Etiket: beslenme

  • DOĞANIN DÖNGÜSÜNE UYUM: MEVSİMSEL VE YEREL BESLENMENİN FAYDALARI

    Binlerce yıl boyunca bedenimiz doğadaki değişimlerle uyum içinde gelişmiş; mevsimlerin, gündüz ve gecenin, sıcaklık ve soğukluk döngülerinin ritmine göre hareket etmeye programlanmıştır. Ancak günümüzde yaşam tarzlarımızın değişmesi, hızlı üretim ve tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşmasıyla bu doğal uyum giderek bozuluyor. Mevsim dışı gıdaların tüketilmesi yalnızca bedenimizin biyolojik ritmini değil; aynı zamanda ekosistemin dengesini de olumsuz etkiliyor. Yazımızda, doğayla uyum içinde çalışan ve kendi içinde muhteşem bir dengeye sahip olan bedenimiz için mevsimsel ve yerel beslenmenin öneminden bahsedeceğiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mevsimsel Beslenme Hem Doğayı Hem Bağışıklık Sistemimizi Korur” title_font_size=”13″]

    Mevsiminde yetişen meyve ve sebzeler doğayla uyum içinde büyüdükleri için daha dirençli, daha lezzetli ve besin değeri açısından daha yüksek olur. Mevsim dışı ürünlerde ise verim odaklı üretim için hormon, sentetik gübre ve tarım ilaçları daha çok kullanılır. Yerel ve mevsiminde yetiştirilen ürünler, hastalıklara karşı doğal direnç gösterir, kimyasal müdahaleye ihtiyaç duymaz. Güneşte olgunlaşan ve kısa sürede sofraya ulaşan bu besinler, daha fazla antioksidan, vitamin ve probiyotik içerir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğayla Uyum İçinde Beslendiğimizde Bütünsel Sağlığımız Desteklenir” title_font_size=”13″]

    Doğa, bize ihtiyacımız olanı tam zamanında sunar. Örneğin, havaların sıcak olduğu yaz aylarında artan su ihtiyacımızı karşılamak için karpuz, salatalık ve kabak gibi su oranı yüksek yiyecekler vücudun sıvı dengesini korurken, soğuk kış aylarında vücut ısısını koruyan havuç, bal kabağı ve turunçgiller tüketmek bağışıklık sistemimizi destekler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğru Beslenme ile Yerel Üretim Canlanır” title_font_size=”13″]

    Günümüzde meyve ve sebzeleri mevsimi dışında marketlerde bulmak mümkün olsa da bu ürünler genellikle büyük seralarda veya endüstriyel çiftliklerde yetişir. Bu üretim yöntemi, yerel üreticiler yerine verim ve kâr odaklı tarımı öne çıkarır. Oysa mevsiminde olgunlaşan ürünler uzak mesafelere taşınmaya uygun olmadıkları için genellikle yakın çevredeki çiftliklerden temin edilir. Böylece hem küçük ve yerel üreticilerin sürdürülebilirliği desteklenir hem de soframıza gelen yiyeceklerin tazeliği ve besin değeri korunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mevsiminde ve Yerel Beslenme Bütçe Dostudur” title_font_size=”13″]

    Geçmişte ürünler, mağaralarda, mahzenlerde veya toprak altında doğal yöntemlerle saklanırdı. Günümüzde kullanılan modern depolama yöntemleri genellikle kimyasal koruyucular içerir; bu durum sağlığımızı ve bütçemizi olumsuz etkiler. Mevsimsel ve yerel beslenme, üretim ve taşıma maliyetlerinin düşük olması sayesinde hem bütçe dostudur hem de soframıza daha taze, besleyici ve doğal ürünler ulaşmasını sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mevsime Uygun Tüketim Karbon Emisyonlarını Azaltarak Gezegeni Korur” title_font_size=”13″]

    Uzak bölgelerden taşınan gıdalar, yüksek yakıt tüketimi nedeniyle ciddi oranda karbondioksit salınımına yol açar. Oysa yerel ve mevsiminde üretilen yiyecekleri tercih etmek, ulaşım kaynaklı fosil yakıt kullanımını azaltır. Böylece hem doğal kaynaklar korunur hem de iklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonları düşer. Kısacası, gıdanız ne kadar yakından gelirse, karbon ayak iziniz de o kadar küçük olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mevsimsel ve Yerel Beslenme Alışkanlığı Kazanmanın Yolları” title_font_size=”13″]

    Mevsimsel beslenme alışkanlığı kazanmak için öncelikle mevsimi dışında hiçbir yiyeceği tüketmemeye özen gösterin. Sevdiğiniz çilek, kiraz, Kapya biber veya lahana gibi ürünleri mevsiminde alıp reçel, turşu, kurutma ya da dondurma yöntemleriyle saklayabilirsiniz. Meyve ve sebze alışverişlerinizi süpermarketler yerine semt pazarlarından ya da mahalle manavlarından yaparak ürünlerin nereden geldiğini, nasıl yetiştirildiğini ve ilaç kullanılıp kullanılmadığını sorgulayabilir, balkon ya da bahçenizde domates, salatalık, biber veya çilek gibi sebze ve meyveleri yetiştirerek hem taze hem de mevsiminde beslenmenin keyfini çıkarabilirsiniz.

  • ALMAN LAHANA TURŞUSU: SAUERKRAUT

    Türk mutfağının olmazsa olmazı turşunun çok farklı tarifleri ve doğal ürünlerle yapılmışsa saymakla bitmeyen faydaları bulunuyor. Yazımızda bildiğimiz lahana turşusunun Alman versiyonu olan sauerkraut tarifini okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sauerkraut, kolay hazırlanan ve fermantasyon sürecinde ortaya çıkan iyi bakteriler sayesinde probiyotik zengini bir besin. Probiyotikler sindirim sistemini düzenlemesi, bağışıklık sistemini güçlendirmesiyle sağlığa olumlu etkileri olan mikroorganizmalar. Kış aylarının vazgeçilmez lezzeti sauerkraut’un sırrı da sirkesiz hazırlanması.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sauerkraut için ihtiyacımız olan ana malzemeler: Orta boyutta taze mor veya beyaz lahana ve bir yemek kaşığı rafine olmayan tuz. Ancak çeşnili lezzetler elde etmek için dilerseniz içerisine sarımsak, zencefil, kimyon, acı biber ya da kişniş gibi ağız tadınıza uygun ürünler ekleyebilirsiniz. Tuz tercihinizi de kaya tuzu, deniz tuzu ya da Himalaya tuzundan yana kullanabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İlk olarak seçtiğiniz lahanayı iyice yıkayın. Lahananın dış kabuğunu ayırın ve kuruması için ayrı bir yerde bekletin. Ardından lahananın içini alın ve çok ince olacak şekilde doğrayın. Derin bir kapta tuz ekleyerek lahananın suyu çıkana kadar kuvvetli bir şekilde ovalayın. Eğer suyunu salmıyorsa biraz daha beklettikten sonra tekrar bu işlemi uygulayın. Lahana tüm suyunu saldığında bir kavanoza elinizle iyice baskı uygulayarak yerleştirin. Kavanozun üst kısmında en az bir parmak boyunda boşluk bırakın. Bu aşamada tuz oranını anlamak için lahananın tadına bakın. Çünkü fermantasyon aşamasında yararlı bakteriler lahanadaki şekerle birlikte tuzu tüketeceği için alışageldiğimiz tuz oranından biraz daha fazla tuzlu olması gerekmektedir. Merak etmeyin, turşunuz yemeye hazır hâle geldiğinde bu kadar tuzlu olmayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Son aşamada turşunun kapağı için ayırdığınız lahananın dış yaprağını birkaç parçaya bölün ve üzerini kaplayacak şekilde yerleştirin. Eğer turşunun suyu malzemeyi geçmiyorsa kavanoza aldığı kadar içme suyu ekleyebilirsiniz. Buradaki önemli nokta, lahananın tuzlu suyun altında kalmasını sağlamak. Ardından kavanozun kapağını kapatarak turşunuzu güneş almayan bir alanda bekletin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Fermantasyon sürecinin başlayıp başlamadığını turşudan ufak gaz çıkışları gerçekleştiğinde anlayabilirsiniz. Gaz çıkışları olmaya başlayacak ve suyu yükselecektir. Turşu suyunun yükselmesi sonucunda taşma ihtimali olabilir, altına bir tabak yerleştirerek bu riski ortadan kaldırabilirsiniz. Beşinci günden sonra turşunun mevcut suyu artık yükselmeyecek hatta azalmaya başlayacaktır. Bu noktada tadını kontrol edebilirsiniz. Rengi veya kokusu rahatsız edici geldiyse kötü bakteriler üremiş olabilir, bu durumda tüketmeyin ancak tüm süreçleri tarifteki gibi yaptıysanız ve kokusu da davetkârsa sauerkraut tüketilmeye hazır demektir. Afiyet olsun.

  • GLÜTEN NEDİR? HANGİ BESİNLERDE BULUNUR?

    Son zamanlarda sağlıklı beslenme trendlerinde sıkça duyduğumuz glüten, aslında insanoğlunun tarım yapmaya başladığı günden bu yana hayatımızda ve sofralarımızda. Kimi bünyelerde hassasiyet oluşturduğu için tüketilmesinden kaçınılan glütenin kimilerine de şifası oldukça fazla. Hakkında çok şey konuşulan glütenin yarar ve zararlarını yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Glüten; buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan bitkisel bir proteindir. Günümüzde glüten içermeyen besinler giderek popülerlik kazansa da esasen bu bitki bazlı protein herkes için zararlı değildir. Bağırsaktaki faydalı bakterilerin çoğalmasını sağlayan glüten, oldukça kıymetli prebiyotik bir besindir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Glüten, ilave edildiği ürünlerin kıvam almasını sağlarken bağlayıcı görevi görür. Bu özelliği sebebiyle gıda endüstrisinde sıklıkla kullanılır. Hazır ürünlerden ekmek, makarna, bulgur, irmik ve pek çok hamur işi tarifinde glüten bulunmaktadır. Sadece gıda endüstrisinde değil; kozmetik ürünler, diş macunu, tutkal gibi pek çok farklı alanda da kıvam verici özelliğinden dolayı glütenden yararlanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Glütene hassasiyet gösteren kişiler hazır gıda kullanırken çok dikkat etmelidir çünkü glüten içermeyen ürünlerde de çapraz bulaş sebebiyle glütene rastlanabilmektedir. Çapraz bulaş, yemek istenilen gıdanın glüten içeren başka bir gıda ile temas etmesinden kaynaklanır. Mesela; glütenli ürünler ile ortak bantlar kullanılarak paketleme işlemlerinin yapıldığı üretim fabrikalarında çapraz bulaş ile glüten bulaşma olasılığı bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Buğday, arpa ve çavdar tam tahıl olarak kullanıldığında içeriğindeki glüteni korurlar. Yani tahıllar ne kadar az işlenirse o denli glüten oranı yüksek olur. Tam tahıl tüketiminin ise obezite ve insülin direnci üzerinde olumlu etkileri vardır. Kalp damar veya şeker hastalığı gibi hastalıkların önlenmesinde faydalı olduğu pek çok çalışmayla ispatlanmıştır. Ancak bu fayda sadece glütenin kendisinden kaynaklanmaz. Mümkün olduğunca işlenmemiş ve doğal glütenli gıdaları tüketmek gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Glütenin vücutta sindirilememesi durumunda çölyak hastalığı ortaya çıkar. Glütene karşı duyarlı olan çölyak hastaları, bu besinleri tükettiğinde cilt yaraları, karın ağrısı, ishal, yorgunluk, kusma veya kabızlık gibi belirtilerle karşılaşabilir. Bu yüzden bağırsak hassasiyeti bulunan kişilerin beslenme rutininden glüten içeren besinleri çıkartması, kişinin yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için oldukça önemlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Glütensiz beslenen kişilerin uzak durması gereken besinler şunlardır: Buğday, arpa, çavdar veya yulaf unlarından hazırlanan ekmek, bisküvi, kek ve pasta gibi yiyecekler; sosis, salam, hazır çorba gibi gıdalardır. Ayrıca buğday nişastası ve glüten, bazı ilaçların yapısında da yer alabilmektedir. Glüten hassasiyeti yaşayanlar kullandıkları ilacın içeriğini dikkatle okumalıdır.

  • HÜCRE DOSTU ANTİOKSİDAN NEDİR, NELERDE BULUNUR?

    Sağlıkla ilgili konularda ya da beslenme önerilerinde sıkça karşılaştığımız bir terimdir antioksidan. “En güçlü antioksidan” veya “şu ürünler antioksidan bakımından çok zengin” ifadelerini mutlaka duymuşsunuzdur. Antioksidan kelime olarak oksidasyonu önleyen anlamına geliyor. Vücudumuz için çok faydalı olan bu kimyasal maddeyi gelin biraz daha yakından tanıyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • Tadı En Güzel Sonbaharda Çıkacak 9 Yemek

    Tadı En Güzel Sonbaharda Çıkacak 9 Yemek

    Beslenme planınıza ne kadar çok sebze ve meyve eklerseniz o kadar çok vitamin ve mineral alır, daha sağlıklı bir hayat sürersiniz. Bu renkli listemizde sonbaharda çıkan sebze ve meyvelerle hazırlayabileceğiniz birbirinden faydalı, besleyici, lezzetli yiyecek ve içecekleri listeliyor, sonbaharın tadını en güzel şekilde çıkarmanızı diliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sonbaharda tekrar tezgâhlara dönen taptaze pırasalardan yapılmış, içinizi ısıtıp sizi kışa hazırlayacak pırasa çorbası…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kerevizin karakteristik aromasının tadını çıkarmak için en hafif ve sağlıklı yol: Çıtır çıtır kereviz salatası…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde birçok çeşidi bulunan turpu zevkinize göre baharat ve yeşilliklerle zenginleştirip rejim dostu ve vitamin dolu bir salata hazırlayabilirsiniz…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sonbaharın rengiyle, lezzetiyle, besleyiciliğiyle meşhur meyvesi nar ile hazırlanmış şerbet…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ayva dendi mi ilk akla gelen üstü mis gibi kaymakla süslenmiş ayva tatlısı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Soğuk havalara hazırlanırken bol vitamin almanızı sağlayacak karnabahar ile graten hazırlayıp lezzeti ikiye katlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Soğuk havaların demir yüklü yeşili ıspanağın en sevilen hallerinden biri yumurtalı ıspanak…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Sonbaharın sembolü kestane ile tavuğun buluştuğu lezzet, kestaneli tavuk…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Antioksidan özelliğe sahip sebzelerimizden lahananın en lezzetli hali lahana sarması…