Etiket: meyve

  • KIŞIN HAZIRLAYABİLECEĞİNİZ PRATİK SMOOTHİELER

    Virüslerle savaşmak için bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz gereken soğuk havalarda kış mevsiminde görülen sebze ve meyvelerden değişik şekillerde faydalanabiliriz. Sebze ve meyvelerle hazırlanan smoothie’ler ile A, B, C ve E vitaminlerini alan vücudumuz hastalıklarla savaşacak direnci yakalayacaktır. Lezzetli oldukları kadar fit görünmek isteyenlerin de tercih ettiği smoothie’leri listeledik. Bu smoothie’leri hazırlarken lifli yapısını korumak için meyve ve sebzelerin posasını da bu karışımlara ekleyebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Orman Smoothie ” title_font_size=”13″]

    Antioksidan bakımından oldukça zengin olan yaban mersinli smoothie için bir adet olgunlaşmış muz, yulaf, süt ve bir çay bardağı yaban mersini yeterli olacaktır. Bu malzemeleri blenderden geçirdikten sonra taze bir şekilde tüketilmesi tavsiye edilmektedir. Dilerseniz bu sağlıklı içeceği mevsime göre çilek, ahududu ve böğürtlen ile zenginleştirebilir; gün içerisinde enerjinizi yükseltirken, cildinize de fayda sağlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yeşil Smoothie” title_font_size=”13″]

    Sindirim sistemine faydalı olan yeşil smoothie için malzemeler; üç adet orta boy yeşil elma, 200 gr körpe ıspanak, taze zencefil ve 100 gr yoğurt… Tatlandırmak için bir tatlı kaşığı bal ekleyerek, bağışıklık sistemine de katkı sağlayabilirsiniz. Vejetaryen beslenenler için yoğurt yerine yarım su bardağı demlenmiş yeşil çay tercih edilebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Avokado Smoothie ” title_font_size=”13″]

    Son dönemlerde gittikçe popülerleşen avokadoyu, salatalardan tatlılara pek çok tarifte görmeye alıştık. İçeriğindeki lif, vitamin, mineraller ve tekli doymamış yağ sayesinde oldukça faydalı bir besin olan avokadoyu; yarım yağlı süt, çeyrek yeşil elma ve birkaç yaprak nane ile hazırlayabilirsiniz. Bal ve limon da eklenebilen bu smoothie’yi çok bekletmeden tüketmek daha faydalı olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bal Kabaklı Smoothie” title_font_size=”13″]

    Kış mevsiminin en gözde smoothie’lerinden olan bal kabaklı smoothie’yi isteğe bağlı olarak badem sütü ile hazırlayabilirsiniz. Bir çırpıcı yardımıyla köpürtülen badem sütü ve bal kabağı püresi karışımına bal ya da şurup ekleyebilir; tarçın ve toz zencefille baharatların şifalı dünyasından faydalanabilirsiniz. Servis edilirken üzerine eklenen beş-altı adet kabuksuz kabak çekirdeği göze hitap ettiği gibi, tokluk süresini uzun tutmaya yardımcı olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Portakal Zencefil Smoothie ” title_font_size=”13″]

    Kış aylarının en gözde meyvelerinden C vitamini deposu portakal ile hazırlanan bu smoothie’yi yeşil elma ekleyerek lifli hâle getirebilir ve kan şekerinizin hızlı düşmesini engelleyebilirsiniz. Kabukları soyulan portakal ve elmanın çekirdekleri de temizledikten sonra ince ince doğranan zencefil ve kefirle kıvam alana kadar karıştırılır. Yapımı oldukça kolay olan bu smoothie, enerjinizi yükselteceği için gündüz saatlerinde tüketilmesi tavsiye edilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Badem ve Hindistan Cevizli Smoothie ” title_font_size=”13″]

    Kavrulmuş ya da çiğ bademle hazırlayabileceğiniz bu smoothie’nin en büyük özelliği, uzun süre tok tutma özelliği… Bir kâseye eklenen eşit miktardaki badem ve Hindistan cevizine bir kaşık toz kakao eklenir ve yüksek devirde köpürene kadar iyice blend edilir. Hindistan cevizi suyunu bu karışım için saklayın ve smoothie’nin kıvam alması için yeterli bulduğunuz miktar kadar ekleyin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Pancar Smoothie ” title_font_size=”13″]

    Sindirim sistemini düzenleyen ve iyi bir lif kaynağı olan pancar; karaciğeri arındırması ve iltihap önleyici olmasından dolayı detoks suları listesinde ilk sıralarda yer alıyor. İçeriğindeki betanin ile antioksidan bakımından da zengin olan pancar smoothie’si için öncesinde pancarı bir miktar haşlamanız gerekmektedir. 200 gram haşlanmış pancar, bir tatlı kaşığı taze sıkılmış limon suyu, 100 gram yoğurt, 10 adet maydanoz ve bir parça zencefili blenderden geçirerek hazırlayabileceğiniz bu şifalı içecek için kış aylarının gözdesi demek yerinde olacaktır.

  • BU MEYVELER NASIL SOYULUR? YA BU SEBZELER NASIL AYIKLANIR?

    Özellikle de kimi egzotik meyvelerin nasıl soyulup kesileceği konusu aşılması gereken bir sorun olarak karşımızda öylece durur. Mutfağımızda yer vermediğimiz veya sadece restoranlarda yemeyi tercih ettiğimiz kimi sebzeler de çiğ hâlleriyle bilmeyeni âdeta ürkütür. Elinize aldığınızda ne yapacağınızı, işe nereden başlayacağınızı bilemezsiniz… İşte bu gibi durumlara sebebiyet verebilecek meyve ve sebzeleri masaya yatırdık, nasıl soyulup ayıklanacaklarını bir bir anlattık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Önce ananasın üst ve alt köklerinden yuvarlak ince birer parça kesin. Sonra kesim tahtasında dik konuma getirin ve bıçak yardımıyla kabukları yukarıdan aşağı doğru kesin. Kabuklarını soyduğunuz ananası yatay olarak tahtaya yatırın ve parmak kalınlığında doğrayarak yuvarlak dilimler elde edin. Dilimlerin tam ortasındaki kendini belli eden yuvarlak bölüm sert ve tatsızdır. Yemenin bir sakıncası yoktur fakat dilerseniz bıçak yardımıyla çıkarıp dilimlerinizi ananas halkalarına dönüştürebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Avokadoyu bıçak yardımıyla enlemesine ortadan keserek ikiye ayırın. Ortasındaki büyük çekirdek iki yarım meyvenin birinde kalacaktır, çekirdeği yerinden çıkarın. Ortadan kesme işlemini uzunlamasına da yapabilirsiniz fakat o şekilde çekirdeği çıkarmak biraz daha zorlayıcı olabilir. Kabuğunun içinde yumuşak bir dokuya sahip olan avokadoyu kaşık yardımıyla çıkarın ve dilimleyin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Hindistan cevizinin tepe kısmında üç göz göreceksiniz. Genellikle içlerinden biri kolayca delinebilecek yapıdadır. Sivri bir bıçağın hatta bir tornavidanın ucuyla o zayıf noktayı bulun ve delik açın. Meyvenin suyunu daha sonra içmek üzere bir bardağa boşaltın. Suyunu boşalttıktan sonra tahtaya yatay olarak yatırdığınız Hindistan cevizine bir iki kez çekiç yardımıyla vurarak çatlamasını sağlayın, sonra elinizle ortadan ikiye kırın. Elinizdeki iki yarım meyveyi birkaç küçük parçaya ayırın. Kahverengi kabukları soyarak meyvenin beyaz yumuşak kısmına ulaşın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Mangoyu bıçak yardımıyla ortadan ikiye ayırmalısınız fakat meyvenin ortasında büyükçe bir çekirdek bulunur. Bu yüzden bıçağı çekirdeğe değdire değdire meyvenin etrafında çevirin. Bir turu tamamladığınızda elinizle meyveyi ortadan ikiye ayırın, çekirdek yarımların birinde kalacaktır, yerinden kaşık yardımıyla çıkarın. Elinizdeki yarım meyvenin kabuğunu bir tabak gibi düşünün, tabağın içindeki meyveyi kare dilimlere nasıl ayırırsınız? Bıçağın ucuyla önce uzunlamasına sonra enlemesine keserek minik dilimler oluşturun. Fakat kesinlikle bıçakla kabuğu kesmeyin. Böylece mangonun kabuk kısmından parmağınızla içeri bastırdığınızda dilimler açığa çıkacak ve çatalla tek tek yemeniz kolaylaşacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kerevizin maydanoza benzeyen sap kısımlarını da pırasa gibi doğrayarak tüketebilirsiniz fakat kimilerini düşündüren patatese benzeyen biçimsiz gövdesinin nasıl soyulup kesileceğidir. Bunun için önce sap kısmını keserek gövdeden ayırmalısınız. Kerevizin yuvarlak gövdesini tahtaya yatırarak parmak genişliğinde dairesel dilimlere ayırın. Daha sonra tek tek dilimlerin etrafındaki kabukları soyun ve elinizdeki kereviz parçalarını küp küp doğrayarak yemek için hazır hâle getirin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Kuşkonmazları ortadan ikiye kırmak istediğinizde kendi yerini bilerek olması gereken yerden kırılacaktır. Bu şekilde sap kısımlarını ayırmış olursunuz ve dileğiniz gibi kullanabilirsiniz. Eğer sap kısımlarını tamamen atmak istemiyorsanız alt kısımlarında bulunan koni şeklindeki çıkıntıları temizlemeniz gerekir. Bunun için bir bıçak ya da sebze soyacağı kullanabilirsiniz. Kuşkonmazın pişerken her yerinin eşit yumuşaması için aynı kalınlıkta olması gerekir, bu oranı sebze soyacağı ile sağlamak daha kolay olacaktır. Sonrasında sebzenin alt tarafındaki beyaz kısmını küçük bir miktar keserek atın.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Enginar, yaprakları da yenilebilen bir sebzedir ama siz çanak bölümüne ulaşmak istiyorsanız, önce tepesindeki kök kısmını bir miktar kesmeli, sonra da yaprakları çıkış yönüne doğru kopararak iyice azaltmalısınız. Enginarın kalbine yaklaştığınızı hissettiğinizde keskin bir bıçak yardımıyla sadece kök kısmının etrafını elma soyar gibi soyun. Beyaz kısmını tamamen ortaya çıkarın. Enginarı tahtaya yatırarak uç kısmında kalan yaprakları kendini belli eden yerden bıçak yardımıyla kesip uzaklaştırın. Elinizdeki enginarın gül gibi açılması için parmaklarınızla biraz gevşetin, fakat orta yerine parmağınızı sokmayın çünkü orada dikenli tüyleri bulunur. O tüyleri bir tatlı kaşığı yardımıyla tamamen temizleyin. Artık zeytinyağlı yemeğiniz için çanak enginarınız hazır durumda.

  • YİYECEKLERİMİZDE BESİN KAYBINI AZA İNDİRECEK 8 ÖNLEM

    YİYECEKLERİMİZDE BESİN KAYBINI AZA İNDİRECEK 8 ÖNLEM

    Sebze ve meyveler topraktan ayrıldığı an besin değerini kaybetmeye başlar. Soframıza gelene kadar devam eden sürece biz de farkında olmadığımız bazı alışkanlıklarla katkı sağlarız. Fakat hem bu alışkanlıkların farkına vararak yeni yöntemler geliştirmek, hem de yiyeceklerin besin değerlerinden olabilecek en üst seviyede faydalanmak bazı yönleriyle bizim elimizde. Nasıl mı?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Birçoğumuzun alışkanlığı sebzeleri soyduktan, ayıkladıktan hatta parçalara böldükten sonra yıkama şeklindedir. Oysa doğranmış sebzeler suyla buluştuğunda vitamin kaybına uğruyorlar. Uzmanlar tarafından önerilen sıralama yıkamak, gerekiyorsa soymak ve doğramaktır. Söz konusu olan köklü sebzeler ise doğru olan önce köklerini kesmek, sonra yıkamak ve doğramak şeklindedir. Bu uygulamaların meyvelerin birçoğu için geçerli olduğunu da ekleyelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Oksijen, ısı ve ışıkla buluşan yüzey ne kadar fazla olursa vitamin kaybı da o oranda fazlalaşmakta. Yani siz kestikçe, kesilen yüzeyler havayla temas ederek değer kaybetmekte. Sebzeleri büyük parçalara bölmek bu buluşma oranını kısıtlı tutacağı için oldukça etkili bir yöntem. Bıçak gibi kesici aletlerle ince ince kesilen sebzelerin yapısının bozulduğu da uzmanlar tarafından ifade ediliyor, bu nedenle sözünü ettiğimiz büyük parçalara bölme işlemini mümkün olduğunca el ile yapmak faydalı olacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Elma ve patates kabuğunun yüksek oranda lif içermesi gibi, pek çok besin de vitamin ve minerallerin büyük kısmını kabuğunda bulunduruyor. Bu nedenle yenebilen türdeki sebze ve meyveleri soymamak ama illaki gerekiyorsa olabildiğince ince soymak vücudumuza giren vitamin ve mineral oranını artıracaktır. Bunun için en iyi yöntem, soyma işlemi için bıçak yerine soyma aparatı kullanmaktır. Böylece mutfak işlerinde yetkin olmayanlar bile kabukları incecik soyabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Her yemeğin daha doğrusu her sebzenin kıvamına gelmesi için bir pişirme süresi var. Örneğin ıspanak, kabak gibi sebzeler için 10 dakika yeterli iken fasulye için 20 dakika gerekebiliyor. Fakat gereğinden fazla ısıya maruz bırakmak B ve C vitamini gibi değerleri kolaylıkla kayba uğratıyor. Yemeğinizin pişme süresini kısa tutmalısınız diyerek size bir de öneride bulunalım: Kapağı açık pişen yemek, buharı dışarı salacağı için her zaman daha fazla ısıya ihtiyaç duyar, yemeğiniz pişerken kapağını kapalı tutun ki buhar içeride kalarak sürenin kısalmasına yardımcı olsun.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sebzeler haşlanırken suyuna salınan vitamin ve mineralleri kaybetmek istemiyor ama “bu suyu haşladığım sebze ile servis etmem de mümkün değil” diyorsanız o zaman bu vitaminli suyu salata ya da çorbalarınızda sos olarak kullanabilirsiniz. Ve bu durumu göz önünde bulundurarak daha en başında yemeğinizin suyunu bol tutmayıp haşlayacağınız sebzenin üstünü örtecek miktarda ayarlarsanız, besinin tüm vitaminini suya bırakmasını engellersiniz. Hatta ıspanak, semizotu gibi sebzelere ekstra su eklemeyerek kendi suyunu salmasına ve o suda pişmesine izin vermelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Besinleri gereğinden fazla pişirmenin vitamin kaybına neden olacağını söylemiştik. Bununla birlikte pişirme süreci ıspanak gibi sebzelerde bağlı bulunan kalsiyumun salınmasını sağlar, vücudumuz bu yemeklerden daha fazla mineral absorbe eder. Böylece demir ve magnezyum alımımız artar. Tabii söylediğimiz bütün sebzeler için geçerli değildir, örneğin kansere karşı güçlendirici olduğu bilinen brokoli, beyaz lahana, karnabahar gibi turpgillerin, etkisini gösterebilmesi için mümkünse çiğ yenmesi, fakat şişkinlik yapacağı endişesi taşınıyorsa hiç olmazsa buharda pişirilmesi tavsiye ediliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Bazı besinlerde fazlasıyla bulunan demir minerali o besini yemiş olsak bile sindiremediğimiz için bir işe yaramaz. Oysa ıspanak ya da karalahana, balık veya kırmızı et gibi bol miktarda demir barındıran yiyecekleri limon gibi C vitamini içeren besinlerle bir araya getirdiğinizde birbirleri ile reaksiyona girmelerini ve vücudunuzun demir mineralinden daha fazla faydalanmasını sağlarsınız. Ayrıca yeşilbiber, maydanoz gibi yeşillikler de C vitamini kaynağı olduğu için saydığımız ve sayamadığımız demir zengini yiyeceklere hem fazlasıyla lezzet hem de değer katar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Yazının en başında, sebze ve meyvelerin topraktan sökülüp dalından koparıldıkları an besin değerlerini kaybetmeye başladığını söylemiştik. Dolayısıyla çiğ olarak ya da pişirerek yemek istediğiniz besinler mutfağınıza girdiğinde onları belli koşullarda muhafaza etmeli ve mümkün olduğunca çabuk tüketmelisiniz. Soyduğunuz, doğradığınız sebze ve meyveleri bir an önce yemeli, pişirdiğiniz ya da daha sonra pişireceğiniz sebzeleri buzdolabında 4.5 °C’nin üstüne çıkmayan bir ısıda saklamayı ihmal etmemelisiniz.

  • KURUTULMUŞ HALLERİYLE MEYVELER

    Meyveler, rengârenk görüntüleri leziz mi leziz tatlarıyla vazgeçilmez besinlerimiz arasındadır ve onları sadece mevsiminde değil yaz-kış yiyebilmenin en güzel yollarından biri kurutmaktır. Şimdiye dek hayatınıza dâhil etmediyseniz mutlaka listenizin ilk sırasına almanızı öneririz. Eğer konu hakkında bilgi sahibi değilseniz listemize hızlıca bir göz atabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
  • HURMA HAKKINDA BİLGİLER

    Cennet hurması, Fransız inciri, Laz hurması, Trabzon hurması, Akdeniz hurması, domates hurması, cennet elması, amme, ambe, Japon hurması… Siz bu meyveyi hangi ismiyle biliyorsunuz? Kış aylarının geldiğini net bir şekilde anlamamızı sağlayan meyvelerin başında gelen hurma oldukça tatlı bir lezzete ve pek de alışık olmadığımız bir forma sahip. Faydaları saymakla bitmeyen, sevenin tutkun olduğu, sevmeyenin görünce içinin bir hoş olduğu hurma hakkındaki bilgileri derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde ilk kez 1920’de Fransızlar tarafından Hatay’da yetiştirilen hurma, aslında abanozgiller familyasına aittir ve subtropik iklim kuşağında yetişir. Hurma en çok Akdeniz iklim kuşağında verimlidir ancak Karadeniz kıyılarında da bolca görülmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Ana vatanı Çin ya da Japonya olan hurma ağacının alışageldiğimiz meyve ağaçları gibi bir görüntüsü yoktur. Meyveleri, ağacında olgunlaşmaya başladığında hiçbir yaprağa sahip olmayan hurma ağacı; sadece turuncularla süslenmiş bir yılbaşı ağacına benzemektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    A vitamini açısından oldukça zengin olan hurma, yüksek karbonhidrat ve şeker oranına sahip olduğu için dikkatli tüketilmelidir. A vitamininin yanı sıra C ve B vitaminine de sahip olan bu leziz meyvenin içeriğinde riboflavin, niasin ve tiamin gibi B vitamini çeşitleri bulunur ancak hurmayı daha değerli hâle getiren mineral zenginliğidir. Kalsiyum, potasyum ve fosforu en yüksek oranda içeren meyvelerin başında gelir. 100 gram hurmada 126 kalori bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Birçok meyve, dalından koparıldıktan sonra kısa bir süre içerisinde tüketilmezse çürüme evresine geçer. Ancak hurma, dalında değil, koparıldıktan bir süre sonra tüketilebilir hâle gelmektedir. Sert ve ham bir haldeyken toplanan hurma, serin ve karanlık bir ortamda olgunlaşarak yenilebilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde genellikle Ramazan aylarında tüketilen hurma ile yazımızda konusu geçen hurma aynı isme sahip oldukları için genelde karıştırılsalar da farklı familyaya ait ağaç türünün ürünleridir ve uzaktan ya da yakından herhangi bir bağları yoktur. Fars dilinde hurma, yemiş anlamına gelirken Arapçada kadın anlamına gelmektedir ve bu iki meyveye neden hurma denildiği konusunda net bir açıklama yoktur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Hurma ile pek çok pratik ve sağlıklı tatlı tarifi hazırlanabilir. Bir ya da iki adet hurmayı biraz Hindistan cevizi yağı ve bir çorba kaşığı kakao ile karıştırdıktan sonra kıvam alması için ortalama yarım saat buzdolabında bekletip üzerine yine ham kakao tozu serpiştirerek tatlı krizlerini sağlıklı bir şölene çevirebilirsiniz. Afiyet olsun…

  • 8 Madde İle Sonbaharın Bereket Sembolü Meyvesi Nar

    8 Madde İle Sonbaharın Bereket Sembolü Meyvesi Nar

    Nar, sonbaharla beraber sofralarımıza geri döndü! Gerek bereket sembolü olan haliyle, gerek bilmecelerin, deyişlerin bir parçası oluşuyla kültürümüzde yer edinen meyveyi tam da mevsimi gelmişken 8 madde ile listemize konuk ediyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Nar özellikle C vitamini ve antioksidanlar açısından değerli bir besin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Hem faydalı hem de lezzetli olduğu için bir meyve suyu kokteylinin vazgeçilmezlerinden…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Antioksidan olduğu ve çekirdeği kolajen oluşumunu desteklediği için cilt bakım ürünlerinin de değerli bir içeriği…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Mutfağımızda önemli yeri olan nar, salatalarda, mezelerde, tatlılarda ve hatta sıcak yemeklerde bile sık sık kullanılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Ülkemizde en çok Antalya, Muğla ve Mersin’de yetiştiriliyor. Denizli’nin Irlıganlı kasabasının narları da lezzetiyle meşhur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Hazır gıda olarak da satılan nar ekşisinin ise en makbul olanı doğal yöntemlerle yapılanı…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Narın suyunun uzun süre kaynatılmasıyla elde edilen nar ekşisi salatalara, zeytinyağlılara lezzet katıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Nar bizim kültürümüzde olduğu gibi birçok farklı kültürde de bereketin sembolü…

  • BU BİTKİLERİN AİT OLDUĞU AİLELER ŞAŞIRTIYOR

    Bitkilerde taksonomi yani sınıflandırma şu sıralamaya göre yapılıyor: âlem, şube, alt şube, sınıf, takım, aile, cins ve tür. Ortak özellikleri çok olan yakın cinslerin oluşturduğu topluluğa aile veya familya deniyor. Fakat bazı bitkilerin ait olduğu familyayı duyunca “o aileyle ortak özellikleri ne olabilir ki” demeden edemiyorsunuz. Tabii ki bilimsel anlamda ortak özellikleri yoğun olduğu için o aileye mensuplar ama biz yine de aşağıda kulağa tuhaf gelen bazı bitki-familya eşleşmelerini sıraladık. Şu bilgiyi de söylemeden geçmemek gerekir, bir bitkinin ait olduğu aile sık sık değişebiliyor ve bu da bitkinin zamanla yeni özelliklerinin keşfedilmesi, yeni bitki gruplarının bulunması nedeniyle oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • Sağlıklı Beslenmek İsteyenler İçin Ekim Ayının En Taze 9 Sebze Ve Meyvesi

    Sağlıklı Beslenmek İsteyenler İçin Ekim Ayının En Taze 9 Sebze Ve Meyvesi

    Ülkemizin iklim koşulları ve tarıma uygun, verimli toprakları sayesinde birçok sebze ve meyveyi taze taze tüketme fırsatı buluruz. Gelişen seracılık yöntemleri sayesinde bu sebze ve meyveleri her mevsim tezgâhlarda görüyor olsak da onları yeni hasat edildikleri zaman tüketmek daha sağlıklı bir tercih olacaktır. Karşınızda, içinde bulunduğumuz ekim ayında taze taze tüketebileceğiniz, içerdiği vitamin ve mineraller ile hayatınıza sağlık katacak 9 sebze ve meyve…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Lezzet Bombası İncir” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Salataların, Zeytinyağlıların Potasyum Kaynağı Yer Elması” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sonbaharın Vitamin Deposu Nar” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En Vitaminli Mor: Mürdüm Eriği ” title_font_size=”13″]
    mürdüm eriği
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Lif Kaynağı Lezzetli Yeşil Pırasa” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sonbahar Yağmurlarıyla Gelen Protein: Mantar ” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En Güzel Reçellerin Meyvesi Kızılcık” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Güçlü Bir Antioksidan: Hünnap” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dolmaların, Çorbaların Gizli Kahramanı Pazı ” title_font_size=”13″]
  • GREYFURT VE GREYFURTLU TARİFLER

    Ekşi ve biraz da buruk tadı sebebiyle pek çok kişinin mesafeli durduğu yarı tropikal meyvelerden biri olan greyfurt, Amerika kökenli bir narenciyedir. Dünyada yetiştirilen 20 çeşit greyfurt olduğu bilinir. Greyfurtun beyaz etli, acı ve ekşi çeşitleri çoğunlukla Amerika’da yetişirken, tatlı olan pembe renklileri ise Akdeniz iklim kuşağında yetiştirilmeye daha uygun olduğundan Avrupa’da yaygındır.. Bu yazımızda greyfurtla yapılabilen yemek tariflerinden birkaçını listeleyeceğiz ancak öncesinde greyfurt hakkında kısa bilgiler hazırladık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    A vitamini, kalsiyum ve demir bakımından zengin greyfurtu beslenme rutininize almak için birçok neden bulunuyor. Aynı zamanda yüksek oranda C vitamini içeren greyfurt, cildin kolajen üretimine destek olurken; güneşin verdiği zararı minimuma indirerek, cildi yaşlanmanın etkilerine karşı korumaya yardımcı oluyor. “Süper besin” olarak adlandırılan greyfurtun kalorisi oldukça düşük; 100 gramında 40 kalori bulunuyor. Yağ oranının sıfır olması, bol lifli yapısı ve zengin antioksidanlara sahip olması bu meyveyi sağlıklı besin zinciri piramidinde en tepeye taşıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Greyfurtun kan şekerini dengelediği, kilo korumaya yardımcı olduğu ve sindirim sistemini düzenlediği bilinmektedir. Ancak özellikle tansiyon ve kanser ilaçları gibi ilaçlarla etkileşimde bulunduğunda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilme ihtimali olduğu için greyfurtu tüketirken dikkatli olmalı hatta doktorunuza danışmalısınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Greyfurtun yakıştığı lezzetlerin başında yeşillikler gelir. Özellikle salataya oldukça yakışan greyfurt, diyet listelerinde de kendine yer bulur. Greyfurtlu salata için ihtiyacınız olan malzemeler; pancar turşusu, havuç, elma, nar, roka, göbek ya da kıvırcık salata ve damak tadınıza hoş gelen yeşil yapraklı sebzeler. Önce salatayı bu kadar leziz kılan sosunu hazırlayarak işe başlayın. Bunun için greyfurtun suyu, zeytinyağı, sirke ve balı bir kapta karıştırın. Ardından salata malzemelerinizi bir kaba doğrayın ve üzerine hazırladığınız sosu gezdirin. İsterseniz üzerine tuz ya da farklı baharatlar da ilave edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Greyfurtu acılığından ve ekşiliğinden dolayı yiyemiyorsanız işe biraz tatlılık katmaya ne dersiniz? O zaman greyfurtlu reçel tarifini not edin… Önce malzemeleri hazırlayın: Greyfurt, şeker, tereyağı, limon tuzu ya da limon suyu. Greyfurtların kabuklarını soyun, kabuğun iç kısmında yer alan beyaz zarı güzelce ayıklayın. Meyve kısmını ince ince doğrayın ve toz şekerle beraber su ilave ederek blenderdan geçirin. Doğranmış kabukları derin bir tencereye alın ve üzerine su ilave ederek kaynamaya bırakın. Kaynadıktan sonra süzün ve içinde soğuk su olan bir kaba alın. Blenderdan geçirdiğiniz greyfurtların üzerine doğranmış kabukları ve tereyağını ilave ederek orta ateşte kaynamaya bırakın. Yaklaşık 30 dakika sonra limon tuzunu ya da limon suyunu ilave edin ve 5 dakika kadar daha kaynatıp özdeşleşmesini sağlayın. Ocağın altını kapatın ve reçel ılıdıktan sonra cam kavanozlara dökün.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Greyfurtun yalnızca meyvesini değil, kabuğunu da değerlendirebilir ve şahane bir şekerleme yapabilirsiniz. Bunun için önce greyfurtun kabuklarını soyun ve beyaz zar kısmını iyice ayıklayın. Tencerede su kaynatın ve içine greyfurt kabuklarını atıp 10 dakika kadar haşlayın. Haşlanan kabukları süzün ve bir kenarda soğumaya bırakın. Bir kaba şeker, glikoz, su ilave edin ve karıştırın. Karışım şerbet kıvamına geldiğinde kabukları tencereye atın. Aralıklı olarak karıştırarak yaklaşık 40 dakika kaynatın. Sonra kabukları tekrar süzün ve kurumaya bırakın. Şekerleme kıvamına gelen kabukları pastalarda ve tatlılarda kullanabileceğiniz gibi doğrudan şekerleme olarak da tüketebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Sağlıklı tatlıların olmazsa olmazı chia tohumu ve greyfurt ile yapabileceğiniz oldukça pratik bir tarif için ihtiyacınız olan malzemeler: Badem sütü, chia tohumu, bal, greyfurt, yulaf ezmesi, kakao ve kinoa. Önce badem sütü, chia tohumu ve balı karıştırın, ardından 30 dakika kadar buzdolabında bekletin. Üzerine dilimlenmiş greyfurtu, yulaf ezmesini, kakaoyu ve kinoayı ilave edin. Pratik, lezzetli ve kilo dostu hafif tatlınız hazır!

  • BU MEYVELERDEN ÇOK GÜZEL MARMELAT OLUR!

    Söz konusu marmelat olunca, en çok merak edilen, reçel ile marmelat arasında nasıl bir fark olduğudur. Çok basit! Reçel, meyvelerin küçük küçük doğranmasıyla üretilirken, aynı meyveler marmelat yapımında, ezilir veya püre haline getirilirler. Tıpkı reçel gibi marmelat yapmanın da mevsimi yoktur. Her mevsimin kendine özel meyveleri bulunur ve önemli olan da marmelat yaparken mevsim meyvelerini kullanmaktır. Eğer siz de şimdiye kadar denemediyseniz, şu meyveleri mutlaka bir de marmelat halinde tüketin.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kayısıları ortadan ikiye ayırarak çekirdeklerini çıkartın ve küçük küçük doğrayın. Üzerine şeker ve su ilave ederek, kısık ateşte kayısılar eriyene kadar pişirin. Koyu bir kıvam aldığında limon suyu sıkın ve biraz daha kaynattıktan sonra ocaktan indirin. Blender ile pürüzsüzleştirin ve işte kayısı marmeladınız hazır!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Marmelat yapımında genel mantık yukarıda anlattığımız gibidir. Farklı olan ise meyvelerin kendilerine has özellikleridir. Kullanacağınız meyveleri seçerken olgun, sulu ve tatlı olanları tercih etmeye özen gösterin. Örneğin, mürdüm eriği marmeladı için, daha tatlı olduklarından, iri olanları seçmenizi önerebiliriz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Çilek, oldukça yumuşak bir meyve olduğu için önce robotta püre haline getirebilir, sonrasında su ve şekerle kaynatma aşamasına geçebilirsiniz. Yapacağınız çilek marmeladını, kek ya da kurabiyelerde de kullanabileceğinizi ve böylece lezzetlerinin katbekat artacağını hatırlatalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Mandalinadan marmelat yapmak için dikkat edilmesi gereken husus şudur: Kabuğunu soyduktan sonra, üzerinde kalan beyaz ipliksi dokulardan ve çekirdeklerinden dilimleri arındırmanız gerekir. Bunu yapmadığınız takdirde marmeladınızda acı bir tat belirecektir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Şeftaliyi sadece yazın değil, sonbahar ve kış aylarında da yiyebilmenin en güzel yolu marmeladını yapmaktır. Bu durum tüm meyveler için geçerlidir. Ocaktan indirdiğiniz ve yapımını tamamladığınız marmelatları, ağzını sıkıca kapattığınız kavanozlara koyarak tüm yıl saklayabilir ve tüketebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Nasıl ki mayhoş tadıyla vişne reçelinin yeri bir başkadır, aynı hoşluk meyvenin marmeladı için de geçerlidir. Vişne marmeladını yaptıktan sonra ister pasta ister tart ister kek yapımında kullanın. Ama unutmayın ki dilim ekmeğin üstüne sürülmüş halinin yerini hiçbiri tutmayacaktır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ahududu, diğer adıyla frambuaz marmeladı ise tatlı veya mayhoş diyemeyeceğimiz, oldukça özgün tadıyla farklı bir yere sahiptir. Bu meyveleri ne öncesinde ezmeniz gerekir ne de sonrasında blender ile püre haline getirmeniz. Zaten yumuşak olan meyveler, kaynar kaynamaz istenen kıvama gelecektir.