Kategori: Kültür/Sanat

  • İstanbul İyi Ki Fethedilmiş Dedirten 13 Güzellik

    İstanbul İyi Ki Fethedilmiş Dedirten 13 Güzellik

    Güzeller güzeli kültür başkentimiz İstanbul bundan tam 567 yıl önce Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildi ve Osmanlı topraklarına dâhil edildi. İstanbul’un fethi sadece çevresindeki ülkeleri değil tüm dünyayı etkileyen bir gelişme olarak tarihin akışını değiştirdi ama bizim için daha da önemlisi bu fetih Türkiye’ye dünyanın en güzel şehirlerinden birini kazandırdı. İstanbul’un güzelliğini, değerini, zenginliklerini, ülkemiz ve tüm dünya açısından önemini anlatmak için binlerce sayfa gerekse de biz özet geçmek adına İstanbul’un iyi ki fethedilmiş de bizim olmuş dedirten 13 klasiğini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tarihi Yarımadanın İncisi Sultanahmet Camii” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İstanbul’un Her Döneminin Şahidi Galata Köprüsü” title_font_size=”13″]
    istanbul
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Boğaz’ı Vapur İle Geçerken Martılara Simit Atmak” title_font_size=”13″]
    nostalji, 90'lar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yeditepe’yi Bir Bardak Çayı Yudumlayarak İzlemek” title_font_size=”13″]
    istanbul
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kız Kulesi’nin Arkasından Batan Güneşi İzlerken Geçmiş Çağların Hayallerine Dalmak” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İstanbul’un Güzelliğine Tarihi Surların Üzerinden Bakmak” title_font_size=”13″]
    nostalji, 90'lar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Piyer Loti’den Haliç Manzarasının Tadını Çıkarmak ” title_font_size=”13″]
    haliç
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tünel ile Taksim’i Bağlayan Nostaljik Tramvay” title_font_size=”13″]
    istanbul
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şehre Renk Katan Laleler” title_font_size=”13″]
    istanbul
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Boğaz’ın Sembolü Ortaköy Camisi” title_font_size=”13″]
    ortaköy, boğaziçi, istanbul
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Büyülü Atmosferiyle Kapalıçarşı” title_font_size=”13″]
    beyazıt, istanbul
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İstanbul’a Açılan Kapı Haydarpaşa Garı” title_font_size=”13″]
    istanbul
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”İki Kıtayı Birleştiren Doğa Harikası İstanbul Boğazı ” title_font_size=”13″]
    istanbul
  • SANAT VE BİLİM DÜNYASININ EN PRESTİJLİ ÖDÜLLERİ

    20. yüzyıl, kitle iletişim araçlarının yükseldiği, birçok sinema ve basın kuruluşunun köklü birer kuruma dönüştüğü yüzyıl oldu. Bilimsel keşiflerin sonucunda hayatımız hızlı bir şekilde değişirken, sanat dünyası sadece eğlence aracı olmaktan çıktı; yaşam tarzımızı da şekillendirdi. Çok fazla içeriğin ve yapımın üretildiği çağımızda ortak zevk ve fayda sağlayan birçok proje de kendi payına düşeni ödüller sayesinde almış oldu. Bu ödüllerin amacı, izleyicilerin dikkatlerini projelere çekmek kadar, ödül kazanan kişilerin hayatlarını adadıkları işlerini öne çıkarmak ve desteklemek amacını taşımaktadır. Ödül törenleri sayesinde adını tarihe kazıyan birçok isim bugün dahi bu ödüllerle anılmakta… Yazımızda bilim ve sanat dünyasının en prestij sahibi ödüllerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en prestijli ödülü olan Nobel Ödülleri, 1901’den beri insanlığa önemli hizmetlerde bulunan bilim insanları, sanatçılar, siyasetçiler ve fikir insanlarına veriliyor. Dinamiti icat eden Alfred Nobel’in vasiyeti ile hayata geçen Nobel Ödülleri, Alfred Nobel’in ölüm yıl dönümü olan 10 Aralık’ta sahiplerini buluyor. Fizik, tıp, edebiyat, ekonomi, kimya ve barış dallarında verilen ödülleri hak eden isimler arasında röntgenin kâşifi Wilhelm Conrad Röntgen, yazar Hermann Karl Hesse, politikacı Winston Churchill, yazar ve düşünür Jean Paul Sartre, Martin Luther King, teorik fizikçi Albert Einstein gibi isimler yer alıyor. Ülkemizin yetiştirdiği önemli bilim insanlarından olan biyokimyager ve moleküler biyolog Aziz Sancar da yaptığı çalışmaları ile 2015 Nobel Kimya Ödülü’nü kazanarak ülkemizi gururlandırmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    21 kategoride verilen Pulitzer Ödülleri, 1917’den beri gazetecilik, müzik, fotoğraf ve edebiyat gibi alanlarda toplumsal fayda sağlamış isimlere veriliyor. Amerika’nın en önemli ödüllerinden olan Pulitzer Ödülleri, gazeteci Joseph Pulitzer tarafından kuruldu. Nisan ayında kazananların açıklandığı ödüller, bağımsız bir heyet tarafından seçilmekte ve Columbia Üniversitesi tarafından takdim edilmektedir. Bu saygın ödülün yanı sıra kazananlara 10 bin dolar ücret ödeniyor ancak bu tutar tamamen sembolik bir rakam…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Amerikan film endüstrisinin bir numaralı ödülü olan Akademi Ödülleri, ilk olarak 1929’da sahiplerini buldu. Her sene düzenli olarak dağıtılan Akademi Ödülleri’nin en iyi sinema filmi, en iyi senaryo, en iyi erkek ve kadın oyuncu, en iyi film müziği, en iyi yabancı film, en iyi animasyon, en iyi kostüm vs. kapsayan; sanatsal ve teknik konuları içeren geniş bir yelpazesi var. Her yıl mayıs ayında gerçekleşen ödül töreni dünyaca ünlü yıldızların bir araya geldiği şaşaalı bir törene dönüşüyor. Art deco tarzındaki ünlü heykelin adı “Akademi Liyakat Ödülü” olmasına rağmen çoğunlukla “Oscar” ismi ile anılıyor. Bir filmin Oscar’a aday olabilmesi için en az 40 dakika olması, Amerika’daki Los Angeles şehrinde en az bir sinema salonunda paralı gösterim gerçekleştirmesi ve en az bir hafta gişelerde durmuş olması gerekiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yine Amerika’dan ancak müzik sektöründen bir ödül! Grammy Ödülleri, 1953’ten bu yana müzik sektöründe başarı yakalamış müzisyenlere veriliyor. İlk olarak “Gramofon Ödülü” ismiyle dağıtılan bu ödülün kazananları, NARAS isimli bir akademi tarafından belirleniyor ve altın kaplama gramofon ile takdim ediliyor. 1957’den beri dağıtılan Grammy Ödülleri, 30 farklı müzik türünü kapsıyor. Bugüne kadar en çok Grammy kazanan müzisyen Macar asıllı orkestra ve opera şefi Sir Georg Solti olurken, Beyonce da en çok ödül kazanan kadın müzisyen olarak tarihe geçti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Brit Ödülleri tıpkı Grammy’deki gibi müzik sektöründe başarı yakalayan müzisyenlere veriliyor ancak bu ödül Birleşik Krallık tarafından dağıtılıyor. 1977’den bu yana her sene gerçekleştirilen ödül töreninin en fazla kazananı 16 ödülle Robbie Williams olurken, ünlü müzik grubu Coldplay 9 kez ödül alarak Brit Ödülleri’ne ismini altın harflerle yazdırmayı başaran müzisyenler oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Film sektöründe dağıtılan bir diğer önemli ödül töreni olan Emmy Ödülleri, Amerika’daki en iyi televizyon yapımlarına ve oyuncularına veriliyor. 1949’dan bu yana düzenlenen Emmy Ödülleri’nin kazananları; birbiriyle bağlantısı olan ancak birbirinden tamamen bağımsız üç farklı kuruluş tarafından seçilmekte ve takdim edilmektedir. Birleşik Devletler dışında üretilen programların da ödüllendirildiği bu organizasyonun ödülü ise elinde atom tutan kanatlı kadın heykelciği olurken, heykelcikteki kanatlar sanatın ilham perisini, atom ise bilimi temsil ediyor. Emmy Ödül heykelleri Kansas’ta bulunan El Dorado Correctional Facility isimli özel bir şirket tarafından maksimum güvenlik önlemleri alınarak hazırlanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Açılımı “British Academy of Film and Television Arts” olan BAFTA Ödülleri, 1947’den bu yana Birleşik Krallık’ta takdim ediliyor. Sinema ve televizyon yapımlarında öne çıkan ve büyük başarı elde eden projelere verilen ödül, dokuz farklı kategoride dağıtılıyor. En iyi film, en iyi yönetmen, en iyi erkek oyuncu, en iyi kadın oyuncu, en iyi yardımcı erkek oyuncu, en iyi yardımcı kadın oyuncu, en iyi özgün senaryo, en iyi uyarlama senaryo ve en iyi video oyunu ödülleriyle öne çıkan BAFTA’nın ana ofisi Londra’da ancak İskoçya, Galler, New York, Kaliforniya’da da ofisleri bulunuyor. Ödülün heykelciği Amerikalı heykeltraş Mitzi Cunliffe tarafından tasarlanmış bir tiyatro maskesidir ve 1955’te tasarlanmıştır.

  • KLASİKTEN MODERNE TÜRK ROMANLARI SEÇKİSİ

    Türk edebiyatı, köklü bir tarihe ve çeşitli dönemlere yayılan zengin bir mirasa sahiptir. Tarih boyunca Anadolu’dan Orta Asya’ya, Balkanlar’dan Orta Doğu’ya farklı medeniyetlerle ilişkilerimiz Türk edebiyatının gelişmesine katkı sağlamıştır. Göktürkler, Uygurlar, Karahanlılar, Gazneliler ve Selçuklular gibi Türk hanedanlarının hüküm sürdüğü dönemlerde Türk edebiyatı önemli bir gelişim göstermiş ve özellikle destanlar, manzum hikâyeler ve koşuklar bu dönemde önemli bir yer tutmuştur. Cumhuriyet dönemiyle birlikte Türk edebiyatı daha da çeşitlenmiş, dili sadeleşmiş ve modernleşmiştir. Realizm, natüralizm ve sembolizm gibi akımlar etkisini gösterir. Yazımızda Türk edebiyatının ilk yazılı eserlerinden olan Dede Korkut Hikâyeleri’nden Türkiye’nin modernleşme sürecinin bir yansıması olan Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ne değerli edebi eserleri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    14. ve 15. yüzyılda yazıya geçirildiği düşünülen Dede Korkut Hikayeleri, Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. “Dede Korkut Kitabı” veya “Kitâb-ı Dedem Korkut” adıyla bilinen eser, toplamda 12 hikâyeden oluşur. Hikâyeler, genellikle Oğuz Türklerinin kültürünü, inançlarını, kahramanlıklarını, mücadelelerini, aşklarını ve günlük yaşamlarını konu alır. Şiirsel bir anlatım ve zengin bir söz varlığına sahip olan hikâyeler sade ve anlaşılır bir dille yazılmıştır. Bu eserler, aynı zamanda Türk dilinin ve kültürünün tarihî gelişimini anlamak için önemli bir kaynak teşkil ettiğinden 2018 yılında UNESCO Dünya Somut Olmayan Kültür Mirası Temsili Listesi’ne kabul edilmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Roman, hikâye ve tiyatro eserleri kaleme alan Mehmet Rauf’un eseri Eylül, Türk edebiyat tarihinin ilk psikolojik romanı olması bakımından önemli bir yere sahiptir. 1901 yılında yayımlanan eser, olaylardan ziyade kahramanlarının ruh hâllerine dair çözümlemeler içerir. Yazıldığı dönem için oldukça cesur konuların işlendiği romanda evlilik, ihanet, aşk ve mutluluk gibi temalar doğrultusunda Süreyya, Suat ve Necip Bey’in hikâyesi anlatılır. İstanbul’un ilçesi Üsküdar’da geçen roman, dönemin toplumsal yapısını, insan ilişkilerini ele alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Atatürk’ün en sevdiği Türk romanlarından olan Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu romanı ilk olarak gazetede bölümlere ayrılarak yayımlanmış, 1923’te de kitap olarak basılmıştır. Kitapta, varlıklı bir aileden gelen öğretmen Feride’nin Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaşadığı zorlu mücadelesi anlatılır. Bu eser aynı zamanda kurtuluş mücadelesi veren bir ülkenin umut sembolü olmuş, sinema filmi, televizyon dizisi, tiyatro ve bale olarak da uyarlanmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Memduh Şevket Esendal’ın en önemli yapıtlarından biri olan Ayaşlı ile Kiracıları kitabı, Ankara’nın Ayaş semtinde geçer. 1934 yılında ilk basımı gerçekleşen eser, birbirinden farklı kiracıların yaşamlarını konu alan öykülerden oluşur. Farklı yaşam tarzına sahip insanların eğitimleri, dünya görüşleri, uğraşları gibi unsurlardan yola çıkarak, Türkiye’nin farklılıklara rağmen bir arada olabilme gücünü yalın ve akıcı bir dil ile anlatır. Bu yönüyle yapıt, cumhuriyetin kurucu ideolojisini yansıtan önemli eserler arasında yer almaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    İlk basımı 1956’da gerçekleşen Esir Şehrin İnsanları romanı, Kemal Tahir’in en ünlü eserlerinden biridir. Kitap, İstanbul’un işgal altındaki döneminin siyasi ve sosyal durumunu, işgal altındaki bir şehirde yaşamanın zorluklarını ve insanların bu koşullara uyum sağlama çabalarını detaylı bir şekilde ele alır. Kitabın ana karakteri olan Kamil Bey, varlıklı bir insandır. Çıktığı dünya gezisinden döndüğünde karşılaştığı işgal tablosu karşısında büyük bir şaşkınlık yaşar. Avrupa’ya gitme şansı olsa da ülkesinde kalmaya karar veren Kamil Bey ve çevresi üzerinden okuyuculara yalın bir dille aktarılan roman, Türk edebiyatının önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Şiirlerinde kullandığı sembolist dil ile bilinen Ahmet Hamdi Tanpınar’ın sosyal sorunlara değindiği gerçekçi romanı Saatleri Ayarlama Enstitüsü, İstanbul’un değişen zamanına ve insan ilişkilerine odaklanır. Roman, İstanbul Üniversitesinde öğrenim gören bir grup genç ve onların etrafındaki karakterlerin hikâyesini anlatır. Ana karakterlerden biri olan Hayri İrdal, İstanbul’da bir saat tamiri enstitüsünde çalışmaktadır. Roman, Hayri’nin bu enstitüde geçirdiği zamanı ve çevresindeki karakterlerle olan ilişkilerini ele alırken, aynı zamanda İstanbul’un modernleşme sürecindeki değişimleri ve bu değişimlerin insanlar üzerindeki etkilerini inceler.

  • Dilimizde Damağımızda Tuz

    Dilimizde Damağımızda Tuz

    Eski toplumlar et/balığı konserve şeklinde tuz sayesinde saklayabilmiş… Tarihte ünlenen pek çok şehir tuz ticareti sayesinde şehirleşmiş. Ve hatta Roma’da kimi yerlerde tuz bir ödeme şekliymiş. 21’inci yüzyıla geldik o hâlâ insanlığın beyaz altını! Denizlerden, göllerden, kayalardan çıkıp damağımızda yer etmiş de dilimizden geri mi kalmış? Hayır. Bakın tuz, hayat içinde derdimizi anlatmaya nasıl derman olmuş…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#1″ title_font_size=”13″]

    Bir iş veya görevde az da olsa emeği geçmiş olmak.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#2″ title_font_size=”13″]

    Bir şeyin hoşa gitmesi, onun birtakım nitelikler taşımasına ve bu niteliklerin de gerektiği oranda bulunmasına bağlıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#3″ title_font_size=”13″]

    Onarılmayacak biçimde kırmak, paramparça etmek.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#4″ title_font_size=”13″]

    Üzüntüyü, kusuru artıracak durum yaratmak.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#5 ” title_font_size=”13″]

    Birine, düşüncesinde aldandığını ve aklının bir şeye ermediğini ya da abarttığını anlatmak için söylenen bir söz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#6″ title_font_size=”13″]

    Eski zevki kalmamak, yavanlaşmak, tatsızlaşmak.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”#7″ title_font_size=”13″]

    Bir işten zarar görmemek, kazancı yolunda olmak.

  • RENKLERİN BÜYÜLÜ DÜNYASI: CAMALTI RESİM SANATI

    Camaltı resim sanatı, binlerce yıllık geçmişe sahip zengin desenleri, incelikli işçiliği ve estetik güzelliğiyle günümüzde hâlâ yaşayan kültürel mirasımızın önemli parçalarından biridir. Halk ressamları tarafından toplumumuzun kültürü ve gelenekleri doğrultusunda inanç ve duygularını dile getiren camaltı resim sanatının detaylarını yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1# ” title_font_size=”13″]

    Camaltı sanatı, Anadolu’nun eski medeniyetlerinden beri var olan bir sanattır. Özellikle Selçuklu minyatürleri ve mimarisinde sıklıkla kullanılan camaltı süslemeler, o dönemin sanat anlayışına dair izler taşır. Camaltı resim tekniği, cam yüzeye su bazlı boyalar olan toz boya, sulu boya, guaj boya, cam boyası ya da akrilik boyalarla çalışılan bir çeşit resimleme tekniğidir. Bu tekniğin zorluğu, camın üzerine çizilen motifin gerçekte ters görünmesidir. Soldaki figürün sağda bulunacağını ve rötuş yapılmayacağı hesaba katılarak çalışılmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Camaltı resim tekniğinde diğer resim tekniklerinden farklı olarak, önce resmin deseni, detayları ve imzasından başlanır. Daha sonra çizgiler arasındaki yüzeyler, son olarak da arka fonda görünen renk boyanır. Işık camın içinden geçerken resim veya desenin detayları net bir şekilde ortaya çıkar, bu da camaltı resminin derinlikli ve etkileyici bir görünüm kazanmasını sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Osmanlı döneminde altın çağını yaşayan camaltı resim sanatı, çeşitli teknikler kullanılarak gerçekleştirilir. Bunlar arasında kabartma, oyuk işleme, sır altı tekniği, akide yapımı gibi yöntemler bulunur. Süslemelerde genellikle geometrik desenler, bitki motifleri, hayvan figürleri ve hat sanatı kullanılır. Türk camaltı sanatının en bilinen örneklerinden biri, İznik çinileridir. İznik çinileri, Osmanlı döneminde özellikle cami, medrese ve saray gibi yapıların süslemesinde kullanılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Osmanlı tarihinin en önemli yapılarından biri olan Topkapı Sarayı, camaltı sanatının birçok örneğine ev sahipliği yapmaktadır. Sarayın içindeki çeşitli odalarda ve avlularda zengin camaltı süslemeleri bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    14. yüzyılda inşa edilen Ulu Camii, çeşitli dönemlerde restore edilmiştir ve bu restorasyon çalışmalarında camaltı süslemeler eklenmiştir. Caminin içindeki mihrap ve minber gibi alanlarda camaltı resimleri bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Diğer adıyla Mavi Camii olarak bilinen Sultan Ahmet Camii, 17. yüzyılda inşa edilmiştir. Caminin kubbe ve duvarlarında görkemli camaltı resimleri görülmektedir. Bu eserler camaltı resminin zengin ve çeşitli mirasını yansıtan örneklerdir ve sanat tarihinde büyük bir öneme sahiptir.

  • Öğretmenlik Yaparak Işık Yaymış 8 Yazar ve Şair

    Öğretmenlik Yaparak Işık Yaymış 8 Yazar ve Şair

    Hayatının bir bölümünde öğretmenlik yapan insanlar arasında dilimizdeki en güzel cümleleri kuran yazar ve şairlerimiz de bulunuyor. Naif ruhlu insanları buluşturan bu meslek için Atatürk, “Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.” demiş ve biz de bu listemizde sadece yazarak değil öğretmenlik yaparak topluma ışık yaymış 8 yazar ve şairimizi konuk ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Cide doğumlu şiir, roman ve öykü yazarımız Rıfat Ilgaz, Gerede ve Akçakoca’da ilkokul öğretmenliği yapmış, Gümüşova’da başöğretmen olmuştu. İstanbul’da bir ortaokulda Türkçe öğretmenliği yaptığı sırada kendisi de fakültede felsefe öğrencisiydi. Rıfat Ilgaz 1911-1993 yılları arasında yaşadı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Manisa doğumlu yazarımız 1921-1989 yılları arasında yaşadı. Yalnızlık konusunu etkileyici biçimde işlediği Aylak Adam ve Anayurt Oteli kitaplarıyla tanıdığımız Yusuf Atılgan, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini bitirmişti ve Akşehir’deki bir askeri lisede edebiyat öğretmenliği yaptı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yahya Kemal Beyatlı tarih, edebiyat ve uygarlık tarihi dersleri okutmuş, İstanbul Üniversitesine dönüştürülen Darülfünunda medeniyet tarihi, Batı ve Türk edebiyatı tarihi dersleri vermişti. 1884-1958 yılları arasında yaşayan Yahya Kemal’in öğrencilerinden biri de Ahmet Hamdi Tanpınar’dı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yazar, edebiyat tarihçisi ve şair olan Ahmet Hamdi Tanpınar, Cumhuriyet’in ilk öğretmenlerindendi. Erzurum, Konya, Ankara ve İstanbul’da lise edebiyat öğretmenliği yaptı. 1901-1962 yılları arasında yaşayan Tanpınar, Güzel Sanatlar Akademisinde “estetik mitoloji” dersleri de vermişti.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    1898-1973 yılları arasında yaşayan Faruk Nafiz Çamlıbel Kayseri, Ankara, İstanbul’daki liselerde uzun süre edebiyat öğretmenliği ve kısa süre de coğrafya öğretmenliği yaptı. Behçet Kemal Çağlar ile Onuncu Yıl Marşı’nın sözlerini yazan şairimizin görev yaptığı okullar için yazdığı başka marşlar da bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Anadolu insanını anlattığı roman ve hikâyeleriyle öne çıkan yazarımız Refik Halit Karay bir süre İstanbul’da Türkçe öğretmenliği yapmıştı. 1888-1965 yılları arasında yaşayan Karay aslında Hukuk Fakültesinde öğrenim görmüştü.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    1934-1977 yılları arasında yaşayan Kastamonu doğumlu yazarımız Oğuz Atay, İstanbul Üniversitesi İnşaat Fakültesinden mezun olmuş ve İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisinin İnşaat Bölümünde öğretim üyeliği yapmıştı, yani bugünkü adıyla Yıldız Teknik Üniversitesinde…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    1867-1915 yılları arasında yaşayan ve son nefesine kadar öğretmenlik mesleğini sürdüren Tevfik Fikret, Türkçe ve edebiyat dersleri vermişti. Aynı zamanda şair ve yayıncı olan Fikret, Mekteb-i Sultani yani bugünkü Galatasaray Lisesi’nde de müdür olarak da görev yapmıştı.

  • BİLİM KURGUYA ISINDIRACAK KİTAP ÖNERİLERİ

    BİLİM KURGUYA ISINDIRACAK KİTAP ÖNERİLERİ

    Muhtemelen çoğumuzun bilim kurguyla tanışması küçük yaşlarda ve Jules Verne’nin Denizler Altında Yirmi Bin Fersah isimli kitabıyla başlamıştır. Kaptan Nemo’nun denizaltı ile yaptığı dünya seyahatleri zihinlerimizi canlandırmış, bizi hayalden hayale sürüklemişti. Yaşlar ilerledikçe bir kısmımız bilim kurgunun izini sürmeyi devam ettirirken bir kısmımız bambaşka türlere yöneldi. Biliyoruz ki bilim kurguya devam edenler adeta birer tutkuna dönüştü. Fakat şunu baştan belirtelim, bu liste yeniden bilim kurgu okumak isteyenler veya ilk defa başlayacak olanlar için…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Hayatı boyunca 500’den fazla kitap yazan biyokimya profesörü Isaac Asimov’un yedi kitaptan oluşan Vakıf Serisi’nde çökmekte olan bir Galaktik İmparatorluk, girilmekte olan ve binlerce yıl sürecek karanlık çağlar söz konusudur. Bu karanlık devrin süresini kısaltmak için çabalayan matematikçi Hari Seldon ise hikâyenin ana kahramanıdır. Seriyi okumak isteyenler şu sıralamayı takip etmelidir: Vakıf Kurulurken, Vakıf İleri, Vakıf, Vakıf ve İmparatorluk, İkinci Vakıf, Vakıf’ın Sınırı, Vakıf ve Dünya.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1895 yılında yayınlanan ve iki kez de sinemaya uyarlanan Zaman Makinesi 1946’da hayatını kaybeden H. G. Wells, tam adıyla Herbert George Wells tarafından yazılmıştır. Wells’in gelecek zamana ait distopik bir toplum hikâyesini anlattığı Zaman Makinesi bilim kurgunun önemli eserlerinden biridir, çünkü zaman yolculuğu kavramı bilim kurgu edebiyatına ilk kez bu eserle girmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İngiliz yazar Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya romanının ismi Sheakespeare’in Fırtına isimli eserinden alınmıştır ve o esere göre aslında kitabın adının Güzel Yeni Dünya şeklinde anlaşılmasının daha doğru olduğu ileri sürülür. Huxley’nin romanı gelecek zamanda geçen bir distopyadır. Savaşların, yoksulluğun, hastalığın olmadığı, teknoloji açısından son derece gelişmiş bir dünya gözler önüne serilmektedir. Hemen “iyi ama bu tam bir ütopya” demeyin, çünkü aynı dünyada artık edebiyata, sanata, aileye, farklı kültürlere yer kalmamıştır!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Suzanne Collins’in kaleme aldığı Açlık Oyunları, kitaptan daha çok filmiyle bilinen bir eser desek abartmış olmayız. Şüphesiz bunda kitabın ana karakteri Katniss Everdeen’ın aktris Jennifer Lawrence tarafından canlandırılmasının payı büyük. Bu hikâyede de karşımıza kıyamet sonrası zaman ve yine distopik bir dünya çıkmaktadır. Aralarında sosyoekonomik açıdan uçurum bulunan iki toplum, Capitol şehri ve onu çevreleyen mıntıkalarda yaşamaktadır. Olaylar, Capitol halkını eğlendirmek üzere hazırlanmış, mıntıkalardan seçilen genç bir kız ve erkeğin ayakta kalmak için öldürmesi gereken bir televizyon programı etrafında şekillenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Adından da anlaşılacağı gibi hikâye Mars’a uzanır ve üç kişilik NASA mürettebatından Mark Watney’nin bir toz fırtınası sırasında öldü sanılarak uzayda bırakılışına odaklanır. Düşünülenin aksine hâlâ hayatta olan Mark’ın Mars’ta mahsur kaldığı süreçte yaşamak için verdiği mücadele kitabın asıl konusudur. Uzun yıllar bilgisayar programcısı olarak çalışmış Amerikalı yazar Andy Weir’ın kitabı Marslı da beyaz perdeye uyarlanan bilim kurgu romanları arasında yer almaktadır. Filmde Mark’ı canlandıran kişi ünlü aktör Matt Damon olmuştur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Hindistan doğumlu Amerikalı yazar Kurt Vonnegut farklı türde eserler vermiştir ve bilim kurgu sınıfına giren kitaplarından biri Kedi Beşiği’dir. Hikâyede zaman günümüz, ana karakter ise Jonah isimli yazardır. Jonah, Hiroşima’ya atılan ilk atom bombasını anlatmak istediği Dünyanın Sona Erdiği Gün isminde bir kitap yazmak istemekte ve bunun için araştırma yapmaktadır. Araştırma sırasında karşısına çıkan Bokonon isimli inanç sistemi ve buz dokuz adlı bilimsel buluşla bambaşka bir safhaya geçilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Sayfanın finalini Türk yazarlardan bir isimle yapalım istedik ve Müfit Özdeş’in Son Tiryaki isimli kitabını listemize dâhil ettik. Yazarın 1996’da yayımlanan kitabı aslında roman değil, 23 adet bilim kurgu hikâyesinden oluşan bir öykü kitabıdır. Özdeş’in yer verdiği her öykü ayrı karakterler, ayrı kurgular içermekte ve kitabın tamamı mizahi bilim kurgudan fantastik bilim kurguya birçok farklı türü içinde barındırmaktadır. Bilim kurgu üzerine kısa hikâyeler okumak isteyenlerin tercih edebileceği bir kitap olarak tavsiye edebiliriz.

  • 35 YILLIK ÖMRÜNE YÜZLERCE HİKÂYE SIĞDIRAN ÖMER SEYFETTİN

    35 YILLIK ÖMRÜNE YÜZLERCE HİKÂYE SIĞDIRAN ÖMER SEYFETTİN

    Ömer Seyfettin’in yazdığı yüzlerce hikâyeye yaşayıp kaleme almadıklarını da eklediğimizde sayı daha da çoğalacaktır zira ünlü hikâye yazarı kısa ömründe çok şey yaşayıp çok şey görmüştür. Askeri okullarda okuyup orduda görev alan edebiyatçının Yanya Kuşatması sırasında esir düşmüşlüğü bile vardır. Askerlikten ayrıldıktan sonra Kabataş Sultanisinde öğretmenlik yapan Ömer Seyfettin hastalığı nedeniyle hayatını kaybettiğinde ise henüz 35 yaşındadır(1884-1920). Ve biz muhtemelen “çocukluğumda okumuştum” diyeceğiniz 6 Ömer Seyfettin hikâyesi ile karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    ömer seyfettin kitapları

    En çok bilinen hikâyelerinden Diyet’te Ömer Seyfettin’in kahramanı Koca Ali’dir. Yazar burada kılıç, kalkan gibi savaş aletlerinin en güzelini yapan demirci ustası Koca Ali’nin bir iftira üzerine başına gelen trajik olayları anlatır. Diyet hikâyesi çoğumuzun hafızasında iyi kalpli kahramanın hazin sonu ile yer etmiştir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    ömer seyfettin kitapları

    Ömer Seyfettin Kaşağı hikâyesini, iki kardeşten birinin diğerine iftira atması sonucu yaşanan acı olaylar ve iftira atan kardeşin duyduğu vicdan azabı üzerine kurmuştur. Atların olduğu bir çiftlik evinde geçen hikâye, adını, atların kıllarını temizlemek için kullanılan kaşağı isimli araçtan alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    ömer seyfettin kitapları

    Bahar ve Kelebekler hikâyesi bir bahar mevsiminde yaşlı bir kadın ile onun torununun torunu olan küçük bir kız arasında geçer. Ömer Seyfettin bu hikâyede kelebekler üzerinden, tıpkı beyaz ve siyah renkleri arasındaki zıtlık gibi yaşlı kadın ve küçük kız arasındaki algı ve anlayış zıtlığına dikkat çeker.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    ömer seyfettin kitapları

    Ömer Seyfettin’in iyi olanın her zaman kazanacağı mesajını verdiği Perili Köşk hikâyesinden kısa bir alıntı yapalım: “Sermet Bey, gözünü köşkten alamıyordu. Her tarafında geniş balkonları vardı. Temellerinin üzerine yaslanmış sanılacaktı. Kuluçka yatan beyaz bir Nemse tavuğu gibi yayvandı. Yirmi senedir, çocuğa kavuşalıdan beri hep böyle bir yuva tahayyül ederlerdi.”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    ömer seyfettin kitapları

    Osmanlı düşmanlarının eline düşüp uzun yıllar esir tutulan gemici iyice yaşlanınca bir adaya terk edilir. Osmanlı gemilerinin gelip kendini kurtaracağı umudunu hiçbir zaman kaybetmeyen Kara Memiş’i gerçekten bir gün bir Osmanlı gemisi gelip kurtarır. Ömer Seyfettin’in Forsa’daki başkahramanı yaşlı gemici Kara Memiş’tir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    ömer seyfettin kitapları

    Ünlü yazar pek çok hikâyesinde olduğu gibi Topuz hikâyesini de sade bir dil ve milliyetçi temalarla kaleme almıştır. Osmanlı döneminde geçen hikâyede asileşen Eflak Prensi ile ona son darbeyi vuran bir Türk Elçi ana karakterlerdir. Kitaba adını veren ve öyküde kendine önemli bir yer bulan topuz ise eski bir savaş aletidir.

  • SATRANCIN EN GENÇ BÜYÜKUSTASI YAĞIZ KAAN ERDOĞMUŞ

    Yağız Kaan Erdoğmuş, uluslararası satranç turnuvalarında gösterdiği üstün başarılar sayesinde henüz 12 yaşındayken “Büyükusta” ünvanını aldı. 13 yaşında ise tarihin en iyisi olarak gösterilen 33 yaşındaki rakibini mağlup ederek ülkemize büyük gurur yaşattı. Yağız Kaan Erdoğmuş’un 13 yaşına kadar elde ettiği başarıları yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    3 Haziran 2011 yılında Bursa’da dünyaya gelen Yağız Kaan Erdoğmuş, 2019 yılında Avrupa Yaş Grupları Satranç Şampiyonası’nda 8 yaş genel kategorisinde sekiz rakibinin sekizini de yenerek son tura kalmadan “U-8 Avrupa Satranç Şampiyonu” oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    2021 yılında uluslararası satranç kurallarını belirleyen Dünya Satranç Federasyonu (FIDE) tarafından verilen ünvanlardan biri olan “Usta Adayı” (CM) olmayı başaran Yağız Kaan, bu turnuvada en prestijli “ChessKid” turnuvası olan “Youth Chess Championship”i (Gençler Satranç Şampiyonası) kazandı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    2022 yılında FIDE tarafından verilen; usta adayından (CM) üstün, uluslararası ustadan (IM) aşağıda olan bir ünvan olan “FIDE Ustası” (FM) ünvanını kazanan Erdoğmuş, böylelikle sadece ülkemizin değil, “Dünyanın En Genç Uluslararası Ustası-IM” ünvanını almayı başardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Satranç tarihindeki “En Genç Büyükusta Listesi”ne giren 12 yaşındaki Yağız Kaan Erdoğmuş, FIDE sıralamasına göre Almanya’da gerçekleşen Grenke Açık Satranç Turnuvası’nda aktif olarak satranç oynayan sporcular arasında “Dünyanın En Genç Büyükustası” oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yağız Kaan, 2024 yılında 13 yaşında katıldığı turnuvada “dünyanın gelmiş geçmiş en iyi satranç oyuncusu” olarak gösterilen 33 yaşındaki Norveçli Büyükusta Magnus Carlsen ile karşı karşıya geldi ve Carlsen’i 41.2 saniyede mat etti. Carlsen’in beş dünya satranç, dört dünya hızlı satranç ve altı dünya blitz satranç şampiyonluğu bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yağız Kaan Erdoğmuş ile Türkiye’deki “Büyükusta” sayısı 16’ya yükseldi. Büyükusta Yağız Kaan, ismini satranç tarihine bu ünvana ulaşan en genç dördüncü oyuncu olarak yazdırmayı da başardı.

  • TÜRK MÜZİĞİNİN 19. YÜZYILDAKİ ÜNLÜ İSMİ HACI ÂRİF BEY

    TÜRK MÜZİĞİNİN 19. YÜZYILDAKİ ÜNLÜ İSMİ HACI ÂRİF BEY

    Hacı Ârif Bey, Klasik Türk Müziğimizin bugünkü tabirle duayen ismi İsmâil Dede Efendi’den yarım asır sonra, 1831 yılında dünyaya gelmiştir. Bu dönem, Osmanlı sarayında Batı musikisi etkilerinin belirginleştiği dönem olarak bilinir. Hacı Ârif Bey de içine doğduğu zaman diliminde Türk musikisine çok önemli katkılarda bulunmuş önemli bir bestekârdır. 1885 yılında hayatını kaybeden müzik adamı, hayat hikâyesinden kısa bilgilerle sayfamıza konuk oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sesi küçük yaşında fark edilmiş, Zekâi Dede Efendi ve Eyyubî Mehmed Bey’den ders almış, saray bandosu Mızıka-ı Hümayun’da eğitim görmüştür. Böylece genç yaşında saraya adım atmış, sesinin güzelliği Sultan Abdülmecid tarafından onaylanmış, Harem-i Hümayun’da kadınlara musiki dersleri vermekle görevlendirilmiştir. Ne var ki yaşadığı gönül ilişkileri birkaç kez evlendirilmek suretiyle saraydan uzaklaştırılmasına sebep olmuş, fakat ayrılık ve ölüm gibi talihsizliklerle sonuçlanan bu evliliklerin ardından tekrar sarayda kabul görmüştür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Hacı Ârif Bey’in yaşadığı sevdalar ve ayrılıklar karşısında yaptığı bestelerden bazıları günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. “Şerhedemem hâlimi cananıma / Çare bulunmaz bilirim yâreme” dizelerinin geçtiği eser onlardan biridir ve günümüzde Tarkan gibi ünlü sanatçılar tarafından da seslendirilmiştir. Hacı Ârif Bey’in gücünün, sesinin yanı sıra çok hızlı beste yapmasından ve yüzlerce eseri hafızasında tutabilmesinden kaynaklandığı söylenir. Herhangi bir saz çalmadığı ve nota yazmayı bilmediği halde bir gecede dokuz-on tane beste yaptığı rivayetler arasındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Hacı Ârif Bey Türk musikisinde romantik dönemin başlangıcı olarak kabul edilir. Herkesin anlayabileceği sadelikte sözlerle yazılmış, melodi ve ritim zenginliği içeren şarkı formu onunla birlikte popülerlik kazanmıştır. Padişahlar Abdülmecid, Abdülaziz ve II. Abdülhamid dönemlerinde sarayda görev alan bestekârın yukarıdaki dizeleri de dönemin en ünlü eserleri arasında yer almış ve günümüzde hâlâ seslendirilen şarkılarından biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    En çok kullanılan müzik makamlarından “kürdilihicazkâr” da Ârif Bey’in buluşudur. “Gurûb etti güneş dünya karardı” dizesiyle başlayan kürdilihicazkâr makamındaki şarkı ise bestelediği son eserdir. 1000 sayısına ulaşacak kadar çok eser bestelediği rivayet edilmiştir ama günümüze ulaşan sayı 337’dir. Bazı eserlerin sözleri de kendisine aittir, hatta döneminde Mecmûa-i Ârifî isminde bir güfte dergisi çıkardığı da bilinmektedir. Hacı Ârif Bey kendisinden sonra gelen ve günümüzde de etkisi süren çok sayıda müzik üstadına hocalık yapmıştır. Şevki Bey, Lemi Atlı o ünlü isimlerden sadece ikisidir.