Etiket: hayvan

  • DENİZİNEKLERİ HAKKINDA İLGİNÇ BİLGİLER

    Memeli olmasına rağmen sadece suda yaşayabilen denizinekleri, heybetli cüssesi ve sevimli suratı ile hayvanlar âleminin en ilginç üyelerinden… Ne yazık ki nesli tükenen çok fazla denizineği türü var. Ancak günümüzde soyunu devam ettiren dört denizineği türü Hint Okyanusu’ndan Asya’ya, Meksika Körfezi’nden Florida açıklarına kadar geniş alanlarda yayılım gösteriyor. Otobur olan bu sevimli canlıların ortalama olarak günde 90 kg su bitkisi, yosun ve suyun üzerine sarkan ağaç yaprakları ile beslenmesi gerekiyor ki iki buçuk metre büyüklüğe, bir buçuk tona ulaşan ağırlığa erişebilsin. Yaşam tarzı ve davranışları hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığımız denizinekleri hakkında en göze çarpan bilgileri listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Günümüzde yaşayan denizineği türlerinin yaşam alanları birbirinden kopuktur. Farklı iki tür hiçbir zaman aynı yerde bulunmaz. Denizineği türleri daima tropik iklimde yaşarken, nesli tükenen “Steller” türünün Kuzey Kutbu ve Bering Denizi’nde yaşadığı biliniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Oldukça şirin bir görüntüye sahip olan denizineklerinin dış kulakları yoktur ve gözleri cüssesine göre oldukça küçüktür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Denizineğinin kafatası su yüzeyinde hava alabilmek için oldukça farklı bir şekilde gelişmiştir. Ayrıca balinalar ve yüzgeçayaklılar yani foklardan sonra üçüncü en büyük deniz memelisi denizinekleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Dişi denizinekleri tüm hayatları boyunca sadece birkaç kez doğum yapar. Bunun nedeni ise yavrularına uzunca bir süre ebeveynlik yapmak zorunda olmalarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Denizineklerinin bugün yaşayan en yakın akrabası fillerdir. Ve memelilerle görmeye alışık olduğumuz kıllar tıpkı fillerdeki gibi denizineklerinde de bulunmaz. Neredeyse kılsızdırlar.

  • EN MİNİK KÖPEK TÜRLERİ

    İnsanlar ve hayvanlar arasında çok derin bir yakınlık ve duygusal bağ var. En sadık dostlarımız olan hatta yuvamızı paylaştığımız aile üyelerinden biri haline gelen sevimli patilerin en minik ırklarını, özelliklerini ve temel bakım ihtiyaçlarını listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Minyatür kaniş olarak da bilinen Toy Poodle, çok enerjik olmasının yanı sıra sadakati ile ünlü. Zekâsı ile şaşırtan ve sevdiklerini korumak söz konusu olduğunda boylarını aşan tepkiler gösteren bu ırkın ağırlığı 3-4 kg arasında değişiyor. Aslında Almanya kökenli olan Toy Poodle, Fransa’da çok popüler olduğu için ülkenin millî köpeği haline gelmiş durumda. Antik Mısır ve Roma dönemindeki eserlerde iri cüsseye sahip avcılık yetenekleri ile ünlü Poodle ırkına ait figürler ve heykeller bulunsa da minik cüsseli Toy Poodle, 16. yüzyılda Avrupa’da yetiştirilmeye başlanmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Şivava olarak telaffuz edilen Chihuahua’lar, 20 cm boyları ve yaklaşık üç kiloluk cüssesi ile dünyanın en küçük köpek ırkları arasında ilk sıralarda yer alıyor. Sahibi dışında yabancılara şüpheci yaklaşan bu köpeklerin hem kısa hem uzun tüylere sahip iki farklı cinsi bulunuyor. İlk olarak Meksika’da yetiştirilen ve kısa sürede ülkenin sembolü haline gelen bu cinsteki köpeklerin kürklerinde katman bulunmadığı için soğuk havalarda giysi ile korunması gerekiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Arkadaş canlısı ve heyecanlı Pug, tıknaz vücudu ve kırışık yüzündeki şaşkın ifadesi ile ünlü. Çin kökenli bu ırkın basık burnu, kaslı beden yapısı, kısa parlak tüyleri en belirgin özellikleri. Çocuklarla ve diğer evcil hayvanlarla iyi geçinen bu köpeklerin ağırlıkları 6 ila 8 kg arasında değişiyor. Bu ırkın bakımı diğer türlere göre biraz zahmetli ve hasta olma riskleri anatomik yapılarından dolayı daha fazla. Evcilleştirilen en eski ırklardan biri olan Pug’lar, 16. yüzyılda Hollandalılar tarafından Japonya’dan Avrupa’ya getirilmiş.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Çin kökenli Shih Tzu, parlak ve yoğun tüylerinin altında asil bir görüntüye ve insan aşığı bir mizaca sahip. Türkçe “Şitsu” olarak telaffuz edilen bu ırk, diğer evcil hayvanlarla da iyi geçiniyor. 4 ila 7 kg arasında değişen ağırlıkları ile sevimli bir kucak köpeği olan Shih Tzu, Tibetan Lhasa Apso ırkı ile yerli Pekingese ırkın melezi. Neşeli, oyuncu, özgür ruhlu ve zekâsı ile ön plana çıkan Shih Tzu’lar, aynı zamanda inatçı karakterleri ile biliniyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Pomeranyalı ya da Pomeranian olarak bilinen bu ırk, sahiplerine olan sadakatleri ile ünlü. Çok tüy dökmeyen bu ırkın bakımı kolay olsa da düzenli taranması gerekiyor. Çocuklarla ve kedilerle iyi anlaşan bu cins köpekler yabancılara karşı sahiplerini koruma içgüdüsünden dolayı agresif tavırlar sergileyebiliyor. Günlük hafif tempo yürüyüş ve evde oynanan oyunlar enerjisini atmak için yeterli oluyor. Pomeranian’ların atası Kuzey Kutbu’nda yaşayan iri yapılı ve güçlü köpekler olan Büyük Pyrenees ile Spitz’e kadar uzanıyor. Ana vatanı, Almanya’nın doğusu ve Polonya’nın batısını kapsayan Pomeranyan bölgesi olan bu ırkın minik cüssesi onların çok iyi bir bekçi köpeği olmasına engel olmuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Popüler ırklar arasında yer alan Pekinez’lerin geçmişi 700 sene öncesine, Çin Hanedanlığı’na kadar uzanıyor. Yoğun tüy yapısı ve yelesinden dolayı aslana benzetilen Pekinez’ler, kısa boylarına rağmen zarif bir beden yapısına sahip. Tüylü ve basık yüzü olan bu ırk; sevgi dolu, cesur ve inatçı mizacı ile tanınıyor. Tüy bakımı diğer ırklara göre daha özen gerektiren bu cinsin düzenli olarak taranmaları gerekiyor. 6 ila 7 kg arasında değişen ağırlıklara sahip olan Pekinez’ler uyumlu ve oyuncu halleri sebebiyle çocuklu ailelerin yuvalarını paylaştıkları ırklar arasında yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Oldukça sevimli bir görünümü olan Morkie, Malt ve Yorkshire ırklarının melezi. Sevdiklerinden ve sahibinden sürekli ilgi bekleyen bu ırk, kucak köpeği olarak da biliniyor. Kalabalık ailelerde daha mutlu olan ve yalnız kalmaktan hoşlanmayan Morkie’ler bağ kurdukları kişileri ve sahiplerini kıskanarak trip bile atabiliyor. Ağırlıkları 2 ila 6 kg arasında değişen bu cinsteki köpekler uzun ve yoğun tüylere sahip olmalarına rağmen tüy dökmüyor.

  • Dünyanın Uzun Uzun Sevilesi Canlıları

    Dünyanın Uzun Uzun Sevilesi Canlıları

    Zürafaların boyları, boyunları, benekleri başta olmak üzere dikkat çekici o kadar çok özellikleri var ki… Bir kısmını sizin için sayfamıza taşıdık.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Gözlerini dünyaya yeni açan bir zürafanın boyu yaklaşık 2 metreyi buluyor. İyi de bu sevimli canlı yetişkinliğinde kaç metre oluyor derseniz; bugüne kadar tespit edilen en uzun zürafa 6 metreye yakınmış.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bir zürafanın sakin sakin etrafını süzüp ağır ağır hareket ettiğine aldanmayın çünkü tehdit anında saatte 52 kilometreyi bulan bir hızla koşabilir. Yeni doğmuş bir zürafa da 10 saat sonra yürümeye hatta koşmaya başlayabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Sadece boyları değil, uzunluğu yarım metreyi bulan dilleri sayesinde de kimseyle paylaşmak zorunda kalmadan en uzun ağaçların yapraklarını yiyebilen zürafalar, en çok akasya ağacını severler ve günde 45 kilogram kadar yaprak yiyebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Zürafalar kocaman bir kalbe sahiplerdir! Öyle ki ağırlığı ve uzunluğu ile kafalarından bile daha büyüktür kalpleri… Çünkü pompaladığı kanın uzun boyunlarını aşıp beyinlerine ulaşabilmesi için kalplerinin çok güçlü olması gereklidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Oturan bir zürafa görmek oldukça zordur. Herhangi bir iş yapmaları de gerekmez çünkü ayakta olmak onlar için en rahat pozisyonlardan biridir. Yavrularını ayakta dünyaya getiren zürafalar iki saatlik bir süreyi ayakta uyuyarak geçirebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Zürafaların boyları kadar heybetli gelen sesler çıkardıklarını sanıyorsanız yanılıyorsunuz çünkü uzun ve narin boyunlarında yerleşmiş güçlü ses telleri yoktur. Çıkardıkları sesin güçsüz olmasının nedeni de ses tellerinin yapısının güçsüzlüğüdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kulakları arasında fark edilmese de zürafalar boynuzları olan hayvanlardır ve şu dünyada boynuzlarıyla doğan tek canlı zürafadır! Dişi ve erkek zürafaların boynuzları birbirinden farklıdır, örneğin dişilerin boynuzları küçük ve tüylüdür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Bu sevimli canlıların desenleri yaşadıkları coğrafyaya göre birbirinden farklı olabilir. Tanzanya ve Kenya’da yaşayan Maasai zürafası, Zambiya ve Angola’da yaşayan Angola zürafası, Kongo ve Sudan’da yaşayan Nubian zürafası birbirinden farklı özellikler gösterebilirler.

  • ZEKÂSI VE YETENEĞİ ŞAŞIRTIYOR

    Hayvanlar arasında alet kullanan nadir türler arasında yer alan su samurları, aynı zamanda bu yeteneklerini baraj yapmak için de kullanır. Besinleri olan midyeyi bir taş yardımıyla açmayı becerebilen bu sevimli canlıların bilinen 13 türü bulunuyor. Su samurları hakkında ilginç bilgileri yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Gelincikgiller familyasından olan su samurları küçük bir bedene ve su geçirmez kürke sahiptir. Su samurunun görme, koku alma ve duyma yeteneği çok hassastır. Kafasının üzerinde yer alan gözleri sayesinde vücudu su altındayken de görmeye devam edebilir. Çevik yüzücülerdir, bacakları kısa olsa da uzun kuyrukları suda hareket etmelerine yardımcı olur, hız kazandırır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Su samuru yalnız yaşar, erkek ve dişiler arasında kuvvetli bir bağ yoktur. Beraber oynayan ya da avlanan su samuru videoları aksini düşündürse de bu birliktelik geçici bir durumdur. Doğduklarında iki aylık olana kadar geçen süreçte annelerinin bakımına muhtaçtır. Bu süreçten sonra yetişkin olan su samuru kendi yoluna gider. Etçil olan su samurları doğaları gereği vahşi olsa da yavruyken insanlar tarafından korumaya alındıklarında âdeta bir kedi kadar evcil ve sevgi dolu olurlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bangladeş’te yerel balıkçılar su samurlarını evcilleştirerek onları balık yakalamada yardımcı olarak kullanır. Su samurları, balıkları ağlara sürükleyerek işleri oldukça kolaylaştırır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Çoğu memelide olduğu gibi su samuru yavrularının da doğduklarında gözleri kapalıdır ve yaklaşık beşinci haftaya kadar gözleri açılmaz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Özel anatomik yapıları sayesinde burun delikleri ve kulak kepçeleri suya daldıklarında otomatik olarak kapanır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Çoğu sucul memelide olduğu gibi su samurunun bedeninde kalın bir yağ tabakası yoktur. Su samurları, vücut ısılarını koruyabilmek için memeliler arasındaki en yoğun kürke sahiptir ve dinlenme halindeyken metabolik hızları, benzer boyutlardaki diğer memelilere oranla üç kat daha hızlıdır. Bu özellikleri onların soğuk sularda bile sıcak kalmasını ve ıslanmamasını sağlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Suyun içinde keyifle ve el ele uyumasıyla ünlü bu şirin hayvanlar, akıntıya kapılmamak için yosun çalılıklarına tırmanır ve etraflarına sarılır, yosunu bedenlerine dolarlar. Böylece yosunlar su samurları için doğal çapa görevi görür.

  • Filler: Duygusal Yardımsever ve Bilge Canlılar

    Filler: Duygusal Yardımsever ve Bilge Canlılar

    Hortumuyla, bir ağacın kökünü topraktan sökebilecek kadar güçlü bir canlıdır fil ama yardıma ihtiyacı olan başka bir fil gördüğünde bırakıp yoluna devam edemeyecek kadar da şefkatlidir. Büyük kulaklarını, koca ayaklarını, kalın derilerini, uzun dişlerini sevmekle kalmayıp saygı da duyduğumuz canlılardır onlar…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Biz insanlara göre devasa görünen bu canlıların yaklaşık ağırlığını tahmin edebilir misiniz? Siz bunu düşüne durun biz kayıtlara geçmiş en büyük filin ağırlığını şuraya not edelim: Tam 10.886 kg.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bir günde ortalama 300 kg. yiyeceğe ihtiyaç duyan filler aynı gün yaklaşık 160 kg. da su tüketirler. Ve o kadar zeki hayvanlardır ki hafızaları sayesinde daha önce kullandıkları su kaynaklarının yerini rahatça hatırlayabilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Söyler misiniz şu yeryüzünde yavru bir filin hareketlerini izlemekten daha keyifli ne olabilir ki? Böylesine sevimli bir yavrunun 22 ay süren hamileliğin ardından yaklaşık 100 kg. civarında dünyaya geldiğini biliyor muydunuz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Fillerin insanlarla ortak özellikleri oldukça fazladır. Örneğin aileleri konusunda oldukça hassastırlar. Özellikle sürülerindeki yaşlı dişi filin bilgeliğine ve önderliğine ihtiyaç duyarlar. Tıpkı insanlar gibi üzülür, kızar ve mutlu olurlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Size bir soru: Bu büyük cüsseli ve güçlü canlıların en çok korktuğu hayvanlar hangisidir? Aklınıza aynı oranda güçlü ve büyük canlıları getirmeyin. Filler minicik olsa da nereden çıkıp geleceği belli olmayan arılardan oldukça korkarlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Fillerin su ile araları çok iyidir. Suyun kokusunu 20 km. mesafeden alabilirler. Onların mutlu olmalarını istiyorsanız bırakın suda oynasınlar, yüzsünler, hortumlarıyla su püskürtsünler…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ne yazık ki her gün yaklaşık 100 fil avcılar tarafından dişleri için öldürülmektedir. 16 yaşında yetişkinliğe adım atan fillerin insan müdahalesi olmayan doğada ise ortalama yaşam süresi 70 yıldır.

  • YAŞAYAN EN BÜYÜK YER SİNCABI: MARMOTLAR

    Avrasya ve Amerika’da yaşayan sevimli marmotlar, yaşayan en büyük yer sincabı türü. Kalabalık koloniler halinde yaşayan marmotların en yakın akrabası gelengiler; ancak marmotlar bu türden çok daha tombul. Ana besin maddesi çayır otları, böğürtlensi meyveler, kök, yosun ve çiçekler olan bu otçul ve sosyal türün ilginç özelliklerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Dağ tepelerinde yaşayan ve soğuk ortamlara uyum sağlayan marmotlar, bilinen en büyük yer sincaplarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Soğuk ve sert geçen 7-8 ay boyunca yer altına kazdıkları yuvalarda kış uykusuna yatan marmotlar, bu süreçte vücut ağırlıklarının yüzde kırkını kaybeder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Uyandıklarında ise yapmaları gereken çok iş var. Hızla üreyip yavrularını büyütmeli ve bir sonraki kış bastırmadan kaybettikleri kiloları tekrar kazanmalılar. Yani, senenin dörtte birinde kilo almak için çabalayıp dörtte üçünü uyuyarak geçiriyorlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kışların gittikçe kısalması sonucu marmotlar, kış uykusundan yaklaşık senede bir gün daha erken uyanıyor ve dolayısıyla daha erken yavruluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Yavru erkekler birinci yaşlarını doldurdukları an, koloninin lideri baskın erkek tarafından pek de nazik olmayan bir şekilde koloniden kovulur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Avrupa ve Asya’nın dağlık kesimlerinde yaşayan marmot türleri olmasına karşın ülkemizde yaşayan marmot bulunmaz. Boy olarak çok daha ufak bir yer sincabı olan gelengiler, marmotların Türkiye’deki en yakın akrabalarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kuzey Amerika’da yaşayan marmotlar, çayır köpeklerine çok benzemektedir.

  • DEV PANDALAR HAKKINDA İLGİNÇ BİLGİLER

    Kocaman cüsselerine rağmen dünyadaki en sevimli canlılardan olan pandaların bilimsel adı “Ailuropoda Melanoleuca” olsa da bizler onları dev panda olarak biliyoruz. Ayıgiller familyasından olan pandaları diğer bir panda türü olan küçük (kızıl) pandadan ayırt edilebilmek için ana besin kaynağı olan bambudan ilhamla bambu pandası olarak da anılmaktadır. Ne yazık ki bu türün nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır ve Çin hükümeti tarafından özel yasalarla uzun zamandır koruma altındadır. Videolarını izlerken kahkahalara boğulduğumuz sevimli dev pandaların ilginç özelliklerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Pandaların cüssesi çok büyük olsa da yeni doğan bir panda yavrusu sadece 100 gr olarak dünyaya gelir. Başka hiçbir memelinin yavrusu yetişkinlerinden bu derece küçük değildir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bir panda yavrusu, 1 buçuk yaşına geldiğinde ortalama 55 kg ağırlığa ulaşır ve annesinin koruma ve bakımına ihtiyaç duymaz. Artık bambu yiyebilecek kadar güçlü ve sert dişleri vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Pandalar günün 14 saatini bambu yiyerek geçirir. Bambu filizi ve bambu yaprakları ile beslenen pandaların diyetinin %99’unu bambu oluştururken, nadiren de olsa balık tükettikleri görülmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Vahşi yaşamda maalesef ki sadece 2 bin tane panda bireyi vardır. 240 birey ise koruma altına alınmıştır ve bakımları özel olarak yapılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Doğada yaşayan vahşi pandaların ömrü yaklaşık 20 yıl, koruma altına alınan pandaların ömrü ise 30 yıldır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Çin’de panda öldürmenin ağır cezası vardır. 1960’larda panda avcılığı yasaklanmıştır. 1987’de idam ve ömür boyu hapis ile cezalandırılırken, günümüzde ise 10 ile 20 yıl arasında hapis cezası uygulanmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Fosil kayıtları pandaların 2-3 milyon yıl önce ortaya çıktığını göstermektedir.

  • HANGİ HAYVAN NEREDE YAŞIYOR?

    HANGİ HAYVAN NEREDE YAŞIYOR?

    Her canlının evim evim güzel evim dediği bir güvenlik alanı illa ki var… Bu alanların kimi özenle inşa edilmiş bir yapı, kimi özellikle tercih edilmiş bir doğa parçası, kimi gelip geçici, kimi ömürlük… Bazı canlılar da var ki ev yapımındaki gayretleri ve mühendislik zekâları insanı hayretten hayrete sürükleyebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Koala, ağaç dalında” title_font_size=”13″]

    Anavatanı Avustralya olan bu sevimli otoburlar ağaç dalında yaşarlar, özellikle de okaliptüs ağacında… 85 cm’i bulan boyları 4 ile 15 kg arasında değişen ağırlıklarıyla ağaç dalında yaşayan en büyük memeliler de koalalardır. Onlar kıvrık ve güçlü pençeleri sayesinde ağaçlara kolayca tırmanabilir, ağacın gövdesine ve dalına sarılıp tutunabilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kunduz, göl veya nehir üstüne inşa ettiği evde ” title_font_size=”13″]
    kunduz barajı

    Kemirerek kestiği ağaç ve dalları devirerek suyun akışını kesen kunduz, önce o ağaç parçalarını taş ve çamurla birbirine sabitleyerek baraj oluşturur. Yuvasını bu baraja yapan canlı, çatlaklar oluştukça yaptığı kil ve yaprak karışımıyla da sıva yaparak evini sürekli güçlendirir. Karaya yakın inşa ettiği yuvası genellikle iki katlı olur ve girişi suyun altındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Örümcek, ördüğü ağda” title_font_size=”13″]
    örümcek

    Aslında örümcekler ağlarını avlarını yakalamak için örerler. Dünyadaki 30.000 türün hepsi ağ örmez, kimi ağ örmeden tuzak kurar ya da avının peşine düşerek kovalar. Kimi türler de iki bölümden oluşan bir ağ örerler: Bir kısmı yuvaları olan ipeksi bir ağdır, diğer kısmı da böcek avlamaya yarayan ikinci bir ağdır. Bu örümcekler gündüz yuvalarında kalırken geceyi kurdukları ağda geçirirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Leylek, çatı ya da elektrik direği tepesine yaptığı yuvada” title_font_size=”13″]
    leylek

    Bir evin çatısı veya bacası, elektrik direğinin tepesi, yüksek bir duvarın üstü… Leylekler yuvalarını etrafı rahatça gözleyebilecekleri yerlere yapmayı seçerler. İlginç bilgilerden biri de göç eden leyleklerin her yıl üremek için aynı yuvaya, hiç değilse yakınlarında bir yere gelmeye çalışmalarıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Köstebek, toprağın altına kazdığı tünelde” title_font_size=”13″]

    Köstebekler, güçlü ve keskin tırnakları sayesinde toprak altında bir saatte 10 metre kadar tünel kazabilirler. Sivri burunları sayesinde kazdıkları toprağı iterek kendilerine yol açarlar. Ve oluşturdukları evlerinin içinde saatte 4 km. yol alabilen köstebekler, istedikleri zaman kulaklarını kapatarak içine toprak girmesini önlerler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ayı, doğada olan ya da kendi yaptığı mağaracıkta” title_font_size=”13″]
    ayı

    Her ne kadar evleri arasında ormanların kuytu yerlerindeki ağaç ve kaya oyukları olsa da özdeşleştikleri yer mağara ve inlerdir. Mağaralar doğal oluşumlarken inler kendi pençeleriyle kazarak oluşturdukları oyuklardır. Kış uykusuna geçecek bir ayı bu evinde toprağı iyice ezerek kendine güzel bir de yatak hazırlamayı ihmal etmez.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Termitler, topraktan yaptıkları kulede” title_font_size=”13″]

    Gözleri görmeyen termitlerin konaklamak için yaptıkları yuvalar birer mühendislik harikasıdır. Kral, kraliçe, kral ve kraliçe adayları ile askerlerden oluşan termitler toprak üstünde 7 metreyi bulan, toprak altında da 2 metre çapına ulaşan yuva inşa edebilirler. Bu yuvalar havalandırma sistemi, tarım alanı, larva bölümleri, geçit ve tüneller içerir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sokak kedisi, güvende hissettiği herhangi bir yerde” title_font_size=”13″]

    Sokak kedilerinin yuvası ise adı üstünde sokaklardır. İnsanların hâkimiyeti altında olan sokaklarda, gece-gündüz zorlu şartlarla baş etmeye çalışan dostlarımız kendilerini güvende hissettikleri çevreyi yaşam alanı olarak belirlerler. İşin doğrusu, evlerinin neresi olacağını verdiğimiz güven ya da güvensizlikle biz insanlar belirleriz.

  • ZEBRALARIN GİZEMLİ DÜNYASI

    Sadece Afrika’da yaşayan ve atlarla yakın akraba olan zebralar, ilginç desenleri ile doğal yaşamda dikkat çektikleri kadar moda sektöründe kullanılan desenleri ile de sıkça karşımıza çıkıyor. Siyah-beyaz çizgili desenleri gizemini hâlâ korurken, bilim insanları bu desenlerin neden ve nasıl var olduğu üzerine kafa yormaya devam ediyor. Kimi araştırmacılar bu desenlerin; topluluk halinde yaşayan zebraların aslan ve kaplan gibi avcıların av sırasında perspektifini bozmaya yaradığını savunurken, kimi araştırmacılar da uyku hastalığına neden olan çeçe sineklerinden korunmasına yardımcı olduğunu belirtiyor. Gelin vahşi yaşamın evcilleştirilemeyen türü olan zebraları daha yakından tanıyalım.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Vahşi doğada ortalama 25 yıl yaşayan zebralar özel bakım ile 35 – 40 yaşına kadar yaşayabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Yeni doğmuş bir tay yani zebra yavrusu doğar doğmaz hemen ayağa kalkmaya çalışır ve bir saat içinde dörtnala koşabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Zebranın üç farklı türü vardır ve her türün kendine özgü çizgili desenleri bulunur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Zebralar, avcının peşlerinden koşmasını zorlaştırmak için avcıdan kaçarken zikzak şeklinde hareket eder. Bir zebra 65 kilometre/saat hızla koşabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Anne zebra, yeni doğan yavrusunu kendi sesini ve kokusunu tanıyana kadar yani 2-3 gün boyunca diğer zebralardan uzak tutar. Dişi, yavrularını aile grubundan uzaklaştırır ve aileyi yeni üyesiyle ancak üç gün sonra tanıştırır. Bu, bebeğin annenin kokusunu, sesini ve rengini hatırlaması için yapılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Zebralar genellikle atlar gibi ayakta uyurlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Yiyecek arayan bir sürü, 50 kilometre yol alabilir ancak zebralar beslendikten sonra her zaman bölgelerine geri döner.

  • KÖPEK BALIKLARIYLA İLGİLİ ŞAŞIRTICI GERÇEKLER

    Keskin diş yapıları, ihtişamlı ve biraz da korkutucu görüntüsü ile okyanuslarda ve hatta tatlı sularda yaşayabilen köpek balıklarının dünyası her zaman merak konusudur. Bu yazımızda okyanusların korkulu rüyası köpek balıkları hakkında bilinmeyen gerçekleri paylaşacağız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Köpek balıkları içinde en tehlikeli tür “atık yiyici” olarak da anılan kaplan köpek balıklarıdır. Balık, insan ya da çöp ayırt etmeksizin her şeyi yeme potansiyelleri vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Cüce köpek balığı olarak bilinen bu tür her ne kadar köpek balığı familyasına ait olsa da boyutu yalnızca 25 cm civarındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Köpek balıkları normalde ortalama 20 ila 30 yıl arası yaşar ancak balina köpek balığı neredeyse 100 yıla yakın yaşayabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Kocaman görüntüsüyle bizi bir hamlede yutabilecek gibi duran köpek balıkları, o görüntüye rağmen kemiksizdir. Köpek balıklarının tüm iskelet yapısı kıkırdaklardan oluşur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Anne karnındayken dişleri gelişen köpek balıkları rahimdeki diğer kardeşlerini yiyebilir. Sadece kardeşlerini değil döllenmiş yumurtaları bile yemeğe başlayabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Köpek balıklarının burun çıkıntıları enteresan özelliğe sahiptir. Burunlarındaki algılayıcılar çok hassastır ve buraya yapılan temas direkt olarak beyne iletilir. Burnuna dokunulan köpek balığı sakinleşir ve hatta hipnoz etkisine girebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Köpek balığı yalnızca düz yüzebilirler, vücut dengeleri bu şekildedir. Eğer bir köpek balığı ters dönerse tüm dengeleri bozulur ve trans haline geçer. Ters kaldığı süre boyunca tepki vermez, tekrar eski konumuna geldiğinde düzelir ve yaşamsal faaliyetleri devam eder.