutfağının da ünlü sandviçleri var elbet… 1910’dan beri Fransa kafelerinin menülerine dâhil olan croque monsieur, iki ekmek dilimi arasındaki peynir ve jambonun çırpılmış yumurtaya bulanarak tavada kızartılmasıyla elde ediliyor. Bizim yumurtalı ekmeğe benzetebileceğimiz bu lezzet günün her saatinde atıştırmalık olarak tüketiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    sandviç çeşitleri

    1000 yıl önce Mısır’da ortaya çıktığı düşünülen falafel, an itibariyle dünyanın her yerinde en sevilen fast food seçeneklerinden birine dönüşmüş durumda. Falafelde nohut ve yeşilliklerden oluşan köfteler kızartılarak yuvarlak pidelerin içine koyulur, tahin sosu ve turşu ile lezzeti daha da arttırılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    sandviç çeşitleri

    Japonya’nın favori sandviçi ise genellikle doyurucu bir öğle yemeği olarak tercih edilen yakisoba pan. Sandviç ekmeğinin arasına özel sosu ile tatlandırılan kızarmış noodle’dan oluşan yakisoba yerleştiriliyor ve sandviç zencefil turşusu, deniz yosunu ve hafif tatlı Japon mayonezi ile süsleniyor.

  • SUSAM TANELERİNİN LEZZET YOLCULUĞU

    Hiç düşündünüz mü o ünlü masalda Ali Baba ve Kırk Haramiler neden mağaranın kapısını açmak için “Açıl susam, açıl!” diyordu? Rivayet o ki sebebi gerçekten de susam kapsülleri… Eğer susamın hasadına geç kalınırsa fazla olgunlaşan kapsüller çatlar ve susamlar dökülüp heba olurmuş, bu yüzden de hasadı tam zamanında yapmak gerekirmiş. Hasat zamanı, kapsüllerin sadece uçlarının çatlayarak olgunluğa eriştiğini göstermesinden anlaşılırmış. Yani susamın hafiften açılması dört gözle beklenir ama tamamen açılıp etrafa saçılması istenmezmiş. Masalın parolasının da bu ince detaydan üretildiği söylentiler arasında… Kapsüllerin içinden çıkan gerçek susamın hayatımızdaki yeri ise kısaca şöyle…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • ACI VE TATLI TÜRLERİYLE RENGÂRENK BİBER ÇEŞİTLERİ

    Biber çoğunlukla ana yemek malzemesi değil yan bir ürün olarak görülse de, çiğ ya da pişmiş olarak, sabah kahvaltısında veya akşam yemeğinde tüketmeye en uygun çok yönlü sebzelerin başında gelir. Sofralarımızın vazgeçilmez üyesi, sağlığımızın en büyük destekçisi olan biber ailesinin 30’a yakın türü bulunur ama biz en iyi bildiklerimizi sıralayalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Genellikle sulak alanlarda yetişen yeşil biber, tatlı bir tada sahiptir ama sivri biber dediğimiz türleri sulak yerlerde yetişse de bir miktar acılık barındırır. Az acı, çok acı gibi sınıflandırmalar yapılarak satışa sunulan yeşil biberin antioksidan etki yaratan ve bağışıklık sistemini güçlendiren içeriği nedeniyle her gün ve özellikle çiğ olarak tüketilmesi önerilmekte.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yeşil biberden daha kalın ve etlidir. Genellikle açık yeşil veya sarımtırak rengiyle bilinir ve bu renklerde iken tatlı bir tada sahiptir; bu renklerde diyoruz çünkü çarliston biberin de kırmızısı bulunur ve tadı acı olabilir. Yemeklerde, salatada rahatlıkla kullanılabilen çarlistonun en yakıştığı yerlerden biri turşu, diğeri de sık sık yapmamak koşuluyla kızartmadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Klişe bir ifadeyle faydaları saymakla bitmeyen biber türlerinden biri kapyadır. Tarihine bakıldığında manav tezgâhlarındaki yerinin çok da eskilere uzanmadığı görülecektir fakat son on yılda en çok tercih edilen biber çeşitleri arasında olduğu ifade ediliyor. Közlendiğinde enfes bir tada bürünen kapyanın konservesi de market raflarından kolayca temin edilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Fotoğraftaki biber chili yani şili biberidir ve acı dendiği vakit bir o bir de yeşil sivri biber akıllara gelir. Çiğ olarak tüketmek özel bir gayret gerektirse de her biri yemeklere katıldığında, hele de menemende kullanıldığında lezzetin boyutunu katbekat artıran bir güce sahiptir. Bu arada biber meyvesindeki acılığa tıp biliminde de kullanılan kapsaisin isimli bir maddenin neden olduğunu ekleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İçine kıymalı, pirinçli ya da bulgurlu harçları doldurarak zeytinyağlı veya sulu yemeğini yaptığımız dolmalık biberler de ülkemizde fazlaca tüketilen çeşitler arasındadır. Yeşil, sarı ve kırmızı renkleri bulunabilir. Biber dalında taze iken yeşil, olgunlaştıkça sarı ve en son da kırmızı renge ulaşır, kurutulmuş dolmalık biber ise kırmızı rengini güneşte kızararak alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Adı süs biberi olmasına rağmen genellikle turşu olarak afiyetle tükettiğimiz biber çeşitlerinden biridir. Izgara köftenin yanında, et yemeği ve pilav olan menülerde süs biberi turşusu lezzete lezzet katar. Süs bitkilerinin yenmeyen, gerçekten sadece süs olan türleri de vardır ve tüm bu türlerin cin biberi ismiyle anıldığı yerler de bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Jalapeno biberi, adını Meksika’nın Veracruz eyaletinin başkenti Xalapa’dan alır. Halapenyo şeklinde telaffuz edilen jalapeno, biber ailesinin ana vatanı olan Güney Amerika’da sos yapımında fazlaca kullanılır. Hazır turşusu ülkemizde de çok tüketilen lezzetler arasındadır. Bünyesinde birleştirdiği acı ve meyvemsi tat onu biber kategorisinde ayrı bir yere taşır.

  • Anadolu’dan Dünyaya Yayılan Türk Peynir Çeşitleri

    Anadolu’dan Dünyaya Yayılan Türk Peynir Çeşitleri

    Türk mutfağı birçok eşsiz lezzete ev sahipliği yapar, bu lezzetlerin arasında dillere destan peynir çeşitlerinin de yeri ayrıdır. Birçok yemeğimizin içinde ana malzemelerden biri olarak kullanılan peynir, kahvaltı sofrasının da en sevilen elemanıdır. Ülkemizde hayvancılık gelişmiş olduğu için ülkenin dört bir yanında farklı karakteri olan peynirler üretilir. Bu listemizde, her biri ayrı bir tat sunan Anadolu’nun dört bir yanından peynir çeşitleri ile karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kars Gravyeri” title_font_size=”13″]
    peynir

    Çizgi filmlerde sık sık karşımıza çıkan gravyer peyniri, Doğu Anadolu bölgemizin Kars ilinde ayrı bir lezzete kavuşuyor. Öyle ki, Kars gravyerinin dünyanın dört bir köşesinde hayranları bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ege Mihaliç Peyniri” title_font_size=”13″]
    peynir çeşitleri

    Ege Bölgesi’nde özellikle de Balıkesir ve çevresinde üretilen mihaliç peyniri kendine has tadı olan sert bir peynir, üstelik mihaliç peynirinin 250 yıllık bir geçmişi olduğu tahmin ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Manyas Loru” title_font_size=”13″]
    peynir

    Ülkemizde hem kahvaltı sofralarında hem de börek ve tatlılarda kullanılan lor peynirinin en meşhuru Manyas’ta yapılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Divle Obruk Peyniri” title_font_size=”13″]
    peynir çeşitleri

    Divle obruk peyniri, ismini yerin metrelerce altında bekletildiği obruklardan alıyor. Peynir beklediği süre içinde olgunlaşıyor ve birçok uzman tarafından dünyanın en iyi peynirleri arasında sayılmasına sebep olan lezzetine kavuşuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Van Otlu Peyniri” title_font_size=”13″]
    peynir çeşitleri

    Taze baharatlarla lezzetlenen Van otlu peyniri, genelde koyun sütünden yapılır. Bu mevsimde koyunun sütü daha bol olduğundan ilkbahar aylarında üretilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Küflü Ardahan Peyniri” title_font_size=”13″]
    peynir çeşitleri

    Yağsız inek sütünden yapılan küflü Ardahan peyniri bekletilince yeşile döner bu nedenle de küflü peynir ismini almıştır. Ardahan’a has bu peynir genelde evlerde yapılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karadeniz Kolot Peyniri” title_font_size=”13″]
    peynir çeşitleri

    Karadeniz’in ünlü peyniri kolot, en sevilen Karadeniz lezzetlerinden biri olan mıhlamanın ana malzemesidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kayseri Çömlek Peyniri” title_font_size=”13″]
    peynir çeşitleri

    Kayseri’nin geleneksel peyniri, taze peynirin önce süzülmesi sonra da kurutularak çörekotuyla karıştırılması ve çömleklere basılmasıyla elde ediliyor. Peynir çömlekte 3 ay bekledikten sonra tüketilmeye hazır hale geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Erzurum Civil Peyniri” title_font_size=”13″]
    peynir çeşitleri

    Yağı alınmış taze sütten üretilen Erzurum civil peyniri, tel tel bir yapıya sahiptir. Tuzlu ve hafif ekşi bir tadı vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Varto Keçi Peyniri” title_font_size=”13″]
    peynir çeşitleri

    Varto’nun ünlü keçi peyniri ise keçi sütünün güneş altında ısıtılması ve mayalanması ile elde ediliyor. Birçok yöresel peynir gibi o da bez torbalarda bekletildikten sonra tüketime hazır hale geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İsli Abhaza Peyniri” title_font_size=”13″]
    peynir çeşitleri

    Adapazarı ve Bolu yöresine has bu peynir tam yağlı sütten yapılan Abaza peynirinin odun ateşinde isli bir tat kazanmasıyla dillere destan lezzetine kavuşur.

  • SONBAHARIN EN LEZZETLİ BALIKLARI VE TARİFLERİ

    Eylül ayıyla birlikte balık sezonu açılıyor. Denizlerin suyu soğudukça balıklar enerji depolamak için daha fazla yağ biriktiriyor; bu da lezzetlerini artırıyor. Palamut, levrek, barbun, hamsi gibi pek çok balığın bol olduğu bu aylarda, mevsim balıklarının besin değeri de yükseliyor. Yazımızda, sonbahar mevsiminde pişirebileceğiniz balıkları listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Levrek Fileto Izgara ” title_font_size=”13″]

    Ekim ayının iri ve besleyici balıklarından biri olan levrek, nasıl pişirilirse pişirilsin oldukça lezzetli olacaktır. Yaz bitmeden yakılan son mangallarda, levreğin hafif ve beyaz etini dışı çıtır, içini ise yumuşak ve sulu kalacak şekilde pişirebilirsiniz. Mangaldaki kömürün kattığı hafif tütsülenmiş aroma, lezzetini daha da artırır. Levreği zeytinyağı, limon, sarımsak ve taze otlarla önceden marine etmek hem lezzetini derinleştirir hem de pişirme sırasında kurumasını önler. Ayrıca balığın yapışmaması için ızgarayı iyice yağlamak önemlidir. Mangalda lezzetli bir levrek için ihtiyacınız olan malzemeler:

    • 2 adet levrek (temizlenmiş ve fileto doğranmış)
    • 4 yemek kaşığı zeytinyağı
    • 2 diş sarımsak (ezilmiş)
    • 1 limon (su ve kabuğu rendelenmiş)
    • Tuz ve karabiber (isteğe bağlı)
    • Taze otlar (maydanoz, kekik veya dereotu)

    Bir kâsede zeytinyağını, ezilmiş sarımsağı, limon suyu ve limon kabuğu rendesini karıştırın. Tuz ve karabiber ekleyin. Levrek filetolarını bu sosun içine ekleyin ve 2 saat buzdolabında dinlendirin. Marine edilmiş levrekleri ızgaraya yerleştirin ve her iki tarafı da altın rengi olana kadar, yaklaşık 4-5 dakika pişirin. Yanına fırınlanmış patates gibi garnitürler ve bol yeşillikli bir salata çok yakışacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Barbun Tava” title_font_size=”13″]

    Ekim ve kasım aylarının küçük ama lezzetli balıklarından barbun, Akdeniz ve Karadeniz gibi sıcak ve ılıman sularda yaşar. Lezzeti ve yumuşak etiyle ünlü olan barbun, kendine has tadı nedeniyle genellikle sade yöntemlerle, tavada veya ızgarada pişirilir. Mısır unu ile pişirilen barbunun dışı çıtır çıtır olurken, içi yumuşak ve sulu kalır. Akdeniz mutfağında sıkça tercih edilen mısır unlu barbun tava için gerekli malzemeler:

    • 1 kg barbun balığı
    • 200 g un (mısır unu tercih edilebilir)
    • 1 tatlı kaşığı tuz
    • Yarım çay kaşığı karabiber
    • Kızartma için 200 ml zeytinyağı
    • Limon dilimleri (servis için)

    Temizlenmiş barbunların içini ve dışını tuz ve karabiberle iyice ovun. Mısır ununu geniş bir tabağa alın ve balıkların her tarafını unla kaplayın. Tavada zeytinyağını ısıtın, yağ iyice ısındığında balıkları tavaya yerleştirin. Her iki tarafını da altın sarısı olana kadar kızartın. Kızarmış balıkları kâğıt havlu serili bir tabağa alarak fazla yağını süzdürün. Limon dilimleri ve mevsim yeşillikleri ile servis edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Palamut Fırın” title_font_size=”13″]

    Karadeniz, Marmara ve Akdeniz gibi denizlerde yaşayan palamut, sonbahar aylarında yağ oranı arttığı için daha da lezzetli hale gelir. Eti dağılmadığından, farklı pişirme yöntemlerine uygun bir balıktır; fırında, ızgarada, tavada veya buğulama olarak pişirilebilir. Palamudun yağlı ve güçlü tadı, limon ve çeşitli baharatlarla birleştiğinde lezzeti iyice artar. Ayrıca, omega-3 yağ asitleri bakımından zengin olduğu için sağlık açısından da son derece faydalıdır. Sebzelerle zenginleştirilmiş fırın palamut için gerekli malzemeler:

    • 2 adet palamut (takoz dilimlenmiş)
    • 2 adet soğan (halka şeklinde doğranmış)
    • 2 adet patates (ince dilimlenmiş)
    • 2 adet domates (dilimlenmiş)
    • 2 adet yeşil biber (doğranmış)
    • 4 diş sarımsak (ezilmiş)
    • 1 çay bardağı zeytinyağı
    • Yarım çay bardağı limon suyu
    • Tuz, karabiber, kekik

    Fırını 180 dereceye ısıtın. Takoz şeklinde dilimlenmiş palamutları yıkayıp fazla suyunu süzün. Üzerine tuz ve karabiber serpin. Fırın tepsisine önce soğan, patates, domates ve biberleri yerleştirin, ardından palamut dilimlerini sebzelerin üzerine dizin. Zeytinyağı, limon suyu, ezilmiş sarımsak, tuz ve kekik karışımını balık ve sebzelerin üzerine gezdirin. Fırında yaklaşık 30-40 dakika, balıklar ve sebzeler yumuşayana kadar pişirin. Servis ederken, tepsideki tüm malzemelerin lezzetinin birleştiği suyunu eklemeyi unutmayın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Asma Yaprağında Sardalya” title_font_size=”13″]

    Akdeniz, Ege, Karadeniz ve Atlantik Okyanusu’nun bazı bölgelerinde yaşayan küçük ve yağlı bir deniz balığı olan sardalyayı, ekşi tatları sevenler asma yaprakları ile deneyebilir. Asma yaprakları, sardalyanın dışının çıtır olmasını sağlarken içinin yumuşacık kalmasına yardımcı olacaktır.

    • 500 g sardalya balığı (temizlenmiş)
    • 20-25 adet taze veya salamura asma yaprağı
    • 1 çay bardağı zeytinyağı
    • 2 yemek kaşığı limon suyu
    • 2 diş sarımsak (ezilmiş)
    • Tuz
    • Karabiber

    Eğer salamura asma yaprağı kullanıyorsanız, fazla tuzunu almak için yaprakları sıcak suda 10-15 dakika bekletin ve iyice süzün. Sardalyaları temizleyip yıkayın ve gerekirse peçete ile kurulayın. Zeytinyağı, limon suyu, ezilmiş sarımsak, tuz ve karabiberi bir kâsede karıştırarak marinasyon için sos hazırlayın. Sardalyaları bu sosta en az 15-20 dakika bekletin. Her bir sardalyayı, asma yapraklarının damarlı kısmı üste gelecek şekilde yerleştirin. Saplarını koparın ve sardalyaları yapraklara sarın. Izgara tavayı orta ateşte zeytinyağı ile ısıtın. Asma yaprağına sarılmış sardalyaları her iki tarafı da kızarana kadar, yaklaşık 3-4 dakika pişirin. Aynı tarifi 180 derece fırında 20-25 dakika pişirerek de yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uskumru Tava Izgara ” title_font_size=”13″]

    Ekmek arası balığın vazgeçilmezi olan uskumru, kasım ayında lezzetinin doruğuna ulaşır. Besleyici bu balık, zengin aroması ve yoğun tadıyla öne çıkar. Yüksek yağ oranı sayesinde pişirildiğinde hem sulu kalır hem de nefis bir tat sunar, bu da onu ızgara ya da fırın gibi pişirme yöntemleri için mükemmel bir seçim haline getirir. Özellikle sonbahar ve kış aylarında avlanan uskumru, bu dönemde daha yağlı olur ve damaklarda unutulmaz bir tat bırakır. Lezzetli bir ızgara uskumru hazırlamak için gereken malzemeler ise şöyledir:

    • 2 adet uskumru (temizlenmiş ve fileto şeklinde)
    • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
    • 1 yemek kaşığı limon suyu
    • 3 diş sarımsak (ezilmiş)
    • Tuz, karabiber, kekik

    Uskumruları temizleyip yıkayın, ardından fazla suyunu bir peçete yardımıyla alın. Zeytinyağı, ezilmiş sarımsak, limon suyu, tuz, karabiber ve kekikten oluşan bir marine sosu hazırlayın. Fileto şeklinde kestiğiniz uskumruları bu sosun içine yerleştirip her tarafını iyice kaplayın. Yaklaşık 15-20 dakika marine olması için bekletin. Tavaya zeytinyağı ekleyip iyice ısıtın. Tava iyice ısındığında, balıkları derili tarafı alta gelecek şekilde yerleştirin. Her iki tarafını da yaklaşık 3-4 dakika, balıklar altın rengi olana kadar pişirin. Zengin ve yağlı lezzeti tamamlamak için uskumruları roka-domates salatası, çoban salatası ya da mevsim yeşillikleri ile servis edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hamsili Pilav ” title_font_size=”13″]

    Karadeniz mutfağının simge yemeklerinden hamsili pilavı pişirmek için en uygun zaman sonbahar ve kış aylarıdır. Bu özel tarifin en dikkat çekici yanı, hamsinin kuş üzümü ve dolmalık fıstık gibi malzemelerle birleşerek ortaya çıkardığı tatlı-tuzlu lezzet uyumudur. Osmanlı döneminden günümüze uzanan bu geleneksel yemeği hazırlamak için gerekli malzemeler:

    • 1 kg hamsi (temizlenmiş ve kılçıkları çıkarılmış)
    • 2 su bardağı pirinç
    • 2 yemek kaşığı tereyağı
    • 1 çay bardağı zeytinyağı
    • 2 adet kuru soğan (doğranmış)
    • 3 yemek kaşığı dolmalık fıstık
    • 3 yemek kaşığı kuş üzümü
    • 1 tatlı kaşığı toz şeker
    • 1 çay kaşığı karabiber
    • 1 çay kaşığı yenibahar
    • 1 çay kaşığı tuz
    • 1 tatlı kaşığı kuru nane
    • 2,5 su bardağı sıcak su
    • 1 adet limonun rendelenmiş kabuğu

    Pirinci tuzlu suda yaklaşık 30 dakika bekletin, ardından iyice yıkayıp süzün. Geniş bir tavada tereyağı ve zeytinyağını eritin. Doğranmış soğanları ekleyip pembeleşene kadar kavurun. Ardından dolmalık fıstıkları ekleyin ve fıstıklar altın rengini alana dek kavurmaya devam edin. Pirinci ilave edip 3-4 dakika daha kavurun. Daha sonra kuş üzümü, toz şeker, karabiber, yenibahar, tuz, kuru nane ve limon kabuğunu ekleyin. Sıcak suyu da ekledikten sonra, pilavı kısık ateşte suyunu çekene kadar pişirin. Ocaktan aldıktan sonra pilavı demlenmeye bırakın.

     

    Bu sırada hamsileri temizleyip yıkayın ve iyice süzün. Dilerseniz kılçıklarını çıkarabilirsiniz. Fırın kabının tabanına ve kenarlarına, hamsilerin derili kısımları alta gelecek şekilde dizin. Hazırladığınız pilavı hamsilerin üzerine dökün ve yüzeyini düzeltin. Üst kısmı da tamamen hamsilerle kaplayın. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında, üzeri kızarana kadar yaklaşık 25-30 dakika pişirin. Hamsili pilavı, asidik tadıyla yemeği dengeleyen karışık turşu ve mısır ekmeği eşliğinde servis edebilirsiniz.