Etiket: teknoloji

  • MİKROSKOBUN İCADI

    Günümüzde tıp bilimi birçok hastalığın teşhis ve tedavisinde ileri teknolojilerden faydalanarak insanoğlunun sağlıklı bir yaşam sürmesine olanak sağlıyor. Ancak birkaç yüzyıl öncesine kadar insan bedeni uzayın derinlikleri kadar gizemliydi. 16. yüzyılda başlayan optik çalışmalar ile geliştirilen mercekler hem uzayın derinliklerini hem de bedenimizin altındaki evreni keşfetmemizi sağladı. Teleskoba takılan mercekler uzakları, mikroskoplara takılan mercekler ise gözümüzün önünde olmasına rağmen göremediklerimizi görünür hâle getirdi. Mikro dünyaya açılan mikroskopların nasıl icat edildiğini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Antik Romalılar, kenarları ince ortası kalın bir cam parçası ile bir nesneye bakıldığında, o nesnenin daha büyük gözüktüğünü fark ettiler. Sanıyoruz ki bu cam, mikroskop fikrinin tohumunun atılmasına sebep oldu ancak bildiğimiz formuyla ilk mercek, 13. yüzyılda gözlüklerde kullanılması için üretildi ve mikroskopla ilgili ilk somut adımlar bu dönemde filizlendi. Zaten merceklerin mikroskop yapımında kullanılabileceği fikrini ilk ortaya atan da yine bir gözlük üreticisi oldu. Hollandalı Hans Janssen ve oğlu Zacharias Janssen, 16. yüzyıl sonlarında tek bir merceğin nesneleri daha büyük göstermesi durumuna yeni bir fikir daha ekleyerek bir tüpün içerisine iki adet mercek yerleştirdi ve tüpün ucundaki nesnenin 10 kat daha büyük olduğu fark edildi. Böylelikle tarihte bilinen ilk optik mikroskop icat edilmiş oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    1610’da İtalyan Galileo Galilei uzayın derinliklerini incelemek için geliştirdiği teleskobun merceğini bir tüp içerisinde seri olarak yerleştirerek böceklerin bacaklarını ve gözlerini gözlemledi. Ancak mikroskop ile ilgili daha somut çalışmaları 1660’lı yıllarda İngiliz Robert Hooke, Janssen ailesinin bir asır önce icat ettiği optik mikroskobu Londralı bir enstrüman yapımcısı olan Christopher Cock ile gerçekleştirdi ve yeni mikroskobu ile binlerce nesne ve canlıyı inceleme fırsatı buldu. İlk kez karşılaştığı bu mikro dünyadan oldukça etkilenen Hooke, gördüğü tuhaf ayrıntıları çizdiği “Micrograpia” isimli eserini 1665’te yayımladı. Bu kitapta bir mantar türünde gördüğü boş odacıklara “hücre” ismini vererek, biyoloji literatürüne yeni bir terim de kazandırmış oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Hooke’un çalışmalarından bir hayli etkilenen Hollandalı Anton van Leeuwenhoek, 1670’te kendi merceğini geliştirerek nesneleri 270 kat büyüten bir mikroskop üretti. Hücrenin keşfinden sonra yeni mikroskobu ile Hooke, kendi dişinden aldığı örnekleri inceleme fırsatı buldu ve böylelikle diş minesinde gördüğü “mikroorganizmalar”ı keşfetti. Hook’un çalışmalarından 200 yıl kadar sonra 19. yüzyılda Louis Pasteur hasta hayvanlardaki bakteriler üzerinde çalışmalarını yürütürken mikroskoptan faydalandı ve bu sayede mikroorganizmaların hastalıklara neden olduğu gerçeği tıp alanında bir devrim yarattı. Çalışmaları ile bugün bildiğimiz birçok hastalığın aşısını bulan Pasteur, mikrobiyoloji alanının da öncüsü oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    1930’lu yıllarda Alman fizikçi Ernst Ruska tarafından geliştirilen elektron mikroskobunda ışık yerine elektron demeti kullanılıyor. Bu mikroskop, bir milimetrenin dört milyonda biri büyüklüğündeki nesneleri algılayıp ve bunları neredeyse 1 milyon kez büyütebiliyor. 1980’lere gelindiğinde ise Alman bilim insanları Gerd Binnig ve Heinrich Rohrer, taramalı tünelleme mikroskobu geliştirdi. Bilgisayarla kontrol edilen bu mikroskoplarda incelenen yüzeyin çok yakınına birkaç atom büyüklüğünde bir iğne ucu getiriliyor ve bu uçla yüzey arasına küçük bir elektrik potansiyeli uygulandığında aralarından elektrik akımı geçiyor. Taramalı tünelleme mikroskopları örneklerin atom ölçeğinde üç boyutlu görüntülenmesine de imkân veriyor. Bugün kullanılan optik mikroskoplar ise görüntüyü bin kat, daha ileri teknolojilere sahip mikroskoplar ise 2 bin kat büyütebilmektedir.

  • YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI NELERDİR?

    Dünyada var olduğumuz sürece, yaşayabilmek için enerjiye ihtiyacımız var bu nedenle enerjiyi ne kadar verimli kullanırsak geleceğimize de o kadar iyi yatırım yapmış oluruz. Konu enerji ve teknoloji olunca ilk akla gelenlerden biri şüphesiz yenilenebilir enerji kaynaklarıdır. Son yıllarda bu sonsuz kaynakların kullanımıyla birlikte doğa dostu çözümler de hayatımıza girdi. Bu yazımızda yenilenebilir enerji kaynakları hakkında kısa bilgiler paylaşacağız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kendini yenileyebilen ve sonsuz olan enerji kaynaklarına kısaca yenilenebilir enerji diyoruz. Yenilenebilir enerji kaynağı denince akla ilk gelenlerden biri güneş enerjisidir çünkü teknolojinin de gelişmesiyle birlikte artık güneş enerjili sistemleri günlük hayatımızda da sıkça kullanılır olduk. Bu sistemin çalışma prensibi basittir; üretilen enerji, invertörler ile merkezi şehir şebeke sistemine bağlanır bu sayede panellerden üretilen enerji, doğrudan şebeke sistemine iletilmiş olur. Kurulumu kolay ve ömrü uzun olan güneş panelleri sayesinde sonsuz bir kaynak olan güneşten maksimum fayda sağlanır. Güneş enerjisinin kullanım alanlarından birkaçı; tarım alanları, endüstriyel alanlar, günlük kullanım malzemeleri, enerji santralleri vb. gibi alanlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Kullanımı en yoğun olan bir diğer yenilenebilir enerji kaynağı ise rüzgâr enerjisidir. Rüzgârda yaşanan hareketlilik önce mekanik enerjiye ve ardından elektrik enerjisine dönüşür, bu sayede rüzgâr enerjisi elde edilmiş olur. Rüzgâr enerjisi ile hava kirliliği minimuma inerken, iklim değişikliğine karşı önemli bir potansiyel oluşturur. Radyasyon yaymaması temiz ve sonsuz bir enerji kaynağı elde edilmesine olanak sağlar. Evlerde, işletmelerde, park ve bahçe aydınlatmalarında, sulama sistemlerinde rüzgâr enerjisinden maksimum fayda elde edilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yerin derinlerinde bulunan sıcak bölgelerden yeryüzüne doğru yayılan iç ısı, jeotermal enerji olarak adlandırılır. Jeotermal enerji elektrik enerjisi üretiminde, konut ve seraların ısıtılmasında, termal tesislerde kullanılan en önemli enerji kaynaklarından biridir.  Düşük maliyetli ve güvenli olmasının yanı sıra diğer kaynakların aksine daha az tesise ihtiyaç duyar. Üretimi sırasında herhangi bir fosil yakıt tüketimine yol açmadığından son derece güvenli ve çevre dostu olan yenilenebilir enerji kaynaklarından biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Biyokütle enerjisi de yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olarak karşımıza çıkar. Organik maddelerden, çeşitli yollarla elde edilen bir enerji türüdür. Teoride enerji üretimi için kullanılan bitkilerin yeniden yetiştirilmesi mümkündür bu nedenle biyokütle enerjisi için de yenilenebilir enerji kaynaklarındandır diyebiliriz. Biyokütle enerjisi elde etmek için birkaç adım uygulanır. Tarım atıkları, orman organik atıkları, hayvansal atıklar ve benzeri atıklar oksijensiz ortamda çürütülür, bu sayede canlı kaynaklardan enerji elde edilmiş olur. Organik maddelerden elde edilen bu enerji türü, biyokütle enerjisi olarak adlandırılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Hidroelektrik enerjisi, tarım alanında sulama yapmak için kullanılan yenilenebilir enerji türlerinden biridir. Hidroelektrik santrallerinin suyun bulunduğu iki farklı nokta arasındaki potansiyel enerjiyi kullanması ile enerji üretimi sağlanmış olur. Hidroelektrik enerjisi için dünyada en fazla enerjinin elde edildiği kaynak demek mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Teknolojinin gelişmesiyle okyanus enerjisi kavramını da hayatımıza dâhil ettik. Yenilebilir enerji kaynakları denince belki ilk akla gelenlerden biri değildir ancak okyanus enerjisi de çok önemli bir kaynaktır. Denizlerde ve okyanuslarda oluşan gelgitlere ve dalgalara bağlı olarak enerji üretimi sağlar. Günümüzde çok yaygın olduğunu söyleyemeyiz ancak teknoloji bu hızla ilerledikçe yakında adından sıkça söz edeceğimiz de bir gerçek.

  • Bilgisayar Dünyasının Yeni Seferileri 9 Madde İle Dijital Göçebelik

    Bilgisayar Dünyasının Yeni Seferileri 9 Madde İle Dijital Göçebelik

    Dünya değiştikçe yaşam ve çalışma alışkanlıkları da değişiyor. Ve bu değişimlerin birçoğu elbette dijital dönüşüm sonucunda hayatımıza giriyor. İşte son zamanların en çok konuşulan, en çok merak edilen konularından biri dijital göçebelik. Bu kavram nedir, ne değildir anlatan 9 maddelik listemiz sizi bekliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dijital Göçebelik Plaja Ofis Kurmak Demek Değildir” title_font_size=”13″]
    çim

    Çoğu kişi dijital göçebeliği bilgisayarını kucağına alıp bir şezlongda güneşlenmek olarak görse de gerçekler bundan çok daha farklı. Dijital göçebeler istedikleri yerden çalışabiliyor fakat ilk olarak her yerde internetin olmaması gibi teknik sebepler nedeniyle, en azından çalışmaları gereken saatler içinde, plajda keyif sürmeleri pek de mümkün olmuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dijital Göçebe Olmaya Uygun Meslekler” title_font_size=”13″]
    laptop

    Bu modern seyyahların geçim kaynağı genelde dijital teknolojiler alanında yer alıyor. Reklam, iletişim, yazılım ve dijital pazarlama gibi alanlarda çalışanların ve tabii ki yazarların dijital göçebeliği en çok seçenler arasında olduğunu söyleyebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dijital Göçebeliğe İlk Adım” title_font_size=”13″]
    laptop, kahve, gözlük, work

    Dijital göçebe olmak için ofis dışından da yürütebileceğiniz daha doğrusu internet olan her yerde yapabileceğiniz bir işe sahip olmanız gerekiyor. Eğer bu tarz bir iş deneyiminiz yoksa tam zamanlı işinizin yanı sıra serbest işler yapmak suretiyle alana giriş yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Göçebe Öğrencilik” title_font_size=”13″]
    student

    Göçebe bir hayat sürmenin bir diğer yolu da klasik bir üniversite yerine internet üzerinden eğitim veren üniversitelerden birinde okumak. Böylece bir dijital göçebe olmak konusunda ilk adımı okul yıllarında atabilirsiniz. Unutmayın ki ağaç yaşken eğilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bütçenize Göre Şehirler” title_font_size=”13″]
    travel, traveller

    Dijital göçebe olmak demek dünyanın istediğiniz şehrinde yaşayabilmek demek; bu durumda, siz de gelirinize göre bir seçim yapabilirsiniz. 1000 doların altında bir geliriniz varsa Güney Doğu Asya ülkelerini tercih edebilirsiniz. Batı şehirlerine oranla daha ucuz olan bu şehirlerde kısıtlı bir bütçeyle rahat bir hayat sürebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dijital Göçebelik Bir Yaşam Tarzıdır” title_font_size=”13″]
    haritaya bakan adam, map, traveller

    Dijital göçebeliği tercih edenler dünyayı, üzerinde yaşayan insanları ve bu insanların yarattığı kültürleri keşfetmek, hayatına yeni değerler katmak isteyen insanlardır. Yani bir dijital göçebenin olmazsa olmazlarından biri yeniliklere açık olmaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dijital Göçebeler Doğanın Tadını Çıkarır” title_font_size=”13″]
    travel, traveller

    Bir dijital göçebe olmak demek kültürleri olduğu gibi doğayı da tanıma şansı bulmak demektir. Örneğin bir dijital göçebe bir yandan çalışıp bir yandan Avustralya resiflerin keşfedebilir, muson ormanlarında maceralar yaşayabilir veya kuzeyin fiyordlarında gezinebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir Lisan Bir İnsan” title_font_size=”13″]

    Dijital göçebelik anavatanınızda yaşamadığınız sürece yabancı dil bilmeyi ve yeni dilleri öğrenmeyi gerektiren bir yaşam tarzı. Bulunduğunuz ülkenin çarşısında pazarında iletişim kurabilmeniz için yeni diller öğrenmeye meraklı ve istekli olmanız şart.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dünyanın Dört Bir Yanından İş Arkadaşları” title_font_size=”13″]
    travel, traveller

    Dijital göçebelerin de ofis arkadaşları olur çünkü genelde kendileri gibi başka göçebelerle tanışabilecekleri ortak alanlarda çalışırlar. Buralarda hem bir ofis hayatının konforunu hem de sosyalleşme olanağı bulurlar.

  • NESNELERİN İNTERNETİ VE UYGULAMA ALANLARI HAKKINDA KISACA

    Nesnelerin interneti, Amerikan Federal Ticaret Komisyonu tarafından, “günlük kullanımımızda olan nesnelerin, internete bağlanarak veri alıp göndermesi kabiliyeti” olarak tanımlanmıştır. Başka bir ifadeyle, fiziksel nesnelerin birbirleriyle veya daha büyük sistemlerle bağlantılı olduğu iletişim ağıdır. Tanımda geçen “nesne” kavramı çok geniş bir anlama sahiptir. Nesnelerin interneti denince akıllara gelen uygulama alanlarından bazıları şunlardır…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Akıllı şehirler çevreye uyumlu fiziksel ve dijital sistemlerle insanların yaşam kalitesini arttıran; modern, fonksiyonel ve sürdürülebilir bir gelecek sağlayan şehirlerdir. İleri düzeyde yaşamsal teknoloji ile desteklenen akıllı şehirler; akıllı cep telefonları, akıllı aydınlatmalar gibi cihazlardan elde edilen verilerle zaman, enerji ve atıklardan tasarruf sağlar. Günümüzde Londra, Tokyo, Hong Kong, Singapur, Oslo, Amsterdam, Stockholm gibi kentler akıllı şehir olarak değerlendirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Akıllı evler, otomasyon sistemi sayesinde, ısıtmadan aydınlatmaya, güvenlikten elektronik eşyalara pek çok alanı evde olmasanız bile uzaktan yönetebilmenizi sağlar. Akıllı evlerin sağladığı en önemli faydalardan biri yangın, hırsızlık gibi güvenlik sorunlarının önüne geçmesidir. Ayrıca akıllı ev otomatik yönlendirmeler sayesinde daha konforlu bir yaşamı mümkün kılar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Nesnelerin internetinin uygulama alanlarından biri de akıllı mağazalardır. Bu mağazalarda akıllı ekranlar ve sanal gerçeklik gözlükleri ile tüm ürünlerin dijital kopyaları incelenebilir. Müşteri, robot satış danışmanlarının yardımıyla hangi ürünü alacağına hızlıca karar verebilir. Böylece daha pratik ve konforlu bir alışveriş gerçekleştirilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Trafikte konumlarımızın sürekli olarak bir merkezi sisteme iletilmesi de nesnelerin internetinin uygulama alanlarından biridir. Akıllı trafik sistemlerinde, merkezi sisteme gönderilen veriler sayesinde kişilerin hareket bilgileri analiz edilir, böylece o bölgedeki trafik yoğunluğu ve akış hızı belirlenerek, en uygun rota üzerinden ortalama varış hızı ve alternatif rotalar tespit edilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Oldukça şık görünen ve giyilebilir teknoloji ürünlerinden olan akıllı yüzüğe, akıllı telefonunuzla bağlantı kurarak istediğiniz özellikleri yükleyebilirsiniz. Örneğin başka telefon ve tabletlere dokunarak bilgi paylaşabilir, alışveriş sonrası ödeme yapabilirsiniz. Ancak bu ürünün uzun süre açık tutulması güvenlik açısından riskli olabilir, dikkatli kullanılmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    “Akıllı gözlük nedir?” sorusuna zaman zaman, “cep telefonunun gözlük olarak takılması” cevabının verildiğine tanık olabilirsiniz. Bluetooth, Wi-Fi, GPS gibi kablosuz teknolojileri destekleyen, mobil işletim sistemleri bulunan akıllı gözlük, akıllı telefonunuzla kolayca senkronize olur, böylece telefon görüşmelerinizi yapabilir, müzik dinleyebilir, telefonunuzla yaptığınız tüm işlemleri gözlük üzerinden gerçekleştirebilirsiniz.

  • Bilimsel Gelişmelere Yenileri Eklenirken…

    Bilimsel Gelişmelere Yenileri Eklenirken…

    Bilimsel gelişmeler, yenilikler ya da buluşlar tüm insanlığın katkılarıyla ilerlemeye devam ederken Kültür ve Yaşam sayfası son bir yılda gerçekleşen bilimsel gelişmelerden 6 tanesine yer veriyor…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ağır işler yapan robot…” title_font_size=”13″]

    2018’de Tokyo’daki Dünya Robot Fuarı’nda tanıtılan robot, 12 kg ağırlığındaki panelleri depodan alarak inşa edilmek istenen duvara götürüp vidaladı. Japonya’daki Ulusal İleri Bilim ve Teknoloji Kurumu, malzemenin ağırlığına göre kol ve bacaklarının açısını ayarlayabilen “HRP-5P” insansı robotun etrafındaki eşyalara çarpmadan hareket edebildiğini açıkladı ve ekledi: Sırada gemi ve uçak montajı yapacak insansı robot var!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Teknoloji aracılığıyla telepati denemesi…” title_font_size=”13″]

    İnternet bağlantılı “EEG/ Elektroensefalografi” ve “TMS/ Transcranial Magnetic Stimulation”, yani beyin dalgaları aktivitesinin elektriksel yöntemle izlenmesini ölçen teknolojiler kullanılarak dünyada ilk kez birbirinden uzakta iki insan arasında zihinsel aktarım sağlandı. Araştırma ekibi, biri Hindistan’da diğeri Fransa’da bulunan iki kişi arasında “hola” ve “ciao” kelimelerinin teknoloji desteği ile zihinsel geçişlerini başardı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sadece hastalıklı hücrelere ilaç taşıyan hidrojel…” title_font_size=”13″]

    Cole DeForest, George Washington Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümünde bir akademisyen… İlaçların sağlıklı hücrelere zarar vermeden sadece hastalıklı hücrelere ulaşmasını sağlayan programlanabilir biyomalzeme üretti. İlaç, yüzde 90’ı su, kalan kısmı biyopolimer olan ve hidrojel denilen malzemenin içine yerleştiriliyor ve tümör hücrelerine ulaşınca parçalanıp ilacı serbest bırakması sağlanıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Çekirdek ile manto arasında madde aktarımı olabilir mi?” title_font_size=”13″]

    Gezegenimizin 5000 km. derinliğindeki çekirdeğini, yani merkezini incelemek yapısından dolayı çok güç. Son on yıldır bu konuda önemli çalışmalar yapıldı. 2019 yılı başlarında ise bilim insanları çekirdekte nedeni belirlenemeyen erime ile açığa çıkan tungsten elementinin Dünya yüzeyine kadar ulaştığını açıkladı. Bu durum bilim dünyası tarafından oldukça merak edilen çekirdek ile manto arasında madde aktarımı var mı sorusu için önemli bir gelişme olarak kabul ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Buzullardaki etkileşimi ölçecek uydu…” title_font_size=”13″]
    buzullar

    Bilim insanlarının kutup bölgesi ve buz tabakaları hakkındaki görüşlerimizde devrim yaratacak dediği Ice, Cloud and land Elevation Satellite-2, kısaca ICESat-2, 2018’in Eylül ayında NASA tarafından uzaya gönderildi. Sahip olduğu lazer ve sensörler sayesinde buz kütleler üzerinde çok hassas hesaplamalar yapabilen bu uydu sayesinde buzulların küresel ısınmadan nasıl etkilendiğini öğrenebileceğiz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uzay istasyonunda ekosistem çalışması…” title_font_size=”13″]
    bilim

    Dünya dışı yaşam mümkün mü araştırmaları devam ederken, NASA, hemen 2019 öncesi Uzay İstasyonu dışına monte edilen bir cihazla küresel ekosistem araştırmasını başlattı. Dünyamızdaki ormanlarla ilgili en ince ayrıntısına kadar yapılabilecek üç boyutlu gözlemler sayesinde ağaçlarda ne kadar karbon depolanıyor ya da ormansızlaşma iklim değişikliğini nasıl etkiliyor gibi önemli soruların cevapları bulunabilecek.

  • DÜNYADAN SEVİNDİREN EKOLOJİK HABERLER

    Dünyamız sekiz milyara yaklaşan nüfusu ve gelişen teknoloji ile oldukça ileri bir medeniyet seviyesine ulaştı. Fosil yakıtların kullanımı ve artan karbon salınımını engellemek için dünyanın dört bir yanından bilim insanları ve sektör temsilcileri çalışmalar yaparken, her geçen gün sevindirici haberler de peşi sıra geliyor. En dikkat çekici ekolojik gelişmeleri yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Belçika hükümeti daha az karbon salınımı için önemli bir karara imza attı ve işe bisikletle gidilmesini yaygınlaştırmak için ödenek hazırladı. 1 Mayıs 2023’ten itibaren işe pedal çevirerek giden tüm vatandaşlar kilometre başına 0,27 Euro ödeme alacak.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Çin hükümeti Tayvan Boğazı üzerine yaklaşık 10 kilometre uzunluğunda ve yıllık 54 cigavat (GW) elektrik üretme gücü olan “dünyanın en büyük rüzgâr türbini” santralini inşa etmek için çalışmalara başladı. Bu temiz enerji kaynağı, tek başına Norveç’in enerji ihtiyacının fazlasını üretecek kapasiteye sahip olacak.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Maxeon Solar Technologies firması tarafından üretilen güneş panelleri bir kurşun kalemden daha ince ve çatılarda kullanılan diğer güneş panellerinden yarı yarıya daha hafif. Bu teknoloji sayesinde aşırı ağırlık sebebiyle çatılarına güneş panelleri kurulamayan ticari işletmeler ve evler güneş enerjisinden yararlanarak sürdürülebilir enerjiden faydalanabilecek.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Japonya’nın başkenti Tokyo’daki Tokyo Demiryolları’na ait trenler 2022’den itibaren tamamen yenilenebilir enerji ile çalışır hâle geldi. Böylece Tokyo’nun yedi tren hattı ve bir tramvay hizmeti karbondioksit salınımını sıfırlamış oldu.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Bahamalar’da kurulan Coral Vita adlı şirket, iklim krizini önlemek amacıyla türünün ilk örneği olan çiftlikte deniz canlıları için bir sera diyebileceğimiz suni bir havuzda, 50 kat hızla büyüyen bir sistem geliştirdi. Şirket bu sayede senede 1 milyar mercan resifi yetiştirmeyi hedefliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Beton; kömür, petrol ve doğalgazdan sonra dünyaya en çok karbondioksit salan madde. İngiltere’deki bir şirket ise karbondioksit gazını emen bir beton türü geliştirdi. Concrete4Change adlı şirketin yeni geliştirdiği bu beton, atmosferdeki karbondioksiti emiyor ve sera gazı salınımını büyük ölçüde azaltıyor. Eski betonlara eşdeğer güçte beton üretmek için de daha az kaynak kullanılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bir güzel haber de Avrupa’nın en büyük güneş enerji santrallerinin bulunduğu Konya’dan. Konya’da kurulan güneş enerji santralinde tam kapasite elektrik üretimine başlandı. 2 bin 800 futbol sahası büyüklüğündeki santrallerden yıllık 2 milyondan fazla nüfusun elektrik ihtiyacı karşılanacak. Bu sayede de yılda 1.5 milyon tondan fazla karbondioksit salınımı da engellenmiş olacak.

  • YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN METAVERSE

    Hayatımıza girdiği andan itibaren kafamızı oldukça karıştıran metaverse, her geçen gün daha sık karşımıza çıkar hâle geldi. Peki nedir bu metaverse? Medeniyetimizin ulaştığı son noktayı düşünürsek gelecekte bizi nelerin beklediğini anlamamız açısından son çıkan teknolojileri iyi anlamamız gerekiyor. Dijital dünyanın son ürünü metaverse hakkında temel bilgileri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Meta (sonra, öte) ve universe (evren) kelimelerinin birleşiminden doğan metaverse, var olan tüm dijital dünyaları ve bu evrenin kullanıcılarını birbirine bağlayan sanal bir evrendir. Bu kelime ilk olarak 1992’de Amerikalı bilim kurgu yazarı Neal Stephenson’un “snow crash” isimli romanında kullanılmıştır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Parazit (Snow Crash)’te insanların avatarlarının yer aldığı üç boyutlu dünyaya metaverse diyen yazarın bu fikri, metaverse kavramını anlamamız açısından önemli. Bu kurgu hikâye günümüzde artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik ve göz izleme teknolojileri kullanılarak üç boyutlu bir dijital evrende gerçeklik kazanmış durumda.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Metaverse, yaşadığımız maddesel dünyanın dijitalleşmesi ve bu dijital dünyadaki kullanıcıların birbirine bağlandığı 3D evrendir. Bu evrene bağlanmak için, kullanılan bir önceki maddede saydığımız yöntemlerin yanı sıra ek bir cihaz olmadan bilgisayar ve akıllı telefonlarla bağlanmak mümkün. Peki bu dünyada bizleri neler bekliyor?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Sanal olarak oluşturulan avatarlarla yani kullanıcı görünümleriyle oyunlar oynanabileceği gibi; finansal işlemler yapılabilecek, dünyanın bir ucundaki mekâna ya da etkinliğe erişim sağlanabilecek ve belki de uzayın derinlikleri bu sanal gerçeklik ile ziyaret edilebilecek. Yıllar önce soyları tükenen birçok canlı türünün yaşadığı eski dünya, oluşturulan bu üç boyutlu evrende gerçeklik kazanacak.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Halkbank olarak, artırılmış gerçeklik teknolojisi ile bankacılık hizmetlerimizi Metaverse evreninde müşterilerimizle buluşturarak finansal işlemleri bir adım öteye taşıyoruz. Ziyaretçilerimizin cep telefonlarından oluşturdukları avatarları ile bağlandıkları Metaverse Şubemizde kullanıcılar; Çocuk Bankacılığından Genç Girişimciliğe, Bireysel Bankacılıktan Esnaf ve Kurumsal Ticari Hizmetler ile Halkbank Paraf’ın sayısız avantajları hakkında bilgi alma imkânına sahip oluyor.

  • TEKNOLOJİNİN TRENDLERİNİ HAYATINIZA KATIN

    TEKNOLOJİNİN TRENDLERİNİ HAYATINIZA KATIN

    Tüm dünyada markalar, hem teknolojinin gelişen yönlerini kullanmak hem de yaratıcılıklarını ortaya koymak için birbirinden ilginç ürünler çıkarıyor ve böylece hayatımıza her geçen gün yeni bir teknolojik araç katılıyor. Bu araçlardan kimi gerçekten bir ihtiyaca karşılık geliyor kimiyse konfor artırmaya yarıyor… Siz de aşağıdakilere kısa bir göz atarak hangisini kullanışlı bulduğunuza karar verebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kitap için vaktim yok bahanesi tarihe karışıyor” title_font_size=”13″]

    Basılmış kitap bir anlatıcı tarafından yüksek sesle okunuyor ve dijital ortamda kayıt altına alınıyor. Sonra bu kayıt otobüste veya araba kullanırken, mutfakta yemek yaparken ya da gözleriniz kapalı koltuğa uzanmışken dinleyebildiğiniz sesli kitaba dönüşüyor. Sesli kitap, diğer ismiyle audiobook, okuma eylemi yerine dinlemeyi getiren akıllı telefon uygulamalarından biri. Üstelik uçak, metro gibi internetin olmadığı ortamlar için de istediğiniz kayıtları önceden telefona indirebiliyor, oluşturduğunuz sesli kitap kütüphanesinden dilediğiniz an çıkarıp dinleyebiliyorsunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir saatten çok daha fazlası” title_font_size=”13″]

    Giyilebilir teknolojinin geleceğinde neler var bilinmez ama startının akıllı saatlerle verildiğini söyleyebiliriz. Kola takılan bu eşya için neden akıllı saat dendiğine gelince… Çünkü bu cihaz ile fotoğraf çekip ses kaydedebilir, müzik dinleyip yürüyüş sırasında adımlarınızı bile sayabilirsiniz. Ya da saatiniz aracılığıyla ahize kullanmadan telefon görüşmesi yapıp mesaj bildirimleri alabilirsiniz. Saatinizin ekranını bu bildirimleri görecek biçimde ayarlayabilir veya daha sonra kontrol etmek üzere kapalı tutabilirsiniz. Saat mi? Elbette, saatin kaç olduğunu da istediğiniz her an bu akıllı cihazdan öğrenebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Süpürge yapmak hiç bu kadar kolay olmamıştı” title_font_size=”13″]

    Süpürge yapmak için oda oda dolaşmak da bir süre sonra tarihe karışacak gibi duruyor. Çünkü artık bunu sizin yerinize, hatta belki de çok daha titiz biçimde yapabilen otomatik robot süpürgeler var. Bu cihazlar, yatak ya da koltuk altı gibi alanlara rahatça girebiliyor, lazer tarama sistemleri sayesinde ortalığı dip bucak temizliyorlar. En büyük handikapları ise dağınık zeminlerde ilerlemekte zorlanmaları… Büyük evlerde yollarını kaybetme riskleri de var ama markalar bunun önüne geçmek için de haritalandırma sistemine yönelmiş durumdalar. Haritaya göre evde ilerleyen akıllı cihaz, eğer şarjı biterse şarj istasyonuna giderek kendi kendini şarj da edebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Mutfaktaki yeni yardımcınız akıllı bir fırın olabilir” title_font_size=”13″]

    “Teknoloji hayatımızın her yerinde” ifadesinin bile klişe kaldığı zamanlardayız. Gelişmeler hızla yol alırken mutfakların bunun dışında kalması beklenemezdi. Bu alandaki teknoloji sayesinde artık neredeyse pişen yemeğin başında beklemeye bile gerek yok. Çünkü telefonunuzu uzaktan kumanda gibi kullanarak, dışarıdayken de istediğiniz an kapatabileceğiniz akıllı fırınlar bulunuyor. Hatta bu fırınlar yemeği içine koyduğunuz anda kamerası ve sahip olduğu yazılım ile ne olduğunu algılayarak pişme süresini kendisi de belirleyebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Şefkatle uyandırmaya özen gösteren alarm cihazı ” title_font_size=”13″]

    Akıllı alarmlar telefon uygulaması eşliğinde kullanabileceğiniz teknolojik ürünlerdir. Uygulama aracılığıyla istediğiniz saate alarmı kurduğunuzda sizi uyandırır. “Ne var ki bunda, sıradan bir çalar saat bile bu işi yapıyor.” demeyin. Akıllı alarm cihazı, siz irkilerek uyanmayın diye en düşük ses seviyesinden başlayarak alarm verip gözlerinizi panikle değil sakince açmanızı sağlıyor. Kapatmak için cihaza uzanabilirsiniz de ama buna hiç gerek yok, çünkü sensörleri sayesinde tek bir el hareketiyle kapanabiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ara sıra boyut değiştirmek istiyorsanız bu gözlük tam size göre ” title_font_size=”13″]

    İşte, filmdi gerçek oldu diyebileceğimiz bir teknoloji ürünü: VR gözlük, yani sanal gerçeklik gözlüğü. Aslında bu teknoloji tasarımıyla ilgili ilk adımların atıldığı yıllar 1960’lar… Fakat yaygınlaşarak kişisel hayatlarımıza girmesi nispeten yeni. Ekran görüntüsünü daha gerçekçi yaparak kişiyi izlediği ortama dahil etmek, kendini oradaymış gibi hissettirmek sanal gerçeklik gözlüklerinin hedefi. Günümüzde bunu büyük oranda başaran VR gözlük marka ve modelleri de bulunmakta. Bu gözlükler ile film izleyebiliyor, oyun oynayabiliyor, hatta 360 derece açılı kamerayla çekilen canlı maç yayınlarını tribündeymişçesine seyredebiliyorsunuz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Evcil kedi ya da köpeğinizin kaybolmaması için takip cihazı” title_font_size=”13″]

    Dışarıdayken bir an bile ortadan kaybolması evcil hayvanı olanların en büyük kâbuslarından biridir.  Ne mutlu ki tasma yerine takılan GPS takip cihazları ile artık bu korkuların önüne geçmek de mümkün. Takip cihazlarının çok farklı modelleri ve özellikleri bulunuyor, en kolay kullanılabilenler arasında SIM kartla çalışan tasmalar bulunmakta. Bu tasmayı sevimli dostunuza takıyor, akıllı telefonunuza indirdiğiniz ilgili uygulama üzerinden GPS sinyalini takip ederek onu elinizle koymuş gibi olduğu yerde bulabiliyorsunuz.

  • Okyanusta Bir Su Damlası Misali 8 Bilgi

    Okyanusta Bir Su Damlası Misali 8 Bilgi

    Hakkında her şeyi biliyorum deseniz bile aslında henüz hiçbir şey bilmiyorsunuz demektir! Çünkü okyanuslar şimdiye kadar sadece %5’i keşfedilmiş %95’i ise hala gizem perdesiyle örtülü yeryüzü parçalarıdır. Hem su basıncının yüksekliği hem teknolojinin bugünkü seviyesi bu büyük su kütlelerinin araştırılmasını güçleştirmekte… Okyanusta bir su damlası gibi duran bilgilerden 8 tanesini sayfamızda bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]