Etiket: meyve

  • GASTRONOMİK BİR YOLCULUK

    Dünya mutfağı, farklı kültürlerin lezzet hazineleriyle dolu bir mozaiktir. Her bir bölgenin kendine özgü tatları ve yerel meyve-sebzeleriyle hazırlanan salataları hem sağlıklı beslenmenin hem de lezzetli sofraların vazgeçilmez bir parçasıdır. Yazımızda, dünyanın dört bir yanından birbirinden farklı salata tariflerini okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gavurdağı Salatası, Türkiye” title_font_size=”13″]

    Türk mutfağının en lezzetli ve sağlıklı salatalarından olan Gavurdağı salatası, adını Güneydoğu Anadolu’da Toros Dağları’nın bir uzantısı olan Gavur Dağı’ndan alıyor. Bu nefis salatanın lezzeti, sebzelerin taze ve kaliteli olmasına bağlıdır. Bol malzemeli Gavurdağı salatası için gerekli olan malzemeler:

    • 4 adet orta boy domates
    • 1 adet büyük boy salatalık
    • 1 adet büyük kırmızı soğan
    • 2-3 adet acı veya tatlı yeşil biber
    • 1 demet maydanoz
    • 1/2 su bardağı dövülmüş ceviz içi
    • 1/2 su bardağı nar ekşisi
    • 1/4 su bardağı zeytinyağı
    • 1 tatlı kaşığı tuz
    • 1 tatlı kaşığı pul biber
    • 1 tatlı kaşığı sumak

    Yeşil biberleri, domatesleri, salatalığı, kırmızı ve yeşil soğanı küçük küpler halinde doğrayın. Maydanozu ince ince kıyın ve doğradığınız sebzeleri geniş bir salata kâsesine alın. Üzerine dövülmüş ceviz içini ekleyin. Küçük bir kapta nar ekşisi, zeytinyağı, tuz, pul biber ve sumağı karıştırın. Bu karışımı salatanın üzerine dökün ve güzelce karıştırın. Servis ederken üzerine ekstra ceviz içi serpebilirsiniz. Taze ve ferahlatıcı bir lezzet sunan Gavurdağı salatası, özellikle etli yemeklerin yanında mükemmel bir eşlikçidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Tabule, Lübnan” title_font_size=”13″]

    Lübnan mutfağının en sevilen salatalarından biri olan tabule, Akdeniz ve Orta Doğu mutfağının enfes lezzetlerinden biridir. Ülkemizdeki kısırın farklı bir versiyonu olan tabule, Osmanlı döneminde geniş bir coğrafyaya yayıldı ve günümüzde sadece Orta Doğu’da değil, tüm dünyada severek tüketilen salatalardan biri haline geldi. Tabule için gerekli malzemeler şunlardır:

    • 1 çay bardağı ince bulgur
    • 2 çay bardağı sıcak su
    • Yarım demet taze maydanoz
    • 7-8 dal taze nane
    • 4-5 adet yeşil soğan
    • 2 adet büyük domates
    • 1 adet orta boy salatalık
    • 1 adet limonun suyu
    • Çeyrek su bardağı zeytinyağı
    • Tuz
    • Karabiber

    İnce bulguru geniş bir kâseye alın ve üzerine iki çay bardağı sıcak su ekleyin. Bulgurun suyu çekmesi için yaklaşık 15 dakika, ağzı kapalı olacak şekilde bekletin. Maydanoz ve naneyi ince ince kıyın. Taze soğanları, domatesleri ve salatalığı küçük küpler halinde doğrayın. Şişen ve yumuşayan bulguru büyük bir salata kâsesine alın, ardından doğradığınız malzemeleri ekleyin. Ayrı bir kapta limon suyu, zeytinyağı, tuz ve karabiberi karıştırarak sosu hazırlayın ve bu sosu salatanın üzerine dökün. Tüm malzemeleri iyice karıştırdıktan sonra tabuleniz servise hazır. Tatların birbirine iyice karışması için bir süre buzdolabında dinlendirebilir, böylece salatanız daha da lezzetli hale gelebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Caprese Salatası, İtalya” title_font_size=”13″]

    İtalyan mutfağının klasik ve sade lezzetlerinden biri olan Caprese salatası, adını İtalya’nın Capri Adası’ndan alıyor. 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan bu salata, ilk olarak Capri Adası’na tatile gelen kraliyet ailesi ve politikacılara, İtalya’nın renklerini yansıtan bir yemek olarak sunulmuştur. Domatesin kırmızısı, mozzarella peynirinin beyazı ve fesleğenin yeşili ile İtalya’nın bayrağını simgeleyen bu salata, basit ama son derece lezzetlidir. Kolayca hazırlayabileceğiniz Caprese salatası için:

    • 4 adet domates (orta boy veya çeri domates olabilir)
    • 250 gram taze mozzarella peyniri
    • 1 demet taze fesleğen yaprağı
    • 4 yemek kaşığı sızma zeytinyağı
    • Deniz tuzu ve taze çekilmiş karabiber
    • İsteğe bağlı olarak balzamik sirke

    Domatesleri yıkayıp sap kısımlarını çıkarın, ardından doğrayın. Mozzarella peynirini yarım parmak kalınlığında dilimleyin. Fesleğen yapraklarını yıkayıp kurutun. Servis tabağına bir dilim domates, bir dilim mozzarella peyniri ve bir fesleğen yaprağı olacak şekilde sıralayın. Bu işlemi tüm malzemeler bitene kadar tekrarlayın. Salatanın üzerine sızma zeytinyağını gezdirin, ardından deniz tuzu ve taze çekilmiş karabiber serpin. İsteğe bağlı olarak balzamik sirke ekleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Salade Niçoise, Fransa” title_font_size=”13″]

    Salade niçoise, Fransa’nın Nice şehrine özgü geleneksel bir salatadır. Çiftçilerin taze hasat ettikleri ürünlerle hazırlanan bu salatanın kökeni 19. yüzyıla kadar uzanır. Akdeniz mutfağına özgü malzemelerle yapılan Salade niçoise, hem hafif hem de besleyici bir öğün olarak tercih edilir. Salade niçoise için gerekli malzemeler şunlardır:

    • 5-6 yaprak taze marul
    • 2 adet domates
    • 1 adet salatalık
    • 2 adet haşlanmış yumurta
    • 1 adet orta boy kırmızı soğan
    • 200 gram konserve ton balığı
    • 8-10 adet ançüez filetosu (isteğe bağlı)
    • 100 gram siyah zeytin
    • 4-5 adet küçük haşlanmış patates (isteğe bağlı)
    • 1/2 demet taze fesleğen yaprağı
    • 1-2 diş sarımsak

    Sosu için:

    • 4 yemek kaşığı sızma zeytinyağı
    • 1 yemek kaşığı üzüm sirkesi
    • 1 çay kaşığı Dijon hardalı
    • Tuz ve taze çekilmiş karabiber
    • Yarım limon suyu ve rendelenmiş kabuğu

    Domatesleri, salatalığı ve marulu yıkayıp iri parçalar halinde doğrayın. Patatesleri haşlayıp yarım ay şeklinde kesin. Yumurtaları da haşlayıp dört eşit parçaya bölün. Kırmızı soğanı ince halkalar halinde doğrayın ve fesleğen yapraklarını yıkayıp kurulayın. Ton balığını süzün. Geniş bir salata kâsesine domates, salatalık, marul ve patatesleri ekleyin ve karıştırın. Üzerine dilimlenmiş yumurtaları, kırmızı soğan halkalarını, ton balığını, ançuez filetolarını, siyah zeytinleri ve fesleğen yapraklarını ekleyin. Salatanın sosunu hazırlamak için bir kâsede zeytinyağı, yarım limon suyu, rendelenmiş limon kabuğu, sirke, rendelenmiş sarımsak ve Dijon hardalını karıştırın. Hazırladığınız sosu salata ile harmanladıktan sonra kızarmış ekmek dilimleri ile servis edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Som Tam, Tayland” title_font_size=”13″]

    Som tam, Tayland mutfağına özgü geleneksel bir yeşil papaya salatasıdır. Yeşil papaya, taze ve çiğ olarak tüketilen tropikal bir meyve olup “kavun ağacı meyvesi” olarak da bilinmektedir. Keskin ve baharatlı bir lezzete sahip olan som tam için gerekli olan malzemeler:

    • 1 adet küçük boy yeşil papaya (yaklaşık 400 gram)
    • 1-2 adet havuç
    • 2-3 adet küçük boy domates
    • 2-3 diş sarımsak
    • 2-3 adet taze kırmızı acı biber
    • 2 yemek kaşığı kuru karides
    • 2 yemek kaşığı balık sosu
    • 2 yemek kaşığı limon suyu
    • 2 yemek kaşığı esmer şeker
    • 2 yemek kaşığı kavrulmuş yer fıstığı (kabaca doğranmış)
    • 2-3 adet limon yaprağı (isteğe bağlı)

    Yeşil papayayı ve havuçları soyup uzun, ince şeritler halinde rendeleyin veya doğrayın. Domatesleri ve yeşil biberleri küçük parçalar halinde doğrayın ve rendelenmiş papaya ile havuçların üzerine ekleyin. Büyük bir havanda sarımsak ve acı biberleri hafifçe dövün; sarımsakların ve biberlerin biraz ezilmesi yeterlidir. Kuru karidesleri ufalayın ve sarımsak ve biberlerle birlikte salata kâsesine ekleyin.

    Som tam sosu için, bir kâsede limon suyu, balık sosu ve esmer şeker karıştırın. Baharatlarla isteğinize göre lezzetlendirebilirsiniz. Sosu sebzelerin üzerine dökün ve iyice karıştırın. Son olarak, kavrulmuş fıstıkları salatayı servis ederken ekleyin; bu, salatanın son dokunuşu olacak ve fıstıkların kıtırlığını koruyacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Olivier Salatası, Rusya” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde Rus salatası olarak da bilinen Olivier salatası, ilk kez Belçikalı şef Lucien Olivier tarafından 19. yüzyılda Moskova’daki ünlü Hermitage restoranında yapılmıştır. Şefin adını alan bu salata, zamanla Rusya ve eski Sovyetler Birliği ülkelerinde popüler hâle gelmiştir. Geleneksel tariflerde genellikle tavuk göğsü veya jambon da bulunan bu salata için gerekli olan malzemeler:

    • 4 adet büyük boy patates
    • 2 adet havuç
    • 200 gram bezelye (taze veya konserve)
    • 300 gram tavuk göğsü veya jambon
    • 4 adet salatalık turşusu
    • 1 su bardağı mayonez
    • 2 yemek kaşığı hardal
    • Tuz ve karabiber

    Patatesleri ve havuçları yıkayıp kabuklarını soyun, küçük küpler halinde doğrayın ve yumuşayana kadar haşlayın. Haşladıktan sonra süzün ve soğumaya bırakın. Tavuk göğsünü de haşlayıp küçük parçalar halinde dilimleyin. Salatalık turşusunu küp küp doğrayın. Büyük bir karıştırma kabında, haşlanmış patates, havuç, pişmiş bezelye, tavuk göğsü ve salatalık turşusunu bir araya getirin. Ayrı bir kâsede mayonez, hardal, tuz ve karabiberi karıştırın. Bu sosu salata malzemelerine ekleyin ve tatların birbirine geçmesi için nazikçe karıştırın. Olivier salatası genellikle soğuk olarak servis edilir. Buzdolabında bir süre dinlendirdikten sonra, isteğe bağlı olarak taze nane veya dereotu gibi yeşilliklerle süsleyerek servis edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Zaalouk, Fas” title_font_size=”13″]

    Közlenmiş patlıcan ve zengin baharatlarla lezzetlendirilmiş domates ile hazırlanan Fas’ın ünlü salatası zaalouk için gerekli olan malzemeler:

    • 2 büyük patlıcan
    • 4 büyük domates
    • 4 diş sarımsak
    • 1 çay kaşığı kimyon
    • 1 çay kaşığı tatlı kırmızı biber (paprika)
    • 1/2 çay kaşığı acı kırmızı biber (isteğe bağlı)
    • 1 çay kaşığı toz kişniş
    • 1 çay kaşığı tuz
    • 1/2 çay kaşığı karabiber
    • 4 yemek kaşığı zeytinyağı
    • 1 yemek kaşığı limon suyu veya sirke
    • 1/4 su bardağı doğranmış taze kişniş veya maydanoz (süsleme için)

    Patlıcanları yıkayıp, kabuklarını çatalla birkaç yerinden deldikten sonra ızgarada veya fırında közleyin. Közlenmiş patlıcanlar soğuyunca kabuklarını soyun ve içini çatalla ezin. Domateslerin kabuklarını soyup küçük küpler halinde doğrayın. Sarımsakları ince ince doğrayın veya rendeleyin, ardından tavada ısıtılmış zeytinyağında hafifçe kavurun. Doğranmış domatesleri tavaya ekleyin, domatesler yumuşayıp suyunu salmaya başladığında kimyon, tatlı kırmızı biber, isteğe bağlı olarak acı kırmızı biber, toz kişniş, tuz ve karabiberi ilave edin. Karışımı 10-15 dakika pişirin. Ardından közlenmiş patlıcanları da tavaya ekleyin ve tüm malzemeleri iyice karıştırın. Sosun kıvamlı hale gelmesi ve tatların birleşmesi için 10 dakika kadar daha pişirin. Son olarak, limon suyu veya sirkeyi ekleyip karıştırın ve ocaktan alın. Biraz soğumaya bırakın. Servis ederken doğranmış taze kişniş veya maydanoz ile lezzetlendirebilirsiniz. Baharat miktarını damak zevkinize göre ayarlayarak sıcak veya soğuk olarak servis edebilirsiniz.

  • DOĞANIN ŞİFALI MORU: YABAN MERSİNİ

    Sağlığa olan faydaları, düşük kalorili ve bol lifli olmasıyla diyet listelerinde sıkça yer alan yaban mersini, ülkemiz de dâhil olmak üzere pek çok farklı bölgede ve iklimde yetişiyor. Hoş kokusu ve lezzeti ile dikkat çeken mor renkli yaban mersininin faydalarını ve tüketirken dikkat edilmesi gereken noktaları yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yaban mersini, beslenme için zengin bir lif kaynağıdır. C, K, A, E vitaminleri ve B grubu vitaminlerini içerir. Ayrıca içeriğinde demir, manganez, fosfor ve potasyum gibi değerli mineraller bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yaban mersini, mor ve kırmızı renkli bitkilerdeki pigmentlerde bulunan antosiyaninleri, antioksidan görevi gören flavonoidleri içerdiğinden cildin genç görünmesine katkı sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yaban mersini, kan basıncını düşürmeye yardımcı olur. Aynı zamanda göz sağlığını destekleyen ve gece görüşünü iyileştirebilen bileşenler içermesi nedeniyle II. Dünya Savaşı’nda İngiliz pilotlar tarafından gece görevleri öncesi tüketildiği söylenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Düşük kalorilidir ve besin değeri yüksektir. Taze yaban mersini fazla tüketilirse müshile sebep olabilir; ayrıca içeriğindeki salisilik asit aspirinde de bulunur ve kan sulandırıcı etkisi vardır. Bu duruma karşı hassasiyeti olanların doktor görüşü aldıktan sonra tüketmesi tavsiye edilir.

  • ERİK VE ERİKLİ LEZZETLER

    Yaz aylarında manav tezgâhlarında yerini alan erik, gülgiller familyasına ait oldukça lezzetli meyvelerden biridir. Ülkemizin hemen hemen her yerinde rahatlıkla yetişen eriğin anavatanı Anadolu topraklarıdır. Ekşisi, tatlısı, yeşili, kırmızısı, moru derken pek çok türü olan erik, meyvelerini ilkbaharda verir ve tüm yaz sofralarımızda yerini alır. Sağlık açısından pek çok faydayı içinde barındıran erik, bazı tariflerde de başrol oynar. Özellikle erikle yapılan etli yemekler Osmanlı’dan günümüze popülerliğini koruyarak gelmeyi başarmıştır. Bugün sizlerle erikli birkaç farklı lezzet paylaşacağız ancak öncesinde erikle ilgili birkaç bilgi verelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Dünya üzerinde iki binden fazla erik türü olduğunu biliyor muydunuz? Ülkemizde en bilinen erik çeşitleri; papaz eriği, mürdüm eriği, can eriği, tatlı üryaniyken, dünyada bu çeşit çok daha fazlalaşıyor. Özellikle süs eriği olarak da bilinen kiraz eriği ilginç erik türlerinden biridir. Türkiye’nin başta Ege, Marmara ve Akdeniz Bölgesi olmak üzere hemen her yerinde yetişebilen erik, nemli ve mineral bakımından zengin olan sıcak toprakları sever.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Vücutta alkali seviyesinin korunması, bağışıklık bakımından oldukça önemlidir. Erik bu noktada ciddi bir görev üstlenir; organik asit içeriği oldukça güçlüdür bu sayede vücudun alkali seviyesinin korunmasını sağlar. Diyet dostu olarak da bilinen erik, iyi bir ara öğün de olabilir. Güçlü bir posa kaynağı olmasından dolayı bağırsak sağlığımıza ve kan şekeri dengemize olumlu katkılar sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Ekşi ve tatlı lezzetleri bir arada sevenler için vereceğimiz tariflerden bir tanesi erikli turta. Önce çekirdeklerini çıkarttığınız erikleri rondodan geçirin, üzerine şeker ekleyin ve bir kapta karıştırarak pişirin. Klasik bir turta hamuru hazırladıktan sonra içine erikli harcı ilave edin ve hamura şekil vererek fırına atın. Erikli turtanız hazır!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Erik ve tavuk etinin bir arada olduğu lezzetlere Osmanlı mutfağından aşinayız. Birbirine çok yakışan bu iki lezzeti tek bir tarifte buluşturmak ise oldukça kolay. Önce küçük bir tencereye çekirdekleri ayrılmış erikleri koyun ve üstünü kaplayacak kadar su ilave edin. Erikler yumuşayınca tencerenin kapağını kapatın ve orta ateşte pişirmeye devam edin. Yaklaşık 15-20 dakika sonra ocağı kapatın ve erikleri süzerek bir kaba alın. Tavuk etini dilediğiniz pişirme yöntemiyle pişirdikten sonra üzerine erikleri ilave edin. Baharat ya da seçtiğiniz yeşilliklerle birlikte göz alıcı bir sunum yapabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Erik yalnızca yemeklerin iyi bir işbirlikçisi değil, suyu da en az meyvesi kadar lezzetli! Şahane bir erik suyu ile yaz sıcağında serinlemek istiyorsanız tarif çok basit. Erikleri çekirdekleriyle birlikte bir kaba alın ve üzerine toz şeker ve su ilave ederek kısık ateşte karıştırın. Erikler kaynadıktan sonra ocağın altını kısın ve üzerine bir yemek kaşığı limon suyu ilave ederek 2-3 dakika daha kaynatın. Sonra ocağın altını kapatın ve suyu soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra süzgeç yardımıyla posa ve çekirdeğini  süzdüğünüz erik suyunuzu bir süre daha buzdolabında beklettikten sonra içebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Erikle yapılan pratik tariflerden biri erik marmeladıdır. Seçeceğiniz eriğin mürdüm eriği ya da şeker oranı yüksek bir erik çeşidi olmasına dikkat edin. Erikleri güzelce yıkayın ve ikiye bölüp, çekirdeklerini çıkarın, küpler halinde doğrayın. Tencereye erikleri koyun ve üzerine bir su bardağı kadar toz şeker ilave edin. Kapağını kapatıp 10 dakika suyunu salmasını bekleyin. Sonra üzerine biraz su ekleyin, kısık ateşte pişirmeye devam edin. İçine karanfil ekledikten sonra karıştırın ve yoğun bir kıvam elde edin. Üzerine limon suyunu ekleyip biraz daha karıştırın ve ocaktan alın. Soğuduktan sonra kavanoza aktarın ve ağzını kapatarak muhafaza edin.

  • KARPUZ HAKKINDA İLGİNÇ BİLGİLER

    Bugüne kadar sıkça tükettiğimiz kırmızı karpuzun farklı renklerde de yetiştirildiğini, dünyada 1200’den fazla çeşide sahip olduğunu ya da bilinen en büyük karpuzun tam 159 kg ağırlığında olduğunu biliyor muydunuz? Sevilen yaz lezzetlerinden biri olan karpuz hakkında ilgi çekici bilgileri sizin için listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • Seçimi ve Sunumu Çaba Gerektiren Meyve

    Seçimi ve Sunumu Çaba Gerektiren Meyve

    Tatlı mı tatlı, sulu mu sulu meyve karpuz şerefine bir gün bile belirlenmiş… Gerçi bizim ülkemizde sevdiklerimize ve kendimize karpuz ikram etmek için herhangi bir sebebe ihtiyacımız yok ama aklınızda olsun 3 Ağustos Dünya Karpuz Günü… Nerelerde coşkuyla kutlandığını bilmediğimiz bu günü biz de sizin için sayfamızda kutluyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    5000 yıllık geçmişi olan meyvenin yabanisi Afrika kıtasının güneyinde keşfedilmiş ama karpuz günümüzde en çok Çin sayesinde Uzakdoğu Asya’da üretiliyor. Ülkemiz ise dünyadaki karpuz üretiminde ikinci sırada yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Karpuzu yeşil kabuklu, kırmızı bir meyve diye tarif etmek yanlış olabilir çünkü bazı coğrafyalarda sarı bile olabiliyor. 1200’den fazla çeşidi olan meyve konusunda Türkiye özellikle Diyarbakır karpuzlarıyla dünyaya nam salmış bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kabuğunu kesip içini görene kadar tadından emin olamayacağınız karpuzun seçimi önemli. Hafifçe vurarak tok bir ses duymaya çalışabilir ya da toprağa değen kısmının beyaz değil turuncuya yakın bir renkte olmasına dikkat edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ağırlığı ile öne çıkan bir karpuzu kesmeye çalışırken zorlanabilirsiniz ama bilin ki karpuz dilimlemeyi eğlenceli bir hale getirmek mümkün. Kabuklarını soyarak küp küp doğrayabilir, kabuklarından tutarak yiyebilmek için çubuklar halinde dilimleyebilir ya da bu esnada tamamen kendi yaratıcılığınızı kullanabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Karpuzu çekirdeksiz servis etmek isterseniz birkaç kesim tekniğinden birini deneyebilirsiniz. Bir tanesini hemen anlatalım: Karpuzu enlemesine ortadan ikiye bölün. Sonra bu iki yarımı da ikiye bölerek dört adet üçgen prizma elde edin. Prizmaların çatı kısmını bir santim kadar aşağıdan bıçak yardımıyla boydan boya kesin. Böylece karpuzun çekirdek yüklü kısmına ulaşacaksınız ki hepsini birden rahatça temizleyebilirsiniz. Evet, şimdi istediğiniz gibi dilimleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Çekirdeklerini ayıkladığınız karpuzu sadece dilimleyerek servis etmeniz de gerekmez… Blender aracılığıyla püresini yaptığınız meyveye biraz limon suyu ekleyerek enfes bir yaz içeceği elde edebilirsiniz.

  • KAVUN HAKKINDA İLGİNÇ BİLGİLER

    Yaz mevsiminin alametifarikası kavun, hoş kokusu ve lezzetli aromasıyla yediden yetmişe herkesin sevdiği bir meyve. Güzel tadının yanı sıra sağlığa olan faydaları ve serinletici etkisi ile birçok kişinin favori meyveleri arasında yer alıyor.Çekirdeğini Antik Mısırlılar şifa olsun niyetiyle kuruyemiş olarak tüketirken, kabuğundan turşu yapanlar bile var. Kavunun dikkat çeken özelliklerini yazımızda listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kavun bitkisi, “Cucurbitaceae” yani kabak, salatalık, karpuzun da olduğu familyaya aittir. Büyük yaprakları ve sarı çiçekleri olan tırmanıcı veya sürüngen gövdeli bir bitkidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Asya ve Afrika’dan tüm dünyaya yayılmıştır. Günümüzde de kavun, çoğu tropikal ve subtropikal bölgelerde yetiştirilmektedir. Çin, en büyük kavun üreticisidir. Türkiye ve Akdeniz’in çevresindeki ülkeler de yüksek miktarda kavun üreten ülkelerdir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kavun çiçeklerinin poleni ağırdır ve rüzgârla yeterince dağılmaz. Bu sebeple arılara ve diğer böceklere ihtiyaç duyar. Büyük ticari kavun çiftliklerinde, çiçekler açmadan önce, hektar başına iki ya da üç arı kovanı yerleştirilir ki yeni kavunlar yetişebilsin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kavun, yüksek besin değerine sahiptir: C vitamini, A vitamini, B grubu vitaminleri, manganez, demir ve fosfor gibi mineraller içerir. Ayrıca, potasyum açısından da zengindir, kan basıncını kontrol etmeye yardımcı olur, kalp atışlarını düzenler. Ancak tıpkı karpuz gibi yüksek oranda şeker içerdiğinden özellikle diyabet hastaları sınırlı miktarda tüketmelidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kavunlar toplandıktan sonra olgunlaşmaz, bu yüzden kavunu tam olarak olgunlaştıktan sonra koparmak gerekir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en tatlı kavunu olduğu belirtilen Yubari kral kavunu, en pahalı kavun cinsidir. Sadece Japonya’nın küçük bir bölgesinde yetişir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İyi kavun ağır olur. Bir kavun ne kadar yumuşaksa içi o kadar asitleşmiş ve lezzeti kaçmış demektir. Turfanda kavunlar lezzetsizdir. Kavunu, sezonun başlangıcından bir ay sonra tüketmek gerekir çünkü ancak o zaman lezzetli olur.

  • SIKÇA TÜKETTİĞİMİZ BESİNLERİN pH DEĞERLERİ

    Bir çözeltinin asitlik ve bazlık derecesini tarif eden ölçü birimine pH denir. “Power of Hydrogen” olarak adlandırılan pH, bir çözeltinin 1 litresindeki hidrojen iyon yoğunluğunun ölçüsüne göre asidik ya da alkalik olarak ikiye ayrılır. Saf suyun pH derecesi 7’dir ve bu değer pH nötr olarak kabul edilir. pH’ı 7’den düşük çözeltiler asidik; pH’ı 7’den büyük çözeltiler ise bazik, yani alkalidir. İçtiğimiz sulardan yediğimiz meyvelere kadar tüm gıdaların pH derecesi vardır. Asidik gıdalar vücudun bağışıklık sisteminin düşmesine; yorgunluk, unutkanlık, hızlı kilo alımı gibi sonuçlara sebep olabilir. Alkali beslenme ise bu olumsuz koşulları ortadan kaldırarak sağlıklı bir immün sisteme sahip olmamızı sağlar. Ancak unutulmamalıdır ki bazı besinlerin değerleri 7’nin altında asidik olsa da diğer besinlerle beraber tüketildiğinde veya vücudumuza girdiğinde alkali olabilir. En sık tükettiğimiz besinlerin pH değerlerini ve etkileşimlerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Yüksek C vitaminiyle yararlı besinler listesinde ilk sırada yer alan limon, 2.2 ile 3 arasındaki pH seviyesiyle sürpriz şekilde asidik bir meyve olarak karşımıza çıkıyor. Ancak limon, sıra dışı bir duruma da sahip; limon asidik bir madde olmasına rağmen limon suyu alkalik bir içecek.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yüzyıllardır şifasından faydalanılan balın pH derecesi arıların hangi çiçeklerden beslendiğiyle çok alakalı. 3.9 ile 6.1 arasında değişen pH seviyesiyle bal, asidik besin kategorisinde yer alırken; ılık su ile karıştırılan bal ve limon suyu mide asidini nötralize ederek alkali hâle gelir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Yüksek miktarda lakopen içeren ve faydaları saymakla bitmeyen domatesin ortalama pH değeri 4 ile 4.5 arasındadır. Zayıf bir asit oranına sahip domates suyunu daha alkali hâle getirmek için suyuna bir miktar mineral suyu eklenebilir ya da yüksek oranda alkali olan Himalaya tuzu ile birlikte tüketilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yoğurt 4 ile 4.5 oranındaki pH derecesiyle asidik besin kategorisindedir. Ancak birlikte tüketildiği besinlerle beraber asit dengesini sağlamaya yardımcı olan yoğurdun süzülen sarı renkli suyu ise alkalidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yeni yumurtlanan bir yumurtanın pH değeri 7.6 ile 8.5 değerleri arasındadır. Yumurtanın sarısı ise 6.4 ile 7 seviyesindedir. Bunun nedeni yumurtlandıktan sonra yumurta sarısındaki proteinde yaşanan su kaybıdır.

  • 7’DEN 77’YE SEVMEYENİ OLMAYAN BU MEYVEYLE NELER YAPILABİLİR?

    Kabuğu soyulduğu an alınan o kokunun davetkârlığı çocuklar için de yaşlılar için de aynıdır. Yanına hafif tadı, damakta eriyen dokusu ve insan bedenine faydaları da eklenenince kıymeti daha da artar. Türkiye’de en çok Akdeniz Bölgesi’nde, orada da en çok Mersin’in Bozyazı ile Anamur ilçelerinde yetişir. Aşağıda bu vazgeçilmez lezzetin eşlik edebileceği tarifleri sıraladık. Siz ister aşina olduğumuz sarı kabuklu muzla ister kırmızlı kabuklu çeşidiyle yapın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • VİŞNE VE VİŞNELİ LEZZETLER

    İlkbaharın ılık havasıyla tezgâhlarda yerini alan vişneyi, yaz boyu pek çok tarifin başrolünde görmek mümkün. Bu yazımızda anavatanı Hazar Denizi civarı olan vişne ve vişne ile yapılan lezzetli tariflerden bahsedeceğiz. Öncesinde ilginç bir bilgi ile başlayalım; bir avuç vişnenin ya da taze sıkılmış vişne suyunun, vücut ağrılarını azaltabilecek güçte olduğunu biliyor muydunuz? Detayları yazımızda bulabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”C Vitamini Deposu” title_font_size=”13″]

    C vitamini denince akla ilk portakal, limon, mandalina gibi meyveler geliyor olsa da vişne de oldukça güçlü bir C vitamini kaynağıdır. Ortalama 200 gram kadar vişne, günlük almamız gereken C vitamini ihtiyacımızın yaklaşık %40’ını karşılayabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hafızayı Güçlendirir” title_font_size=”13″]

    Yapılan araştırmalara göre günde bir bardak vişne suyu içmenin hafıza üzerinde olumlu etkileri var. Özellikle unutkanlığa iyi geldiği düşünülür. Ancak işin ucunda sağlık olduğu için bu tarz meyveleri günlük beslenme rutininize eklemeden önce doktorunuzdan onay almanız daha doğru olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Vişneli Çıtır Yufka” title_font_size=”13″]

    Yufkalı lezzetler, mutfağımızın olmazsa olmazlarındandır. Kimi zaman börek, kimi zaman tatlı derken karşımıza onlarca farklı tatta tarif çıkar. Yufka ve vişneyi bir arada denediniz mi? Yufkaların üzerine eritişmiş tereyağını bir fırça yardımıyla sürdükten sonra vişne püresini yufkanın kenar kısmına koyun ve rulo halinde sarın. Yufkaları fırında çıtır bir hale getirdikten sonra üzerine pudra şekeri serperek servis edebilirsiniz. Birbirine çok yakışan bu iki lezzet, çay sofralarının vazgeçilmezi olmaya aday.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Vişneli Tarçınlı Kek” title_font_size=”13″]

    Vişne ve tarçın bir araya gelip kek kalıbının içinde buluştuğunda ortaya sıra dışı bir lezzet çıkıyor. Vişneli tarçınlı kek, farklı kek tarifi denemek isteyenler için lezzetli bir alternatif olabilir. Üstelik yapımı da pratik! Vişne hariç tüm malzemeleri yoğurun ve sert bir hamur elde edin. Vişne çekirdeklerini ayıklayın ve hamurun içine gömün. İsterseniz çekirdekleri ayıklarken çıkan vişne suyunu da hamurun üzerine ekleyebilirsiniz. Hazırladığınız hamuru fırına atın ve şahane kokuların çıkmasını bekleyin!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Vişneli Hamur Tatlısı” title_font_size=”13″]

    Vişneli tariflerin içinde belki de en dikkat çekenlerden biri hamur tatlısı olabilir. Vişneli hamur tatlısı, pratik ve farklı lezzetler arayanlar için ideal olabilir. Her bir hamur bezesini açın ve halka şeklini verin. Her halkanın ortasına mantı yapar gibi vişne koyun ve kapatın. Kaynar suda pişirdikten sonra isterseniz üzerine yine vişnelerden yapılan bir sos ilave edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Vişneli Kremalı Puf” title_font_size=”13″]

    İçi dolgulu, puf gibi kabarık bir lezzet istiyorsanız bu tarif tam size göre! Önce bir pastacı kreması hazırlayın ve soğumaya bırakın. Klasik bir kurabiye hamuru yaptıktan sonra önceden ısıtılmış fırında 15 dakika kadar hamurları pişirin. Hamur soğuduktan sonra içini, hazırladığınız krema ile doldurun. Hamurun içine vişneleri serpin. Arzuya göre vişnenin suyunu da harcın içine katabilirsiniz.

  • OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE HOŞAF VE KOMPOSTO TARİFLERİ

    Kültürümüzün temellerinin atıldığı en önemli mutfaklardan biri olan Osmanlı mutfağı, zenginliği, çeşitliliği ve birbirinden özel lezzetleri ile dünya mutfakları arasında önemli bir konumda. Osmanlı mutfağı denince pek çok çeşniden söz etmek mümkün ancak biz bugün işin biraz “tatlı” tarafına eğileceğiz. Osmanlı mutfağının birbirinden lezzetli hoşaf ve kompostolarını paylaşmadan önce bu iki lezzet arasındaki farka kısaca değinelim; komposto taze meyvelerle yapılan bir lezzetken, hoşaf kuru meyvelerle hazırlanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Hafif ekşi tadıyla Osmanlı mutfağının sevilen tariflerinden biri olan vişne kompostosu, yapımı pratik tariflerden biridir. Vişne kompostosu yapmak için önce tencerede su kaynatın ve ardından vişneleri içine atın. Ocağı kısın ve 6-7 dakika kadar vişneleri pişirdikten sonra üzerine şeker ilave edin, şeker eriyinceye kadar ateşte tutun, ocaktan alıp soğumaya bırakın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Eriğin her türlüsü ile şahane lezzetler yapmak mümkün, o lezzetlerden biri erik kompostosu. Önce bademleri yağsız tavada kavurun ve ardından tencereye su ilave edin, su ısınınca erikleri içine atın. Erikler şişmeye başlayınca üzerine şeker ilave edin. Ateşten almadan önce kavurduğunuz bademleri de tencereye ekleyin ve bir güzel karıştırıp soğumaya bırakın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Osmanlı mutfağının sevilen hoşaflarından biri olan kuru kayısı hoşafını yapmak için önce kuru kayısıları ikiye bölün ve suyla birlikte tencerede orta ateşte pişirin. Kayısılar yumuşadıktan sonra üzerine şeker ilave edin, yaklaşık 15 dakika kadar kaynatın. Üzerine limon tuzunu ekleyin ve 5 dakika daha kaynatıp ocağın altını kapatın. Bademleri sıcak suda bir müddet bekletin ve kabukları ayrıldığında kâseden çıkararak teker teker soyun. Soyulmuş bademleri de hoşafın içinde atın ve soğumaya bırakın. Burada bir püf noktası var; eğer hoşafa az miktar limon tuzu atarsanız kayısılar daha diri duracaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Üzüm kompostosu hem yapımı kolay hem de lezzetli komposto tariflerinden biridir. Önce tencereye su ve şekeri koyun, orta ateşte su kaynamaya başlayınca üzümleri ilave edin. Üzümler şişene kadar pişirmeye devam edin ve ardından soğuğunca kâselere alın. Bademleri güzelce ezin ama hafif ağıza gelir olmasına da özen gösterin. Dövülmüş bademleri kompostonun üzerine atın ve soğumaya bırakın, şahane bademli üzüm kompostonuz hazır!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Tek bir kuru meyve yerine, çeşni yapmak isterseniz o halde karışık kuru meyveli hoşaf tam size göre olabilir. Kuru meyveleri iyice yıkayın, suyla beraber tencereye koyun ve kaynamaya bırakın. Kaynadıktan sonra içine tarçın, karanfil ve şekeri ilave edin, bir süre karıştırın. Yaklaşık 10 dakika daha kaynatın ve ocağın altını kısın, soğuduktan sonra servis edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kızılcık kompostosu yapımı için önce kızılcıkları bir güzel yıkayın ve ardından tencereye koyun.  Üzerine şeker ve su ilave ettikten sonra kaynamaya bırakın. Komposto kaynadıktan sonra 10 dakika daha pişirin. Ilınmaya yakın buzdolabına alın ve soğuk olarak servis edin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    İçinde her lezzeti barındıran, değişik aromaların güzel bir harmanı olan padişah hoşafı, Osmanlı mutfağının ihtişamlı lezzetlerinden bir diğeridir. Padişah hoşafı için önce su ve şekeri bir tencereye alın ve orta ateşte pişirin, şeker eriyince inciri ilave edin. İncir çekirdekleri suyun üzerine çıkınca kabuklarından ayrılmış badem ve Antep fıstığını ekleyin. Yaklaşık 10-15 dakika sonra karanfil, kuru üzüm, doğranmış kayısı ve erik ilave edin. Kuru meyveler şişene kadar pişirmeye devam edin, ardından ocaktan alın ve soğumaya bırakın.