Etiket: sürüngenler

  • BUKALEMUN HAKKINDA KISA BİLGİLER

    Sürüngenler familyasından olan bukalemunlar kertenkele grubuna ait bir tür. Bir anda renk değiştirebilen beden yapıları ve yaşam şekilleriyle bildiğimiz tüm kertenkelelerden ayrışan bu canlılar çevresiyle uyum içinde yaşar. Farklı koşullarda hızla renk değiştirerek çok iyi kamufle olan bukalemunlar hakkında en ilginç özellikleri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    En sık görüldükleri yer Madagaskar Adası olan bukalemunlar; Afrika, Hindistan, Sri Lanka, Akdeniz kıyıları ve Güney İspanya’da yaşar. 80’den fazla farklı türü bulunan bu şirin sürüngenlerin “chamaeleo chamaeleon” türüne ise ülkemizin Ege ve Güney sahillerinde ender de olsa rastlamak mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yaklaşık 1-1,5 katı uzunluğunda olan bu renkli canlıların dil boy yapısı, oldukça hareketli ve yapışkandır. Dillerini bir jet uçağından beş kat daha hızlı hareket ettirebilen bukalemunların bu yeteneği onların iyi birer avcı olmasını sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bukalemunların bedeni çok yavaş hareket eder. Ayakları ve kuyruğuyla dalları kavrayan bu renkli canlılar saatlerce sabit kalarak avlarını bekleyebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Gözleri birbirinden bağımsız hareket edebilme yeteneğine sahip bu canlıların bir gözü yukarı diğeri aşağıya bakabilir. Bu sayede hem avlarını yakalamada hem de diğer yırtıcılardan kaçmada büyük avantaj sahibi olurlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bukalemunların deri yapısındaki yüzey tabakası pigment içerir. Deri tabakasının altında bulunan guanine kristalli hücreler ise yansıyan ışığın dalga boyunu değiştirme özelliğine sahiptir ve bu yetenek bukalemunların hızlıca renk değiştirmesini sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Bir bukalemun renk ve desenlerini değiştirirken yeşil, pembe, mavi, kırmızı, turuncu, siyah, kahverengi, açık mavi, sarı, turkuaz ve mor renklerini kullanırlar. Tehdit altında hissettiklerinde veya saldırganlaştıklarında daha parlak renklere bürünürken, itaat ettiklerinde ise koyu renkleri tercih ederler.

  • AYAKLARI YERDEN KESİLMEYEN CANLILAR: SÜRÜNGENLER

    AYAKLARI YERDEN KESİLMEYEN CANLILAR: SÜRÜNGENLER

    Sürüngenler için ayakları yerden kesilmeyen canlılar dedik ama bazı türlerinin ayakları bile bulunmuyor. Her ne kadar insanlar olarak “sürüngen” kelimesine olumsuz çağrışımlar yüklemiş olsak da, şüphesiz ki tüm sürüngenler dünyamızın en özel, özgün ve ilginç canlıları arasında yer almakta. Bakın bu familyada hangi tanıdıklar var. 🙂

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kertenkeleler” title_font_size=”13″]

    Vücudu pullu ve tırtıklı minik kertenkeleleri bilirsiniz, dört ayaklı, iki ayaklı hatta ayaksız olabilen bu canlılar birer sürüngendir. Hatta aynı familyadan olan iguanalar, gekogiller de öyle. Kertenkele denince aklınıza 3000’den fazla tür gelmeli. Bir kertenkelenin avlanırken kullandığı aracı soracak olursanız, kas yardımıyla ileri doğru uzatabildiği dili cevabını verebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kaplumbağalar” title_font_size=”13″]

    Sürüngenler sınıfında, yeryüzünde soyu tükenmemiş en eski hayvanlar olan dört ayaklı kaplumbağalar da yer alır. Kemiksi kabuğunun 260 milyon yıl önce oluşmaya başladığı düşünülen bu canlı ortalama 100-150 yıl gibi uzun bir yaşam süresine sahiptir. Ağır ağır yürüyen ama varmak istediği yere azimle yol alan kaplumbağalar bu sevimli halleriyle masal kahramanı bile olmuşlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bukalemunlar” title_font_size=”13″]

    Sürüngenler sınıfında, yeryüzünde soyu tükenmemiş en eski hayvanlar olan dört ayaklı kaplumbağalar da yer alır. Kemiksi kabuğunun 260 milyon yıl önce oluşmaya başladığı düşünülen bu canlı ortalama 100-150 yıl gibi uzun bir yaşam süresine sahiptir. Ağır ağır yürüyen ama varmak istediği yere azimle yol alan kaplumbağalar bu sevimli halleriyle masal kahramanı bile olmuşlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yılanlar” title_font_size=”13″]

    Sürüngen adı geçtiğinde aklınıza ilk gelen hayvanlar yılanlar oldu değil mi? Daracık vücutlarıyla kıvrıla kıvrıla yol alan canlıların böbrekler gibi çift organları ince vücutlarına sığabilmek için yan yana değil üst üste yer almışlardır. Yılanlar, pullarla örtülü muhteşem derileri esnemeyen bir yapıya sahip olduğu için büyümesine alan açacak şekilde deri değiştirip eski derilerini atabilirler. Tabii aynı zamanda, sürüngen olduğu için zamanla aşınan derisini bu şekilde yenilemiş de olurlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Daha da büyük yılanlar” title_font_size=”13″]

    Sürüngenlerden söz ederken yılan diyerek geçip gitmek olmazdı çünkü bu canlıların 10 cm’den başlayıp yaklaşık 10 metre uzunluğa ulaşabilen türleri bulunuyor. 3000’e yakın türü olduğu bilinen yılanlar gezegenimizin her yerinde yaşayabiliyor, Antarktika hariç! Fotoğrafta gördüğünüz yılan ise bir anakonda, yani Güney Amerika’nın kimi yerlerinde görülebilen dünyanın en uzun, en büyük yılanı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Komodo Ejderleri” title_font_size=”13″]

    Aslında Komodo ejderi için de “büyük kertenkele” diyebiliriz, çünkü kendisi bir kertenkele çeşidi. Adını yaşadığı yerden alır, yani Endonezya’ya bağlı Komodo Adası’ndan. 3 m’yi bulan boylarına, 70 kg’dan 150 kg’a değişebilen ağırlıklarına bakıp da hareketsiz olduklarını sanmayın. Komodo ejderleri çok iyi birer yüzücü, iyi birer tırmanıcı, gün boyu hareket halinde olan oldukça aktif canlılardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Timsah” title_font_size=”13″]

    İşte adını duyduğumuz vakit hafif bir ürpertiyle sarıldığımız o görkemli sürüngen, yani kemiksi pullarla örtülü kabuğu, peşi sıra sürüklediği kuyruğu ve filmlere isim babalığı bile yapan keskin bakışlarıyla güçlü bir portre çizen timsah. “Timsahın gözyaşları” deyiminin nasıl ortaya çıktığını biliyor musunuz? İnsanlar, yemek yerken gözlerinden yaş akan timsahlara bakıp, üzülmediği halde üzülmüş gibi yapma haline timsahın gözyaşları demişler… Oysa timsahtaki gözyaşlarının fizyolojik bir gereksinim nedeniyle gerçekleştiği sanılıyor.

  • KAPLUMBAĞALAR HAKKINDA İLGİNÇ BİLGİLER

    Sürüngenler sınıfının en sevimli üyelerinden olan kaplumbağalar, diğer sürüngen türler ile birlikte günümüzden 251 milyon yıl önce başlayıp 66 milyon yıl önce sona erdiği kabul edilen Mezozoik dönemin Triyas Çağı’nda ortaya çıktılar. Açlığa dayanıklı ve uzun ömürlü bu canlıların karada yaşayan türlerine ülkemizde tosbağa da denmektedir. Bir kuş gagasına benzer ağız yapısı olan ve diğer tüm canlılardan diğer özellikleriyle de farklılaşan kaplumbağalar hakkında ilginç bilgileri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Oldukça uzun bir yaşam süresi olan kaplumbağaların sadece bazı türleri 40 sene yaşamaktadır. Ortalama olarak 100-150 yıl aralığında yaşayabilen türleri de bulunmaktadır. Ayrıca yeşil deniz kaplumbağalarının bir beslenme dalışının uzunluğu beş dakika veya daha kısa olmasına rağmen beş saat süreyle su altında kalabilirler. Kalp atış hızı oksijen tasarrufu için yavaşlar; iki kalp atışı arasında dokuz dakika süre olabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kaplumbağaların cinsiyetini belirleyen sıcaklıktır. Yumurtanın erkek mi dişi mi olacağı ısıya bağlıdır ve daha düşük sıcaklıklarda erkek, yüksek sıcaklıklarda ise dişi yavru dünyaya gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kaplumbağalar, yeryüzünde yaşayan en eski canlı türlerinden biridir. Gezegenimizdeki soyu tükenmemiş en eski hayvanlardandır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kaplumbağalar türlerine ve yaşadıkları iklim kuşağına göre kış uykusuna yatarlar. Deniz kaplumbağaları ise göç ettikleri için kış uykusuna yatmaz. Güneş alan kurak topraklarda kendine bir delik kazan kimi kaplumbağa türleri kış mevsimini bu şekilde geçirirken kimi evcil türler kış uykusuna yatmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kaplumbağalar dişleri olmamasına rağmen çok sert cisimleri parçalayabilir. Bunun sebebi ise damaklarında çok sert yapıda bir kıkırdak bulunmasıdır. Bu kıkırdak sayesinde denizdeki sert kabukları rahatlıkla parçalayıp beslenebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Günümüze kadar dünyada yaklaşık olarak 250 çeşit kaplumbağa türüne rastlanmıştır. Bu tür çeşitliliğine rağmen ülkemizde yalnızca sekiz çeşidi görülmektedir. Bunların başında ünlü caretta caretta gelmektedir; yeşil deniz kaplumbağası, deri sırtlı deniz kaplumbağası, benekli kaplumbağa, çizgili kaplumbağa, kızıl yanaklı su kaplumbağası, Nil kaplumbağası ve Fırat kaplumbağası diğer türlerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kaplumbağalar ses telleri olmamasına rağmen ses çıkarabilirler. Bunu yapabilmelerinin sebebi ise; kafalarını aniden öne doğru iterek ciğerlerinde bir hava birikimi sağlayıp bu hava birikim aracılığıyla ses çıkarmayı öğrenmiş olmalarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yavaşlıklarıyla ün salan kaplumbağaların bu denli yavaş olmalarının nedeni, sırtlarında taşıdıkları kabuk yüzünden değildir. Otçul olan kaplumbağalar avlanmadıkları için bir besin mücadelesine girmek zorunda kalmazlar. Bu sebeple de günlük hayatlarında çok hızlı hareket etmeleri gerekmez. Bu durum onların her an yavaş olduklarını göstermez. Kaplumbağalar gerçek bir tehlike karşısında oldukça hızlı hareket eden hayvanlardır.