Etiket: doğa

  • DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAN ORMAN MANZARALARI

    Yüzlerce kuşa, yabani canlıya, bitkiye ev sahipliği yapan ormanlar, yeryüzünü boyayan en güzel renklerden. Masalsı güzellikleriyle etkileyen, “dünyamızın akciğerleri” olarak tanımlayabileceğimiz ormanları birbirinden güzel görseller eşliğinde sizlerle buluşturuyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sagano Bambu Ormanı, görenleri büyülemekle kalmıyor adeta insanı kendine çekiyor! Japonya’nın Kyoto şehrinin 10 km batısında yer alan orman, geniş bir yürüyüş parkuruna sahip. Bambulardan, güneşi görmenin bile zor olduğu bu doğa harikası, yeryüzünün eşsiz güzelliklerinden biri.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Adını Sekoya ağaçlarından alan Sekoya Ulusal Parkı, ABD’nin Kaliforniya eyaletinde yer alır. Parkın en önemli özelliklerinden biri dünyanın en yaşlı ağaçları arasında bulunan General Sherman ağacının burada olması. Ayrıca bu dev ormanın 38’den fazla ağaç türünü içinde barındırdığı bilinir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde bulunan Redwood Ulusal Parkı, yeşilliği ile dünyanın en güzel ormanlarından biri. Çok yaşlı ve uzun ağaçlara ev sahipliği yapan orman, engebeli kıyı şeridi ile doğal bir yürüyüş parkuru sunar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Almanya’da bulunan Black Forest’ın Almanca ismi Schwarzwald’dir, dilimize Kara Orman olarak çevrilir. Öyle sık ve yoğun ağaçlarla çevrilidir ki ışığın yüzeye teması oldukça güçtür. Gün ışığından mahrum olduğu için orman sürekli karanlıktır, adı da bu yüzden Kara Orman’dır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Polonya’da yer alan Crooked Forest, dilimize eğri orman ya da çarpık orman olarak çevrilir. Ormanın bu şekilde anılmasının sebebi, çam ağaçlarının bilinmeyen bir sebeple eğri olmasıdır. Yaklaşık 400 çam ağacına ev sahipliği yapan orman, ilginç görüntüsü ile oldukça dikkat çekicidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Jiuzhaigou Vadisi, Çin’in Siçuan eyaletinde bulunan bir doğa rezervi ve milli parktır. Pek çok şelaleye, renkli göllere ve ağaçlara ev sahipliği yapar. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde Biyosfer Rezervi’ne dâhil edilmiş milli bir park aynı zamanda “Dokuz Köyün Vadisi” olarak da isimlendirilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Amazon havzasının çoğunu kaplayan Amazon yağmur ormanı; Brezilya, Peru, Kolombiya, Ekvator, Venezuela, Guyana, Fransız Guyanası ve Surinam’ın da sınırları içinde yer alır. Bu etkileyici ve dünyaca ünlü ormanın ortalama 200’den fazla kuş türüne, 2 milyondan fazla böcek çeşidine ve 40 binin üzerinde bitki familyasına ev sahipliği yaptığını biliyor muydunuz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Daintree yağmur ormanı vahşi nehirleri, şelaleleri, beyaz kumlu sahili ile tam bir doğa harikasıdır. Avustralya’nın Queensland bölgesinde yer alır ve en ilkel bitki türlerine ev sahipliği yapar. Kelebek ve yarasa gibi canlıların da içinde yaşadığı orman, dünyanın en yaşlı ormanı olarak bilinir hatta mazisinin yüzyıllar önceye dayandığı düşünülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin en büyük ormanı unvanına sahip olan Karacabey Longoz Ormanı, Bursa’da yer alır. Pek çok bitki türüne ev sahipliği yapan orman, yaz ve sonbahar mevsiminde adeta dile gelir. Özellikle ilkbahardan yaza geçerken su üzerinde açan nilüfer çiçekleri, tam bir tablo görüntüsü oluşturur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]

    Orman denince hep şehre uzak ve doğayla baş başa bir yer düşünülür ancak İstanbul’da yer alan Belgrad Ormanı doğa ve şehir hayatını bir arada sunabilen nadir ormanlardandır. İstanbul’un göbeğinde bulunur; hem şehre, hem doğaya yakın olması ile özellikle hafta sonu planlarının uğrak noktasıdır. İstanbul’un Sarıyer ilçesinde yer alan Belgrad Ormanı aynı zamanda İstanbul’un en önemli nefes alma duraklarından biridir.

  • SADELİK İLE HUZURUN UYUMU

    Kendine has birçok kültürel ögeye sahip Japonya’nın mütevazı bahçeleri her göreni kendine hayran bırakıyor. Dışarıdan bakıldığında kendiliğinden oluşmuş sandığımız Japon bahçelerinin arkasındaki derin felsefeyi ve bahçe süsleme çeşitlerini yazımızda okuyabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Japon bahçeleri uzun yıllar süren emeğin sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu bahçeler zenginlik ve lüks göstergesi değil, tam tersine doğa ile bütünleşme, sadelik ve tabiat sevgisini ifade eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Japon bahçelerinin altında yatan temel ilkelerden biri de insanın ruhundaki güzellikleri doğanın eşsiz güzellikleri ile yansıtmaktır. Günlük hayatın rutinlerinden kaçmak amacıyla değil; dağların, derelerin, bitkilerin, kayaların ve ağaçların içindeki hoşluğu ortaya çıkarmak, birlikten doğan ahengi yakalamak ve doğaya karşı duyulan hayranlığı göstermek içindir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Japon bahçeleri insan eli değmeden, kendiliğinden oluşmuş gibi gözükse de aslında bu bahçelerde insan eli değmemiş ve tasarlanmamış tek bir alan yoktur. Biçim, renk ve duygu bütünlüğü bu sanatın ardındaki estetiktir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Japon mimarisi minimalizm üzerine kuruludur. Basitlik ve sadelik ön plana çıkarılırken, gösterişten mümkün olduğunca uzak durulur. Bu özellikler ülkenin kültürel kimliğine dayanıp Japon estetiğini oluşturur ve bahçeler de bu ilkeler üzerine inşa edilir. Japon bahçelerinin dizaynında üç temel stil vardır. Farklılıkları ise bu stillerin altındaki ince detaylarda gizlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Sansui Stili: Göletler, çağlayanlar, köprüler ve adalar gibi peyzajın elemanları ile tepecikler üzerine odaklanmaktadır. Bu stilin vazgeçilmez elemanı sudur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Shakkei Stili: “Ödünç manzara” olarak da geçen bu stil, uzak bir manzaranın bahçe kompozisyonuna dahil edilme yöntemidir. Bir göl, okyanus, orman, büyük ağaçlar ve hatta bir mimari yapı bile “shakkei”yi oluşturan ögeler arasındadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Kare-Sansui Stili: Daha çok “kuru manzara bahçesi” olarak bilinir. Temel olarak Sansui stiliyle benzerdir ancak bu stilde en önemli unsur, suyun tasvir edilmesidir. Susuz bölgelerde su etkisi oluşturmak için çakıl, küçük taşlar, kum ya da kırık taş parçaları kullanılmaktadır. Suyun hareketinden kaynaklanan dalgacık ve girdaplar için tırmıkla şekil verilir, ada ve köprü gibi ögelerde su varmış gibi planlanır.

  • BİRBİRİNDEN İLGİNÇ KARINCA TÜRLERİ

    Doğanın en çalışkan ve en organize canlılarından olan karıncaların dünyadaki toplam sayısının 20 katrilyon olduğu tahmin ediliyor. Yapılan hesaplara göre karıncaların toplam ağırlığı yaşayan tüm insanların ağırlığının beşte birine denk düşüyor. Toprağın hava almasını, taşıdıkları tohumlarla bitki çeşitliliğini sağlaması gibi ekosisteme birçok hayati katkısı bulunan karıncaların pek çok farklı türü ve davranış özelliği bulunuyor. Yazımızda ilginç özellikleri ile şaşırtan başlıca karınca türlerini listeledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bal Karıncası ” title_font_size=”13″]

    Bal arıları gibi bal depolayan bu karıncalar, depoladıkları balı aç kaldıkları zaman tüketebilir ve hatta aç kalan başka karıncalarla da paylaşabilirler. Bal karıncalarının oluşturduğu kolonilerde bazı karıncalar işçi, bazıları ise depo görevindedir. İşçi karıncalar akasya ağaçlarından bal özü toplar ve arılar gibi kovana götürmek yerine depo görevi gören karıncalara yedirirler. Depo karıncaları o kadar çok nektarla beslenir ki karınları nohut tanesi kadar şişer. Bal deposu görevindeki karıncalar neredeyse hiç hareket etmez, az enerji harcar. Karıncaların bal depolama ya da depodan bal aktarma işlemi mide kapağı ile gerçekleşir. İleri ya da geri yönde hareket edebilen mide kapağı ile karıncalar bal depolayıp, depodan bal aktarabilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yaprak Kesen Karınca” title_font_size=”13″]

    Yaprak parçalarını yuvalarına taşıdıkları için yaprak kesen karınca ismini alan bu tür, topladıkları yaprakları beslenmek için kullanmaz. Vücutlarında bitkilerde bulunan selülozu sindirebilecek enzimler bulunmadığı için protein oranı yüksek bir mantar türü ile beslenen bu karıncalar; yaprakları mantar üretmek için yuvalarına taşır. Karıncalar âleminin çiftçileri olan bu türün kolonilerinde bedenen daha küçük olan işçi karıncalar yaprakları küçük parçalara ayırır. Diğer grup, bu parçaları çiğneyerek lapa haline getirir ve lapayı mantar üretecekleri yuvanın odacıklarındaki zemine yayar. Bir başka grup mantar parçalarını sürükleyerek lapanın üzerine serer ve üzerine yeni yaprak lapası eklenir. Mantar, muntazam bir iş birliği ile hazırlanan bu alanda yetişir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Asfalt Karıncası ” title_font_size=”13″]

    Genellikle koyu kahverengi ya da siyaha yakın renkte olan asfalt karıncaları kent yaşamına adapte olmuş bir türdür. Kraliçe karıncalar işçilerin yaklaşık iki katı büyüklüğündedir ve sadece kraliçenin üzerinde diken benzeri yapılar bulunur. İnsanların tükettiği her şey ile beslenebilen bu tür, yuvalarını genellikle su kaynaklarının yakınına yapar. İşçi karıncalar özellikle şekerli besinleri toplar; şekerli gıdalar, meyve nektarları, bitki tohumları olmak üzere geniş bir yelpazede beslenirler. Altı bacaklı olan asfalt karıncaları en sık bahar ve yaz aylarında görülür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Marangoz Karınca” title_font_size=”13″]

    En büyük karınca türü arasında yer alan marangoz karınca, siyah ve kızıl tonlarındadır ve karıncalar âleminin en sosyal türlerinden biridir. Özellikle nemli alanlarda; tahta veya ahşap içerisindeki boşluklarda yaşar. Ancak odun ve talaş ile değil; bitki özsuyu, meyveler ve evlerde tüketilen hemen hemen her şey ile beslenirler. Marangoz karıncalar büyük koloniler halinde yaşayan karınca türlerindendir. Sadece marangoz karıncalar arasında bile 1.000’den fazla tür bulunmaktadır ve bir marangoz karınca kolonisinde 100 bine kadar karınca olabilir. Odunları kazımak için güçlü bir çeneye sahip bu karıncaların kolonisinde tek kraliçe karınca bulunur ve ortalama 30 yıla yakın yaşam ömrü vardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Ateş Karıncası ” title_font_size=”13″]

    Dünya çapında 200’ü aşkın türü bulunan ateş karıncaları ısırdığında yanmaya benzer bir acıya neden olur. Isırdıklarında verdikleri yakıcı acıdan dolayı bu ismi almıştır. İstilacı bir türdür. Genellikle kuru kalmış topraklarda, az sulanan tarlalarda ve kuru çimenlik alanlarda kolonilerini kuran ateş karıncaları, çoğu karınca türünün aksine ev içlerine girmeyi çok sevmez. Ateş karıncalarının en sevdiği yiyecekler; bahçede veya evin çevresinde ölmüş arı, böcek, kertenkele ve sağlam sebzeler, şekerli gıda maddeleri ile çim tohumlarıdır. Doğada susuz bir toprakta kızıl bir kum tepesi ile karşılaşırsanız muhtemelen bu bir ateş karıncasının kolonisidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hırsız Karınca” title_font_size=”13″]

    Küçük boyutlardaki hırsız karıncalar diğer karınca kolonilerinin yakınlarına yuva yapar ve bu kolonilerin besinlerini, larvalarını ve yumurtalarını çalar. İsimleri de buradan gelmektedir. Hırsız karıncaların besinleri oldukça geniştir, hemen hemen her gıdayı ve mantarı besin olarak tüketebilir. Küçük boyutlarından dolayı kapalı bir kavanoza bile girebilen bu tür, nemli ve rutubetli yerleri sever. Çok hızlı üreme kapasitesine sahip olan altın sarısı rengindeki hırsız karıncaların diğer karıncalar gibi tatlı besinlerle pek arası yoktur.

  • 8 Fotoğrafta Yaz Yağmuru Güzelliği

    8 Fotoğrafta Yaz Yağmuru Güzelliği

    Size bir soru! Güneşle ısındığımız, hafif giysilerle rahatladığımız yaz günlerinde savunmasız yakalandığımız, hatta ne yöne gideceğimizi şaşırdığımız ama bırakın bundan şikâyetçi olmayı varlığına şükran duyduğumuz doğa olayı hangisidir?

    Tabii ki aniden bastıran, hızla yağan ve aynı hızla sonlanan yaz yağmuru!

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • Garip Görünüşleriyle Sizi Şaşırtacak 9 Hayvan

    Garip Görünüşleriyle Sizi Şaşırtacak 9 Hayvan

    Dünyamız zengin doğası ile milyonlarca canlı çeşidine ev sahipliği yapıyor. Her bir kıtada iklim koşullarına ve coğrafi yapıya göre değişen birbirinden ilginç, birbirinden farklı biyolojik özelliklere sahip hayvan yaşıyor. Dünyanın biyolojik çeşitliliğini kutladığımız bu içeriğimizde ilginç görünüşleri ile sizi etkileyecek 9 hayvanı bir araya getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    ilginç hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    ilginç hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    ilginç hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    ilginç hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    ilginç hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    ilginç hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    ilginç hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    ilginç hayvanlar
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    ilginç hayvanlar
  • BİR ÇEVRE HAREKETİ OLARAK “PLASTBANTA”

    İsveççe bir kelime olan “Plastbanta”, insan ve çevre sağlığı için plastik kullanımını azaltmak amacıyla yola çıkan hareketin ismi… Kelimenin köküne bakarsak “plast” plastik, “banta” da kilo vermek anlamına geliyor. Bu iki kökün birleşmesi ile bir çevre hareketi olan “Plastbanta”, önümüzdeki günlerde sıkça duyacağımız kelimelerden bir tanesi olarak gözüküyor. Peki hayatımızdan plastiği çıkarmak ya da azaltmak için bize düşen görevler nedir? Kendi küçük dünyamızda gezegenimiz için fark yaratacak hangi önlemleri alabiliriz?

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Market ya da pazar alışverişlerinde plastik torba yerine kumaş ya da file çanta kullanmayı tercih edebilirsiniz. Yapılan hesaplamalara göre her yıl dünya çapında yaklaşık 50 milyar plastik poşet kullanılıyor ve bu poşetler genellikle ilk kullanımından sonra çöpe gidiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Plastik şişelerde satılan suları tüketmek yerine cam ya da metal matara kullanabilirsiniz. Dünya çapında dakikada bir milyondan fazla plastik su şişesi çöp oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    İçeceğinizi plastik pipet kullanmadan da içebilirsiniz. İçecekleri bardak ile tüketebileceğiniz gibi camdan ya da metalden yapılan veya geri dönüştürülen materyallerle üretilen pipetleri tercih edebilirsiniz. Sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde bir günde 50 milyon plastik pipet çöpe gidiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Poşet çay yerine demleme çay tüketebilirsiniz. Evet, yanlış okumadınız; sağlıklı olduğunu düşündüğümüz poşet çayların ambalaj içeriğinde plastik bulunuyor ve her bir poşet çay ile 13 bin mikroplastik parçacığı sulara karışıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Plastik diş fırçaları yerine bambu saplı diş fırçası kullanabilirsiniz. Uzmanlar altı ayda bir diş fırçalarının yenilenmesini tavsiye ediyor. Ortalama bir insanın ömrünü düşünürsek bu rakam muazzam bir plastik atığına yol açıyor. Gezegenimizde 7,8 milyar insanın yaşadığını hesaba katarsak da yılda ortalama 23 milyar diş fırçası yine çöpe gidiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Son tavsiyemiz ise büyük bir fark yaratıyor! Çevre konusunda duyarlı ancak hangi önlemleri alması gerektiği konusunda kafası karışık ya da bilgileri eksik olan tanıdıklarınızla bu yazımızı paylaşabilir, çok daha fazla insanın doğayı temiz tutmasına yardımcı olabilirsiniz.

  • Bulut Çeşitlerinin Oluşturduğu Gökyüzü Tabloları

    Bulut Çeşitlerinin Oluşturduğu Gökyüzü Tabloları

    Alt tarafı bir doğa olayı değil onlar… Her şeyden önce çocukluğumuzun pamuktan yatakları, gençliğimizin hayal durakları o bembeyaz kabarık bulutlar. Ama uzun zamandır yetişkin iseniz elbette sadece bir doğa olayı olarak da ilham verebilirler size. Ekranlarınıza kimi temel kimi temel olmasa da oldukça ilginç bulut çeşitlerini ve gökyüzünde oluşturdukları tabloları getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Gökyüzünde seyrek ipliksi ince şeritler ve yamalar halinde gördüğümüz bulutların adı sirüs(cirrus)’dür ve 10 temel bulut türü içinde en yüksek olanıdır. Yaklaşık 6000 metrede ve genellikle 0 derecenin altında buz kristallerinden oluşur. Tül gibi ince olan sirüs bulutu güneş ışığını geçirir ve fırtına nedeniyle çabuk dağılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Altokümülüs (altocumulus) bulutu için karşılaştığımız şu tanımlama oldukça sevimli: Gökyüzünü kaplayan küçük gözleme hamurları. Bu orta seviye bulutun birçok türü bulunuyor ve bu yüzden farklı şekillerde görünebiliyor. Beyaz ya da gri renkte, dalgalı ve gölgeli olabilen altokümülüs yeryüzüne ulaşan bir yağış oluşturmasa da gün içinde havanın değişebileceğini gösteriyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Altostratüs bulutu gökyüzünü neredeyse tamamen kaplayan, gri ya da mavimsi tonlardaki görüntüsüyle havanın kapalı olduğunu hissettiren orta seviye bulutudur. Altostratüsün varlığı ile birlikte yeryüzüne inceden bir yağmur iner. Bazen aramızdaki ince bir perdeye rağmen Güneş’i görebildiğimizi düşündürür ama bazen de kalın bir perde gibi onu örter.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    İşte, yeryüzüne şimşeği, gök gürültülü yağmuru, doluyu getiren kümülonimbus (cumulonimbus) bulutu. Alçak seviye bulutu olmasına karşılık dikey geliştiği için tabanı 4000 metre altında bulunurken tepe seviyesi 10000 metreyi bulabilen ve deyim yerindeyse gökyüzünde dağ gibi duran buluttur. Ve birkaç kümülonimbus bir arada bulunarak hem görüntü hem yağış hacimlerini daha da büyütebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Alçaklığı nedeniyle neredeyse kafamıza değecek zannettiğimiz ama bir taraftan da belli belirsiz görünen bulut nimbostratüstür. Dikey de geliştiği için tepe noktası oldukça yüksekte olabilir ve gökyüzünde çok geniş bir alanı kaplar. Koyu gri görüntüsü aldatıcı değildir ve yeryüzüne bol bol yağmur ve kar bırakır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Halk arasında UFO’ya benzetilen ve bu yüzden defalarca haberlere konu olan bulut lentiküler (lenticular) diğer adıyla mercek bulutudur. Genellikle dağ tepeleriyle özdeşleşmiştir ama aslında yükselti farklarının çok olduğu yerlerde oluşur. Mercek bulutu pek de hareket halinde görünmez ve hava ile ilgili kısa sürede bir olumsuzluk yaşanmayacağını söyler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Asperatus (asperitas) bulutu gökyüzündeki azgın deniz dalgaları gibi görünür ve bazen kopkoyu olabilen rengiyle oldukça ürkütücü gelebilir. Bir rivayete göre bulutun adı “kabartılmış dağlar” anlamına geliyor. Ve ilginçtir ki bütün bunlara rağmen asperatus çoğunlukla fırtınaya bile neden olmadan dağılır. Görüldükleri vakitler ise genellikle sabah ve öğle saatleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]

    Mammatus, diğer adıyla kesecikli bulut ABD ve Avustralya kıyılarında daha çok görülmekle birlikte dünyanın genelinde nadir oluşan bir buluttur. Bulut tabakasının bize görünen kısmı keseciğe benzer yusyuvarlak şekillerle kaplıdır. Bu yuvarlak keseciklerin oluşturduğu bulut doğanın insanlara sunduğu görsel şölenlerden biridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]

    Gökyüzünde bulutların neden olduğu başka bir görsel şölene de “fallstreak deliği / fallstreak hole” adı veriliyor. Daire ya da elips şeklindeki bu görüntü sirrokümülüs ya da altokümülüs bulutlarından oluşuyor. Buz kristallerin etrafındaki su damlacıklarının buharlaşmasıyla oluşan bu deliğe “bulut kanalı” diyenler ve hatta “cennetin kapısı” olarak isimlendirenler bile var.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]

    Büyüleyici bir bulut türü de Kutup Bölgesi’nden gelsin… Polar stratosferik, diğer adıyla sedef bulutu Güneş doğmadan önce veya batışından hemen sonra görülen, güneş ışınlarını yansıttığı için sedefimsi bir hal alan buluttur. 25000 metrelerde oluşan ve genellikle hareketsiz olan bulut yansıttığı renklerle objektiflere dünyanın en güzel fotoğraflarını verir.

  • DÜNYAYA TEPEDEN BAKAN SEYİR TERASLARI

    Kimi yemyeşil doğanın kimi devasa bir buzulun tepesinde, kiminin manzarası insanın içini huzurla dolduruyor kimi ise yüksekliği nedeniyle heyecan yaratıyor. Daha önce ülkemizdeki seyir teraslarını karşınıza getirmiştik, şimdi de sıra dünyanın farklı köşelerindeki seyir teraslarında.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    İtalya’nın Güney Tirol bölgesinde birbirine eklenmiş büyük bir botanik bahçe üzerine kurulan bu seyir terası, tasarımcısı İtalyan mimar Matteo Thun’nun adını taşıyor. Terasın manzarasında ise çağdaş mimarisiyle sıra dağlara yaslanmış olan Merano bölgesi yer alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    ABD’nin Arizona eyaletindeki seyir terası Büyük Kanyon civarındaki bir zirveye konumlanmış ve aşağıda akmakta olan Kolorado Nehri’nden yüksekliği tam 350 metre. Skywalk isimli teras, at nalı şeklinde tasarlanmış ve zemini tamamen camla döşeli.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Bir ilginç seyir terası da Singapur’dan. Üç kuleyi birbirine bağlayacak biçimde inşa edilmiş olan SkyPark gemi biçiminde tasarlanmış ve ortasında bir de havuz bulunuyor. Özel alan üstüne inşa edilen terasın manzarası ise Singapur merkezi ile Marina koyundan oluşuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Avusturya Alpleri Dachstein buzulu üstünde inşa edilen yapının orijinal adı Stairway to Nothingness. Dilimize “Boşluğa Merdiven” olarak çevirebileceğimiz asma köprü bir tür seyir terası niteliğinde. Uçurumun üstünde kurulan ve zemini cam olan yapı 366 metre yükseklikte bulunuyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Kanada’nın Alberta eyaletinde Jasper Ulusal Parkı içindeki Glacier Skywalk, uçurumun kenarından 35 metre dışarıya uzanan bir çeşit seyir terası.  Bilimsel gözlemlerin de yapıldığı bu terastan Kuzey Amerika’nın muhteşem doğası izlenebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Çin’in en küçük eyaleti olan Hainan’da, Yalong Körfezi Tropikal Orman Parkı’nda inşa edilmiş Cam Köprü 400 metre uzunluğunda… Cam basamaklardan oluşan merdivenli yolun bir noktasında çember şeklinde seyir alanı bulunuyor ve buradan Güney Çin Denizi görülebiliyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Norveç’in batı kıyısındaki Aurland isimli yerleşim bölgesinde inşa edilen ahşap yapının orijinal ismi Aurland Lookout. Ulusal bir yarışmada birincilik ödülü kazanan ve 2006’da yapımı tamamlanan bu tasarımın sahipleri Todd Saunders ve Tommie Wilhelmsen.

  • SIRA DIŞI GÜZELLİKTEKİ DOĞA MANZARALARI

    Gitmesek de gelmesek de fotoğrafını gördüğümüz an şarj olduğumuz doğa manzaralarını sıklıkla paylaşmaya çalışıyoruz. Bu kez karşınıza getireceklerimiz biraz daha sıra dışı özelliklere sahip. Hatta bir tanesi, manzarasıyla ilgi görmeyi sürdürse de hikâyesiyle hüzünlendiriyor…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Kutuplarda denizin ortasında dev bir buz dağı görmek başlı başına muhteşem bir olayken yeşil, mavi, kahverengi çizgilerle kaplı buz dağları görmek çok daha olağanüstü bir duruma denk geliyor. Aslında bu görüntülerin nedeni oldukça basit. Buzuldaki çatlakların arasına kabarcık oluşturmadan dolan ve kısa sürede donan deniz suyu mavi çizgileri, yosun ağırlıklı su yeşil çizgileri oluşturuyor. Buzul tabandaki toprağı aşındırdığında çatlaklara dolan toprak ise siyah, kahverengi gibi çizgilere neden oluyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Orta Amerika ülkelerinden Belize’de koyu mavi rengi ve dairesel görüntüsüyle ilgi çeken Büyük Mavi Delik veya Mavi Çukur, 300 metre çapı 124 metre derinliği bulunan bir su obruğu. Belize Ulusal Anıtı ve UNESCO Dünya Mirası olan Mavi Delik aslında Buz Çağı’nda deniz seviyesi daha aşağılarda iken bir mağara imiş ve su seviyesi yükseldikçe sular altında kalmış, basınca dayanamadığı için mağaranın çatısı çökünce de ortaya böyle bir görüntü çıkmış. Şimdilik bilim dünyası tarafından kabul gören iddia bu şekilde.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Güney Amerika ülkelerinden Bolivya’daki Salar de Uyuni Gölü kapladığı 10.582 km2’lik alanla dünyanın en büyük tuz gölü. Deniz seviyesinden 3.653 metre yüksekte bulunan göl tam bir doğa harikası. Aynı zamanda tuz kristallerinden yansıyan güneş ışınları veya tamamen tuzdan oluşan ama buz tabakasını andıran uçsuz bucaksız yüzeyi sayesinde oldukça ilginç fotoğraflar veren bir oluşum. Salar de Uyuni’de 10 milyar ton tuz bulunduğu düşünülüyor ve yılda 25 bin tonu çıkarılarak dağıtımı yapılıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Afrika kıtasının doğusunda bir ada ülkesi olan Mauritius Cumhuriyeti (Morityus şeklinde okunuyor), coğrafi olarak volkanik bir yapıya sahip. Chamarel köyünde yer alan ve Yedi Renkli Toprak adıyla bilinen ilginç tepeler de volkanik kayaların farklı tabakalarının soğumasıyla meydana gelmiş. Kırmızı, kahverengi, eflatun, yeşil, mavi, mor, sarı renkleriyle kaplı bu tepeler, dünyanın on yıllardır ilgi gösterdiği turistik bir bölge.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Namibya’da bulunan Ölü Vadi, orijinal adıyla Deadvlei, insanı hem şaşırtan hem de düşündüren bir bölge.  Hikâyesi, bir zamanların görkemli Tsauchab Nehri’nin suları sayesinde kilden bir zemin oluştuğu, bu sırada akasya ağaçlarının büyüyüp serpildiği, daha sonra gelen iklim değişikliği ile kuraklığın yaşandığı, ağaçların öldüğü, kil zeminin büyük oranda kum tepeleriyle dolduğu şeklinde… Yani Ölü Vadi, küresel ısınmanın etkilerinin çıplak gözle görülebileceği bir yer. Kuruyarak siyaha dönmüş ağaçları, 300-400 metrelik turuncu kum tepeleri ile ilgi görmeyi sürdüren, hatta film senaryolarına set olan tuhaf bir doğa alanı.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en özel doğa manzaralarından birinin adresi de Türkiye’deki Kapadokya Bölgesi. Ülkemizin medarıiftiharı olan bölgenin oluşumu 60 milyon yıl önceye giden doğa olaylarına dayanıyor. Bölgedeki dağların püskürttüğü lav ve küllerle ortaya çıkan bu fantastik dünyada vadiler, peri bacaları başlı başına ilgi sebebiyken, yumuşak kayalara oyulmuş kiliseler, evler bambaşka bir dünyanın kapılarını aralıyor. Kapadokya bölgesi birkaç ili kapsayan çok geniş bir alanı ifade ediyor fakat özellikle Nevşehir oluşumun yoğunlaştığı yer olarak bir adım öne geçiyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Alabildiğine doğal ve alabildiğine canlı göller topluluğuna ev sahipliği yapan yer Hırvatistan. Bu bölge başkent Zagreb’e tam olarak iki saat mesafede. Yaklaşık 300 km2’lik Milli Park içindeki Plitvice Gölleri UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki yerini 1979 yılında almış. İçinde tam 16 adet göl barınıyor, siz yürüdükçe karşınıza bambaşka bir göl daha çıkıyor ve bu durum insanda sanki hiç bitmeyecek bir döngü hissi uyandırıyor. Hepsinin farklı boyutları, farklı birer doğası ve farklı isimleri bulunuyor. “Sığ” kelimesi ise Pilitvice’nin Türkçedeki karşılığı.

  • DOĞANIN EN GÜZEL HALLERİNDEN BİRİ: LONGOZ ORMANLARI

    Derinliklerinde yüzlerce kuş çeşidini, yabani canlıyı, endemik bitkiyi hatta göl, kumul gibi farklı oluşumları barındıran longoz ormanları nasıl oluşur? Sorunun cevabını aşağıda bulabilirsiniz ama önce fotoğraflara uzun uzun bakmanızı ve longozların fotoğraflardan bile yansıtabildiği dinlendirici gücünden faydalanmanızı öneriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]