Kategori: Rota/Doğa

  • Dünya’mızın Biricik Uydusu

    Dünya’mızın Biricik Uydusu

    Tam da Ay!Ay!Ay! şiirinde Can Yücel’in dediği gibi, o bize bakıyor biz ona, o bize bakıyor biz ona… Her akşam mütemadiyen yüz yüze baktığımız Ay, Dünya’nın tek doğal uydusu olarak biliniyor. Varlığı gecelerimizi güzelleştirmekle kalmıyor aydınlatıyor, ısıtıyor. Bu kez de Ay hakkında derlediğimiz bilgilerle karşınızdayız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ay ışığının sağladığı romantizm üzerine çok şey yazıldı çizildi. Bütün o romantik duygular bir yana, kendisi bir ışık kaynağı olmamakla birlikte Güneş’ten aldığı ışığı yansıttığı için gözümüze karanlık gecelerde ışıl ışıl gözükmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    moon

    Ay’ı daha yakından tanımak bazı sayılardan geçiyor. Örneğin kutup çapını söylersek büyüklüğünü zihninizde tasavvur edebilirsiniz: 3.475 km. Dünya’ya uzaklığı 384.400 km. Dünya yörüngesindeki hızı 1.022 km/s. Yörüngesini tamamlama süresi ise yaklaşık 27 gün 8 saat…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    sky, space

    Ay’a ayak basan ilk astronot olarak Amerikalı Neil Armstrong’un adı geçer. Armstrong Ay yüzeyinde yürüdüğünde olduğundan çok daha hafif bir ağırlığa sahipti. Bunun nedeni, Ay’ın Dünya’dan daha düşük (1/6’sı kadar) bir yerçekimine sahip olmasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ay, kendisini meteorlardan ve güneş ışınlarındaki radyasyonlardan koruyacak bir atmosfere sahip değildir. Bununla birlikte yüzeyinde, -233 ile 123° arasında değişebilen olağanüstü sıcaklık farkları oluşabilir. Ve bize yansıttığı ışığa rağmen Ay’dan gökyüzüne bakılırsa sadece karanlık görülebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    “Ay’ın karanlık yüzü” dendiğine bakmayın çünkü bu tamamen mecazi bir ifade… Aslında her tarafı Güneş’ten eşit oranda ışık alıyor ama Dünya’nın yörüngesinde dönerken aynı anda ve sürede kendi etrafında da döndüğü için biz bir yüzünü görebiliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Ay, Dünya ve Güneş’e olan konumuna göre farklı safhalarda görünür bize… Ay’ın evreleri de dediğimiz bu safhalar yeniay, ilk dördün, dolunay, son dördün olarak adlandırılır. Bu evreler 29.5 günde bir tamamlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Adına “metcezir” de denilen “gelgitler” Ay’ın etki ettiği olaylardan biridir. Dünya etrafında dönerken, kütle çekim kuvvetiyle yerkürenin kendine en yakın olan yüzeyindeki deniz sularının yükselip alçalmasını sağlar.

  • 8 Madde İle Misafirperver Gakkoşların Diyarı Elazığ

    8 Madde İle Misafirperver Gakkoşların Diyarı Elazığ

    Bir çayın iki tarafında yaşayan âşıkların, yaktıkları çıralarla mesajlaşıp buluşmalarıyla başlıyor efsane… Elazığ yöresine ait ünlü “çayda çıra” oyunu da işte bu efsaneye dayanıyor. Kültür ve Yaşam’ın bu sayfasında Doğu Anadolu’nun en eski şehirlerinden Elazığ’a kısa bir yolculuk yapacağız. Siz de bizimle misafirperver insanların memleketi “gakkoşlar/ kardeşler” diyarı Elazığ’a uğramaya ne dersiniz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Elazığ ovasını tepeden bir bakışla görebileceğiniz Harput Kalesi için şehrin simgesi diyebiliriz. Tam da antik yerleşim alanı Harput’un içinde kalan yapı MÖ 8. yüzyıla ait… Efsaneye göre harcı karılırken su kıtlığı nedeniyle süt kullanılmış ve bu nedenle “Süt Kalesi” olarak da isimlendirilmekte…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Elazığ’a gittiğinizde şehrin tarihi ve doğal güzelliklerine geçmeden önce merkezdeki kapalı çarşıya illa ki uğramalısınız. Bakırcı ustalarını hala yaşatan ve çekiç sesinin eksik olmadığı çarşıda baharatlar, kuru yemişler, pestil, orcik, tulum peyniri gibi yöreye has envaiçeşit ürün bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Keban ilçesinde Fırat Nehri üzerinde 1965-1975 yılları arasında Keban Barajı inşa edildikten sonra oluşan göl ülkemizin en büyük ikinci yapay gölü… 125 km uzunluğunda olup geniş bir alanı kaplayan Keban Baraj Gölü çevresini Erzurumlular mesire yeri olarak kullanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Elazığ’da bir kayak merkezi olduğundan haberiniz var mıydı? 2347 metredeki Hazarbaba Dağı’nda bulunan bu merkez, 1997 yılından beri kış turizmi için ülkemizin önemli alternatiflerinden biri. Şehir merkezine 30 km mesafede bulunuyor ve otobüslerle kolaylıkla ulaşım sağlanabiliyor. Kayak merkezinin cazibe nedenlerinden biri de hâkim olduğu Hazar Gölü manzarası…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Elazığ özellikle de Harput yüzyıllar öncesine ait türbeleriyle de öne çıkar. Üryan Baba Türbesi, Şeyh Şerafeddin Türbesi, Zahri Baba Türbesi, Beşikli Baba bunlardan sadece birkaçı… Yakın zamanda onarılan sekizgen planlı Seyyid Mansur Baba Türbesi ise bölgede en çok ziyaretçi ağırlayan yapılardan biri…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Yapım tarihi kesin olarak bilinmeyen fakat Artukoğulları dönemine, yani 12. yüzyıla kadar gidebileceği sanılan tarihi Palu Köprüsü şehir merkezine 80 km uzaklıktaki Palu’da inşa edilmiş. 193 m uzunluğundaki köprü 4.5 m genişliğinde ve dokuz kemer gözünden oluşuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Şehrin yapım tarihi bilinmeyen çok sayıdaki kalıntılarından biri de Surp Lusavoriç Kilisesi’ne ait… Geçmiş dönemlerde tahribata uğramış yapı yine de ayakta kalmayı başarmış. Birçok medeniyetin yaşam sürdüğü bu topraklar her köşesinde farklı bir kültürün, inanışın izlerini taşıyor. Palu’da bulunan bir başka kilise de Meryem Ana Kilisesi ve nispeten daha iyi korunmuş durumda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    “Çedene” ismiyle de anılan menengiç kahvesi aslında menengiç ağacının meyvesinden oluşan çedeneden yapılıyor. Biraz karışık oldu değil mi? En iyisi biz Elazığ’a gittiğinizde mutlaka bir fincan menengiç kahvesi içmelisiniz diyerek noktalayalım listemizi. Solunum yollarına, ses teli problemlerine, öksürüğe iyi geldiği söylenen kahvenin keskin kokusunu uzun süre unutamayacağınızı da belirtelim.

  • 8 Fotoğrafla Tuz Gölü’nün Muhteşem Doğası

    8 Fotoğrafla Tuz Gölü’nün Muhteşem Doğası

    Tuzun yaşamımızdaki yerini anlamak için atasözlerine şöyle bir göz gezdirmemiz yeterli. Örneğin, bir şeyin “tadı tuzu kalmamışsa” geri kalan hiçbir şeyin önemi yoktur artık… Neyse ki Tuz Gölü en özgün haliyle 1.665 km2’lik bir alanı kaplamaya devam ediyor. İşte Türkiye’nin üçüncü büyük ve en sığ gölü, Tuz Gölü 8 fotoğrafla karşınızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • YORULMAK NEDİR BİLMEYEN CANLILAR

    Vahşi doğanın oluşturduğu zorlu koşulların üstesinden gelebilmek her canlının görevi. Ancak doğada öyle türler var ki diğer canlılarla kıyaslandığında dur durak bilmeden çalışarak görevlerini yerine getirmeleriyle ünlü. Yazımızda hayvanlar âleminin uzun süre mesai yapan türlerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kunduzlar ” title_font_size=”13″]

    Başarılı mühendisler olarak bilinen kunduzlar topluluk halinde yaşar ve el birliği ile yaşadıkları su kıyılarında barajlar kurarak geniş ailelerinin rahat bir hayat sürmesine katkıda bulunur. Evlerini inşa etmek için keskin dişlerini kullanan kunduzların ekosistemdeki görevi bizler için de önemlidir. Kurdukları barajlarla su taşkınlarını engellerken yaşadıkları sudaki doğal ve yapay çöpleri arındırarak suyun temiz ve duru kalmasını sağlarlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Karıncalar ” title_font_size=”13″]

    Ekip çalışmasının en güzel örneğini teşkil eden karıncalar, kalabalık bir ordu halinde yaşadıkları yuvalarına sürekli yemek taşıyarak neredeyse gece gündüz efor sarf eder. Kolonideki her karıncanın farklı bir görevi vardır. Kraliçe karınca kolonide görev alacak yeni karıncaları dünyaya getirirken; işçi karıncalar larvaları besler, koloniyi temiz tutar, tüneller açar. Toplayıcı karıncalar ise yiyecek bulmak ve bu yiyecekleri yuvalara getirmek gibi onlar için hayati olan görevleri sadık bir şekilde uygular.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sinek Kuşları” title_font_size=”13″]

    Doğadaki en küçük kuş türü olan sinek kuşları, hızlı şekilde çırptıkları kanatları için sürekli enerjiye, dolayısıyla gıdaya ihtiyaç duyar. Bir günde kendi ağırlığının üç katı kadar besin tüketmesi gereken sinek kuşları, bir çiçekten diğer çiçeğe devamlı kanat çırparak mesafeler kateder. Uzun ve ince yapıdaki gagaları, özellikle bazı çiçek türlerinin derinliklerindeki nektara ulaşmak için uygun yapıdadır. Çiçeklerden aldıkları nektar sırasında vücutlarının baş, göğüs ve başka bölgelerine polen bulaşır ve bu şekilde bir çiçekten aldıkları poleni başka bir çiçeğe taşırlar. Tüm bu özellikleriyle sinek kuşları; çiçek polenlemesi, bitkilerin üremesi ve çeşitliliğini sürdürebilmesi açısından kritik bir öneme sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Termitler” title_font_size=”13″]

    Odunla beslendikleri için ahşap ev sahiplerinin korkulu rüyası haline gelen termitler, yıkıcı bir etkiye sahipmiş gibi gözükseler de aslında doğanın geri dönüşüm işçisidir. Karıncalar gibi kalabalık gruplar halinde yaşar ve yaptıkları iş bölümü sayesinde organize olarak çalışır. Beyaz ya da şeffaf renge sahip işçi termitler, yiyecek kaynağı bulmaktan, odun kazmaktan ve genç termitlerin bakımından sorumludur. Asker termitler ise, fiziksel olarak daha büyüktür ve koloniyi karınca veya rakip termit saldırısından korur. Bitkiler ve hayvanlar tarafından tüketmesi için ağaçlardaki selülozu parçaladıklarından orman ekosisteminin değerli bir parçasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Solucanlar ” title_font_size=”13″]

    Solucanlar basit bir omurgasız hayvan gibi gözükse de yaşamın sürekliliği için doğanın çiftçileri olarak adlandırılır. Tünel açarak yaşadıkları toprak altında; toprağın havalanması, organik minerallerin ve suyun taşınması gibi çok önemli ve hayati görevleri yerine getirir. Toprağı 15 cm kadar işleyen bu hayvanlar; nitrojen, kalsiyum ve diğer sağlıklı besinleri de dışkı olarak toprağa bırakır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çardak Kuşları ” title_font_size=”13″]

    Aşklarından âdeta harika birer mimara dönüşen çardak kuşları, eş bulabilmek ve potansiyel eşini etkileyebilmek için inşa ettikleri yuvayı süsler, dekore eder. Yuva için çakıl taşları, tohumlar, kabuklar, çiçekler ve doğada buldukları diğer nesneleri kullanan çardak kuşlarının yuvası ne kadar büyükse eş bulma olasılığı da o kadar artar. Dişileri etkilemek için zorlu bir rekabet içinde olan bu kuşlar, yılmadan ve yorulmadan yuvalarına nesneleri taşır.

  • DOĞAL GÜZELLİKLERİYLE KEŞFEDİLMEYİ BEKLEYEN TUNCELİ

    DOĞAL GÜZELLİKLERİYLE KEŞFEDİLMEYİ BEKLEYEN TUNCELİ

    Komşuları Elazığ, Erzincan ve Bingöl olan Doğu Anadolu şehrimiz dağları, nehirleri, vadileri ile göz kamaştıran bir doğal güzelliğe sahip. Şehrin diğer ilçeleri Merkez, Mazgirt, Pertek, Çemişgezek, Hozat, Nazimiye ve Pülümür’den oluşuyor. Ve bakın gezginlerin en çok ilgi gösterdiği yerleri nereler?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Karasal iklimi nedeniyle kış dönemleri uzun geçen Tunceli’de yaz bir o kadar sıcak geçer. Hele de yaz aylarında düzenlenen Çemişgezek Dut ve Peynir Festivali’ne ya da Pülümür Bal Festivali’ne veya Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne denk gelirseniz günleriniz renkli ve şenlikler içinde akıp gider.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Fotoğrafta gördüğünüz masalsı ilçe Ovacık… İsmini tam da dağların çevrelediği 74 km2’lik ovadan aldığı düşünülüyor. Tabii bu düzlüğüne aldanmayın, denizden yüksekliği 1300 metre. Hele de ilçenin 3 bin 377 rakımlı Kepır Yaylası var ki böyle bir güzellik sadece masallarda olur dedirtiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Pertek ilçesinde bulunan kale en ilginç noktalardan biri, çünkü Keban Baraj Gölü ortasındaki bir ada üzerinde. Elazığ şehri ile Pertek arasında yer alan kalenin turizme açılması planlanıyor, fakat şimdilik en yakından Elazığ-Pertek arasında gidip gelen feribotlardan görülebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Munzur Dağı veya Dağları (çünkü Munzur bir sıradağ) Yukarı Fırat bölgesinde kalıyor ve Tunceli’nin birden fazla ilçesiyle çevreleniyor, örneğin yukarıda söz ettiğimiz Kepır Yaylası da Munzur Dağı’nda bulunmakta. Beş milyon yaşındaki bu olağanüstü güzellik aslında Toroslar’ın bir uzantısı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Munzur Dağı, jeolojik oluşumlardan buzul göllerine, akarsulardan derelere sayısız doğal oluşuma sahip. Onlardan biri de Munzur Çayı ya da başka bir ifadeyle Munzur Suyu. Ziyaret Tepesi’nin eteklerinden doğan su uzun bir yol kat etmekte ve bu noktadan itibaren eşsiz doğa fotoğrafları vermektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    1971 yılında Milli Park ilan edilen Munzur Vadisi 42 bin hektarlık alanıyla ülkemizin en büyük milli parklarından biri. Bu alan endemik bitkiler ve hayvan türleri bakımından doğal bir hazine barındırmakta. Anadolu parsından boz ayıya yaban hayatının da korunduğu bir doğa harikası.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Anadolu’nun birçok şehrinde yetişen fakat seyrek rastlanan nadide çiçek türü ters lale de Tunceli’nin bakir doğasının bir parçasıdır. Soğanlı bitkinin çiçek kısmı ters durduğu için bu adı almıştır fakat halk arasında efsanelerle anılan çiçeğin yaygın adı ağlayan gelindir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Tunceli’nin mutfak kültüründe et yemekleri bol baharatlı olmak şartıyla başı çeker. Bununla birlikte tahıllı yemekler de yaygındır. Şehrin en meşhur meyvesi ise adına festival bile düzenlenen duttur. Gözlemeye benzetebileceğimiz patila veya patile ise Tuncelili kadınların en sık yaptığı ve çayla ikram ettiği lezzetlerden biridir.

  • Antalya’nın Birbirinden Özel 8 Sahil İlçesi

    Antalya’nın Birbirinden Özel 8 Sahil İlçesi

    Türkiye’de turizmin kalbi bir değil birçok şehirde atıyor, şüphesiz bu şehirler içinde tarihî/doğal güzellikleri ve tabii ki turunçgilleriyle Antalya ön sıralarda geliyor. Bu güney şehrimizin dünyada ilgi gören sahil ilçelerini sizler için sıralıyoruz biz de…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Güneyi Akdeniz olan Alanya’nın elbette önce plajlarını görmelisiniz. Ama ilçenin sırtını dayadığı Toroslar’ı dere tepe dolaşmadan da dönmemelisiniz. Alanya’da UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde de olan Kale’yi, yüzyıllar önce inşa edilen Kızılkule’yi mutlaka görmeli, Selçuklu Dönemi’nden kalma yapıların izlerini sürmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Köprülü Kanyon Millî Parkı Antalya’da rafting yapabileceğiniz en iyi yerlerden biridir ve Manavgat’tadır. Manavgat Nehri ve Manavgat Şelalesi, Aslanlı Mağarası, Side Antik Kenti, Oluk Köprü de bu tatil yerine yolunuz düştüğünde görmeniz gereken yerlerin başında geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yapacak sayısız aktivite bulabileceğiniz bir sahil ilçesidir Kemer… Tekne turlarıyla keşfedebileceğiniz koylar, profesyonel dalgıçlar için Paris 2 Batığı, doğa yürüyüşü severler için Likya Yolu’nun da önemli parkurlarından olan Göynük Kanyonu, yamaç paraşütü ya da dağ bisikleti ile yol alabileceğiniz Tahtalı Dağı Kemer’de görüp görebileceklerinizden sadece birkaçı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kumluca deyince akla ilk önce geçmişi Helenistik Dönem’e uzanan Olimpos gelir. Yine verdiği eşsiz fotoğrafla Taşlık Burnu’ndaki Gelidonya Feneri, bungalov otelleriyle ünlü Adrasan Koyu Kumluca’nın en çok turist çeken yerleri durumunda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde içinde en çok antik kent bulunan şehrin Antalya olduğunu biliyor muydunuz? Demre de doğal güzelliklerin yanı sıra içindeki antik kentlerle adından söz ettiriyor. “Noel Baba Kilisesi” ile dünyada ün yapan ilçede, Likya Dönemi’nden kalma kaya mezarların bulunduğu Myra Antik Kenti’ni, Andreake ve Simena antik kentlerini görmenizi tavsiye ederiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Turunçgiller ve narenciyenin üretim merkezi Finike’nin kokusunu buradan alabiliyoruz. Tarihî ve kültürel açıdan da çok zengin olan bu yerleşime gittiğinizde mutlaka limanında gezinmenizi, bir gezi teknesiyle Andrea Doria Koyu’na gitmenizi de öneriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Antalya’da görebileceğiniz antik kentler sadece karayla sınırlı değil, ülkemizin tek batık kenti de Kekova’da yani Kaş’ta bulunuyor, buraya Kaş’tan kalkan teknelerle gidebilirsiniz. Muhteşem kıyılarıyla güneyin en popüler bölgelerinden biri Kaş… Bir kanyonun ağzında dünyanın en güzel plajlarından olan Kaputaş Plajı ise ilçenin doğal güzelliklerindeki zirve noktası olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Konyaaltı bir ilçe değilse de Antalya’nın aynı isimli ve en ünlü plajına sahiplik yapan bir semtidir. Listemizde sıraladığımız bütün yerleşimler denizin, güneşin, kumun tadını doyasıya çıkarabileceğiniz yerlerdi, Konyaaltı da uzayıp giden sahiliyle bu listede olmayı fazlasıyla hak eden bir semt…

  • HUZUR ARAYAN GEZGİNLERİN ADRESİ SRİ LANKA

    Hint Okyanusu’nun incisi Sri Lanka, doğal güzellikleri, köklü tarihi ve huzur veren atmosferiyle görülmeye değer bir ada ülkesi. Altın kumlu plajları, yemyeşil çay tarlaları ve antik tapınakları ile her köşesinde başka bir güzellik saklı. Yazımızda UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki tarihî şehirlerinden tropikal adanın dört bir yanına yayılmış etkileyici mekânlarına kadar Sri Lanka’nın sunduğu tüm güzellikleri keşfedebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sigiriya Kalesi” title_font_size=”13″]

    UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve Sri Lanka’nın en ikonik yerlerinden biri olan Sigiriya Kalesi, “Aslan Kayası” anlamına geliyor. Buraya çıkan yolun girişinde bulunan dev bir aslan heykelinden günümüze sadece devasa pençeleri kalmış olsa da ve bir zamanlar burayı ziyaret edenlerin aslan heykelinin içinden geçerek zirveye ulaştığı biliniyor. Yaklaşık 200 metre yüksekliğindeki bir kaya üzerine kurulu olan kale, bölgeyi tamamen kontrol eden stratejik bir noktada yer alıyor. Sigiriya’da 5. yüzyılda inşa edilen gelişmiş su mühendisliği sistemleri bulunuyor ve buradaki havuzlar, fıskiyeler ve sulama kanalları hâlâ çalışır durumda olarak günümüzde de işlevini yerine getiriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Polonnaruwa Antik Kenti ” title_font_size=”13″]

    UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Sri Lanka’nın eski başkentlerinden olan Polonnaruwa, bugün hâlâ ayakta kalan etkileyici tapınaklar, Budist heykeller ve özgün mimarisi ile ünlü antik bir kenttir. Granit kayaya oyulmuş dev Buddha heykelleri, Polonnaruwa’nın en ünlü yapıları arasında yer alıyor. Bir zamanlar yedi katlı olduğu düşünülen etkileyici bir yapı olan Kral Parakramabahu Sarayı’ndan günümüze sadece sağlam temelleri ve bazı duvar kalıntıları ulaşmış olsa da dönemin mimari ihtişamını gözler önüne sermeye yetiyor. 13. yüzyıldan sonra terk edilen ve ormanlarla kaplanan bu antik kent, 19. yüzyılda İngiliz kaşifler tarafından bulunarak gün yüzüne çıkarılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yala Ulusal Parkı” title_font_size=”13″]

    Sri Lanka’nın güneydoğusunda yer alan ve ülkenin en ünlü vahşi yaşam parklarından biri olan Yala Ulusal Parkı, dünyanın en yüksek leopar nüfusuna sahip bölgelerinden biri. Aynı zamanda fil sürüleri, timsahlar, çeşitli maymun türleri, egzotik kuş türleri ve zengin bitki örtüsüyle tam bir vahşi yaşam cenneti olan ulusal park; tropikal ormanları, uçsuz bucaksız çayırları, berrak suları ile ünlü gölleri ve Hint Okyanusu kıyısına kadar uzanan geniş düzlükleri ile doğa tutkunlarının safari turları düzenlediği yerlerin başında geliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Peradeniya Kraliyet Botanik Bahçeleri” title_font_size=”13″]

    Peradeniya Kraliyet Botanik Bahçeleri, ülkenin en büyük ve en ünlü botanik bahçelerinden biridir. Bu muazzam bahçe, Sri Lanka’nın botanik zenginliklerini keşfetmek isteyen yerli ve yabancı turistler için önemli bir yer hâline gelmiştir. Çok geniş bir bitki çeşitliliğine sahiptir ve bu nedenle hem bilimsel araştırmalar hem de doğaseverler için özel bir alan olarak kabul edilir. Peradeniya, özellikle tropikal bitkiler, orman bitkileri, çiçekli bitkiler ve egzotik ağaçlar gibi pek çok farklı bitki türünü barındırır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Nuwara Eliya ve Çay Plantasyonları ” title_font_size=”13″]

    Nuwara Eliya, Sri Lanka’nın ortasında yer alan ve “Sri Lanka’nın İngiliz Bahçesi” olarak bilinen, ülkenin en yüksek ve en serin yerleşim yerlerinden biridir. Bu dağ kasabası, doğal güzellikleri, soğuk iklimi ve tarihî İngiliz yapıları ile dikkat çekiyor. Ülkenin çay üretiminin merkezlerinden biri olan bu bölgede, ziyaretçilere çay yapımının her aşamasını anlatan rehberli turlar düzenleniyor. Kasabanın merkezine yakın bir konumdaki Victoria Parkı, yürüyüş ve kuş gözlemi yapmak ve doğanın tadını çıkarmak isteyenlerin uğrak adreslerinden oluyor. Sandallarla turların düzenlendiği Gregory Gölü’ndeki İngiliz koloni döneminden kalma nostaljik birçok estetik yapı bu yolculuğa eşlik ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Arugam Bay” title_font_size=”13″]

    Arugam Bay, Sri Lanka’nın doğu kıyısında yer alan, sörf tutkunlarının gözdesi olan bir tatil beldesidir. Altın renkli kumsalları, turkuaz denizi ve çevresindeki yemyeşil palmiyeleri ile dikkat çeken Arugam Bay’in bir diğer özelliği ise etkileyici gün batımı oluyor. Sörf dersleri veren yerel okullar sayesinde her sene binlerce ziyaretçi ağırlayan Arugam Bay’e yakın olan Pottuvil Lagünü’nde timsahlar, kuşlar ve diğer vahşi yaşamı gözlemlemek mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Anuradhapura Antik Kenti ” title_font_size=”13″]

    Anuradhapura, Sri Lanka’nın kuzey merkezine yakın bir antik şehir olup, ülkenin en önemli tarihî ve kültürel bölgelerinden biridir. Budizm’in Sri Lanka’daki ilk önemli merkezi olarak kabul edilir ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alır. Sri Maha Bodhi Ağacı, Anuradhapura’da bulunan ve Budizm’in önemli sembollerinden biri olan, dünyanın en eski ağaçlarından biridir. Bu ağaç, Siddhartha Gautama’nın (Buddha) aydınlanmayı bulduğu ağaçtan alınan bir dal ile dikilmiştir ve Sri Lanka’daki Budistlerin hac yerlerindendir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Jetavaranamaya Stupa” title_font_size=”13″]

    Jetavaranamaya Stupa, Anuradhapura’da yer alan ve Budizm açısından büyük öneme sahip olan devasa bir yapıdır. Jetavaranamaya Stupa, Buddha’nın kalıntıları ve bazı kutsal emanetlerin saklandığı bir yer olarak kabul edilir. Dünyanın en büyük tuğla yapılarından biri olan bu yapı, antik Sri Lanka’nın mühendislik ve mimari başarısını simgeler. 70 metreye kadar yükselen bu devasa yapı sadece Sri Lanka’nın değil, dünyanın da en büyük antik tuğla yapılarından birdir. Zaman içinde pek çok doğal felaketten ve savaşlardan etkilenmiş olsa da bölgedeki arkeologlar ve restorasyon ekipleri tarafından yapının orijinal hâli mümkün olduğunca korunmuş ve günümüze ulaşmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kolombo” title_font_size=”13″]

    Kolombo, Sri Lanka’nın en büyük şehri ve başkentidir. Ülkenin batı kıyısında, Hint Okyanusu’na kıyısı olan bu hareketli şehir, modern yaşam ile sömürge döneminden kalma mimariyi ve kültürel çeşitliliği harmanlayan bir yapıya sahiptir. Yüzyıllar boyunca Portekiz, Hollanda ve İngilizler tarafından yönetildiği için, mimarisinde ve kültürel dokusunda bu etkileri görmek mümkündür. Şehirde lüks alışveriş merkezlerinden sokak pazarlarına, gökdelenlerden tarihî tapınaklara kadar geniş bir çeşitlilik vardır.

  • Kelebekler Hakkında Bilmediklerimiz

    Kelebekler Hakkında Bilmediklerimiz

    Rengi, deseni, insana verdiği özgürlük ve heyecan hissiyle mucizevi bir canlı kelebek… Yumurta evresinden larvaya geçişi; uykuya daldığı pupa evresinden sonra kelebeğe dönüşmesi başlı başına hayret uyandıran bir döngü… Onlar hakkında bilmediğimiz çok şey var ama şimdilik 8 tanesi listemizde!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tırtılların sadece dut ağacı yaprağı yiyerek beslendiğini; üç çift göze, iki ile beş çift arasında değişen karın bacaklarına sahip olduğunu biliyor muydunuz?” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tırtılın kendini hapsettiği pupanın rengi yeşil ve kahverengi tonlarıyla çevresine uyum sağlar. İki haftalık pupa süresinin son günlerinde ise kabuk şeffaflaşır.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”‘Kelebeklerin bir günlük ömrü var’ savı doğru değildir. Birkaç günden birkaç ay hatta birkaç yıla kadar yaşayabilen kelebek türleri bulunur.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Morötesi ışığı görebilen kelebekler, kanatlarında var olan ve bizim göremediğimiz UV desenleri de görebilir, böylece türlerini ayırt edebilirler.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dişi ve erkek kelebekler birbirinden farklı kokulara sahiptir. Dişi olanlar ya kokusuzdur ya da kötü kokarlar ki bu halleriyle kuşlara av olmaktan kurtulurlar.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kelebeklerin bilinen tam 150.000’den fazla türü bulunmaktadır. Türkiye’de ise 380 kelebek türünün yaşadığı, bunların bir kısmının endemik olduğu biliniyor.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir kelebeğin ağzı yoktur. Hortuma benzeyen iki uzvu vardır ve onlarla beslenirler. Tat alma duyusu ayaklarında olan kelebeklerin besin maddesi ise nektardır.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kelebekler arasında kral kelebekleri gibi 5.000 kilometrelik göç yolculuğu yapanlar olduğu gibi hiç uzaklara gitmeyen türler de bulunuyor.” title_font_size=”13″]
  • Sonbaharda Yapraklarını Dökecek 9 Ağaç

    Sonbaharda Yapraklarını Dökecek 9 Ağaç

    Sonbahara girdiğimiz bugünlere doğada gerçekleşen birçok değişiklik eşlik ediyor. İzlemesi en güzel değişimlerden biriyse ağaçların yapraklarının sararıp dökmesidir. Listemizde kısa süre sonra bu değişime uğrayacak ağaçları derliyor ve günlük yaşamınızda da geçişlerini keyifle izlemenizi diliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
  • ÜLKEMİZDEN ŞEHİR MANZARALARI

    ÜLKEMİZDEN ŞEHİR MANZARALARI

    Bazı şehirler şiir, bazıları roman, bazıları kısa bir öykü gibidir. Türü ne olursa olsun hepsinin anlatacak bir hikâyesi vardır illa ki… O hikâyeleri anlamak için ya okumak ya da gidip caddelerinde, sokaklarında dolaşmak gerekir… Bazen de sadece fotoğraflarına bakmak yeterlidir. Siz de bakar mısınız, bu şehir manzaraları hangi hikâyeleri anlatıyor?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Bazı şehirler insana benzer… Sever ve küser. Güler ve ağlar. Coşarak eğlenir… Yeri gelir yas bile tutar. Her şeyin yakıştığı şehirlerdir onlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    “Aşklarının tarihi bir şehrin tarihidir diyorum / Gün gelir aşklarıyla anılır şehirler anılırsa / Niyetim sevdalı sözler etmek de olmasa / İzmir için ne yazarsam sana adıyorum!”

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Destan anlatıcısı bir şehri dinlemek gibisi yoktur. Bu işte o kadar hünerlidir ki o şehirler, tüm hikâyeyi gözlerinizin önüne seriverir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Huzur uzaklarda değil senin içindedir derler. Belki de çok yakın ama keşfedilmeyi bekleyen bir yerlerdedir huzur…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Caddelerinde de yürüsen aynı sahillerinde de, sözü geçen bir tek yazdır buralarda… Ne mavisi biter ne yeşili, ne gecesi dert olur ne güneşi.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Birbirinin güneşini kesmemek üzere sıralanmış evler, birbirine hikâyelerini anlatır Mardin’de… O hikâyeler birikir birikir ve Mezopotamya’ya akar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kışları sert geçen şehirlerin, dili az söylese de gözleri konuşur. Gözleriyle anlatır o şehirler sakladıklarını, sevdiklerini, özlemlerini…