Etiket: canlı

  • BİRBİRİNDEN SEVİMLİ BENEKLİ HAYVANLAR

    Hayvanlar âlemi, fiziki özelliklerinden tutun da yaşam alanlarına kadar başlı başına kocaman bir dünya. Kültür ve Yaşam sayfalarında bu renkli dünyaya sık sık yer vermeye çalışıyoruz. Aşağıda fotoğraflarını gördüğünüz canlılarla aynı gökyüzü altında yaşıyor olmak sizce de heyecan verici değil mi?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kırmızı ya da sarı üzerine siyah puantiyeleri ile en ünlü benekli hayvanlar uğur böcekleridir. Bazen de siyah üstüne kırmızı ve sarı puantiyeleri olabilir. Baharın habercisi olarak görülen uğur böcekleri çok iyi uçarlar ve uç uç böceği olarak da bilinirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Uzun boyun ve bacaklarıyla en özgün canlı türlerinden olan zürafalar, benekleriyle de özeldir. Hatta farklı zürafa türleri beneklerinin rengi ve şekline bakılarak ayırt edilir. Örneğin Namibya zürafası ismi verilen türün yüzünde benek bulunmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Beyaz üstüne siyah veya kahverengi benekleriyle en ünlü çizgi film karakterlerinden olan dalmaçya köpeği veya dalmaçyalı, tamamen beyaz doğar ve sonradan beneklerine kavuşur. Dalmaçyalıların anavatanı olarak Hırvatistan’ın Dalmaçya bölgesi gösterilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kedigiller familyasından olan ve pars adıyla da bilinen leoparın post rengi parlak sarıdan kahverengiye değişebilir ve üstünde siyah benekler bulunur. Tamamen siyah olarak görülen leoparlara dikkatlice bakıldığında ise üzerlerinde benekler olduğunu görebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Normalde geyiklerin çoğunda benek bulunmaz ama bazı türlerinde görülebilir. Özellikle Güney Asya’da yaşayan ve “benekli geyik” ismiyle bilinen tür onlardan biridir. Bu tür, açık kahve postunun üzerinde beyaz beneklere ve 75 cm’ye kadar uzayabilen boynuzlara sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Birbirinden farklı fiziki özelliklere sahip baykuş türleri vardır ve Güney Amerika’da yaşayan, kahverengi üstüne beyaz benekleriyle tanınan “benekli baykuş lucida” da onlar arasındadır. Orta ve Güney Amerika, birçok benekli türün anavatanıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Sığır ailesinin yavrulayan dişisine inek diyoruz. İneklerin fiziki özellikleri ırkına göre birbirinden farklı olabilir. Örneğin Hollanda kökenli Holstein ineğinin benekleri, parmak izi gibi canlıya özeldir, yani her birinin benek dizilimi farklıdır.

  • BİRBİRİNDEN İLGİNÇ KARINCA TÜRLERİ

    Doğanın en çalışkan ve en organize canlılarından olan karıncaların dünyadaki toplam sayısının 20 katrilyon olduğu tahmin ediliyor. Yapılan hesaplara göre karıncaların toplam ağırlığı yaşayan tüm insanların ağırlığının beşte birine denk düşüyor. Toprağın hava almasını, taşıdıkları tohumlarla bitki çeşitliliğini sağlaması gibi ekosisteme birçok hayati katkısı bulunan karıncaların pek çok farklı türü ve davranış özelliği bulunuyor. Yazımızda ilginç özellikleri ile şaşırtan başlıca karınca türlerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bal Karıncası ” title_font_size=”13″]

    Bal arıları gibi bal depolayan bu karıncalar, depoladıkları balı aç kaldıkları zaman tüketebilir ve hatta aç kalan başka karıncalarla da paylaşabilirler. Bal karıncalarının oluşturduğu kolonilerde bazı karıncalar işçi, bazıları ise depo görevindedir. İşçi karıncalar akasya ağaçlarından bal özü toplar ve arılar gibi kovana götürmek yerine depo görevi gören karıncalara yedirirler. Depo karıncaları o kadar çok nektarla beslenir ki karınları nohut tanesi kadar şişer. Bal deposu görevindeki karıncalar neredeyse hiç hareket etmez, az enerji harcar. Karıncaların bal depolama ya da depodan bal aktarma işlemi mide kapağı ile gerçekleşir. İleri ya da geri yönde hareket edebilen mide kapağı ile karıncalar bal depolayıp, depodan bal aktarabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yaprak Kesen Karınca” title_font_size=”13″]

    Yaprak parçalarını yuvalarına taşıdıkları için yaprak kesen karınca ismini alan bu tür, topladıkları yaprakları beslenmek için kullanmaz. Vücutlarında bitkilerde bulunan selülozu sindirebilecek enzimler bulunmadığı için protein oranı yüksek bir mantar türü ile beslenen bu karıncalar; yaprakları mantar üretmek için yuvalarına taşır. Karıncalar âleminin çiftçileri olan bu türün kolonilerinde bedenen daha küçük olan işçi karıncalar yaprakları küçük parçalara ayırır. Diğer grup, bu parçaları çiğneyerek lapa haline getirir ve lapayı mantar üretecekleri yuvanın odacıklarındaki zemine yayar. Bir başka grup mantar parçalarını sürükleyerek lapanın üzerine serer ve üzerine yeni yaprak lapası eklenir. Mantar, muntazam bir iş birliği ile hazırlanan bu alanda yetişir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Asfalt Karıncası ” title_font_size=”13″]

    Genellikle koyu kahverengi ya da siyaha yakın renkte olan asfalt karıncaları kent yaşamına adapte olmuş bir türdür. Kraliçe karıncalar işçilerin yaklaşık iki katı büyüklüğündedir ve sadece kraliçenin üzerinde diken benzeri yapılar bulunur. İnsanların tükettiği her şey ile beslenebilen bu tür, yuvalarını genellikle su kaynaklarının yakınına yapar. İşçi karıncalar özellikle şekerli besinleri toplar; şekerli gıdalar, meyve nektarları, bitki tohumları olmak üzere geniş bir yelpazede beslenirler. Altı bacaklı olan asfalt karıncaları en sık bahar ve yaz aylarında görülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Marangoz Karınca” title_font_size=”13″]

    En büyük karınca türü arasında yer alan marangoz karınca, siyah ve kızıl tonlarındadır ve karıncalar âleminin en sosyal türlerinden biridir. Özellikle nemli alanlarda; tahta veya ahşap içerisindeki boşluklarda yaşar. Ancak odun ve talaş ile değil; bitki özsuyu, meyveler ve evlerde tüketilen hemen hemen her şey ile beslenirler. Marangoz karıncalar büyük koloniler halinde yaşayan karınca türlerindendir. Sadece marangoz karıncalar arasında bile 1.000’den fazla tür bulunmaktadır ve bir marangoz karınca kolonisinde 100 bine kadar karınca olabilir. Odunları kazımak için güçlü bir çeneye sahip bu karıncaların kolonisinde tek kraliçe karınca bulunur ve ortalama 30 yıla yakın yaşam ömrü vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ateş Karıncası ” title_font_size=”13″]

    Dünya çapında 200’ü aşkın türü bulunan ateş karıncaları ısırdığında yanmaya benzer bir acıya neden olur. Isırdıklarında verdikleri yakıcı acıdan dolayı bu ismi almıştır. İstilacı bir türdür. Genellikle kuru kalmış topraklarda, az sulanan tarlalarda ve kuru çimenlik alanlarda kolonilerini kuran ateş karıncaları, çoğu karınca türünün aksine ev içlerine girmeyi çok sevmez. Ateş karıncalarının en sevdiği yiyecekler; bahçede veya evin çevresinde ölmüş arı, böcek, kertenkele ve sağlam sebzeler, şekerli gıda maddeleri ile çim tohumlarıdır. Doğada susuz bir toprakta kızıl bir kum tepesi ile karşılaşırsanız muhtemelen bu bir ateş karıncasının kolonisidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hırsız Karınca” title_font_size=”13″]

    Küçük boyutlardaki hırsız karıncalar diğer karınca kolonilerinin yakınlarına yuva yapar ve bu kolonilerin besinlerini, larvalarını ve yumurtalarını çalar. İsimleri de buradan gelmektedir. Hırsız karıncaların besinleri oldukça geniştir, hemen hemen her gıdayı ve mantarı besin olarak tüketebilir. Küçük boyutlarından dolayı kapalı bir kavanoza bile girebilen bu tür, nemli ve rutubetli yerleri sever. Çok hızlı üreme kapasitesine sahip olan altın sarısı rengindeki hırsız karıncaların diğer karıncalar gibi tatlı besinlerle pek arası yoktur.

  • YAŞAYAN EN BÜYÜK CANLI TÜRLERİ

    Gezegenimizi paylaştığımız canlılar arasında öyle türler var ki, ulaştıkları fiziksel boyutları ile en büyük, en ağır ya da en uzun canlı olarak anılıyor. Yaşayan en büyük canlı türlerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Listemizin ilk sırasında 1998’de tesadüf sonucu keşfedilen en büyük organizma yer alıyor. Araştırmacılar, ABD Oregon’daki Malheur Ulusal Ormanı’ndaki 112 ağacın ölümünü araştırırken “Armillaria Ostoyae” yani bal mantarı türünün inanılmaz boyutlara ulaştığını tespit etti. Yaklaşık 9.6 kilometrekare uzunluğundaki bir alana yayılan bu mantar, yer üstünde bir mantar kolonisi gibi gözükse de yer altında tek bir organizmadan oluşuyor. Yaşayan en büyük organizma olan bal mantarı, gezegenimizin devi olurken; büyüklüğünün yanı sıra yaşı ile de şaşırtıyor. Armillaria Ostoyae mantarının 2.400 yaşında olduğu tahmin ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Güneydoğu Asya’ya özgü, Rafflesia Arnoldii olarak da adlandırılan ceset çiçeğinin çapı 1,5 metre ve çiçeğinin ağırlığı 7 kiloya kadar ulaşıyor. Çürüyen ete benzeyen, güçlü bir nahoş koku yayan ceset çiçeği, bitki olmasına rağmen fotosentez yapmıyor. Köksüz ve yapraksız bu çiçek, soyunu devam ettirebilmek için yaydığı koku ile böcekleri polenlerine çekiyor. Endonezya’da ay orkidesi ve beyaz yasemin ile üç ulusal nadir çiçek olarak kabul edilen ceset çiçeği, bildiğimiz tüm çiçeklerden çok farklı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Timsahgiller familyasından olan su timsahları, ortalama 2 ton ağırlığa ve 6,5 metre uzunluğa erişebiliyor ve bu ölçüler onları yaşayan en büyük sürüngen yapıyor. Hem en büyük sürüngen hem de en büyük karasal ve nehir kenarında yaşayan avcı olan su timsahı, kuyruklarından aldıkları güç ile suda uzun sıçrayışlar yapabiliyor; güçlü çene yapısı sayesinde bufalo, maymun, ayı, hatta bazen dev köpek balığı bile avlayabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    General Sherman adıyla da bilinen dünyanın en büyük ağacı sekoya, Kaliforniya’daki Sequoia Ulusal Parkı’nda bulunuyor. Hem çok yaşlı hem de çok büyük olan ağacın yanında insanlar âdeta sincap gibi kalıyor. Boyu 85 metre, gövde çapı ise 25 metre olan “General Sherman”, 2000 yaşında olmasına rağmen yaşayan en yaşlı ağaç değil! Sekoyalar arasında 3220 yaşında olan ağaçlar olduğu bilinmekte…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yaklaşık 150 kilo ağırlığa ve 2,5 metre uzunluğa ulaşan deve kuşu, listedeki diğer canlılar ile kıyaslandığında küçük kalsa da kuş türleri arasındaki en büyük tür olma özelliğine sahip… Bir kuş olmasına rağmen uçamayan deve kuşu, kısa mesafelerde saatte 70 km hıza erişerek hızıyla ve iri cüssesi ile listenin üst sıralarında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    “Mesonychoteuthis hamiltoni” yani dev kalamar, boyutlarıyla diğer omurgasız türler arasındaki en büyük canlı oluyor. 450 kilo ağırlığa ve 19 metreye ulaşan boyu ile korkutucu bir büyüklükte olsa da aslında son derece zararsız, kendi halinde bir canlı… Antarktika’nın soğuk sularının 2000 metre derinliğinde yaşayan bu türü gözlemlemek ise oldukça zor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    “Balaenoptera musculus” yani mavi balinanın yeni doğan bir yavrusu bile 7,5 metre boyunda ve 3 ton ağırlığında oluyor. Yetişkin balinaların boyları 30 metreye yaklaşırken, ağırlıkları 200 ton çekiyor ve bu rakamlar mavi balinayı yaşayan en büyük canlı yapıyor. Hem memelilerde hem su dünyasında hem de kara canlılarında bu boyutlara ulaşan başka bir tür bulunmuyor. Bu dev canlıların dili bile bir fille aynı ağırlıkta olurken, kalpleri ise bir arabanın ağırlığına ulaşabiliyor.

  • SUALTI DÜNYASININ EN İLGİNÇ CANLILARI

    Aklınız karışmasın! Birazdan göreceğiniz fotoğraflar ne bir sanatçının yağlı boya tablosu ne de resim dersinde sulu boyası ile resimler çizmiş küçük bir çocuğun hayal dünyası… Görsellerdeki tüm canlılar daha tamamını keşfedemediğimiz okyanusların sakinleri ve her geçen gün yeni türlerle tanışmaya devam ediyoruz. İşte o canlılar!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Okyanusların derinliklerinde yaşayan bu canlı, rengârenk bir bitki gibi görünse de sualtı dünyasının vahşi hayvanlarından olan deniz solucanı türlerinden bir tanesi…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Endonezya açıklarındaki Bali Adası’nda çekilen bu sualtı fotoğrafında “Bigfin Resif Kalamarı” objektiflere poz veriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Okyanusların en süslü canlılarından olan Beta balığı âdeta dalgalarla dans ediyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Beyni bulunmayan denizanası veya medüz, ismini Eski Yunan Tanrıçası Medusa’dan alıyor ve bu görselde de tıpkı Medusa gibi zehirli saçlarını okyanus akıntısında savuruyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Scorpaenidae ailesine ait akrep balığını hiçbir şeye benzetemesek de aslında o yüzgeçli bir balık cinsi… Hint-Pasifik sularında yaşayan bu canlıların ortalama uzunluğu 17 santimetreye ulaşabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kurbağa veya palyaço balığı olarak literatüre geçen bu türü, Akdeniz hariç hemen hemen tüm tropikal ve subtropikal okyanuslarda görmek mümkün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Sakallı iskorpit (Scorpaenopsis barbata), kesinlikle denizdeki en tuhaf görünüşlü balıklardan biri… Tuhaf görünümü, deniz yosunları ve bitkileri arasına gizlendiğinde kamuflaj görevi görüyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Uzunluğu 60 mm’ye ulaşan bir deniz salyangozu türü olan “Chromodoris Joshi”, kabuksuz bir yumuşakça ve Filipinler, Sumatra, Andaman ve Endonezya denizlerinde yaşıyor.

  • MAVİ BALİNALAR HAKKINDA İLGİNÇ BİLGİLER

    Mavi balina, diğer adıyla gök balina, 150 ton ağırlığı ve 33 metreyi bulan cüssesi ile yaşayan en büyük memeli türüdür. Kuzey Buz Denizi dışında tüm denizlerde yaşamını sürdüren mavi balinalar hakkındaki ilginç bilgileri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Mavi balinaların kafası o kadar büyüktür ki 150 tonluk yetişkin bir mavi balinanın dilinin üzerinde 50 insan aynı anda ayakta durabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yine yetişkin bir mavi balinadan yola çıkarsak 450 kg ağırlığındaki bir balina kalbi, ortalama bir araba ağırlığına denk düşer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sanıldığı gibi mavi balinalar yunuslarla değil, vahşi katil balinalarla akrabadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Fosil kayıtları balinaların atalarının 55 milyon yıldır okyanuslarda yaşadığını gösterir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yeni doğmuş bir balina yavrusu ortalama iki ton ağırlığındadır ve iki ila üç sene annesi ile beraber hareket eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Diatom adlı mikroorganizmalar ile beslenen mavi balinaların gövdesi de ince bir tabaka halinde diatom ile kaplıdır. Bu nedenle balinaların bedeninin alt yüzeyi sarımsı yeşil ya da turuncumsu kahverengi renge bürünür.

  • ISSIZ SULARIN GARİP CANLILARI SÜNGERLER

    Hayvanlar âleminin en ilkel grubu olan süngerler çarpıcı görüntülerinin yanı sıra deniz canlılığı için oldukça öneme sahip sıra dışı canlılardır. Çok hücreli ve omurgasız olan bu canlıların, bugüne kadar tespit edilen beş binden fazla türü vardır. Genel olarak banyo, kişisel bakım malzemesi, temizlik ve cerrahi operasyonlarda kullanılan süngerlerin gizemli dünyasını ve yaşam için önemini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Süngerler su diplerinde; kayalara, zemine ve hayvan kabuklarına yapışarak yaşar. Hareketsiz olan süngerlerin ülkemizde de birçok türü bulunmaktadır. Süngerler, koloniler halinde yaşayan, çok hücreli canlılardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Süngerler, nöron hücresinden ve bunla bağlantılı olarak herhangi bir sinir dokusundan yoksundur. Hareketsizliğinin sebebi de bu yapıya sahip olmamasıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Süngerlerin gonadları yani üreme organları yoktur ancak çoğu sünger türü hermafrodit yani aynı anda her iki cinsiyete de sahip canlılardır. Eşeyli ya da eşeysiz olarak üreyebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ilıman bölgelerdeki süngerler en fazla birkaç yıl yaşar. Ancak bazı tropik ve derin okyanuslarda yaşayan türler 200 yıldan fazla yaşayabilir. Süngerlerin boyu ise birkaç santimetre ile iki metre arasında değişir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Süngerler delikli yapıdadır. Sahip oldukları delikler ve vücut boşlukları sayesinde su pompalayarak denizlerde filtre görevi görürler. Vücutlarına doldurdukları suyun içinde organik atıklar olduğu için okyanusların doğal temizlenme sürecine katkıda bulunurlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Süngerler hareketsiz olmalarından dolayı kolay av olsalar da savunma mekanizması olarak kimyasal bir salgı salgılarlar. Bu salgı, tıp sektöründe kullanılmaktadır. Süngerlerden elde edilen kimyasal maddelerin kanser hücresinin bölünmesini önlediği bilinmektedir. Ayrıca bu kimyasal salgının organ nakli ameliyatlarından sonra ortaya çıkabilecek riskleri azaltıcı yönde etkileri bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Süngerlerin farklı farklı renkleri vardır. Parlak turuncu, kırmızı, sarı, siyah gibi renklerde ve hareketsiz olmaları uzunca yıllar onları bitki sanmamıza sebep oldu.

  • SANKİ MASALLARDAN ÇIKIP GELMİŞ GİBİ: TAVUS KUŞU

    Güzelliğiyle insanları adeta hipnoz eden, sülüngiller familyasına ait olan tavus kuşu uzun mesafe uçabilen, ortalama 15 yıl ömrü olan ve gruplar halinde yaşayan bir kuş türüdür. Antik Yunan’da bir tanrıça simgesi olarak ifade edilen tavus kuşu İslamiyet’e göre mutluluk, bolluk, refah gibi kavramlarla özdeşleştirilir. Bu yazımızda birbirinden ilginç özellikleriyle tavus kuşu hakkında bilgiler listeliyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Tavus kuşlarının dişisi de erkeği de uçabilir; hava koşullarına bağlı olarak ne kadar yükseldikleri değişiyor olsa da bazı tavus kuşlarının uzun mesafe uçabildiği düşünülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Güzelliği ve ihtişamıyla göz dolduran tavus kuşları doğdukları zaman tüysüz olurlar, 3 yaşına kadar tüyleri büyümez ancak sonradan gürleşir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Tavus kuşları genellikle yeşil ya da mavi renklerde olur ancak beyaz olan tavus kuşları da vardır. Bazı görüşler, bu beyaz tavus kuşlarının albino olduğu yönündedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İnsan gözünü anımsatan desenleriyle tavus kuşu tüyünün, nazarı önleyici bir etkisi olduğuna inanılır hatta bazı inanışlara göre kuşun tüyünü üzerinde taşıyan insanlar nazardan korunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Hindistan’da “Ulusal Kuş” olarak ifade edilen mavi tavus kuşuyla ilgili ilginç bir bilgi paylaşalım. Bu eşsiz türün renklerinin canlılığı çok az kuşta vardır ancak buna karşın ayakları çok çirkindir. Bu nedenle mavi tavus kuşunun ayaklarını her gördüğünde yüksek sesle bağırdığı rivayet edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Tavus kuşunun tüyleri çok farklı bir mekanizmaya sahiptir. Yapılan araştırmalara göre tüyler rengini, kristale benzeyen küçük yapılardan alır; yani tüye renk veren pigment değil bu küçük kristali andıran dokulardır.

  • KEDİ SAHİPLENENLERİN BİLMESİ GEREKEN 6 ŞEY

    Kedi, köpek fark etmeksizin tek isteği sonsuz sevgi olan bir canlıyı sahiplenmek, dünyamıza eklenen en güzel renklerden biri olacaktır. Henüz 5 dakikalığına yanından ayrılmış olsanız bile döndüğünüzde sizi yıllardır görmemiş gibi sevinmesi, oyun oynamak için sürekli hazır olması ve yoğun geçen bir günün ardından evde sizi daima mutlulukla karşılaması paha biçilmez bir histir. Eğer bir kedi sahiplenmeye karar verdiyseniz öncelikle söylemek isteriz ki sizi güzel ve neşeli günler bekliyor. Ancak elbette her işin bir zorluğu olacaktır özellikle de alışma sürecinde. Kedi sahiplenmeden önce bilinmesi ve dikkat edilmesi gerekenleri sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kedi sahiplenmek sorumluluk demektir ve bu sorumluluk ömürlük olacaktır. Yavru kediyse gelişimi, yetişkin kediyse mevcut sağlık durumunu korumak için mutlaka çaba sarf etmek gerekecektir. Tatiller, kısa seyahatler hatta günlük planlar bile sorumluluk dahilinde olmalıdır çünkü evde sizi bekleyen bir minik pati vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kedinizin düzenli olarak veteriner kontrolüne gitmesi, kaliteli bir yaşam sürmesi için oldukça önemlidir.  Veteriner kontrolünün ciddi bir gider olduğunun da altını çizelim; hayvan bakımının maliyetli bir durum olduğunu unutmamalı ve maddi anlamda sorumluluğu da alabileceğinize emin olmanız gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sevgi göstermek ve ona yeteri kadar zaman ayırmak da en az mama ve su kadar “hayati” olabilir çünkü sevgi, bir canlının yaşamını kaliteli geçirmesi bakımından çok önemlidir. Sevgiyi ve beklediği ilgiyi alamayan kedi bir süre sonra strese girebilir ki bu durum, ölümcül sonuçlara yol açabilir.  Strese giren kedinin ilerleyen zamanlarda fiziksel rahatsızlıkları oluşabilir örneğin kediniz mama yemeği reddedebilir ya da kendini yalnızlaştırarak etrafa olan ilgisini kaybedebilir. Kedinize ne kadar yoğun olursanız olun günde birkaç saat ayırabilecek misiniz? Bu sorunun yanıtı önemli…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kediler rahatlarına düşkün ve kendi sınırlarını korumayı seven canlılardır. Bu nedenle yaşayacağı evde de konfor ister. Kediniz için mutlaka evinizde özel bir yer ayırmanız gerekir. Kediler için mekân değişimleri genellikle stresli olur; özellikle yetişkin kedilerin bu duruma alışması zaman alabilir. Kedinizi rahat ettirmek için evin en sakin köşesini onun için ayırmanız iyi olacaktır. Bu alana kedi evi ya da tırmalama ihtiyaçlarını giderebileceği bir tırmalama tahtası gibi eşyaları konumlayabilir ve alışma sürecini hızlandırabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Alışma süreci, ilk başlarda sizi en çok zorlayan şeylerden biri olacaktır. Siz nasıl ki evde yeni bir canlının varlığına alışmaya çalışıyorsanız aynı şey kediniz için de geçerli olacaktır. Bu süreçte ani sevgi gösterileri, yüksek ses, kalabalık ortam vb. gibi onu rahatsız edecek şeylerden kaçınmanız gerekir. Kediler çok gürültülü ortamları sevmezler ve bu durum süreci olumsuz etkiler. Bunu önlemek için davranışlarınıza çok dikkat etmeli ve ona yaklaşırken çok sakin bir tavır takınmanız gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kedilerin öz bakımı, yaşam kalitelerini doğrudan etkiler bu sebeple kedinizin bakımına çok dikkat etmeniz gerekir; tüylerini her gün taramanız ve derisini ölü tüylerden arındırmanız önemlidir. Yanı sıra dişlerini kedi diş fırçası ve macunu ile güzelce temizlemeli ve ağız bakımını ihmal etmemelisiniz. Her kedinin ihtiyaç duyduğu bakım sıklığı değişebilir bu nedenle kediniz için en doğru süreci mutlaka veteriner hekiminize danışmanız gerekir.