Etiket: doğa

  • 8 Fotoğrafla Tuz Gölü’nün Muhteşem Doğası

    8 Fotoğrafla Tuz Gölü’nün Muhteşem Doğası

    Tuzun yaşamımızdaki yerini anlamak için atasözlerine şöyle bir göz gezdirmemiz yeterli. Örneğin, bir şeyin “tadı tuzu kalmamışsa” geri kalan hiçbir şeyin önemi yoktur artık… Neyse ki Tuz Gölü en özgün haliyle 1.665 km2’lik bir alanı kaplamaya devam ediyor. İşte Türkiye’nin üçüncü büyük ve en sığ gölü, Tuz Gölü 8 fotoğrafla karşınızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • Çevre İle İlgili Bilimsel Terimler

    Çevre İle İlgili Bilimsel Terimler

    Diğer canlılarla birlikte içinde yaşadığımız doğal ortama çevre diyoruz ve yer kabuğundan atmosfere kadar sayısız konusu olan bir alandan söz ediyoruz aslında. Çevre, Kültür ve Yaşam’da sık sık ele aldığımız başlıklardan biri. Doğaya bırakılan atıkların yok olma sürelerinden, çevreyi korumak için alışveriş yaparken nelere dikkat etmeliyiz sorusuna kadar farklı biçimlerde hazırladığımız çevre konusunu şimdi de günlük hayatta karşınıza çıkabilecek bilimsel terimler ile ekranlarınıza getiriyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • ÖNEMLİ BELGESELLERE İMZA ATAN İSİM

    Doğa belgesellerinin yapımcısı David Frederick Attenborough’nun hayatını keşfetmeye hazır mısınız? Yıllarca dünyanın en uzak köşelerinde vahşi doğanın sırlarını açığa çıkaran bu efsanevi ismin doğa sevgisi ve gezegenimizi koruma çağrısı her geçen gün daha büyük kitlelere ulaşıyor. Doğanın ilham veren hikâyelerini hafızalara kazınan sesi ile anlatan David Attenborough yazımızda…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Sir David Attenborough ismine, belgesel izliyorsanız denk gelmemeniz imkânsız. 1950’lerden itibaren Afrika’dan Güney Amerika’ya dünyanın en uç noktalarına giden; vahşi yaşamı, gezegenimizin yaşadığı değişimi ve sorunları ortaya koyan, farklı coğrafyalardaki insanların birbirini tanımasını sağlayan bir isim. Son belgeseli “Gezegenimizden Bir Yaşam” ile hem kendi hayatını hem de iklim krizinin sonuçlarını gözler önüne seren Attenborough’nun Instagram’da yaklaşık 6 milyon takipçisi var.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Bilim ve doğasever bir insan olacağı daha çocukken belli olan David Attenborough, 8 Mayıs 1926’da Londra’da doğar. Kariyerinin 60. yılında İngiliz monarşisinin “Sir” ünvanı verdiği Attenborough, üç çocuklu bir ailenin ortanca çocuğu olarak dünyaya gelir. Babası Leicester Üniversitesinde yöneticidir ve bu sayede çocukluğu üniversitenin kampüsünde fosil ve taş örnekleri inceleyerek geçer. Yaklaşık 11 yaşındayken babasından zooloji departmanının büyük miktarda semender tedarikine ihtiyacı olduğunu duyar ve üniversite ile anlaşarak her bir semender karşılığında 3 peni kazanır. O zamanlar bir sır gibi sakladığı semender kaynağı ise üniversite yakınındaki bakanlıkta bulunan gölettir. Bir yıl sonra, üvey kız kardeşi Marianne ona tarih öncesi canlıların bulunduğu bir kehribar parçası verir. Tüm bu süreç ünlü belgeselcinin kaderini çizer. Bu kehribar ileride hayata geçireceği “The Amber Time Machine” programının odak noktası olur.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    1945’te Cambridge’deki “Clare College”dan jeoloji ve zooloji eğitimi almak için burs kazanır ve 1952’de Doğal Bilimler Fakültesinden mezun olarak ünlü İngiliz kanalı BBC’de çalışmaya başlar. Hayvanların yaşamıyla ilgili ilk TV programını bu dönemde çekmeye başlayan Attenborough’nun kariyerinin dönüm noktası ise yine aynı kanaldaki “Life On Earth” belgesel serisidir. 1979’da 13 bölüm yayımlanan bu belgesel serisinin dünya genelinde 500 milyon kişi tarafından izlendiği tahmin ediliyor. Henüz internet ve sosyal medya olmamasına rağmen Ruanda’da bir grup vahşi goril ile karşılaşma anı dünyada büyük yankı uyandırır. Bu anlar 1999’daki “En Güzel 100 TV Anı”nın belirlendiği kamuoyu araştırmasında Kraliçe II. Elizabeth’in taç giyme törenini bile geride bırakarak 12. sırada yer alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Ara vermeden çalıştığı kariyeri boyunca BBC’nin en tanınan yüzü haline gelen Attenborough, 1985’te şövalye, 2005’te İngiliz Kraliyetinden “Liyakat Nişanı” alır. Doğa belgeseli tutkunlarının başucu programları olan “Yeryüzü”, “Mavi Dünya” ve “Gezegenimiz” parçası olduğumuz doğanın tüm gerçekliğini milyonlarca insana ulaştırdı. Neredeyse bir asırlık yaşına rağmen emekli olmayı düşünmediğini her fırsatta belirten Attenborough, son olarak BBC için “İnsanlığın Sonu” adlı bir belgeselde ekran karşısına çıktı. Bu belgesel birçok hayvan türünün insan eliyle yok edilmesini konu alıyor.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    2006’da çektiği iklim değişikliği ile ilgili TV belgeseli için BBC’ye verdiği röportajında “İlk TV programımı yaptığımdan bu yana gezegendeki insan sayısı üçe katlandı, verdiğimiz zararın şimdi farkına varıyoruz. Aldığımız her nefes, yediğimiz her yemek doğal yaşamdan geliyor. Dolayısıyla doğaya zarar verirsek kendimize zarar vermiş oluruz.” sözleriyle iklim krizinin önemine bir kez daha dikkat çekti. Hükümetlerden ve üniversitelerden çok sayıda ödül ve fahri doktorluk alan Sir David Attenborough’nun ismi, keşfedilen birçok hayvan türüne verildi. Yabani otlardan böcek türlerine, memeli hayvanlardan dinozorlara kadar 20’den fazla canlının ismi bu doğa tutkununun ismi ile anılırken son olarak yakın zamanda keşfedilen bir deniz dinozoru “Attenborough conybeari” ismini aldı.

  • MİNİK TOHUMLARDAN DEVASA CÜSSELERE DÜNYANIN EN BÜYÜK BİTKİ TÜRLERİ

    Doğa, sınırları zorlayan ve hayranlık uyandıran canlılarla doludur. Gözle görülemeyecek kadar küçük organizmalardan göğe yükselen görkemli ağaçlara kadar uzanan bu çeşitlilik, bitkiler dünyasında da en çarpıcı örneklerini sergiler. Peki, okyanusları kaplayan su bitkilerinden metrelerce uzunluğa ulaşan çiçeklere kadar dünyanın en büyük bitkileri hangileridir? Gelin, dünyanın en etkileyici yeşil devlerini birlikte keşfedelim.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Victoria amazonica ” title_font_size=”13″]

    Victoria amazonica, dünyanın en büyük nilüfer türlerinden biridir ve Güney Amerika’nın Amazon Nehri Havzası’na özgüdür. Görkemli, dairesel yaprakları 3 metreye kadar genişleyebilir ve bir çocuğun ağırlığını dahi taşıyabilir. Bu etkileyici bitkinin çiçekleri yalnızca iki gece açar: İlk gece beyaz renkte ve hoş kokuluyken, ikinci gece mor-kırmızıya dönüşür. Victoria amazonica, estetik güzelliği ve olağanüstü yaprak yapısıyla botanik meraklılarının ilgisini çekerken, su ekosistemlerinde gölge ve yaşam alanı sağlayarak da önemli bir rol üstlenir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Titan arum” title_font_size=”13″]

    Dünyanın en büyük çiçeklerinden biri olan Titan arum, Endonezya’nın Sumatra Adaları’nda ve bazı özel botanik bahçelerinde yetişir. “Ceset çiçeği” olarak bilinir; çünkü açtığında, çürümüş eti andıran yoğun kokusuyla böcekleri kendine çeker. Tüm enerjisini tek ve devasa bir yaprak ya da çiçek oluşturmaya harcar. Küçük bir ağacı andıran yaprağı ise 6 metreye kadar yükselebilir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Rafflesia arnoldii ” title_font_size=”13″]

    Rafflesia arnoldii, dünyanın en büyük tekil çiçeğine sahip parazitik bir bitkidir. Güneydoğu Asya’nın yağmur ormanlarında, özellikle Endonezya ve Malezya’da yetişir. Yaklaşık 1 metre çapına ve 10 kilogram ağırlığa ulaşabilen bu dev çiçek, kötü kokusu nedeniyle Titan arum gibi “ceset çiçeği” olarak anılır. Kökü, sapı ve yaprakları olmayan Rafflesia arnoldii, tamamen konakçı bitkisine bağımlı yaşar ve besinini ondan alır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Musa ingens ” title_font_size=”13″]

    Musa ingens, dünyanın en büyük muz türü olarak bilinen dev bir bitkidir ve Papua Yeni Gine’nin dağlık yağmur ormanlarında yetişir. Boyu 15 metreye, yaprakları ise 5 metreye kadar ulaşabilir. Devasa salkımlarda yetişen meyveleri yenebilir ancak diğer muz türlerine göre daha lifli bir yapıya sahiptir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Talipot Palmiyesi” title_font_size=”13″]

    Talipot palmiyesi, dünyanın en büyük çiçek salkımına sahip heybetli bir palmiye türüdür. 25 metreye kadar uzayabilen bu ağaç, ömrü boyunca yalnızca bir kez çiçek açar ve tohumlarını yaydıktan sonra yaşamını tamamlar. Çiçeklenme süreci, 30 ila 80 yıl süren uzun bir büyüme döneminin sonunda gerçekleşir. Güney Hindistan ve Sri Lanka gibi tropikal bölgelerde yetişen Talipot palmiyesi, geniş yapraklarıyla dikkat çeker; bu yapraklar aynı zamanda barınak yapımında da kullanılır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Puya Raimondii ” title_font_size=”13″]

    Puya raimondii, dünyanın en büyük çiçek salkımına sahip bromeliad (ananasgiller) türüdür. Peru ve Bolivya’nın yüksek And Dağları’nda, 3.000 ila 4.800 metre yüksekliklerde yetişir ve bu nedenle ‘And Dağları Kraliçesi’ olarak anılır. Yaklaşık 100 yıl boyunca büyüyen bu bitki, dev çiçek salkımını oluşturduktan sonra çiçek açar ve ömrünü tamamlar. Uzunluğu 10 metreye kadar ulaşabilen Puya raimondii, yüzlerce hatta binlerce çiçeğiyle ekosistemde polen taşıyıcıları için önemli bir besin kaynağı sağlar.

  • 10 Madde ile Özgürlüğe Koşan Yılkı Atları

    10 Madde ile Özgürlüğe Koşan Yılkı Atları

    Tarihteki yolculuğumuza şöyle bir bakacak olursanız insan dostu hayvanların başında atların geldiğini görebilirsiniz. Ama bazen bakımını sağlayamadığı ya da yaşlanmış atları doğaya salar insanoğlu… Ve artık doğada özgür ama bir başına olan bu atlara yılkı atları denir. Şimdi sizi yılkı atlarıyla buluşturacak birbirinden etkileyici görsellerle baş başa bırakıyoruz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    “Yılkı” kelimesi, Orhun Abideleri, Dede Korkut Hikâyeleri gibi metinlerde de geçer.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Anadolu’da özellikle dağ eteklerinde gruplar halinde dolaşan yılkılara rastlayabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Doğaya salınan yılkı atları sahipsiz ve özgür canlılar olarak başına buyruk yol alırlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Yılkılar bazen başka insanlar tarafından yakalanıp sahiplenilebilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Yılkı olmanın belki de tek güzel yanı özgürlüğün tadını doyasıya çıkarabilmeleridir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    İnsanlarla kurdukları yakınlık sonrası doğada sahipsiz kalmanın zorluklarını yaşarlar.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Doğada yaşam mücadelesi veren yılkılar zamanla ürkek, yabani bir doğaya bürünürler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Tek başına yaşamaktansa gruplar haline dolaşmak yılkılar için daha güvenlidir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”9#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Kış mevsiminin zorlayıcı şartları yiyecek bulmalarını güçleştirir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”10#” title_font_size=”13″]
    at türleri

    Yılkıların sığınağı genellikle ormanlık alanlar ve dağ etekleridir.

  • ZİRVESİ BAŞKA ETEKLERİ BAŞKA GÜZEL DAĞ MANZARALARI

    ZİRVESİ BAŞKA ETEKLERİ BAŞKA GÜZEL DAĞ MANZARALARI

    Doğa fotoğraflarına bakarak güne başlamak ya da bir günü bitirmek en iyi terapi yöntemlerinden biridir. Takipçilerimiz bilir ki Kültür ve Yaşam’ın da en sevdikleri arasında doğa konuları yer alıyor. Daha önce gölleri, nehirleri, denizleri, okyanusları ekranınıza taşımıştık şimdi sıra dağ manzaralarında… Fotoğraflara bakınca aklımızdan geçenleri birer satırla not etmeyi de ihmal etmedik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Sıradağlar, dağın dağa kavuştuğu yerlermiş…” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Uzakta görünen bir dağ… Ulaşılması gereken bir bilge gibi.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”“Zirvedeki yalnızlık” söylemi… Ve işte akıllara yalnızlığı getiren o zirveler.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hayat ve tırmanılması gereken dağ metaforunu biliyordunuz değil mi?” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Dağ gibi arkamda… Dağ gibi karşımda… Dağ gibi adam… Dağ gibi dağ.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Bir atasözü… Dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşarmış.” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”En güzel manzaralarda, yüksek dağlar alçaktaki göllerle birbirini tamamlar.” title_font_size=”13″]
  • 8 Suluboya Resimle Şiirsel Kapadokya Manzaraları

    8 Suluboya Resimle Şiirsel Kapadokya Manzaraları

    Kapadokya’yı şiirsel hale getirmek için ekstra bir gayrete gerek olmadığının farkındayız; zira ülkemizin orta yerindeki bölge dünyanın en etkileyici yerlerinin başında geliyor. Gizemli, romantik, mistik ya da ürpertici… Buradaki doğal oluşumun fotoğraflara yansıyan hali her birimizde farklı duygular uyandırıyor. Bakalım klasik fotoğraflarına alışık olduğunuz bölgeyi suluboya eşliğinde gördüğünüzde neler düşüneceksiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]
    [eltd_section_title alignment=”left” title=”8#” title_font_size=”13″]
  • 9 Madde İle Çocuklara Doğayı Tanıtmanın En Eğlenceli Yolu Kampçılık

    9 Madde İle Çocuklara Doğayı Tanıtmanın En Eğlenceli Yolu Kampçılık

    Mis gibi doğanın ortasında bir çadırda uyumak, çadırınızın üzerine vuran ağaçların gölgesini seyretmek kadar huzur veren, dinlendiren çok az şey vardır. Bu güzel deneyimi çocuklarınızla beraber yaşayabilir, siz doğada huzur bulurken onların da yeni beceriler kazanmasını, doğayı tanımasını sağlayabilirsiniz. Eğlenceli bir çadır kampı serüveninin tüm yönlerini listemizde bir araya getirdik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kamp Yeri Seçimi” title_font_size=”13″]
    çadır kampı

    Türkiye’deki kamp severler bu konuda özellikle şanslıdır çünkü güzel ülkemizde kamp yapıp doğanın tadını çıkarmak için birçok şahane mekân bulunur. Dört bir yanımızdaki denizlerin ve sahillerin tadını çıkarabileceğiniz, bir göl kenarında huzuru bulabileceğiniz ya da yemyeşil ormanlarda tertemiz havayı soluyabileceğiniz bir kamp yeri seçebilirsiniz. Kamp süresince deniz havası solumak istiyorsanız Muğla’daki Akyaka Orman Kampı, Fethiye Kabak Koyu, Bozcaada Kamp Alanları’nı; eğer dağ ve orman havası arıyorsanız Karabük’teki Yenice Ormanları, Bursa Uludağ Çobankaya Kamp Alanı’nı tercih edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hummalı Bir Hazırlık” title_font_size=”13″]
    çadır kampı, doğal hayat

    Kamp yapacağınız yeri belirledikten sonra hazırlık süreci başlar. Kamp boyunca ihtiyacınız olacak her türlü malzemeyi özenle hazır etmeniz, kampta keyfinizin kaçmaması için hayati önem taşır. Kaliteli çadır, mat ve uyku tulumları tercih edin ya da var olan malzemelerinizi kullanacaksanız, yola çıkmadan önce tüm malzemelerinizi kontrol etmeyi unutmayın. Ayrıca ilkyardım çantası ve yemek pişirmek için gerekli eşyaları da özenle planlamalı ve gözden geçirmelisiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Yolculuk” title_font_size=”13″]
    bavul, bagaj, araba

    Çocuklarınızla beraber kampa gitmenin en eğlenceli kısımlarından biri ailecek yolculuk yapmaktır. Arabanızdaki yükleri ve eşyaları gerekli malzemeleri kullanarak güvenli bir şekilde yükleyip sabitledikten sonra yola çıkabilirsiniz. Eğer çok kalabalık bir aileyseniz ve çok eşyanız varsa bir karavan kiralamayı da tercih edebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”El Birliği İle Kamp Alanı Kurulumu” title_font_size=”13″]
    doğa, çadır kampı, orman

    Kamp yerine vardıktan sonra, sıra çadırınızı kuracağınız yeri belirlemeye ve birkaç gün boyunca yuvanız olacak alanı hazırlamaya gelir. Tüm bu kurulumu ailecek yaparak hem çocuklarınıza yaşayacağınız yeri düzenleme zevkini tattırırsınız hem de yeni bir beceri kazanmalarını sağlarsınız.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Temiz Hava Bol Gıda” title_font_size=”13″]
    orman, doğa

    Kamp alanının kurulumunu tamamladıktan sonra sıra doğanın ve kampçılığın tadını çıkarmaya gelir, bol oksijenli havayı solumak sağlığınız ve çocuklarınızın bedensel gelişimi için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biridir. Karadeniz’in güzeller güzeli Rize Ayder Yaylası ve Artvin Kamp Alanları’nda Türkiye’nin belki de en temiz havasını solumanız mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kamp Yemekleri Ve Sohbetleri” title_font_size=”13″]
    tatil, yemek yapan çocuk

    Kampçılığın en keyifli yanlarından biri ailecek kamp yemekleri pişirmek, el birliği ile pişirdiğiniz yemeklerin tadını çıkarmaktır. Minik patatesleri etraftan topladığınız taze kekik ve biberiyelerle tatlandırabilir, ateşin üzerinde sosis ve mısır pişirerek çocuklarınızın da çok seveceği bir öğün hazırlayabilirsiniz. Hele bir de dalından dağ çileği toplarsanız dört dörtlük bir yemek yiyebilirsiniz. Yemeğinizi yerken ailecek sohbet edebilir, çocuklarınıza masallar ve hikâyeler anlatarak onların hayal gücünün gelişmesine katkıda bulunabilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Doğaya Saygı Duymak” title_font_size=”13″]
    kamp

    Kampta geçirdiğiniz süreyi sadece doğanın içinde olup onun nimetlerinden faydalandığınız bir zaman dilimi olarak görmek yerine doğayı keşfedeceğiniz, onun güzelliklerini yakından tanıyacağınız ve çocuklarınıza doğaya saygı duymayı, ona zarar vermeden yaşamayı öğreteceğiniz bir fırsat olarak değerlendirebilirsiniz.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Hareketli Bir Yaşama Doğru İlk Adımlar” title_font_size=”13″]
    aile tatili, kamp, kampçılık

    Kampçılık, hareketli bir yaşam tarzı için oldukça güzel bir ilk adımdır. Çocuklarınız küçük yaşta kampçılıkla beraber uzun yürüyüşlere, doğada zaman geçirmeye, kısacası hareketli bir hayata alışarak yaşamları boyunca sağlıklı olmalarına yardımcı olacak bir hobi edinebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Özgüvenli Çocuklar” title_font_size=”13″]
    kamp, doğa, köpek

    Kamp süresince çocuklarınıza ufak sorunlarla baş etmeyi, alet-edevat kullanmayı, çadır kurmayı öğretebilirsiniz. Arada ailecek kamp yaparak çocuklarınızın hayatta çözüm üretmeyi öğrenmek, kendi kendine yetmek ve özgüveni yüksek bir birey olmak adına güzel bir adım atmasını sağlarsınız.

  • DAĞLARIN ZİRVELERİNE YOLCULUK

    Dünyanın dört bir yanında yükselen dağlar, yalnızca doğa harikaları değil; farklı coğrafyaları, iklimleri ve zorluklarıyla tırmanış tutkunları için benzersiz macera noktalarıdır. 18. ve 19. yüzyıllarda dağ zirvelerinin keşfine olan ilgi artmış; coğrafi keşifler ve dağcılık sporunun yükselmesiyle de ivme kazanmıştır. Bu dönemle birlikte dağ zirveleri artık yalnızca uzak ve ulaşılmaz yerler değil, aynı zamanda keşfedilmeyi bekleyen hedefler olarak görülmeye başlanmıştır. Yazımızda, gökyüzüne uzanan görkemli ve nefes kesici zirveleri sizler için derledik.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kaçkar Dağları Millî Parkı, Türkiye ” title_font_size=”13″]

    Türkiye’nin kuzeydoğusunda yer alan ve Karadeniz Bölgesi’nin en yüksek sıradağlarını oluşturan Kaçkar Dağları, deniz seviyesinden 3.937 metre yüksekliğe ulaşır. Türkiye’nin en yüksek dördüncü dağı olan Kaçkar Dağları, 1994 yılında millî park ilan edilmiştir. 52.970 hektarlık geniş bir alanı kaplayan Kaçkar Dağları Millî Parkı, çok sayıda endemik bitki ve hayvan türüne de ev sahipliği yapar. Yüksek rakımlarda yer alan Büyük Deniz Gölü ve Dibektaş Gölü, bölgenin ünlü buzul göllerindendir. Ayder, Pokut, Elevit yaylalarının da bulunduğu parkta rafting, yamaç paraşütü, dağ bisikleti ve kış sporları gibi çeşitli doğa aktiviteleri yapılabilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Denali, Alaska” title_font_size=”13″]

    Alaska’da bulunan ve Kuzey Amerika’nın en yüksek noktası olan Denali Millî Parkı’ndaki bu görkemli dağ, deniz seviyesinden 6.190 metre yükseklikte yer alıyor. Hem Kuzey Amerika’nın hem de kutup bölgesinin en yüksek zirvesi olan Denali’ye tırmanmak; sert hava koşulları ve zorlu arazi yapısı nedeniyle son derece güçtür. Kış aylarında hava sıcaklığı -60 dereceye kadar düşebilir. Zirveye ulaşmak, dağcılar için büyük bir başarı kabul edilir ve her yıl birçok maceraperest bu zorluğu göze alarak Alaska’ya gelir. Tırmanışın güçlüğü nedeniyle başarı oranı düşük olan zirveye çıkmadan önce, dağcılar, yüksekliğe uyum (aklimatizasyon) sürecini dikkatlice planlamak zorundadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Matterhorn, İsviçre/İtalya” title_font_size=”13″]

    İsviçre ile İtalya sınırında yer alan Matterhorn Dağı, Avrupa’nın en tanınmış zirvelerinden biridir ve simetrik koni biçimindeki yapısıyla ünlüdür. Deniz seviyesinden 4.478 metreye kadar yükselen bu dağ, Alpler’in oluşumu sırasında iki tektonik plakanın çarpışmasıyla meydana gelmiş; zirvesinin bazı bölümleri Afrika levhasından koparak bu noktaya taşınmıştır. 14 Temmuz 1865’te İngiliz dağcı Edward Whymper ve ekibi Matterhorn’a ilk başarılı tırmanışı gerçekleştirmiştir. Ancak bu tırmanış sırasında ekipten dört kişi düşerek hayatını kaybetmiş ve olay, dağcılık tarihinin en bilinen trajedilerinden biri olarak kayıtlara geçmiştir. Matterhorn, günümüzde İsviçre’nin simgelerinden biri olarak kabul edilir ve özellikle çikolata başta olmak üzere birçok İsviçre ürününün tanıtımında sıkça kullanılmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Gökkuşağı Dağları, Çin ” title_font_size=”13″]

    Özenle işlenmiş bir sanat eserini andıran Zhāngyè Danxia Jeoloji Parkı’ndaki rengârenk sıra sıra dağlar, 2010 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilmiştir. Zhāngyè Danxia, dünya üzerindeki en çarpıcı “danxia” jeolojik oluşumlarından biri olarak kabul edilir. “Danxia”, kırmızı renkli kum taşı ve kayaların oluşturduğu özel bir yüzey tipidir. Dağlardaki parlak kırmızı, turuncu, sarı ve mavi tonlar; kum taşı ve diğer mineral yataklarının milyonlarca yıl süren tortulaşma ve oksidasyon süreçleriyle oluşmuştur. Her bir renkli katman, farklı dönemlerde biriken mineral tortularından meydana gelir. Kırmızı tonların kaynağı ise topraktaki demir oksittir. Gökkuşağı Dağları olarak da bilinen bu oluşumun en yüksek noktası, deniz seviyesinden yaklaşık 3.800 metre yüksekliğe kadar ulaşır. Bölgeyi ziyaret etmek için en uygun dönem, mayıs ile eylül ayları arasıdır. Bu aylar, güneş ışığının kayaların rengini daha canlı hâle getirdiği ve manzaranın en güzel şekilde görülebileceği zamanlardır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Kinabalu Dağı, Borneo Adası” title_font_size=”13″]

    Deniz seviyesinden 4.095 metre yüksekliğe ulaşan Kinabalu Dağı, Güneydoğu Asya’nın en yüksek zirvelerinden biridir. Borneo Adası’nın Malezya’ya ait bölümünde, Sabah eyaletinde yer alır ve 2000 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilen Kinabalu Millî Parkı’nın bir parçasıdır. Dağ, yaklaşık 10 milyon yıl önce oluşmuş bir granodiyorit plutonudur; yani yer kabuğunun derinliklerinde magmanın yavaşça soğuyup kristalleşmesiyle oluşan büyük bir kaya kütlesidir. Bu süreç sonunda ortaya çıkan granodiyorit oldukça dayanıklı bir magmatik kayaçtır. Zamanla çevresindeki daha yumuşak kayaçlar erozyonla aşınmış, geriye bu sert ve çıplak pluton zirvesi kalmıştır. Kinabalu’nun zirvesi bugün çıplak kayalıklarla kaplıdır ve yıl boyunca yoğun bulut örtüsüyle çevrilidir. “Sabah Alpleri” olarak da anılan bu etkileyici dağ, dünyanın en popüler tırmanış rotalarından biridir. Her yıl 40.000’den fazla kişi zirveye ulaşmak için bu doğa harikasını ziyaret eder.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Cerro Torre, Patagonya ” title_font_size=”13″]

    Cerro Torre, Arjantin ve Şili sınırındaki Patagonya bölgesinde yer alan, dik yamaçlarıyla ünlü bir zirvedir. Yaklaşık 3.130 metre yüksekliğiyle dünyanın en zorlu tırmanış rotalarından biri olarak kabul edilir. Sert rüzgârlar, dik buz duvarları ve ani hava değişimleri zirveye ulaşmayı son derece güçleştirir. Özellikle dağın tepesindeki büyük buz mantosu, tırmanışın önündeki en büyük doğal engeldir. Cerro Torre’nin ilk başarılı tırmanışı ise uzun yıllar tartışmalara konu olmuştur. 1959’da iki dağcı zirveye ulaştıklarını iddia etmiş ancak iniş sırasında birinin hayatını kaybetmesi ve yeterli kanıt sunulamaması nedeniyle bu tırmanış resmî olarak tanınmamıştır. Bu nedenle, 1974 yılında İtalyan bir ekip tarafından gerçekleştirilen tırmanış, dağın ilk doğrulanmış zirve çıkışı olarak kabul edilmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”Vinson Dağı, Antarktika” title_font_size=”13″]

    Antarktika’nın en batısında yer alan Ellsworth Dağları’nın bir parçası olan ve “Vinson Massif” olarak adlandırılan bu büyük dağ silsilesi, 21 kilometre uzunluğunda, 13 kilometre genişliğinde ve 4.892 metre yüksekliğindedir. Kış aylarında sıcaklık -40 dereceyi aşarken, yaz aylarında -20 dereceye kadar yükselir. Dağın zirvesi genellikle sakin rüzgârlara sahip olsa da ani hava değişiklikleri ve Antarktika’nın sert soğuğu, bu noktaya ulaşmayı oldukça zorlu hâle getirir. Dağ, 1958 yılında keşfedilmiş; zirveye ilk tırmanış ise 1966 yılında Amerikalı bir ekip tarafından gerçekleştirilmiştir. Tırmanışlar genellikle aralık ve ocak aylarında Antarktika’nın yaz mevsiminde yapılır. Bu dönemde Vinson Dağı’nda 24 saat boyunca gün ışığı görülür.

  • DOĞAYLA SARMAŞ DOLAŞ OLABİLECEĞİNİZ KARAVAN ROTALARI

    Karavanla güzel ülkemizin istediğiniz köşesine gidip, istediğiniz yerinde duraklayıp, istediğiniz kadar kalabilirsiniz, zaten karavan seyahatlerinin en cazip tarafı da sağladığı bu özgürlük duygusudur. Diğer bir ayrıcalığı ise gece yıldızları sayarak uyumaya, gündüzleri deniz, dağ, göl manzarasına uyanmaya imkân vermesidir. Hatta karavanlar için ayrılmış olan kamp alanları da genellikle doğanın en güzel köşelerinde yer alır. Eğer bir karavan kiralamışsanız gidebileceğiniz en güzel adreslerden bazıları şöyledir…

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”1#” title_font_size=”13″]

    Doğa harikası longozların en güzel örneklerinden biri Kırklareli-Demirköy ilçesindeki İğneada Longoz Ormanları’dır. Karadeniz kıyısındaki bu eşsiz doğayla birkaç gün baş başa kalmanın ideal yolu ise karavan seyahatidir. Bölgede temel ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek birden çok kamp alanı bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”2#” title_font_size=”13″]

    Sayısız doğal güzelliğin yer aldığı Yedigöller Milli Parkı karavanla tatil yapanların oksijen depolayabileceği muhteşem adreslerden biridir. Geceleri doğanın içinde konaklayıp gündüzleri uzun yürüyüşler yapmak, doğanın tadını kâh yalnız kâh diğer kampçılarla sosyalleşerek çıkarmak burada mümkündür.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”3#” title_font_size=”13″]

    Kapadokya göz alabildiğince uzanan volkanik oluşumlarla yıllardır dünyanın ilgisini çekmeye devam ediyor. Bu eşsiz coğrafyada, sabahları peri bacaları manzarasına uyanmak, en güzel gün doğumu ve gün batımlarına tanık olmak için karavanınızı park edebileceğiniz çok sayıda ücretli veya ücretsiz kamp alanı bulunmaktadır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”4#” title_font_size=”13″]

    Yüzünüzü göl manzarasına dönüp sırtınızı yemyeşil bir ormana yaslayabileceğiniz, sessizlik içinde zihninizi doyasıya dinlendirebileceğiniz adreslerden biri Karagöl’dür. Borçka ilçesindeki gölün çevresi karavan tatili için elverişlidir. Tabii bölgede yaban hayatının aktif olduğu da akılların bir köşesinde tutulmalıdır.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”5#” title_font_size=”13″]

    Üç tarafı, endemik bitkilerin ve yaban hayatının zenginleştirdiği yamaç ormanlarıyla çevrilmiş Kabak Koyu çakıl taşlı sahilinden turkuaz rengindeki eşsiz bir denize bakıyor. Her gün bu muhteşem manzarayla güne başlamak ve bitirmek isteyenler tüm ihtiyaçların karşılanabildiği çok sayıdaki kamp alanlarından birini tercih edebilirler.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”6#” title_font_size=”13″]

    Deniz, kum ve güneş üçlüsünün tadını doyasıya çıkarmak, gün içinde meyve ağaçları arasından geçip dere kıyısını takip eden uzun doğa yürüyüşleri yapmak ve yer yer kalıntılarla karşılaşmak eski bir Likya yerleşimi olan Olympos antik kentinde fazlasıyla mümkün. Kumluca ilçesindeki Olympos’ta yer alan kamping alanları özellikle yaz aylarında büyük ilgi görmektedir.

    [eltd_section_title alignment=”left” title=”7#” title_font_size=”13″]

    Ege Bölgesi’ndeki en güzel karavan rotalarından biri ise 380 metre yüksekliğinde, 6 kilometre uzunluğundaki Arapapıştı Kanyonu’dur. Dünya harikası olarak nitelenen ve koruma altında olan Arapapıştı Kanyonu’nun orta yerinde geceyi geçirmek de ancak karavancıların sahip olabileceği lükslerden biridir.